Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

4 Kasım 2026 Çarşamba

Vehmî Korkulardan Dolayı Maske Takmanın Şirk Olduğundan Kimler Şüphe Eder?

 Bazıları koronadan korunmak için maske takmanın şirk olduğunu benden başka kimsenin söylemediğini, bu ifadeyle benim şaz kaldığımı iddia ediyorlar. Hâlbuki bu ifade, hem Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hadislerinin hem de selim bir fıtratın bedihî olarak delalet ettiği bir meseledir. Fıtratı bozuk kimseler ise bu hakikate karşı çıkmışlar ve alay konusu etmişlerdir! Bu konudan dolayı tevhid ehliyle dalga geçenler elbette Allah’tan çeşitli belâlara uğramışlar ve uğramaya da devam edeceklerdir!

Sudan’lı âlim Ebu Umeyr ed-Dankalavî de Nisan 2020 tarihinde koronadan korunmak için maske takmanın şirk olduğunu açıklamış ve delillendirmiş. Kendisini tanımıyorum lakin her düzgün fıtrat sahibinin kolayca anlaması gereken bu hakikati o da şu şekilde açıklamıştır:  Ebu Umeyr ed-Dankalavî şöyle diyor:

Maske Takan Şirk İşlemiştir

Bana göre nazardan korunmak için nazarlık takmak ile koronadan korunmak için maske takmak arasında kesinlikle bir fark yoktur! Ne fark var? Bu maskenin sebebini doktor veya eczacıya sorsan korona sebebiyle der! Halbuki Allah sana, iddia ettikleri bu hastalığı takdir ettiyse maske de taksan şal da sarınsan bundan engelleyemez!

Bir süre önce bakırdan yapılma bir maske takma modası vardı. Bunun rutubeti önlediği iddia ediliyordu! Büyük sahabî İmran b. Husayn radıyallahu anhuma bir adamın zayıflıktan veya rutubetten dolayı böyle bir şey taktığını gördü. Dedi ki: “Onu çıkar at! Zira o senin ancak zayıflığını artırır!” Böylece ona bunun şirk olduğunu açıkladı.

Ebu Bekr el-Hallal’ın es-Sunne’de İmran b. Husayn radıyallahu anhuma’dan rivayetinde şu şekildedir:

أَنَّهُ رَأَى فِي يَدِ رَجُلٍ حَلْقَةً مِنْ صُفْرٍ قَالَ فَقَالَ مَا هَذِهِ؟ قَالَ مِنَ الْوَاهِنَةِ قَالَ فَقَالَ أَمَا إِنَّهَا لَنْ تَزِيدَكَ إِلَّا وَهْنًا وَلَوْ مُتَّ وَأَنْتَ تَرَى أَنَّهَا نَافِعَتُكَ لَمِتَّ عَلَى غَيْرِ مِلَّةِ الْفِطْرَةِ

“İmran b. Husayn radıyallahu anhuma bir adamın kolunda bakır bir halka gördü ve: “Bu nedir?” dedi. Adam dedi ki: “Zayıflıktan dolayı takıyorum.” İmran radıyallahu anh dedi ki: “O senin ancak zayıflığını artırır. Şayet onun fayda verdiğini düşündüğün halde ölseydin elbette fıtrat dininden başka bir şey üzere ölmüş olurdun.”[1]

El-Hasen el-Basrî rahimehullah, İmran b. Husayn radıyallahu anhuma’dan rivayet ediyor:

أَنَّهُ دَخَلَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وفي عَضُدِهِ حَلَقَةٌ مِنْ صُفْرٍ، فَقَالَ: مَا هَذِهِ؟ قَالَ مِنَ الْوَاهِنَةِ قَالَ أَيَسُرُّكَ أَنْ تُوكَلَ إليها؟ انبذها عنك

 “İmran radıyallahu anh Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına, pazusunda bakırdan bir halka olduğu halde girdi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Bu nedir?” buyurdu. O da: “Zayıflıktan dolayı” dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

“Ona bırakılmak ister miydin? Çıkar at onu!”[2]

Yahya b. el-Cezzar rahimehullah’tan:

دَخَلَ عَبْدُ اللَّهِ عَلَى امْرَأَةٍ وَفِي عُنُقِهَا شَيْءٌ معقود ، فَجَذَبَهُ فَقَطَعَهُ، ثُمَّ قَالَ: لَقَدْ أَصْبَحَ آلُ عَبْدِ اللَّهِ أَغْنِيَاءَ أَنْ يُشْرِكُوا بِاللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِ سُلْطَانًا، ثُمَّ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: "إِنَّ الرُّقَى وَالتَّمَائِمَ وَالتِّوَلَةَ شِرْكٌ" قَالُوا: يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ، هَذِهِ الرُّقَى وَالتَّمَائِمُ قَدْ عَرَفْنَاهَا، فَمَا التِّوَلَةُ؟ قَالَ شَيْءٌ يصنعه النساء يتحببن إلى أزواجهن

“Abdullah (b. Mes’ud) rahimehullah hanımının yanına girdiğinde boynuna bir şey asmış olduğunu gördü. Hemen onu çekip kopardı ve dedi ki:

“Abdullah’ın ailesi, Allah’ın bir yetki indirmediği halde Allah’a ortak koştukları şeylerden berî olarak sabahlamıştır!” Sonra dedi ki: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim:

“Muhakkak ki rukye (cahiliyye okumaları), temimeler (asılan muska, boncuk gibi şeyler) ve tivele şirktir.” Dediler ki: “Ey Ebu Abdirrahman! Bu rukye ve temimeleri biliriz, peki tivele nedir?” Dedi ki: “Kadınları kocalarına sevdirmek için yaptıkları bir şeydir.”[3]

دخل حذيفة على رجل مريض ووجده قد علق خيطاً قال ما هذا؟ قال من الحمى، فقطعه وتلا قوله تعالى وَمَا يُؤْمِنُ أَكْثَرُهُمْ بِاللَّهِ إِلَّا وَهُمْ مُشْرِكُونَ

Huzeyfe radıyallahu anh hasta ziyareti için bir adamın yanına girdiğinde onun bir ip bağlamış olduğunu gördü ve: “Bu nedir?” dedi. O da: “Hummadan dolayı” dedi. Huzeyfe radıyallahu anh hemen onu kopardı ve şu ayeti okudu:

“Onların çoğu şirk koşmadan Allah’a iman etmezler.” (Yusuf 106)[4]

Evet, Ebu Umeyr ed-Dankalavî’nin açıklaması bu şekilde!

Korona düzmecesinden önce vefat etmiş olan, asrın müceddidlerinden biri olan şeyh el-Elbani rahimehullah’ın da maskeye şirkk dediğini daha önce nakletmiştim. Burada tekrar edeyim:

El-Elbani rahimehullah dedi ki: “Bugün tabiplerin çoğu veya Müslümanların tabiplerinin çoğu sanki ilk cahiliyye ehli gibidirler. Bu hastalığın mutlaka bulaşması gerekmediğine aldırmıyorlar! Bu ancak Allah Tebarek ve Teâlâ’nın dilemesiyle meydana gelir veya meydana gelmeyebilir. Bu sahne, bütün doktorlarda hatta Suriye’lilere dahi görülmektedir. Hiçbir bulaşıcı hastalık belirtisi olmayan bir hastayı muayene ederken ellerini yıkıyor, ağzını ve burnunu maskeyle örtüyor ve sonra ellerini ispirtoyla (alkolle) yıkıyor! Bunu ne din ne de tıp onaylar! Çünkü bu korunmada aşırılıktır. Şüphe yok ki sağlık açısından böyle (gereksiz)dir. Benim görüşüm şu ki, bu tıp ehli ile ilgili bir vesvese sebebiyledir. Hâlbuki onlar bu tür vesveselerden daha uzak olmalıydılar. Çünkü onlar bulaşan ve bulaşmayan hastalıkların hakikatini bilirler.  Din açısından ise durum daha açık ve ortadadır. Çünkü bu kuruntulara tutunmaktır! Din tıyeradan (uğursuzluk inancından) ve temimelerden (muska, nazarlık gibi asılan şeylerden) yasaklarken bunların hepsini şirkten saymıştır. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in şu hadisi gibi:

“Muhakkak ki rukye (cahiliyye okumaları), tivele (sevgi muskası) ve temimeler (koruyacağı inancıyla takılan şeyler) şirktir.”

Hikmet sahibi din koyucu bütün bunları haram kılarak vesvesenin ve kuruntuların önünü kesmiştir. Şu halde doktorların kendileri bu kuruntulara düşmektedirler! Bu, Müslümanın uzak olması gereken bir türdür….”

Evet, ümmetin temiz fıtrat sahibi olan selefi ve onlara güzellikle tabi olanlar, hakkında Allah’ın bir yetki indirmediği şeyleri, nazar, virüs, uğursuzluk gibi soyut bir tehlike düşüncesinden korunmak amacıyla asmaya/takmaya şirk diyorlardı!

Asrımızın fıtratı, akidesi ve her tavrı bozuk olanları ise “Maske takmayla şirkin ne alakası var?” diyorlar!

Şaşırmıyorum, çünkü doğruluğun hıyanet, hıyanetin doğruluk görüldüğü, hakkın bâtıl, bâtılın hak diye lanse edildiği, sünnetlere bid’at, bid’atlere sünnet gözüyle bakıldığı, ma’ruf ile münker tanımlarının yer değiştirdiği bir zamanda yaşıyorum! Tevhid ve sünnet ehlinin garip kaldığı, hakkın münkiri olan münafıkların en fazla olduğu ve hakka tutunanların en az olduğu bir zamanda!



[1] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Hallal es-Sunne (1623)

[2] Hasen. İbn Hibban (13/453) Bezzar (9/32) Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr (18/159) Ru’yani (72) Beyhakî (9/351)

İmran b. Husayn radıyallahu anhuma hadisi Taberani (18/162) ve Dulabi’nin el-Kuna’da (2083) hasen isnadla rivayetinde şu lafızla geçmektedir:

أَنَّهُ رَأَى رَجُلًا فِي عَضُدِهِ حَلْقَةً مِنَ صُفَرٍ فَقَالَ لَهُ مَا هَذِهِ؟ قَالَ نُعِتَتْ لِي مِنَ الْوَاهِنَةِ قَالَ أَمَا إِنْ مُتَّ وَهِيَ عَلَيْكَ وُكِلْتَ إِلَيْهَا قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَيْسَ مِنَّا مَنْ تَطَيَّرَ وَلَا تُطُيِّرَ لَهُ وَلَا تَكَهَّنَ وَلَا تُكُهِّنَ لَهُ أَظُنُّهُ قَالَ أَوْ سَحَرَ أَوْ سُحِرَ لَهُ

“İmran b. Husayn radıyallahu anh bir adamın pazusunda bakırdan bir halka gördü ve: “Bu nedir?” dedi. Adam dedi ki: “Bana zayıflık için tavsiye edildi.” İmran radıyallahu anh dedi ki: “Şayet bu üzerinde olduğu halde ölseydin ona bırakılırdın. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Tattayyur yapan ve yaptıran, kâhinlik yapan ve yaptıran – zannederim şunu da dedi: büyü yapan ve yaptıran - bizden değildir.”

[3] Sahih. İbn Hibban (13/456) İbn Batta el-İbane (2/742)

[4] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. İbn Ebî Şeybe (5/35) İbn Batta el-İbane (2/743) ve Hallal’ın es-Sunne’de (1624) sahih isnadla rivayetlerinde lafzı şu şekildedir:

أَنَّ حُذَيْفَةَ دَخَلَ عَلَى رَجُلٍ يَعُودُهُ، فَرَآهُ قَدْ جَعَلَ فِي عَضُدِهِ خَيْطًا قَدْ رُقِيَ فِيهِ، قَالَ: فَقَالَ: «مَا هَذَا؟» قَالَ: مِنَ الْحُمَّى. فَقَامَ غَضْبَانَ , وَقَالَ: «لَوْ مُتَّ، مَا صَلَّيْتُ عَلَيْكَ

“Huzeyfe radıyallahu anh bir adama hasta ziyareti için gittiğinde onun pazusuna rukye yapılmış bir ip takmış olduğunu gördü ve “Bu nedir?” dedi. O da: “Hummadan dolayı” dedi. Huzeyfe radıyallahu anh öfkeyle kalktı ve dedi ki: “Şayet (bu şekilde) ölseydin cenaze namazını kılmazdım.”

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)