Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 ez-Zeria Şerhi
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 el-Albaniyyât Şerhi
Saat 20:00 Sahih Tefsir Şerhi

30 Eylül 2015 Çarşamba

Şeyh Abdulmuhsin el-Abbad’ın Kitabı Hakkında Uyarı

Nerdeyse her ülkede Hizbîler Şeyh Abdulmuhsin'i ve yazdığı Rifkan Ehlu’s-Sunne bi Ehli’s-Sunne adlı risaleyi kullanarak insanların aklını karıştırmaya ve kendilerinin ve şeyhlerinin üzerinde bulunduğu bozuk menhece ve yaydıkları fitnelerine kılıf bulmaya çalışıyorlar, buna Türkiye'deki "Biz şeyh Abdulmuhsin'in menheci üzerineyiz" diyenler de dahil, işte bu fitneye karşı Şeyh Ahmed en-Necmî rahimehullah ve Şeyh Ubeyd el-Cabirî hafızahullahın cevabı: 
Şeyh Ahmed en-Necmî'nin Şeyh Abdulmuhsin'in Rifkan Ehlus-Sunne bi Ehli’s-Sunne isimli risalesini yayanlar ve bunu Ehli Sünnete karşı kullananlarla ilgili görüşü:
Sual Sahibi: Şeyhimiz, Allah sizi korusun, sanıyorum Şeyh Abdulmuhsin el-Abbad, Allah onu korusun, yazdığı "Rifkan Ehlu’s-Sunne bi Ehlis-Sunne adlı risale sizden gizli değildir ve şimdi Cezayir'de el-İd eş-Şerifi'nin ve Ebul-Hasen'in takipçilerinin fitnesi var, bunlar bu kitabı yayıyorlar ve Mümeyyiîn (gevşemeciler) ve Heva ehli bu kitabı çoğaltıyorlar ve dağıttırıyorlar. Kitaptaki "Tecrihin (cerh etmek) ve hecrin (boykot etmek) Fitnesi" adlı bölümü okudum ve bu kısım bunların en çok üstünde durduğu kısımdır, bu risaleyi sanırım okudunuz ey Şeyh? 
Şeyh: Önemli olan Şeyh Mukbil'in talebelerinden olan Yemenli birisinin bu risalenin yanlışlığını ispatlamış olmasıdır. Çok iyi bir cevapla bunu çürütmüştür, Fevzi el-Eseri el-Bahreynî de keza buna reddiye yazmıştır, çok iyi bir cevaptır ve elhamdülillah Ehl-i Sünnet bu risaleyi reddetmiştir.
Sual Sahibi: İyi, ey Şeyh, peki ya bu kitabı yayanlar?
Şeyh: [araya giriyor] Bunu yayanın bunu yayması gösterir ki o fitne arzu eden bir mübtedi (bid’atçi)dir.
Sual Sahibi: Ey Şeyh, bu işi yapandan uyarmalı mıyız ne düşünüyorsunuz?
Şeyh: Ondan uyarın, ondan uyarın.
Sual Sahibi: Allah sizi mükafatlandırsın. 
Şeyh Ubeyd'in bu konuda hakkında ki yorumu: 
Şeyh Abdulmuhsin'in kitabını okumadım. Tecrübelerimden biliyorum ki hevâ ehli, Ehl-i Sünnet’e mensup bazıları tarafından ortaya konulan bazı konularla ilgili her fırsatı değerlendirir, sonra bunları kendi yararlarına dokunacak şekilde evirip çevirirler fakat yine onlara fayda sağlamaz.
Risalenin ismine göre Şeyh Abdulmuhsin aslında Ehl-i Sünnet'in Ehl-i Sünnet'le ilişkileri konusunda tavsiye veriyor. Ve bu konu bildiğimiz tüm Şeyhler'in hem fikir olduğu ve bizim de üzerine olduğumuz bir konudur. Fakat, Ehl-i Sünnet'in kim olduğunu bilmemiz gerekir, Ehl-i Sünnet iddiasında bulunan herkes Ehl-i Sünnet'ten değildir.
İkinci olarak, Şeyh Abdulmuhsin ve diğerleri, ne zamanki bidat ehli birini bilsinler, o vakit onu reddedip, onun bidatini red edeceklerdir. [tıpkı Şeyh'in Sefer (el-Havalî), Selman (el-Avde), Adnan Ar’ur, Hasen Maliki gibilerine reddiye verdiği gibi]
Üçüncüsü, bir kaide vardır, bilen bilmeyene karşı delildir, bu sebepledir ki Ebul-Hasen hakkında konuşanlar, delillerle, gündüz vaktindeki güneş gibi açık seçik kanıtlarla konuşmuşlar, onun yaptıklarını ve konuştuklarını böylelikle eleştirmişlerdir. Yani ona karşı cerh yapanlar bunu delillerle desteklemişlerdir, o vakit biz bunu kabul etmeliyiz aksi takdirde hevâlarına uyan insanlardan oluruz. Ve her hangi bir âlim, eğer başkalarının gördüğünü görmediyse, (bu konuda) o âlimi takip etmeyiz zira o yerilen o şahsın durumundan haberdar değildir.
Sonra Şeyh birkaç örnek veriyor:
1. İmam Şafii’nin İbrahim b. Muhammed b. Ebi Yahya için yaptığı ta’dil. Fakat alimler bu kişiyi cerh etmişlerdi ve güvenilir olmadığını beyan etmişlerdi. O yüzden ne Şafii’nin övgüsü kabul görmüş ne de bu övgü Şafii tarafından güvenilir ilan edilen kişiye bir yarar sağlamıştır. 
2. Sefer (el-Havalî) ve Selman (el-Avde) örneği,  bizler (Medine âlimleri) onları delillerle eleştirdik fakat Şeyh b. Baz, Şeyh b. Useymin ve büyük âlimlerden diğerleri onlar hakkında hiçbir şey söylemedi. Fakat 4 sene sonra, Hay’ah (Suud Din Polisi) onları hatalarından dolayı suçlamış tutuklanmaları gerektiğini ilan etmiştir. 
3. Şeyh el-Albani’nin örneği. Sefer ve Selman’ı Şeyh Albanı önce övmüştü ve onlara tezkiye vermisti, fakat 6 veya 7 yıl sonra, onların aleyhinde konuşmuştur ve “Acele davrandık, Medine ehli bunlar hakkında daha bilgiliydi” diyerek itirafta bulunmuştur. 
Sonra şeyh, ” bu münezarayı yayın” dedi. Sonra, bu kitabı yayanlarla ilgili bir soru üzerine Şeyh şöyle dedi,
“Bu insan fitne sahibidir, ya fitne sahibidir, ya da durumdan bîhaber olan bir insandır…” Sonra Şeyh sunu ekledi: “Özellikle eğer bu kişi bu kitabı çoğunlukla avam arasında yayıyorsa, benim(Şeyh) gibiler ve sizler (ilm talebeleri), yani anlayabilecekler kitabı okuyabilir, fakat bunun yüzlercesini avam arasında ve belli bir kısım insana dağıtan kişi dediğime uygun olandır, yani ya bilmiyordur ya da fitne sahibidir.” 
Sahab.net den  Şeyh Ubeyd’in konuyla ilgili konuşmasının çevirisidir.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)