Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

12 Haziran 2020 Cuma

20 Şevval 1441 Cuma Hutbesi: Korona Yalancısı Kâfir idareciler ve Onlara İnanan Münafıklarla Cihad


Şüphesiz hamd yalnız Allah'adır. O'na hamd eder, O'ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerlerinden, amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah'ın hidayet verdiğini kimse saptıramaz. O'nun saptırdığını da kimse doğru yola iletemez. Şehadet ederim ki, Allah'tan başka ibadete layık hak ilâh yoktur. O, bir ve tektir, O'nun ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed Allah'ın kulu ve Rasûlüdür.

Ey iman edenler! Allah'tan nasıl korkmak gerekirse öyle korkun ve siz ancak Müslümanlar olarak ölünüz.” (Al-i İmran; 103)

“Ey insanlar! Sizi tek bir candan yaratan ve ondan da eşini var eden, her ikisinden birçok erkek ve kadın türeten Rabbinizden korkun. Kendisi adına birbirinizden dileklerde bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık bağlarını kesmekten de sakının. Şüphesiz Allah üzerinizde tam bir gözetleyicidir.” (en-Nisâ; 1),

“Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve dosdoğru söz söyleyin. O da amellerinizi lehinize olmak üzere düzeltsin, günahlarınızı da mağfiret etsin. Kim Allah'a ve Rasûlüne itaat ederse büyük bir kurtuluşla kurtulmuş olur.” (el-Ahzâb; 70-71)

Bundan sonra, Şüphesiz sözlerin en güzeli Allah’ın Kelam’ı, yolların en hayırlısı Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem’in yoludur. İşlerin en kötüsü sonradan çıkarılanlarıdır. Her sonradan çıkarılan şey bid’attir ve her bid’at sapıklıktır. Her sapıklık da ateştedir.

İnsanların topluca dinden çıktıkları, dinden çıkarken dini de tahrif ettikleri bu zamanda, kendi iradeleriyle küfre giren, hastalığın bulaştığına inanarak maske takan, kâfir diyanet kurumunun imamları arkasında, saptırılmış şekilde namaz kılan zındıklara karşı nasıl davranmamız gerektiği hususunda bazı hatırlatmalarda bulunmak gerekiyor.

Kâfirlerin safında yer alan bu kimseler “cahil” diye mazur görülebilecek kimseler değillerdir! Onlar kâfir olmuşlardır, lâkin münafıklık yaparak, kendilerinin müslüman olduklarını iddia etmektedirler.

İbn Mes’ud radıyallahu anh’den: “Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:

Kim bir topluluğun kalabalığını artırırsa onlardandır. Kim bir topluluğun amelinden razı olursa onu işleyene ortak olur.”[1]

Ebu Zerr el-Gıfari radıyallahu anh şöyle dedi: “Kim bir topluluğun kalabalığını artırırsa onun ehlinden olur. Kim bir amelden razı olursa onu işleyene ortak olur.”[2]

Enes b. Malik radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Kim bir topluluğun karartısını (kalabalığını) artırırsa onlardandır.[3]

Asrımızın en büyük iman-küfür davalarından biri haline gelen korona hurafesine karşı sağlam bir duruş ortaya koymak, üzerimize düşen bir cihaddır:

İbn Mes’ud radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Allah’ın benden önceki ümmetlere gönderdiği her bir nebînin kendi ümmetinden havarî ve dostları olmuştur. Bunlar o nebîden sonra sünnetine tutunur, emirlerine uyarlar. Bunlardan sonra ise yapmadıklarını söyleyen (kendileri yapmadıkları halde başkalarına emreden) ve emrolunmadıkları şeyleri yapan halefler çıkar. Kim onlarla eliyle cihad ederse mümindir. Kim diliyle cihad ederse mümindir. Kim kalbiyle cihad ederse mümindir. Bundan sonrasında ise hardal tanesi kadar iman yoktur.”[4]

Hastalığın bulaştığına inanan, bu yüzden maske takan, cemaat ve Cuma namazlarını tahrif eden kimseler kâfir münafıkların en habislerindendirler. Paganist kâfirlerin aramızdan lejyon edindiği bu kâfirler, iman ehline karşı mücadelesini ısrarla sürdürmekte, camilerde cemaatle namazı maskelerle ve saf düzenini iptal etmiş olarak kılınmasına zorlamakta, maskesiz olarak ulaşım araçlarına, marketlere sokmamaktadırlar. Bazı illerde maskesiz sokağa çıkmayı yasaklamışlardır. İmana karşı ellerinden gelen her zorbalığı yapan bu zındıklara selam vermek, güleryüz göstermek, samimi ilişkiler içinde olmak caiz değildir.

Abdullah b. Mes’ud radıyallahu anh “Kâfirlerle ve münafıklarla cihad et” ayeti hakkında şöyle dedi:

“Eliyle cihad eder, buna gücü yetmeyen diliyle, buna gücü yetmeyen kalbiyle cihad eder ve asık surat gösterir.”[5]

Diğer lafzı şöyledir: İbn Mes’ud radıyallahu anh dedi ki: “Günahkâr kimseyle karşılaştığında onu asık suratla karşıla”[6]

Diğer bir lafzı şöyledir: İbn Mesud radıyallahu anh dedi ki: “Eğer günahkar bir komşun olursa ve onu değiştirmeye (ıslah etmeye) gücün yetmezse onu asık suratla karşıla”[7]

İbn Mes’ud radıyallahu anh şöyle demiştir: “Ey Nebi! Kâfirlerle ve münafıklarla cihad et” ayeti indiği zaman Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem; el ile cihad etmesi, buna gücü yetmezse onları asık suratla karşılamakla emrolundu.”[8]

İbn Mes’ud radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Allah’a isyan bayrağı açanlara kalben kızmakla Allah’a yakınlaşmaya çalışın. Onları asık yüzle karşılayın. Onları öfkelendirmekle Allah’ın rızasını arayın. Onlardan uzaklaşmakla Allah’a yakınlaşın.” Dediler ki: “Ey Allah’ın nebisi! Kimlerle oturalım?” Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Görülmesiyle Allah’ı hatırladığınız, konuşmasıyla amelinizi artıran ve ameliyle sizi ahirete teşvik eden kişilerle.”.”[9]

İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Bidat sahibini red ve inkar eden kimsenin kalbini Allah emniyet ve imanla doldurur. Bid’at sahibini aşağılayan kimseyi Allah büyük korku gününde güvende kılar. Bid’at sahibine yumuşak davranıp ona ikramda bulunan ve güleryüz gösteren kimse Allah’ın Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e indirdiğini hafife almış olur.[10]

Ebu Nuaym’ın rivayetinde şu şekildedir: “Kendisine Allah için buğzederek bid’at sahibinden yüzünü çeviren kimsenin kalbini Allah emniyet ve iman ile doldurur. Kim bir bid’at sahibinden sakındırırsa Allah onu kıyamet gününde büyük korkudan emin kılar. Bid’at sahibine selam veren ve onu güler yüzle karşılayıp, güler yüzle ona yönelen kimse, Allah’ın Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e indirdiğini hafife almıştır.”[11]

Diğer rivayetinde lafzı şu şekildedir: “Kim kendisine buğzederek bid’at sahibinden yüzünü çevirirse Allah onun kalbini emniyet ve imanla doldurur. Kim bid’at sahibini reddederse Allah onu büyük korku gününde emin kılar. Kim bir bid’at sahibinin aleyhinde (sünnet ehline) yardım ederse Allah onun cennette yüz derecesini yükseltir. Kim bir bid’at sahibine selam verirse veya onu güleryüzle karşılar ya da onu sevindirecek şekilde yönelirse Allah Azze ve Celle’nin Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e indirdiğini hafife almıştır.”[12]

İbn Asakir’in rivayetinde şöyledir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

Kim bir bid’at sahibini korkutursa Allah onun kalbini bereket ve iman ile doldurur. Kim bir bid’at sahibi reddederse Allah onu büyük korkudan emin kılar. Kim bir bid’at sahibini aşağılarsa Allah onun cennette bir derecesini yükseltir. Kim onunla karşılaştığında yumuşak davranır ve güler yüz gösterirse Allah’ın Muhammed’e indirdiğini hafife almıştır.”[13]

Ebu Nasr es-Secezî, el-İbane’de şu lafızla rivayet ediyor: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Kim bir bid’at sahibinden yüzünü çevirirse Allah onun cennette yüz derecesini yükseltir. Kim bir bid’at sahibine selam verir ve güler yüzle onu rahatlatırsa Allah’ın Muhammed’e indirdiğini hafife almıştır.”[14]

Muaz b. Cebel radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Dikkat edin! Kur’ân ile yönetim birbirinden ayrılacaktır. Sizler Kur’ân nerede olursa o tarafta yer alın. Üzerinize bazı idareciler gelecek, onlara itaat ederseniz sizi saptırırlar. Karşı çıkarsanız sizi öldürürler.” Dediler ki:

“Ey Allah’ın rasulü! O zaman ulaşırsak ne yapalım?” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

İsa’nın (aleyhi's-selâm) ashabının yaptığını yapın. Onlar testere ile biçildiler, darağaçlarına çekildiler. Allah’a itaat üzere ölmek, isyan üzere yaşamaktan iyidir.”[15]



[1] Sahih. Deylemi (5621) eş-Şenterini, ez-Zahire Fi Mehasini Ehli’l-Cezire (4/777) Zehebi, Teşbihu’l-Hamis (s.17) Ebu Ya’lâ’dan naklen: Fethu’l-Bari (13/37) Zeylai Nasbu’r-Raye (4/346) Metalibu Aliye (1660) Busayrî İthaf (3297/1) Ali b. Ma’bed’in Kitabu’t-Taat ve’l-Ma’siyet’inden naklen; İbn Hacer, ed-Diraye (1015) Keşfu’l-Hafa (2588)
[2] Munkatı. İbnu’l-Mubarek, Kitabu’z-Zuhd (42) Begavi Şerhu’s-Sunne (9/149) ez-Zeylaî Nasbu’r-Raye (4/346) Abdurrahman b. Ziyad ile Ebu Zerr radıyallahu anh arasında inkıta vardır.
[3] Hasen ligayrihi. Hatib Tarih (10/40) İbn Ebi Asım, es-Sunne (1464) Ebu Amr el-Buhayri, Fevaidu’l-Muntabe Li’l-Mahledî (el yazma no:788) el-Elbani ed-Daife (4608) isnadında el-Haris b. en-Numan ve Said b. Umare zayıftır.
[4] Sahih. Muslim (50) Ahmed (1/458, 461)
[5] Sahih mevkuf. İbn Ebi Hatim, Tefsir (7/333) Taberi (14/358)
[6] Sahih mevkuf. Taberani (9/112) Zehebî Mu’cemu’l-Latif (39)
[7] Sahih mevkuf. Hennad es-Seri, Zühd (1251) Vekî Zühd (532)
[8] Sahih. Beyhaki, Şuabu’l-İman (7/38)
[9] Hasen ligayrihi. İbn Şahin et-Tergib (482) Deylemi (2320) İbn Hacer, Garaibu’l-Multekita (el yazma no: 1234)
* Malik b. Migvel bunu İsa aleyhi's-selâm’ın sözü olarak nakletmiştir: İbnu’l-Mubarek, ez-Zuhd (355) Ahmed, Zühd (299)
[10] Hasen. Kudaî Musnedu Şihab (537) İsnadında Ebu Hazım Abdulgaffar b. el-Hasen hakkında Ebu Hâtim: “sakınca yok” demiştir.
[11] Hasen. Ebu Nuaym Hilye (8/199) Hatib Tarih (10/263)
[12] Hasen. Herevî Zemmu’l-Kelâm (949) Hatib, Muvazzahu Evham (288) Hadisu Ebi’l-Fadl ez-Zuhri (no:147) İbn Ebi’l-Muberred, Cem’u Cuyuşi’d-Desakir Ala İbn Asakir (no: 46) Deylemi (5779) İsnadında bulunan el-Huseyn b. Halid hakkında İbn Main: “Sika değil” dedi. İbn Adiy: “Hadislerinin geneli zayıf veya meçhul kimselerdendir” demiştir. Ancak Huseyn b. Halid tek kalmamıştır. Ebu Nuaym, el-Hilye’de (8/200)… İbrahim b. Edhem’in arkadaşı; Muhammed b. Mansur ez-Zahid yoluyla Abdulaziz b. Ebi Ravvad – Nafi – İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan rivayet etmiştir.
[13] Hasen. İbn Asakir (54/199); …Muhammed b. Mansur - Abdulaziz b. Muhammed ed-Deraverdi – Nafi – İbn Ömer radıyallahu anhuma isnadıyla rivayet etmiştir.
[14] Hasen. Suyuti, Lealiu’l-Masnua (1/230)
[15] Sahih ligayrihi. Taberani (20/90) Taberani Mucemu’s-Sagir (749) Ebu Nuaym Hilye (5/165) Şeceri Emali (2830) İbn Hacer Metalibu’l-Aliye (4416) Ravileri güvenilirdir. Ancak Yezid b. Mersed, Muaz radıyallahu anh’den işitmemiştir. Hadisin şahitleri vardır:
* Ubade b. Samit radıyallahu anh’den: Ziyau’l-Makdisi el-Muhtare (8/345) İbn Ebi Şeybe (7/461)
* Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: İbn Ebi Şeybe (7/461)
* Ebu Berze radıyallahu anh’den: Ebu Ya’la (13/436)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)