Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

8 Kasım 2020 Pazar

Fahreddin Koca ve Hükümet Hakkında da Tazminat Davaları Açılmalıdır!

 

İnsanlık Suçu / Av. Dr. Reiner Fuellmich

İyi akşamlar, ben Dr. Reiner Fuellmich. 26 yıldır Almanya ve Kaliforniya barolarına kayıtlı ve faal bir avukatım.

Ağırlıklı olarak özellikle dolandırıcı şirketlere karşı duruşma avukatı olarak görev yapmaktayım.

Örneğin, eskiden Dünya’nın en büyük ve en saygın bankalarından biri olarak bilinen, bugün ise dünyanın en toksik suç örgütlerinden biri olan Deutsche Bank ve bir zamanların en büyük ve saygın araba üreticilerinden fakat artık dizel dolandırıcılığı skandalıyla kötü bir üne sahip Volkswagen gibi.

Ve Dünya’nın en büyük nakliye şirketi Kühne & Nagel aleyhine yürütülen multi milyon dolarlık rüşvet ve yolsuzluk davasında bir şirketi temsil ediyoruz.

Ayrıca 10 Temmuz 2020'den beri Alman Korona (Araştırma) Komitesi'nin dört üyesinden biriyim. Bu komite Dünya çapında her gün daha çok insanın sorgulamaya başladığı mevcut krizle ilgili soruların cevaplarını bulmak için, çok sayıda uluslararası bilim insanı ve uzmanın tanıklıklarını dinliyor.

Yukarıda belirtilen yolsuzluk ve dolandırıcılık vakalarının tümü, mevcut krizin yol açtığı ve açmaya devam ettiği zararın yanında sönük kalıyor. Bugün sahip olduğumuz bilgilerle, bu korona krizi bir Korona Skandalı olarak yeniden adlandırılmalı, bundan sorumlu olanlar cezai olarak yargılanmalı ve sivil tazminat davası açılmalıdır.

Bundan sonra siyaseten hiç kimsenin insanlığı dolandıracak bir güç konumunda olmayacağından emin olmak için gereken her şey yapılmalıdır.

Bu nedenle, bugün size uluslararası bir avukatlar ağının tüm zamanların açık ara en büyük davasının, muhtemelen şimdiye kadar işlenmiş en büyük insanlık suçuna dönüşen korona dolandırıcılığı skandalını nasıl ve nerede tartışacağını açıklayacağım.

“İnsanlığa Karşı Suçlar”, ilk olarak II.Dünya Savaşı'ndan sonraki Nürnberg davaları ile bağlantılı olarak, yani 3. Reich'in (Nazi Almanya’sı) başlıca savaş suçlarıyla ilgili olarak tanımlandı. “İnsanlığa Karşı Suçlar” bugün Uluslararası Ceza Kanununun 7. Bölümünde düzenlenmiştir.

KORONA SKANDALINA adli bir yaklaşım bağlamında belirleyici olan 3 ana soru şunlardır :

1) Bir Korona salgını mı var, yoksa sadece bir PCR testi salgını mı var? Pozitif bir PCR testi sonucu, test edilen kişinin kovid-19 ile enfekte olduğu anlamına mı gelir yoksa kovid-19 enfeksiyonu ile bağlantılı olarak kesinlikle hiçbir şey ifade etmez mi?

2) Sokağa çıkma yasağı, zorunlu yüz maskeleri, karantina düzenlemeleri gibi sözde korona önlemleri, dünya nüfusunu korona'dan korumaya mı hizmet ediyor, yoksa insanların ölüm tehlikesiyle paniğe kapılıp sorgulamadan herşeye inanmalarına mı hizmet ediyor? Böylece ilaç ve teknoloji endüstrilerinin PCR testlerinden, antijen, antikor testlerinden ve aşıların satışından devasa kazançlar elde etmeleri ve genetik parmak izlerimizin toplanması mı?

3) Bu sözde korona pandemisinin baş kahramanları olan, Drosten (Robert Koch Enstitüsü viroluğu), Wieler (Robert Koch Enstitüsü Başkanı) ve Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Tedros’un Alman hükümetiyle kuvvetli lobicilik faaliyetleri yapmalarının nedeni, "Almanlar disiplinlidir eğer önlemleri burda uygulamaya koyarsak bütün dünyaya iyi bir örnek olur" görüşü müydü?

Bu üç sorunun cevabına şu nedenle ihtiyaç duyulmaktadır çünkü iddia edilen “yeni ve son derece tehlikeli koronavirüsü” Dünya’nın hiçbir yerinde, hele Almanya’da aşırı ölümlere -her yılkinden fazla- neden olmadı. Ancak, tek temeli Alman Drosten PCR testine dayanan Korona Önlemleri, bu arada sayısız insan hayatının kaybına neden oldu ve Dünya çapında sayısız şirket ve bireyin ekonomik varlığını yok etti.



Örneğin Avustralya'da ve Filipinler'deki yetkililerin belirlediği gibi, maske takmayan/düzgün takmayan insanlar hapse atılıyor. Filipinler’de önlemlere uymayanlar vuruluyor.

Bir davadaki en önemli şey, gerçekleri tespit etmek, yani gerçekte ne olduğunu bulmaktır. Bunun nedeni, kanunun uygulanmasının her zaman söz konusu olgulara bağlı olmasıdır. Birini dolandırıcılıktan kovuşturmak istersem, bunu bir araba kazasının gerçeklerini sunarak yapamam. Peki, iddia edilen korona salgını ile ilgili olarak burada ne oldu? Aşağıda ortaya konan gerçeklerin büyük çoğunluğu Korona Araştırma Komitesi'nin çalışmalarının sonucu ortaya çıkmıştır.

Bu komite 10 Temmuz'da dört avukat tarafından uluslararası bilim insanlarının ve diğer uzmanların tanıklıklarını dinlemek üzere kuruldu.

1.     virüs gerçekten ne kadar tehlikeli?

2.     pozitif bir PCR testinin önemi nedir, ne anlama gelmektedir?

3.     korona önlemlerinin dünya nüfusunun sağlığına ve dünya ekonomisine etkisi ne oldu?

Mayıs 2019'da, 2020'nin başlarında ve 12 yıl önceki, çoğunuzun unutmuş olabileceği domuz gribinde olanlarla ilgili bilgi vererek başlayayım. Mayıs 2019'da, Almanya'daki koalisyon hükümetinin büyük ortağı CDU, ilaç endüstrisi ve teknoloji endüstrisinin önemli oyuncuların teşvikiyle "Küresel Sağlık" konulu bir kongre düzenledi. Bu kongrede olağan şüphelilerin konuşmalarını yaptığını söyleyebiliriz. Angela Merkel ve Alman sağlık bakanı Jens Spahn oradaydı.

Bu toplantıya katılması beklenmeyen başka insanlar da oradaydı. Berlin'deki Charité Hastanesi'nden virolog Profesör Drosten, CDC'nin (Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi - ABD) Almanya eşdeğeri olan RKI'nin başkanı veteriner hekim Profesör Wieler ve hem bir filozof hem de Dünya Sağlık Örgütü WHO başkanı olan Bay Tedros. Hepsi oradaydılar ve konuşmalar yaptılar.

Ayrıca dünyanın en büyük iki sağlık fonu Bill & Melinda Gates Vakfı ile Wellcome Trust'ın baş lobicileri orada sunum ve konuşmalar yaptılar.

Bir yıldan kısa bir süre sonra, bu aynı kişiler dünya çapında korona salgını ilanının öncüsü oldular. Kitlesel PCR testlerinin tüm dünyada kovid-19 ile enfeksiyonları kanıtlamak için kullanılmasını sağladılar. Şimdi de aşıların icat edilmesi ve dünya çapında satışa çıkması için bastırıyorlar.

Bu enfeksiyonlar, daha doğrusu PCR testlerinin sunduğu pozitif test sonuçları, dünya çapındaki sokağa çıkma yasaklarının, sosyal mesafe kurallarının ve zorunlu yüz maskelerinin gerekçesi haline geldi. Bu noktada, pandeminin tanımının 12 yıl önce değiştirildiğini belirtmek önemlidir. O zamana kadar pandemi, dünya çapında yayılan, birçok ciddi hastalığa ve ölüme yol açan bir hastalık olarak kabul edilmekteydi.

Birdenbire ve hiçbir şekilde açıklanmayan nedenlerle, pandemi sayılması için yalnızca dünya çapında bir hastalık olması gerekiyordu. Artık bir pandemiyi duyurmak için birçok ciddi hastalık ve birçok ölüm gerekmiyordu. Bu değişiklik sayesinde, küresel ilaç endüstrisi ile yakından iç içe olan Dünya Sağlık Örgütü, 2009 yılında domuz gribi salgını ilan edebildi. Bunun sonucunda aşılar, gizli tutulan sözleşmelerle dünya çapında üretildi ve satıldı.

Bu aşıların tamamen gereksiz olduğu kanıtlandı çünkü domuz gribini sonunda hafif bir grip olduğu anlaşıldı. İlaç endüstrisinin ve ona bağlı üniversitelerin iddia ettiği gibi korkunç bir salgına dönüşmedi. İddia ettikleri gibi aşı olmayan milyonlarca insan ölmedi.

Bu aşılar aynı zamanda ciddi sağlık sorunlarına da yol açtı. Domuz gribi aşıları yüzünden, Avrupa'da yaklaşık 700 çocuk narkolepsi nedeniyle tedavi edilemez bir şekilde hastalandı ve sakat kaldı. Milyonlarca vergi mükellefi parasıyla satın alınan aşılar, yine vergi mükelleflerinin parasıyla, hem de daha fazla para harcanarak imha edildi. Alman virolog Drosten daha o zaman, domuz gribi sırasında, domuz gribinin tüm dünyada yüz binlerce, hatta milyonlarca ölüme yol açacağını defalarca tekrarlayarak toplumda paniğe yol açanlardan biriydi.

Sonunda, Alman Federal Meclisi üyesi ve aynı zamanda Avrupa Konseyi üyesi Dr. Wolfgang Wodarg'ın gösterdiği çabalar sayesinde, bu aldatmaca daha da ciddi sonuçlara yol açmadan sona erdirildi.

 

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)