Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



29 Nisan 2007 Pazar

İbn Kayyım'dan Hikmetli Sözler

Hikmetli Sözler

Kendisiyle bizzat faydalanamayanın parçasıyla da faydalanılmaz.

Kulda, kendisiyle Allah arasında ve kendisiyle insanlar arasında bir perde vardır. Kim kendisiyle Allah arasındaki perdeyi yırtarsa, Allah da onun kendisiyle insanlar arasındaki perdeyi yırtar.

Kulun kendisiyle karşılaşacağı bir Rabbi ve içinde oturacağı bir evi vardır. Dolayısıyla Rabbiyle karşılaşmadan öne O'nu razı etmesi gerekir ve O'na gitmeden önce de evini inşa etmesi gerekir.

Vakti zayi etmek ölümden daha kötüdür. Çünkü vaktin zayi olması, seni hem Allah'tan ve hem de âhiret yurdundan koparır. Ölüm ise, seni ancak dünya ve ehlinden koparır.

Başından sonuna kadar dünya bir anlık sıkıntıya bile eşit gelmez. Öyleyse (bütün) ömrün sıkıntıları hakkında bu nasıl olur..?

Bugün sevilen yarın sevilmeyebilir. Bugün sevilmeyen yarın sevilebilir.

Dünyadaki en büyük kazanç, kişinin her vakit, kendisi için en üstün ve dirileceği günde kendisine en faydalı olanlarla uğraşmasıdır.

Bir anlık zevk için cennetini satan kimse hiç akıllı olur mu?!

Arif olan kul, dünyadan ayrılmadan önce iki önemli konuyu asla ihmal etmemiştir: Kendi nefsi için ağlamasını ve Rabbini övmesini.

Mahlukattan korktuğun zaman ondan alabildiğine kaçarsın. Ancak Allahu Teâlâ'dan korktuğun zaman O'na yakınlaşır ve dost olursun.

Şayet ilim amel olmadan fayda verseydi o takdirde Allahu Teâlâ kitap ehlinden olan hahamları yermezdi. Amel de ihlâs olmadan fayda verseydi o zamanda münafıkları yermezdi.

Tehlikeli şeyleri terk et. Aksi takdirde sende fikir hâlini alır. Fikir halindeyken de onu terk et. Yoksa bu, şehvet hâline dönüşür. Öyleyse bununla savaş. Eğer bunu yapmazsan o zaman da bu, yer edinir. Şayet onu terk etmezsen bu sefer de amele dönüşür. Şayet bunun zıddı olan bir şeyi tedarik edemezsen, bu sefer de bu âdet hâlini alır. Vaziyet artık bu duruma gelirse; bu âdeti bırakman oldukça zorlaşır.

Takva üç mertebedir:
1. Kalbin ve azaların haram ve günahlardan korunması,
2. Bunların kerih görülen şeylerden (mekruhlardan) korunması,
3. Malayani işlerden ve gereksiz konulardan korunması.
- İlk maddeye gelirsek, bu, kula hayatını vermektedir.
- İkincisine gelirsek; bu da kulun sağlığını ve kuvvetini sağlamaktadır,
- Üçüncüsü ise; kula sevinç, neşe ve ferahlık kazandırmaktadır.
Hakkın susturulması her müdafaa edildikçe Haklı tartışmacıya destek çıkan az olur. Sapar gider âlimden toplumun anlayışı Âlimin üzerine çıkar artık cahil kimse.

Allah'a yemin olsun, yetişip koştuğuma ulaşıyorum Benden değil, insanlardan bana toleranslı olandan değil Ümitsiz olunca ve neredeyse ümitsizlik beni kesince Ümitsizliğin yanı sıra bir ümit hızlıca koşar gelir

Allah kimi cennete sokarsa, onun etrafını saran kerih şeyler o kimseye gelmeden olmaz. Kimi de cehenneme sokarsa, onun etrafını saran şehevî şeyler o kimseye gelmeden olmaz.

Âdem (a.s.) cennette ebedî kalmayı ağacın yanında talep ettiği zaman oradan çıkarılmakla karşılık gördü. Yusuf (a.s.) da hapishaneden çıkmayı rüya gören adamın yanında talep ettiği zaman hapiste senelerce kaldı.

Günahlardan mutlaka sakın! Çünkü bunlar önceden izzetli olanı zillete sokmuştur:
"Ve o zaman meleklere: "Âdem'e secde edin!" dedik, hemen secde ettiler. Yalnız İblis dayattı, kibrine yediremedi, inkarcılardan oldu." (Bakara, 34)
Zelleler (Âdem'i) cennetten çıkartmışlardır:
"Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz ondan dilediğiniz yerde bol bol yiyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz. Bunun üzerine şeytan onları(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır." dedik." (Bakara, 35-36)

Ey bir anlık günahı kendisine bin seneye denk bir rahatsızlık veren kimse!
Pişmanlık ve üzüntüyle kıssaları yazar durursun ve onları en üzgün ve en pişman yüreğinle gönderirsin de sana:
"Derken Âdem Rabb'ından birtakım kelimeler aldı, (onlarla tevbe etti. O da) tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir." (Bakara, 37)

İblis, Adem'in (a.s.) cennetten çıkmasına çok sevindi. Ancak denizin dibine büyük inciler bulmak için dalış yapan bir dalgıcın bu inişinin bir de çıkışının olduğunu bilemedi.

Âdem'e: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" (Bakara, 30) diye buyruğu ile kaç kişi, ve: " Haydi git! Onlardan kim sana uyarsa" (İsra, 63) diye buyruğu ile kaç kişi..!
"Şayet günah işlemeseydiniz"
(Müslim'in (2749) Ebû Hüreyre'den yaptığı rivayet göre Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Nefsim elinde olana yemin olsun ki; şayet günah işlemeseydiniz, Allah sizi yok eder ve günah işleyip ardından da Allah'a istiğfar eden bir kavim getirirdi ve onları bağışlardı.")

Ey Âdem! Sana buyurduğum: "Oradan çık..." (Araf, 18) sözümden dolayı korkma sakın. Senin için ve salih zürriyetin için cennetleri yarattım.
Ey Âdem! Efendilerin birbirlerinin yanına geldikleri gibi Sen de bana gelirdin. Bugün ise, kölelerin efendilerinin yanına geldikleri gibi gelmektesin. Ey Âdem! Akıllı olmanla beraber ayağının sürçmelerini de bil ve tevbem kabul olmaz diye de hayıflanma! Kuşkusuz hayret hastalığı senden çıkartılmıştır. Sen kulluk elbisesi giydirildin:
"...Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa ki o sizin için bir hayırdır..." (Bakara, 216)
Ey Âdem! Yerini senden koparıp almak suretiyle çıkarmadım. Senin elinle orada (dünyada) bir imaretin tamamlanması için seni yönlendirdim ki işçiler (kullar) bana nafakalarını (ibadetlerini) göndersinler:
"Onların yanları yataklardan uzaklaşır, korku ve ümid içinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan hayra sarfederler." (Secde, 16)
Allah'a yemin olsun ki, Âdem'in işlediği hatasının yanında:
"...Âdem'e secde edin" dedik..." âyetindeki izzeti fayda vermedi.
"...Allah Âdem'e isimlerinin hepsini öğretti..." âyetindeki üstün/ü/c de yarar sağlamadı.
"...Seni elimle yaratmış olmam..." (Sad, 75) âyetindeki özellik de yarar sağlamadı.
"Sana ruhumdan üfledim..." (Hicr, 29) âyetindeki övgünlüğü de fayda sağlamadı. Âdem'e sadece:
"Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruzl." (Araf, 23) âyetindeki zillet içerisindeki duruşu fayda verdi.
Tevhid zırhını şükreden bedenine giydiği zaman düşmanların okları kendisini değil de başkasını öldürdü. İşlediği hatasıyla yara almıştı; ancak (tevbe etmesiyle) yarası iyileşti, kırılan kemiği düzeldi ve yaraları iyileşip, sanki hiç olmamış gibi ayağı kalktı.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)