Zamanımızdaki Mürcie’nin yöneticinin tatbikten aciz olduğu zaman şeriatten başkasıyla hükmetme hakkı olduğu, korona plandemisi esnasında cemaatle namazları, camileri, haccı ve umreyi yasaklarken, safları ayırmayı, maske takmayı ve aşı olmayı mecbur kılarken bu yöneticilerin kafir olmadıkları, onların durumlarının Necaşi gibi olduğu şeklindeki iddiaları trajikomiktir. Bu konuda asıl şudur:
1- Habeşistana iki hicret de Mekke döneminde beşinci yılda ve
sonrasında, İsra ve Mi’rac’dan önce meydana gelmiştir. Yani Allah Teâlâ
tarafından dini kurallar konmadan önce olmuştur. Hatta namaz da farz
kılınmamıştı.
2- O zamanın Necaşi’si Ashame, küçük bir azınlıkla birlikte
müslüman oldular. Çoğunluk Hristiyan idi ve kavminin dinine aykırı hükümlerden
birşeyi uygulaması imkânsız idi. Bugünkü durum ise böyle değildir. Zira yönetici
ve etrafındakiler (korona tedbirlerine cevaz veren sahtekar hoca takımı) kâfir
olup halkın geneli müslümandır.
3- O asırda bugünkü iletişim vasıtaları yoktu. Medine’deki
hükümlerin başka bölgelerdeki müslümanlara ulaşması kolay değildi.
4- En önemlisi, Necaşi kelimesi, zamanındaki Habeşlilerin
kralının lakabı idi. Onlara kral olan herkes bu lakabı alırdı. Kendisine hicret
edilen Necaşinin ismi Ashame idi. Onun hükmü ölünceye kadar sürmemiş, bilakis
kavmi onu değiştirmişti. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in hicretin 7. Senesinde
çeşitli krallara tevhid daveti içerikli mektuplar gönderdiği sırada davet
mektubu gönderdiği Habeş Necaşisi, Ashame değildi. Bunun delili Sahihu Muslim’deki
rivayettir. İbnu’l-Kayyım Zadu’l-Mead’de (3/60-61) şöyle der: “Sahihu Muslim’de
açıkça geldiği üzere Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kendisine davet
mektubu gönderdiği Necaşi, cenaze namazını kıldırdığı Necaşi değildir.”
5- Necaşi Ashame’nin müslüman oluşunun birinci hicret
zamanında olduğu bilgisi sabit değildir. Bilakis İbn İshak’ın Ca’fer b.
Muhammed’den rivayeti ilk hicret zamanı hakkındadır. Umm Seleme radıyallahu anha’nın
rivayetinde Necaşi Ashame’nin Kureyş elçisi Amr b. el-As ve Nebî sallallahu
aleyhi ve sellem’in elçisi Ca’fer b. Ebi Talib ile karşılaşması olayı (ki bu
Bedir savaşından sonra meydana gelmiştir!) Mekke dönemindeki hicrette
olmamıştır! Bu hadiste Necaşi’nin müslüman olduğuna dair bir işaret yoktur!
Bilakis bu hadiste Necaşinin sakalları ıslanana kadar ağladığı, yanındaki
rahiplerin de mushafları ıslanana kadar ağladıkları geçer. Sonra Necaşi şöyle
demiştir:
“Muhakkak ki bu sözler Musa’nın getirdikleri ile aynı kandilden
çıkmıştır. Güven içinde gidin. Vallahi onları size teslim etmeyecek ve
gözlerinizi aydın etmeyeceğim.” Böylece onun yanından çıktılar.” Bunu sahih
isnadla Ahmed, Beyhakî, Ebu Nuaym ve İbn Huzeyme rivayet etmişlerdir. Bu Bedir
savaşı zamanında meydana gelmişti
Açıkça görüldüğü gibi burada Necaşinin ve rahiplerinin ağlamalarından
ve bu sözlerin tek kaynaktan çıktığını söylemelerinden başka bir şey yoktur.
Necaşi, hicret eden müslümanları Kureyş’in heyetine teslim etmemiştir. Burada o
zamandaki Necaşi’nin müslüman olduğuna dair bir işaret yoktur!
6- Sonra Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Amr b.
Umeyye ed-Damri’yi Necaşi’ye iki defa göndermiştir. Bunlardan ikincisinde Amr
b. Ebi Damra’nın muhacirleri himaye edeceğine dair sözünü tutmaya davet etmesi
üzerine Necaşi cevap mektubu göndermiştir.
İbn İshak dedi ki:
Amr, Necâşî'ye şöyle dedi: “Ey Ashame! Benim görevim söylemek, seninki ise
dinlemektir. Sen bize nezaketle davrandın, biz de sana güven duyduk. Çünkü
senden görmeyi umduğumuz her iyiliğe kavuştuk, senden korkuğumuz her
kötülükten de emîn olduk. Sana karşı kullandığımız delilimiz senin ağzından
çıkanlardır. İncil seninle bizim aramızda reddedilmeyecek bir şahit,
zulmetmeyecek bir hâkim, bu konuda da davamızı halledici ve isabetli hüküm
vericidir. Şayet bunu kabul etmezsen sen bu Ümmî Nebî karşısında yahudilerin
İsa b. Meryem karşısındaki durumuna düşmüş olursun. Nebî sallallahu aleyhi ve
sellem elçilerini bütün krallara gönderirken geçmişteki hayır ve
iyiliklerinden dolayı başkalarından ummadığı iyilikleri senden umdu ve
başkalarından korktuğu hususlarda sende emniyet buldu.” Bu sözler üzerine
Necâşî dedi ki:
“Allah'a şehadet
ederim ki O, ehl-i kitabın beklediği Ümmî Nebidir. Musa’nın: “merkebe biner” diyerek
İsâ’yı müjdelemesi, İsa’nın, “deveye biner” diyerek O'nu müjdelemesi gibidir.
Bir şeyi gözle görmek, haberini duymaktan daha çok tatmin edici değildir.”
Daha sonra Necâşî, Rasulullah
sallallahu aleyhi ve sellem’e cevabında da şöyle demiştir:
“…Bundan sonra
(bilesin ki) İsa'nın durumunu zikrettiğin mektubun bana ulaştı ey Allah'ın
Rasûlü. Yerin ve göğün Rabbına yemin ederim ki, İsa da senin zikrettiğin
konulara hiçbir ilâve yapmamıştır; aynen senin dediğin gibidir. Bize göndermiş
olduğun şeyleri öğrenmiş, amcanın oğluna ve onun arkadaşlarına yakınlık
göstermiş bulunuyoruz. Şehadet ederim ki sen, kendisi doğru söyleyen, kendinden
öncekileri de doğrulayan Allah Rasûlü'sün. Ben hiç şüphe etmeden sana bîat
ettim. (Senin adına) amcanın oğluna bîat edip onun elinde (müslüman olarak)
âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.” (Zadu’l-Mead 3/61)
Bu da Handek savaşı zamanında meydana gelmiştir. Şu halde
Necaşi’nin müslüman oluşu Bedir savaşı zamanı ile Handek savaşı zamanı arasında
sabit olmuştur. İbn İshak’ın Ca’fer b. Muhammed’den rivayetindeki lafza
dayananların zannettikleri gibi birinci Habeşistan hicreti sırasında
olmamıştır!
7- Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in Umman kralına
mektubunda sabit olduğu üzere, vaktinin Necaşisi cizyenin Hirakl’e
gönderilmesine engel olmuştur: Orada
şöyle geçer:
“Sonra: “Sanmam ki Heraklius, Necâşî'nin müslüman olduğunu
duymuş olsun.” dedi. “O da duydu” dedim. “Nereden biliyorsun?” diye sordu.
Dedim ki: “Necâşî ona haraç ödüyordu. İslâm'ı kabul edip Muhammed'i tasdik
edince dedi ki: “Hayır vallahi, (bundan sonra) benden bir dirhem bile istese vermem.”
Bu söz Heraklius'a ulaştığında kardeşi Nayyâk: “Kulunu, böyle haracını ödemeden
ve yeni bir dine girmiş olarak bırakacak mısın?” dedi. Heraklius: “Bir adam
kendisi için bir din seçmiş, ben ona ne yapayım. Vallahi, krallığımdan korkum
olmasa, ben de aynen onun yaptığı gibi yapardım.” dedi.” (Zadu’l-Mead 3/62)
Görüldüğü şekilde şahıslar hakkında sağlam tespitler
yapılması gerekir.
8- Necaşi ile zamanımızın kafir yöneticileri kıyaslanamaz. Bunlar kasten Allah’ın dinine mani olmakta, Allah’ın dinine davet edenlere karşı harp etmekte, hapsetmekte ve öldürmektedirler. Halbuki Necaşi müslüman olsa da olmasa da, müslümanlara rahat sağlamış, onlardan eziyeti savmıştır!
Sonra da birileri çıkıp bu yöneticilerin
İslam’ın hükümlerini tatbik etmeye güçleri yetmediğini iddia ediyor! Mesela
korona fitnesinde camileri ve cemaatle namazları, haccı ve umreyi yasaklamaları,
namaz saflarını parçalamaları, iblise ibadet olan maskeyi ve aşıyı zorunlu
kılmaları konusunda hangi mazeretleri kalmıştır? Subhanallah! Ordular,
donanmalar, mallar onların tasarruflarında olduğu halde bunu yapmalarına engel
olan nedir? Vallahi bu bevah (apaçık)
bir küfürdür! Bu mürtedleri aklamak ve mazeret üretmek için daha hakikatini
dahi tespit etmedikleri Necaşi’nin durumuna kıyaslamalarını hangi vicdan hangi
izan kabul eder?