Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

14 Nisan 2026 Salı

İmam Fesevi’nin Ebu Hanife ve Ashabı Hakkında Rivayetleri

 Fesevi’nin Ebu Hanife ve Ashabı Hakkında Rivayetleri

Derleme ve Tahkik: Ebu Muaz el-Çubukâbadî

1- ثنا أَبُو بَكْرٍ الْحُمَيْدِيُّ ثنا سُفْيَانُ قَالَ كُنَّا عِنْدَ رَقَبَةِ فَأَبْصَرَ النَّاسَ وَقَدِ انجفلوا فَقَالَ مِنْ أَيْنَ؟ فَقَالَ مِنْ عِنْدِ أَبِي حَنِيفَةَ قَالَ هِيهْ يُمْكِنُهُمْ مِنْ رَأْيِ مَا مَضَغُوا وَيَنْقَلِبُوا إِلَى أَهَالِيهِمْ بِغَيْرِ ثِقَةٍ

1- Bize Ebu Bekr el-Humeydî tahdis etti, dedi ki: bize Sufyan rahimehullah tahdis ederek dedi ki:

“Rakabe (b. Maskala) rahimehullah’ın yanındaydık. Geç gelen insanları görünce: “Nereden geliyorsunuz?” dedi. Onlar da: “Ebu Hanife’nin yanından” dediler. Bunun üzerine dedi ki:

“Ne! Onları çiğneyemedikleri lokma ve ailelerin yanlarına güvenilmez olarak dönecekleri re’y ile tutuyor!”[1]

2- حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ ثنا أَبُو مُسْهِرٍ عَنْ مُزَاحِمِ بْنِ زُفَرَ قَالَ قُلْتُ لِأَبِي حَنِيفَةَ يَا أَبَا حَنِيفَةَ هَذَا الَّذِي  تُفْتِي وَالَّذِي وَضَعْتَ فِي كُتُبِكَ  هُوَ الْحَقُّ الَّذِي لَا شَكَّ فِيهِ؟ فَقَالَ وَاللَّهِ مَا أَدْرِي لَعَلَّهُ الْبَاطِلُ الَّذِي لَا شَكَّ فِيهِ

2- Bize Abdurrahman b. İbrahim tahdis etti, dedi ki: bize Ebu Mushir tahdis etti, o Muzahim b. Zufer’den şöyle dediğini rivayet etti:

“Ebu Hanife’ye dedim ki: “Ey fetva vern Ebu Hanife! Kitaplarına koydukların, kendisinde hiç şüphe bulunmayan hak mıdır?” Dedi ki:

“Vallahi bilmiyorum. Belki de hiç şüphe bulunmayan batıldır.”[2]

3- حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ مُعَاذٍ قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ مُسْلِمٍ قَالَ قُلْتُ لِأَبِي يُوسُفَ أَكَانَ أَبُو حَنِيفَةَ جَهْمِيًّا؟ قَالَ نَعَمْ قُلْتُ أَكَانَ مُرْجِئًا؟ قَالَ نَعَمْ وَلَقَدْ قُلْتُ لَهُ أَرَأَيْتَ امْرَأَةً تَزَوَّجَتْ سِنْدِيًّا فَوَلَدَتْ لَهُ أَوْلَادًا مُفَلْفَلِي الرُّءُوسِ ثُمَّ تَزَوَّجَتْ بَعْدَهُ تُرْكِيًّا فَوَلَدَتْ لَهُ أَوْلَادًا صِغَارَ الْأَعْيُنِ عِرَاضَ الْوُجُوهِ؟ قَالَ هُمْ لِلزَّوْجِ الْأَوَّلِ! قَالَ فَقُلْتُ لَهُ فَعَلَامَ كُنْتُمْ تُجَالِسُونَهُ؟ قَالَ عَلَى مُدَارَسَةِ الْعِلْمِ!

3- Bize Ubeydullah b. Muaz tahdis etti, dedi ki: bana Muhammed b. Muaz tahdis etti, dedi ki: Said b. Muslim (b. Banek) rahimehullah’ı şöyle derken işittim:

“Ebu Yusuf’a: “Ebu Hanife Cehmî miydi?” dedim.

“Evet” dedi. “O aynı zamanda mürcie miydi?” dedim.

“Evet” dedi. Ona dedim ki: “Ne dersin, bir kadın Sind’li biriyle evleniyor ve ondan kıvırcık saçlı çocukları oluyor. Ondan sonra Türk biriye evleniyor ve ondan küçük gözlü, geniş yüzlü çocukları oluyor?” Dedi ki:

“Onlar ilk kocasına aittir.” Ona dedim ki: “Siz ne için oturuyordunuz? Dedi ki:

“İlim dersleri için.”[3]

4-حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الْخَلِيلِ حَدَّثَنَا عَبْدَةُ قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ الْمُبَارَكِ وَذَكَرَ أَبَا حَنِيفَةَ فَقَالَ رَجُلٌ هَلْ كَانَ فِيهِ مِنَ الْهَوَى شَيْءٌ؟ قَالَ نَعَمْ الْأَرْجَاءُ

4- Bize Ahmed b. el-Halil tahdis etti, dedi ki: bize Abde tahdis etti, dedi ki:

“İbnu’l-Mubarek rahimehullah’ı işittim, onun yanında Ebu Hanife’den bahsedilince bir adam: “Onda hevâdan (bid’atlerden) bir şey var mydı?” dedi. İbnu’l-Mubarek rahimehullah dedi ki:

“Evet, ircâ (mürcielik görüşü) vardı.”[4]

5- حَدَّثَنَا أَبُو جُزْءٍ  عَنْ عَمْرِو بْنِ سَعِيدِ بْنِ مُسْلِمٍ قَالَ سَمِعْتُ جَدِّي قَالَ قُلْتُ لِأَبِي يُوسُفَ أَكَانَ أَبُو حَنِيفَةَ مُرْجِئًا؟ قَالَ نَعَمْ قُلْتُ أَكَانَ جَهْمِيًّا؟ قَالَ نَعَمْ قَالَ قُلْتُ فأين أنت منه؟قال إنما كان أبو حَنِيفَةُ مُدَرِّسًا فَمَا كَانَ مِنْ قَوْلِهِ حَسَنًا قَبِلْنَاهُ وَمَا كَانَ قَبِيحًا تَرَكْنَاهُ عَلَيْهِ

5- Bize Ebu Cuz tahdis etti, o Amr b. Said b. Muslim’den şöyle dediğini rivayet etti: “Dedemi şöyle derken işittim:

“Ebu Yusuf’a dedim ki: “Ebu Hanife Mürcie miydi?” O: “Evet” dedi. Ben: “Cehmî miydi?” dedim. Dedi ki: “Evet.” Ben: “Senin ona karşı konumun neydi?” Dedi ki:

“Ebu Hanife ancak bir müderris idi. Onun güzel sözünü kabul ederdik, çirkin olanları ise terk ederdik.”[5]

6- حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ قَالَ قَالَ سُفْيَانُ  مَا وُلِدَ فِي الْإِسْلَامِ مَوْلُودٌ أَضَرَّ عَلَى أَهْلِ الْإِسْلَامِ مِنْ أَبِي حَنِيفَةَ

6- Bana Muhammed b. Ebi Ömer tahdis etti, dedi ki: Sufyan (b. Uyeyne) rahimehullah şöyle dedi:

“İslâm’da müslümanlara karşı Ebu Hanife’den daha zararlı bir doğum olmamıştır.”[6]

7- حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ قَالَ سَمِعْتُ نُعَيْمًا  يَقُولُ قَالَ سفيان مَا وُضِعَ فِي الْإِسْلَامِ مِنَ الشَّرِّ مَا وَضَعَ أَبُو حَنِيفَةَ إِلَّا فُلَانٌ -قَالَ لَرَجُلٌ صُلِبٌ

7- Bize Ahmed b. Yunus tahdis etti, dedi ki: Nuaym rahimehullah’ı şöyle derken işittim: Sufyan rahimehullah dedi ki:

“İslâm’da falan kimse dışında, Ebu Hanife’nin ortaya koydukları kadar kötülük ortaya konulmamıştır.” Yine dedi ki: “O çok inatçı bir adamdı.”[7]

8-حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ يَقُولُ بَيْنَ أَبِي حَنِيفَةَ وَبَيْنَ الْحَقِّ حِجَابٌ

8- Bize Muhammed b. Beşşar tahdis etti, dedi ki: “Abdurrahman (b. Mehdî) rahimehullah’ı şöyle derken işittim:

“Ebu Hanife ile hak arasında bir perde vardır.”[8]

9- حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ نفيل حدثنا أبو مسهر  حدثنا يحي بْنُ حَمْزَةَ  وَسَعِيدٌ  يسمع أَنَّ أَبَا حَنِيفَةَ قَالَ لَوْ أَنَّ رَجُلًا عَبَدَ هَذِهِ النَّعْلَ يَتَقَرَّبُ بِهَا إِلَى اللَّهِ لَمْ أَرَ بِذَلِكَ بَأْسًا فَقَالَ سَعِيدٌ هَذَا الْكُفْرُ صَرَاحًا

9- Bana Ali b. Osman b. Nufeyl tahdis etti, dedi ki: bize Ebu Mushir tahdis etti, dedi ki: bize Yahya b. Hamze ve Said (b. Abdilaziz et-Tenuhi) rahimehumallah tahdis ettiler, dediler ki:

“Ebu Hanife dedi ki: “Şayet bir kimse Allah’a yakınlaşmak için şu ayakkabıya kulluk etse bunsa sakınca görmem.” Said b. Abdilaziz dedi ki: “İşte bu açıkça küfürdür.”[9]

10- حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ قَالَ سَمِعْتُ عَلِيَّ بْنَ الْمَدِينِيِّ قال قال لي بشر ابن أَبِي الْأَزْهَرِ النَّيْسَابُورِيُّ رَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ جِنَازَةً  عَلَيْهَا ثَوْبٌ أَسْوَدُ وَحَوْلَهَا قِسِّيسُونَ فَقُلْتُ جِنَازَةُ مَنْ هَذِهِ؟ فَقَالُوا جِنَازَةُ أَبِي حَنِيفَةَ فَحَدَّثْتُ بِهَا أَبَا يُوسُفَ فَقَالَ لَا تُحَدِّثْ بِهِ أحدا

10- Bana Abdurrahman tahdis etti, dedi ki: Ali b. el-Medinî rahimehullah’ı şöyle derken işittim:

“Bişr b. Ebi’l-Ezher en-Nisaburi bana dedi ki: “Rüyamda bir cenaze gördüm. Üzerinde siyah bir örtü ve etrafında rahipler vardı. Ben: “Bu kimin cenazesidir?” dedim. “Ebu Hanife’nin cenazesi” dediler. Bunu Ebu Yusuf’a anlattım. Dedi ki: “Bunu kimseye anlatma!”[10]

11- حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلَّادٍ  قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنِ مَهْدِيٍّ قَالَ سَمِعْتُ حَمَّادَ بْنَ زَيْدٍ يَقُولُ سَمِعْتُ أَيُّوبَ يَقُولُ وَذَكَرَ أبا حنيفة فقال {يُرِيدُونَ أَنْ يُطْفِؤُا نُورَ اللَّهِ بِأَفْواهِهِمْ وَيَأْبَى اللَّهُ إِلَّا أَنْ يُتِمَّ نُورَهُ} 

11- Bize Ebu Bekr b. Hallâd tahdis etti, dedi ki: Abdurrahman b. Mehdî rahimehullah’ı şöyle derken işittim: “Hammad b. Zeyd rahimehullah’ı şöyle derken işittim:

“Ebu Hanife zikredilince Eyyub (es-Sahtiyani) rahimehullah’ın şöyle dediğini işittim:

Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Allah ise kâfirler hoşlanmasa da mutlaka nurunu tamamlayacaktır.” (Tevbe 32 Saff 8)”[11]

12- سَمِعْتُ محمد بن عبد الله بن نُمَيْرٍ يذكر عن عمار بن رزيق وكان من علماء أهل الكوفة قَالَ إِذَا سُئِلْتَ عَنْ شَيْءٍ فَلَمْ يبن عِنْدَكَ فَانْظُرْ مَا قَالَ أَبُو حَنِيفَةَ فَخَالِفْهُ فَإِنَّكَ تُصِيبُ

12- Muhammed b. Abdillah b. Numeyr’i, Kufe’li âlimlerden olan Ammar b. Ruzeyk rahimehullah’tan şöyle dediğini rivayet ederken işittim:

“Sana bir şey sorulur da mesele sana kapalı gelirse, Ebu Hanife’nin söylediklerine bak ve onun aksini söyle. Muhakkak ki isabet edersin.”[12]

13- حَدَّثَنَا نُعَيْمُ بْنُ حَمَّادٍ ثنا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْفَزَارِيُّ قَالَ كُنَّا عِنْدَ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ إِذْ جَاءَهُ نَعْيُ أَبِي حَنِيفَةَ فَقَالَ الْحَمْدُ للَّه الَّذِي أَرَاحَ الْمُسْلِمِينَ مِنْهُ لَقَدْ كَانَ يَنْقُضُ عُرَى الْإِسْلَامِ عُرْوَةً عروة ما ولد في الإسلام مولود أَشْأَمَ عَلَى الْإِسْلَامِ مِنْهُ

13- Bize Nuaym b. Hammad tahdis etti, dedi ki: bize İbrahim b. Muhammed el-Fezarî tahdis etti, dedi ki:

“Süfyan es-Sevri rahimehullah’ın yanında idim. Ebu Hanife’nin ölüm haberi geldi. Bunun üzerine Sufyan rahimehullah dedi ki:

 “Müslümanları ondan rahata kavuşturan Allah’a hamd olsun. O İslâm’ın bağlarını teker teker çözüyordu. İslâm’da Müslümanlar için ondan daha bereketsiz biri doğmamıştır.”[13]

14- حَدَّثَنَا نُعَيْمٌ قَالَ سمعت معاذ بن معاذ ويحي بْنَ سَعِيدٍ  يَقُولَانِ سَمِعْنَا سُفْيَانَ الثَّوْرِيَّ يَقُولُ اسْتُتِيبَ أَبُو حَنِيفَةَ مِنَ الْكُفْرِ مَرَّتَيْنِ

14- Bize Nuaym tahdis etti, dedi ki: Muaz b. Muaz ve Yahya b. Said’i şöyle derlerken işittim: “Sufyan es-Sevrî rahimehullah dedi ki:

“Ebu Hanife küfürden iki sefer tevbe ettirilmiştir.”[14]

15- حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ حَدَّثَنَا حماد بن زيد قَالَ قَالَ ابْنُ عَوْنٍ نُبِّئْتُ أَنَّ فِيكُمْ صدادين يصدون عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ قَالَ سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ وَأَبُو حَنِيفَةَ وَأَصْحَابُهُ مِمَّنْ يَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ

15- Bize Suleyman b. Harb tahdis etti, dedi ki: bize Hammad b. Zeyd tahdis etti, dedi ki: “İbn Avn rahimehullah dedi ki:

“Aranızda Allah’ın yolundan alıkoyan engelleyiciler olduğu bana haber verildi.” Süleyman b. Harb rahimehullah dedi ki

“Ebu Hanife ve ashabı, Allah yolundan alıkoyanlardandır.”[15]

16- حَدَّثَنِي الْوَلِيدُ بْنُ عُتْبَةَ الدِّمَشْقِيُّ وَكَانَ مِمَّنْ قَهَرَ نَفْسَهُ حَدَّثَنَا أَبُو مُسْهِرٍ ثنا يحي بْنُ حَمْزَةَ وَسَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ جالس حَدَّثَنِي شَرِيكُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ قَاضِي الْكُوفَةَ أن أبا حنيفة استتيب مِنَ الزَّنْدَقَةِ مَرَّتَيْنِ

16- Bana el-Velid b. Utbe ed-Dimeşkî tahdis etti – o nefsini yenenlerden idi - dedi ki: bize Ebu Mushir tahdis etti, dedi ki: bize Yahya b. Hamze tahdis etti, Said b. Abdilaziz de orada oturuyordu, dedi ki: bana Kufe kadısı Şerik b. Abdillah tahdis etti, dedi ki:

“Ebu Hanife zındıklıktan dolayı iki defa tevbe ettirildi.”[16]

17- حَدَّثَنِي الْوَلِيدُ حَدَّثَنِي أَبُو مُسْهِرٍ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ فُلَيْحٍ الْمَدِينِيُّ عَنْ أَخِيهِ سُلَيْمَانَ وَكَانَ عَلَّامَةً بِالنَّاسِ إِنَّ الَّذِي اسْتَتَابَ أَبَا حَنِيفَةَ خَالِدٌ الْقَسْرِيُّ قَالَ فَلَمَّا رَأَى ذَلِكَ أَخَذَ فِي الرَّأْيِ لِيَعْصِيَ بِهِ

17- Bana el-Velid tahdis etti, dedi ki: bana Ebu Mushir tahdis etti, dedi ki: bana Muhammed b. Fuleyh el-Medinî tahdis etti, o insanları en iyi tanıyan kardeşi Suleyman (b. Fuleyh) rahimehullah’tan şöyle dediğini rivayet etti:

“Ebu Hanife’ye tevbe ettiren kişi Halid el-Kasrî’dir. O bu durumla karşılaşınca ona asî olmak için re’ye (şahsi görüşlerle hüküm vermeye) tutundu.”[17]

18- حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ مُعَاذٍ عَنْ بِشْرِ بْنِ الْمُفَضَّلِ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا حَنِيفَةَ عَنِ امْرَأَةٍ مِنَ الْحَيِّ لَهَا غُلَامٌ فَجَامَعَهَا دُونَ الْفَرْجِ فَضَاعَ الْمَاءُ فِي فَرْجِهَا فَحَمَلَتْ مَا حِيلَتُهُ؟ قَالَ لَهَا عَمَّةٌ؟ قَالُوا نَعَمْ قَالَ فَلْتَهَبْهُ لِعَمَّتِهَا ثُمَّ تُزَوِّجْهَا مِنْهُ! فَإِذًا أُلِمَّ عَنْ مُجَالَسَتِهِ

18- Bize Suleyman b. Harb tahdis etti, dedi ki: bize Muaz b. Muaz tahdis etti, o Bişr b. el-Mufaddal rahimehullah’tan şöyle dediğini rivayet etti:

“Ebu Hanife’ye şöyle sorulurken işittim: “Kabileden bir kadının kölesi, kadının fercine temas olmaksızın onunla cima ediyor, menisini fercine akıtıyor ve kadın hamile kalıyor. Bu konuda hile nedir?” Ebu Hanife dedi ki:

“Kadının halası var mı?” Dediler ki: “Evet.” Ebu Hanife dedi ki:

“O köleyi halasına hibe eder, sonra onunla evlenir.” Bu yüzden onun meclisini terk ettim.”[18]

19- حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ قَالَ حَمَّادٌ فجلست إلى أبي حنيفة في مسجد الحرام فقال قدم أيوب الْمَدِينَةَ فَجَلَسْتُ إِلَيْهِ فَقُلْتُ لِعَلِيٍّ أَتُعَلِّقْ عَلَيْهِ سقطة قال فجاء حَتَّى قَامَ بَيْنَ الْمِنْبَرِ وَالْقَبْرِ قَالَ فَمَا ذَكَرْتُ مَقَامَهُ إِلَّا اقْشَعَرَّ جِلْدِي قَالَ سُلَيْمَانُ يعني بن حرب وَمَا أَرَاهُ إِلَّا كَذَبَ ثُمّ قَالَ سُلَيْمَانُ تَرَوْنَ كَانَ فِي قَلْبِهِ إِيمَانٌ حَيْثُ هَمّ أَنْ يَتَعَلَّقَ لِأَيُّوبَ بِسَقْطَةٍ! هَلْ رَأَيْتُمْ أَسْوَأَ أَدَبًا مِنْهُ حِينَ يَعْلَمُ أَنَّ حَمَّادًا جَلِيسٌ لِأَيُّوبَ ثُمَّ يَقُولُ لَهُ هَذَا الْقَوْلَ!؟

19- Bize Suleyman b. Harb tahdis etti, dedi ki: Hammad rahimehullah dedi ki:

“Mescidu’l-Haram’da Ebu Hanife’nin meclisine katıldım. Dedi ki:

“Eyyub (es-Sahtiyani) Medine’ye geldi ve belki bir yanlışını bulurum diye onun meclisine katıldım. Minber ile kabir arasına gelip duruncaya kadar ilerledi. Dedi ki: “Onun konumunu düşündükçe cildim ürperiyor!” Suleyman b. Harb rahimehullah dedi ki:

“Ben onun (Ebu Hanife’nin) ancak yalan söylediğini düşünüyorum.” Sonra Suleyman dedi ki:

“Kalbinde iman bulunduğunu düşünür müsünüz? Eyyub rahimehullah’ın yanlışını çıkarmayı düşünüyor! Bundan kötü bir edep gördünüz mü? Zira o, Hammad’ın Eyyub’un meclis arkadaşı olduğunu biliyor, sonra da bu sözü sölüyor!”[19]

20- حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحُمَيْدِيُّ  ثنا حَمْزَةُ بْنُ الْحَارِثِ مَوْلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ عَنْ أَبِيهِ قَالَ سَمِعْتُ رَجُلًا يَسْأَلُ أَبَا حَنِيفَةَ فِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ عَنْ رَجُلٍ قَالَ أَشْهَدُ أَنَّ الْكَعْبَةَ حَقٌّ وَلَكِنْ لَا أَدْرِي هِيَ هَذِهِ أَمْ لَا؟ فَقَالَ مُؤْمِنٌ حَقًّا وَسَأَلَهُ عَنْ رَجُلٍ قَالَ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا بْنَ عَبْدِ اللَّهِ نَبِيٌّ وَلَكِنْ لَا أَدْرِي هُوَ الَّذِي قَبْرُهُ بِالْمَدِينَةِ أَمْ لَا؟ قَالَ مُؤْمِنٌ حَقًّا قَالَ أَبُو بَكْرٍ الْحُمَيْدِيُّ  وَمَنْ قَالَ هَذَا فَقَدْ كَفَرَ قَالَ أَبُو بَكْرٍ وَكَانَ سُفْيَانُ يُحَدِّثُ عَنْ حَمْزَةَ بْنِ الْحَارِثِ حدثنا مؤمل ابن إِسْمَاعِيلَ عَنِ الثَّوْرِيِّ بِمِثْلِ مَعْنَى حَدِيثِ حَمْزَةَ

20- Bize Ebu Bekr el-Humeydî tahdis etti, dedi ki: bize Hamze b. el-Haris tahdis etti, o Ömer b. el-Hattab radıyallahu anh’ın azatlısı olan babası (el-Haris b. Umeyr) rahimehullah’tan şöyle dediğini rivayet etti:

“Mescidu’l-Haram’da birisinin Ebu Hanife’ye: “Şehadet ederim ki Kâbe haktır, lakin bu o mudur, değil midir bilmiyorum” diyen kimse hakkında sorduğunu işittim. Ebu Hanife dedi ki:

“O gerçek bir mümindir” Ona: “Şehadet ederim ki Muhammed b. Abdillah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir nebidir, fakat o, kabri Medine’de bulunan kişi midir bilmiyorum” diyen kimse hakkında sordu. Ebu Hanife dedi ki:

“O gerçek bir mümindir” Ebu Bekir el-Humeydi rahimehullah dedi ki: “Kim böyle söylerse kâfir olmuştur.”

Ebu Bekr (el-Humeydî) dedi ki: Sufyan rahimehullah bunu Hamze b. el-Haris’ten rivayet ederdi. Bize Muemmel b. İsmail tahdis etti, o es-Sevrî’den Hamze’nin rivayetiyle aynı anlamda rivayet etti.”[20]

21- حَدَّثَنِي صَفْوَانُ بْنُ صَالِحٍ الدِّمَشْقِيُّ ثنا عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ السُّلَمِيُّ قَالَ سَمِعْتُ إِبْرَاهِيمَ بْنَ مُحَمَّدٍ الْفَزَارِيَّ يُحَدِّثُ الْأَوْزَاعِيَّ قَالَ قُتِلَ أَخِي مَعَ إِبْرَاهِيمَ الْفَاطِمِيِّ بِالْبَصْرَةِ فَرَكِبْتُ لِأَتَعَدّ فِي تِرْكَتِهِ فَلَقِيتُ أَبَا حَنِيفَةَ قَالَ لِي مِنْ أَيْنَ أَقْبَلْتَ؟ وَأَيْنَ أَرَدْتَ؟ فَأَخْبَرْتُهُ أَنِّي أَقْبَلْتُ مِنَ الْمَصِّيصَةِ وَأَرَدْتُ أَخًا لِي قُتِلَ مَعَ إِبْرَاهِيمَ فَقَالَ لَوْ أَنَّكَ قُتِلْتَ مَعَ أَخِيكَ كَانَ خَيْرًا لَكَ مِنَ الْمَكَانِ الَّذِي جِئْتَ مِنْهُ قُلْتُ فَمَا مَنَعَكَ أَنْتَ مِنْ ذَاكَ؟ قَالَ لَوْلَا وَدَائِعُ كَانَتْ عِنْدِي وَأَشْيَاءُ للناس ما تلبثت  فِي ذَلِكَ

21- Bana Safvan b. Salih ed-Dimeşkî tahdis etti, dedi ki: bize Ömer b. Abdilvahid es-Sulemî tahdis etti, dedi ki:el-Evzai’den rivayette bulunan İbrahim b. Muhammed el-Fezari’yi şöyle derken işittim:

“Kardeşim, Basra’da (Haricilerden olan) İbrahim el-Fatimî ile beraber savaşırken öldürüldü. Geride bıraktıkları için oraya gittim. Ebu Hanife ile karşılaştım. Bana dedi ki: “Nereye geliyor, nereye gidiyorsun?” Ben de Masisa’dan geldiğimi ve İbrahim ile beraber öldürülen kardeşim için gittiğimi haber verdim. Dedi ki:

“Sen de kardeşinle beraber öldürülmüş olsaydın senin için gitmekte olduğun mekândan daha hayırlı olurdu.” Dedim ki: “Peki seni böyle yapmaktan alıkoyan nedir?” Dedi ki:

“Yanımda insanların emanet eşyaları bulunuyor olmasaydı hiç durmazdım.”[21]

22- حَدَّثَنِي صَفْوَانُ بْنُ صَالِحٍ حَدَّثَنَا عُمَرُ قَالَ سَمِعْتُ الْأَوْزَاعِيَّ يَقُولُ أَتَانِي شُعَيْبُ بْنُ إِسْحَاقَ وَابْنُ أَبِي مَالِكٍ وَابْنُ عَلَّاقٍ وَابْنُ نَاصِحٍ فَقَالُوا قَدْ أَخَذْنَا عَنْ أَبِي حنيفة شيئا فانظر فيه فلم يبرح بي وبهم حتى أريتهم فيما جاءوني به عنه أَنَّهُ قَدْ أُحِلَّ لَهُمُ  الْخُرُوجُ عَلَى الْأَئِمَّةِ

22- Bana Safvan b. Salih tahdis etti, dedi ki: bize Ömer tahdis etti, dedi ki: el-Evzaî rahimehullah’ı şöyle derken işittim:

“Şuayb b. İshak, İbn Ebi Malik, İbn Allâk ve İbn Nasih bana geldiler ve dediler ki:

“Ebu Hanife’den bir şey aldık, bir bak.” Onlar yanımdan ayrılmadan, bana getirdikleri şeye baktım ve onlara yöneticilere karşı ayaklanmayı helal kıldığını gösterdim!”[22]

23- حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرٍ عَنْ أَبِي صَالِحٍ الْفَرَّاءِ عَنِ الْفَزَارِيِّ قَالَ قَالَ أَبُو حَنِيفَةَ إِيمَانُ آدَمَ وَإِيمَانُ إِبْلِيسَ وَاحِدٌ قَالَ إِبْلِيسُ رَبِّ بما أغويتني وَقَالَ رَبِّ فَأَنْظِرْنِي إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ وَقَالَ آدم ربنا ظلمنا أنفسنا

23- Bana Ebu Bekr (el-Humeydi) tahdis etti, o Ebu Salih el-Ferra’dan, o da (Ebu İshak) el-Fezari rahimehullah’tan şöyle dediğini rivayet etti:

“Ebu Hanife dedi ki: “Âdem (aleyhi's-selâm)’ın imanı ile İblisin imanı birdir. İblis şöyle demiştir: “Ya rab! Beni saptırmana karşılık” (A’raf 16, Hicr 39) ve “Rabbim! Bana diriliş gününe kadar süre ver.” (Hicr 36, Sad 79) Âdem aleyhi's-selâm da: “Rabbimiz! Biz nefislerimize zulmettik” (A’raf 23) demiştir.”[23]

24- حدثني الْفَضْلُ بْنُ سَهْلٍ  حَدَّثَنَا الْأَسْوَدُ بْنُ عَامِرٍ عَنْ شَرِيكٍ إِنَّمَا كَانَ أَبُو حَنِيفَةَ جَرِبًا

24- Bana el-Fadl b. Sehl tahdis etti, dedi ki: bize el-Esved b. Âmir tahdis etti, dedi ki: Şerik b. Abdillah (en-Nehai) rahimehullah dedi ki:

“Ebu Hanife ancak bir uyuz idi.”[24]

25- حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ حَكِيمٍ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا نُعَيْمٍ يَقُولُ سَمِعْتُ شَرِيكًا يَقُولُ لئن يكون في قبيلة خمارا خَيْرٌ مِنْ أَنْ يَكُونَ فِيهَا ‌رَجُلٌ ‌يَقُولُ ‌بِقَوْلِ ‌أَبِي ‌حَنِيفَةَ

25- Bize Ahmed b. Osman b. Hakîm tahdis etti, dedi ki: Ebu Nuaym’ı şöyle derken işittim: Şerik (b. Abdillah en-Nehai) rahimehullah’ı şöyle derken işittim:

“Bir kabilede bir eşek olsa, orada Ebu Hanife’nin görüşünü söyleyen birinin bulunmasından iyidir.”[25]

26- حدثني احمد بن يحي بْنُ عُثْمَانَ قَالَ قَالَ عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ سَمِعْتُهُ يَذْكُرُ عَنْ أَبِيهِ قَالَ كُنْتُ أُجَالِسُ أَبَا حَنِيفَةَ فَسَمِعْتُهُ يَنْتَقِلُ فِي مَسْأَلَةٍ وَاحِدَةٍ فِي يَوْمٍ وَاحِدٍ بِخَمْسَةِ أَقَاوِيلَ فَقُمْتُ فَتَرَكْتُهُ وَطَلَبْتُ الْحَدِيثَ

26- Bize Ahmed b. Yahya b. Osman (el-Evdî) tahdis etti, o Ömer b. Hafs b. Gıyâs’tan, o da babası Hafs b. Gıyas rahimehullah’tan şöyle dediğini rivayet etti:

“Ben Ebû Hanîfe ile otururdum. Bazen bir tek mesele hakkında, bir gün içinde ondan beş farklı görüş söylediğini işitirdim; bir görüşten diğerine geçerdi. Bunun üzerine onun meclisinden kalktım, onu bıraktım ve hadis ilmini talep etmeye yöneldim.”[26]

27-  حَدَّثَنِي أَحْمَدُ قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّزَّاقِ بْنَ عُمَرَ الْبُزَيْعِيَّ  قَالَ كُنْتُ عِنْدَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ فَجَاءَهُ رَجُلٌ فَسَأَلَهُ عَنْ مَسْأَلَةٍ قَالَ فَأَفْتَاهُ فِيهَا فَقَالَ قَدْ سَأَلْتَ أَبَا يُوسُفَ [يعني القاضي] فَخَالَفَكَ فَقَالَ إِنْ كُنْتَ قَدْ صَلَّيْتَ خَلْفَ أَبِي يُوسُفَ صَلَوَاتٍ تَحْفَظُهَا فَأَعِدْهَا 

27- Bana Ahmed tahdis etti, dedi ki: Abdurrazzak b. Ömer el-Buzey’î rahimehullah’ı şöyle derken işittim:

“Abdullah b. el-Mubarek rahimehullah’ın yanında idim. Bir adam ona gelip bir mesele sordu. Dedi ki: “Bu konuda fetva verdim.” Adam dedi ki: “(Kadı) Ebu Yusuf’a bunu sorduğumda buna aykırı şey söyledi.” İbnu’l-Mubarek rahimehullah dedi ki:

“Eğer öyleyse, Ebu Yusuf’un arkasında kılmış olduğun namazları belirle ve onları iade et.”[27]

28-  حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ إِنِّي لَأَكْرَهُ أَنْ أَجْلِسَ فِي مَجْلِسٍ يُذْكَرُ فِيهِ يَعْقُوبُ

28- Bize Abdullah b. Osman tahdis etti, dedi ki: Abdullah b. el-Mubarek rahimehullah şöyle dedi:

“Muhakkak ki ben içinde Ya’kub’un (Ebu Hanife’nin öğrencisi Kadı Ebu Yusuf’un) anıldığı bir meclise oturmak istemiyorum.”[28]

29-  حَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ الصَّبَّاحِ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحُنَيْنِيُّ قَالَ قَالَ مَالِكٌ  مَا وُلِدَ فِي الْإِسْلَامِ مَوْلُودٌ أَضَرَّ عَلَى أهل الإسلام من أبي حنيفة وَكَانَ يَعِيبُ الرَّأْيَ وَيَقُولُ قُبِضَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَقَدْ تَمَّ هَذَا الْأَمْرُ وَاسْتُكْمِلَ فَإِنَّمَا يَنْبَغِي أَنْ نَتَّبِعَ آثَارَ رسول الله صلى الله عليه وسلم وأصحابه وَلَا نَتَّبِعَ الرَّأْيَ وَإِنَّهُ مَنِ اتَّبَعَ الرَّأْيَ  جَاءَ رَجُلٌ أَقْوَى مِنْكَ فِي الرَّأْيِ فَاتَّبَعْتَهُ فَأَنْتَ كُلَّمَا جَاءَ رَجُلٌ غَلَبَكَ اتَّبَعْتَهُ أَرَى هَذَا الْأَمْرَ لَا يَتِمُّ

29- Bana el-Hasen b. Sabbâh (el-Bezzar) tahdis etti, dedi ki: bana İshak b. İbrahim el-Huneynî tahdis etti, dedi ki: Malik b. Enes rahimehullah dedi ki:

“İslam’da müslümanlara karşı Ebu Hanife’den daha zararlı bir doğum olmamıştır.” İmam Malik rahimehullah re’yi ayıplar ve şöyle derdi: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat etti ve bu din tamamlandı. Bu sebeple Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den ve ashabından gelen rivayetlere uymak gerekir. Rey’e ise uyulmaz. Zira re’ye uyulduğu zaman re’yi daha kuvvetli biri geldikçe ona uyarsın. Sana galip gelen biri geldikçe ona tabi olursun. Ben bunun sonunun gelmeyeceği görüşündeyim.”[29]

30- سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ مَنْصُورٍ قَالَ قَالَ رَجُلٌ لِأَبِي يُوسُفَ رَجُلٌ صَلَّى مَعَ الْإِمَامِ فِي مَسْجِدِ عَرَفَةَ ثُمَّ وقف حتى دُفِعَ بِدَفْعِ الْإِمَامِ قَالَ مَا لَهُ؟ قَالَ لا بأس به قال فقال سبحان اللَّهِ قَدْ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ مَنْ أَفَاضَ مِنْ عَرَنةَ  فَلَا حَجَّ لَهُ مَسْجِدُ عَرَفَةَ فِي بَطْنِ عَرْنَةَ فَقَالَ: أَنْتُمْ أَعْلَمُ بِالْإِعْلَامِ وَنَحْنُ بِالْفِقْهِ قَالَ إِذَا لَمْ تَعْرِفِ الْأَصْلَ فَكَيْفَ تَكُونُ فَقِيهًا؟!

30- Said b. Mansur rahimehullah’ı şöyle derken işittim:

“Bir adam Ebu Yusuf’a dedi ki: “Kişi Arafe mescidinde imamla beraber namazı kılıyor, sonra imamla beraber ayrılıncaya kadar vakfeye duruyor. Ona ne gerekir?” Ebu Yusuf:

“Bir sakınca yok” dedi. Adam dedi ki: “Subhanallah! İbn Abbas radıyallahu anhuma şöyle demiştir: “Arene’den ayrılanın haccı yoktur. Arafe mescidi Arane vadisindedir.” Bunun üzerine Ebu Yusuf dedi ki:

“Sizler kişileri iyi bilirsiniz biz de fıkhı.” Adam dedi ki: “Aslı bilmiyorsun, şu halde nasıl bir fakih olabilirsin ki?”[30]

31- حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ قَالَ قَالَ سُفْيَانُ  قَالَ رَقَبَةُ  لِلْقَاسِمِ ابن مَعْنٍ أَيْنَ تَذْهَبُ؟ قَالَ إِلَى أَبِي حَنِيفَةَ قَالَ يُمَكِّنُكَ مِنْ رَأْيِ مَا مَضَغْتَ وَتَرْجِعُ إلى أهلك بغير  ثقة 

31- Bize Muhammed b. Ebi Ömer tahdis etti, dedi ki: Sufyan rahimehullah şöyle dedi:

“Rakabe (b. Maskala) rahimehullah, el-Kasım b. Ma’n’a: “Nereye gidiyorsun?” dedi. O da: “Ebu Hanife’ye” dedi. Rakabe rahimehullah dedi ki:

“Çiğneyip yutamayacağın ve ailene güvenilmez olarak döneceğin re’yden geri dur.”[31]

32- حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ثنا سَعِيدُ بن عامر عن  سلام بن أبي مطيع قَالَ كُنْتُ مَعَ أَيُّوبَ فِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ قَالَ فَرَآهُ أَبُو حَنِيفَةَ فَأَقْبَلَ نَحْوَهُ قَالَ فَلَمَّا رَآهُ قَدْ أَقْبَلَ نَحْوَهُ قَالَ لِأَصْحَابِهِ قُومُوا لَا يُعْدِنَا بِالْجَرْبَةِ قُومُوا لَا يُعْدِنَا بِالْجَرْبَةِ

32- Bana Muhammed b. Abdillah tahdis etti, dedi ki: bize Said b. Âmir tahdis etti, o Sellam b. Ebi Mutî rahimehullah’ın şöyle dediğini rivayet etti:

“Mescidu’l-Haram’da Eyyub (es-Sahtiyanî) rahimehullah ile beraberdim. Ebu Hanife’yi görünce onun tarafına yöneldim. Benim o tarafa yöneldiğimi görünce ashabına dedi ki:

“Kalkın da bize uyuz bulaştırmasın! Kalkın da bize uyuz bulaştırmasın![32]

33- سَمِعْتُ نُعَيْمَ بْنَ حَمَّادٍ يَقُولُ قَالَ غُلَامٌ بِالْمَدِينَةِ لِمُحَمَّدِ بْنِ الْحَسَنِ مَا تَقُولُ فِي تَمْرَةٍ بِرُطَبَتَيْنِ؟ قَالَ لَا بَأْسَ بِهِ قَالَ يَا عَمُّ تَجْهَلُ السُّنَنَ وَتَتَكَلَّمُ فِي الْمُعْضِلَاتِ!!

33- Nuaym b. Hammad rahimehullah’ı şöyle derken işittim:

“Medine’de bir genç, Muhammed b. el-Hasen’e: “İki yaş hurma karşılığında bir kuru hurma değişimine ne dersin?” dedi. O da: “Bunda bir sakınca yok” dedi. Genç dedi ki:

“Ey amca! Sünnetleri bilmezden geliyorsun ve ayak kaydıran konularda konuşuyorsun!”[33]

34- حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ  بْنُ مُوسَى قَالَ ذَكَرَ أَبُو يُوسُفَ وَأَبُو حَنِيفَةَ عِنْدَ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ فَقَالَ وَمَنْ هَؤُلَاءِ ثُمَّ وَمَا هَؤُلَاءِ قَالَ سُفْيَانُ مَا كُنَّا نَأْتِي حَمَّادًا إِلَّا سِرًّا مِنْ أَصْحَابِنَا كَانُوا يَقُولُونَ لَهُ أَتَأْتِيهِ! أتجالسه! فما كُنَّا نَأْتِيهِ إِلَّا سِرًّا

34- Bana Ubeydullah b. Musa rahimehullah tahdis etti, dedi ki:

“Sufyan es-Sevri rahimehullah’ın yanında Ebu Yusuf ve Ebu Hanife’den bahsedilince dedi ki:

“Onlar da kimmiş! Sonra onlar neyin nesidir?” Sufyan rahimehullah dedi ki:

“Biz Hammad (b. Ebi Suleyman)’ın yanında ancak arkadaşlarımızdan gizlice giderdik. Onlar: “Ona mı gidiyorsun? Onun meclisine mi katılıyorsun?” diyorlardı. Biz ona ancak gizlice gidiyorduk.”[34]

35- سَمِعْتُ أَبَا حُذَيْفَةَ مُوسَى بْنَ مَسْعُودٍ قَالَ قَالَ سُفْيَانُ كُنْتُ ألقى حمادا [ هو ابن سليمان ]بعد ما أحْدَث فَمَا كُنْتُ أُسَلِّمُ عَلَيْهِ

35- Ebu Huzeyfe Musa b. Mes’ud’u şöyle derken işittim: Sufyan rahimehullah dedi ki:

“Bid’at çıkardıktan sonra Hammad (b. Ebi Suleyman) ile karşılaştığımda ona selam vermiyordum.”[35]

36- حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ قَالَ شَهِدْتُ أَبَا حَنِيفَةَ وَسُئِلَ عَنِ الْوِتْرِ فَقَالَ فَرِيضَةٌ قُلْتُ كَمِ الصَّلَوَاتُ؟ قَالَ خَمْسٌ قُلْتُ فَالْوِتْرُ؟ قَالَ فَرِيضَةٌ 

36- Bize Suleyman b. Harb tahdis etti, dedi ki: bize Hammad b. Zeyd rahimehullah tahdis etti, dedi ki:

“Ebu Hanife’ye vitr hakkında sorulunca: “Farzdır” dediğine şahit oldum. Dedim ki:

“(Farz) Namazlar kaçtır?” dedi ki: “Beştir” Ben: “Peki ya vitr?” dedim. Dedi ki: “Farzdır.”[36]

37- وَقَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ قَالَ جَلَسْتُ إِلَى أَبِي حَنِيفَةَ فِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ فَذَكَرَ سَعِيدَ بْنَ جُبَيْرٍ فَانْتَحَلَهُ لِلْأَرْجَاءِ فَقُلْتُ يَا أَبَا حَنِيفَةَ مَنْ مُحَدِّثُكَ؟ قَالَ سَالِمٌ الْأَفْطَسُ فَقُلْتُ إِنَّ سَالِمًا كَانَ مُرْجِئًا وَلَكِنْ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ قَالَ رَآنِي سَعِيدٌ جَلَسْتُ إِلَى طَلْقٍ فَقَالَ ألَمْ أَرَكَ جَلَسْتَ إِلَى طَلْقٍ! لَا تُجَالِسْهُ فَقَالَ رَجُلٌ يَا أَبَا حَنِيفَةَ فَمَا كَانَ رأي طلق؟ قال فسكت ثم سأله فَسَكَتَ ثُمَّ سَأَلَهُ فَسَكَتَ فَقَالَ وَيْحَكَ كَانَ يَرَى الْعَدْلَ ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَيَّ فَقَالَ يَرْحَمُ اللَّهُ أَيُّوبَ لَقَدْ قَدِمَ الْمَدِينَةَ وَأَنَا بِهَا فَقُلْتُ لَأَجْلِسَنَّ إِلَيْهِ لَعَلِّي أَتَعَلَّقُ عَلَيْهِ بِسَقْطَةٍ قَالَ فَجَاءَ فَقَامَ مِنَ الْقَبْرِ مَقَامًا لَا أَذْكُرُ ذَلِكَ الْمَقَامَ إِلَّا اقْشَعَرَّ جِلْدِي

37- Bize Suleyman b. Harb tahdis etti, dedi ki: bize Hammad b. Zeyd rahimehullah tahdis etti dedi ki:

 “Mescidu’l-Haram’da Ebu Hanife’nin meclisine katıldım. Said b. Cubeyr rahimehullah’ı sahiplenerek Mürcie görüşüne nispet etti. Ona:

“Ey Ebu Hanife! Bunu sana kim söyledi?” dedim. “Salim el-Eftas” dedi. Ona dedim ki:

“Salim mürcie görüşünde idi. Lakin bize Eyyub (es-Sahtiyanî) rahimehullah şöyle rivayet etti: “Said b. Cubeyr rahimehullah benim Talk b. Habib’in meclisine katıldığımı görünce:

“Neden Talk’ın meclisine katıldığını görüyorum? Onunla oturma” dedi. Bir adam: “Ey Ebu Hanife! Talk’ın görüşü ne idi?” dedi. Ebu Hanife sustu. Sonra adam bir daha sordu yine sustu. Sonra yine sorunca dedi ki:

“Yazık sana, Talk, adl (Mu’tezile) görüşünde idi.” Sonra bana dönüp dedi ki:

“Allah Eyyub’a rahmet etsin. Medine’ye geldi ve onun bir hatasını yakalarım diye ona gittim. Gelip kabir ile makam arasında durdu. O makamı düşündükçe cildim ürperir.”[37]

38- قَالَ سليمان بن حرب كلمت يحي بن أكثم فقال إِنِّي لَسْتُ بِصَاحِبِ رَأْيٍ قَالَ وَذَكَرَ أَبَا حَنِيفَةَ فَقُلْتُ لَهُ دَعِ التَّنَازُعَ وَلَكِنْ قَدْ كَانَ فِي زَمَانِهِ أَئِمَّةٌ بِالْكُوفَةِ وَغَيْرِ الْكُوفَةِ فَأَخْبَرَنِي بِرَجُلٍ وَاحِدٍ حَمِدَ أَمْرَهُ وَرَأْيَهُ؟ قَالَ سُلَيْمَانُ فَسَكَتَ سَاعَةً ثُمّ قَالَ قَالَ جَرِيرٌ عَنْ مُغِيرَةَ فِي رَجُلٍ دَفَعَ ثَوْبًا إِلَى خَيَّاطٍ إِنْ فَرَغْتَ مِنْهُ الْيَوْمَ جَعَلْتُ لَكَ دِرْهَمَيْنِ وَإِنْ أَخَّرْتَهُ إِلَى غَدٍ فَدِرْهَمٌ قَالَ فُلَانٌ كَذَا وَقَالَ فُلَانٌ كَذَا وَقَالَ فُلَانٌ كَذَا وَقَالَ هَؤُلَاءِ لَهُ أُجْرَةُ مِثْلِهِ قَالَ فَقُلْتُ كَفَاهُ بِهَذَا ضَعَةً أَنْ لَا يَقْدِرَ عَلَى أَحَدٍ وَيُضْطَرَّ فِيهِ إِلَى مُغِيرَةَ

38- Suleyman b. Harb dedi ki: Yahya b. Eksem ile konuştum. Dedi ki:

“Ben re’y sahibi değilim.” Ebu Hanife’den bahsedince ona dedim ki:

“Tartışmayı bırak. Lakin onun zamanında Kufe’de ve Kufe dışında imamlar vardı. Bana Ebu Hanife’nin durumunu ve görüşünü öven tek bir kişi haber ver!” Suleyman dedi ki: “Bir müddet sustu, sonra dedi ki:

“Cerir, Mugire’den şöyle rivayet etti: “Terziye bir kumaş verip: “Onu bugün bitirirsen sana iki dirhem veririm, yarına bırakırsan bir dirhem veririm” diyen adam hakkında falan şöyle dedi, filan şyle dedi, filan da şöyle dedi. Bunlar ise aynı ücreti alması gerekir dediler.” Dedim ki:

“Zarar olarak bu ona yeter. (Ebu Hanife’yi öven) hiçkimseyi zikredemedi ve Mugire’nin görüşünü zikretmeye mecbur kaldı.”[38]

39-  حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحُمَيْدِيُّ قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ وَقَدْ ذَكَرَ إِسْنَادًا فَلَمْ أَحْفَظْهُ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَمْ يَزَلْ أَمْرُ بَنِي إِسْرَائِيلَ مُعْتَدِلًا مُسْتَقِيمًا حَتَّى نشأ فيهم أبناء سبايا الأمم فقالوا بِالرَّأْيِ فَضَلُّوا وَأَضَلُّوا قَالَ سُفْيَانُ فَنَظَرْنَا فَإِذَا أَوَّلُ مَنْ تَكَلَّمَ بِالرَّأْيِ بِالْمَدِينَةِ رَبِيعَةُ وَبِالْكُوفَةِ أَبُو حَنِيفَةَ وَبِالْبَصْرَةِ الْبَتِّيُّ فَوَجَدْنَاهُمْ مِنْ أَبْنَاءِ سَبَايَا الْأُمَمِ

39- Bize Ebu Bekr el-Humeydî tahdis etti, dedi ki: bize Sufyan tahdis etti, o Hişam b. Urve’den rivayet etti – ezberleyemediğim bir isnad zikretti – dedi ki: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

İsrailoğullarının durumu aralarında başkalarından esir aldıkları kimselerin çocukları yayılıncaya kadar dengeli ve istikamet üzere devam etti. Onlar re’yleriyle görüş belirttiler, hem saptılar, hem de saptırdılar.”[39] Sufyan rahimehullah dedi ki:

“Medine’de re’y ile ilk konuşan Rebîa, Kufe’de Ebu Hanife ve Basra’da (Osman) el-Bettî’yi araştırdık ve gördük ki onlar diğer ümmetlerden esir alınanların çocuklarındandır.”[40]

40-  قَالَ سُلَيْمَانُ كَانَ أَيُّوبُ يَرْغَبُ عَنْ هَؤُلَاءِ الثَّلَاثَةِ رَبِيعَةَ وَالْبَتِّيِّ  وَأَبِي حَنِيفَةَ

40- Suleyman (b. Harb) rahimehullah dedi ki: “Eyyub (es-Sahtiyanî) rahimehullah şu üçünden yüz çeviriyordu: Rebia, (Osman) el-Bettî ve Ebu Hanife.”[41]

 -41حَدَثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ يَقُولُ كَانَ يُعْجِبُنِي مُجَالَسَةُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَكُنْتُ إِذَا شِئْتُ رَأَيْتُهُ مُصَلِيًا وَإِذَا شِئْتُ رَأَيْتُهُ فِي الزُّهْدِ وَإِذَا شِئْتُ رَأَيْتُهُ فِي الْغَامِضِ مِنَ الْفِقْهِ وَرُبَّ مَجْلِسٍ شَهِدْتُهُ مَا صُلِّيَ فِيهِ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ عَبْدَانُ كَأَنَّهُ عَرَّضَ بِمَجْلِسِ أَبِي حَنِيفَةَ

41- Bize Abdullah b. Osman (Abdân) tahdis etti, dedi ki: Abdullah b. el-Mubarek rahimehullah’ı şöyle derken işittim:

“Sufyân es-Sevrî ile oturmayı severdim. Dilersem onu namaz kılarken, dilersem zühd içinde, dilersem de fıkhın derin meselelerine dalmış halde görürdüm. Öyle meclislere şahit oldum ki, içinde Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e salât getirilmedi!” Abdân (Abdullah b. Osman rahimehullah) dedi ki:

“Bu sözüyle Ebû Hanîfe’nin meclisini imâ ediyor gibiydi.”[42]



[1] Sahih. Fesevi Marife (3/92) Ukayli ed-Duafa (4/268) Hatib Tarih (13/446) Abdullah b. Ahmed es-Sunne (261-263) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.334)

[2] Sahih. Fesevi Marife (3/94) Hatib Tarih (13/424)

[3] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/94) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.335)

[4] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/94) Hatib Tarih (13/380)

[5] Hasen. Fesevi Ma’rife (3/94) Hatib Tarih (13/375)

[6] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/94) Ebu Zur’a ed-Dımeşki Tarih (s.507) Abdullah b. Ahmed es-Sunne (361) Hatib Tarih (13/420) Ukayli ed-Duafa (4/268)

[7] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/94) Hatib Tarih (13/416)

[8] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/94) Ukayli ed-Duafa (4/268) Hatib Tarih (13/432) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.310)

[9] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/94) Hatib Tarih (13/375) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.334)

[10] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/94) Hatib Tarih (13/453)

[11] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/94) Ukayli ed-Duafa (4/268) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.325)

[12] Sahih. Fesevi Ma’rife (2/160, 3/94) Hatib Tarih (13/433) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.357)

[13] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/96) Hatib Tarih (13/418) Abdullah b. Ahmed es-Sunne (289)

[14] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/96) Ebu Zur’a ed-Dımeşkî Tarih (s.506) Abdullah b. Ahmed es-Sunne (268, 271 311, 331), Ukayli ed-Duafa (4/268) Hatib Tarih (1/303, 13/392) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (324, 351)

[15] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Fesevi Ma’rife (3/96) Hatib Tarih (13/420) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.141)

[16] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/96) Hatib Tarih (13/391) Abdullah b. Ahmed es-Sunne (337)

[17] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/96)

[18] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/96) Dulabi el-Kuna (897) Dulabi’nin rivayetinde lafzı şu şekildedir:

‌فَلْتَهَبْهُ ‌لِعَمَّتِهَا ‌ثُمَّ ‌تُزَوِّجُهَا ‌مِنْهُ فَإِذَا افْتَرَعَهَا رَدَّتْهُ عَلَيْهَا وَقَدْ فَارَقَهَا

“Onu halasına hibe eder, sonra onunla evlenir. İlişkiye girdikten sonra kölenin mülkiyetini geri alır, böylece ondan ayrılır.”

[19] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/96) İbn Kuteybe Uyunu’l-Ahbar (2/395) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.265)

[20] Sahih. Fesevi el-Ma’rife (3/96) Hatib Tarih (13/372) el-Lalekai İtikad (1831) Hallal es-Sunne (1104) Abdullah b. Ahmed es-Sunne (275) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.327)

[21] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/96) Hatib Tarih (13/398) Abdullah b. Ahmed es-Sunne (319)

[22] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/96) Hatib Tarih (13/396) İbn Asakir Tarih (68/48) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.235)

[23] Sahih. Fesevi Marife (3/96) Hatib Tarih (13/376, 377) Abdullah b. Ahmed es-Sunne (370-71) el-Lalekai İtikad (1832) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.314)

[24] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Fesevi Ma’rife (3/96) Hatib Tarih (13/417) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.349, 351)

[25] Sahih. Fesevi Marife (3/96) Ahmed el-İlel (2/547) Abdullah b. Ahmed es-Sunne (305) İbn Hibban el-Mecruhin (3/73) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.350)

[26] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih maktu. Fesevi Ma’rife (3/96) İbn Abdilber Câmi’u Beyânil-İlm ve Fadlih (2118) Abdullah b. Ahmed es-Sunne (316)

[27] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/98) Ukayli ed-Duafa (4/438) Hatib Tarih (14/257)

[28] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/98) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.300)

[29] Sahih maktu. Fesevi Ma’rife (3/98) Hatib Tarih (13/415) İbn Abdilber Câmi’u Beyânil-İlm ve Fadlih (2072) Abdullah b. Ahmed es-Sunne (296)

[30] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Fesevi Ma’rife (3/98) Hatib Tarih (14/256)

[31] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/98) Ukayli ed-Duafa (4/268) Hatib Tarih (13/446) Abdullah b. Ahmed es-Sunne (261-263) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.334)

[32] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/98) Ebu Zur'a ed-Dimeşki Tarih (s.65) Ebu Nuaym, Hilyetu’l-Evliya (3/11), Hatib Tarihu'l-Bağdat (13/417) İbn Batta el-İbane (2/447) Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, es-Sunne (253, 315) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.325)

[33] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/98)

[34] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/98) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.260)

[35] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/98) Mukbil b. Hadi Neşru’s-Sahife (s.261)

[36] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Fesevi Ma’rife (3/98)

[37] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/100) Abdullah b. Ahmed es-Sunne (303) Bu Ebu Hanife’nin yalanıdır. Zira Talk b. Habib’in Mürcie olduğu meşhurdur. Mürcie mezhebinin reddedilmesini hazmedemediği için Ebu Hanife bu yalana başvurmuştur.

[38] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/100)

[39] Hasen. Aişe radiyallahu anha’dan: İbn Katan, Beyanu’l-Vehm (2/348) Hatib, el-Fakih (468)

* Abdullah b. Amr radıyallahu anhuma’dan: İbn Mace (56) Bezzar (6/402) Taberani (13/642) Ebu Nuaym Marife (4357) İbn Katan Beyanu’l-Vehm’de (2/348) hasen demiştir.

* Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: Darekutni (4/146) Herevi Zemmu’l-Kelam (63)

* Vâsile b. el-Eska radıyallahu anh’den: İbn Batta el-İbane (814) Deylemi (5387)

[40] Sahih. Fesevi Ma’rife (3/134) Hatib Tarih (13/414)

[41] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Fesevci Ma’rife (3/134)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)