Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 ez-Zeria Şerhi
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 el-Albaniyyât Şerhi
Saat 20:00 Sahih Tefsir Şerhi

28 Mayıs 2015 Perşembe

Eğitimde Kadın Erkek Karışıklığının Hükmü

Şeyh b. Baz rahimehullah’ın San’a Üniversitesi Müdürü Abdulaziz el-Mekalih’e reddiyesi
Allah’a hamd olsun. Rasulullah’a, âline ve ashabına salat ve selam olsun. Bundan sonra.
24/71404 tarih ve 5644 sayılı “Es-Siyase” dergisinde San’a üniversitesi müdürü Abdulaziz el-Mekalih’e ait yazıda kız öğrencilerin erkek öğrencilerden ayrılmasının talebinin dine aykırı olduğunun iddia edildiğini gördüm. Kadın erkek karışıklığının cevazına da, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in zamanında Müslümanların namazı tek bir mescidde, kadın erkek beraber kılmalarını delil getiriyor, diyor ki: “Bu yüzden, eğitimin de tek bir mekânda olması gerekir.” Bu sözlerin bir İslam ülkesinde, İslamî bir üniversite müdüründen sadır olması garibime gitti. Ondan erkeklerle kadınlarının sınıflarının ayrılması istenmiş ki, dünya ve ahiret saadeti ve kurtuluş bundadır. Biz muhakkak Allah’a aidiz ve O’na dönücüleriz. Hareket ve kuvvet ancak Allah iledir.
Şüphe yok ki bu söz İslam dinine karşı büyük bir cinayettir! Çünkü din, kadın erkek karışıklığına davet etmiyor ki, bundan men etmeyi talep etmek dine aykırı olsun! Bilakis din, bundan şiddetle yasaklamaktadır. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “(Kadınlar) evlerinde karar kılsınlar, ilk cahiliyye teberrücü ile teberrüc etmesinler” (Ahzab 33) “Ey Nebî! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle ki, cilbablarını üzerlerinden salsınlar. Bu onların tanınıp da ezaya uğramamaları için uygun olandır. Allah gafur ve rahimdir.” (Ahzab 59) “Mümine kadınlara da söyle; bakışlarını kıssınlar, ferçlerini korusunlar. Kendiliğinden görünen dışında, ziynetlerini göstermesinler. Örtülerini yakaları üzerine salsınlar…” (Nur 31) “…gizledikleri ziynetlerinin bilinmesi için ayaklarını vurmasınlar. Hepiniz Allah’a tevbe edin ey iman edenler, umulur ki kurtulursunuz.” (Nur 31)
Onlardan (kadınlardan) bir şey istediğinizde perde arkasından isteyin. Bu sizin kalpleriniz için de, onların kalpleri için de en temiz olanıdır.” (Ahzab 53)
Bu ayet-i kerimelerde kadınların, çıkmalarını gerektirecek bir ihtiyaç bulunmadığı sürece, fitneden sakınarak evlerinden ayrılmamalarının dinî emir olduğuna açık bir delalet vardır. Sonra Allah Subhanehu, cahiliyye teberrücünden sakındırmaktadır. Cahiliyye teberrücü: kadınların güzelliklerini ve fitneye düşürücü hallerini erkekler arasında ortaya koymalarıdır. Nitekim Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den sahih olarak şöyle buyurduğu gelmiştir: “Benden sonra erkekler için kadından daha zararlı bir fitne bırakmadım.” Buhârî ve Muslim Usame b. Zeyd radıyallahu anhuma’dan rivayet etmişlerdir. Muslim, Usame ve Said b. Zeyd b. Amr b. Nufeyl radıyallahu anhum’den rivayet etmiştir.
Yine Muslim Sahih’inde Ebu Said el-Hudrî radıyallahu anh’den, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Muhakkak dünya tatlı ve yeşildir. Şüphesiz Allah sizi orada halifeler kıldı ki nasıl amel edeceğinize bakacak. Dünyadan sakının ve kadınlardan da sakının. Zira İsrailoğullarının ilk fitnesi kadınlar hakkında olmuştu.”
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem doğru söylemiştir. Zira kadınlar hakkındaki fitne büyüktür. Özellikle de kadınların çoğunun tesettürü terk ettikleri, cahiliyye teberrücü ile açılıp saçıkldıkları bu asırda! Bu sebeple fuhuş ve çirkinlikler çoğalmıştır. Birçok ülkelerde genç erkek ve kızlardan çoğu Allah’ın kendilerine meşru kıldığı evlilikten uzak duruyorlar. Allah Subhanehu ve Teâlâ örtünmenin hepsinin kalpleri için en temiz olanı olduğunu açıklamıştır. Bu da gösteriyor ki, bunun yok olması, herkesin kalplerinin pisliğine ve hak yoldan sapmalarına daha yakındır. Bilindiği gibi okul sıralarında kız öğrencinin erkek öğrenci ile beraber oturması fitnenin ve Allah’ın iman etmiş kadınlara farz kıldığı tesettürün terkinin en büyük sebeplerindendir. Allah kadınları az önce geçen Nur Suresi 31. Ayetinde açıkladığı kimseler dışındakilere ziynetlerini göstermekten yasaklamıştır.
Perde arkasına geçme emrinin müminlerin annelerine özel bir emir olduğunu kim iddia edebilir? Halbuki bu iddia sağduyudan uzaktır ve bu emrin genel oluşuna delalet eden delillere aykırıdır. Allah Teâlâ: “Bu, sizin kalpleriniz için de, onların kalpleri için de en temiz olanıdır” buyurmuştur. Bu perdenin yalnızca müminlerin anneleri ve erkek sahabeler için en temiz olduğunu söylemek caiz değildir! Şüphe yok ki onlardan sonrakiler perde hicabına müminlerin annelerinden ve erkek sahabilerden (Allah onlardan razı olsun) daha çok muhtaçtırlar. Zira iman kuvveti ve hakka basiret bakımından onların farkı büyüktür. Aralarından müminlerin annelerinin de bulunduğu; erkek ve kadınlarıyla Sahabe radıyallahu anhum, nebilerden sonra insanların en hayırlılarıdırlar. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Buhârî ve Muslim’de gelen hadisinde ifade ettiği gibi, nesillerin en üstünleridirler. Perde hicabı onların kalpleri için en temiz olduğuna göre, onlardan sonrakiler bu temizliğe öncekilerden daha çok ve şiddetle muhtaçtırlar. Çünkü tahsise dair sahih bir delil bulunmadıkça, Kitap ve Sünnette gelen nasların ümmetten belli bir kimseye tahsis edilmesi caiz değildir. Bu naslar, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in zamanındaki ve kıyamet gününe kadar gelecek herkes için geneldir. Çünkü Allah Subhanehu Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem’i, O’nun asrındaki ve kıyamet gününe kadar gelecek olan insanlara ve cinlere göndermiştir. Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: “De ki: “Ey insanlar! Ben hepinize Allah’ın rasulüyüm.” (A’raf 158)
Seni ancak insanların tamamına müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.” (Sebe 28)
İşte Kur’ân-ı Kerim, sadece Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in asrındakilere değil, onlardan sonra da kendilerine Allah’ın kitabının ulaştığı herkese indirilmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Bu insanlara uyarılmaları için, O'nun tek bir ilâh olduğunu bilmeleri için ve akıl sahiplerinin ibret almaları için bir tebliğdir.” (İbrahim 52)
Sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için bu Kur’ân bana vahyediliyor.” (En’âm 19)
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem zamanında kadınlar ne mescidlerde, ne sokaklarda erkeklerle karışık olmazlardı. Bugünkü ıslahatçıların yasakladıkları ihtilat (kadın erkek karışıklığı) Kur’an, sünnet ve ümmetin âlimlerinin yönlendirdikleri ve fitnesinden sakındırdıkları şeydir. Hatta Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in mescidindeki kadınlar erkeklerden en uzak arka saflarda namaz kılarlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyururdu: “Erkeklerin en hayırlı safları ilk saflar, en şerli safları ise arka saflardır. Kadınların en hayırlı safları ise arka saflar, en şerli safları ilk saflardır.” Erkeklerin en arka safları ile kadınların ilk saflarındaki fitneden sakındırıyordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in zamanında erkekler, kadınlar mescidden ayrılıncaya kadar beklemekle emrolunuyorlardı ki, mescidlerin kapılarında erkeklerle kadınlar karşılaşmasınlar. Bununla beraber erkek ve kadın sahabelerde iman ve takva mevcuttu. Onlardan sonrakilerin durumları nasıl peki? Kadınlar yol ortasında yürümekten yasaklanır, yolun kenarlarından gitmekle emrolunurlardı ki, erkeklerle karışmasınlar, birbirlerine dokunmasınlar da yoldaki gidişlerinde dahi fitneye düşmesinler. Allah Subhanehu, müminlerin kadınlarına, cilbablarını üzerlerinden salmalarını ve onunla ziynetlerini örtmelerini emrederek fitneden sakındırmıştır. Allah Teâlâ onları ziynetlerini, yüce kitabında saydığı kimselerin dışındakilere göstermekten yasaklayarak fitne sebeplerinden uzaklaştırmış, iffet sebeplerine teşvik etmiştir. Fesat ve ihtilat (kadın erkek karışıklığı) manzaralarından onları uzaklaştırmıştır.
Peki ya San’a üniversitesi müdürü – Allah onu hidayet etsin ve rüşdünü ilham etsin – bütün bunlardan sonra buna nasıl müsaade eder? İslam’ın buna çağırdığı iddiasıyla ihtilâta (kadın-erkek karışıklığına) nasıl davet edebilir? Üniversitenin mescid gibi kutsal olduğunu, ders ânının namaz ânı gibi olduğunu nasıl iddia edebilir? Bilindiği gibi fark büyüktür. Allah’ın emrini ve yasağını akleden Allah Subhanehu’nun kulları için koyduğu din kurallarının hikmetini, yüce kitabında erkekler ve kadınlar için beyan ettiği hükümlerin önemini anlar. İman etmiş bir kimsenin kız öğrencilerin ders sıralarında erkeklerin hizasında oturmasının, erkeklerin arkasındaki namaz saflarında kızkardeşleriyle beraber oturması gibi olduğunu söylemesi nasıl mümkün olabilir? İman ve basiretten bir nebze nasibi olan, ne söylediğini akledebilen hiçbir kimse bunu söylemez! Üstelik bu söylediklerimiz şer’î tesettür bulunması halinde söylenmektedir. Peki bir de erkek öğrencilerin teberrüc yapan, güzelliklerini ve fitneye düşüren bakışlarını ortaya koyan, fitneye sürükleyici konuşmalar yapan kızlarla beraber oturmaları halinde durum nasıl olur? Allah’tan yardım isteriz. Hareket ve kuvvet ancak Allah iledir.
Allah Azze ve Celle şöyle buyurur: “Gerçi bazen gözler kör olmaz da, yalnız göğüsteki kalpler kör olur.” (Hac 46)
Müdürün: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in zamanından beri Müslümanların vakıası, tek bir mescidde erkeklerle kadınların beraber namaz kılmaları şeklinde olmuştur. Bu yüzden eğitim de tek bir mekânda olmalıdır” demesine gelince, bunun cevabı şudur: Bu doğrudur. Lakin kadınlar mescidlerin en arkalarında idiler ve tesettürleriyle fitne sebeplerinden korunmaya özen gösteriyorlardı. Erkekler ise mescidin önlerinde idiler. Kadınlar vaaz ve hutbeyi dinliyor, namaza iştirak ediyorlar ve dinlerininin hükümlerini işitip gördükleri kadarıyla öğreniyorlardı. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem bayram gününde erkeklere vaaz ettikten sonra kadınların yanına gidiyor, onlara öğüt ve hatırlatmalarda bulunuyordu. Çünkü hutbeyi işitmeyecek kadar uzakta idiler. Bütün bunlarda sorun veya sıkıntı yoktur. Sorun ancak San’a üniversitesi müdürünün, - Allah onu hidayet etsin, kalbini ve dini hakkındaki anlayışını ıslah etsin – “Bu yüzden eğitimin de tek bir mekanda olması gerekir” sözündedir. Asrımızdaki eğitimi, tek bir mescidde erkeklerin safları arkasında kadınların namaz kılmalarına nasıl benzetir? Halbuki bugün bilinen eğitim ile kadınların Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında erkeklerin safları arkasında namaz kılmaları arasındaki fark açıktır. Bu yüzden ıslahatçılar, kadınların eğitim alanlarında erkeklerden ayrılmalarına davet ediyorlar ki, erkekler ayrı yerde, kızlar ayrı yerde olsunlar da öğreticilerden ilmi meşakkatsizce alabilsinler. Çünkü eğitim süreci uzun bir zamandır. Namazın süresi gibi değildir. Hocalardan dersi özel mahallerinde almaları herkes için koruyucu ve fitne sebeplerinden daha uzaktır. Gençlerin de kızların fitnesinden selamette kalmalarına daha uygundur. Çünkü genç erkeklerin eğitim alanlarında genç kızlardan ayrı olmaları, kendileri için fitneden daha selametli olmakla beraber, dersleriyle meşgul olup hocalarını güzelce dinlemeye ve onlardan ihtilattan uzak bir şekilde ilim almaya özen göstermelerine de daha uygundur. Böylece kızlarla meşgul olmazlar, zehirli bakışmalar ve fücura çağırıcı sözlerden uzak kalırlar.
Allah onu ıslah etsin, müdürün: “Kız öğrencilerle erkek öğrencileri ayırmanın dine aykırı olduğunu” iddia etmesi ise kabul edilemez bir iddiadır. Bilakis bu Allah için ve kulları için nasihatin ta kendisi olup Allah’ın dinini korumak ve onunla amel etmektir. Nitekim Kur’ân ayetleri ve hadisi şerifler az önce geçti. San’a üniversitesi müdürüne nasihatim Allah Azze ve Celle’den sakınması, bu yaptıklarından dolayı O’na tevbe etmesi, isabetli ve hak olana dönmesidir. Zira hakka dönmek fazilettir ve ilim talibinin hakkı ve insafı aradığının göstergesidir. Allah Subhanehu ve Teâlâ’dan hepimizi doğru yola hidayet etmesini, bizi ve diğer Müslümanları kendisi hakkında ilimsizce konuşmaktan, saptırıcı fitnelerden ve şeytanın dürtmelerinden korumasını dileriz. Yine Allah Subhanehu ve Teâlâ’dan Müslümanların alimlerini ve önderlerini her yerde ülkelerin ve kulların, dünya ve ahiretleri için en uygun olana başarılı kılmasını, herkesi dosdoğru yoluna hidayet etmesini dileriz. Şüphesiz O Cevvâd ve Kerîm’dir. Allah’ın salat ve selâmı, Nebimiz Muhammed’e, âline, ashabına ve kıyamet gününe kadar onlara güzellikle tâbi olanların üzerine olsun.
Kaynak: Şeyh b. Baz rahimehullah’ın resmî sitesi.
Tercüme: Ebû Muâz

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)