Hamd yalnız Allah’adır. Salat ve selam kendisinden sonra
nebi gelmeyecek olanın üzerine olsun.
Bundan sonra: Hanif İslam dini bütün faziletlere davet etmek
ve bütün rezilliklerden yasaklamak üzere gelmiştir. Çünkü o saf İslamî terbiye,
seçkin insanî faziletler, üstün edepler ve güzel ahlâk dinidir. Kişi bu terbiye
sayesinde şerefini yükseltir.
Bu seçkin İslamî edeplerden birisi de “mürüvvet” denilen
ahlâktır. Mürüvvet şöyle tarif edilmiştir:
الْمُرُوءَةُ اسْتِعْمَالُ كُلِّ خُلُقٍ
حَسَنٍ وَاجْتِنَابُ كُلِّ خُلُقٍ قَبِيحٍ
“Mürüvvet; bütün güzel ahlakları uygulamak ve bütün çirkin
ahlaklardan uzak durmaktır.”[1]
Muhammed b. İmran et-Teymî rahimehullah’a mürüvvet sorulunca
şöyle cevap vermiştir:
لَا تَفْعَلَ شَيْئًا فِي السِّرِّ تَسْتَحِي
مِنْهُ فِي الْعَلَانِيَةِ
“Alenî olarak yapmaya çekindiğin şeyi gizlide de yapmamaktır.”[2]
Aynısını el-Ahnef b. Kays rahimehullah da söylemiştir.[3]
Zeyd b. Ali
rahimehullah şöyle demiştir:
الْمُرُوءَةُ إِنْصَافُ مَنْ دُونَكَ وَالسُّمُوُّ
إِلَى مَنْ فَوْقَكَ وَالْجَزَاءُ بِمَا أُتِيَ إِلَيْكَ مِنْ خَيْرٍ اَوْ شَرّ
“Mürüvvet; senden
düşük durumda olanlara insaf etmen, senden üstün olanlara karşı yüksek
şahsiyetli olman ve sana karşı yapılan iyilik ya da kötülüğe misliyle karşılık
vermendir.”[4]
Salih b. Cenah el-Lahmî rahimehullah şöyle tarif etmiştir:
المروءة اجْتِنَاب الرجل مَا يشينه واجتناؤه
مَا يزينه
“Mürüvvet, kişinin
kendisini lekeleyecek şeylerden uzaklaşması ve kendsini süsleyecek hasletleri
edinmesidir.”[5]
Rebia b. Ebi
Abdirrahman rahimehullah şöyle demiştir:
لِلسَّفَرِ مُرُوءَةٌ وَلِلْحَضَرِ مُرُوءَةٌ فَأَمَّا مُرُوءَةُ السَّفَرِ
فَبَذْلُ الزَّادِ وَقِلَّةُ الْخِلَافِ عَلَى أَصْحَابِكَ وَكَثْرَةُ الْمِزَاحِ
فِي غَيْرِ مَسَاخِطِ اللهِ عز وجل وَأَمَّا مُرُوءَةُ الْحَضَرِ فَإِدْمَانُ الِاخْتِلَافِ
إِلَى الْمَسْجِدِ وَكَثْرَةُ الْإِخْوَانِ فِي اللهِ تَعَالَى وَتِلَاوَةُ
الْقُرْآنِ
“Yolculuk
esnasında bir mürüvvet, ikamet halinde bir mürüvvet vardır. Yolculukta mürüvvet
azığı bol dağıtmak, kardeşlere karşı muhalefette bulunmamak, Allah Azze ve
Celle’yi kızdırmayacak konularda çokça mizah yapmaktır. İkamet halindeki
mürüvvet ise mescide gidip gelmek, Allah Teâlâ için kardeşliği çoğaltmak ve
Kur’ân okumaktır.”[6]
Muhammed
b.Hureys rahimehullah dedi ki
قَالَ رَجُلٌ لِلْأَحْنَفِ مَا الْمُرُوءَةُ
قَالَ تَصْبِرُ عَلَى مَا غَاظَكَ وَتَصْمُتُ عَمَّا عِنْدَكَ حَتَّى يُلْتَمَسَ مِنْكَ
“Bir adam
el-Ahnef (b. Kays) rahimehullah’a: “Mürüvvet nedir?” diye sordu. O da dedi ki:
“Sana sıkıntı
verene sabır göstermen, sende bulunanları söylemeyip senden istemelerini
beklemendir.”[7]
Ebu’l-Kasım Selame b. Ali rahimehullah dedi ki:
سُئِلَ عَمْرٌو عَنِ الْمُرُوءَةِ مَا
هِيَ؟ فَقَالَ التَّغَافُلُ عَنْ زَلَلِ الْإِخْوَانِ
“Amr (b. Osman el-Mekkî) rahimehullah’a: “Mürüvvet nedir?” diye sorulunca
şöyle dedi: “Kardeşlerin hatalarını görmezlikten gelmektir.”[8]
El-Medâinî
rahimehullah dedi ki:
قَالَ مُعَاوِيَةُ لِصَعْصَعَةَ بْنِ صَوْحَانَ
مَا الْمُرُوءَةُ قَالَ الصَّبْرُ وَالصَّمْتُ الصَّبْرُ عَلَى مَا يَنُوبُكَ وَالصَّمْتُ
حَتَّى يُحْتَاجَ إِلَى الْكَلامِ
“Muaviye
radıyallahu anh, Sa’sa’a b. Sûhan radıyallahu anh’e: “Mürüvvet nedir?” diye
sorunca dedi ki:
“Sabır ve
susmaktır. Sabır, sana verilen sıkıntılara karşı sabretmen, susmak ise
konuşmana ihtiyaç oluncaya kadar susmandır.”[9]
Mürüvvetin gayesi kişinin kötülükleri, onu çirkin gördüğü ve
akibetinin hoş olmadığı için terk etmesidir.
Ebu Hâtim İbn Hibban el-Bustî rahimehullah şöyle demiştir:
والمروءة عندي خصلتان اجتنابُ ما يكره
الله والمسلمون من الفِعالِ واستعمالُ ما يُحب الله والمسلمون من الخِصال
“Bana göre mürüvvet şu iki özelliktir: Allah’ın ve
müslümanların yapılmasını hoş görmedikleri şeylerden uzak durmak ve Allah’ın ve
müslümanların beğendikleri özellikleri uygulamaktır.”[10]
Böylece mürüvvetin bütün iyilikleri kapsayan bir isim olduğu
anlaşılmaktadır.
Lisanu’l-Arab’da mürüvvet kelimesi şöyle tarif edilir:
“Mürüvvet adamlığın kemâlidir.” Nitekim “Muhtaç Olduğumuz Adamlık” adını
verdiğim risalede de mürüvvet hasletlerini ele almıştım.
Mesleme b. Abdilmelik şöyle demiştir:
ما أعان على مروءةِ المرءِ كالمرأةِ
الصالحة
“Kişinin mürüvvetine saliha bir hanım kadar destek olan bir
şey yoktur.”
Mürüvvetin Edepleri:
Mürüvvetin edepleri pekçoktur. Burada kişiyi mürüvvet sahibi
kılan hasletlerden bazıları zikredilecektir:
1- Ağır olmak, aceleci olmamak, hareketlerinde dengeli
olmak, yürürken sağa sola çok bakmamak, hızlı yürümemek.
İbrahim en-Nehai rahimehullah şöyle demiştir:
لَيْسَ مِنَ الْمُرُوءَةِ كَثْرَةُ الِالْتِفَاتِ فِي الطَّرِيقِ وَلَا
سُرْعَةُ الْمَشْيِ
“Yolda çokça sağa
sola bakmak ve hızlı yürümek mürüvvetten değildir.”[11]
2- Nefsini öfkenin,
dehşetin ve sevincin heyecanından muhafaza etmek, sevindirici durumlarda da,
sıkıntılı durumlarda da dengeyi korumak.
3- Açık olup, yapmacık güzel davranışlardan ve nifaktan
kaçınmak, bir kimseye karşı kin duyduğu halde ona karşı samimiyet izhar etmemek
yahut yoldan sapmış gördüğü kimsenin istikamet üzere olduğuna şahitlik etmemek.
4- Açıktan yaptığı takdirde insanların kendisini
kınayacakları, gözden düşeceği şeyleri gizlide de yapmamak.
5- Misafirlerini ve ziyaretçilerini hafif bir şey dahi olsa külfete
sokmaktan kaçınmak. Nitekim Ömer b. Abdilaziz rahimehullah’ın şöyle dediği
rivayet edilmiştir:
لَيْسَ مِنَ الْمُرُوءَةِ اسْتِخْدَامُ
الضَّيْفِ
“Misafire iş yaptırmak mürüvvetten değildir.”[12]
6- Konuşan arkadaşına kulak verip dinlemek. Zira bu, ona
önem vermenin göstergesidir. Onunla oturmaktan ferahlamak ve onunla konuşmaktan
ünsiyet duymak.
7- Kendisine emanet edilen şeyleri korumak, sırları muhafaza
etmek, ilgili kimseden başkasına söylenmemesi gereken şeyleri ortaya dökmemek.
8- Yakışık almayan bâtıl sözlerden ve çirkin fiillerden uzak
durmak. Nitekim fıkıh kitaplarında, haramlar dışında, müslüman toplumun
âdetlerine aykırı davranışlarda, aykırı giyimlerde bulunan kimselerin mürüvvet
sahibi olmadıkları için şahitliklerinin geçerli sayılmayacağına dair örnekler
zikredilmiştir. Erkeklerin başı açık, sarıksız olarak gezmeleri de bu
örneklerden biridir. Bir erkeğin avretini örtüyor olsa bile kapri şalvar yahut
muhanneslere benzeyerek için gösteren ince gömlek giymesi, omuzlarını açıkta
bırakan elbise giymesi gibi müslüman toplumun örfüne aykırı kıyafetler giymesi
de böyledir.
Endülüs bölgesi âlimlerinden olan eş-Şatibî rahimehullah
şöyle demiştir: “Doğu beldelerinde (erkeklerin) başı açık gezmesi mürüvvet
sahipleri katında çirkin görülür. Batı beldelerinde ise çirkin görülmüyor.
Şer’î hüküm de buna göre farklıdır. Doğu beldelerinde başı açık gezen erkeğin
adaleti lekelenirken, batı beldelerinde öyle değildir.”
Şatibi’nin bu sözleri, şahitliğe itibar hakkında söylenmiş
olup doğru olsa da, bu açıklamada eleştirilecek bir yön vardır. Zira aslolan
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının üzerinde bulundukları
örftür. Onların örfünde ise erkeklerin sarıksız takkeyle veya baş açık
gezmeleri diye bir şey yoktur. O halde belde fark etmeksizin ashabın örfünü
esas almak önceliklidir.
9- Kardeşiyle ticarette kâr elde etmemek. Hasen el-Basrî rahimehullah
şöyle demiştir:
لَيْسَ مِنَ الْمُرُوءَةِ الرِّبْحُ
عَلَى أَخِيكَ
“Kardeşinden kâr elde etmek mürüvvetten değildir.”[13]
Ebu Kılabe rahimehullah şöyle demiştir:
ليس من المروءة أن يربح الرجل على
صديقه
“Kişinin arkadaşından kâr elde etmesi mürüvvetten değildir.”[14]
10- Kardeşiyle yaptığı alışverişte pazarlık yapmamak
mürüvvetendir.
Bakiyye b. el-Velid rahimehullah’tan: Muhammed b. Ziyad el-Elhânî
rahimehullah dedi ki:
أَدْرَكْتُ السَّلَفَ إِذَا اشْتَرُوا الْبَضَائِعَ لَمْ
يُمَاكِسُوا فِيهَا قَالَ بَقِيَّةُ وَقَدْ أَدْرَكَ مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ أَبَا
أُمَامَةَ وَعَبْدَ اللَّهِ بْنِ بُسْرٍ وَالْمِقْدَامَ بْنَ مَعْدِي كَرِبَ
“Selefe yetiştim. Onlar mal satın aldıkları zaman onda indirim için
pazarlık yapmazlardı.” Muhammed b. Ziyad rahimehullah, Ebu Umame, Abdullah b.
Busr ve el-Mikdam b. Ma’dikerb radiyallahu anhum’e yetişmişti.”[15]
11- Kişinin yaptığı bağıştan dönmesi veya hediye ettiği şeyi
geri satın alması mürüvvete uymaz. Cafer es-Sadık rahimehullah şöyle demiştir:
ليس من المروءة أن يرجع الرجل في شيء
قد وهبه
“Kişinin bağışladığı şeyden dönmesi mürüvvetten değildir.”[16]
12- Sevdiği kimsenin sevmediği şeyi sevmek mürüvvete uymaz.
Bişr b. el-Haris el-Hâfî rahimehullah şöyle demiştir:
ليس من المروءة أن تحب ما يبغضه حبيبك
“Sevdiğin kimsenin sevmediği bir şeyi sevmek mürüvvetten
değildir.”[17]
Mürüvveti Yok Eden İşler
1- Çokça mizah yapmak, özellikle tanımadığı insanlarla sözlü
ve fiilî olarak şakalaşmak. Çünkü bu heybeti giderir, konumu düşürür. Çokça
şakalaşmak husumete ve gönüllerde kine de sebebiyet verebilir.
Bu, kişinin asık suratlı ve depresif olmasını gerektirmez.
Lakin İslam her konuda dengeli olmayı öngörür. Nebî sallallahu aleyhi ve
sellem, kardeşini güler yüzle karşılamayı küçük görülmemesi gereken iyilikten
saymıştır.
Ömer radıyallahu anh’ın valilerine şöyle yazdığı rivayet
edilmiştir:
امْنَعُوا النَّاسَ مِنَ المُزَاحِ
فَإِنَّهُ يُذْهِبُ المُرُوءَةَ وَيُوغِرُ بِالصُّدُورِ
“İnsanları mizahtan engelleyin. Zira bu mürüvveti giderir ve
gönüllere kin sokar.”[18]
2- Kişinin yolda yürürken yemesi veya içmesi. Bu durum mürüvvete
aykırıdır, güzel ahlak özellikleriyle bağdaşmaz. Bu yüzden İbn Sirin
rahimehullah şöyle demiştir:
ثلاثةٌ ليست من المروءة الأكل في الأسواق
والإدِّهان عند العطار والنظر في مرآة الحجام
“Üç şey mürüvvetten değildir: Sokaklarda yemek yemek,
kokucunun yanında yağ sürünmek ve hacamatçının aynasına bakmak.”[19]
Başkalarının bulunduğu ortamlarda onlara saygısızlık ederek
parfüm vb. sıkmak da böyledir.
3- Küçüklerin büyüklere hürmet etmemesi, yaşlılara saygı
gösterilmemesi. Durum öyle hale geldi ki, küçükler her konuda büyüklerin önüne
geçiyor, sözleriyle onlara itiraz ediyor veya onlarla dalga geçiyorlar. Bundan
Allah’a sığınırız. Bu haram bir iştir. Çünkü âlemlerin rabbi Allah Teâlâ saçı
sakalı ağarmış müslümanı yüceltmiştir.
Ebu Musa el-Eşarî radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
إِنَّ مِنْ إِجْلَالِ اللَّهِ إِكْرَامَ ذِي
الشَّيْبَةِ الْمُسْلِمِ
“(Saçı sakalında)
aklar bulunan müslüman saygı göstermek, Allah’a saygıdandır.”[20]
Babalar, çocuklarını mürüvvet edepleri üzere yetiştirmeli ve
şu hasletlere alıştırmalıdırlar:
4- İhtiyaç olmadıkça ayakta değil oturarak bevletmeyi
alışkanlık etmelidir. Zira bu hem sıhhat açısından hem de necasetten sakınma açısından
en uygun olanıdır. Hastalık veya Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in mezbele
yerde ayakta bevletmesi gibi bir ihtiyaç halinde ayakta bevletmekte de sakınca
yoktur inşaallah.
5- Yemeğe hırsla yönelmek ve oburluk yapmak mürüvvete uymaz.
Bu, İslam’ın yeme edepleri konusundaki yoluna aykırıdır. İbn Abdilber şöyle
zikretmiştir:
عَنْ عَلِيٍّ بن أبي طالبٍ أَنَّهُ كَانَ
إذَا دُعِيَ إلَى طَعَام أَكْل شَيْئًا قَبْلَ أَنْ يَأْتِيَهُ وَيَقُولُ قَبِيحٌ
بِالرَّجُلِ أَنْ يُظْهِرَ نَهْمَتَهُ فِي طَعَامِ غَيْرِهِ
“Ali b. Ebi Talib radıyallahu anh bir yemeğe davet edildiği
zaman gitmeden önce bir şeyler yer ve şöyle derdi: “Kişinin başkasının yemeğine
hırs göstermesi çirkindir.”[21]
El-Medainî
rahimehullah şöyle demiştir:
كَانَ يُقَالُ ثَلَاثٌ يُفْسِدْنَ الْمُرُوءَةَ
الشُّحُّ وَالْحِرْصُ وَالْغَضَبُ
“Şöyle
denilirdi: “Üç şey mürüvveti bozar: Tamahkârlık, hırs ve öfke.”[22]
6- İnsanların yanında geğirmek mürüvvete aykırıdır. Geğirmek
doymuş olmanın ve çok yemenin göstergesidir. Özellikle pırasa, turp, sarımsak,
soğan, sucuk gibi şeyler yemiş olan kimselerin namaz saflarında geğirmeleri ve
böylece meleklere ve namaz kılanlara eziyet vermeleri çirkin görülmüştür.
İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan:
تَجَشَّأَ رَجُلٌ عِنْدَ النَّبِيِّ صَلَّى
اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ كُفَّ عَنَّا جُشَاءَكَ فَإِنَّ أَكْثَرَهُمْ شِبَعًا
فِي الدُّنْيَا أَطْوَلُهُمْ جُوعًا يَوْمَ القِيَامَةِ
“Bir adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında
geğirdi. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
“Geğirmene engel ol. Zira dünyada insanların en çok
doyanları kıyamet gününde açlığı en uzun sürecek olanlarıdır.”[23]
7- İnsan, başka bir kimsenin söz ve hareketlerini taklid
ederek insanları güldürürse veya başkalarını güldürmek için o kimseyle alay
ederse, bu mürüvveti giderir. Bu kötü bir ahlaktır. Behz b. Hakîm, babasıdan, o
da dedesinden rivayet ediyor: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle
buyururken işittim:
وَيْلٌ لِلَّذِي يُحَدِّثُ بِالحَدِيثِ لِيُضْحِكَ
بِهِ القَوْمَ فَيَكْذِبُ وَيْلٌ لَهُ وَيْلٌ لَهُ
“İnsanları güldürmek için konuşarak yalan söyleyenlere
yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun!”[24]
8- Batılıların kıyafetlerini giymek, onlara benzeşmek
mürüvveti yok eden şeylerdendir. Pantolon giymek gibi haram olan kıyafetler
dışında; gâvurca yazılı tişörtler, gâvur markalı elbiseler, spor kıyafetler,
eşofmanla gezmek, tuhaf renklerde elbiseler ve gülünç
kıyafetler gibi akıl sahibi müslümana yakışmayan kıyafetler giymek mürüvvete
uymaz.
9- İhtiyaç dışında kafelerde ve dinlenme yerlerinde uzunca
ve boş oturarak vakti zayi etmek mürüvveti giderir.
Ebu Hureyre radıyallahu anh’den; Rasulullah sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
مَا جَلَسَ قَوْمٌ مَجْلِسًا لَمْ يَذْكُرُوا
اللَّهَ فِيهِ إِلَّا كَانَ عَلَيْهِمْ تِرَةً وَمَا مَشَى أَحَدٌ مَمْشًى لَمْ يَذْكُرِ
اللَّهَ فِيهِ إِلَّا كَانَ عَلَيْهِ تِرَةً وَمَا أَوَى أَحَدٌ إِلَى فِرَاشِهِ وَلَمْ
يَذْكُرِ اللَّهَ فِيهِ إِلَّا كَانَ عَلَيْهِ تِرَةً
“Allah’ın zikredilmediği bir mecliste oturan hiçbir
topluluk yoktur ki bu meclis onlara mutlaka bir pişmanlık sebebi olmasın. Bir
kimseyle Allah’ın zikredilmediği yürüyüşte bulunan kimse yoktur ki bu kendisine
bir pişmanlık olmasın. Yatağına girip de Allah’ı zikretmeyen kimseye bu mutlaka
bir pişmanlık olur.”[25]
Kahvehane, oyun salonu gibi ancak insanların rezillerinin ve
kötü arkadaşların bulunduğu yerlere gitmek ise daha kötüdür. Muaviye b. Ebi
Sufyan radıyallahu anh şöyle demiştir:
آفَةُ الْمُرُوءَةِ إِخْوَانُ السُّوءِ
“Mürüvvetin âfeti kötü kardeşlerdir.”[26]
10- İnsanların önünde avretlerin açılması haram işlerdendir
ve mürüvveti yok eder. Bunu erkeklerin yapması ile kadınların yapması arasında
fark yoktur. Özellikle kutlamalarda, düğünlerde, spor musabakalarında, yüzme
havuzlarında, hamamlarda bu çirkinlikler yapılmaktadır. Dizler, göğüs, sırt,
omuz gibi bölgelerin açılması iffet, tesettür ve saygınlığa aykırı şeylerdir.
Zur’a b. Abdirrahman, dedesi Curhud radıyallahu anh’den rivayet ediyor: Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem ona uğradığında diz kapakları açıkta idi. Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
إِنَّ الفَخِذَ عَوْرَةٌ
“Muhakkak ki uyluk
avrettir.”[27]
11- Gençler arasında yaygın olan, eskinde “Eşşek traşı”
denilen fakat günümüzde süslenerek “Amerikan traşı ya da subay traşı” dedikleri
saç şekli gibi şekiller, saçı sanatçılara veya sporculara benzemek için türlü
renklerde boyamak, facirleri taklidle gülünç şekillere sokmak, akılsızlığın,
karaktersizliğin ve zevksizliğin göstergesi olup mürüvveti yok eder.
12- Özellikle umumî ortamlarda yüksek sesle kahkaha atarak
gülmek mürüvvete aykırıdır. İnsanların yanında sakız çiğnemek de böyledir.
Nitekim ilim ehlinden biri şöyle demştir:
ويُكره مضغ العِلك لأنه دناءة
“Sakız çiğnemek çirkin görülür. Çünkü bu düşüklüktür.”[28]
Seleften biri şöyle demiştir:
يُكره العِلكُ للرجل للتشبه بالنساء ما
لم يكن للتداوي أو كان خالياً ببيته ونحوه لا في حضرة الناس
“Tedavi için olmadıkça ve yalnız değilse, erkeklerin
insanların yanında kadınlara benzeyerek sakız çiğnemesi çirkindir.”
13- Kişinin meclisindekilere ister doğru, ister yalan olsun,
edebe aykırı, müstehcen konuşmalar yapması, müslümanlar arasında çirkinliklerin
yayılmaması ve örtülmesi emrine aykırı bir davranış olup mürüvvete de
uymamaktadır. Bu aynı zamanda emanete hainliktendir.
Mesela kişinin eşiyle arasında özel bir durumunun
anlatılması gibi şeyler böyledir. Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh’den:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
إِنَّ مِنْ أَشَرِّ النَّاسِ عِنْدَ اللهِ
مَنْزِلَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ الرَّجُلَ يُفْضِي إِلَى امْرَأَتِهِ وَتُفْضِي إِلَيْهِ
ثُمَّ يَنْشُرُ سِرَّهَا
“Allah katında kıyamet gününde insanların en şerli
konumda olanı, kişinin eşine verdiği sırı veya eşinin kişiye verdiği sırrı
yaymasıdır.”[29]
14- Düğün, kutlama gibi ortamlarda haram şarkılarla el
çırparak veya meylederek raks etmek, bedenin bazı organlarını titreterek
oynamak ve benzerleri. Bazı ilim ehli erkeklerin böyle şeyler yapmasını
hafiflik ve ahmaklık olarak nitelemiştir.
15- Dilenmek ve zaruri bir ihtiyaç olmadan insanlara el
açmak mürüvvete aykırıdır. Hamze b. Abdillah, babasından, Nebî sallallahu
aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
لا
تزالُ المسألةُ بأحدكم حتى يلقى اللهَ وليس في وجْهِهِ مُزْعَةُ لحمٍ
“Biriniz istemeye devam eder de sonunda Allah’ın huzuruna
yüzünde et kalmamış olarak çıkar.” (Muslim 1040)
İlim ehlinden biri şöyle demiştir.
إن من كان أكثرَ عُمرِه سائلًا أو
يَكْثُرَ ذلك منه فيَنْبَغِى أن تُرَدّ شهادتُه لأنَّ ذلك دَناءةٌ وسُقوطُ مُروءَةٍ
“Ömrünün çoğunu
başkalarından isteyerek geçiren veya bunu çokça yapan kimsenin şahitliği kabul
edilmez. Çünkü düşüklük yapmış ve mürrüvveti gitmiştir.”[30]
Mürüvvetin edepleri ve mürüvveti gideren şeylerden bazıları
bunlardır. Mürüvvetin bazı edepleri farz, bazıları mustehap, bazıları mubah
olan şeylerdir. Mürüvveti gideren şeylerden bazıları da şirk ve haram, bazıları
mekruh olan şeylerdir.
Bu konuda ayet, hadis ve selefin sözlerinden ayrıntılı bazı
nakiller için Muhtaç Olduğumuz Adamlık adlı risaleme, bir de Fusulu’l-Adab
Şerhi kitabıma müracaat edilebilir.
[1]
İbn Kayyım Medaricu’s-Sâlikin (2/334) Firuzabadi Besairu Zevi’t-Temyiz (4/495)
[2]
İbn Merzuban el-Muruvvet (59) Cahız el-Beyan ve’t-Tebyin (2/122) İbn Kuteybe
Uyunu’l-Ahbar (1/412) Dineveri el-Mucalese (826, 2435, 3340) Zeccaci Emali
(s.207)
[3]
Ebu Tahir el-Muhallis el-Muhallisiyyat (3038) İbn Asakir Tarih (24/337)
[4]
İbn Merzuban el-Muruvvet (38) Dineveri el-Mucalese (1705)
[5]
Salih b. Cenah el-Lahmî el-Edeb ve’l-Muruvvet (s.12)
[6]
Dineveri el-Mucalese (321) İbn Asakir Tarih (32/249)
[7]
İbn Merzuban el-Muruvvet (20) İbn Asakir Tarih (24/338)
[8] Ebu Sa’d el-Malinî
el-Erbaun (s.25) Sulemî Tabakat (s.202) Hatib Tarihu Bağdat (12/224) İbnu’l-Cevzi
Sıfatu’s-Safve (2/440)
[9]
Belazuri Ensabu’l-Eşraf (5/67) İbn Merzuban el-Muruvvet (19, 41)
[10]
İbn Hibban Ravdatu’l-Ukala (s.232)
[11]
İbn Merzuban el-Muruvvet (102) İbn Kuteybe Uyunu’l-Ahbar (1/412) Dineveri
el-Mucalese (825)
[12]
Ragıb el-İsfehani Muhadaratu’l-Udeba (2/18) İbn Kesir el-Bidaye (10/23)
[13]
İbn Merzuban Muruvvet (39)
[14]
İbn Hibban Ravdatu’l-Ukala (s.233)
[15]
Taberânî Ziyadat Fi Kitabi’l-Cud ve’s-Sehâ (48)
[16]
Hevarizmi Mufidu’l-Ulum (s.359)
[17]
Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (8/300) Ebu Abdirrahman es-Sulemi el-Futuvve (s.22)
[18]
Muhammed b. Davud b. Ali ez-Zahiri ez-Zuhre (s.171) Zemahşeri Rebiu’l-Ebrar
(5/111) el-İbşihî el-Mustatraf (s.469)
[19]
İbn Hibban Ravzatu’l-Ukala (s.233)
[20]
Hasen. Ebû Dâvûd (4843)
İbnu’l-Mubarek Zühd (388) el-Elbani Sahihu Edebi’l-Mufred (274)
[21]
İbn Abdilber Behcetu’l-Mecalis (s.189) İbn Muflih el-Adabu’ş-Şeriyye (3/208)
[22]
İbn Merzuban el-Muruvvet (67)
[23]
Hasen. Tirmizî (2478)
[24]
Hasen. Tirmizî (2315)
[25]
Sahih. İbn Hibban (3/133)
[26]
İbn Hibban Ravdatu’l-Ukala (s.234)
[27]
Sahih. Tirmizî (2795)
[28]
Ebu’l-Vefa İbn Akil et-Tezkira Fi’l-Fıkh (s.94) Abdulkadir el-Geylani Gunyetu’t-Talibin
(1/50)
[29]
Sahih. Muslim (1437)
[30]
İbn Kudame el-Mugni (14/169)