Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

18 Mayıs 2026 Pazartesi

Salih Selefin Akşam Namazı ve İftarın Vakti Hususunda Menhecine Bir Numune Daha

 

Muaz b. Muaz, Hacib b. Ömer rahimehullah’tan rivayet ediyor: “Amcam el-Hakem b. el-A’rac’ı Dirhem Ebu Hind’e hadis sorarken işittim. Dirhem rahimehullah dedi ki:

كُنْتُ أُقْبِلُ مِنَ السُّوقِ فَيَتَلَقَّانِي النَّاسُ مُنْصَرِفِينَ قَدْ صَلَّى بِهِمْ مَعْقِلُ بْنُ يَسَارٍ فَأَتَمَارَى غَرَبَتِ الشَّمْسُ أَوْ لَمْ تَغْرُبْ

“Ben Çarşıdan dönüyordum. Namazdan dönen insanlarla karşılaştım. Ma’kil b. Yesar radıyallahu anh onlara namazı kıldırmıştı, ben ise hala güneşin batıp batmadığı hususunda şüphedeydim.”

İbn Ebî Şeybe (1/290) sahih isnadla rivayet etmiştir. Tabiinden ravisi Ebu Hind Dirhem rahimehullah hakkında İbn Ebî Hâtim el-Cerh ve’t-Ta’dil’de “Abidlerden idi” demiştir. Diğer ravileri Muslim’in ricalidir.

Faide: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sahabisi Ma’kil b. Yesar radıyallahu anh cemaate akşam namazını kıldırmıştı, çünkü onun namazı kıldırdığı bölgede güneş gözden kaybolmuştu. Lakin Dirhem Ebu Hind rahimehullah kendi bulunduğu konumda güneşin tamamen kaybolmadığını görüyordu.

Bu hadis, astronomların hesaplarına göre, bir şehrin bütün ufuklarında güneşin batmasını esas alarak akşam vaktini belirleyen sonraki fıkıhçı taslaklarının, selefin anlayışından uzak bir anlayış benimsediklerini göstermektedir.

Nitekim Ebu Said el-Hudri, Enes b. Malik, İbn Ömer, İbn Mes’ud radıyallahu anhum ve başkalarından iftar ettikleri veya akşam namazını kıldıkları sırada, başkalarının güneşin henüz batmadığını görmüş oldukları sabit olmuştur. Hatta bu durum Abdullah b. Ebi Evfa radıyallahu anh hadisinde ve misafir olarak gelen heyete iftarlıklarını getiren Bilal radıyallahu anh kıssasında Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in fiili olarak sabit olmuştur.

Ömer radıyallahu anh’den: “Akşam namazını ortalık aydınlıkken kılın” diye emrettiği sabit olmuştur.

İftarda acele etmek Kur’ân ve mütevatir sünnet nassıyla teşvik edilmiş, iftarı geciktirmenin ümmetin fıtratını bozan unsurlardan olduğu belirtilmiştir.

Salih selefin üzerinde bulunduğu fıtrattan sapmış kimseler, ibadetlerin bütün vakitlerinde; namaz vakitlerinde, hilalin rü’yeti konusunda, sahur ve iftar vakitlerinde, hac ve kurban vakitlerinde tamamen çarpık tutumlar içerisinde bocalarken, bu kokuşmuş akıntılardan zehirlenmiş bazı musibetzedelerin çıkıp da, sahih sünnette ve salih selefin menhecinde sabit olan, gizlenmiş hakikatlerin üzerindeki örtüleri kaldırmamdan ötürü şahsıma dil uzatmalarından, iftarda acele etme sünnetini ihya etmeyi “oruç tutmaktan acizlik” diye yaftalamalaya kalkmalarından yüksünmüyorum. Bilakis Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in, belaya uğramış kimse görünce söylememizi tavsiye ettiği gibi: “Sendeki musibetten beni afiyette kılan Allah’a hamd olsun” diyorum.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)