Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir. Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Sahihu Muslim no: 867)
Allah'ım! Bize, günahla aramıza engel olacak kadar korkundan hisse ver. Bizi cennetine ulaştıracak kadar taatini nasib eyle. Dünya musibetlerini hafifletecek yakîn ver. Allah'ım! Bizi yaşattığın müddetçe kulaklarımızdan ve gözlerimizden faydalandır; ölümümüze kadar da onları devamlı kıl. Bize zulmedenlerden öcümüzü sen al. Bize düşmanlık edenlere karşı bize yardım et. Bizi dinimiz konusunda musibete uğratma. Dünyayı en büyük endişemiz ve gayemiz kılma. Bize acımayanları üzerimize musallat etme!" (Allahumme âmîn) Tirmizi (3502) Şeyh Elbani "Hasen" demiştir Sahihu't-Tirmizi (2783)

Başlıkları görmek için resme tıklayın

Daru's-Sunne Dersanesi Satışı Yapılan Kitaplar

Ey İnsanlar Seti: 50 Tl.

Daru's-Sunne Kitap Seti: 40 Tl.

Sipariş için:
E-Mail: Darussunne@hotmail.com
Tel: 0 535 925 15 97


* Davete Karıştırılan Video Bid'ati Sona Erinceye Kadar Bu Fitneyle Mücadele Etmek Farzdır!
Buraya tıklayın...

! ! "Selefî hoca(!) olarak arzı endam edip de suretlerini sitelerine koyanlar!!
Birileri sizin putunuzu görüp de taparsa - sufilerin şeyhlerinin resimlerine rabıta yaptıkları gibi - ve yarın Allah size: "Bunlara siz mi dediniz: "Allah ile beraber bize de kulluk edin?!" diye, ne cevap vereceksiniz? Yoksa bunu uzak mı görüyorsunuz? Unutmayın ki tevhid kelimesini dahi ne için söylediklerini bilmeyen topluluklar gelecektir. Tevhidden bu kadar habersiz kalacak toplumlara miras olarak suretlerinizi mi bırakmak istiyorsunuz? Hali hazırda Allah ve rasulünün haram kıldığı suretlerin helal sayılmasına sebep olmuyor musunuz? Sizi rab edinenler hakkında sorulduğunuzda ne cevap vereceksiniz? Bu büyük günahı açıktan işlemekle dinde şahitlik vasfınızı kaybettiğinizin farkında mısınız? Yoksa sizin de mi Allah'ın haramlarını size helalleştiren, rab edindiğiniz hoca(!)larınız var?!! Her bakımdan kâmil, eksiksiz İslam dininin davetine apaçık haram olan bir unsuru katarak büyük bir bid'at çıkardınız! Berrak kaynakları bulandırdınız. Ya bu işten tevbe edin ya da Allah bu dini sizlerin kirinden temizleyecektir.

Daru's-Sunne Dersanesi Düzenli Dersler

Her Pazar akşamı Türkiye saati ile 21:00-22:00 saatleri arasında internet üzerinde canlı olarak, Akide, Hadis Usulü ve Tarihi, Tezkiye (Hadis Şerhleri) ve Menhec konularında düzenli dersler başlayacaktır.
Dersler inşaallah 05.02.2012 Pazar günü saat 21:00'de başlayacaktır.
Akide Dersleri: Ebû Said Muhammed el-Yarbûzî
Menhec Dersleri: Ebû Umer Soner Bilgili
Hadis Usûlü ve Tarihi: Ebû Huzeyfe Mes'ûd Körpe
Tezkiye (Hadis Şerhleri): Ebû Muâz Seyfullah el-Çubukâbâdî
Katılmak isteyenlerin bu tarihe kadar bulundukları muhitte tecvid ile Kur’an okumayı öğrenmiş olmaları şart koşulacaktır. Zira Kur’an okumasını bilmeyen bir müslümanın başka ilimleri öğrenmeye çalışması lüzumsuz bir gayrettir.
Derslere, programı aksatmamak şartıyla katılmak isteyenlerin
darussunne@hotmail.com adresine
isim, soy isim, doğum tarihi, ikamet ettiği yer ve öğrenim durumunu bildiren bir e-mail ile başvuru yapmaları gerekmektedir.

Ders programı ve detaylı bilgiler, değerlendirilen başvurulardan sonra ilgililerin e-mail adresine iletilecektir.

21 Ağustos 2009 Cuma

Diyanette Tarihi Ramazan Skandalı!

Diyanet'te tarihi Ramazan skandalı

Emrullah Öztürk/ TIMETÜRK
Hilal gözetleme, ülkemizde ve İslam âleminde bir türlü çözüme kavuşturulamayan bir mesele. Ramazan yaklaşırken Hilalin görülmesi konusu yıllardır Müslümanların gündeminde yer alan tartışmalardan biri.
Konunun tartışılan tarafı, ilmi verilere dayanarak hazırlanan takvimlerde belirtilen Ramazan ve bayram günleriyle hilali gözetleyip, görüldüğünde duyurulan günün farklılık arzetmesi halinde Müslümanların kafasında oluşturulan tereddütler...
Bir taraf hilalin çıplak gözle görülmesi gerektiğini savunurken karşı taraf tekonolojik imkânların hilalin tespitini mümkün kıldığını öne sürüyor.
Peki, hangi taraf haklı?
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI'NIN 22 YILDIR GİZLEDİĞİ HATA NE?
Milli Gazete yazarlarından Ebubekir Sifil konuyla ilgili yaşanan tartışmaları dün köşesine taşırken 1986 - 1987 yıllarında Diyanet İşleri Başkanlığı'nda yaşanan ve yıllardır halktan saklanan bir skandalı gözler önüne serdi. Harameyn Turizm'in sahibi Ahmet Ziya İbrahimoğlu'na, o yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı Vakit Hesaplama Şubesi'nin müdürü olarak görev yapan Albay Arif Hikmet Köklü tarafından aktarılan olay, hilal gözetleme sorumluluk ve geleneğini Türkiye'de ne kadar zayıf ve yetersiz hale düşürüldüğünün acı bir göstergesi.
Ahmet Ziya İbrahimoğlu 1986 - 1987 yıllarında hilalini nasıl gördüğümüzü, birinde bir gün, diğerinde iki gün sonra Türkiye'de bayram yapılmış olması sebebiyle Müslümanların bayram günlerinde oruç tutma durumunda kalmalarını anlatmaya çalışırken, belgelerini sunmasına fırsat bırakmadan: “Evet bahsettiğiniz o iki yılda Türkiye'de biz hata yaptık Suudi Arabistan'dan hilalin görülmesi doğrudur. Mesele ilmin yanılması değil, hilalin kavuşma anıyla, dünyadan görülme anı konusundaki hatalı değerlendirmeden kaynaklanmaktadır. Bu yanılmayı ben zamanın Diyanet İşleri Başkanı'na bildirdim; fakat takvimlerden farklı bir bayram günü duyurmanın bazı sıkıntılara yol açabileceği endişesiyle Diyanet İşleri Başkanlığı sessiz kalmayı tercih etti” dediğini aktardı.
TEK HatayI TÜRKİYE Mİ YAPTI?
İbrahimoğlu, bununla beraber Suudi Arabistan'daki uygulamada hata yapılmadığını veya yapılmayacağını da asla söylemek istemediğini de net bir şekilde ifade ediyor. İki binli yılların başında Ru'yet-i Hilal konusunda Suudi Arabistan'da da iki yıl hatalı uygulama yapıldığına dikkat çeken İbrahimoğlu hata anlaşılınca kamuoyuna duyurularak eksik kalan günlerin kaza edilmesi gerekliliği hatırlatılmış olduğunu belirtti.
Bu durumda her iki tarafın da hata yapabileceğini kabul etmek gerektiğini belirten İbrahimoğlu, 'dinini yaşamakta hassas ve duyarlı davranan Müslümanların nasıl hareket etmesi gerektiğini de ifade etmemiz lazım' dedi.
Suudi Arabistan'da hilali gözetleme anlayışı örf olarak yaşatılmaya çalışılıyor. İbrahimoğlu takip edilen usulun, yeteri kadar titiz davranılmasa da doğru olduğunu savunurken, bizde ise usulun doğru olmadığı gibi uygulamada da gereken titizlik ve hassasiyetin gösterilmediği tespitinde bulundu.
BİRLİK NASIL SAĞLANIR?
Eski Fetva Kurulu başkanlarından Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır'a göreyse eğer ufukta görüntüye engel bir şey varsa, dürüst bir müslümanın Ramazan hilalini gördüğüne dair yaptığı şahitlik geçerli sayılarak Ramazan ilan edilir. Ufuk açıksa o zaman, yalan söylemek için aralarında anlaşmış olmaları imkânsız olan bir topluluğun şahitliği aranır.
Bir yerde hilalin görüldüğü sabit olunca bütün müslümanların oruca başlamaları gerektiğini belirten Bayındır, Namaz vakitlerinin bölgelere göre farklılık göstermesi gibi hilalin görülmesinde de farklılıklar (ihtilâf-ı metâli) olacağını, ancak bir bölgede tespit yapılınca artık farklılıklara itibar edilemeyeceğini savundu.
Bir hadiste konuya şu şekilde işaret ediliyor: 'Ramazan hilalini görünce oruca başlayın, Şevval hilalini görünce orucunuza son verin. Eğer buluttan hilal görülmezse Şaban ayını 30'a tamamlayın.” Hem Peygamberin emrini yerine getirmek hem de astronomi âlimlerinin devamlı denetimini sağlamak için hesabın yanında ayrıca gözlemlerin yapılması gerektiğini belirten Bayındır, gözlem konusunun başıboş bırakılmasını, belirtilen şartlar içinde ve belli bir disiplin altında denetlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Bayındır, böyle davranıldığı takdirde arzulanan birliğe ulaşılmış olacağını savunurken gerekçesini şu sözlerle açıklıyoır: 'Çünkü yalnız hesaba uymak herkesi tatmin etmez. Bu titizlik ve dikkati gösteren ülke zamanla bu işin önderi olur. Böylece hem o ülkenin kendi Vatandaşları içinde hem de bütün Müslümanlar arasında birlik sağlanmış olur. '
1974'TE TÜRKİYE'DE HANGİ ESASLAR BELİRLENDİ?
Hilal görülmesi tartışmalarına çözüm bulmak için 1974'te Diyanet İşleri Başkanlığı geniş çaplı bir çalışma başlatmış. Kandilli Rasathanesi yetkilileri ile İstanbul'da günlerce süren ilmî toplantılar gerçekleştirilmiş. Müzakereler sonunda Kandilli Rasathanesi'nin yıllardan beri devam edegelen tatbikatında bazı değişiklikler yapılması uygun görülmüş. Bu geniş çaplı çalışmanın içindeki isimlerden biri olan Prof. Dr. Hayrettin Karaman, varılan anlaşmada hesaplamalarının belirlenen şu esasları göre yapıldığını aktarıyor: İslâm aleminde 'ihtilâf-ı metâli' denilen, ayın farklı bölgelerde, farklı zamanlarda doğması nazarı itibara alınmayacak. Yani ay, İslâm aleminin herhangi bir yerinde görülürse, diğer ülkeler o ayı görmeseler bile ilk olarak ayı görmüş olan memleketin hilali görmesine itibar edilir. İslâm'da birlik ve beraberliği sağlamak için diğer bölgelerde farklı zamanlarda ayın görülmesine itibar edilmez.
Karaman bunun tatbikattaki neticesini şöyle yorumluyor: O güne kadar Fas'taki tepeyi, hesaplamanın başlangıç noktası almış olan Kandilli Rasathanesi artık bu nirengi noktasını bırakacaktı. Ekvatorun kuzeyindeki +50 paralel dairesi ile, ekvatorun güneyindeki -50 paralel dairesi arasındaki topyekün 100 derecelik paralel dairelerini tarayacaktı. En erken hangi paralel dairesi üzerinde ay görülüyorsa ona göre kamerî ayın başlangıcını tayin edecek ve diğer bölgeler için de başlangıç zamanı böylece birleştirilmiş olacaktı.
Kandilli Rasathanesi 1974 tarihli protokolden sonra 1975 yılı için yaptığı hesaplamalarda bu esaslara uyduğunu belirten Karaman, fakat yine de İslâm âleminin bazı memleketleri ile yurdumuz arasında farklı bayramların devam ettiğini ifade ediyor.
İSLAM KONFERANSI TEŞKİLATI İÇİNDE NEDEN BÖYLE BİR YAPI YOK?
Dr. Ebubekir Sifil ise, aslolan her iki metodun birlikte uygulanması ve sonuçların her iki metod esasında değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Bunu yapacak olanın da, İslam Konferansı Teşkilatı yahut bütün İslam ülkelerinin iştIrak ettiği benzeri bir yapılanmanın olduğuna işaret ediyor.
Kaynak: Time Turk
Tarih: 12:31:16 27.08.2008

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Evvabin Namazı Duha (Kuşluk) Namazıdır

Evvabin Namazı Duha (Kuşluk) Namazıdır
Ebu Muaz Seyfullah Erdoğmuş
“Evvabin Namazı” İsminin Kuşluk Namazına Ait Olduğunun Delilleri:
1- Ebu Hureyre radıyallahu anh’den; Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki;
لاَ يُحَافِظُ عَلَى صَلاَةِ الضُّحَى إِلاَّ أَوَّابٌ قال : و هي صلاة الأوابين
“Duha namazına ancak evvab (Allah’a çokça tevbe edip yönelen) kimse devam eder. O (duha namazı) evvabin (Allah’a yönelen kimselerin) namazıdır.” Bunu İbn Huzeyme ve Hakim rivayet ettiler.[1]
2- Zeyd b. Erkam radıyallahu anh’den: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
صَلاَةُ الأَوَّابِينَ حِينَ تَرْمَضُ الْفِصَالُ
“Evvâbîn namazı, sıcaktan deve yavrularının ayakları yandığı[2] zaman kılınır.” Buyurmuştur.” Bunu Müslim rivayet etti.[3]
3- Aynısını Abd b. Humeyd ve Hafız Semmuye; Abdullah b. Ebi Evfa radıyallahu anh’den rivayet ettiler.[4]
4- Zahir b. Tahir es-Sudasiyat adlı eserinde sahih isnad ile Enes radıyallahu anh’den rivayet ediyor: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
يَا أَنَسُ صَلِّ صَلاَةَ الضُّحَى فَإِنَّمَا هِيَ صَلاَةُ الأَوَّابِينَ مِنْ قَبْلِكَ
“Ey Enes! Duha namazını kıl. Zira o senden önceki evvabin’in (Allaha yönelenlerin) namazıdır”[5]
5- Deylemi, Ebu Hureyre radıyallahu anh’den rivayet ediyor: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
صلاة الضحى صلاة الأوابين
“Duha namazı evvabin namazıdır”[6]
6- Ebu’l-Kasım el-Munadili, Cüz’ünde el-Esbag b. Nubate’den rivayet ediyor:
أبصر على بن أبى طالب ناسا صلوا صلاة الضحى حين بزغت الشمس فقالوا تخيروا صلاة الأوابين قالوا وما صلاة الأوابين قال صلاة الأوابين ركعتان وصلاة المسبحين أربع وصلاة الخاشعين ست وصلاة الفتح ثمان ركعات صلاة رسول الله - صلى الله عليه وسلم - يوم فتح مكة وصلاة مريم ابنة عمران اثنتا عشرة ركعة من صلاها فى يوم بنى الله له بيتا فى الجنة
Ali b. Ebi Talib radıyallahu anh bazı insanların güneş tepedeyken duha namazı kıldıklarını gördü. “Evvabin namazını tercih edin” dediler. “Evvabin namazı nedir?” denildi. Oda dedi ki: “Evvabin namazı, iki rekattır. Tesbih ediciler onu dört rekat kılar. Huşu sahipleri onu altı rekat kılar. Fetih namazı ise sekiz rekattır ki Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’nin fethi gününde bunu kılmıştır. Meryem bt. İmran’ın namazı ise on iki rekattir. Bu namazı kılan için Allah cennette bir ev yapar.”[7]
7- Ebu Hureyre radıyallahu anh’den:
أوصانى خليلى بثلاث لا أنام إلا على وتر وأن أصوم ثلاثة أيام من كل شهر وأن لا أدع ركعتى الضحى فإنها صلاة الأوابين
“Dostum (Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem) bana üç şey tavsiye etti; vitir kılmadan uyumamam, her aydan üç gün oruç tutmam ve iki rekat duha namazını terk etmememi tavsiye etti. Zira bu evvabin namazıdır.”[8]
8- Ali radıyallahu anh insanların güneş doğarken namaz kıldıklarını gördü ve şöyle dedi:
عَنْ عَلِيٍّ : أَنَّهُ رَآهُمْ يُصَلُّونَ الضُّحَى عِنْدَ طُلُوعِ الشَّمْسِ ، فَقَالَ : هَلاَّ تَرَكُوهَا حَتَّى إذَا كَانَتِ الشَّمْسُ قِيدْ رُمْحٍ أَوْ رُمْحَيْنِ ، صَلَّوْهَا فَذَلكَ صَلاَةُ الأَوَّابِينَ
“Bunu güneş bir veya iki mızrak boyu yükselinceye kadar terk edin! Bu miktar yükselince kılın zira bu evvabin namazıdır.”[9]
Akşam Namazından Sonra Evvabin Adıyla Kılınan Namaz Sabit Değildir
1- İbn Nasr, Muhammed b. Munkedir’den mürsel olarak rivayet ediyor:
من صلى ما بين المغرب والعشاء فإنها من صلاة الأوابين
“Kim akşam ile yatsı arasında namaz kılarsa o evvabin namazıdır”[10]
2- İbn Merduye, İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan rivayet ediyor:
من عقب ما بين المغرب والعشاء بنى له فى الجنة قصران ما بينهما مسيرة مائة عام وفيهما من الشجر ما لو يراهما أهل المشرق وأهل المغرب لأوصلهم فاكهة وهى صلاة الأوابين وهى غفلة الغافلين وإن من الدعاء المستجاب الدعاء الذى لا يرد ما بين المغرب والعشاء
“Akşam ile yatsı arasında namaz kılana cennette iki saray yapılır ki ikisinin arası yüz yıllık mesafedir. Arası ağaçlarla doludur. Doğulular ve batılılar bu ikisini görmüş olsaydılar onun meyvelerine ulaşırlardı. Bu evvabin namazıdır ki, gafiller bundan habersiz kalır. Muhakkak bu vakitte kabul edilen dua vardır. Akşam ile yatsı arasında edilen dua geri çevrilmez.”[11]
3- İbn Zencuye İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan mevkuf olarak rivayet ediyor:
إن الملائكة لتحف بالذين يصلون بين المغرب والعشاء وهى صلاة الأوابين
“Muhakkak ki melekler akşam ile yatsı arasında namaz kılanlara hediye verirler. Bu namaz evvabin namazıdır.”[12]
4- Abdullah b. Amr radıyallahu anhuma şöyle demiştir:
صَلاَةُ الأَوَّابِينَ مَا بَيْنَ أَنْ يَنْكَفِتَ أَهْلُ الْمَغْرِبِ إِلَى أَنْ يُثَوَّب إِلَى الْعِشَاءِ
“Evvabin namazı; akşam namazını kılanların yatsı namazını beklemek için ibadete çekildikleri zaman kıldıkları namazdır.”[13]
5- Mekhul’den mürsel olarak:
من صلى بعد المغرب ركعتين قبل أن يتكلم كتبتا في عليين
“Kim akşam namazından sonra hiç konuşmadan iki rekat kılarsa bu iki rekat illiyyinde yazılır”[14]
6- Ebu Hureyre radıyallahu anh’den:
من صلى بعد المغرب ست ركعات لم يتكلم فيما بينهن بسوء عدلن له بعبادة ثنتي عشرة سنة
“Kim akşam namazından sonra aralarında kötü bir şey konuşmadan altı rekat namaz kılarsa kendisi için on iki senelik ibadete bedel olur.”[15]
7- Aişe radıyallahu anha’dan:
من صلى بين المغرب والعشاء عشرين ركعة بنى الله له بيتا في الجنة
“Kim akşam ile yatsı arasında yirmi rekat namaz kılarsa Allah onun için cennette bir ev yapar”[16]
8- İbn Amr radıyallahu anhuma’dan:
من صلى ست ركعات بعد المغرب قبل أن يتكلم غفر له بها ذنوب خمسين سنة
“Kim akşam namazından sonra konuşmadan altı rekat namaz kılarsa elli senelik günahları bağışlanır.”[17]
9- Ömer b. Ebi Halife, Ata el-Horasani’den:
عمر ابن ابي خليفة قال سمعت عطاء الخراساني وصلى معنا المغرب فأخذ بيدي حين انصرفنا فقال ترى هذه الساعة ما بين المغرب والعشاء فإنها ساعة الغفلة وهي صلاة الأوابين ومن جمع القرآن فقرأه من أوله الى آخره في الصلاة كان في رياض الجنة
Ata el-Horasani bizimle beraber akşam namazını kıldı. Namazdan ayrılınca elimden tuttu ve şöyle dedi:
“Akşam ile yatsı arasında şu gördüğün vakitler gaflet saatleridir. Bu vakitte evvabin namazı vardır. kim kuranı başından sonuna kadar bu vakitte okur ve ardından namaz kılarsa cennet bahçelerinde olur.”[18]
10- Ammar b. Yasir radıyallahu anhuma’dan:
رأيت حبيبي صلى الله عليه وسلم يصلي بعد المغرب ست ركعات ، ثم قال : من صلى بعد المغرب ست ركعات غفرت له ذنوبه وإن كانت مثل زبد البحر.
“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i akşam namazından sonra altı rekat kılarken gördüm.” Sonra dedi ki: “Kim akşam namazından sonra altı rekat kılarsa günahları deniz köpükleri kadar dahi olsa affedilir.”[19]
Netice:
Sahih hadislerde evvabin namazı olarak duha (kuşluk) namazı tarif edilmektedir. İnsanlar arasında yaygın olarak akşam namazından sonra altı rekat olarak kılınıp “evvabin namazı” denilen namazın ise sabit bir aslı olmadığı gibi, bu namaza “evvabin namazı” adını veren rivayetler sadece zayıf yahut uydurma rivayet yollarıyla gelmiştir. Dolayısıyla sahih rivayetlere muhalif olan bu metinler hadis ıstılahatına göre “münker” rivayetler olarak değerlendirilir. Akşam ile yatsı arasında nafile namaz kılmaya gelince bazı sahabelerden bu amel sabit olmuştur. Ancak hiçbir sahabeden bu namaza evvabin namazı dedikleri sabit olmamıştır. Allah en iyi bilendir.
Nafile namazlar ibadetler babından olduğu için mutlaka meşruluğuna dair delil mevcut olduktan sonra amel edilmelidir. Allah Azze ve Celle delilsiz amel edenleri kınamış, delil ile hareket edenleri şu ayetinde övmüştür:
“Rabbinden bir delil üzerinde bulunan kimse, kötü ameli kendisine süslenen ve hevasına uyan gibi olur mu?” (Muhammed 14)
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem de “Her kim emrimiz bulunmayan bir amelde bulunursa o reddolunur” buyurmuştur.
[1] Hadis hasendir. İbn Huzeyme (2/228) Hâkim (1/314) lafız her ikisine aittir. Taberani Mucemul Evsat (4/159) Hakim hadisin Müslim’in şartına göre sahih olduğunu söyledi. Zehebi de ona muvafakat etmiştir. Elbani Silsiletul Ehadisis Sahiha’da (702, 1994) Hasen dedi. Bkz.: Suyuti Camiu’s-Sagir (9955)
[2] Nevevi, Müslim Şerhinde (6/30) der ki; “ramda’; kum'un güneşin hararetiyle şiddetle ısınması anlamına gelir. Yani; deve yavrularının ayakları kumdan yandığı zaman” demektir. Fasîl; deve yavrularının küçükleri demektir.” Bkz.: Neylul Evtar (2/81)
[3] Hadis sahihtir. Müslim (musafirin 143-144 no:748) İbn Ebi Şeybe (2/173) Tayalisi (687) Ahmed (4/366) İbn Huzeyme (2/229) İbn Hibban (6/280) Darimi (1457) Beyhaki (3/49) Taberani (5/207) Bezzar (4315) Elbani Sahiha (1164)
[4] Sahih. Abd b. Humeyd (527) Camiu’s-Sagir (5072) Busayri İthaf (1763) İbn Hacer Metalibu’l-Aliye (684) Hafız ibn Hacer isnadının sahih olduğunu söylemiştir.
[5] Zayıf. Zahir b. Tahir eş-Şehami Es-Sudasiyat (287) Ebu Abdillah es-Saidi es-Sudasiyat (2/3) Ebu Ya’la (7/197, 273) Bezzar (7396) Beyhaki Şuab (6/429 no:8766) Taberani Evsat (5/328) İbn Şahin et-Tergib (121) İbn Adiy (1/418) Busayri İthaf (1755) Suyuti Camiu’s-Sagir (5012) Suyuti “sahih” demiştir. Elbani Daifu’l-Cami (3476) ed-Daife (3773)
[6] Sahih. Deylemi (3729) İbn Şahin et-Tergib (129) İbn Abdilberr et-Temhid (8/136) Ebu Nuaym Tarihu İsbehan (1/241) Elbani es-Sahiha (1994) Sahihu’l-Cami (3827) Suyuti Camiu’s-Sagir (5083)
[7] Kenzu’l-Ummal (23437) isnadını bulamadım. Az sonra gelecek olan 8 nolu hadis bunun şahididir.
[8] Sahih. Darimi (1745) Ahmed (2/265, 505) İbn Huzeyme (2/227) es-Sahiha (1164) isnadı sahihtir.
[9] Sahih. İbn Ebi Şeybe (2/174) Hatib el-Mufterak (3/336)
[10] Zayıf. İbn Nasr Muhtasaru Kıyamil-Leyl (s.20, 78) İbn Mubarek Zühd (1259) Beyhaki (3/19) Camiu’s-Sagir (8804) Iraki el-Muğni (600) Zubeydi İthaf (3/372) Elbani Daifu’l-Cami (5676) ed-Daife (4617) Suyuti ve Elbani: zayıf demişlerdir.
[11] Uydurma. Curcani Tarihu Curcan (s.74 no:21) İbn Adiy (2/20) İbn Tahir Makdisi Zehiratu’l-Huffaz (5400) Hafız Makdisi bunun uydurma olduğunu söylemiştir. İsnadında Ömer b. Subh hadis uyduran birisidir. Beşir b. Zadan ise bir hiçtir.
[12] Kenzu’l-Ummal (21839) isnadında ulaşamadım.
[13] Zayıf. İbn Ebi Şeybe (2/197) İbn Mubarek Zühd (1260) isnadında Musa b. Ubeyde zayıftır.
[14] Zayıf. İbn Nasr Kıyamu’l-Leyl (s.58) İbn Ebi Şeybe (2/16) Camiu’s-Sagir (8802) Munavi et-Teysir (2/826) Daifu’l-Cami (5660) Suyuti, Munavi ve Elbani zayıf demiştir.
[15] Çok zayıftır. Tirmizi (435) İbn Mace (1167) İbn Huzeyme (1195) Ebu Yala (10/414) el-Askeri Musnedu Ebi Hureyre (s.71) Taberani Evsat (1/250) Camüu’s-Sagir (8803) Iraki el-Muğni (1264) Daifu’l-Cami (5661) Tirmizi, Hafız Iraki ve Suyuti zayıf demiştir. Tirmizi dedi ki: “İsnadında Amr b. Ebi Has’am vardır. Muhammed b. İsmail el-Buhari onun hakkında: “hadiste münkerdir, çok zayıftır” demiştir.” Bkz.
[16] Uydurma. İbn Mace (1374) İbn Şahin et-Tergib (s.172) Suyuti Camiu’s-Sagir (8805) Daifu’l-Cami (5662) isnadında Yakub b. Velid yalancı bir ravidir. Suyuti zayıf, Elbani uydurma demiştir.
[17] Zayıf. İbn Nasr Kıyamu’l-Leyl (s.57) İbn Şahin et-Tergib (272) Muhlis el-Fevaid (8/34) İbn Ebi Hatim İlel (1/78) Camiu’s-Sagir (8806) isnadında Muhammed b. Gazvan vardır. Ebu Zur’a: “Uydurmaya benziyor” demiş, İbn Hacer, Suyuti, Munavi ve Elbani zayıf olduğunu belirtmiştir. Elbani Daifu’l-Cami (5665)
[18] Zayıf. Maktu bir rivayettir. Ebu Nuaym Hilye (5/200) meçhul ravileri vardır.
[19] Zayıf. Taberani Sagir (900) Taberani Evsat (7/191) Ebu Nuaym Ahbaru İsbehan (1785) İbn Asakir (43/352) İbn Cevzi İlel (1/453) Elbani Daifu’t-tergib (333) İbn Mende dedi ki; isnadında Salih b. Katan tek kalmıştır. Heysemi Mecmau’z-Zevaid’de (2/230) Salih b. Katan’ın hal tercemesini bulamadım demiştir. Dolayısıyle bu ravi meçhuldür.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente vahdeke la şerîke leke estağfiruke ve etûbu ileyk" (İbn Bişrân Emâlî, 291, Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)
pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" name="obj1" width="468" height="60" /> Cevâmiu'l-Kelim Programı Ücretsiz