Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



5 Ağustos 2015 Çarşamba

Allah için sevmekle, Allah'la beraber başka şeyleri sevmek ara­sındaki fark:

Bilinmesi gereken en önemli fark budur. İkisi arasındaki far­kı her insan muhakkak bilmelidir. Allah için sevmek imanın kemâlinden olur. Allah yanında başka şeyleri de sevmekse şirkin kendisidir.
Aralarındaki fark şudur:
Allah için seven kişi, sevgisinde Allah sevgisine uymaktadır. Allah sevgisi kulun kalbinde yerleşince, bu sevgi Allah'ın sevdiği şeyleri sev­meyi de zorunlu kılar. Dolayısıyla kişi Rabbinin dostunun sevdiğini sevince bu sevgisi Allah için olmuş olur. Allah'ın Rasûllerini, meleklerini, dostlarını Allah sevdiği için sevmek böyledir. Yine Allah'ın öfkelendiği şeylere öfkelen­mek de böyledir.
Allah için sevmenin ve öfkelenmenin alâmeti Allah'ın öfke­lendiği şeye olan öfkesi, kendisine ihsanından, hizmetinden ve ihtiyaçlarını gidermesinden dolayı sevgiye dönüşmemesidir.
Ayrıca Allah'ın sevdiği şeye karşı olan sevgisi de, o kimseden hoşuna gitmeyen bir karşılık gördüğünde bilerek veya bilmeyerek, Allah'a itaat kastıyla veya tevil ederek, içtihat ede­rek, haksızlık yaparak kendisine kötülüğü geldiğinde, öfkeye dönüşmemesi de Allah için öfkelenmenin alâmetidir.
O halde din şu dört esas etrafında dönmektedir: Sevmek, öfkelenmek. Sevmek ameli, öfkelenmek ise terki ge­rektirir.
Bu anlamda, sevgisi öfkesi, ameli ve terki Allah için olan kimsenin imanı olgunlaşmıştır. Öyle ki bu kul sevince Allah da sever, öfkelenince Al­lah da öfkelenir. Amel işleyince Allah için işler, bir şeyden uzaklaşınca da Al­lah için ondan uzaklaşır. Bu dört esas ne ölçüde noksanlaşırsa o ölçüde iman ve dini de noksanlaşır.
Bu anlattıklarımız Allah'ın yanında başka şey­leri sevmekten farklıdır. Bunun iki kısmı vardır. Ya tevhidin aslına yönelik olur ki bu şirktir. Yahut da İhlasın kemaline, Allah sevgisine yönelik olur ki bu kişiyi dinden çıkarmaz.
Birinci kısım sevgi, müşrikleri putlarından, ilahlarından dolayı sev­mektir. Bu hususta Yüce Allah: "İnsanlardan kimi Allah'tan başka eşler tu­tar, Allah'ı sever gibi onları severler" (Bakara 165) buyurmuştur. Ayette anlatılan müş­rikler, Allah'ı sevdikleri gibi Allah'la beraber kendi putlarını, ilahlarını da sevmektedirler.
Bu tür sevgiler; tanrılar edinmek ve peşinden korku, ümit, kulluk ve dua gelen dostluktur. Yine bu tür sevgiler Allah'ın asla affetmeye­ceği sırf şirktir. Allah'a ortak koşulan bu eşlere düşmanlık besleyip, hem bunlara hem de Allah'a eşler koşanlara öfkelenip onlarla harb etmedikçe, kızışmadıkça iman asla tamamlanmaz.
Yüce Allah bütün Rasûllerini, bütün kitaplarını bu müşrikler için göndermiş; şirk sevgisinde olanlara cehenne­mi, bunlarla harb edenlere, Allah'ın rızası için bu konuda onlara düşmanlık besleyen mü'minlere ise cenneti yaratmıştır. O halde arştan başlayarak yere kadar ikisi arasında herhangi bir şeye ibadet eden herkes, Allah'ın dışında bir ilah, bir dost edinmiş olmakta, bütün bunları ma'bud edinerek Allah'a şirk koşmuş bulunmaktadır. Bu tür ma'budlardan en kısa zamanda kurtul­mak gerekir.
İkinci kısım sevgi, Allah'ın nefislere hoş gösterdiği kadınları, çocukları, altını, gümüşü, cevâd atları, hayvanları ve tarlaları sevmektir ki, bu sevgi, karnı aç kimsenin, yemeği, susuz kimsenin de suyu sevmesi gibi arzulama cinsinden bir sevgidir.
Bu sevgi üç kısmıdır. Eğer kul bununla, Allah'a ulaş­mayı, rıza ve taatinde destek olup mükâfatım almayı arzulayarak seviyorsa bu, Allah'a olan sevgi kısmındadır. Bununla Allah'a ulaşır, bunlardan fayda­lanma hazzını duyar. Dünyada kadınlardan ve güzel kokulardan insana sevdirilen en güzel sevgiler böyle sevgilerdir.
İnsanın bu iki şeye sevgi gös­termesi, Allah'ı sevmesine, vahyi tebliğ etmesine ve emrine uymasına yar­dımcıdır.
Yok eğer bu sevgi, tabiatına, heva ve isteğine uygun olarak gerçekleşi­yor, ayrıca bunları Allah'ın sevdiği ve razı olduğu şeylere tercih etmeden sırf tabî meyil suretiyle seviyorsa bu mubahlar kısmındandır. Sevgisinden dolayı cezalandırılmaz, ama Allah'a ve O'nun sevdiği şeylere olan sevgisi noksanla­şır.
Yok eğer sevdiği şey, onun amacım, muradını oluşturuyor, elde etmek, kazanmak için gayretini sarf ediyor ve bunu da, Allah'ın sevdiği, razı olduğu şeye tercih ediyorsa, bu kimse, nefsine haksızlık etmiş, hevasına uymuştur.
O halde birinci kısım sevgi, imanda ileri olanların sevgisi, ikinci kısım sevgi, imanda orta yolu takib edenlerin sevgisi; üçüncü kısım sevgi ise zâlimlerin sevgisidir.
Allah için sevmekle, Allah ile beraber başka şeyleri sevmek arasındaki ortak ve farklı noktaları iyi düşün. Çünkü emmâre nefisle mutmain nefsin birbirleriyle harb ettiği yer burasıdır. Hidayete eren, ancak Allah'ın hidayet verdiği kimsedir.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)