Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

2 Ağustos 2026 Pazar

"Sen ve Malın Babana Aitsiniz" Hadisinin Manası

 

Soru: Selamün aleyküm. Bir sorum olacaktı: Bir baba “Sen de malın da babana aitsin” hadisini delil getirerek kızının mehrini alabilir mi? Çocukların mehrini vermiyor bu hadise dayanarak alıp yiyebilirim istersem diyor. Çocukları mehiri isteyince de yanında duruyor kötü  günleri olursa kullanırsınız diyor

Cevap: Aleykum selam ve rahmetullah

Öncelikle ilgili hadisin metnini nakledelim: Abdullah b. Amr radıyallahu anhuma’dan:

جاءَ رجلٌ إلى النَّبيِّ صلَّى اللَّهُ عليْهِ وسلَّمَ فقالَ إنَّ أبي اجتاحَ مالي فقالَ أنتَ ومالُكَ لأبيكَ وقالَ رسولُ اللَّهِ صلَّى اللَّهُ عليْهِ وسلَّمَ إنَّ أولادَكم من أطيبِ كسبِكُم فَكلوا من أموالِهم

“Bir adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve dedi ki: “Babam malımdan faydalanıyor.” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

Sen de malın da babanınsınız.” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle de dedi:

Muhakkak ki evlatlarınız en temiz kazancınızdır. Onların malından yiyebilirsiniz.”

Bunu Ebû Dâvûd (3530) İbn Mace (2292) ve Ahmed (7001) rivayet etmişlerdir. El-Elbani Sahihu Suneni İbn Mace’de (1870) sahih demiştir.

Babanın evladı üzerinde büyük bir hakkı vardır. Onun hakkını tanımak ve yerine getirmeye çalışmak da tevhidden sonra en üstün salih amellerdendir. Bu hadiste gelen adam: “Babam malımdan faydalanıyor” diyor, yani iznim olmadan alıyor diyor. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem de: “Sen de, malın da babanınsınız” diyor ve ekliyor: “Muhakkak evlatlarınız en temiz kazançlarınızdandır. Onların mallarından yiyebilirsiniz.”

Burada kişinin muhtaç olan babasını, nafakasını karşılamamaktan men söz konusudur. Hadisin manası, baban, senin malından muhtaç olduğu kısmı alabilir demektir. Li-ebîke lafzındaki lam harfi, temlik lâm’ı değil, ibaha lâm’ıdır. Zira evladın malı, evlada aittir, zekatını vermek ona düşer, varisleri onun malına varis olurlar. Nitekim Allah Teâlâ her baba ve oğulun malları üzerindeki mâli sorumlulukları birbirinden bağımsız (müstakil) kılmıştır. Bunun delili, oğulun babası adına zekatı çıkarmayışı ve babanın da oğlu adına zekatı çıkarmayışıdır. Baba, oğlunun malına tayin edilen pay kadar varis olur. Şayet oğlunun malı aynı zamanda kendisinin malı olsaydı, onun tamamını alması gerekirdi. Buna göre, baba, oğlunun malı üzerinde hakikî bir malik değildir. Onda çocuğunun rızası olmadan dilediği gibi tasarrufta bulunamaz. Hadisin anlamı şudur: Baba fakir olup, çocuğunun malına, onun nafakasını karşılamasına muhtaç olduğu zaman, ihtiyacı olan kadarını çocuğunun malından alabilir. Eğer çocuğun malı yoksa ve kazanmaya güç yetirebiliyorsa, çocuğun çalışıp babasının nafakasını karşılamak için kazanç sağlaması gerekir. Hadiste kastedilen şey, mutlak olarak çocuğun malının babaya ait olması ve babanın da dilediği gibi ondan alması değildir!

Bu cevabı destekleyen şeylerden birisi, Hakim’in (2/312) Aişe radıyallahu anha’dan şu rivayetidir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

إنَّ أولادَكم هِبَةُ اللهِ لكم {يَهَبُ لِمَنْ يَشَاءُ إِنَاثًا وَيَهَبُ لِمَنْ يَشَاءُ الذُّكُورَ} فهم وأموالُهم لكم إذا احتجْتُم إليها

Muhakkak ki çocuklarınız Allah’ın size bir bağışıdır: “Dilediğine dişiler bağışlar, dilediğine de erkekler bağışlar.” (Şura 49) Onlar ve malları, ihtiyaç duyduğunuz zaman sizedir.” (Bkz.: el-Elbani es-Sahiha (2564)

Bu hadiste “Ona ihtiyaç duyduğunuz zaman” kaydı konulmuştur. Böylece ortaya çıkmıştır ki, Abdullah b. Amr radıyallahu anhuma hadisinde geçen ifade temlik/mülkiyet manasında değildir. Lakin iyilik ve ikram anlamındadır. Böylece hadiste, ana babaların ihtiyaç duydukları malî yardım ve bağışları yapmaya evlatlar teşvik edilmektedir.

Burası anlaşıldıysa, soruda geçen baba hadisi doğru anlamamış ve kızının hakkı olan mehiri, haram bir zulüm olan başlık parası gibi bir konuma koymuş,  evladının mehrine el koymakla zulmetmiştir. Buna hakkı yoktur.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)