Soru: Selamun aleyküm hocam. İbrahim en-Nehai dedi ki: “Onlar (Sahabe ve Tabiin) sakallarının çene altındaki kısmını kısaltırlar ve yanlarından da alırlardı.” (Musannef İbn Ebî Şeybe 25991-26001) bunun hakkında ne düşünüyorsunuz sahih mi?”
Cevap: Aleykum selam ve rahmetullah.
SAKALI KISALTMANIN HÜKMÜ
Sakalı bırakma emri hadislerde şu lafızlarla gelmiştir:
Evfû: Îfâ kelimesinden gelir, eksiksiz olarak tam yapmak
anlamındadır. Tâcu’l-Arus’ta: “Tam yapmak ve çoğaltmak” şeklinde açıklanmıştır.
Mekayisu’l-Luga’da ise bu kelimenin ikmâl ve itmâm/tam ve eksiksiz yapma
anlamına geldiği belirtilmiştir.
A’fû: Terk etmek anlamındaki i’fâ kelimesinden
gelir. Tacu’l-Arus’ta böyle açıklanmıştır. Afvetmek; cezalandırmadan bırakmak
demektir. Yine bu kelime çok olmak anlamında da gelmiştir. Lisanu’l-Arab’da
şöyle geçer: “Afâ’l-kavm; kavim çoğaldı demektir” Sakal hakkında bu kelime
kullanıldığında uzunca bırakmak anlamına gelir.
Erhû: İrhâ kelimesinden gelir, uzatmak ve salmak
anlamındadır. Tacu’l-Arus’ta bu şekilde açıklanmıştır.
Ercû: Aslı ertelemek anlamındaki ircâ’dan gelen erciû
kelimesidir. Bıyıkları ihfâ etme (kısaltma) emrinden sonra sakalların irca
edilmesi emri, onu kısaltmaksızın bırakmak anlamındadır. Muslim’in İbn Mâhân rivayetinde “erhû” lafzı yerine “ercû” lafzı ile
rivayet edilmiştir.
Veffirû: Çokluk belirten tevfîr kelimesindendir. İbn
Faris, Mekayisu’l-Luga’da şöyle demiştir: “Veffera” kelimesi çokluk ve tamlığa
delalet eder.” Kamusu’l-Muhit’te şöyle geçer: “Vefferahu tevfîran; çoğaltmak
demektir” Lisanu’l-Arab’da da aynı şekilde açıklanmıştır.
Sakalı Eksiksiz ve Çokça Bırakma (Îfâ) Emri
İbn Ömer Radıyallahu Anhuma’dan
Sehl b. Osman -
Yezid b. Zurey’ – Ömer b. Muhammed – Nafi - İbn Ömer radıyallahu anhuma
yoluyla: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
خَالِفُوا الْمُشْرِكِينَ
أَحْفُوا الشَّوَارِبَ وَأَوْفُوا اللِّحَى
“Müşriklere
muhalefet edin, bıyıkları kısaltın, sakalları serbest bırakın.”[1]
İbn
Abbas Radıyallahu Anhuma’dan
İbrahim b.
Nâile el-Esbehani – İsmail b. Amr el-Beceli – İsrail – Simak b. Harb – İkrime –
İbn Abbas radıyallahu anhuma yoluyla: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:
أَوْفُوا اللِّحَى وقُصُّوا الشَّوَارِبَ
قَالَ وَكَانَ إِبْرَاهِيمُ عَلَيْهِ السَّلَامُ خَلِيلَ الرَّحْمَنِ يُوفِّي لِحْيَتَهُ
ويَقُصُّ شَارِبَهُ
“Sakalı
bolca bırakın ve bıyıkları kısaltın. Rahman’ın dostu İbrahim aleyhi's-selâm da
sakalını bolca bırakır, bıyığını kısaltırdı.”[2]
Enes
Radıyallahu Anh’den
el-Hasen b. Ebi
Ca’fer – Abdullah – b. Ubeydillah b. Ebi Talha - Enes radıyallahu anh yoluyla:
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
خَالِفُوا عَلَى
الْمَجُوسِ جُزُّوا الشَّوَارِبَ وَأَوْفُوا اللِّحَى
“Mecusilere
muhalefet edin, bıyıkları kesin, sakalları serbest bırakın.”[3]
Sakalı Serbest Bırakma (İ’fâ) Emri
İbn Ömer Radıyallahu Anhuma’dan
Ubeydullah –
Nafi – İbn Ömer Radıyallahu anhuma yoluyla: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:
أَحْفُوا الشَّوَارِبَ وَأَعْفُوا اللِّحَى
“Bıyıkları
kısaltın, sakalları serbest bırakın.”[4]
Ömer b.
Muhammed – Nafi - İbn Ömer radıyallahu anhuma yoluyla: Nebî sallallahu aleyhi
ve sellem şöyle buyurdu:
خَالِفُوا الْمَجُوسَ أَحْفُوا الشَّوَارِبَ وَأَعْفُوا اللِّحَى
“Mecusilere muhalefet edin, bıyıkları
kısaltın, sakalları bırakın.”[5]
Enes
Radıyallahu Anh’den
Yezid b. Sinan
– Habban b. Hilal – Ebu Cafer Abdullah b. Ca’fer el-Medinî – Abdullah b.
Ubeydillah b. Ebi Talha – Enes radıyallahu anh yoluyla: Nebî sallallahu aleyhi
ve sellem şöyle buyurdu:
أَحْفُوا الشَّوَارِبَ
وَأَعْفُوا اللِّحَى وَلَا تَشَبَّهُوا بِالْيَهُودِ
“Bıyıkları kısaltın, sakalları serbest bırakın, Yahudilere benzemeyin.”[6]
İbn Abbas Radıyallahu Anhuma’dan
Muhammed b. Zekeriyya – Muhammed b. İbrahim b. Ebi’r-Rical –
el-Mehdî – babası – dedesi – babaları yoluyla (İbn Abbas radıyallahu
anhuma’dan):
قَدِمَ عَلَى رَسُولِ
اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَفْدٌ مِنَ الْعَجَمِ قَدْ أَحْفَوْا لِحَاهُمْ
وَأَعْفَوْا شَوَارِبَهُمْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
خَالِفُوا عَلَيْهِمْ أَحْفُوا الشَّوَارِبَ وَأَعْفُوا اللِّحَى
“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e acemlerden
sakallarını kısaltmış, bıyıklarını salmış elçiler geldi. Rasulullah sallallahu
aleyhi ve sellem buyurdu ki:
“Onlara muhalefet edin! Bıyıklarınızı kısaltın ve
sakallarınızı serbest bırakın.”[7]
Ahmed b. Muhammed b. Eyyub – İbrahim b. Sa’d – Salih b.
Keysan – İbn Şihab – Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe – İbn Abbas radıyallahu
anhuma yoluyla:
…وَدَخَلَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَقَدْ حَلَقَا لِحَاهُمَا وَأَعْفَيَا شَوَارِبَهُمَا فَكَرِهَ
النَّظَرَ إِلَيْهِمَا وَقَالَ وَيْلَكُمَا مَنْ أَمَرَكُمَا بِهَذَا؟ قَالَا أَمَرَنَا
رَبُّنَا يَعْنِيَانِ كِسْرَى فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
وَلَكِنَّ رَبِّي أَمَرَنِي بِإِعْفَاءِ لِحْيَتِي وَقَصِّ شَارِبِي
“…(Kisrâ, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e iki elçi göndermişti.)
Onlar Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına girdiklerinde sakalları
kısaltılmış ve bıyıkları uzamış idi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem
onlara bakmaktan tiksindi ve şöyle buyurdu:
“Size yazıklar olsun! Size
bunu kim emretti?” Onlar: “Bize bunu rabbimiz emretti” dediler. Bu sözleriyle Kisra’yı
kastediyorlardı. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Lakin benim rabbim de
sakalımı serbest bırakmamı ve bıyığımı kesmemi emretti.”[8]
Ebu Yahya
el-Himmanî – Yusuf b. Meymun – Kurz - Atâ – İbn Abbas radıyallahu anhuma
yoluyla: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’yi feth ettiği zaman
şöyle buyurdu:
قُصُّوا الشَّوَارِبَ وَاعْفُوا اللِّحَى وَلَا
تَمْشُوا فِيَ الْأَسْوَاقِ إِلَّا وَعَلَيْكُمُ الْأُزُرُ إِنَّهُ لَيْسَ مِنَّا مَنْ
عَمِلَ بِسُنَّةِ غَيْرِنَا
“Bıyıkları
kısaltın, sakalı serbest bırakın. Üzerinizde izar olmadıkça çarşılarda
yürümeyin. Muhakkak ki bizden başkasının sünnetiyle amel eden bizden değildir.”[9]
Ebu Hureyre Radıyallahu anh’den
Suleyman b. Bilal – Muhammed b. Abdillah b. Ebi
Meryem – Ebu Seleme b. Abdirrahman - Ebu Hureyre radıyallahu anh yoluyla:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
إِنَّ فِطْرَةَ الْإِسْلَامِ
الْغُسْلُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَالِاسْتِنَانُ وَأَخْذُ الشَّارِبِ وَإِعْفَاءُ اللِّحْيَةِ
فَإِنَّ الْمَجُوسَ تُعْفِي شَوَارِبَهَا وَتُحْفِي لِحَاهَا فَخَالِفُوهُمْ فَخُذُوا
شَوَارِبَكُمْ وَأَعْفُوا لِحَاكُمْ
“Şüphesiz
Cuma günü gusletmek, misvaklanmak, bıyıkları almak ve sakalı serbest bırakmak
İslâm fıtratıdır. Muhakkak ki mecusîler bıyıklarını serbest bırakır ve
sakallarını kısaltırlar. Onlara muhalefet edin; bıyıklarınızı kesin ve
sakallarınızı serbest bırakın.”[10]
Suleyman b. Bilal – el-A’lâ – babası – Ebu Hureyre
radıyallahu anh yoluyla: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
جُزُّوا الشَّوَارِبَ
وَأَعْفُوا اللِّحَى وخالفوا الْمَجُوس
“Bıyıkları kesin, sakalları serbest bırakın, mecusilere
muhalefet edin.”[11]
Muhammed b.
Ömer el-Vakıdî - Kesir b. Zeyd - El-Velid b. Rabah - Ebu Hureyre radıyallahu
anh yoluyla: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
إِنَّ أَهْلَ الشِّرْكِ
يُعِفُّونَ شَوَارِبَهُمْ وَيُحِفُّونَ لِحَاهُمْ فَخَالِفُوهُمْ فَأَعِفُّوا اللِّحَى
وَأَحِفُّوا الشَّوَارِبَ
“Şüphesiz
şirk ehli bıyıklarını uzatır, sakallarını kısaltırlar. Siz onlara muhalefet
edin, sakalları bırakın, bıyıkları kısaltın.”[12]
Ömer b. Ebi
Seleme – babası – Ebu Hureyre radıyallahu anh yoluyla: Rasulullah sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
أَحْفُوا الشَّوَارِبَ وَأَعْفُوا اللِّحَى
“Bıyıkları
kısaltın, sakalları serbest bırakın.”[13]
Muhammed b. Bekkar – Ebu Ma’şer – Said (b. Ebi Arube) – Ebu
Hureyre radıyallahu anh yoluyla:
أَمَرَنَا رَسُولُ
اللهِ صَلَّى
اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
أَنْ نَأْخُذَ مِنَ الشَّوَارِبِ وَنُعْفِيَ
اللِّحَى
“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize bıyıkları
kısaltmamızı ve sakalları serbest bıraklayı emretti.”[14]
Muhammed b. Yahya – İsmet b. Muhammed – Yahya b. Said – Said
b. el-Museyyeb – Ebu Hureyre radıyallahu anh yoluyla:
دَخَلَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله
عليه وسلم مَجُوسِيُّ قَدْ حَلَقَ لِحْيَتَهُ وَأَعْفَى شَارِبَهُ فَقَالَ رَسُولُ
اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَيْحَكَ مَنْ أَمَرَكَ بِهَذَا؟ قَالَ أَمَرَنِي بِهِ
كِسْرَى فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَكِنِّي أَمَرَنِي رَبِّي عز
وجل أَنْ أُعْفِيَ لِحْيَتِي وَأَنْ أُحْفِيَ شَارِبِي
“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına sakalını
traş etmiş ve bıyığını salmış bir Mecusi girdi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve
sellem buyurdu ki:
“Yazık sana! Bunu sana kim emretti?” Dedi ki: “Bana
bunu Kisra emretti.” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
“Lakin bana rabbim Azze ve Celle sakalımı serbest
bırakmamı, bıyığımı kısaltmamı emretti.”[15]
İbn
Amr Radıyallahu Anhuma’dan
Muhammed b.
Eban – Ahmed b. Ali b. Şevzeb – Ebu’l-Museyyeb Sellam b. Miskin – Leys b. Sa’d
– Yezid b. Ebi Habib – Amr b. Şuayb – babası – dedesi (Abdullah b. Amr)
radıyallahu anhuma yoluyla: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
لَيْسَ
مِنَّا مِنْ تَشَبَّهَ بِغَيْرِنَا لَا تَشَبَّهُوا بِالْيَهُودِ وَلَا بِالنَّصَارَى
فَإِنَّ تَسْلِيمَ الْيَهُودِ الْإِشَارَةُ بِالْأَصَابِعِ وَإِنَّ تَسْلِيمَ النَّصَارَى
بِالْأَكُفِّ وَلَا تَقُصُّوا النَّوَاصِي وَأَحْفُوا الشَّوَارِبَ وَأَعْفُوا اللِّحَى
وَلَا تَمْشُوا فِي الْمَسَاجِدِ وَالْأَسْوَاقِ وَعَلَيْكُمُ الْقُمُصُ إِلَّا وتَحْتَها
الْأُزُرُ
““Kendisini
bizden başkalarına benzetenler bizden değildir. Yahudilere ve Hristiyanlara
benzemeyin. Muhakkak ki Yahudilerin selamı parmaklarla işarettir. Hristiyanların
selamı avuç içiyledir. Perçemleri kesmeyin, bıyıkları kısaltın,
sakalları serbest bırakın. Üzerinizde altında izar bulunmayan entari/gömlek
olduğu halde mescidlerde ve çarşılarda yürümeyin.”[16]
Aişe
Radıyallahu Anha’dan
Aişe radıyallahu anha’dan: Rasulullah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
عَشْرٌ مِنَ الْفِطْرَةِ قَصُّ الشَّارِبِ وَإِعْفَاءُ
اللِّحْيَةِ وَالسِّوَاكُ وَاسْتِنْشَاقُ الْمَاءِ وَقَصُّ الْأَظْفَارِ وَغَسْلُ الْبَرَاجِمِ،
وَنَتْفُ الْإِبِطِ وَحَلْقُ الْعَانَةِ وَانْتِقَاصُ الْمَاءِ قَالَ زَكَرِيَّا قَالَ مُصْعَبٌ وَنَسِيتُ الْعَاشِرَةَ
إِلَّا أَنْ تَكُونَ الْمَضْمَضَةَ
“On şey
fıtrat'tandır. Bıyığı kırkmak, sakalı kendi haline bırakıp çoğaltmak, misvak
kullanmak, burna su çekmek, tırnakları kesmek, parmaklardaki boğumları yıkamak,
koltuk altı kıllarını yolmak, kasığı traş etmek, apış arasına su serpmek.” Râvî
Zekeriyya diyor ki: “Mus'âb dedi ki:
“Onuncuyu
unuttum, ağzı su ile çalkalamak olabilir.”[17]
Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe Rahimehullah Mürseli
Ebu’l-Umeys – Abdulmecid b. Suheyl – Ubeydullah b. Abdillah
b. Utbe rahimehullah yoluyla:
جَاءَ رَجُلٌ مِنَ الْمَجُوسِ إِلَى رَسُولِ
اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَحَلَقَ لِحْيَتَهُ وَأَطَالَ شَارِبَهُ
فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَا هَذَا؟ قَالَ هَذَا فِي
دِينِنَا قَالَ فِي دِينِنَا أَنْ نَجُزَّ الشَّارِبَ وَأَنْ نُعْفِيَ اللِّحْيَةَ
“Mecusilerden bir adam Rasulullah sallallahu aleyhi ve
sellem’e geldi, sakalını traş etmiş ve bıyığını uzatmıştı. Nebî sallallahu
aleyhi ve sellem ona:
“Bu da nedir?” buyurdu. Mecusi: “Bizim dinimizde
böyledir” dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
“Bizim dinimizde ise bıyıklar keseriz, sakalı serbest
bırakırız.”[18]
Sufyan– Abdulmecid b. Suheyl – Ubeydullah b. Abdillah b.
Utbe rahimehullah yoluyla:
جاءَ مَجوسيٌّ
إِلَى رَسول الله
صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
قَد أَعفَى شارِبَهُ وأَحفَى لِحيَتَهُ فَقالَ مَن
أَمَرَكَ بِهَذا؟ قالَ رَبّي قالَ لَكِنَّ رَبّي أَمَرَني أَن أُحفيَ شارِبي وأُعفيَ
لِحيَتي
“Bir mecusî Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi.
Onun bıyığı salınmış ve sakalı kısaltılmıştı. Rasulullah sallallahu aleyhi ve
sellem ona:
“Sana bunu kim emretti?” buyurdu. O da: “Rabbim”
dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
“Lakin benim rabbim bana bıyığımı kısaltmamı, sakalımı
serbest bırakmamı emretti.”[19]
Said el-Makburi Rahimehullah Mürseli
Ali b.
el-Ca’d – Ebu Ma’şer – Said el-Makburî rahimehullah yoluyla:
جَاءَ فَيْرُوزُ
بْنُ الدَّيْلَمِيِّ إِلَى رَسُولِ اللهِ صَلَّى
اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ إِنَّ كِسْرَى كَتَبَ إِلَى بَاذَانَ بَلَغَنِي أَنَّ فِي أَرْضِكَ
رَجُلًا نَبِيًّا فَارْبِطْهُ وَابْعَثْ بِهِ إِلَيَّ قَالَ وَرَآهُ مَجْزُوزَ اللِّحْيَةِ
عَافِي الشَّارِبَيْنِ فَقَالَ مَنْ أَمَرَكَ بِهَذَا؟ قَالَ أَمَرَنِي رَبِّي
يَعْنِي كِسْرَى فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَإِنَّ رَبِّي أَمَرَنِي أَنْ أُعْفِيَ اللِّحْيَةَ وَأُحِدَّ
مِنَ الشَّارِبَيْنِِ
“Firuz b.
ed-Deylemi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve dedi ki: “Kisra,
Bâzân’a mektup yazarak demiş ki: “Bana ulaştığına göre senin topraklarında bir
nebî varmış. Onu bağla ve bana gönder.” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem
onun sakalı kesilmiş ve bıyığı salınmış halde olduğunu görünce:
“Sana
bunu kim emretti?” buyurdu. O da Kisra’yı kastederek: “Rabbim emretti”
dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
“Muhakkak
ki benim rabbim sakalı serbest bırakmamı, bıyığı kesmemi emretti.” [20]
Sakalları Uzunca Salma (İrhâ) Emri
Ebu Hureyre Radıyallahu Anh’den
El-A’lâ b.
Abdirrahman b. Ya’kub – babası – Ebu Hureyre radıyallahu anh yoluyla:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
جُزُّوا الشَّوَارِبَ
وَأَرْخُوا اللِّحَى خَالِفُوا الْمَجُوسَ
“Bıyıkları
kesin, sakalları salın, mecusilere muhalefet edin.”[21]
Sakalı Bolca Bırakma (Tevfîr) Emri
İbn Ömer Radıyallahu Anhuma’dan
Muhammed b.
Minhal – Yezid b. Zurey’ – Ömer b. Muhammed b. Zeyd – Nafi – İbn Ömer
radıyallahu anhuma yoluyla: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
خَالِفُوا المُشْرِكِينَ
وَفِّرُوا اللِّحَى وَأَحْفُوا الشَّوَارِبَ
“Müşriklere
muhalefet edin, sakalları bolca bırakın, bıyıkları kısaltın.”[22]
Ebu Umâme Radıyallahu Anh’den
Zeyd b. Yahya – Abdullah b. el-A’lâ b. Zebr –
el-Kasım - Ebu Umame radıyallahu anh yoluyla:
فَقُلْنَا يَا
رَسُولَ اللهِ إِنَّ أَهْلَ الْكِتَابِ يَقُصُّونَ عَثَانِينَهُمْ وَيُوَفِّرُونَ
سِبَالَهُمْ! قَالَ فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قُصُّوا سِبَالَكُمْ وَوَفِّرُوا
عَثَانِينَكُمْ وَخَالِفُوا أَهْلَ الْكِتَابِ
“…Dedik ki: “Ey Allah'ın Rasulu! Kitap ehli
sakallarını kısaltır, bıyıklarını gür yaparlar” Nebî sallallahu aleyhi ve
sellem buyurdu ki:
“Siz de bıyıklarınızı kesin, sakallarınızı
bolca bırakın. Böylece Ehl-i Kitaba muhalefet edin.”[23]
Ebu Hureyre Radıyallahu Anh’den
Suleyman b. Davud el-Yemami – Yahya b. Ebi Kesir
– Ebu Seleme – Ebu Hureyre radıyallahu anh yoluyla: Rasulullah sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
وَفِّرُوا اللِّحَى وَخُذُوا مِنَ الشَّوَارِبِ …
“Sakalı bolca bırakın, bıyıklardan alın…”[24]
El-Huseyn b. Ebi Zeyd ed-Debbag – Ubeydullah b.
Temmam – Yunus b. Ubeyd – el-Hasen (el-Basri) – Enes radıyallahu anh yoluyla:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
وَفِّرُوا
اللِّحَى وَجُزُّوا الشَّوَارِبَ
“Sakalları bolca bırakın, bıyıkları kesin.”[25]
Yahya b. Ebi Kesir Rahimehullah Mürseli
Abdulaziz
b. Eban – Hişam – Yahya b. Ebi Kesir rahimehullah yoluyla:
أَتَى رَجُلٌ
مِنَ الْعَجَمِ الْمَسْجِدَ وَقَدْ وَفَّرَ شَارِبَهُ وَجَزَّ لِحْيَتَهُ فَقَالَ
لَهُ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَا حَمَلَكَ عَلَى هَذَا؟ قَالَ إِنَّ رَبِّي
أَمَرَنِي بِهَذَا فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى
اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنَّ اللهَ أَمَرَنِي أَنْ أُوَفِّرَ لِحْيَتِي
وَأُحْفِيَ شَارِبِي
“Acemlerden
bir adam mescide geldi. Bıyığını uzatmış, sakalını kesmişti. Rasulullah
sallallahu aleyhi ve sellem ona:
“Seni
böyle yapmaya iten nedir?” buyurdu. Adam: “Rabbim bana bunu emretti” dedi.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
“Muhakkak
ki Allah bana sakalımı bolca bırakmamı, bıyığımı kısaltmamı emretti.”[26]
Hac ve Umrede Sakalın Uçlarından Almak
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sakalının
uçlarından aldığına dair bir rivayet sabit olmamıştır:
Hennad – Ömer b. Harun – Usame b. Zeyd – Amr b. Şuayb –
babası – dedesi (Abdullah b. Amr) radıyallahu anhuma yoluyla:
أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ كَانَ
يَأْخُذُ مِنْ لِحْيَتِهِ مِنْ عَرْضِهَا وَطُولِهَا
“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem sakalının yanlarından ve
boyundan alırdı.”[27]
Bu hadis uydurmadır. İsnadında Ömer b. Harun el-Belhî yalancıdır.[28]
Buhârî: “Bunun aslı yoktur” demiştir. Tirmizi, Ukaylî, İbn
Adiy, Beyhakî, Nevevi, Suyuti, Munavi ve el-Mubarekfuri zayıf demişlerdir.
Zehebi ve İbn Hacer: “Münker” demişlerdir. İbnu’l-Cevzi ve el-Elbani uydurma
olduğunu söylemişlerdir.
İbn Abbas Radıyallahu anhuma’dan
Huşeym –
Abdulmelik (b. Ebi Suleyman) – Atâ – İbn Abbas radıyallahu anhuma yoluyla:
التَّفَثُ حَلَقُ الرَّأْسِ وَأَخْذٌ مِنَ
الشَّارِبَيْنِ وَنَتْفُ الْإِبْطِ وَحَلْقُ الْعَانَةِ وَقَصُّ الْأَظْفَارِ وَالْأَخْذُ
مِنَ الْعَارِضَيْنِ وَرَمْي الْجِمَارِ وَالْمَوْقِفُ بِعَرَفَةَ وَالْمُزْدَلِفَةِ
“(Hac suresi
29. Ayetinde geçen) et-Tefes: başı traş etmek, bıyıklardan almak, koltukaltını
yolmak, kasıkları traş etmek, tırnakları kesmek, sakalın yanlarından almak,
cemreleri taşlamak, Arafat’ta ve Muzdelife’de vakfeye durmaktır.”[29]
Ayrıca
Mucahid[30], İbn Curayc[31], Muhammed b. Ka’b el-Kurazî[32] gibi tefsir alimleri de bu ayette
geçen “tefes” kelimesine sakaldan almanın dahil olduğunu söylemişlerdir.
Ali Radıyallahu Anh’den
Zem’a b. Salih – İbn Tavus – Simak b. Yezid rahimehullah
yoluyla:
كَانَ عَلِيٌّ
يَأْخُذُ مِنْ لِحْيَتِهِ مِمَّا يَلِي وَجْهَهُ
“Ali radıyallahu anh sakalının yüzüne gelen kısımlarını
alırdı.”[33]
İbn Ömer Radıyallahu Anhuma’dan
Ömer b. Muhammed b. Zeyd – Nafi – İbn Ömer radıyallahu
anhuma yoluyla:
وَكَانَ
ابْنُ عُمَرَ إِذَا حَجَّ أَوِ اعْتَمَرَ قَبَضَ عَلَى لِحْيَتِهِ فَمَا فَضَلَ أَخَذَهُ
“İbn Ömer radıyallahu anhuma hac veya umre yaptığı zaman
sakalını avuçlar, fazlasını alırdı.”[34]
Sufyan – İbn Ebi Nuceyh - Mucahid rahimehullah yoluyla:
رَأَيْتُ ابْنَ عُمَرَ قَبَضَ عَلَى لِحْيَتِهِ
يَوْمَ النَّحْرِ ثُمَّ قَالَ لِلْحَجَّامِ خُذْ مَا تَحْتَ الْقَبْضَةِ
“İbn Ömer radıyallahu anhuma’nın kurban gününde (hacda)
sakalını avuçladığını gördüm. Sonra haccama: “Bu tutamın altındakileri al”
dedi.”[35]
Abdulvehhab b. Atâ el-İclî - İbn Cureyc – Nafi rahimehullah yoluyla:
تَرَكَ ابن عُمَر الحَلقَ مَرَّةً أَو مَرَّتَينِ
فَقَصَّرَ نَواحي مُؤَخَّر رَأسِه قالَ وكانَ أَصلَعَ قالَ فَقُلتُ لِنافِعٍ أَفَمِنَ
اللِّحيَةِ؟ قالَ كانَ يَأخُذُ مِن أَطرافِها
“İbn Ömer radıyallahu anhuma bir veya iki defa traşı terk
etti. Başının arka tarafını kısalttı. Başının üst tarafı kel idi.” Nafi’ye
dedim ki: “Sakallarından alır mıydı?” Dedi ki: “Uçlarından alırdı.”[36]
Malik – Nafi rahimehullah yoluyla:
أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ كَانَ إِذَا
حَلَقَ فِي حَجٍّ أَوْ عُمْرَةٍ أَخَذَ مِنْ لِحْيَتِهِ وَشَارِبِهِ
“İbn Ömer radıyallahu anhuma hac veya umrede traş olur,
sakalından ve bıyığından alırdı.”[37]
Sufyan – İbn Cureyc ve Musa – Nafi – İbn Ömer radıyallahu anhuma
yoluyla:
أَنَّهُ
كَانَ يَأْخُذُ مِنْ أَظْفَارِهِ وَشَارِبِهِ وَلِحْيَتِهِ يَعْنِي قَبْلَ أَنْ
يَزُورَ
“İbn Ömer radıyallahu anhuma ziyaret tavafından önce
tırnaklarından, bıyığından ve sakalından alırdı.”[38]
İbn Ebi Leyla – Nafi – İbn Ömer radıyallahu anhuma yoluyla:
كانَ ابن عُمَر
يَقبِضُ عَلَى لِحيَتِه ثُمَّ يَأخُذُ ما جاوَزَ القَبضَةَ
“İbn Ömer radıyallahu
anhuma sakalını avuçlar, bir tutamdan fazlasını alırdı.”[39]
Asım b. Muhammed b. Zeyd b. Abdillah b. Ömer – Zeyd b. Muhammed ve Ömer b. Muhammed b. Zeyd yoluyla:
كَانَ
ابْنُ عُمَر يَقْبِضُ عَلَى لِحْيَتِهِ فَيَأْخُذُ مَا خَرَجَ عَنِ الْقَبْضَةِ
“İbn Ömer radıyallahu anhuma sakalını avuçlar, avucundan
taşanları alırdı.”[40]
Sufyan – Muhammed b. Aclan – Nafi rahimehullah yoluyla:
كانَ ابن عُمَر
يُعفي لِحيَتَهُ إِلاَّ في حَجٍّ أَو عُمرَةٍ
“İbn Ömer radıyallahu anhuma hac ve umre dışında sakalını
serbest bırakırdı.”[41]
Abdulaziz b. Ebi Ravvad – Nafi – İbn Ömer radıyallahu anhuma
yoluyla:
أَنَّهُ كَانَ إِذَا حَلَقَ فِي الْحَجِّ
أَوِ الْعُمْرَةِ قَبَضَ عَلَى لِحْيَتِهِ ثُمَّ أَمَرَ فَسَوَّى أَطْرَافَ لِحْيَتِهِ
“İbn Ömer radıyallahu anhuma hac veya umrede traş olduğu
zaman sakalını avuçlar, sonra sakalının uçlarının düzeltilmesini söylerdi.”[42]
El-Huseyn b. Vakid – Mervan b. Salim el-Mukanna rahimehullah
yoluyla:
رَأَيْتُ
ابْنَ عُمَرَ يَقْبِضُ عَلَى لِحْيَتِهِ فَيَقْطَعُ مَا زَادَ عَلَى الْكَفِّ
“İbn Ömer radıyallahu anhuma’nın sakalını avuçladığını ve
avucundan taşan kısımları kestiğini gördüm.”[43]
İbn Vehb – Abdullah b. Ömer – Nafi – Abdullah b. Ömer
radıyallahu anhuma yoluyla:
أَنَّ عَبْدَ اللهِ بْنَ عُمَرَ كَانَ يَأْخُذُ
مِنْ شَارِبِهِ مِنْ فَوْقٍ وَمَنْ تَحْتٍ وَيَتْرُكُ مَا بَيْنَ ذَلِكَ مِثْلَ الطُّرَّةِ
وَأَنَّهُ لَمْ يَكُنْ يَأْخُذُ مِنْ لِحْيَتِهِ إِلاَّ لِحِلٍّ
“Abdullah b. Ömer radıyallahu anhuma bıyıklarının üst ve alt
taraflarından alır, ikisinin arasındaki kısmı kâkül gibi bırakırdı. Sakalından
da ancak ihramdan çıktığında alırdı.”[44]
Cabir Radıyallahu Anh’den
Abdulmelik b.
Ebi Suleyman, Ebu’z-Zubeyr’e okudu, Ebu’z-Zubeyr de Cabir b. Abdillah radıyallahu
anhuma’ya okudu, Cabir radıyallahu anh şöyle dedi:
كُنَّا نُعْفِي
السِّبَالَ إِلَّا فِي حَجٍّ أَوْ عُمْرَةٍ
“Bizler hac
veya umre dışında sakallarımızı serbest bırakırdık.”[45]
Cabir radıyallahu anh, burada i’fâ kelimesini kullanmıştır.
Yani sahabe hac ve umre dışında sakallarını serbest bırakırlardı.
Hafız İbn Hacer dedi ki: “Ebû Dâvûd bunu Cabir radıyallahu
anh’den hasen sened ile rivayet etti. “Nuaffî” kelimesi; bolca serbest
bırakırdık demektir. Bu da İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan nakledileni destekler.
Zira es-sibâl kelimesi sebele kelimesinin çoğuludur. Bu da sakalın uzayan
kısımları demektir. Cabir radıyallahu anh, hac fiillerinden olmak üzere
sakalların uzayan kısımlarını kısalttıklarına işaret etmiştir.”[46]
İbn Ebî Şeybe; Katade – Cabir radıyallahu anh yoluyla şu
lafızla rivayet etmiştir:
لَا نَأْخُذُ مِنْ طُولِهَا إِلَّا فِي حَجٍّ
أَوْ عُمْرَةٍ
“Hac veya umre dışında sakalın boyundan almayız!”[47]
Katade rahimehullah’ın Cabir radıyallahu anh’den rivayeti
sahife yoluyladır.
Katade Rahimehullah’ın Cabir Radıyallahu anh’den Rivayetleri Hakkında
Hâkim dedi ki: “Müdellislerden bazısı kendisi sika olup,
sikalardan tedlis yapar. Onlar haberleri kabul edilen kimselerin dışına
çıkarılmazlar. Tabiinden Ebu Sufyan Talha b. Nafi, Katade b. Diame ve başkaları
gibi. Bize el-Hasen b. Muhammed b. İshak el-Ezherî haber verdi, dedi ki: bize
Muhammed b. İshak tahdis etti, dedi ki: bize Muhammed b. el-Bera tahdis etti,
dedi ki: bize Ali b. el-Medini tahdis etti, dedi ki: Abdurrahman b. Mehdi’yi
şöyle derken işittim: “Şu’be, Ebu Sufyan – Cabir radıyallahu anh rivayetlerini
Suleyman el-Yeşkuri’nin kitabından yapardı.” Abdurrahman’a dedim ki: “Bunu
Şu’be’den işittin mi?” Dedi ki: “Bana ondan ulaştı.”[48]
Buna göre Katade
ancak sikadan tedlis yapardı. Özellikle Cabir b. Abdillah radıyallahu
anhuma’dan tedlis yapmıştır. Katade Cabir radıyallahu anh’den işitmedi. Ancak
Suleyman el-Yeşkuri’nin vasıtasıyla O’ndan rivayet ederdi. Suleyman el-Yeşkurî
ise sikadır. Katade’nin Cabir radıyallahu anh’den tedlisi Hâkim’in katında
makbuldür. Çünkü onunla arasındaki vasıta sikadır.
Fesevî dedi ki: “Suleyman b. Harb’ı şöyle derken işittim:
“Suleyman el-Yeşkurî Mekke’de bir sene kaldı ve Cabir b. Abdillah radıyallahu
anhuma’ya komşuluk etti. Ondan bir sahife yazdı. O ölünce sahifesi annesinin
yanında kaldı. Basra halkı ona gelip sahifeyi ödünç istediler, kabul etmedi.
Dediler ki: “Onu bize göster de oradan okuyalım.” Annesi dedi ki: “Bu olur.”
Katade ve başkaları orada bulunup okudular. O arkadaşlarına: “Suleyman
el-Yeşkurî tahdis etti” veya buna benzer bir söz söyledi.”[49]
Ali b. el-Medini dedi ki: “Katade, Suleyman el-Yeşkuri’den
işitmedi. Ondan rivayeti, Suleyman el-Yeşkuri’den işiten kimsenin
sahifesindendir.”[50]
Buhârî dedi ki: “Ebu Bişr, Katade ve el-Ca’d Ebu Osman,
Suleyman’ın kitabından rivayet etmişlerdir.”[51]
Tirmizî; Katade – Suleyman el-Yeşkurî – Cabir radıyallahu
anh yoluyla bir hadis rivayet ettikten sonra şöyle demiştir: “Bu hadisin isnadı
muttasıl değildir. Muhammed’i (Buhârî’yi) şöyle derken işittim: “Suleyman
el-Yeşkuri’nin Cabir b. Abdillah radıyallahu anhuma hayatta iken vefat ettiği
söylendi. Katade ve Ebu Bişr ondan işitmediler. Katade ancak Suleyman
el-Yeşkuri’nin sahifesinden rivayet etti. Onun Cabir b. Abdillah radıyallahu
anh’den yazdığı bir kitabı vardı. Bize Ebu Bekr el-Attar Abdulkuddus tahdis
etti, dedi ki: Ali b. el-Medini şöyle dedi: Yahya b. Said dedi ki: Suleyman
et-Teymî şöyle dedi: “Cabir b. Abdillah radıyallahu anhuma’nın sahifesini Hasen
el-Basri rahimehullah’a götürdüler, o da aldı veya onu rivayet etti dedi. Onu
Katade’ye götürdüler, o da onu rivayet etti. Onu bana getirdiklerinde ise
rivayet etmeyip reddettim.”[52]
Ebu Bekr Abdulkuddus b. Muhammed el-Habhabi el-Attar
saduktur.
Ebu Hatim er-Razi dedi ki: “Suleyman el-Yeşkurî Cabir
radıyallahu anh ile oturdu ve ondan bir sahife yazdı. Ölünce sahifesi hanımının
yanında kaldı. Ebu’z-Zubeyr, Ebu Sufyan (Talha b. Nafi) ve Şa’bî, rivayet
ettiler. Onlar Cabir radıyallahu anh’den işitmişlerdi. Çoğunu bu sahifeden
rivayet ettiler. Katade de böyledir.”[53]
Ebu Hatim er-Razi, Katade’nin Cabir radıyallahu anh’den
işittiğini ispat etmedi, ancak Suleyman el-Yeşkuri’nin sahifesi vasıtasıyla
rivayet ettiğini söyledi. Katade, Cabir radıyallahu anh’den mutlak olarak
işitmemiştir.
Muhammed b. Hammuye b. el-Hasen dedi ki: Ebu Talib’i şöyle
derken işittim: Ahmed b. Hanbel’i şöyle derken işittim: “Katade Basra halkının
en iyi ezberleyeni idi. Bir şeyi işitince hemen ezberlerdi. Kendisine Cabir
radıyallahu anh’ın sahifesi bir kere okunmuş, o da ezberlemiştir….”[54]
Said b. Ebi Arube, Katade rahimehullah’ın şöyle dediğini
rivayet etti: “Said b. el-Museyyeb rahimehullah’a Cabir radıyallahu anh
sahifesini arz ettim. Karşı çıkmadı.”[55]
Ebu Hureyre Radıyallahu Anh’den
Şu’be – Amr b. Eyyub (b. Ebi Zur’a b. Amr b. Cerir
el-Becelî) – Ebu Zur’a – Ebu Hureyre radıyallahu anh yoluyla:
كَانَ
أَبُو هُرَيْرَةَ يَقْبِضُ عَلَى لِحْيَتِهِ ثُمَّ يَأْخُذُ مَا فَضَلَ عَنِ الْقُبْضَةِ
“Ebu Hureyre radıyallahu anh sakalını avuçlar, avucundan
taşan kısmı alırdı.”[56]
Affan b. Muslim – Ebu Hilal – Medine halkından bir şeyh
yoluyla:
رَأَيتُ أَبا هُرَيرَةَ يُحفي عارِضَيه يَأخُذُ
مِنهُما قالَ ورَأَيتُهُ أَصفَرَ اللِّحيَةِ
“Ebu Hureyre radıyallahu anh’ın sakalının yan taraflarından
aldığını gördüm. Onun sakalını sarıya boyamış olduğunu da gördüm.”[57]
Hasen el-Basrî Rahimehullah’tan
Aiz b. Habib – Eş’as (b. Suvvar) – el-Hasen (el-Basrî)
rahimehullah yoluyla:
كَانُوا يُرَخِّصُونَ فِيمَا زَادَ عَلَى الْقُبْضَةِ
مِنَ اللِّحْيَةِ أَنْ يُؤْخَذَ مِنْهَا
“Sakalın bir avuçtan taşan kısmının kesilmesine ruhsat veriyorlardı.”[58]
İbrahim en-Nehâî Rahimehullah’tan
Veki – Sufyan – Mansur – İbrahim (en-Nehaî) rahimehullah
yoluyla:
كَانُوا يُطَيِّبُونَ
لِحَاهُمْ وَيَأْخُذُونَ مِنْ عَوَارِضِهَا
“Sakallarına (hac veya umrede) koku sürerler, yan
taraflarından alırlardı.”[59]
Sufyan – Mansur – İbrahim en-Nehaî rahimehullah yoluyla:
كَانُوا يَأْخُذُونَ مِنْ جَوَانِبِهَا وَيُنْظِفُونَهَا
يَعْنِي اللِّحْيَةَ
“Sakalların yan tarafından alırlar ve düzeltirlerdi.”[60]
Atâ Rahimehullah’tan
Gunder – Şu’be – Mansur yoluyla: “Atâ b. Ebi Rabah
rahimehullah’ı şöyle derken işittim:
كَانُوا يُحِبُّونَ أَنْ يُعْفُوا اللِّحْيَةَ
إِلَّا فِي حَجٍّ أَوْ عُمْرَةٍ وَكَانَ إِبْرَاهِيمُ يَأْخُذُ مِنْ عَارِضِ لِحْيَتِهِ
“Onlar (sahabiler)
hac ve umre dışında sakalları i’fâ etmeyi/serbest bırakmayı severlerdi.”
İbrahim (en-Nehai) de sakalının kenarlarından alırdı.”[61]
İbn Sirin Rahimehullah’tan
Veki – Ebu Hilal rahimehullah yoluyla:
سَأَلْتُ
الْحَسَنَ وَابْنَ سِيرِينَ فَقَالَا لَا بَأْسَ بِهِ
أَنْ تَأْخُذَ مِنْ طُولِ لِحْيَتِكَ
“el-Hasen (el-Basrî) ve İbn Sirin rahimehumallah’a sakalın uçlarından almayı sordum. İkisi de: “Sakalının uçlarından almanda sakınca yok” dediler.”[62]
Sonuçlar
Sakalın uçlarından alma fiili, sahabeden ve tabiinden sabit
olmuştur. Bu konuda gelen rivayetler ile ilgili olarak özetle şunlar
söylenebilir:
1- Sakalı traş etmek haramdır ve bu konuda ittifak vardır.
Sakalı serbest bırakmak ve bolca bırakmak emredilmiştir. Buna aykırı olacak
şekilde kısaltmak da haramdır. Bunun kaydı da bir tutamdır. Bu da genellikle
göğüse kadar iner. Bundan daha fazla kısaltmak haramdır.
2- Sakaldan, “bolca bırakma” emrini ihlal etmeyecek şekilde
almak, yani bir tutamdan fazlasını almak konusunda eski ve yeni âlimler ihtilaf
etmişlerdir. Sakaldan almayı caiz görenler bu miktarı caiz görmektedirler. Yani
kişi sakalını avuçlar ve dört parmağından taşan kısımlardan alabilir
demişlerdir. Bundan fazla kısaltmayı caiz gören hiçbir âlim yoktur.
3- Âlimlerin ihtilaf etmelerinin sebebi, i’fâ kelimesinin
delalet ettiği mana konusundaki ihtilaf ve bir kaideyi diğer bir kaidenin önüne
geçirmeleridir. İ’fâ kelimesi terk etmek, serbest bırakmak anlamındadır. Sakalı
i’fâ edin emrinde, hiç dokunmadan olduğu gibi bırakmak mı kastediliyor, yoksa
uçlarından düzeltme yapılsa da bolca bırakmak mı kastediliyor diye ihtilaf
edilmiştir.
İki kaideye gelince; bunlardan birisi: “Ravinin kendi
görüşüne değil, rivayet ettiğine itibar edilir” kaidesi, diğeri de: “Ravi,
kendi rivayet ettiği hadisin manasını başkalarından daha iyi bilir”
kaidesidir. Nitekim sakalı i’fâ etme emrinin ravilerinden birisi olan İbn Ömer
radıyallahu anhuma’nın kendisi sakalın uçlarından alıyordu. Birincisi ihtiyatlı
olandır ve sakala hiç dokunmadan olduğu gibi bırakmayı gerektirir. Nitekim
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sakalına hiç dokunmadan olduğu gibi bırakmıştır.
Harb el-Kirmani rahimehullah dedi ki:
سُئِلَ أَحْمَدُ عَنِ الْأَخْذِ مِنَ اللِّحْيَةِ؟ قَالَ كَانَ ابْنُ عُمَرَ يَأْخُذُ مِنْهَا
مَا زَادَ عَنِ الْقَبْضَةِ وَكَأَنَّهُ ذَهَبَ إِلَيْهِ قُلْتُ لَهُ مَا الْإِعْفَاءِ؟ قَالَ يَرْوِي عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ كَأَنَّ هَذَا عِنْدَهُ الْإِعْفَاءَ
“Ahmed (b. Hanbel) rahimehullah’a sakaldan almak hakkında
sorulunca dedi ki:
“İbn Ömer radıyallahu anhuma bir tutamdan fazlasını alırdı.”
Sanki kendisi de bu görüşte gibiydi. Dedim ki: “İf’â ne demektir?” dedi ki:
“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet edilendir.”
Sanki ona göre (bir kabzadan fazlasını almak) sakalı i’fâ etmeye aykırı
değildi.”[63]
4- Sakalını kesen veya bir tutamdan az olacak şekilde
kısaltan kimseye karşı çıkılır, çünkü bu bir münkerdir. Lakin sakalını en az
bir tutam olacak kadar bolca salan ve fazlasından alan kimseye karşı çıkılmaz.
Nitekim sahabe radıyallahu anhum arasında İbn Ömer ve Ebu Hureyre radıyallahu
anhum gibi, bu fiili yapanlar vardı, onlara karşı çıkılmazdı.
5- Sakallardan almayı caiz gören selef, hac ve umre ile
kayıtlayarak sakalların uçlarından alınabileceğini söylemişlerdir.
6- Racih olan ve ihtilaftan çıkaran görüş, Rasulullah
sallallahu aleyhi ve sellem’in yaptığı gibi sakala hiç dokunmadan serbest
bırakmaktır. Hadislerde sakalı i’fâ etmek, yani kendi haline terk edip salmak
fıtrat hasletlerinden sayılmaktadır. Yine sakallarını kısaltan Mecusilere
muhalefeti, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sakalları i’fâ etmek/serbest
bırakmak suretiyle ortaya koymayı emretmektedir.
[1]
Sahih. Muslim (259)
[2]
Hasen. Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr
(11/277)
[3]
Hasen ligayrihi. Bezzar (13/90) el-Hasen b. Ebi Cafer
zayıftır.
[4]
Sahih. Muslim (259) Buhârî (5893)
[5]
Sahih. Ebu Avane (1/162 no:468) Ebu Nuaym
Musnedu’l-Mustahrac (608)
[6]
Hasen ligayrihi. Tahavî Şerhu
Meâni'l-Asar (4/230) Ebu Cafer el-Medinî zayıftır.
[7]
Hasen ligayrihi. Ebu Tahir es-Silefi
Meşyehatu’l-Bağdadiye (22) İbn Neccar Zeylu Tarihi Bağdad (2/89) Suyuti
Tarihu’l-Hulefa (s.206)
[8]
Hasen. Ebû Nu‘aym, Delâ’ilu’n-Nubuvve (241) Târîhu’t-Taberî, (2/656) Şeyh Elbânî de hadisin hasen olduğunu
açıklamıştır. Bkz. Difa‘un Ani’l-Hadisi’n-Nebevî (s.51) Tahrîcu Fikhı’s-Sîre
(s.359)
[9]
Hasen ligayrihi. Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr (11/152) Taberânî
Mu'cemu'l-Evsat (9426) Deylemi (5268) el-Elbani Sahihu’l-Cami (5439) isnadında
Yusuf b. Meymun zayıftır.
[10]
Hasen. İbn Hibban (4/23) Buhârî Tarih (1/139) Mehâmilî,
Emali (402) Tarsusi, Musnedu Ebi Hureyre (59) el-Elbani es-Sahiha (3123)
[11]
Sahih. Ebu Nuaym Musnedu’l-Mustahrac
(603)
[12]
Sahih ligayrihi. Bezzar (14/390) İbn Hacer, Muhtasaru
Zevaidi’l-Bezzar (1222) İbn Hacer: “Hasen” demiştir. İsnadında Vakidî
metruktur.
[13]
Hasen. Ahmed (2/229) Tahavî Şerhu
Meâni'l-Asar (6564) Taberânî Mu'cemu's-Sagir (807) Hatib Tarih (5/317)
[14]
Hasen ligayrihi. Ebu Ya’lâ (11/470)
İsnadında Ebu Ma’şer Necih b. Abdirrahman zayıftır.
[15]
Zayıf. İbn Bişran Emali (128) İsnadında
İsmet b. Muhammed metruktur.
[16]
Hasen. Taberani Evsat (7380) bkz.: el-Elbani
es-Sahiha (2194) Sahihu’t-Tergib (2723)
[17]
Hasen. Muslim (261); Ahmed (6/137); Nesai (5040);
Tirmizi (2757); Ebu Davud (53); İbn Mace (293).
[18]
Sahih mürsel. İbn Ebî Şeybe (5/226) Ebu Muhammed
el-Âmirî, el-Emali ve’l-Kıraat (34)
[19]
Sahih mürsel. İbn Sa’d (1272) Sa‘îd b. Mansûr, Musannef, (172) Ali b. Harb et-Tâî Hadisu Sufyan
b. Uyeyne (124) İbn Abdilber et-Temhid (20/55)
[20]
Mürsel. İbn Ebi'd-Dunyâ
Delailu’n-Nubuvve (3/1399) Ebu Ma’şer Necih b. Abdirrahman zayıftır.
[21]
Sahih. Muslim (260) Ebu Avane (465) Ahmed
(2/366) Beyhakî (1/150) Tahavî Şerhu Meâni'l-Asar (6563)
[22]
Sahih. Buhârî (5892)
[23]
Sahih. Ahmed (5/264) Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr (8/237)
Beyhaki Şuab (5/214) el-Elbani es-Sahiha (1245)
[24]
Hasen ligayrihi. Taberânî
Mu'cemu'l-Evsat (5062)
[25]
Hasen ligayrihi. İbn Adiy el-Kamil
(7/250) İsnadında Ubeydullah b. Temmam zayıftır.
[26]
Zayıf. Haris b. Ebi Usame (592)
Abdulaziz b. Eban metruktur.
[27]
Uydurma. Tirmizî (2762) İbn Adiy
el-Kamil (7/354) Beyhakî Şuab (6019) el-Elbani ed-Daife (288) Ömer b. Harun
metruktur.
[28]
Bkz.: Mizanu’l-İ’tidal (3/228) Tehzibu’t-Tehzib (7/503) İbn Hibban el-Mecruhin
(2/63) et-Takrib (4979) el-Kaşif (4118)
[29]
Muslim'in şartına göre sahih mevkuf.
Taberî Tefsir (16/526) İbn Ebî Hâtim Tefsir (13900) Mehamili Emali (135) İbn
Ebî Şeybe (3/429) Said b. Mansur (4452)
[30]
Sahih maktu. Taberi (16/527)
Tefsiru’l-Mucahid (s.423)
[31]
Sahih maktu. Taberi (16/527)
[32]
Hasen maktû. Taberi (16/527) İbn
Abdilberr et-Temhid (3/38-Fethu’l-Berr)
[33]
Zayıf mevkuf. İbn Ebî Şeybe (5/225)
Zem’a b. Salih zayıftır.
[34]
Sahih mevkuf. Buhârî (5892) Muslim
(259)
[35]
Sahih mevkuf. İbn Abdilber
el-İstizkar (4/318)
[36]
Muslim'in şartına göre sahih mevkuf.
İbn Sa’d (5302)
[37]
Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih mevkuf.
Malik Muvatta (1/396) Şafii Musned (935)
[38]
Sahih mevkuf. Tahavî Şerhu
Meâni'l-Asar (2/231 no:4043)
[39]
Hasen mevkuf. İbn Sa’d (5277) İbn Ebî
Şeybe (5/225)
[40]
Sahih mevkuf. İbn Ebi Hayseme Tarih
(3805)
[41]
Muslim'in şartına göre sahih mevkuf.
İbn Sa’d (5301)
[42]
Sahih mevkuf. Beyhakî Şuabu’l-İman
(6017)
[43]
Hasen mevkuf. Ebû Dâvûd (2359)
Darekutni (3/156)
[44]
Hasen mevkuf. Beyhakî Şuab (6029)
[45]
Sahih. Ramehurmuzi Muhaddisu’l-Fasl
(494) Ebu Davud (4201) Hatib el-Kifaye (841)
[46]
Fethu’l-Bari (10/350)
[47]
Sahih. İbn Ebi Şeybe (5/225)
[48]
Hakim Marifetu Ulumi’l-Hadis (s.45)
[49]
Fesevi Ma’rife (2/279, 661)
[50]
Sualatu Muhammed b. Osman b. Ebi Şeybe Li İbni’l-Medini (s.164)
[51]
Tarihu’l-Kebir (4/31)
[52]
Tirmizî (2941) İlelu’l-Kebir (s.297)
[53]
El-Cerh ve’t-Ta’dil (4/136)
[54]
İbn Ebî Hâtim el-Cerh ve’t-Ta’dil (7/135) Bkz.: Fesevi Ma’rife (2/278-279)
Buhârî Tarih (7/186) Ebu’l-Kasım el-Begavi el-Ca’diyat (1/149)
[55]
Ahmed b. Hanbel el-İlel (6007)
[56]
Sahih mevkuf. İbn Ebî Şeybe (5/225)
Hallal el-Vukuf ve’t-Tereccul (101) İbn Hibban es-Sikat (7/224)
[57]
Hasen ligayrihi. İbn Sa’d (6290)
İsnadında ismi belirtilmeyen bir ravi vardır.
[58]
Hasen maktu. İbn Ebî Şeybe (5/225)
[59]
Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih maktu.
İbn Ebî Şeybe (5/226)
[60]
Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih maktu.
Beyhakî Şuab (6018)
[61]
Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih maktu.
İbn Ebî Şeybe (5/225)
[62]
Hasen maktu. İbn Ebî Şeybe (5/225)
[63] Hallal el-Vukuf ve’t-Teraccul (97)