“Al Bi Kitap Eline” adında Haricî köpeklerinden birine ait bir kanal varmış, aleyhimde gelişigüzel iftiralar atıp dururlarmış. Tıpkı kesik kılçıklar kanalı gibi anlayışı kıt, İslamî ahlaktan zerre kadar nasipsiz, “çamur at, tutmasa da izi kalsın” mantığıyla ağızlarına ne gelmişse konuşmuşlar. Ne Mürcieliğim kalmış ne Cehmiyyeliğim! Fırkalar ve görüşleri hakkında kopkoyu cehalet dizboyu!
Tagutların savunucusuymuşun, çocukların okula gönderilmesine
karşı çıkanı Haricilikle itham ediyormuşum, tagutun mahkemesiyle tehdit
ediyormuşum, korona zamanı maske takanları ve safları ayıranları tekfir
ediyormuşum, Allah’ın indirdiği ile hükmetmemenin küfür olmadığını iddia
ediyormuşum, Allah’a söven ve Kur’an’ı ayaklar altında çiğneyenin kafir
olmadığını söylüyormuşum vs. daha neler neler!
İftira atarken bile kendi kendilerine çelişiyorlar ama
hiçbir şeyi anlayamacak kadar mallar! Tıpkı Rasulullah sallallahu aleyhi ve
sellem’in Haricileri nitelediği gibi!
Yıllardır web sayfamda yazdıklarım, sesli ders kayıtlarında
söylediklerim ortadadır. Hiçbir aklı başında şahıs tagutları savunduğuma dair
en ufak bir delil ortaya koyamaz. Çocukların okula gönderilmesi hususunda nasıl
bir tavır içinde olduğumuzu da bilenler bilir. Lakin Harici köpekleri çocukları
okula gönderenleri tekfir etmiyor olmamızdan dolayı kuduruyor! Evet, İslam
iddia eden hiç kimseyi, şirk işlese de, küfür işlese de, şartlar yerine
gelmeden ve maniler ortadan kalkmadan tekfir etmem. Harici köpekleri kudurtsa
da, bu Ehl-i Sünnet’in menhecidir. Dolayısıyla maske takmak, namazda safları
ayırmak gibi bâtıl amellerde bulunan muayyen şahıslar hakkında da tutumum
budur! Lakin fiilin hükmü ile fâilin hükmü hakkındaki ayrımı Harici köpekleri
asla kabul etmezler ve hevâlarına uymaz! Hevalarını ilah edinen köpekler!
“Maskesiz sokağa çıkmak haramdır” ve “Safların arasına
mesafe koymak vaciptir” gibi hüküm uyduranların, cemaatle namazları
yasaklayanların, Allah’ın indirdiğinden başkasıyla hükmetmenin, dinden çıkaran
büyük küfür türünden bir küfür olduğunu açıklamamdan dolayı beni maske takan
herkesi tekfir etmekle suçluyorlar, sonra da “Allah’ın indirdiğinden başkasıyla
hükmetmenin küfür olmadığını” söylediğimi iddia ediyorlar! Bu ne perhiz, bu ne
lahana turşusu!!
Taşları bağlamışlar, köpekleri salmışlar! Benim sormam
gereken hesabı, durumu aleyhime çevirerek lanse etmeleri asıl deccallik değil
mi? Yıllardır Allah’ın indirdiğinden başkasıyla hükmetmek iddiasıyla önünüze
geleni tekfir ediyorsunuz, söyleyin bakalım, maske takmayı vacip saymak, safların
arasına mesafeyi şart koşmak, Allah’ın indrdiği bir hüküm müdür, yoksa tagut
şeytanın hükmü müdür?
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem namazda ağzı örtmeyi
yasaklamıyor mu? Safları ayırana beddua etmiyor mu? Şeytanın saflar arasına boşluk
koymak istediğini açıklamıyor mu? Hastalığı bahane etmenin bu konuda yeri
olmadığını “Hastalık bulaşması diye bir şey yoktur” buyurarak reddetmiyor mu? Ey
İblis’in kulları Harici köpekler!
Allah’a ve rasulüne muhakeme olmaktan büsbütün yüz çevirmiş
halinizle bir de utanmadan bana tagutu savunma iftirası mı atıyorsunuz! Gırtlaklarınıza
kadar batmış olduğunuz rezilliklerinize gözlerimizi ve kulaklarımızı tıkadık
diye kendinizi haklı mı zannediyosunuz? Akılsız ahmaklar! Kendi
gerizekalılıklarınızı bana delilik suçlamasında bulunarak mı örtmeye
çalışıyorsunuz?
Gelelim tagutun mahkemesi meselesine…
Müslümanları her türlü
zulme maruz bırakıp adaleti aramaktan alıkoymak için şeytanın yani gerçek tagutun
en büyük tuzaklarından birisi, “Tagutun mahkemesi” söylemiyle, haklarını talep
etmekten alıkoymaktır bu! Bu sloganlarla zulme yol vermek asıl taguta
muhakemenin ta kendisidir!
Taguta muhakeme olmak demek, Allah ve rasulünün hükmünü terk
edip, buna aykırı hükümlere başvurmaktır! Mahkemeden Allah ve rasulünün hükmü
olan adaleti talep etmek taguta muhakeme midir?
Allah ve rasulünün hükmüne göre şahsıma ait bir hakkın
icrasını, bunu uygulama yetkisi olan makamlardan talep etmem taguta muhakeme
midir ey beyinsizler!
Allah ve rasulünün bana vermedikleri bir hakkı mı mahkemeden
talep ediyorum ki buna taguta muhakeme denilebilsin?
Allah ve rasulünün hükmünden başkasını talep ettiğimi
nereden çıkarıyorsunuz? Mahkeme bana ait bir hakkı tespit ve talep ettiğinde
Allah’ın ve rasulünün hükmüne aykırı bir hükümde mi bulunmuş oluyor ki buna
tagutun mahkemesi denilsin?
Müfessirler imamı İbn Cerir et-Taberi Yusuf suresi 42. Ayetin
tefsirinde şöyle diyor: “Yusuf aleyhi's-selâm, rüyasının tabiriyle zindandan kurtulacağını
bildiği arkadaşına: “Efendinin yanında benden bahset” diyerek, kralın katında
kendisinin uğradığı zulmü, haksız olarak hapsedilmiş olduğunu anlatmasını
istedi…” (Camiu’l-Beyan 7/257, bkz:; Kurtubi Tefsiri 9/200)
İbn Kesir de ayetin tefsirinde şöyle demiştir: “Yûsuf aleyhi's-selâm, kurtulacağını sandığı
kralın şarapçısına diğeri asılacağını hissetmesin diye ondan gizli olarak - yine
de en doğrusunu Allah bilir - şöyle dedi: “Efendinin yanında beni an.” Benim
hikâyemi efendin olan kralın yanında an. Ancak kendisine tavsiye edilen bu kişi,
efendisinin yanında Yûsuf'u ve onun hikâyesini anmayı unuttu. Bu, Allah'ın
peygamberinin hapisten kurtulmaması için şeytânın yapmış olduğu hileler
cümlesindendir. “Fakat şeytân onu efendisine anmayı unutturdu” âyetindeki zamirin, hapisten
kurtulana âit olduğu açıklaması doğrudur. Mücâhid, Muhammed b. İshâk ve
birçokları böyle söylemiştir. Zamirin Yûsuf aleyhi's-selâm’a râci olduğu da söylenmiştir.
İbn Cerîr bu görüşü İbn Abbâs, Mücâhid, İkrime ve başkalarından rivayet
etmiştir…”
Yusuf aleyhi's-selâm, kafir kralın hükmüne müracaat ederek
haksızlığın giderilmesini talep etti diye taguta mı muhakeme oldu?
Habeşistan’a hicret eden sahabe, o sırada Hristiyan olan
Habeş kralının adaletine başvurduklarında taguta mı muhakeme olmuşlardı? Zira Rasulullah
sallallahu aleyhi ve sellem “Muhakkak Habeş diyarında kimseye zulmetmeyen bir
kral vardır…” buyurarak yönlendirmişti! Bu kıssa içerisinde müşriklerin
gönderdiği ekibin şikayeti üzerine o sırada müslüman olmamış olan Habeş
kralının huzuruna çağırılan Ca’fer b. Ebi Talib ve beraberindekiler: “Biz kafir
bir krala muhakeme olmayız” diyerek itiraz mı ettiler?
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir müşrik olan Mut’im
b. Adiy’in emanı altına girerek, tagutun hükmüne mi müraacat etmiş oldu?
Ebu Bekr radıyallahu anh, bir müşrik olan İbnu’d-Dugunne’nin
emanına girerek ve onun şartlarını kabul ederek taguta mı muhakeme olmuş oldu?
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, müşriklerin Hılfu’l-Fudul
heyetine dahil olmakla tagutun hükmüne mi müracaat etmişti?
Siyer kitaplarından işaret ettiğim kıssaların detayları
incelenebilir.
Haricilerin taguta muhakeme konusunda hak ile bâtılı
birbirine karıştırıp herşeyi karmaşık hale getirmelerine web sayfamda defaatle
yazılar yayınlayarak cevap vermiştim. Merak edenler sitede arama yapıp
bakabilirler. Lakin hevalarına tapan Hariciler bakmazlar, baksalar da
görmezler, görseler de anlamazlar, onlar hayvanlar gibidir, belki daha da
aşağılıktırlar.