Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

15 Eylül 2020 Salı

İktibas: Tekno-Pagan Dijital Uygarlık / Yusuf Kaplan

Tekno-pagan dijital uygarlık: İnsanın özgürleşme serüveninin

köleleşmeye dönüşmesi

 Bir virüs, insanlığı esir aldı, birbirinden uzaklaştırdı, eve kapattı. Büyük kapatılma, bu.

İnsanlık, dünyayı nasıl cehenneme çevirdi ve bu noktaya geldi, peki?

MODERN İNSAN, BİLİMİ NİÇİN KUTSADI?

Modern insan, seküler insandır. Seküler yani hayatından dini uzaklaştıran, hayatını din yapan, egosuna, geçici hazlarına tapan pagan insan.

Modern insan, bilimi neden putlaştırma ihtiyacı duydu acaba?

Kilise, insanı da, insanın özgür iradesini de ipotek altına aldığı, özgürlüğünü de, Tanrı fikrini de yok ettiği için.

Modernlik, kaçınılmazdı Batı’da.

Bir yandan İslâm medeniyeti bütün dünyada bilim, düşünce ve sanatın kulelerini dikmiş, Avrupa’yı kuşatmış, içine kapatmıştı.

Öte yandan Kilise’nin insanın özgür iradesini hiçe sayan insan tipiyle, İslâm medeniyetinin gelişini durdurabilmesi mümkün değildi Avrupa’nın.

Hümanizm’le Grek ve Roma köklerine döndü Avrupa, önce.

Sonra da, Rönesans ve Reformasyon’la, bu köklere dönüş yolculuğunu, İslâm medeniyetinden devşirdiği güçlü bilim, düşünce ve iktisat birikimiyle atılıma, hatta İslâm medeniyetine meydan okuyuşa dönüştürdü.

Bunu bilimle yaptı modern Batı uygarlığı. Felsefeyle değil, bilimle. Bilimi kutsayarak ama!

O yüzden modern felsefeyi kuran Descartes, aynı zamanda hem Galileo ve Bacon’la birlikte Bilimsel Devrim’in de öncülerindendir hem de felsefesinin kalkış noktası matematik bilimidir; rasyonalizmin bilimi, mantık değil matematiktir.

Neden matematiktir?

Her şey “açık ve anlaşılır” olmalıdır, Descartes’a göre.

Niçin?

Açık ve anlaşılır olduğu zaman görünebilir ve kontrol edilebilir hâle gelebilir.

Kontrol etmek, temel hedeftir. Kontrol ederek her şeye, dünyaya hâkim olmak ve hükmetmek.

Burada, yaşananı izah edebilecek güçlü bir felsefeye ihtiyacımız var.

MODERN İNSANIN ÖZGÜRLEŞME VE KÖLELEŞME SERÜVENİ...

Tanrı fikrini yitiren modern insan, kendine olan güveni yitirdiği için ontolojik güvensizlik sorunu yaşamaya başlamıştır. Kendine olan güvenini tesis edebilmesinin tek yolu vardır: Epistemolojik güvenlik alanlarını genişletmek.

Epistemolojik güvenlik alanlarını genişletmek, ne demek? Bilgi’ye, güç üreten bilgi kaynağı araçlara hâkim olmak, demek.

İnsanın özgürlüğünü elde etme yolculuğu, insanın başka türlü ve daha tehlikeli şekillerde köleleşmesinin temellerini atmakla sonuçlanacaktır zamanla...

Tanrı’dan (Kilise’nin Tanrısı’ndan) özgürleşme çabası, bilim, teknoloji gibi güç üreten araçlara hâkim ve sahip olmasına yol açtı modern insanın.

Ama trajik son daha sonra gelecekti: Araçlara sahip oldukça amaçlarını yitirmeye başladı modern insan; araçları amaçların önüne geçirince araçların insana hükmetmesi, insanı köleleştirmesi kaçınılmazdı artık.

Nietzsche, bunları iyi bildiği için, modern insanın bilimi putlaştırmasına isyan etmiş, bunun insanın özgürlüğünü yitirmesine yol açacağını, insanı bilimin kölesine dönüştüreceğini çok iyi öngörmüştü.

O yüzden Nietzsche’nin şakirdi Heidegger, “bilim, düşünmez” demişti.

Düşünemezdi bilim. Niçin? “Niçin?” sorusunu soramayacağı için. “Niçin?” sorusunu soran bir bilim, bir düğmeye basarak bütün insanlığı, tabiatı yok edecek silahları neden geliştirdiği sorusunun cevabını aslâ veremezdi.

Modernlikle birlikte insan kiliseden özgürleşme çabasına soyundu ama bilimin kölesi oldu.

Ardından ulus-devlet imparatorluklarının kurulmasıyla siyasetin kölesine dönüştü.

Endüstri devrimiyle birlikte ekonominin kölesi oldu: Fordist ekonomi sürecinde üreten makina, postfordist / postmodern neo-liberal ekonomi sürecinde ise tüketen hayvan olup çıktı.

TANRISIZ VE İNSANSIZ BİR DÜNYA: TEKNO-PAGAN DİJİTAL UYGARLIK

Endüstri 4.0 çağındayız. Şu an, insan, adına “cyborg” denen yarı-insan yarı-makina bir varlığa dönüşmek üzere...

Modern süreçte bilimi kutsayan insan, postmodern süreçte teknolojiyi kutsuyor. Bu da bizi, makinaların, robotların hâkim olacağı ruhsuz tekno-pagan dijital uygarlığın kölelerine dönüştürecek bir dünyanın eşiğine fırlatıyor...

Tekno-pagan Dijital Uygarlık, tek dünya devletini; cinsiyetin ortadan kalktığı dijitalleşen, makinalaşan, ruhsuzlaşan bir insan tipini; dinlerin devre dışı bırakıldığı, teknolojiyi mistik bir havayla kutsayan senkretik (bütün dinlerin birbirine karıştığı) bir paganizm biçimini dayatacak insanlığa.

Tanrısız, insansız, ruhsuz bir uygarlıkla karşı karşıya dünya: İnsanlığın çıkmaz sokağı, önündeki en büyük varoluşsal virüs bu!

ÇIKIŞ YOLU: İSLÂM’IN IŞIĞI

Bu uygarlık, insanın varlığını da, yerküredeki hayatı da, kültürleri de tehdit ediyor.

Bu tehdidin önünde, insanı eşref-i mahlûkât olarak gören; tabiatla barışık; farklı dinlerin, kültürlerin nasıl bir arada, barış içinde, birbirlerinden beslenerek yaşayabileceklerini gösteren tek evrensel medeniyet modelini geliştiren İslâm durabilir yalnızca.

Dünyayı cehenneme çeviren pagan uygarlık çöküyor, insanlığın önünü açacak bir ışık saçacak hakikat medeniyetinin önü açılıyor...

Görebiliyor musunuz bunu?

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)