Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 ez-Zerîa Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi


30 Eylül 2015 Çarşamba

Neye Davet Ediyoruz?

[1]: Biz Allah’a, isimlerine ve sıfatlarına Allah’ın kitabında ve Nebimiz Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in sünnetinde bahsedildiği gibi tahrifsiz (bozmadan), tevilsiz (mecazi anlam vermeden), temsilsiz, teşbihsiz (mahluka benzetmeden) ve ta’tilsiz (iptal etmeden) inanırız.
[2]: Biz nebimiz Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabını severiz ve onların aleyhlerinde konuşanlardan da nefret ederiz. Biz inanırız ki onlar hakkında kötü konuşanlar Din hakkında da kötü konuşuyor sayılır. Çünkü sahabe bize dini öğretendir. Ve biz Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in ehli beytini de şeriatın çizdiği ölçüde bir sevgiyle severiz.
[3]: Biz Hadis Ehli olan insanları ve Ehli Sünnetten olan bu ümmetin her selefini de severiz.
[4]: Bizler Kelam ilminden haz etmez ve kelam ilmini ümmetin bölünmesinin en büyük nedenlerinin arasında görürüz.
[5]: Biz Allah veya onun Resulü tarafından tasdik edilemediği sürece hiç bir Fıkıh kitabından, Tefsir kitabından, eski hikâyelerden veya Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in siretinden (zayıf olarak nakledildiği için) hiçbir şeyi kabul etmeyiz. Burada onları red ettiğimiz ya da onlara ihtiyaç duymadığımızı kastetmiyoruz. Kastedilen Âlimlerimizin buluşlarından ve eserlerinden yararlanmamızın şarta bağlı olduğu ve bu şartta hükmün sahih bir delile sahipliğidir.
[6]: Kuran’dan veya sahih ve güvenilir hadislerden örnekler vermeden kitaplarımızı yazmaz, sohbet ve hutbelerimizi vermeyiz. Ve birçok kitaptan ve öğüt vericilerden yayılan uydurma hikâyelerden, hurafelerden ve zayıf veya uydurma hadislerden haz etmeyiz.
[7]: Biz hiçbir Müslümanı Allah’a şirk koşmak, namazın terki veya din değiştirmesi dışında hiç bir günahından dolayı tekfir etmeyiz.
[8]: Biz Kuran’ın Allah kelamı olduğuna inanırız, Kuran yaratılmamıştır.
[9]: Biz Yüce Allah’a davette, Ona ibadette samimiyette, şirkten, bid’atlerden ve O’na itaatsizlikten alıkoymakta ve bunlara karşı olan tüm gruplara ve cemaatlere nasihatte Kitap, Sünnet ve ümmetin selefinin üzerine olduğu çizgide bir menhece sahip olan gruplarla iş birliği yapmak zorunda olduğumuza inanıyoruz. Bu iş birliği takva ve iyilik üzerine olmak ve gerektiğinde kötülüğe ve yanlışa ve kötü ve fena insanlarla iş birliğine karşı karşılıklı tavsiye etmektir.
[10]: Biz Müslüman devlet yöneticilerine Müslüman oldukları müddetçe başkaldırmanın doğru olduğunu düşünmüyor ve ihtilallerin barış ve uzlaşı getireceğine inanmıyoruz. Bu tür olayların ve çabaların tam tersine toplumu bozduğunu düşünüyoruz.
[11]: Biz günümüzdeki partilerin ve grupların çokluğunun Müslümanların ayrılığının ve onların zayıflığının sebebi olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden amacımız insanları düşüncelerindeki körü körüne takipçilik prangalarından, mezhepçilik karanlığından ve particilik ruhundan kurtarmaktır.
[12]: Allah’ın Kitabını ve Allah’ın Resulü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) sünnetini anlamakta ölçümüz hadis âlimlerinden olan bu ümmetin selefinin anlayışıdır, belli şahsiyetlerin kör takipçiliği değildir. Biz hakkı nereden gelirse gelsin alırız. Ve biliriz ki, topluma Allah’ın yasakladıklarını getirmelerine rağmen Selefi takip ettiğini iddia edenlerden Selefilik beridir. Biz genç nesli tüm bu bahsettiklerimizden temizlenmiş şekilde İslam üzerine yetiştirmenin onlara başlangıçtan itibaren inançsız batı eğitiminin etkilerinden uzak doğru İslami eğitim vermekten geçtiğine inanıyoruz.
[13]: Biz siyasetin dinin bir parçası olduğuna inanırız ve kim siyaseti dinden ayırmaya çalışırsa o dini bozmaya çalışıyor ve fitne yaymaya çalışıyordur.
[14]: Biz Müslümanların Allah’ın Kitabına ve Resulü’nün sünnetine dönmedikçe hiçbir zafere veya onura sahip olamayacağına inanırız.
[15]: Biz dini bazı hususları önemli, bazılarını önemsiz ufak tefek ayrıntılar diye ayıranlara karşıyızdır. Ve bize göre bu çok tehlikeli ve yok edici bir yoldur.
[16]: Bizler Sünnetin ilmini küçük gören ve onu önemsemeyip bunun zamanı olmadığını iddia edenlere karşıyızdır. Aynı şekilde Peygamberimizin Sünnetini yaşamayı küçük görenlere ve önemsemeyenlere de karşıyızdır.
[17]: Bizim davetimiz ve Akidemiz bize kendimizden, servetimizden ve evladımızdan daha sevgilidir. Bu nedenledir ki bir gümüş veya altın karşılığında davetimiz ve akidemizden dönmeyiz. Biz deriz ki, kimse bizim davetimizi dirhem ve dinar karşılığında satın almaya boşa umut etmesin.
[18]: Biz Sünneti takip eden günümüz âlimlerini sever ve onlardan faydalanmaya çalışırız ve onların vefat etmesinden büyük üzüntü duyarız.
[19]: Allah’ın Kitabı ve O’nun Resulü’nün Sünnetinden delili olmadığı sürece hiç bir fetvayı kabul etmeyiz.
İşte bunlar bizim Akidemize ve davetimize kısa bir bakıştır. Şimdi eğer kim buna karşıysa o zaman biz hak olan nasihati almaya ve eğer yanlışsa onu reddetmeye ve eğer inatçı bir şekilde bize karşı durursa ondan imtina etmeye hazırız ve Allah en iyi bilendir.
Bu açıklama Şeyh Mukbil b. Hadi’nin Tercümetu Ebi Abdirrahman Mukbil b. Hadi El-Vadi’i (s. 135-142) kitabından özetlenmiştir.
 

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)