Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Neşidler/Sözler: Ebu Muaz Okuyan: Ebu Ali

Ders Programı

* Çarşamba Akşamları Saat: 20:00 Ankara Daru's-Sunne Mescid'inde Bizden Olmayanlar Şerhi (İnspeak'te canlı olarak yayınlanmaktadır)

* Cumartesi Saat: 17:00 ile 21:00 arası Ankara Daru's-Sunne Mescid'inde Kıraat, Tecvid ve "Sahih Tefsir" dersi

* Pazar Akşamları Saat: 20:00 Riyazu's-Sâlihîn Şerhi İnspeak'te canlı olarak yayınlanmaktadır

* İnspeak'te Daru's-Sunne odasında eski sohbet kayıtları her gün gündüzleri yayınlanmaktadır

30 Kasım 2010 Salı

İlim Amel Etmeyi Gerektirir -2-

ÖĞRENDİĞİ İLİMLE AMEL ETMEYENLERİN KINANMASI


[64] … Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu: “Bilmeyenin vay haline! Ve bilipte bildiği ile amel etmeyenin vay haline.” [1][Bunu üç kez söyledi]

[65] … Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu: “Bilmeyenin vay haline! Eğer Allah dileseydi, ona ilim verirdi. Bilipte bildiği ile amel etmeyenin vay haline.” [2]

[66] … Ebu Derda da benzer bir ifade söylemiştir. [3]

[67] … Ebud Derda: “Bilmeyenin vay haline! Bilipte bildiği ile amel etmeyenin vay haline.” [4]

[68] … Ebud Derda: “Bilmeyen ve amel etmeyenin vay haline.”[Bir kez]İbn Halid dedi: “Ve bilipte amel etmeyenin vay haline.” .[Bir kez] “Vay onun haline ki, bildiği ile amel etmedi.” [5][Yedi kez]

[69] … Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu: “Bir alim bir şeyi bilipte onunla amel etmediği zaman, o, insanları aydınlatan ama kendini yakan(tüketen) bir sokak lambası gibi olur.” [6]

[70] … Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu: “İnsanlara hayrı öğreten fakat kendini unutan bir alimin misali, insanları aydınlatan fakat kendini tüketen bir lamba gibidir.” [7]

[71] … Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu: “İnsanlara hayrı öğreten fakat kendini unutan bir alimin misali, insanları aydınlatan fakat kendini tüketen bir el feneri gibidir.” [8]

[72] … Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu: “Cennet sakinlerinden bir grup insan, cehennemden bir grup insanlarla karşılaştılar, bunun üzerine onlara şunu sordular: ‘Biz sadece sizin bize öğrettikleriniz vasıtasıyla cennete girdiğimiz halde, sizin cehennem ateşine girmenize ne sebep oldu?’ Onlar şöyle cevap verdi: ‘Doğrusu, biz size (hayrı) emrederdik ama kendimiz onu yapmazdık.’” [9]

[73] … Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu: “Cennet sakinlerinden bir gurup insan, Cehennem sakinlerinden bir grup insanlar ile karşılaşacak ve onlara şunu söyleyecek: ‘Biz sadece sizden öğrendiklerimiz sebebiyle cennete girdiğimiz halde sizin cehenneme girmenizin sebebi nedir?’ Bunu üzerine onlar şöyle cevap verecekler: ‘Doğrusu biz, bir şey söylerdik ve biz onu yapmazdık.’” [10]

[74] … Usame bin Zeyd: Usame bin Zeyd’e: ‘Neden Usman bin Affanın yanına giripte onunla konuşmazsın?’ denildi. Usame şöyle cevap verdi: ‘Siz, Usmanla konuştuğumu duymadıkça, beni onun ile konuşmuyorum sanırsınız……… Ve ben Rasulullah den duyduğum bir sözden sonra, bir kişiye o, üzerimde emir olduğundan dolayı: ‘Sen insanların en hayırlısısın.’ Demem ’dedi. Orada bulunan sahabiler : ‘Sen Rasulullahın ne dediğini duydun? Diye sordular.’ Usame şöyle dedi: ‘Rasulullah dedi ki: “ Kıyamet gününde bir kişi getirilir, cehennemin içine atılır ve onun bağırsakları dışarı çıkar. Böylece ona şöyle denir: ‘Sen bize iyiliği emreder ve bizleri kötülükten nehyeder değil miydin?’ O şöyle cevap verir: ‘Ben size iyiliği emrederdim, fakat onu kendim yapmazdım, Ve ben sizleri kötülükten nehyederdim de onu kendim yapardım.’’ [11]

[75] … Mansur bin Zazan: “Bana bildirildi ki, insanlardan biri Cehennem ateşine fırlatılacak-hatta cehennem sakinleri onun pis, kötü kokusunu bulacaklar. Bunun üzerine ona şöyle söylenecek: ‘Vay haline senin! Sen (dünyada) ne yaptın? Bizim bu kötü şartlar altında olmamız yeterli değil mi ki bir de seninle ve tiksindirici, pis kokunla imtihan edilmemiz gerekti?’ Bunun üzerine o, şöyle cevap verecek: ‘Ben bir alimdim ancak ilmim bana fayda vermedi.’”

[76] … Yahya bin Muaz Er-Razi: “Mahrum olan kişi odur ki, ilmi, aleyhine bir hüccet olarak hizmet eder; dili aleyhine bir hasım olarak hizmet eder; anlayışı özrünü kesmek için hizmet eder.”

[77] … Onlardan birine şöyle söylendi: “İlim araştırmayacak mısın?” Bunun üzerine o, şöyle dedi: “İlimden rakiplerim(amele dökmediğim ilmim) çok oldukça, bu yüzden, daha fazla kendime rakip edinmeyeceğim.”

[78] … Seri bin El-Muğlis Es-Sakati: “ilmini çoğalttığın her an, sana karşı daha güçlü bir hüccet(delil) olur.”

[79] … Ebul-Huseyn Muhammed bin Ahmed bin Semud: “Sahip olduğu ilimden dolayı Allahın kendisine ne emrettiğine önem vermeyen herkese, ilim aleyhine bir hüccet ve bir bela olur.”

[80] … Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu: “Gerçekten Allah Hesap Gününde alimleri bağışlamayacağı şeyler için ümmi insanları bağışlayacak.” [12]

[81] … Ebu Bekr Muhammed bin Abdillah bin Aban El-Heysi’nin kitabının arkasında şunları okudum:

Eğer ilimle amel edilmezse, o, aleyhine bir delil olur

Ve sen taşıdığın ilim sebebiyle bağışlanmazsın

Eğer bu gerçeği anladı isen, şunu da bilesin ki

Bir kişinin sözünün doğruluğu, onun amellerinde bulunmasıdır.

[82] … Eş-Şabi:

“Keşke ilim sahibi birinden hiçbirşey öğrenmeseydim.”

[83] … Sufyan Es-Sevri: “Keşke ilim kaydetmeseydim ve sadece ilmimden yeterli olan ile (hesap gününde) kurtarılabilsem, kaydettiğim ilim ne lehime ne de aleyhimedir.”

[84] … İbn Uyeyne “Eğer ilim sana fayda vermezse, o sana zarar verir.” Ben derim ki: “Bu şu anlama gelir: eğer ilim onunla amel etmek sayesinde ona fayda vermez ise, onun aleyhine bir hüccet sağlayarak ona zarar getirir.”

[85] … Lokman, oğluna şöyle dedi: “Ey oğlum, evvela daha önceden öğrendiklerinle amel edene kadar, bilmediğini öğrenme.”

[86] … Malik bin Dinar: “Kayda değer sözlerin bazılarında şunu yazılı buldum: ‘Daha önceden bildiğin ile amel etmediğin zaman, bilmediğini öğrenmede sana hayır yoktur. Bunun örneği, odun toplayıp, onu bohça yapan ve daha sonra sırtında taşıyan bir adam gibidir. O adam, odun bohçasını taşıyamayacağını anladığında,(bohçadan odun eksilteceği yerde) bohçaya daha fazla odun kor.’”

[87] … Sufyan:“İsrailoğulları arasında bir alim ve bir de abid vardı. Bir keresinde alim abide şöyle dedi: ‘Senin bana gelipte benden ilim almana engel olan nedir? İnsanların bana geldiğini görmüyor musun?’ Alim şu cavabı verdi: Ben bir şey öğrendim. Evvela onunla amel etmeliyim. O öğrendiğimle amel ettiğim zaman sana gelirim.”

[88] … Ebu Abdillah Muhammed bin Ali bin Abdilah Es-Suri:

Daha ne zamana kadar ilim için çabalayıp,

Onu toplamak için sıkı çalışıp ve onu samimiyetle karşılayacağım

İlmin zor mevzularını tahsil etmeye çalışacağım

Oysa ki, hiç amel işlemiyorken

Eğer ilim arayan biri edindiği ilim ile amel işlemez ise,

O, zavallı bir kuldur ve sadece menfaati için ilme tamah eder

Ki; bunlar riyakar bir kişi olarak, amel edenlerdir.

[89] … Avf bin Malik El-Eşcai: “Allahın Rasulu bir gün gökyüzüne baktı ve şöyle dedi: ‘Bu ilmin göğe çekildiği bir zamandır.’ Ensardan biri(Ziyad bin Lubeyd): ‘Ey Allahın Rasulu, ilim sağlamca kalplere yerleştirilmiş ve kalplerde korunduğu zaman nasıl olurda ilim göğe kaldırılır?’ Allahın Rasulu şöyle cevap verdi: ‘Ben de seni Medine insanları arasında en bilgililer arasında sayardım.’ Rasulullah sonra şunu ifade etti: ‘Yahudi ve Hıristiyanlar ellerinde Allahın Kitabı olduğu halde sapıttılar.’ Daha sonra, ben Şeddad bin Avs ile karşılaştım ve ona, Avf bin Malikin hadisini aktardım. Bunun üzerine o, bana: ‘Avf gerçeği söylemiş. Göğe ilk kaldırılacak şeyi sana bildirmemi ister misin? dedi.’ Ben: ‘Elbette, dedim.’ O: ’O, huşu olacak, öyle ki bir tane bile (namazda)huşu sahibi kişi göremeyeceksin.’” [13]

[90] … İbn El-Mubarek: “Bir zamanlar ilim aldığı bir alim haricinde başka bir alimin varlığından haberi olmayan servet sahibi bir adam vardı. Bir defasında şöyle şöyle bir yerde bir alim olduğunu duydu. Bunun üzerine, o alimi ziyaret etmek için bir gemiye bindi. Gemi yolculuğunda bir kadın adama şunu sordu: ’Burada ne yapıyorsun?’ Adam şöyle cevapladı: ‘Bende derin bir ilim sevgisi var, bu yüzden şöyle şöyle bir yerde bir alim var diye duyduğum zaman, o alimi ziyaret etmek için yolculuğa çıkarım.’ Kadın şöyle dedi: ‘Her ne zaman ilmini çoğaltsan, aynı zamanda amellerini de çoğaltman gerektiğini bilmiyor musun? Amellerin hareketsiz(çoğalmayan) olduğu halde, sen ilmini mi fazlalaştıracaksın?’ Bunun üzerine adam kadının söyledikleri üzerine dikkatlice düşündü ve daha sonra memleketine geri dönüp ameller işlemeye başladı.”

[91] … İbrahim bin Azem: “Bir zaman bir adam ilim elde etmeye koyulduğunda, yolu kapatan kocaman bir kaya ile karşılaştı. Kayanın üzerinde şu ifadeler yazılıydı: ‘Beni hareket ettir, ilginç ve düşündürücü bir şey göreceksin.’ Bunun üzerine adam kayayı oynattı ve o zaman kayanın üzerinde şöyle yazılı olduğunu gördü: ‘Çoktan bildiklerinle amel etmezsin, bu halde sen nasıl olurda bilmediğini elde etmeye çalışırsın?’ Bunun üzerine adam (geldiği yere)geri döndü.”

[92] … Ata: “Müminlerin annesi, Aişe’nin yanına sık sık giden ve ona sorular soran bir genç vardı. Böylece Aişe ona hadis aktarırdı. Bir gün genç ona gitti ve bazı sorular sordu. Bunun üzerine Aişe şöyle dedi: ‘Benim güzel çocuğum! Benden daha önce duyduğunla amel ettin mi? Çocuk: ’ Hayır, kıymetli anneciğim.’ Dedi. Bunun üzerine Aişe şöyle dedi: ’Ey evladım! O halde, niçin sana ve bize karşı (hüccet olacak) Allahın delillerinden daha fazla elde etmeye çabalıyorsun?’”

[93] … Fudayl “Bu adamın, bu hadisi duymadığı, duyupta onunla amel etmemesinden, onun için daha hayırlıdır.”



[94] … Ebu Hazim: “İnsanlar, ilmiyle amel eden ve söylediğini kendi yapan kişiden hoşnut olurlar.”



[95] … İbn Avn: “Keşke ilimden yeterli olanı konuşsaydım.” Ebu katandan, Şubah şöyle dedi: “Hadisten, daha fazla ateşe girmeme sebep olacağından korktuğum bir şey üzerine emin olmam.”

[96] … İbn Mesud: “Gerçekten ben şuna inanıyorum ki, kişi işlediği bir günah yüzünden önceden bildiği ilmi unutur.”

[97] … Malik bin Dinar: Tevrat’ta şunu okudum: “Muhakkak ki, alim ilmiyle amel etmediği zaman, yağmur damlalarının taşın üzerinden kayıp gitmesi gibi, onun nasihatı(ikazı)da kalplerden kayıp gider.”

[98] … Malik bin Dinar: “İlmiyle amel etmeyen bir alim, üzerine yağmur damlaları düştüğünde, damlaların kayıp gittiği bir kaya parçası gibidir.”

[99] … Ebul-Fadl Er-Riyaşi:

“İlmi bildirip onunla amel etmeyen kişi

İlmiyle amel edene kadar, ilim değildir hevadan kaçmak,

Salih ameller işleyerek ayıplanmaktan kurtulacaksın

Hak üzere olan bir kişi çok nadir bulursun

Onun amelleri de hakka uygun değildir.”

BAŞKALARIYLA TARTIŞMAK İÇİN VE ŞAHSİ MENFAATLER ELDE ETMEK İÇİN İLİM ÖĞRENMENİN HOŞ GÖRÜLMEMESİ

[100] … Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu:“ Her kim alimlerle çekişmek, aptallarla tartışmak veya insanların yüzlerini kendine çevirmeleri için ilim öğrenirse, o kişi, ilminden dolayı Cehennem ateşine sahip olacak.” [14]

[101] … Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu: “Her kim akılsızlarla tartışmak, alimleri sayıca geçmek, veya insanların yüzlerini kendine çevirmeleri için ilim öğrenirse, o kişiye, cehennemde oturacağı yeri bulmasına izin verilir.” [15]

[102] … Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu: “Her kim Allahın vechinin istenmesi hakkı haricinde, ilmi bazı dünyalık kazançlar elde etmek için öğrenir ise, hesap gününde cennetin kokusunu duymayacak.” [16]

[103] … El-Hasan: “Her kim onunla Ahireti arzulayarak, ilim elde eder ise, o kişi onu(cenneti) elde edecektir. Ve her kimde dünya hayatını arzulayarak ilim elde eder ise, o(dünya hayatı), kişinin ilimden elde edeceği hisse(kazancı) olacaktır.”

Ez-Zuhri dediki:” Bunun anlamı: O, onun ilimden nasibidir.”

[104] … Vuheyb bin El-Verd: “Kötü bir alimin şöyle bir kıssası vardır: “ Kötü alimin misali, su kanalına iteklenmiş kocaman bir kaya parçası gibidir. Öyle ki, kaya ne suyu emer ne de ağaçlara hayat vermesi için akmasına izin verir. Keşke şer alimleri Allahın kullarına söylediği şu ayeti hakkında Allah’a karşı samimi olsalardı: ’Ey Allahın kulları! Bizim peygamber ve öncekilerden(seleften) size bildirdiklerimizi dinleyin, bu öğrendikleriniz üzerine amel edin ve bizim değersiz amellerimize bakmayın, çünkü biz, yanlış düşüncelere sebep olabilecek kişileriz(yani Allahın elçisini ve ona güzelce uyan selef gibi olamayız.) Onlar kullara nasihat etmede gerçekten ihlas sahibiydiler. Buna rağmen, Allahın kullarını sadece kötü amellerine davet ederler ve böylece onların günah işlemelerine sebep olurlar.’

[105] … İsa bin Meryem-aleyhiselam-: “Ey şerrin savunucusu olan alimler! Siz, dünya hayatını başınızın üzerine koydunuz ve ahreti ayaklarınızın altına koydunuz. Sizin sözleriniz bir şifa ancak, amelleriniz bir hastalık. Sizin örneğiniz, Zakkum ağacının örneği gibidir-ki; o ağaç kendine bakanlara hoşnutluk verir ama ondan yiyen kişiyi öldürür.”

[106] … İsa bin Meryem-aleyhiselam-: “Yazıklar olsun size, ey dünya hayatı için ibadet edenler! Güneş ışığının büyüklüğünün bir adama ne faydası var, eğer o adam güneş ışığını göremiyor ise? Aynı bunun gibi, eğer ilmiyle amel etmiyorsa bir alimin çok ilme sahip olmasının da kendine faydası yoktur. Ağacın meyvaları ne kadar çok olursa olsun, fakat onların tamamı yararlı değildir veya yenmez. Yine alimler ne kadar fazla olursa olsun yine de sizin tamamınız alimin bildiklerini uygulamaz. Bu yüzden siz kendinizi düzenbaz, yalancı alimlerden koruyun, onlar, yünden elbiseler giyerler, başlarını yere eğerek selam verirler, aldatıcı maskelerinin altından sineklerin baktıkları gibi gözlerini kısarak barklar. Onların sözleri amellerinin tersinedir. Kim dikenli üzümlerden ve … hurmalardan hasat yapabilir? Bunun gibi, düzenbaz alimin sözü de yalandan başka bir şey üretmez. Hakikaten, deve, sahibi tarafından yeryüzüne hapsedilmez ise, deve memleketini terk edecektir. Ve hakikaten ilim, sahibi tarafından uygulanmaz ise, o ilim, onun kalbinden ayrılacak, kendini ondan serbest bırakacak ve o adamı, önemsemeyecektir. Şüphesiz, ekinler toprak ve suya sahip olmadıkça elverişli değillerdir. Aynısı iman içinde geçerlidir; ilim ve amel eşlik etmedikçe imanda hayır yoktur. Yazıklar olsun size ey dünya için ibadet edenler! Şüphesiz, her şey kendisi onunla bilinen bir işarete sahiptir. Ve şüphesiz din de kendisinin bilindiği üç işareti vardır ve onlar: İman, ilim ve ameldir.”

KUR’AN-I AMEL ETMEK İÇİN DEĞİL DE NAM VE ŞÖHRET ELDE ETMEK İÇİN OKUYANLARA UYARI

[107] … Ebu Hureyre’den Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde aleyhinde ilk önce hüküm olunacak insanlar şunlardır: Şehit olmuş kimse. O, huzura getirilir ve Allah ona nimetlerini hatırlatır. O da mashar oduğu bütün nimetleri tanır. Kendisine, Allah: Bu nimetlere karşı sen ne amel işledin diye sorar. O kul: Senin yolunda cihad ettim sonunda şehid edildim der. Allah: Sen yalan söyledin! Bilakis sen cüretlidir denilmek için mukatele ettin de hakkında öyle denilmiştir buyurur. Sonra emir verilir de bu kimse yüzü üzerinde sürüklenir, nihayet cehenneme atılır. Sonra muhakemesi görülecek kimse ilim öğrenmiş, öğrendiğini başkasına öğretmiş ve Kuran okumuş olandır. O da getirilir. Allah ona da kendisine olan nimetlerini anlatır. Bu da nimetleri tanıyıp itiraf eder. Allah ona da: Bu nimetlere karşı sen ne amel işledin diye sorar. O kul: İlim öğrendim, onu başkalarına da öğrettim ve senin rızan için Kuran da okudum der. Allah ona da: Sen yalan söyledin! Bilakis sen alim denilmek için ilim öğrendin ‘o, okuyucudur’ denilmek için Kuran okudun da hakikaten senin hakkında bunlar söylendi der. Sonra emir verilir de o kul yüzü üzerinde sürüklenerek cehenneme atılır. Sonra muhakemesi olunacak olan, Allahın kendisine nimetlerini bollaştırdığı ve her türlü maldan ihsan ettiği kimsedir. Bu da getirilir ve buna da Allah nimetlerini hatırlatır. O da bu nimetleri hatırlayıp itiraf eder. Allah ona da: Bu nimetlere karşı sen ne amel işledin diye sorar. O kul: Hakkında infak edilmesini istediğin hiçbir yol bırakmadım da bütün bu yollardan senin rızan için infak eyledim der. Allah: Yalan söyledin! Bilakis sen bu infak ve harcamaları ‘o, cömert bir kimsedir’ denilmek için yaptın da böyle denildi de buyurur. Sonra emir verilir ve o kimse yüzü üzerinde sürüklenerek cehenneme atılır.” [17]

[108] … El-Hasan: ‘Gerçekten, bu Kur’an onun ayetlerinin tefsirini bilmeyen ve onun mushafından onu(n ayetlerini) düşünüp, tefekkür etmeyen genç çocuklar ve hizmetçiler tarafınan okunur. Allah şöyle buyurur: ‘Bu Kur'ân, akıl sahiplerinin, âyetlerini düşünmeleri ve ibret almaları için sana indirdiğimiz mübarek bir Kitaptır.’ (Sad:29)Onun ayetlerini düşünmek ne anlama geliyor? Baştan sona buyruklarına uymak anlamına gelir. Kur’an-a en çok hakkını verenler onu ezberden okuyamasalar da, onun buyruklarına uyanlardır. Onlardan biri şöyle der: ‘Ey falanca, buraya gel. Sana Kuranı nasıl ezberden okunacağını öğreteceğim. Ezberden Kuran okuyucuları bunu her ne zaman yaptılarsa? Onlar ne ezberden Kuran okuyucuları, ne sabırlı olanlar ve ne de akıllılardır. Dilerim ki Allah insanlar arasında onların benzerlerinin sayılarını artırmaz.”

[109] … Umer bin El-Hattab: “Kuranı ezberden okuyan kişi seni yanıltmasın(ona aldanma). Daha ziyade Kuran ile amel eden kişiye bak(ona imren).

KUR’AN-IN HARFLERİNİN EZBERLENİPTE EMİRLERİNİN İHMAL EDİLMESİYLE İLGİLİ SÖYLENENLER

[110] … Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu: “Kuran asla onunla amel etmeyen biri tarafından (ezbere)okunmamalıdır.” [18]

[111] … Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu: “Göğe yükseltildiğim gecede, ateşten yapılmış makaslar ile dudakları kesilen bir insan topluluğu gördüm. Dudakları her defasında çok şiddetli acı verecek şekilde oldu, sonra eski hallerine geri getirilirlerdi. Bunun üzerine ben dedim ki: ‘Ey Cibril, bu insanlar kimler?’ O, dedi ki: ‘Onlar senin ümmetinden hatiplerdir, söz söylerler (kendileri) amel işlemezler ve Allahın Kitabını okurlar ama onunla amel etmezler.’” [19]

[112] … Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu: “ Kıyamet Günün’de Kuran bir adam şeklinde olacak. Bunun üzerine Kuranı taşıyan ama onun emirlerine muhalefet eden bir adam öne çıkarılacak. Kuran, adam ile tartışacak ve diyecek ki: ‘Rabbim, Sen beni ona taşıttırdın, o ne kötü bir taşıyıcıydı. O benim hudutlarımı çiğnedi, emirlerimi önemsemedi, bende belirtilen nehiyleri işledi ve bende belirtilen helalleri terk etti.’ Kuran, ona istediğin gibi davran denene kadar, adamı deliller ile suçlamaya devam eder. Sonra eliyle adamı tutar ve burnu üzerinde ateşe atılana kadar, adamı bırakmaz. Daha sonra Kuranın emirlerini koruyarak taşıyan Salih bir adam getirilir. Kuran adam ile tartışacak ve diyecek ki: Rabbim Sen beni ona taşıttın, böylece o benim hudutlarımı gözetti, emirlerimi yerine getirdi, yasaklarımdan kaçındı ve bendeki ibadetlere razı olarak itaat etti. Kuran, ona istediğin gibi davran denilinceye kadar, konuşmaya devam eder. Bunun üzerine adamı eliyle tutar ve adama ipekten bir elbise giydirilip, bir kralın hükümdarlığı verilip ve eline de içmesi için bir fincan şarap verilene kadar, onu bırakmaz.” [20]

[113] … Bekr bin Huneys: “ Gerçekten, cehennemde bir vadi var ki; ateş günde yedi kez ondan sığınacak bir yer arar. Ve bu vadide bir çukur var ki; vadi ve ateş her gün ondan sığınacak bir yer arar. Ve o çukurda bir yılan var ki; çukur, vadi ve ateş günde yedi kez ondan sığınacak bir yer arar. Yılan ilk olarak şerir(melun) Kuran taşıyıcılarıyla başlayacak. Bunun üzerine onlar şöyle der: ‘Ya Rab! Bizi puta tapanlardan önce mi (cezalandırmaya) başlayacaksın?’ Onlara şöyle denecek: ‘Bilen biri bilmeyenle bir değildir.’”

[114] … Eyub Es-Sahtiyani: “Günahkar bir Kur’an okuyucudan daha aşağılık olan kötü kimse yoktur.”

[115] … Malik bin Dinar: “Gerçekten, ben açıktan kötülüğünü gösteren kişiden ziyade, daha çok günahkar Kuran okuyucusundan korkarım, çünkü bu (günahını açıkça gösteren kişi) ikisinin en az aldatanı(hile yapanı)dır.”

[116] … Fudayl: “ Gerçekten, Kur’an sadece onunla amel edilmesi için açıklandı. Ama insanlar yalnızca onun okunuşunu bir amel olarak aldılar.” Şöyle soruldu: “Kuran ile nasıl amel edilmeli?” O, şöyle cevap verdi: “ Emirlerini yerine getirip, yasaklarından kaçınır, helallerine izin verir, haramlarını yasaklar ve mucizeleriyle ilgili kendini alıkoyarak.”

[117] … Ebu Ruzeyn: “Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler onu, hakkını gözeterek okurlar.” [21]

“Anlamı: onlar kuranı takip edilmesi gerektiği şekliyle takip ederler ve onlar Kuranın amel edilmesi gerektiği gibi Kuran ile amel ederler.”

[118] … İbn Umer: Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- : “Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler onu, hakkını gözeterek okurlar.” [22]

“Anlamı: Onlar Kuranı takip edilmesi gerektiği şekliyle takip ederler.” [23]



[1] (Zayıf)

[2] (Zayıf)

[3] (Zayıf)

[4] (Zayıf)

[5] (Zayıf)

[6] (Mevzu)

[7] (Sahih): Taberani, Mucemul Kebir

[8] (Sahih): Taberani, Mucemul Kebir

[9] (Zayıf)

[10] (Zayıf)

[11] (Sahih): Buhari,Muslim,Ahmed

[12] Hadis olarak kabul edilmez. Abdullah: Babam(Amed b. Hanbel) bunun hadis olarak kabul edilmeyeceğini söyledi ve onu bana sadece bir kez rivayet etti. Ben(Albani) derim ki: Hadisi el-Muntahabda ifade etmiş ve şunu eklemiştir: el-Mervezi şöyle dedi: Ebu Abdullah şöyle dedi:”Hata Caferden kaynaklanmaktadır, Siyarden değil.” Bu imam Ahmedin söylediğidir. Fakat Cafer Siyarden daha iyidir, Müslim onu rivayetlerinde kullanmıştır. Allah en iyisini bilir.

[13] (Sahih): Ahmed,Hahim. Rivayet zinciri müslümin şartlarına göre sahihtir.

[14] (Zayıf)

[15] (Zayıf)

[16] (Sahih): Ahmed(2/338), Ebu davud, İbn Mace, İbn Hibban

[17] (Sahih): Muslim

[18](Zayıf)

[19] (Hasen)

[20] (Zayıf)

[21] Bakara:121

[22] Bakara:121

[23] (Mevkuf)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente vahdeke la şerîke leke estağfiruke ve etûbu ileyk" (İbn Bişrân Emâlî, 291, Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)

Kitaplar

Cevâmiu'l-Kelîm Programı