Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

18 Haziran 2020 Perşembe

İblisin Kullarının Maske Takmaya Zorlaması Hakkında

Soru: Selamun aleykum hocam. Son yazınızı okudum. Hadisten hareketle hastalığın bulaşmasına inanmayan, yapılan uygulamaya razı olmayan ancak toplu taşıma, market vb. yerlere alınmak için sadece görüntü olarak maske takanlarda mı sıkıntılı? Kesinlikle gerekçe ne olursa olsun takılmamalı mı? Maskesiz girilemeyen yerlerde de kullanılmamalı mı? Yoksa sadece otobüse binene kadar takılabilir mi?
Cevap: Aleykum selam. Öncelikle şu hususun bilinmesi gerekir: İblisin paganistleri kullanarak dünyaya yaygınlaştırmış olduğu bir savaşın içindeyiz. Maske takmayı iblis emretmiştir, iblisin kulları olan dünya sultanları da bunu zorunlu tutarak iblise kulluğa zorlamaktadırlar. Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan, Fahrettin Koca gibi kendilerini müslümanmış gibi gösteren din düşmanı, iblisin hizmetkârı kâfirler insanları kendi küfürlerine zorlamaktadırlar. İnsanları aşı bahanesiyle çipleyerek küfrün kölesi haline getirme mücadelesinin ön hazırlığı olarak insanların bu meş’um fiiliyata adaptasyon kabiliyetini, maske gibi saçma sapan şeyleri yüzlerine taktırarak ne kadar aptallaştırabildiklerini test etmektedirler.
Nitekim cemaat ve Cuma namazlarını yasaklayarak, sonra mesafeli ve maskeli şekilde namaz uydurarak açıkça kâfir olup dinden çıkan yöneticiler ve bu konuda onlara gönülden itaat eden halklar maske takılması konusunda başkalarını da kendi küfürlerine zorlamaya başlamışlardır.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Ey Âdemoğulları! Size şeytana kulluk etmeyin, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır” diye söz almadım mı? “Ve bana kulluk edin, dosdoğru yol budur” diye. Şeytan sizden pek çok milleti kandırıp saptırdı. Hâla akıl erdiremiyor musunuz?” (Yasin 60-62)
Hastalığın bulaştığına inanmak, küfür düzenlerinin aldığı tedbirleri benimsemek başlı başına küfürdür. Bu sözde tedbirleri benimsemediği halde maske takma gibi iblise kulluk eylemlerinde uymak ise kâfirlere benzemektir.
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kıyametin önünde, kılıçla gönderildim ki hiçbir şey ortak koşulmadan yalnızca Allah’a ibadet edilsin. Rızkım mızrağımın gölgesi altında kılındı. Emrime muhalefet edenlere zillet ve küçüklük yazıldı. Kim kendini bir kavme benzetirse onlardandır.”[1]
İkrah olmaksızın böyle bir benzeme dinden çıkmaya ve Allah’ın azabına uğramaya sebep olur. İkrah varsa yani zarurâtu hamse denilen; din, can, akıl, ırz ve mala yönelik tehdit edici unsurlar söz konusu olduğunda bir ruhsat söz konusudur. Dünyevi menfaatler uğruna bu ruhsatlara itibar etmemek ise daha faziletlidir, azimettir.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Kim iman ettikten sonra Allah'ı inkâr ederse, kalbi iman ile dolu olduğu halde zorlanan başka, fakat kim kalbini kâfirliğe açarsa, işte Allah'ın gazabı bunlaradır; onlar için büyük bir azap vardır.” (Nahl 106)
Türkiye’de irtidat hareketinden sonra kalan müslüman oranı % 0.1’in de altındadır. Kahir ekseriyetin mürted olduğu bu ortamda kâfir devletin asker ve polisleriyle hatta küfrün hizmetkârı halkla mücadele edecek güç bulunmamaktadır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
Mü’minler, mü’minleri bırakıp da kâfirleri veliler edinmesinler! Her kim bunu yaparsa Allah'tan hiçbir şey üzerinde değildir. Ancak onlardan sakınılabilecek bir şeyden sakınmanız müstesna. Buna rağmen Allah sizi kendisinden sakındırıyor. Muhakkak ki dönüş yalnız Allah'adır.” (Al-i İmran 28)
Bu ayetteki “ancak onlardan sakınılabilecek bir şeyden sakınmanız müstesna” ifadesi, dinini ve canını korumak için kâfirlere karşı takiyyenin, tehlike anında şeklen onlara benzemenin ruhsatını ifade etmektedir. Ancak unutulmamalı ki, zaruretler ancak miktarınca takdir edilir.
Maske takmak hakkında bu söylenenler, facebook, twitter, instagram, whatsapp gibi programlara üye olmak hakkında da geçerlidir. Dünyalık bahanesiyle bunlara yanaşmamalıdır. Huzeyfe radiyallahu anh’ın rivayet ettiği meşhur hadiste Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem müslümanların halifesi ve cemaati bulunmadığı zaman bütün fırkalardan uzaklaşılmasını, ağaç kökü dişlemek zorunda kalınsa bile hiçbirine iştirak etmemeyi emretmiştir. Otuz sene süren nübüvvet halifeliğinden sonra Muaviye radiyallahu anh’in emirliğinden itibaren krallık hilafeti başlamış, sonra zorba yöneticiler olmuş, sonra surî hilafet de kaldırılarak tagutların yöneticiliği başlamıştır. Nitekim Enes radiyallahu anh şöyle demiştir:
Muhakkak ki ileride krallar, sonra zorbalar, sonra tagutlar olacaktır.” (İbn Ebi Şeybe no 36492)
Bizler halifenin olmadığı, tagutların yönettiği bir zamandayız. Kur’ân ve sünnete temessük eden, salih selefin menhecinde bulunan âlimler ise cemaati ifade ederler. Ne yazık ki birçok âlimler de iblisin son hamlesinde tagutlara kul olarak dinden çıktılar. Allah onlara hakikate dönerek tevbe etmeyi ve ıslah etmeyi nasip etsin.
Özetle, küfür devletlerinin silahlı kuvvetlerine karşı direnmeye güç yetiremeyen müslümanlar, maske takmak gibi küfürlere zorlayanları mahkemelere vererek dava açmalı, yapılan uygulamaların kâfir T.C.’nin anayasasında tanınan din ve vicdan hürriyetine aykırı uygulamalar olduğuna vurgu yapmalıdır. Hastalık bulaşması inancı ve bu bahaneyle maske takmak, İslam akidesiyle taban tabana zıttır. Kâfir yöneticilerin hiç kimseyi inancına aykırı bir işe zorlamaya hakkı yoktur.  


[1] Sahih. Ahmed (2/50, 92) Ebu Davud (4031) İbn Ebi Şeybe (4/212) Taberani Musnedu’ş-Şamiyyin (216) Tahavi Muşkilu’l-Asar (231) Abd b. Humeyd (848). El-Elbani, el-İrva (1269) Ebu Davud ve Ahmed b. Hanbel’in isnadlarında hakkında ihtilaf edilen Abdurrahman b. Sabit b. Sevban bulunmasından dolayı Şuayb el-Arnaut zayıf demiştir. Lakin Ahmed b. Hazlem’in, Hadisu’l-Evzai cüzünde (s.31 no:30) ve Tahavi’nin Muşkilu’l-Asar adlı eserinde (1/238) İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan rivayetinde İbn Sabit yerinde el-Evzai vardır. Bu mutabi ile hadis sahihtir. Ayrıca hadisin şahitleri de vardır. Bu hadisi muhaddislerin geneli hasen ve sahih olarak değerlendirmişlerdir. Bkz.: Darekutni el-İlel (9/272) Iraki el-Muğni (1/217) İbn Hacer Fethu’l-Bari (10/271) Busayri İthafu’s-Sadetil-Mahera (4/484) Zehebi Siyeru A’lami’n-Nubela (15/509) Suyuti Camiu’s-Sagir (8593) Elbani (Sahihu Ebi Davud, Gayetu’l-Meram, Cilbabu’l-Mer’e)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)