Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

9 Ocak 2026 Cuma

Günahlara Karşı Cesaretlendirme Girişimline Uyarı

 Bazıları şu kıssayı delil getirerek alenen fısk işleyen ve bu fıskları üzere ölen kimseler hakkında sanki onlar mutlaka bağışlanacakmış gibi ifadeler kullanıyorlar ve günahkârları günahlarında cesaretlendiriyorlar. Kıssa şu şekilde:

Kuşeyri er-Risale’de (2/565) dedi ki: “Anlatıldığına göre Eyyub es-Sahtiyani rahimehullah günahkâr birinin cenazesini gördü ve onun cenaze namazını kılmamak için uzaklaştı. Birisi o ölen adamı rüyasında gördü ve:

“Allah sana ne yaptı?” dedi. O da şu cevabı verdi: “Allah beni bağışladı ve dedi ki: “Eyyub es-Sahtiyani’ye şöyle söyle:

De ki: “Rabbimin rahmet hazinesine eğer siz sahip olsaydınız, fakirlik korkusuyla kıstıkça kısardınız.” (İsra 100)

Ehl-i Sünnet itikadına göre günahkâr kimseler tekfir edilmezler, onların durumu Allah’ın dilemesine bağlıdır. Dilerse azap eder, dilerse bağışlar.

Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ki Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başkasını dilediği kimse için bağışlar.” (Nisa 48)

Lakin yukarıdaki kıssa hakkında şunları söylemek gerekir:

1- Eyyub es-Sahtiyani rahimehullah’tan rivayet edilen bu kıssanın isnad zinciri yoktur ve temriz sigası olan “Denildi ki, anlatıldığına göre” şeklindeki bir lafızla anlatılmıştır.

2- Bizler her müslümanın bağışlanmasını ümit ederiz lakin belirli bir şahsın bağışlandığını kesin olarak söyleyemeyiz. “Falan kimseyi Allah bağışlasın” deriz fakat onun bağışlanmış olup olmadığını bilemeyiz.

3- Alenen günahlar işleyen kimselerin günahlarından insanları sakındırmamız, onların günahlarının hafife alınmasına sebep olmamamız gerekir. Zira bu kimselerin bağışlanacağını da bilemeyiz.

4- Günahları açıktan işleyen kimselerin cenaze namazına katılmamak onlar için bir rahmet vesilesidir. Zira ilim ehlinden bazısı günahkâr olarak ölen kimselerin cenazelerine katılmayarak insanları o kimsenin açıktan işlemekte olduğu günahtan çekindirmeyi amaçlarlar. Böylece günahıyla ölen kimsenin günahının kendisiyle sınırlı kalması ve bu sayede rahmete mazhar olmasını umarlar.

İbn Teymiyye rahimehullah şöyle demiştir: “İmanı olduğu halde günahları açıktan işleyen kebair sahibi kimselerin cenaze namazını müslümanlardan bir kısmının kılmaları gerekir. Bununla beraber bir kısmı da ölen günahkârın günahlarından çekindirmek için cenaze namazına katılmazlar. Nitekim Nebî sallallahu aleyhi ve sellem kendisini öldüren kimsenin, ganimetten aşıran kimsenin ve ödeme imkânı olmadığı halde borçlu olarak ölen kimsenin cenaze namazını kılmamıştır. Seleften birçoğu da bid’at ehlinin namazını kılmamışlardır. Cundub b. Abdillah el-Becelî radıyallahu anh’e oğlu: “Gece karın şişkinliğinden uyuyamadım” deyince şöyle cevap vermiştir:

“Şayet bu gece ölseydin cenaze namazını kılmazdım.” Sanki ona: “Çok yemekten dolayı kendini öldürmüş olurdun” demek istemiştir. (Burada İbn Teymiyye sehven Cundub b. Abdillah şeklinde zikretmiştir. Doğrusu kıssa sahibi olan Semura b. Cundub radıyallahu anh’dır. Bkz. İbn Ebi Asım ez-Zuhd 1/199)

Bu durum, büyük günahları açıktan işleyip de tevbe etmeyenlere karşı uygulanan hecr (dargınlık) türündendir. Ağır basan maslahat bunu gerektirdiğinde bu güzel bir davranıştır. Ağır basan bir maslahat olmadığında böyle kimselerin cenaze namazı kılan kimse ise ölen için Allah’ın rahmetini umar, bu da güzeldir. Görünürde cenaze namazını kılmaktan geri durup da içinden o kimseye bağışlanma dilerse iki maslahatı da bir araya getirmiş olur ve bu daha iyidir.” (İbn Teymiyye Fetava’l-Kubra 3/18)

Lakin müzikle uğraşmak, karın erkek bir arada eğlenmek, suretli resim ve videolar çekmek, sosyal medyalarda boy göstermek gibi türlü günahları alenen işleyen kimselerin bu yaptıklarının haram oluşunda akıl sahibi hiç kimse tartışmaz. Bu şekilde günahlarla meşhur olmuş ve tevbe ettikleri bilinmeyen fasıklar hakkında, sanki onlar kesinlikle bağışlanmış ve günahları kendilerine hiçbir zarar vermemiş gibi davranmak şüphesiz Ehl-i Sünnet akidesine aykırı oluşu ortada olan kabahatlerdir ve başkalarını da böyle günahlara teşvik etmeye, cesaretlendirmeye sebebiyet verir.

Bu aymaz davranışlar sebebiyledir ki kadın erkek karışık ortamlar - hatta bu kadın ve erkeklerin geneli giyinmiş çıplaklardır! – eğlencelerde bulunmak, müzik ve türlü haramları hiç utanmadan sıkılmadan işleyen, bunları sosyal medya denilen şeytani şebekelerde yayınlayarak günahlarını o mecliste bulunmayan kimselere de ilan eden ar damarı çatlamış kimselere sıklıkla şahit olunmaktadır.

Durum o hale geldi ki haramlığı Kur’ân ve mütevatir sünnet ile sabit olan bir çok haramlara karşı uyarmak ve sakındırmak bir yana, bunların dinen yasak olduğunu dile getirmek dahi suç olarak görülür hale gelmiştir!

Tıpkı Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şu hadisinde haber verdiği gibi:

Ebu Umame radiyallahu anh’den: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

 Kadınlarınız taşkınlık yaptığı, gençleriniz günahkâr olduğu ve cihadınızı terk ettiğiniz zaman haliniz nasıl olur?” Dediler ki: “Bunlar olacak mı ey Allah’ın rasulü?” Buyurdu ki:

Evet. Nefsim elinde olana yemin ederim ki bundan daha şiddetlisi de olacak.” Dediler ki: “Daha şiddetlisi nedir ey Allah’ın rasulü?” Buyurdu ki:

İyiliği emretmediğiniz ve kötülükten yasaklamadığınız zaman nasıl olursunuz?” Dediler ki: “Bu da olacak mı ey Allah’ın rasulü?” Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

Evet. Nefsim elinde olana yemin ederim ki daha şiddetlisi de olacak.” Dediler ki: “Daha şiddetlisi nedir ey Allah’ın rasulü?” buyurdu ki:

İyiliği kötülük olarak, kötülüğü de iyilik olarak gördüğünüz zaman haliniz nasıl olur?” dediler ki: “Bu da olacak mı ey Allah’ın rasulü?” buyurdu ki:

Evet. Daha şiddetlisi de olacak. Allah Teâlâ bana buyurdu ki: “Yemin olsun onları öyle bir fitneye uğratacağım ki aralarındaki hilim sahibi kimse dahi şaşkın kalacak.”[1]

İbn Mes’ud radiyallahu anh’den: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

 Yöneticileriniz çoğalıp kadınlarınız taşkınlık yaptığı zaman durumunuz nasıl olur?” Dediler ki: “Bu mutlaka olacak mı ey Allah’ın rasulü?” Buyurdu ki:

Evet, daha kötüsü de olacak.” Dediler ki: “O nedir ey Allah’ın rasulü?” Buyurdu ki:

İyiliği emretmez ve kötülüğü yasaklamaz olursunuz.” Dediler ki: “Bu mutlaka olacak mı ey Allah’ın rasulü?” Buyurdu ki:

Evet, daha kötüsü de olacak.” Dediler ki: “O nedir ey Allah’ın rasulü!?” Buyurdu ki:

İyiliği iyi görmezsiniz ve kötülüğe karşı çıkmaz olursunuz.” Dediler ki: “Bu mutlaka olacak mı ey Allah’ın rasulü?” Buyurdu ki:

Evet, daha kötüsü de olacak. Aranızda iyilik; kötülük kabul edilecek ve kötülük de aranızda iyi kabul edilecek.”[2]

Ebu Hureyre radiyallahu anh’den: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

 Ey insanlar! Kadınlarınız taşkınlık yaptığı ve gençleriniz günahkâr olduğu zaman durumunuz nasıl olur?” Dediler ki: “Ey Allah’ın rasulü! Bunlar mutlaka olacak mı?” Buyurdu ki:

Evet. Daha şiddetlisi de olacak. İyilği emretmeyi ve kötülüğü yasaklamayı terk ettiğiniz zaman haliniz nasıl olur?” Dediler ki: “Bunlar mutlaka olacak mı ey Allah’ın rasulü?” Buyurdu ki:

Evet. Daha şiddetlisi de olacak. Kötülüğü iyilik, iyiliği de kötülük kabul ettiğiniz zaman haliniz nasıl olur?”[3]



[1] Hasen. İbn Ebi'd-Dunyâ el-Emru bi’l-Ma’ruf (32) Abdulgani el-Makdisi el-Emru bi’l-Ma’ruf (56) İbn Ebi Hatim İlelu’l-Hadis (2759) Deylemi (4883)

[2] Hasen. İbn Ebi'd-Dunyâ el-Emru bi’l-Ma’ruf (84) Abdulgani el-Makdisi el-Emru bi’l-Ma’ruf (57) isnadı hasendir.

[3] Sahih ligayrihi. Ebû Ya'lâ (11/304) Taberânî Mu'cemu'l-Evsat (9325) Ebû Ya'lâ’nın isnadında Musa b. Ubeyde er-Rabazi zayıftır. Taberani’nin isnadında ise Yasin ez-Zeyyat metruktur.

* Musa b. Ebi İsa el-Medinî’den mürsel olarak: İbnu’l-Mubarek Zühd (1376)

* Dımam b. İsmail el-Meafiri’den mürsel olarak: İbn Vaddah el-Bid’a (155)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)