Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir. Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Sahihu Muslim no: 867)
Allah'ım! Bize, günahla aramıza engel olacak kadar korkundan hisse ver. Bizi cennetine ulaştıracak kadar taatini nasib eyle. Dünya musibetlerini hafifletecek yakîn ver. Allah'ım! Bizi yaşattığın müddetçe kulaklarımızdan ve gözlerimizden faydalandır; ölümümüze kadar da onları devamlı kıl. Bize zulmedenlerden öcümüzü sen al. Bize düşmanlık edenlere karşı bize yardım et. Bizi dinimiz konusunda musibete uğratma. Dünyayı en büyük endişemiz ve gayemiz kılma. Bize acımayanları üzerimize musallat etme!" (Allahumme âmîn) Tirmizi (3502) Şeyh Elbani "Hasen" demiştir Sahihu't-Tirmizi (2783)

Başlıkları görmek için resme tıklayın

Daru's-Sunne Dersanesi Satışı Yapılan Kitaplar

Ey İnsanlar Seti: 50 Tl.

Daru's-Sunne Kitap Seti: 40 Tl.

Satışı Yapılan Arapça Kitaplar

Sipariş için:
E-Mail: Darussunne@hotmail.com
Tel: 0 535 925 15 97


Daru's-Sunne Dersanesi Düzenli Dersler

Her Pazar akşamı Türkiye saati ile 20:00-21:00 arası sorulara cevap programı yapılacaktır. 21:00-22:00 saatleri arasında Akide, Hadis Usulü ve Tarihi, Tezkiye (Hadis Şerhleri) ve Menhec konularında düzenli dersler devam etmektedir.
Akide Dersleri: Ebû Said Muhammed el-Yarbûzî
Menhec Dersleri: Ebû Umer Soner Bilgili
Hadis Usûlü ve Tarihi: Ebû Huzeyfe Mes'ûd Körpe
Tezkiye (Hadis Şerhleri): Ebû Muâz Seyfullah el-Çubukâbâdî
Derslere, programı aksatmamak şartıyla katılmak isteyenlerin
darussunne@hotmail.com adresine
isim, soy isim, doğum tarihi, ikamet ettiği yer ve öğrenim durumunu bildiren bir e-mail ile başvuru yapmaları gerekmektedir.

Ders programı ve detaylı bilgiler, değerlendirilen başvurulardan sonra ilgililerin e-mail adresine iletilecektir.

6 Kasım 2010 Cumartesi

Kurban Ahkamı

İnşaallah yakında tekrar basılacak olan Sahih İlmihal'in son halinde Kurban Babı. (Web sayfasının formatı dipnotları görünteleyemiyor)
Kurban: Kurban bayramı ve teşrik günlerinde, Yüce Alİah'a yakınlaşmak arzusuyla boğazlanan hayvanlardır. Kurbanlık hay¬vanlar, deve, sığır ve koyunlardır.


Allah Azze ve Celle buyuruyor ki; “Rabbin için namaz kıl ve kurban(ı Rabbin için) kes”(Kevser 2)

“Biz, her ümmete -(Kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdik-lerimiz üzerine Allah'ın adını ansınlar diye- kurban kesmeyi gerekli kıldık. İmdi, İlâhınız, bir tek İlah'tır. Öyle ise, O'na teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlâslı ve mütevazi insanları müjdele! Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar. Biz, büyük baş hayvanları da sizin için Allah'ın (dininin) işaretlerinden (kurban) kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar, ayakları üzerine dururken üzerlerine Allah'ın ismini anınız (ve kurban ediniz). Yan üstü yere düştüklerinde ise, artık (canı çıktığında) onlardan hem kendiniz yeyin, hem de ihtiyacını gizleyen-gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu hayvanları biz, şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik. Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvânız ulaşır. Sizi hidâyete erdirdiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele!”(Hac 34-37)

Rasûlullah  buyuruyor ki; “Allah’tan başkası namına kurban kesene Allah lanet etsin.”

Hükmü:

Alimlerin çoğunluğu, Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in uygulamasını örnek alarak, kurban kesmenin müstehap olduğunu belirtmişlerdir. Enes (radiyallâhu anh) anlatıyor; "Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) boynuzlu alaca iki koç kurban etti. Onları kendi eliyle kesti. Besmele çekti. Tekbir getir¬di. (Keserken) ayağını da onların boyunlarının üzerine koydu

Ebû Hanîfe ve bazı âlimler, kurban kesme¬ye gücü yetenler için, kurbanın vacip olduğunu be-lirtmişlerdir. Bunu açıkça ve dolaylı olarak ifade eden deliller zikretmişlerdir. Fakat kurbanın vucubiyetini açıkça ifade eden delillerin, açık olanları zayıftır; sahih olanları ise açık değildir. İbn Hazm; 'Hiçbir sahabeden, kurban kesmenin vacip olduğu sahih olarak nakledilmemiştir' der. Mâverdi; 'Sahabelerin rivayetleriyle, vacipliğin kalktığına dair icma oluşmuştur' der.

KURBAN KESMENİN ZAMANI

Kurban bayramı namazından son¬ra teşrik günlerinin sonuna kadar devam eder. Kurban bayramı namazından önce kurbanlarını kesenler, kurbanlarını iade eder¬ler. Çünkü Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem); 'Namaz¬dan Önce kurbanlarını kesenler, onların yerine başka kurban iade etsinler. (Namazdan önce) kesmeyenler, kurbanlarını kes¬sinler.

Enes  anlatıyor: "Rasûlullah : "Namazdan önce kurban kesmiş olan (bilsin ki, kestiği kurban değildir, ailesine et takdim etmiştir), yeniden kessin!"buyurdu."

Berâ  anlatıyor: "Ebu Bürde İbnu Niyâr  namazdan önce kurbanını kesmişti. Rasûlullah  ona: "Kurbanını yenile!" dedi. Ebu Bürde: "Ey Allah'ın Rasûlu, benim sadece bir oğlağım var. Ancak nazarımda yıllanmış olandan daha kıymetlidir!" deyince: "Öbürünün yerine bunu kurban et. Ancak oğlak senden sonra, kimseye kurban için yeterli olmayacak!" dedi."

KURBAN OLABİLECEK HAYVANLAR

Câbir  anlatıyor: "Rasûlullah : "Yıllanmış (yaşını başını almış) hayvanlardan kurban kesin. Böylesini bulmakta zorluk çekerseniz o başka. Bu taktirde koyun darı bir kuzu kesiverin" buyurdular."

Ukbe İbnu Âmir 'in anlattığına göre:"Rasûlullah  ashabı arasında taksim edilmek üzere bir miktar davar vermişti. Dağıtım yapılınca geriye bir oğlak arttı. Ukbe durumu Rasûlullah 'a haber verince: "Onu da sen kurban et!" buyurdu."

Bir rivayette (artık Ukbe'ye kalan) bir ceze'dir. Rasûlullah : "(Sen de) onu kurban et!" demiştir.

Nâfi' (rahimehullah) anlatıyor: "İbnu Ömer (ümâ) kurbanlıkların: "Tırnaklılar (yani sığırlar) hakkında üçüncü senesine girmiş, veya geçmiş, etli ayaklılar (develer) hakkında da altıncı yaşına girmiş veya geçmiş olmasını" şart koşardı."

Hanımlar için kurban kesmek meşrudur. Erkekler, hanımlarının yerine kurban kese-bilirler:

Aişe (radiyallâhu anha) anlatıyor; 'Mina'da iken bana sığır eti getirildi. Ben; 'bu ne?' dedim. Ra-suluUah (sallallâhu aleyhi ve sellem) hanımları için sığır kurban etti' dediler.

KURBANLIĞIN İŞARETLENMESİ

İbnu Abbâs  anlatıyor: "Rasûlullah  Zülhuleyfe'de öğle namazını kıldı, sonra kurbanlık devesini getirip hörgücünün sağ yanına nişanı vurdu, kan akıttı (boynuna) iki tane nalın taktı. Sonra binek devesine atladı. Beydâ düzlüğüne ulaşınca, hacca niyet ederek telbiye getirdi."

Âişe (radiyallâhu anhâ) anlatıyor; 'Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)"in kurbanlarının ger-danlık iplerini ellerimle ben büktüm. Sonra Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu gerdanlıkları kendi elleriyle kurbanlıklara taktı. Sonra onları babamla birlik¬te (Mekke'ye) gönderdi. Kurbanı kesilinceye kadar, Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)'e Allah'ın helal kıldığı hiçbir şey ona haram olmadı.

KURBANLIK DEVEYE BİNMEK

Ebu Hureyre  anlatıyor: "Rasûlullah  bir deve sevk eden birisini görmüştü ki: "Binsene ona!" dedi. Adam: "O kurbanlıktır!" dediyse de Rasûlullah  emrini tekrarladı: "Bin ona!" Adam tekrar: "O kurbanlıktır" diye haykırdı. Rasûlullah : "Bin ona" diye tekrarladı ve ikinci veya üçüncü seferde: "Yazıklar olsun sana!" diye ilâvede bulundu.

Buhârî'nin bir rivayetinde, Ebu Hureyre 'den naklen şu ziyade vardı: "(Râvi) der ki: "Ben o adamı, deveye binmiş Rasûlullah 'la beraber yürürken gördüm, devenin boynunda nalın takılı idi."

Câbir 'e; kurbanlığa binme hususunda sorulmuştu, şu cevabı verdi: "Rasûlullah 'ı işittim şöyle demişti: "Kurbanlığa, mecbur kaldıysan ma'ruf üzere bin. Bir başka sırt (binek) bulunca da in."

HELÂK OLAN KURBANLIK HAKKINDA

Nâciye el-Huzâî  anlatıyor: "Rasûlullah  hedy'ini Medine'den benimle gönderdi. Ben:

"Bunlardan yolda helak olan çıkarsa ben ne yapacağım?" diye sordum. "Hemen kesersin, nalınını kanına batırırsın, sonra onunla insanlar arasından çekilirsin, yerler" dedi."

İbnu'l-Müseyyeb der ki: "Nafile olarak sevk edilen bir deve yolda helâk olsa ve hemen kesilerek halka terkedilse, halk da bunu yese, bu nafile kurbanın sahibine bir şey gerekmez. Kendisi yese veya ondan yiyene emretse borçlanır."

- Kurbanlık hayvan kaybolduğunda veya öldüğünde, eğer adak hayvanı ise yeni bir kurban gerekir. Adak hayvanı değilse herhangi bir şey gerekmez. İbn Ömer (radiyallâhu anhuma) anlatı¬yor; 'Kabe'ye kurbanlık hayvan gönderen kimsenin kurbanlığı¬nın, kaybolması veya ölmesi durumunda, gönderilen bu hayvan adak kurbanı ise, yeniden bîr tane daha göndermesi gerekir. Şayet nafile kurbansa, isterse yeniden bir tane daha gönderir, isterse göndermez.”

KESİM ADABI VE YASAKLARI

Şeddâd İbnu Evs (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Rasûlullah  buyurdu ki: "Allah Tealâ, her şeyde iyiliği emretmiştir. Öyleyse öldürdüğünüz zaman öldürmeyi iyi yapın. Kesecek olursanız kesmeyi iyi yapın. Bıçağın ağzını bileyin. Hayvanı (zahmet vermeyin) rahat ettirin."

Ebu Vâkıd (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselam) Medineye geldiği zaman, Medineliler, (diri olan) devenin hörgücünü kesiyorlar ve koyunların da kuyruklarını koparıyorlar ve bunIarı yiyorlardı. Bu durum üzerine Rasûlullah : "Hayvan diri iken ondan her ne kesilmiş ise, bu meyte (lâşe) hükmündedir, yenilmez" dedi."

Boğazlarken Allah’ın adının anılması gerekir. Unutulursa bunda sakınca yoktur. Allah Teala: “Üzerine Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanlardan yemeyin. Zira onu yemek fısk’tır” buyurmuştur. (En’am 121)

Câbir  anlatıyor: "Rasûlullah  yevm-i nahr'de alacalı, boynuzlu ve iğdiş edilmiş iki koç kesti. Koçları kesmek üzere (yatırıp kıbleye) yöneltince: "Şüphesiz ki ben, bir muvahhid (Allah'ı bir tanıyıcı) olarak yüzümü o gökleri ve yeri yaratmış olan Allah'a yönelttim. Ben müşriklerden değilim" ve "Şüphesiz benim namazım da, menâsikim de, hayatım da, ölümüm de hiçbir ortağı olmayan, âlemlerin Rabbi Allah'ındır. Ben böylece emrolundum. Ben (bu ümmette) Müslüman olanların ilkiyim" (En'âm 162) (âyetlerini okudu ve:)

"Ey Rabbim (bu kurban bize) sendendir, senin rızan için (kesiyoruz) ve sana (ulaşacak)tır. Ey Rabbim, Muhammed ve ümmetinden bunu kabul buyur. Bismillahi vallahu ekber!" deyip, sonra koçu kesti."

Câbir  anlatıyor: "Hz. Peygamber 'le musallâda hazır bulundum. Hutbesini tamamlayınca minberinden indi. Kurbanlık koçuna gelip kendi eliyle kesti. Keserken: "Bismillahi vallahu ekber. Bu benim adıma ve ümmetimden kurban kesmeyenlerin adınadır!" dedi."

Ebu Musa 'dan rivayet edildiğ ne göre: Kızlarına, kurbanlarını kendi elleriyle kesmelerini, ayağını kurbanın boynuna basmayı, keserken tekbir getirip besmele çekmeyi tenbih etmiştir. "

Kurban kesecek olanlar, Zilhicce ayının 10'u girdiği zaman, kurbanın yününden ve tırnağından kesemezler. Ümmü Seleme (radiyallâhu anhâ) anlatıyor; 'Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdu ki; "(Zilhicce ayının) onun¬cu günü girdiğinde, biriniz kurban kesmek istediği zaman, saçın¬dan ve derisinden hiçbir şeye dokunmasın. Bir başka rivayette; 'Kesinlikle yününü almasın, tırnağını kesmesin' buyurulmuştur.

Kadınların hayvan kesmesi meşrudur: Bir kadın bir taş parçasıyla koyun kesmişti. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e bunun hükmü sorulunca: onun yenilmesini emretti.

KESME ÂLETİ

Râfi' İbnu Hadic (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Bir seferde Rasûlullah (aleyhissalâtü vesselâm) ile birlikte idik. (Bu esnâda) bir deve huysuzluk edip kaçtı. Peşine düştüler. Ama tâkipçileri yordu. Bir adam deveye bir ok gönderdi. Derken Allah deveyi durdurdu. Aleyhissalâtu vesselam Efendimiz: "Bu hayvanların kaçanları var, tıpkı vahşi kaçanlar gibi. Onlardan biri size galebe çalacak olursa, ona böyle davranın!" dedi. Ben:

"Ey Allah'ın Rasûlu (), biz yarın düşmanla karşılaşacağız, yanımızda (hayvan kesecek) bir bı-çağımız yok. (Hin-i hâcette) kamışla keselim mi?" diye sordum. Bana:

"Bolca kanı akıtılan ve üzerine Allah'ın ismi zikredilenin etini yeyiniz. Diş ve tırnak(la kesmek caiz) değildir. Size (bunun sebebini) söyleyeceğim; "Diş kemiktir, tırnak ise, Habeşlilerin bıçağıdır."

Nâfi'nin anlattığına göre, Ka'b İbnu Mâlik (radıyallâhu anh)'in bir oğlundan, İbnu Ömer (radı-yallâhu anh)'e anlatırken şunları işitmiştir: "Bâbası kendisine haber vermiştir ki: Davar güden câriyeleri, bir koyunun ölmek üzere olduğunu görmüş, derhal bir taş kırarak, onunla koyunu kesmiştir. Babası ailesine: "Ondan yemeyin. Rasûlullah (aleyhissalâtü vesselâm)'a sorayım" demiş ve sormuştur. Rasûlul-lah(aleyhissalâtü vesselam) yemelerini emretmiştir."

Ata İbnu Yesâr, Beni Hâriseli bir adamdan rivayet eder ki: "Bu zât bir sağmal deveyi gütmekte iken ölmek üzere olduğunu farkeder. Beraberinde, hayvanı kesebilecek bir şey de bulamaz. Eline geçirdiği bir kazığı devenin ümmüğüne saplar, kanını akıtır. Sonra durumu Rasûlullah(aleyhissalâtü vesselâm)'a haber verir. Efendimiz yemesini söyler."

KESİŞ YERİ

Kurbanların -açık- namazgahlarda kesilmesi müstehaptır. özellikle imamların, insanlara kurban kes¬me vaktinin geldiğini bildirmesi için namazgahta kesmelidir. İbn Ömer (radîyallâhu anhuma) anlatıyor; 'Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) kurbanlarını namazgahta keserdi. Kurbanlar her yerde kesilebilir.

İmam Mâlik'e ulaştığına göre, Rasûlullah , Mina'da şöyle demiştir: "İşte kurban kesilen yer. Mina'nın her tarafı kesim yeridir." Nâfi'nin anlattığına göre İbnu Ömer (ümâ) şu açıklamayı yapmıştır: "Kurban günleri, yevm-i nahr'den sonra iki gündür."

İmam Malik der ki: "Bana, bunun aynısı Ali İbnu Ebî Talib 'den de ulaştı."

Boğazlama Şekli

Ebu'l- Uşerâ Üsâme İbnu Mâlik İbnu Kahtam bâbasından anlatıyor: "Ey Allah'ın Rasûlü, dedim, kesme işi sâdece boğazdan ve gırtlaktan (lebbe) değil midir, (hayvanın başka yerinden de olur mu?)" Şu cevabı verdi: "(Mızrağını hayvanın) dizine saplarsan sana o da kifâyet eder." Tirmizi: "Bu, zaruret haline mahsustur" der. Ebu Dâvud da: "Bu, (yüksekten) düşen bir hayvanın kesimiyle ilgilidir" demiştir.

İbnu Abbâs (radıyallâhu anh) buyurdular ki: "Elinde (tasarrufunda) olduğu halde (normal ke-sişten) seni aciz bırakan şey av gibidir." (Yine İbnu Abbâs), kuyuya düşen bir deve hakkında: "Neresinden gücün yeterse kes!" demiştir. Hz. Ali, İbnu Ömer ve Hz. Âişe (radıyallâhu anhum) de bu görüşte idiler. İbnu Abbâs, İbnu Ömer ve Enes (radıyallâhu anhum): "Boğazdan kesmeye başlayınca (acele sebebiyle) başı kopuverse bunda bir beis yok. Ancak, ense tarafından kesilmişse yenmez, baş kopsa da kopmasa da fark etmez" demiştir.

İbnu Ömer (radıyallâhu anh) buyurmuştur ki: "Bir deve kesildiği zaman karnındaki yavrunun tezkiyesi, devenin tezkiyesine tâbidir, yeter ki yavrunun hilkati (bütün uzuvlarının çıkmasıyla) tamamlanmış, tüyleri de bitmiş olsun. Yavru annenin karnından çıkınca (yine de hemen) kesilir, tâ ki içteki kan çıksın."

KURBAN KAÇ KİŞİYLE KESİLİR?

Ebu Eyyub  anlatıyor: "Bizden biri, kendisi ve ailesi halkı için tek bir koyun kurban eder, (etinden hem yerler hem de başkalarına yedirirlerdi). Sonra insanlar, övünmeye başladılar ve (kurbanlar) bir övünme vâsıtası oldu."

İbnu Şihab  anlatıyor: "Rasûlullah  (Veda haccı sırasında) kendisi ve âile halkı için sadece bir deve veya bir sığır kesmiştir."

Enes  anlatıyor: "Rasûlullah , ayakta olduğu halde yedi deveyi kendi eliyle kesti. Medine'de ise, boynuzlu ve alacalı iki koyun kurban etti. Rasûlullah (aleyhissalàtu vesselâm) keserken tekbir getiriyor, besmele çekiyor ve ayağını hayvanların boyunlarının üzerine koyuyordu."

Ebu Said  anlatıyor: "Rasûlullah  boynuzlu erkek bir koçu kurban etti. Koç siyahın içinde bakar, siyahın içinde yürür, siyahın içinde yerdi."

Deve Kurbanında On, Sığır Kurbanında Yedi Kişi Ortak Olabilir.

İbn Abbâs (radiyallâhu anhuma) anlatıyor; 'Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile birlikte bir yolculuktaydık. Kurban bayramı vakti geldi. Devede on, sığırda yedi kişi ortak olduk (ve kurban kestik).”

Câbir  anlatıyor: "Biz, Rasûlullah  ile birlikte (Hudeybiye senesi) umrede temettu yaptık. O zaman yedi kişi adına bir sığır keserek iştirak ettik. Keza deve de yedi kişi adına kesilmişti."

Huceyye İbnu Adiyy anlatıyor: "Hz. Ali : "Sığır yedi kişi adına kesilir" demişti. Kendisine: "Ya doğurmuşsa?" diye soruldu. "Öyleyse yavrusunu da beraber kes!" buyurdu. Kendisine: "Ya topalsa?" diye soruldu. "Kesim yerine ulaşabildiyse tamam" dedi. "Ya boynuzu kırıksa?" dendi. "Zarar etmez. Biz göz ve kulaklarının sağlamlığını kontrol etmekle emrolunduk!" diye cevap verdi."

- Deve veya sığırlarda ortak olanların aynı aileden olma¬sı şart değildir. Çünkü farklı kabilelerden sahabeler ortak olarak kurban kesiyorlardı.

- Ortak olanların tamamının 'kurban niyetiyle' kesiyor ol¬maları şart değildir. Aralarında et satın almak amacıyla ortak olanlar da bulunabilir. Alimlerin çoğunluğuna göre, bu caizdir. Çünkü her ortak kendi niyetine göre değerlendirilir, başkasının niyetine göre değil.

KURBAN EDİLMESİ CAİZ OLMAYAN HAYVANLAR:

- Kulağına müdahalede bulunulmuş hayvanlar kurban edilmemelidir: ‘Alî  anlatıyor: "Rasûlullah , (kurbanlık olarak keseceğimiz hayvanın) göz ve kulaklarına dikkat etmemizi, "Kulağı önden delinmişi veya arkadan delinmişi veya ortadan yarılmışı, veya yuvarlak delinmişi kurban yapmayın" diye emretti."

Günümüzde hayvanların kulaklarına küpe takılmaktadır. Ali radıyallahu anh hadisi, hayvanın kulağına her türlü müdahalede o hayvanın kurbanlık olamayacağı hususunda açıktır. Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur:

“Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah'ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.” (Nisa 119)

- Kör, hasta, topal, çok zayıf hayvanlar: Çünkü Peygamberimiz (salîallâhu aleyhi ve sellem); 'Dört hayvanın kurban edilmesi caiz değildir. 1. Tek gözü tamamen kör olan 2. Çok hasta olan 3. To¬pallığı iyice belli olan 4. Yürümeyecek kadar ayağı kırık olanlar buyurdu.

Ubeyd İbnu Fîruz, Berâ 'dan naklen, Rasûlullah 'ın şöyle söylediğini rivayet etmiştir: "Kur-banlıklarda körlüğü belli olan kör, hastalığı açıkca belli olan hasta, (yürümeye mâni olacak derecede) topallığı açık olan topal, iliği kurumuş zayıf hayvanın kurban edilmesi caiz değildir. "

- Altı aylık keçinin kurban edilmesi caiz değildir. Ancak altı aylık koyunun kurban edilmesi caizdir. El-Berâ b. Azib {radi¬yallâhu anh) anlatıyor; [Ebû Burde] dedi ki; Yâ Rasulullah! Yanımda besili bir dişi çebiş (süt oğlağı) var' dedi Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) sen o dişi çebişi kurban et! Fakat bu sen-den başkası için geçerli olmaz' buyurdu. Alimler bu konuda icmâ etmişlerdir.

Urve (rahimehullah)'den anlattığına göre, evladlarına şöyle demiştir: "Evlâtlarım., sakın biriniz, bir büyüğe hediye edince utanacağı bir şeyi Allah için kurban sunmasın. Zîra Allah, büyüklerinin büyüğüdür ve O, en seçkine herkesten ziyâde lâyıktır."

Kurban eti yenir, dağıtılır ve ondan hiçbir şey satılmaz:

Kurban kesenin, kurbanından yemesi ve tasaddukta bulun¬ması/dağıtması müstehaptır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur; 'Al¬lah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzeri¬ne belli günlerde Allah'ın ismini anmaları (kurban kesmeleri için) sana (Kabe'ye) gelsinler. Artık ondan hem kendiniz yiyin, hem de yoksula, fakire yedirin” (Hac 28)

Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) kurban etleriyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur; 'Yiyiniz, yediriniz ve bir kısmını alıkoyunuz.”

Câbir  anlatıyor: "Biz kurbanlarımızın etinden üç günden fazla yemezdik. Rasûlullah  bize ruhsat tanıdı ve: "Yiyin ve azıklanın da!" buyrdu."

Âbis İbnu Rebîa anlatıyor: "Hz.Aişe'ye: "Rasûlullah  kurbanların etlerinden üç günden fazla yenilmesini yasakladı mı?" diye sordum. "Evet, fakat bunu insanların (kıtlık çekip) acıktığı yılda yaptı. Böylece zenginlerin fakirleri doyurmasını arzu etmişti. Biz koyunun paçasını kaldırıp, on beş gece sonra yiyorduk" dedi. Ben: "Sizi buna mecbur eden şey ne idi!" deyince güldü ve: "Rasûlullah  Allah'a kavu-şuncaya kadar, Muhammed âilesi üç gün üst üste doyuncaya kadar katıkla ekmek yememiştir" dedi."

Nübeyşe  anlatıyor: "Rasûlullah  buyurdular ki: "Biz sizleri, kurbanların etinden üç günden fazla yemenizi, bir çoğunuza kurban eti ulaşsın diye yasaklamıştık. Şimdi, Allah Teâla bolluk verdi. Artık yiyin, biriktirin ve (Allah’tan) ecrini isteyin. Haberiniz olsun, bu bayram günleri yemek, içmek ve zikir günleridir."

Kurbanın hiçbir şeyinin satılamayacağına delil, Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in şu hadisidir; 'Kurbanlıkların hiçbir şeyini ücret olarak kasaplara vermeyiniz.”

Henüz anne karnındaki çocuklar için kurban kesilmez. İbn Ömer (radiyallâhu anh) anlatıyor; 'Kadınların karınlarındaki çocuklar için kurban kesilmezdi.”

YENMESİ YASAK OLAN KESİLMİŞLER

Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Rasûlullah (aleyhissalâtü vesselâm)'a soruldu: "Halk bize et getiriyor, kesilirken besmele çekilip çekilmediğini bilmiyoruz, ne yapalım?" "Siz besmele çekin, yiyin!" cevabını verdi."

Zühri (rahimehullah) diyor ki: "Arap Hıristiyanlarının kestiklerini yemekte bir beis yoktur. Ancak, Allah'tan başka birisinin adını andığını işitirsen o zaman kestiğini yeme. İşitmemiş isen, (bu durumda vehimlenme), çünkü Allah, onların küfrünü bildiği halde kestiklerini helâl kılmıştır." Ali (radıyallâhu anh)'den de bu mânâda rivayet yapılmıştır.

0 yorum:

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente vahdeke la şerîke leke estağfiruke ve etûbu ileyk" (İbn Bişrân Emâlî, 291, Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)
pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" name="obj1" width="468" height="60" /> Cevâmiu'l-Kelim Programı Ücretsiz