İbn Useymin rahimehullah’a şöyle soruldu: “Bir adam ihtilaflı meselelerde ilim ehlinden birçoğuna muhalefet ediyor. Bu şahsa Allah için buğzedilir mi? Onu çirkin gösterecek sataşmalar yapılır mı?”
Şöyle cevap verdi: Hayır! Asla! Bir insan bir meselede âlimlerin
cumhuruna muhalif olup, sözünün doğruluğuna da delil getiriyorsa ona kabalık
etmek caiz değildir. İnsanların nefislerini bu kimseye karşı kışkırtmak asla
caiz değildir. Bilakis onunla delillerin değerlendirmesi yapılır, onunla bağ
kesilmez. İnsanların anlayışlarına garip gelen ve üzerinde tahakkuk etmiş icma
bulunduğu zannedilen nice meseleler vardır ki konu araştırıldığı zaman delillerin
bu adamın dile getirdiği görüşe tabi olunması gerektirdiği görülür!
Genellikle isabetli görüşün cumhur ile beraber olduğu
doğrudur. Lakin bu kesin olarak cumhurun isabet üzere olduğu anlamına gelmez.
Cumhurun delili hakka aykırı çıkabilir. Üzerinde icma edilmiş bir şeye muhalif
olmadığı sürece bu şahsa karşı çıkılmaz. Gönüller ona karşı kışkırtılamaz!
Bilakis onunla bağlantı kurulur, onunla beraber araştırma yapılır, her iki
taraf da hakka ulaşma amacı taşıyarak, delillerin münakaşası yapılır. Allah
Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur: “And olsun biz Kur’an’ı
zikir için kolaylaştırdık. O halde var mı düşünen?” (Kamer 17) Şeyhulislam İbn Teymiyye rahimehullah’ın Akidetu’l-Vasitiyye’de
dediği gibi; “Kim Kur’ân’ı ondan hidayet bulmak için tedebbür ederse hakkın
yolu kendisine açılır.” (Bkz.: İla Meta’l-Hilaf? (s.40)