Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir. Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Sahihu Muslim no: 867)
Allah'ım! Bize, günahla aramıza engel olacak kadar korkundan hisse ver. Bizi cennetine ulaştıracak kadar taatini nasib eyle. Dünya musibetlerini hafifletecek yakîn ver. Allah'ım! Bizi yaşattığın müddetçe kulaklarımızdan ve gözlerimizden faydalandır; ölümümüze kadar da onları devamlı kıl. Bize zulmedenlerden öcümüzü sen al. Bize düşmanlık edenlere karşı bize yardım et. Bizi dinimiz konusunda musibete uğratma. Dünyayı en büyük endişemiz ve gayemiz kılma. Bize acımayanları üzerimize musallat etme!" (Allahumme âmîn) Tirmizi (3502) Şeyh Elbani "Hasen" demiştir Sahihu't-Tirmizi (2783)

Başlıkları görmek için resme tıklayın

Daru's-Sunne Dersanesi Satışı Yapılan Kitaplar

Ey İnsanlar Seti: 50 Tl.

Daru's-Sunne Kitap Seti: 40 Tl.

Sipariş için:
E-Mail: Darussunne@hotmail.com
Tel: 0 535 925 15 97


* Davete Karıştırılan Video Bid'ati Sona Erinceye Kadar Bu Fitneyle Mücadele Etmek Farzdır!
Buraya tıklayın...

! ! "Selefî hoca(!) olarak arzı endam edip de suretlerini sitelerine koyanlar!!
Birileri sizin putunuzu görüp de taparsa - sufilerin şeyhlerinin resimlerine rabıta yaptıkları gibi - ve yarın Allah size: "Bunlara siz mi dediniz: "Allah ile beraber bize de kulluk edin?!" diye, ne cevap vereceksiniz? Yoksa bunu uzak mı görüyorsunuz? Unutmayın ki tevhid kelimesini dahi ne için söylediklerini bilmeyen topluluklar gelecektir. Tevhidden bu kadar habersiz kalacak toplumlara miras olarak suretlerinizi mi bırakmak istiyorsunuz? Hali hazırda Allah ve rasulünün haram kıldığı suretlerin helal sayılmasına sebep olmuyor musunuz? Sizi rab edinenler hakkında sorulduğunuzda ne cevap vereceksiniz? Bu büyük günahı açıktan işlemekle dinde şahitlik vasfınızı kaybettiğinizin farkında mısınız? Yoksa sizin de mi Allah'ın haramlarını size helalleştiren, rab edindiğiniz hoca(!)larınız var?!! Her bakımdan kâmil, eksiksiz İslam dininin davetine apaçık haram olan bir unsuru katarak büyük bir bid'at çıkardınız! Berrak kaynakları bulandırdınız. Ya bu işten tevbe edin ya da Allah bu dini sizlerin kirinden temizleyecektir.

Daru's-Sunne Dersanesi Düzenli Dersler

Her Pazar akşamı Türkiye saati ile 21:00-22:00 saatleri arasında internet üzerinde canlı olarak, Akide, Hadis Usulü ve Tarihi, Tezkiye (Hadis Şerhleri) ve Menhec konularında düzenli dersler başlayacaktır.
Dersler inşaallah 05.02.2012 Pazar günü saat 21:00'de başlayacaktır.
Akide Dersleri: Ebû Said Muhammed el-Yarbûzî
Menhec Dersleri: Ebû Umer Soner Bilgili
Hadis Usûlü ve Tarihi: Ebû Huzeyfe Mes'ûd Körpe
Tezkiye (Hadis Şerhleri): Ebû Muâz Seyfullah el-Çubukâbâdî
Katılmak isteyenlerin bu tarihe kadar bulundukları muhitte tecvid ile Kur’an okumayı öğrenmiş olmaları şart koşulacaktır. Zira Kur’an okumasını bilmeyen bir müslümanın başka ilimleri öğrenmeye çalışması lüzumsuz bir gayrettir.
Derslere, programı aksatmamak şartıyla katılmak isteyenlerin
darussunne@hotmail.com adresine
isim, soy isim, doğum tarihi, ikamet ettiği yer ve öğrenim durumunu bildiren bir e-mail ile başvuru yapmaları gerekmektedir.

Ders programı ve detaylı bilgiler, değerlendirilen başvurulardan sonra ilgililerin e-mail adresine iletilecektir.

17 Mart 2009 Salı

Bazı Fetvalardan Tercemeler

Fetvalar
Tercüme: Ebu Muaz
Şeyh Muqbil b. Hadi el-Vadii Rahimehullah’ın İki Fetvası
1- Soru: Hüküm yalnız Allahın olmasına rağmen, “Halkın kendi kendini yönetmesi” sözlerinin anlamı nedir? Oylama Allahın şeriatına muhalif olursa tabi olunabilir mi?
Cevap: Halkın kendi kendini yönetmesi demokrasidir ve bu küfürdür. Zira Allah Teala:
“Hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz." (Kehf 26) buyurmuştur. Demokrasi küfürdür başlıklı sesli kaydımız da vardır.
Oylamaya gelince, bu Müslümanlara karşı taraf olmaktır. Bu dinde pazarlıktır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Bütün cahiliye işleri ayaklarımın altındadır” (Müslim (2137) Bizim de: “Partilerin, Ba’asçıların, Nasırilerin görüşleri ayaklarımızın altındadır” dememiz gerekir. Ama Allah’ın kitabını millet meclisine koymamız halinde Kitap ve sünnete aykırı bir oylama yapıldığında, “Millet meclisinin söylediğini alırız” demek küfürdür. “Öyleyse bu haksız bir paylaşma“ (Necm 22) Allah yardımcımız olsun.
(Mecmuul Fetava’l-Vadii 1/154)
2- Soru: İnsanların bir çoğu Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in: “Şeytan arap yarımadasında kendisine ibadet edilmesinden ümit kesmiştir” hadisini delil getirerek Arap yarımadasında şirk olmayacağını söylüyor.
Cevap: Şeytanın ümit kesmesi hüccet değildir. O namaz kılanların ibadetinden ümit kesmiş ve namaz kılmayanlara çıkmıştır. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Devs kabilesinin kadınlarının kıçları Zu’l-Halasa putu için sallanmadıkça kıyamet kopmaz.” (Buhari (6583) Müslim (5173)
İşte Arap yarımadasında Allah’tan başkasına dua edenler! İşte Allah’ın indirdiğinden başkası ile hükmedenler! Allah’ın indirdiğinden başkasıyla hükmetmek şirktir. İşte Allah’tan başkasına itikad besleyenler!
Bu sadece şeytanın bir zannıdır ve o zannında hata etmiştir. Şirk günümüzde de kol gezmektedir. Mesela Müslümanların yöneticilerinin hükümde bulunduğu meclisler buna bir örnektir. Bu şekilde muhakeme şirk ve küfürdür. Birleşmiş Milletlerin hükümleri şirk ve küfürdür.: “Yoksa, Allah'ın dinde izin vermediği bir şeyi onlara meşru kılacak ortakları mı vardır?“ (Şura 21)
İşte Irak tagutu Saddam! İşte Kaddafi! Savtu’l-Ummal ve el-Mesar gazeteleri: “el-Vadii Müslümanları tekfir ediyor” diyorlar! Bilakis ben ehl-i sünnetim ey gafiller! Müslümanları değil, kafirleri tekfir ediyorum! Allah’ın kendilerine vacip kıldıklarını yerine getirerek namaz kılanlara gelince, ben onları tekfir etmiyorum. Size meydan okuyorum: bir müslümanı tekfir ettiğimi ispatlayın!
Bu gazeteleri rezil ederek onların partici olduklarını Müslümanlara bildiren Allah’a hamd olsun. Onların partici olduklarını söylediğimizde hakkımızda: “Siz çok sertsiniz, siz şöylesiniz, siz böylesiniz…” diyorlardı. Bizim bu gazetelerin partici olduğunu yazmaktaki amacımız; Müslümanlara onların partici olduklarını ve küfre hizmet ettiklerini bildirmekti.
Bu zamanda tagutlar çoktur. Millet meclisi taguttur, ülkemizdeki partici bakanlar taguttur. Ey Cezayirli’ler! Şazeli b. Cedid taguttur. Fransa Şazeli b. Cedid’e öfkelenmiş ve ülkesine girmekle tehdit etmiştir. Bu, Şazeli b. Cedid’in Fransa için çalıştığını ve onlara vekalet ettiğini gösterir.
Mecmuu’l-Fetava’l-Vadii (1/139-140)
Şeyh Bin Baz’ın Fetvalarından:
Peygamberler ve Salihler Hakkında Aşırılık Yaptığı Bilinen Kimsenin Arkasında Namaz Kılmanın Hükmü
Hamd Allah içindir. Allah rasulüne, ehli beytine ve ashabına salat ve selam olsun. Bundan sonra
Yemen’deki Suudi öğretim heyeti üyeleri h.1395 yılında bana zeydiyye mensuplarının arkasında namaz kılmanın hükmünü sordular. Ben de 3.9.1395 hicri tarihinde “onların arkasında namaz kılınmaz” şeklinde cevap vermiştim. Zira onlarda bulunan genel durum; ehli beyt hakkında aşırılık, dualarında onlardan yardım isteme, onlar için adak adama ve buna benzer şeylerdir. Buna binaen pek çok yoldan bana ulaştığına göre Zeydîler ehli beyt hakkında, onlara seslenerek yardım isteme gibi şirk türleriyle aşırı gittiklerinden benden bu şekilde bir cevap sadır olmuştu. Sonra bana bu günlerde yani h.1396 yılı Şaban ayında ulaştı ki, Yemen’deki ilim ehlinden bu fetvamı garip bulan birçok kimse ve Medine’deki Camiatu’l-İslamiye’den ilmine ve dinine güvenilenlerden olup, bu fetvamı garip bulan bir cemaat şöyle dediler: “Bizim bildiğimize göre Zeydiyye alimlerinde galip olan durumda ehli beyt hakkında aşırılık yoktur. Bu aşırılığa düşenler ise bazı Zeydiyye mensuplarından ilmi ve basireti olmayan, tevhidin hakikatini ve şirkin hakikatini bilmeyen avam olanlarıdır.” Böylece Zeydiyye alimlerinin ehli beyt hakkında aşırı gidenlere ve şirke karşı çıktıklarını bildiklerini, bazılarının veya avamından bazısının şirke düşmesiyle genelinin töhmet altında bırakılmasının caiz olmayacağını zikrettiler. Bu yüzden bu fetvanın tekrar düşünülmesi gerekir. Vacip olan hakkı almaktır. Hak, müminin yitiği olup nerede bulursa alması gerekir. Diyorum ki:
Şüphesiz zikri geçen bu fetva, içinde bulunan genelleme ve mutlaklaştırmaya nisbetle dönüş yaptığım bir fetvadır. Zira amaç hakkı almak ve ona davet etmektir. Bir Müslüman’ı tekfir etmekten veya şer’i bir delil olmadan bir Müslüman’ın arkasında namaz kılmaya engel olmaktan Allaha sığırım. Her insanın suçundan dolayı sorumlu tutulması ve sözlerinden ve amellerinden zahir olanları ile ona hükmedilmesi vaciptir. Ehli beyt hakkında veya bir başkası hakkında aşırılığı olduğu bilinen her imamın, ister zeydî olsun ister başkalarından olsun, Yemen’li veya başka bir yerden olsun fark etmez, onun arkasında namaz kılınmaz. Böyle bir hali bilinmeyen zeydiyye mensubu veya Müslümanlardan bir başkasının arkasında namaz kılınır. Müslüman’ın arkasında namaz kılınmasına engel olmayı gerektiren hallerden selamette olması asıldır. Aynı şekilde şirk işlediğine veya bunu caiz gördüğüne dair açık bir durum, adil bir delil bulunmadıkça müslümana şirk ile hükmetmekten selamette bulunması asıldır. İtikad ettiğim ve şuan Yemen’de ve başka yerlerde bulunan kardeşlerim için ilan ettiğim işte budur. Hakkın müminin yitiği olduğu ve nerede bulursa alması gerektiği daha önce geçmişti. Bilinmektedir ki, ismet Allah’a aittir ve Allah Azze ve Celle’den bildirdiklerinde rasulüne aittir. Her müftü, her alim ve her ilim talibi bazı hatalara veya bazı genellemeye düşmüştür. Hakkın apaçık ortaya çıkıp zuhur etmesinden sonra da ona dönüş yapmak, şeref ve fazilettir. Peygamber sallallahu aleyhi ve selem’in zamanından bu güne kadar ilim ehlinin tuttuğu yol da budur. Nitekim ilim ehli böyle bir davranışı övmüşler, bu övülmüş yolu tutanlara teşekkür etmişlerdir. Bütün durumlarda bize ve başkalarına vacip olan hakka dönüş yapıp onu almaktır. Allah Azze ve Celle’den bizi razı olduğu şeylere muvaffak kılmasını, bizi, Yemen’deki ve başka yerlerdeki kardeşlerimizi söz ve amelde hakka isabetle nimetlendirmesini dileriz. Muhakkak ki Allah Subhanehu ve Teala hakkıyla işitendir, yakındır. Allah peygamberimiz Muhammed’e, ehli beytine ve ashabına salat ve selam etsin.
Bu cevabın yazılış tarihi: 24/9/1396 h. Cüz no: 4 sayfa no: 313
Beyşe’den A.İ.B. sorusunda şöyle diyor: “Bazı insanların şaşırtıcı bir söz işittiklerinde veya garip bir şey gördüklerinde “Ya Vechallah (ey Allah’ın yüzü)” dediklerini işitiyorum. Böyle söylemenin hükmü nedir? Allah size hayırlı karşılıklar versin. (Bu soru, Mecelletu’l-Arabiye dergisi tarafından kendisine sorulan sorulardandır. Bu soruyu Hicri 19.4.1419 tarihinde cevaplamıştır.)
Bütün ilim ehline göre; Müslümanlardan hiç biri için “Ya vechalllah (ey Allah’ın yüzü) ya ilmallah (ey Allah’ın ilmi) ya rahmetallah (ey Allah’ın rahmeti)” veya buna benzer şekilde Allah’ın sıfatlarıyla seslenerek dua etmesi caiz değildir. Vacip olan ancak Allah Subhanehu’nun güzel isimleriyle dua etmektir. Zira Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: “Allah'ın güzel isimleri vardır; O'na bu isimlerle duâ edin.” (A’raf suresi 180. Ayet)
Ya Allah, Ya Rahman, Ya Rahim ve buna benzer isimlerle dua edilir. Allah Azze ve Celle’nin sıfatlarıyla tevessül ederek: “Allah’ım! Senden istiyorum muhakkak sen Azimsin. Veya; Yüce kudretinle senden istiyorum yahut; hilmin ile senden istiyorum ve buna benzer şekilde dua etmek müstehaptır. Tevfikin sahibi Allah’tır.
28. cilt 403. sayfa
Ehl-i Sünnet vel-Cemaat’in kabir azabı hakkındaki akidesi nedir? Azap sadece ruha mıdır yoksa ruh ile birlikte cesede midir?
Kabir azabına ve nimetlerine iman etmek Ehli sünnet vel-cemaatin akidesindendir. Ölü ya nimet yahut azap görür. Ehli Sünnet ve’l-Cemaat buna iman eder. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bunu haber vererek: “Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe yahut ateş çukurlarından bir çukurdur” buyurmuştur. Müslüman’ın buna iman etmesi gerekir. Allah Azze ve Celle peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem’i kabrinde azap gören iki şahsın duruma muttali kılmış, birinin laf taşıdığını diğerinin de idrar sıçrantılarından sakınmadığını haber vermiştir.
Ehli sünnet vel-Cemaat kabir azabı ve nimetlerinin ruh ile birlikte cesede olduğuna, bunun hak olduğuna iman ederler. Lakin ruhun nasibi daha fazladır. Allah Azze ve Celle Firavun ailesi hakkında şöyle buyurmuştur: “Onlar, sabah akşam ateşe sunulmaktadırlar.” (Gafir (Mumin) suresi 46. Ayet) Aynı şekilde Salih mevta da kabrinde nimet görür. Salih olmayanlar kabrinde azaba uğrar. Diriliş ve ruhların neşrinden sonra kıyamet gününün azabı daha şiddetli, nimetleri ise daha büyüktür.
28. cilt 66, 67. sayfa

11 Mart 2009 Çarşamba

Sohbet Adabı Hakkında 40 Hadis

Hafız Ebu Nuaym el-İsfahani’den Sohbet Adabıyla İlgili 40 Hadis
Hazırlayan ve Tercüme eden: Ebu Muaz Seyfullah Erdoğmuş
1- Aişe radıyallahu anha’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
“İnsanların en şerlileri; kötülüklerinden korkulduğundan dolayı kendilerine ikram edilen (saygı gösterilen)lerdir.”
(Ebu Nuaym Hilye (6/335) Sunenu’l-İsfahani (2248)
2- İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“İnsanların arasına karışıp onlardan gelecek eziyetlere sabreden mümin, insanların arasına karışmayan ve onlara sabretmeyen müminden daha üstündür.”
(Ebu Nuaym Hilye (7/365) Sünenu’l-İsfahani (2249)
3- Sehl b. Sad radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kendisi için gözettiği fazileti senin için gözetmeyen kimseyle arkadaşlık etme”
(Ebu Nuaym Hilye (10/25) Sunenu’l-İsfahani (2252)
4- Aişe radıyallahu anha’dan: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem insanlara seviyelerine göre hitap etmemizi emretmiştir.”
(Ebu Nuaym Hilye (4/379) Sunenu’l-İsfahani (2253)
5- Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Salih kimse Salih haberle gelir, kötü kimse de kötü haberle gelir”
(Ebu Nuaym Hilye (3/95) Sunenu’l-İsfahani (2257)
6- Muaz b. Cebel radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kimseyi seversen onunla tartışma, ona zulmetme, ona işaret etme, onu sorgulama. Muhtemeldir ki onun bir düşmanıyla karşılaşırsın da onda olmayanı sana haber verir böylece aranızı ayırır.”
(Ebu Nuaym Hilye (5/136) Sunenu’l-İsfahani (2265)
7- Ümm Gülsüm radıyallahu anha’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“İnsanların arasını düzeltmek için hayrı söyleyen yalan söylemiş olmaz.”
(Ebu Nuaym Hilye (6/266) Sunenu’l-İsfahani (2278)
8- Vasile radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kardeşinin düştüğü olumsuz bir durumu yayma. Sonra Allah onu kurtarır da seni belaya uğratır.”
(Ebu Nuaym Hilye (5/186) Sunenu’l-İsfahani (2291)
9- Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Muhakkak ki kişi, meclisinde bulunanları güldürmek için bir kelime söyler de, bu sebeple Süreyya yıldızından daha uzak bir yere düşer.”
(Ebu Nuaym Hilye (3/164, 8/178) Sunenu’l-İsfahani (2294-95)
10- İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem laf taşımaktan, gıybet etmekten ve gıybete kulak vermekten yasakladı.”
(Ebu Nuaym Hilye (4/93) Sunenu’l-İsfahani (2297)
11- İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir topluluğu onlar hoşlanmadığı halde (diğer rivayette onlar kendisinden kaçtığı halde) dinleyen kimsenin kulaklarına kurşun dökülür.”
(Buhari Edebu’l-Mufred (1159) Ahmed (1/359) Tirmizi (1751) Ebu Davud (5024) Ebu Nuaym Hilye (6/276) Sunenu’l-İsfahani (2304)
12- Muaz b. Cebel radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Rabbim Azze ve Celle’nin beni putlara ibadetten sonra yasakladığı şeylerin başında içki içmek ve insanlara kaba saba sözler etmek vardır.”
(Ebu Nuaym Hilye (5/235, 9/303) Sunenu’l-İsfehani (2307-2308)
13- Nevvas b. Sem’an radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kardeşine bir söz söylediğinde onun seni doğrulaması, fakat senin onu yalanlaman ne büyük bir hainliktir!”
(Ebu Nuaym Hilye (6/99) Sunenu’l-İsfahani (2313)
14- Ebu’d-Derda radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kimseden bir söz işiten onu nakletmeye heveslenmesin. Zira o gizli tutmanı istememiş olsa bile, bir emanettir.”
(Ebu Nuaym Hilye (3/359) Sunenu’l-İsfahani (2314)
15- Cabir radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir ayıbı gizleyen kimse, diri olarak gömülen bir çocuğu diriltmiş gibi olur.”
(Ebu Nuaym Hilye (5/233) Sunenu’l-İsfahani (2315)
16- Muaviye radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Muhakkak ki sen, insanların kusurlarının peşine düşersen onları ifsat edersin ya da neredeyse ifsat etmiş olursun.”
(Ebu Nuaym Hilye (6/118) Sunenu’l-İsfahani (2316)
17- Harmele b. İyas radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah’tan kork! Bir meclise gidip de oradan ayrıldığın zaman, onlardan işittiklerinden hoşuna gidenleri naklet. Hoşuna gitmeyenleri nakletme!”
(Ebu Nuaym Hilye (1/358) Sunenu’l-İsfahani (2317)
18- Aişe radıyallahu anha’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Muhakkak ki Allah her işte Rıfkı (yumuşak muameleyi) sever.”
(Ebu Nuaym Hilye (6/350) Sunenu’l-İsfahani (2412)
19- Safvan b. Assal el-Muradi radıyallahu anh’den: “Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte bir yolculuktaydık. Bir adam bize doğru gelmeye başladı. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onu görünce:
“Bu kimse, kavminin ne kötü bir mensubu ve ne kötü bir adamdır” dedi. Adam gelince onu meclisine yaklaştırdı. Sonra adam gidince dediler ki:
“Ey Allah’ın rasulü! Onu gördüğünde kavminin ne kötü bir mensubu ve ne kötü adam olduğunu söyledin. Sonra meclisine yaklaştırdın.” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Şüphesiz o munafık bir kimsedir. Nifakını idare ettim ve başkalarını bana karşı ifsat etmesinden sakındım.”
(Ebu Nuaym Hilye (4/191) Sunenu’l-İsfahani (2425)
20- Cabir radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
“İnsanları idare etmek (bazı kusurlarına göz yummak) sadakadır.”
(Ebu Nuaym Hilye (8/246) Sunenu’l-İsfahani (2426)
21- İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Selamdan önce söze başlayana cevap vermeyiniz”
(Ebu Nuaym Hilye (8/199) Sunenu’l-İsfahani (2495)
22- Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bazı kimseler bir topluluğa uğrar da içlerinden biri onlara selam verirse ve o topluluktakilerden biri bu selamı alırsa, selam verenlere de, selam alanlara da yeterlidir.”
(Ebu Nuaym Hilye (8/251) Sunenu’l-İsfahani (2496)
23- Ebu’d-Derda radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Çokça lanet okuyan kimseler (dünyada) şahit olamazlar ve kıyamet gününde de şefaatçi olamazlar.”
(Ebu Nuaym Hilye (3/259) Sunenu’l-İsfahani (2511)
24- Abdullah Bin Amr Radıyallahu anhuma dedi ki;
“Bir delil üzere olmadığın şeyi bırak, seni ilgilendirmeyen şey hakkında konuşma, gümüşünü (paranı) koruduğun gibi dilini muhafaza et.”
İbn Ebi’d-Dunya Kitabu’s-Samt (24) İbnü’l-Mübarek Zühd (s.29 no:89) Hennad Zühd (v.103) İbni Hibban Ravzatü’l-Ukala (s.55) Ebu Nuaym Hilye (1/288)
25- Esved Bin Asram el-Muharibi Radıyallahu anh’den; “Dedim ki bana tavsiyede bulun ey Allah’ın Rasulü!” Buyurdu ki;
“Eline sahip ol” Dedim ki;
“Elime sahip olamazsam?" Buyurdu ki;
“Diline sahip olamaz mısın?”
“Dilime de sahip olamazsam?" Dedim. Buyurdu ki;
“Elini ancak hayır için genişlet (hayır yolunda cömert ol), dilinle de sadece iyi şeyler söyle”
İbni Ebi’d-Dünya Kitabu’s-Samt (s.178, no:5) Taberani (8/273) Ebu Nuaym Ahbaru Isbehan (2/379)
26- Zeyd Bin Eslem Radıyallahu anh’den; “Ömer Bin el-Hattab Radıyallahu anh, Ebu Bekr Radıyallahu anh’a uğradığında onu dilini uzatmış halde gördü. Dedi ki;
“Ne yapıyorsun ey Allah Rasulünün halifesi?” Dedi ki;
“İşte bu beni ne hallere soktu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;
“Vücutta dilin hiddetinden dolayı Allah’a şikâyetçi olmayan bir organ yoktur.”
İbn Ebi’d-Dünya Kitabu’s-Samt (13) Ebu Yala Müsned (1/4) İbni Sünni Amelü’l-Yevme ve’l-Leyle (7) İbn Ebi’d Dünya Kitabu’l-Vera (465/2) Ebu Bekr Bin Nakur Fevaidu’l-Hisan (133/1) Ebu Nuaym Ruvvat An Said Bin Mansur (209/1) Beyhaki Şuab (9/65)
27- Abdullah Bin Mes’ud Radıyallahu anh dedi ki;
“Kendisinden başka İlah olmayan zata yemin olsun ki, yeryüzünde dilden daha uzun süre hapsedilmeye layık bir şey yoktur.”
İbn Ebi’d Dünya Samt (s.190, no:16) İbnü’l-Mubarek Zühd (s.129 no:184) Ahmed Zühd (s.162) Hennad Bin es-Seri Zühd (103) Ebu Nuaym Hilye (1/134) İbni Hibban Ravzatu’l Ukala (s.48) Ebu Ubeyd Kitabu’l Emsal (s.39 no:18) Askeri Cemheratu’l-Emsal (1/22)
28- Muaz Bin Cebel radıyallahu anh dedi ki; “Ey Allah’ın Rasulü! Bana tavsiyede bulun” Buyurdu ki;
“Allah’a O’nu görür gibi ibadette bulun. Kendini ölülerden say. Dilersen sana, kendisiyle bunlara sahip olabileceğin şeyi göstereyim.” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, eliyle dilini gösterdi ve buyurdu ki;
“İşte budur.”
Kitabu’s-Samt (22) Benzerleri; Ahmed (2/343) Ebu Nuaym Hilye (6/115, 8/202)
29- Ya’la Bin Ubeyd’den; Yanımıza Muhammed Bin Sûka Radıyallahu anh girdi ve dedi ki;
“Size faydalanmış olduğum, sizin de faydalanacağınızı umduğum bir söyleyeceğim. Bize Ata Bin Ebi Rebah Radıyallahu anh şöyle demişti;
“Sizden öncekiler, fuzuli sözlerden hoşlanmazlardı. Allah’ın kitabını okumak, iyiliği emretmek, kötülüğü yasaklamak ve geçimleri için söylemeye mecburen muhtaç oldukları sözler dışındakileri, fuzuli sayarlardı. Şu ayetleri inkar mı edersiniz;
“Hâlbuki Üzerinizde gözcü melekler, kıymetli kâtipler var.” (İnfitar 10-11)
“Hatırla ki, biri sağında, biri solunda iki melek, işlediklerini tesbit ederler.” (Kaf 17)
“Ağzından bir söz çıkmaz ki yanında hazır bir gözcü bulunmasın.” (Kaf 18)”
"Sizden biriniz, amel defteri açıldığında içindekilerin çoğunun ne diniyle nede dünyasıyla alakalı olmayan şeylerle dolmuş olmasından utanmaz mı?"
Kitabu’s-Samt (78) Hennad Zühd (104) Ebu Nuaym Hilye (7/65)
30- eş-Şa’bî Radıyallahu anh dedi ki; “İnsanlara hitap eden hiçbir hatip yoktur ki, kıyamet günü hutbesi kendisine arz olunmasın.”
Kitabu’s-Samt (95) İbnü’l-Mübarek Zühd (136) Ebu Nuaym Hilye (4/312)
31- İbni Abbas Radıyallahu anhuma’dan; “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;
“Kardeşinle çekişme ve ona şaka yapma. Ona bir söz verdiğinde sözünden dönme”
Kitabu’s-Samt (123) Tirmizi (4/359) Buhari Edebü’l-Müfred (394) Ebu Nuaym Hilye (3/344)
32- Tarık radıyallahu anh’den; Sa’d (bin Ebi Vakkas) ile Halid (Bin Velid) radıyallahu anhuma arasında bir konuşma geçmişti. Bir adam Sa’d radıyallahu anh’ın yanına giderek Halid Radıyallahu anh’ın aleyhinde konuştu. Sa’d Radıyallahu anh dedi ki;
“Sus! Bizim aramızdaki şey dinimize varmadı.”
İbn Ebi’d-Dunya Kitabu’s-Samt (248) Ebu Nuaym Hilye (1/4)
33- Cabir radıyallahu anh'den; Bizler peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında idik. Çirkin bir koku geldi. Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;
"Şüphesiz münafıklardan bazı insanlar, Müslümanlardan bazılarının gıybetini yaptı. İşte bu kokunun sebebi budur."
Kitabu’s-Samt (618) Ahmed (3/351) Ebu Nuaym Hilye (8/121)
34- Mutarrif (İbnuş-Şıhhîr) radıyallahu anh’den; “Allah’ın Celali göğsünüzde büyüsün. Biriniz O’nun ismini, köpeğine, eşeğine, koyununa “Allah’ım onun belasını ver” demek için zikretmesin.”
Kitabu’s-Samt (634) İbnü’l-Mubarek Zühd (s.71) Ebu Nuaym Hilye (1/209)
35- Hunas Bin Suhaym dedi ki; “Ziyad Bin Hudayr (ya da Cüdeyr) ile mezbeleden dönmüştüm. Konuşmam arasında
“Hayır, emanete yemin ederim ki” dedim. Bunun üzerine Ziyad ağlamaya başladı, bir süre ağladı. Ben kötü bir şey yaptığımı anladım ve ona;
“Söylediğim çirkin bir şey miydi?” dedim. Dedi ki;
“Evet, Ömer radıyallahu anh bizleri emanet ile yemin etmekten şiddetle sakındırırdı.”
Kitabu’s-Samt (635) İbnü’l-Mubarek Zühd (s.70) Ebu Nuaym Hilye (4/196)
36- Ebu Salebe el-Huşeni radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Muhakkak ki sizlerin bana en sevimli ve en yakın olanlarınız ahlakı en güzel olanlarınızdır. Benden en uzak olanlarınız ise ahlakı en kötü olanlarınız, gevezelik yapanlarınız, sözü uzatıp gereksiz ayrıntılara dalanlarınız ve övünerek yapmacık konuşanlarınızdır.”
Ebu Nuaym Hilye (3/97, 5/188) Sunenu’l-İsfahani (2396, 2403)
37- Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a şükretmiş olmaz.”
Ebu Nuaym Hilye (9/22) Sunenu’l-İsfahani (2422)
38- İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah’a sığınanı sığındırınız. Sizden Allah adıyla bir şey isteyene veriniz, size iyilikle gelene karşılık veriniz. Hiçbir şey yapamazsanız o iyiliği övünüz. Ta ki sizlerin karşılık verdiğiniz bilinsin.”
Ebu Nuaym Hilye (9/56) Sunenu’l-İsfahani (2423)
39- İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kimse, fısıldaşan iki kişinin arasına onların izni olmadan giremez.”
Ebu Nuaym Hilye (8/198) Sunenu’l-İsfahani (2309)
40- İbn Mesud radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Üç kişi olduğunuz zaman içinizden ikisi, üçüncünüzü katmadan aralarında fısıldaşmasın. Zira böyle bir hareket onu üzer.”
Ebu Nuaym Hilye (4/107) Sunenu’l-İsfahani (2310)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente vahdeke la şerîke leke estağfiruke ve etûbu ileyk" (İbn Bişrân Emâlî, 291, Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)
pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" name="obj1" width="468" height="60" /> Cevâmiu'l-Kelim Programı Ücretsiz