Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

20 Ocak 2022 Perşembe

İspanyol Gribi Düzmecesi ve Covid 19 Yalanlarının Arkasındaki Dolaplar - İktibas

 

İspanyol & COVİD-19 ile 100 yıldır devam ediyor!

Muammer Karabulut

Cola’nın sırrı Cochineal böceğinin larvasını kanı, gribin sırrı ise elektromanyetik alanlara maruz kalmaktır.  Her ikisi de “ticari sır” olduğu için açıklanmıyor!..

Bu dünyadaki,  “ticari sır”  kavramını, iğrençliği ile birlikte Coca Cola’nın 20 Kasım 2006  tarihinde Antalya’da Tüketici Mahkemesine verdiği 47 sayfa savunmasında öğrendim. Cola’nın özütü 6mm büyüklükte, yaklaşık 0.6 gram ağırlığın sahip  Cochinel (Coccus cacti ve Dactylopius coccus) böceğinin dişisi ile larvasının ezilerek elde edilen kanından oluşuyordu. EC (European Community) kodu ise 120’dir. Buna da Coca-Cola, “ticari sır” diyordu. Burada gizlenen mahkemede açıkladığı formülü değil, tabii ki Cochinel böceği ve kanıydı.

 Coca-Cola’nın mahkemeye verdiği özütüne ilişkin savunmasında, “…100 yılı aşkın bir süredir saklanmış, dünyanın hiçbir yerinde hiç kimseye açıklanmamıştır… Bu nitelikte bir ticari bilginin, “Ticari Sır” niteliğinde olduğu dünya kamuoyu tarafından da TARTIŞILMAZ olarak” kabul edilir diyordu.  Bu bilginin “Ticari Sır”  olması çok doğaldı. Çünkü açıklarlarsa, Cochinel böceği Yahudi ve Müslüman inancına göre yenilmesi günah olan hayvan sınıfındaydı ve bir de işin için de kan olduğu için büyük bir pazarı kaybedecekti. Şimdi sanırım cola tüketen ve vejetaryenler de  isyan edecektir. Açıkçası bu şartlarda colayı satamazlar ve dünya içeceği de olmazdı.

İşte gribin de böyle bir, “ticari sırrı” var.   

Cola’da Cochinel ile başlayan ticari sır, gripte, İspanyol gribi ile başladı.“İspanyol Gribi” ilk radyo frekanslarının dünyaya yayıldığı zaman, “Covid-19 Gribi”  ise çok yüksek frekanslı radyo dalgaları üzerinde çalışan 5G teknolojisi ile ortaya çıkartıldı.

İnsanlar kendilerini sakat bırakacak, hasta edecek ve öldürecek  teknolojik bir ürünü satın almazdı. Hükümetler açıkça ilan edilen böylesi ürünü satılmasına izin vermezdi. Onun için bir kılıf bulunması gerekiyordu,  o da griple oldu ve ticari sır olarak kaldı.

 İspanya Gribinden sonra yeni, “Covid-19 Gribi” yalanı arasındaki fark yalnızca  hızdan kaynaklanıyordu.

Bizlere ise bu üç satırlık yalın gerçek varken, adına “COVİD-19” koydukları, insanların aklını alan,  korku ve yalan dolu dizi filmi seyrettiriyorlar. Filmde ilk önce Whuan’da yolda ölen insanları gösterdiler, sonra da İspanyol Gribi’ni örnek verip, o dönemin resimleri eşliğinde, “milyonlarca kişi ölecek” diyerek, büyük yalanla sarmalanmış korkuyu verdiler.  

Anlattıkları İspanyol Grip masalı ise bugün yaşattıkları Covid-19 operasyonu  ile birebir aynıdır.

 Şimdi de her seferinde korkutmak adına ölü sayısı hakkında, 20 ile 100 milyon arasında orantısız  rakam verdikleri, nedenlerini ve arkasındaki gerçekleri sıkıca gizledikleri İspanyol Gribi’ne, Covid-19 ile birlikte bakalım;

Yüksek frekanslı dalgaların iletişimde kullanılmaya başlaması bu yüzyılın başında, ilk kablosuz telgraf bağlantısı ise 1916 yılında uzun dalga alanında gerçekleşti. Frekansları 100kHz ve dalga boyları birkaç km boyutundaki dalgalara, “uzun dalga” denildi. Uzun menzil ise yerden 250 km yukarıdaki iyonosfer tabakasının iletken kısımlarından kısa dalgaların yansıyıp geri dönmesi ile gerçekleşti.

Frekans değerlerinin yükselmesi ile birlikte taşınan bilginin miktarının yükselmesi nedeniyle haberleşme teknolojisi hep daha yüksek frekansları talep etti. Radyo yayıncılığının en yüksek değer vericileri 100 MHz’i buldu. Televizyon yayıncılığında hem ses hem görüntü transferi gerçekleştiği için bu değerler 200 MHz ile 800 MHz arasında değişmektedir. 

HASTALIK ZEHİRLENMEDİR

Son 150 yıldaki her salgın, Dünya'nın elektrifikasyonunda (*) bir kalite sıçramasına karşılık gelir.

O zaman 1918'de ne oldu?

1917 sonbaharının sonunda, dünya çapında radyo dalgalarının tanıtımı yapıldı. Tabii ki bu tanıtımda, -radyodan uzak durun siz öldürür- diyemediler.

Ve 1918'de “sözde İspanyol gribi” oldu…

Böylelikle Amerika Birleşik Devletleri Mart 1918'de Birinci Dünya Savaşı için seferber olurken, bu salgın, kablosuz bağlantıların kurulduğu Funston Kampı'nda (Kansas) 1.127 askere hızla yayıldı. Fort Riley'deki Camp Funston'daki askerler burun kanamsı, ağrılar, solunum sıkıntısı, titreme, öksürük ve yüksek ateş semptomları bildirmeye başladı. Sadece bir ay sonra 1100'den fazla erkek bu hastalığa yakalanmıştı; Bunlardan 46'sı öldü.

The Sun ve diğer tüm gazeteler hastalığı ve ölümü grip olarak duyurdu. Gazeteler Ekim ortasına kadar ABD Ordusu kamplarında 7.000 genç askerin gripten öldüğünü tahmin ederken, tüm yıl boyunca çatışmada askerlerin savaş ölümlerinin sayısı 9.500'ün biraz üzerindeydi. Haberlere göre İspanyol Gribi’nde doktorların ilgisini çeken asıl  hadiselerden birisi de, donanmanın % 40'ı,  sivil nüfusun% 15'inin burun kanamasından muzdarip olmasıydı.  Yüksek ölüm oranlarının çoğu, haberleşme için yoğun olarak radyo frekanslarının kullanıldığı askeri kamplar ve kentsel çevrelerdeki kalabalığın yoğun olduğu yerlerdi.  

 Felaket  ABD'de başlamasına rağmen, İspanyol Gribi olarak anıldı. Avrupa çapına yayıldıkça 600.000'den fazla Amerikalı dahil olmak üzere, 1918-1919 salgını dünya çapında -kesin olmadığını bildiğim-  21 milyon kişi hayatını kaybetti. Ama İspanyol gribi, 1918'yılında dünya çapında “radyo trafiğinin” ortaya çıkmasıyla meydana geldiği bilgisi, salgın tarihinin hiçbir yerinde yer almadı.

1918 İspanyol Gribi salgını sonrasında Avusturyalı filozof Rudolf Joseph Lorenz Steiner  sormuşlar;

- Tüm bunlar neydi?

Steiner: Evet, virüsler toksik(**) bir hücrenin boşalımıdır. Virüsler, birkaç protein ile birlikte DNA ve RNA parçalarıdır, hücreler zehirlenince hücrelerden ayrışırlar. Hiçbir şeyin sebebi değillerdir.

HASTALIKLAR ZEHİRLEYCİDİR

- Peki 1918’de ne oldu?

Son 150 senedeki her global salgında dünyanın elektriklenmesinde bir kuantum sıçrama olmuştur.

1917 sonbaharında dünyaya, “radyo dalgaları” tanıtıldı. Ne zaman, “yeni bir elektromanyetik alana herhangi bir biyolojik sisteme maruz bırakırsanız” onu zehirlersiniz, bazısını yok edersiniz ve kalanı da ertelenmiş bir şekilde biraz daha uzun ve hastalıklı bir yaşama terk edersiniz.

 Yakın bir zaman olan II. Dünya savaşında, insanlar ilk defa maruz kaldığı, tüm dünyayı çevreleyen radar ekipmanı tanıtıldı ve hemen yeni bir salgın başladı.

1968 senesinde Hong Kong grip salgını yaşandı. Van Allen kuşağında koruyucu bir kalkan vardır ki bu bizi güneş, ay, Jupiterden gelen kozmik alanları toplar ve dünya canlılarına dağıtır.  Bizler bu Van Allen kuşağına radyoaktif frekanslar yayan uydular koyduk, 6 ay içinde yeni bir virüs salgını yaşadık. Sonra insan sağlığına etkisi değil de statik elektrikli uydu içindeki aletlerin bozulmasına neden olduğu için tercih edilmemeye başlandı.

Neden viral?

Çünkü insanlar zehirlendiler, toksin salgıladılar, virüse benzediler, insanlar grip salgını zannetti.

Boston Sağlık departmanı 1918’de  İspanyol Gribi salgının bulaşıcılığını incelemeye karar verdi. Yüzlerce kişiyi topladılar, burunlarındaki sümükleri aldılar ve sağlıklı insanlara enjekte ettiler.

Bir kişi bile hastalanmadı…

Üst üste bu deneyi tekrarladılar, ancak bulaşıcılığı hakkında bir sonuca ulaşamadılar.

Deneyi grip bulaşan atlara da yaptıklarını söylediler. Ancak hiçbir sağlıklı at hastalanmadı.

Dünya çapında tartışmalı isimi ile İspanya Gribi tarihe en büyük salgın olarak geçti. “Yaygın aşılama salgını sona erdirdi.” denildi.  Ama bugün bildiğimiz haliyle gribe karşı aşılma hiç uygulanmadı ve sona ermesinde de dolayısı ile etkisi olmadı.

Sürekli gündeme getirdikleri, İspanyol Gribine neden olan virüsün asla izole edilmediğini veya tanımlanmadığını da unutmayın! Göründüğü kadar hızlı bir şekilde ortadan kayboldu. Sonsuza kadar mı kayboldu, mutasyona mı uğradı yoksa yeraltına mı gitti? Tüm öfkesiyle geri dönebilir mi? Bilinmiyor!

 Bu arada bugünkü gibi gerçeğin üstünü örtmek için, bir denizaltından karaya çıkarılmış Alman ajanlarının,  ABD'ye mikropları yaydığı haberini dolaştırdılar. Ama gribin kaynağı, o dönemlerde ve hiçbir zaman belirlenemediği de yazıldı.

Bu konuyu Arthur Firstenberg’in yazmış olduğu, “The Invisible Rainbow” (Görünmez Gökkuşağı) kitabından da okuyabilirsiniz. Firstenberg kitabında dünyanın elektriklenmesini ve 6 ay içinde yaşanan yepyeni grip salgının anlatmaktadır.

İspanyol Gribinin iki haftada tüm dünyada aynı belirtiler ile Kansas’tan Güney Afrika’ya nasıl yayıldığına dair normal açıklamaları dinlerseniz. Ama ulaşım şekli bugünkü kadar yaygın ve hızlı olmaması ve de gizledikleri ticari sırdan dolayı  açıklamalar; “Bunun nasıl olduğunu bilmiyoruz.” olur.

NEDEN YÜKSEK DÜZEYDE RADYASYON

Aslında nasıl olduğu biliniyordu, yerkürenin doğal elektromanyetik alanına hızla artan şekilde insan yapımı elektromanyetik alanların eklenmesi ile canlılar geçmişe göre çok daha yüksek düzeyde radyasyon ile birlikte yaşamaya başlamıştır. Sağlık etkilerinin uzun yıllar sonra görülmesi beklenen elektromanyetik alanların olumsuz sağlık etkilerine yönelik kanıtlar her geçen gün artmaktadır. İşte bu artış  son 6 ayda dünyanın elektriklenmesinde dramatik olarak bir kuantum sıçraması yaşatmıştır. Eminim ki bunun ne olduğunu birçoğumuz biliyoruz; İsmi 5G.

Öncelikli olarak 5G teknolojisi, çevremizdeki mikrodalga ve milimetrik dalga radyasyonu aşırı derecede artıracak olmasıdır. 5G’nin kullandığı frekanslar 20-60GHz olup milimetrik dalga diye adlandırılır.  Evimizin, okullarımızın, iş yerimizin yanı başında, hatta içinde çok tehlikeli radyasyon yayıcı olacaktır. Bu konuda ilk bilimsel çalışmalar, İspanyol Gribini de açığa çıkartacak olan bilimsel çalışmalar Rus Bilim insanı (Kiev) VRACHEBNOYE DELO’nun 3 Ağustos 1977 tarihinde yayınlanan  “MİLİMETRİK RADYO DALGALARININ BİYOLOJİK ETKİSİ” isimli eserinde yer almıştır. VRACHEBNOYE DELO’nun deneye dayalı araştırma makalesi ise 10 Mayıs 2012 tarihinde CIA kayıtlarına girmiştir.

 VRACHEBNOYE DELO eserinde, radyo dalgalarının, radyo yayıncılığının ve televizyonun her zaman her yerde olan yayılımı, yeni bir fiziksel faktörün - radyo frekansı aralığının elektromanyetik dalgalarının - ortaya çıkmasına katkıda bulunmaktadır. Son yıllarda, farklı aralıklardaki radyo dalgalarının organizma üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğu tespit edildiğini yazmıştır. 

Yine bugün sıkça İspanyol Gribi ve Covi-19 Gribi ile birlikte konuştuğumuz milimetrik dalgaların 1977 yılında VRACHEBNOYE DELO, immünobiyolojik reaktivite ve kan sisteminin göstergelerinde bozukluklar tespit edildiğini söylemiş… ve dolayısıyla yapılan araştırmalar, yüksek biyolojik aktiviteyi ve milimetrik radyo dalgalarının organizma üzerindeki olumsuz etki gösterdiği deneyler ile tespit edilmiştir.

Bu bilgiler demek ki Rusya’da var ve bu bilgileri 2012 yılında çevirisini yaparak arşivini koyan CIA’da da var. Ama bizler 2020 yılında 5G teknolojilerinin yaydığı milimetrik dalgaların bırakın zararını,  hala ne olduğunu bilmiyoruz!.. Bu dalgaların İspanyol Gribi’ndeki belirleyici etkisini ise görmüyoruz.

Şimdi tüm bunların üstüne atmosferimizde yaklaşık 2.700 adet  radyasyon yayan uydu bulunurken, bu sayının 30 bini geçeceği tahmin ediliyor, bu aynı sürekli kullandığınız cebinizde ve kolunuzda radyasyon yayan şeyler olduğu gibi, gökyüzünden de doğal olmayan radyasyon yağacak..  

Bunlar sağlığa uygun değildir!

Bunlar suyu parçalayan cihazlardır. Evet ama biz elektriksel varlıklar değiliz, fiziksel varlıklarız diyenleriniz için, o zaman EKG veya EEG veya sinir iletim testi yaptırmaya zahmet etmeyin, çünkü biz elektriksel varlıklarız ve kimyasallar ise elektriksel dürtülerin yan ürünleridir.

Dünyadaki ilk 5G ile kaplı şehri neresidir? Sorusunu sorarsak; “WUHAN” deriz.

Tarihi de göz önüne getirerek, 5G ile Whuan’ı  birlikte düşünmeye başlarsanız burada insanoğlunun var olma konusunda  daha önce görmediği bir krizi yaşadığına tanıklık ederiz. Bu eşi görülmemiş bir şeydir. Ve bir de dünyanın çevresine on binlerce uydu yerleştirmek!..

Şimdi tüm bunların vücudumuza etkisinin olmadığını söylemek, insanın dünyada ki varlığını inkarından başka bir şey değildir.  Örneğin mıknatıslanma vücudunuzda ne kadar metal olduğu ve aynı zamanda hücrelerinizdeki suyun kalitesi ile ilgilidir. İnsanlara alüminyum enjekte etmeye başlarsanız elektromanyetik alanları emici bir hale gelir ve türlerin bozulması için ideal bir fırtına koparır.

Covid-19’un ise 2019 yılında Çin'in 100.000'den fazla 5G kulesine sahip ilk ülke olduğu ve Wuhan'ın ilk zamanlarda,“yeni koronavirüs” ile ilk ortaya çıktığı yer olarak ilan edildi veya öyle bilinmesi istendi. ABD Başkanı Trump  İspanyol Gribi’nde olduğu gibi, gribin ülke adı ile anılarak,  “Çin Gribi” olarak anılmasını istese de etkili olamadı. 

5G'nin tanıtıldığı diğer yerler arasında ise İran, ABD, Fransa, İtalya ve 5G haberleşme uydularına açık Diamond Princess isimli kurvazi gemisi ise virüsü bir Hong Konglu’dan değil bir uydudan aldı ve liste uzayıp gitti. Şimdi acaba uzaydan gelen elektro manyetik dalgalardan korunmak için nasıl bir maske takmamız gerekecek?

Yeni, güçlü ve yaygın  bir elektrik teknolojisi biyolojik bir şok dalgası meydana getirdiğinden dolayı vücut organizmamız, farklı stresli bir durum karşısında hemen ne yapacağını bilemiyor. Başta bağışıklık sistemi zayıf veya kronik hastalıkları olan pek çok insan, hayvan ve canlı ölüyor. Geri kalanda ise bir hastalık etkisi bırakıyor.

Böylelikle daha önce kapalı kapılar ardında başlayan veya az bilen, bilenin bir şekilde susturulduğu elektrik teknolojisindeki gelişmeler,  bu sefer 5G teknolojisi ile “yeni koronavirüs” salgını arasındaki bağlantı olduğuna ilişkin kuvvetli tartışılmaları da başlatmış oldu. Ama bilim çevreleri 5G ile “yeni koronavirüs” arasında bağlantı kurarken, aynı olayın İspanyol gribinde de yaşandığını fazlaca gündeme getirmedi.  Tam tersi olayın farkında olan üst akıl, İspanyol Gribi’nde olmayan virüsü, Covid-19’da peydahlamış, her ikisinin de pandemi olduğu yönünde vazgeçilmezleri olan  korkuyu da İspanyol Gribi üzerinden yaratmıştır.

Aslında tartışmamız gereken, maske, sosyal mesafe, ev kapanma ve diğer tedbirler değil, yeni elektrik teknolojileri ve korunma yöntemleri olması gerekirken, “üst akıl” bizleri geri zekalı gördüğü için tartışmıyordu.   

İlk zamanlarda enfeksiyon yaşlı bireylerde influenzadan daha agresif görünürken, henüz anlaşılmayan bu virüste gelişmiş bir virülans (***),  yani hastalığa neden olma yeteneği bulunduğundan söz edildi. Mevcut en güçlü teori ise elektromanyetik alanlarda oluşan frekans ve dalga boyları, iyonlaşabilen elektromanyetik radyasyonlar ve yeni 5G'nin hızlı dalgalarının bir etkisi olabileceği yönündedir.

ELEKTRİFİKASYON VE GLOBAL HASTALIK           

Hoyer, Dr. Arthur Firstenberg'in, “Görünmez Gökkuşağı” kitabından bir alıntı yapıyor; İnternette 5G'ye olası bağlantı hakkında atıfta bulunulan en büyük şey, İspanyol gribinin dünyada yayıldığı 1918'e dönerseniz, ilk radyo telgraflarının (radyo dalgaları ile telgraf sinyallerinin iletilmesi) daha yaygın kullanıldığı zamandır.

Bugün olduğu gibi, İspanyol gribi kişiden kişiye geçmeden radyo dalgalarının hızı ile kişilere geçiyor ve dünyanın her yerinde çok hızlı görünmeye başlıyor. Şu an muhtemelen insanlık tarihinin en sağlıksız nüfusuna sahibiz. Kronik hastalıklar ve kısırlık olguları çok daha fazla… Ve bu gerçeği gören, üst akılın en akıllısı gibi gösterilen Bill Gates’de şu kadar kişi ölecek gibisinden açıklamalar ve toplantılar yapıyor. Bu kadar basit bir konu, kocaman paniğe dönüşüyor. İnsanlar, toplumlar ve devletler hiçte hak etmedikleri bir kriz ile mücadele etmek zorunda kalıyor.

PANDEMİLER EMF MARUZİYETİNDE ARTIŞLARLA ÇAKIŞIYOR            

Dr. Arthur Firstenberg kitabında, EMF ve grip arasında bir bağlantı olduğu fikrini ortaya koyuyor. Ve bu bağlantı, muhtemelen 18. yüzyılın sonlarında çok küçük miktarlarda meydana gelen insan yapımı EMF'lerin gelişinden ve tanıtımından çok daha önce de vardı.

Ancak, 1645'den 1715'e kadar süren asgari güneş lekesi adı verilen bir şeyi de tanımlar. Aslında, bu, güneşin çok sessiz olduğu ve çok az güneş lekesinin olduğu veya hiç olmadığı bir dönemdi.

Daha sonra 1727'de güneş lekelerinin sayısı bir yüzyılın üzerinde ilk kez 100'ün üzerine çıktı. Bu çok geride kalan bir tarih ancak 1728'de influenza'nın tüm gezegene dalgalar halinde geldiğini ve neredeyse 150 yılda ilk grip salgını olduğunu anlamak daha da önemlidir.

Bu en azından tarihsel olarak, EMF ve viral hastalık arasında bir bağlantı olabileceğine dair ilk ipucudur. Çünkü güneş patlaması artan radyasyon sonrasında ortaya çıkmıştır. Bir sonraki büyük salgın ise 1889'daydı. Hoyer'in bahsettiği en ilginç kısım, bu enfeksiyonda hemen hemen her yere yayılmıştır.

1889 salgını bugün kü ulaşım şartları olmadığından dolayı,  Covid-19 Wuhan’dan yola çıktı, oradan ABD’ya, oradan da İtalya, yolda geçerken gemiyi de bulaştı gibi bir durum da yoktu. 1889 salgını, çok hızlı ya da çok uzaklara seyahat etme yeteneğimizin olmadığı bir zamanda gerçekleşti.  

Bununla birlikte, pandemi dünyadaki yaygın dağınık bölgelerde çok hızlı bir şekilde ortaya çıktı. Tarihe Asya-Rus gribi olarak geçerken, Buhara, Kanada ve Grönland’da hemen hemen aynı zamanda görüldüğünü söylendi!..  1889 yılında ilginç bir şekilde Firstenberg'in, “güç hattı harmonikleri” (****)  olarak adlandırdığı şeyin ortaya çıktığını gördük.

Firstenberg'e göre, bu dünyanın manyetik alanını değiştirdi ve1889 grip salgınını başlattı.

Daha sonra, 1918'deki İspanyol gribi var; bu da seyahat yoluyla yayılabileceğini düşünürsek olması gerektiğinden çok daha hızlı yayıldığını görebiliriz.

1918'de radyo yeni gelişen teknolojiydi. Firstenberg, bunun revize edilmiş versiyonunun 5G teknolojisi olduğunu söylüyor.

Özetle, doğal (Güneş) veya insan yapımı EMF'lerde artışların bizi viral hastalıklara karşı daha duyarlı hale getirebileceği teorisi için bir açıklama ortaya koyuyor. Doğal EMF’ye maruz kalmamızın biyolojimizi etkileme yeteneği varsa, insan yapımı maruziyetlerin daha da fazla bir etki yaratabileceğini hayal etmek hiçte zor değildir.

Hoyer ekliyor: Şimdi daha önce hiç olmamış şeyler oluyor. Elektro-hassas  olan birçok insanımız var. Bildirdikleri şeylerden biri de… şimşekli fırtınalarda kendilerini grip tipi semptomlarla hasta hissetmeleridir. Şimşek çakmaları radyo frekansı oluşturur. Literatürde buna, “mikrodalga hastalığı” (*****) denir.

Birçok insan buna elektromanyetik aşırı duyarlılık veya elektrosensitivite (******) diyor, ancak literatürün çoğunda mikrodalga hastalığına bakmalısınız… Sonra bu fırtınalar geldiğinde, güneş patlamaları aktif olduğunda, insanlar daha fazla EMF alıp daha fazla semptom göstermektedir.

Depresyon, daha fazla güneş radyasyonu olduğunda ve hatta dolunay sırasında bile meydana gelen büyük bir şeydir. Yani, gerçekleşen birçok doğal elektromanyetik radyasyon var. Bunların çoğu kademelidir, ancak radyo frekansı (RF) yıldırım darbeleriyle, bunlar kesinlikle kilohertz aralığında darbeli bir fenomendir.... Değişir ama asla aynı frekansta değildir, daima farklıdır.

Gerçekten hassas bir ölçüm cihazınız varsa şimşek çaktığında, ışık anahtarlarını açıp kapadığınızda gerçekten arkları ve bu arktan kına radyo frekanslarını görebilirsiniz. Güneş patlamaları tüm elektronik türlerini etkileyebilir ve elektromanyetik parazite neden olabilir. Bu teknik olarak kilohertz ila megahertz aralığındadır.

5G UYGULAMSI İLE COVİD-19’UN ETKİN NOKTALARI ARASINDAKİ BAĞLANTI             

Aradan 100 yıl geçtikten sonra,  kanser, kalp ve aşılar üzerine 3 kitap yazmış Dr. Thomas Cowan’da  koronavirüsü ile 5G bağlantısını gördü. Ama Cowan’un ilgili bağlantıyı   anlattığı konuşma görüntüleri hemen kaldırıldı. https://www.youtube.com/watch?v=KUw1Rzbde5U Konuşmaların yayınladığı  ilgili metin ise İspanyol Gribi konusunda da insanları düşünmeye sevk etti. Araştırmaları sosyal medya da hızla yayılmaya başladı.

Doktor ve antroposofist Thomas Cowan, DSÖ’nün pandemi ilan ettiği 12 Mart 2020 tarihinde Tucson, Arizona'daki Sağlık ve İnsan Hakları Zirvesi'nde kaydedilen bir videoda, her seferinde bir salgın hastalık olarak tanıtılanın temelinde veya tetikleyicisi, yeni bir elektrik teknolojisinin tanıtıldığına tanıklık ettiğimizi söylüyordu.

Dr.Thomas Cowan, 5G ve COVID-19 arasında potansiyel bir bağlantı kurarak, daha önce başlatılması gereken tartışmayı da başlattı.

Ama tartışmaya tanıklık edemedik. Çünkü yaygın medya, üst akılın reklamlarına muhtaç veya onun tekelinde olmasaydı, bugün TV’lerde göbek atan, her gün başka telden çalan bilim insanları vardı. Gerçeklerin konuşulduğu ve insanları korkutmak yerine aydınlığa çıkartmaya çalışan bilim insanları bu tartışma programlarına çıkartılmadığı için de  Cowan başlattığı bu tartışma gündemlerine gelmedi.

Genel olarak, COVID-19 tarafından en çok vurulan alanların birçoğu yakın zamanda 5G'yi kullanmaya başlamışlardır, bu da en azından teorik olarak, insanların bağışıklık işlevlerini düşürerek ciddi enfeksiyonlara daha yatkın hale getirebileceğini düşündürmektedir.

Cowan ayrıca, COVID-19 ve diğer grip salgınlarının kişiden kişiye bulaşmadığı, bunun yerine EMF'nin neden olduğu hücresel toksisite sonucu olduğu teorisini ortaya koymaktadır.

Açıkça söylemek gerekirse, 5G'nin enfeksiyonu yaydığını veya bir enfeksiyon vektörü olduğunu söylemiyoruz. Ancak doğal bağışıklık savunmamızı azaltarak ve kronik iltihaplanmaya neden olarak, doğuştan gelen bağışıklık sisteminizin koronavirüs ile savaşma yeteneğini bozuyor olabileceğini söylüyoruz. Doğal olarak, hastalığa karşı bu artan duyarlılık hem akut hem de kronik tüm hastalıklar için geçerli olacak ve “COVID-19” ile sınırlı kalmayacaktır!

Abartılı EMF maruziyeti, birçok insanın belirli bölgelerde hastalanma nedenine katkıda bulunabilecek gizli bir değişken olabilir. Yoğun EMF maruziyeti, bağışıklık sistemini kıran en büyük faktördür.

Wuhan 5G'nin Çin'de ilk kez uygulandığı ve 5G'nin test alanlarından biri olarak görülmektedir. İtalya hakkında ilginç olan ise  Milan'ın - İtalya'nın Lombardi bölgesi - vakaların üçte ikisinin olduğu bölge - burası büyük 5G sağlayıcısı olan Vodafone'a göre, Avrupa Birliği'nin 5G başkentididir.

Vodafone'un web sitesine giderseniz, 5G haritasında, oradaki Milano ve Lombardi’deki durumu görebilirsiniz. Buna bir de uyduları ekleyelim…

Bu kesinlikle İspanyol Gribi’nin yaşandığı 1918’li yılardan daha yoğun bir alan. Tüm bu ilaçların etkileşime girme şekli, 5G stresi ve elektromanyetik stresle birleştiğinde, herkesin bağışıklık sisteminin baskılanması ve çok hassas olmaları şaşırtıcı değil.

SORUN OLAN ORTAM, ÇEVRESEL STRES

Aslında kendimizi kontrol edebiliyoruz. Telefonlarımızdan çıkmak ve çevremizi korumak için çaba göstermemiz bağışıklık sistemimizi güçlendirmeye yardımcı olacaktır. Sonra bazı takviyeleri almak bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı olabilir…

Bu yazıyı okuyan bazı insanlar,  “Hadi canım boş versene, EMF her şeyin sebebi mi olacak” diyecektir. Yaptığımız araştırmalar öyle demiyor. Bedenimizin ne kadar elektriksel araç ve gereçler ile haşır neşir olursa, o kadar da bağışıklık sistemlerimiz zayıflıyor. Bilim bu gerçeği kesinlikle tartışmıyor. Ama tüm varını yoğunu teknolojiler yaratan küresel oyuncular, kiralık bilim adamları ile bu gerçeğin üstünü örtmeye çalışıyor. 

Demek istediğimiz, kalp beyinle elektromanyetik bir nabızla iletişim kurar, bu Heart Math (*******) çalışmaları ile kanıtlanmıştır.

Ünlü antrofozist Rudolf Steiner'e 1918'de İspanyol gribinin milyonlarca kurbanını sorduklarında, o cevapladı: "Virüslerin bununla hiçbir ilgisi yoktur. Virüsler, zehirin kendisine karşı savunmada hücrenin hayatta kalmasını sağlamak için virüsleri salgılayan zehirli hücrenin reaksiyonlarıdır. Virüsler bu nedenle insan hücrelerinin atık ürünleridir ve bu nedenle kendileri hiçbir şey yapmazlar. " dedi.

İnsanların çeşitli şekillerde zehirlendiği düşünüldüğünde, antibiyotikler, radyasyon, böcek öldürücüler, radyoaktivite, ilaçlar, kirli su, hava ve diğer zararlı maddeler, bağışıklık sistemini ve dolayısı ile hücreleri yok ediyordu.

İspanyol gribi  ilk radyo frekanslarının dünyaya yayıldığı zamanlarda çıkarken,  5G teknolojisi ise  milimetre dalgası adı verilen bir versiyondan ibaret olup, çok yüksek frekanslı radyo dalgaları üzerinde çalışıyordu. Aradaki fark yalnızca  hızdan kaynaklanıyordu.

5G'nin, 4G mobil ağların mevcut hızından 100 kat daha hıza erişebilecek.

Onun için sinyallerin daha  uzun mesafelere daha hızlı gitmesi için, 5G kulelerinin  birbirine yakın yerleştirilmesi ve daha fazla yere kurulması zorunluydu.

Ayrıca  5G radyo dalgalarının – karadan olduğu gibi  uzaydan da  yayılması endişeleri iyice artırdı. Çünkü  manyetik enerji zararlı radyasyon üreterek beyin kanserine, doğurganlığın azalmasına, baş ağrılarına ve diğer hastalıklara neden olması da kaçınılmazdı.

Dünyanın hemen hemen her yerinde bir çok bilim adamı bir birinden habersiz olarak, 5G teknolojileri karşısında,  insan sağlığının birçok düzeyde tehdit altında olacağını söylemeye başladı. Kablosuz teknolojilerin (mikrodalgalar), sayısız hakemli çalışmalar da örnek olarak gösterilerek, hücre sağlığı üzerinde küçük, güçten düşürücü veya şiddetli olumsuz etkileri olduğu gösterildi. 5G şimdi neredeyse her yerde son derece yüksek frekanslı, kısa menzilli antenlerle daha da zayıf kontrol edilen bir potansiyel tehdit oluşturuyor. Bu tehdit, 5G’ye geçiş konusunda bu kararlıkla devam edip, gerçekleri gizlenirse insanlığın sonu dahil olabilir. 

Diğer tarafta ise dünya yeni insan sağlığını hiçe sayarak bir teknolojik devrim yaşıyor, bu yarışta olmayan ülkeler ise sanki tarihten silinecek havası, estiriliyordu. Diğer tarafta ise yoğun bir şekilde, “yeni koronavirüs”  pandemisi  gündemde tutularak, şüpheli bir aciliyet ile tüm dünyada 5G  yaygınlaştırılıyor.

Hükümetler yapılan itirazlar karşısında söz konusu insan sağlığı  olmasına rağmen,  şirketlerin yasal dokunulmazlıkları ve çıkarları ön plana çıkartıyordu. Sanki o karar vericiler Elon Musk’un robotlar  idi.

Açıkçası 5G’nin  yeni standartları,  gerçek canlı hücreler üzerinde test ediliyor, yani kobay olarak  insan kullanılıyordu. Önde ki kalkan ise “yeni koronavirüs” ve bu bağlamda gelen maske, sosyal mesafe ve kapanma  tedbirleri ve bu tedbirleri kurala dönüşecek olan, dijital yaşama hazırlıktı.

Son 20 yılda yapılan tüm araştırmalar, "Şimdiye kadar birçok kez, iyonlaştırıcı radyasyonun / ısıtmanın hücreler üzerinde kayda değer bir etkiye sahip olmadığını ama iyonlaştırıcı olmayan radyasyonun ise birçok etkisinin olduğu gösterilmiştir."

Hout Bay yerel Angie Curtis, "5G Truva Atının şehirlerimize girmesine izin verirsek, kendimizi 5G ve ötesine eşlik edecek zararlı kablosuz radyasyona maruz kalmanın sürekli artan bir geleceğine mahkum olacağız." diyordu.

Western Cape Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü başkanı Profesör Antoine Bagula, geçen yıl Kasım ayında  (2019) şunları söyledi: “5G'nin diğer teknolojilerden farkı yüksek frekanslar kullanmasıdır. Çok daha güçlü radyasyon olacak.” 

Yayınlanan bir çok makaledeki yüksek düzeydeki sağlık uyarılarında bağışıklık sistemini zayıflatan 5G'ye maruz kalma semptomlarının mide bulantısı, saç dökülmesi ve kemik iliği hasarı, nefes darlığı ile ağrıları, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, boğaz ağrısı ve ishal olarak yer alıyordu.

Vücut zararlı bir şey hastalık / saldırı ile savaşmak için bir virüs oluşturmaya tepki veriyordu. Örneğin ırmağı kirletirseniz, doğal yaşam zarar görecek ve  denizdeki  balıklar da ölümler görülecektir. Bazı canlılar ise hayatta kalıp, evrim geçirerek büyümelerine devam edecektir. 

Kule radyasyonunun etkisi vücutta hastalığa neden oluyor. Vücut hastalıkla savaşmak için bir virüs yaratır. Eksozom, hücre üzerindeki etki açısından bir Virüse benzer. Eksozom, zehirli hücreleri öldürerek iyileşmeyi kolaylaştırır.

Zehirli bir şey ile saldırmak / savaşmak / yok etmek için vücutta bir virüs yaratılır - işgalcilere saldırmak için kişisel ordunuz - ordunuzun kötü olduğunu iddia edebilirsiniz - kötü şeyler yapmak zorunda oldukları için - davetsiz misafirleri öldürürler ve vücudu korumak için enfekte olmuş hücreleri ayıracaktır. (öldürecek) Solunum sistemine 5G 60mhz zarar verir - vücudun saldırıya karşı savaşmak için bir virüs oluşturmasına neden olur. Koronovirüs her zaman var olmuştur ve hem ölümcül hem de olmayan sayısız rutin viral solunum yolu enfeksiyonu da ortak bir faktördür. Çin'den başlayarak yaptıkları şey, “COVID19”'u tek başına almışlar ve ona, aslında hiç olmadığı halde (çok düşük bir ölüm oranına sahip olduğu için) büyük kötü ölümcül virüs olduğu imajını vermiş olmalarıdır.

TEHLİKELİ OLAN RADYASYON

-5G'nin neden olduğu büyük olasılıkla radyasyon zehirlenmesidir.

5. Nesil (5G) teknolojisinin tehlikeli olmasının nedeni, sinyalinin RF Radyasyonu olmasıdır. RF Radyasyonunu DNA hasarına ve kansere bağlayan yüzlerce bilimsel çalışma vardır.

5 Eylül 2019 (1 Eylül 2020'de güncellendi) Bugün itibariyle 47 ülkeden 403 bilim insanı ve doktor, beşinci nesil hücresel teknoloji olan 5G'nin konuşlandırılması için bir moratoryum talep eden 5G Temyizini imzaladı. Temyiz, "5G'nin halihazırda yürürlükte olan telekomünikasyon için 2G, 3G, 4G, Wi-Fi, vb. Üzerindeki radyofrekans elektromanyetik alanlarına (RF-EMF) maruziyeti önemli ölçüde artıracağını iddia ediyor. RF-EMF'nin olduğu kanıtlanmıştır. insanlara ve çevreye zararlı."

2011'de Dünya Sağlık Örgütü RF Radyasyonunu, "muhtemelen kanserojen" olarak sınıflandırdı, yani "kansere neden oluyor" (bkz. IARC ). Ama Antalya Tüketici Mahkmesi’nde 5G’nin insan sağlığına zararlarına ilişkin açılan davada, Huawei yaptığı savunmada DSÖ’nün böyle bir zarardan bahsetmediğini söylüyordu. 

2G, 3G ve 4G, 1 GHz ile 5 GHz frekansları kullanır. 5G daha da tehlikelidir. Çünkü 20 GHz ila 90 GHz arasında çok daha yüksek frekanslar kullanır.

100 yıl önce başlayan ve ölen kişi sayında dahi anlaşamadıkları, daha önce de belirttiğimiz üzere İspanyol Gribi ile Covid-19 Gribi arasında ki fark, yalnızca  elektro manyetik dalgaların hızdan kaynaklanıyor.

“ELEKTROMANYATİK TIP VE BİYOELEKTROMANYATİK TIP”

Tüm bu yaşananlardan sonra biyolojik olarak tamamen yeni bir bilgi alanı ortaya çıktı. O da elektriğin insanlar, bitkiler ve hayvanlar üzerindeki etkileriydi. Zamanla elektriğin çok daha fazla hayatımıza girmesi ile hastalık çeşitleri de arttı.  Çağdaş hekimlerimiz, bu hastalıkları daha kapsamlı ne olduklarını ve genel olarak nasıl oluştuğu konusunda elektriğin etkilerini  fark etmedikleri için habersiz kaldı. Bu alanda çözümlerden birisi de, elektromanyetik alanlar maruz kalmanın sonucu oluşacak hastalıkları tedavi etmek ve önlem almak üzere tıbbi çalışmalar yaparak bilime yeni bir kapı açmaktır. Çünkü insanın sağlığına zararlı  etki ve hücre çoğalmasını engellemek için, elektromanyetik sinyallerden dolayısı ile RF radyasyonundan mutlaka korunması gerekiyor.

Bilimde yeni gelişen, Elektromanyetik Tıp (EM-TIP) ile  Biyoelektromanyetik Tıp (BEM-TIP) , canlı organizmaların elektromanyetik (EM) alanlar ile nasıl etkileşime girdiğini bütün detaylar ile ortaya çıkartacak ve birlikte gelişecektir.  

İşte o zaman Bill Gates DSÖ ile kimseyi kandıramayacak, pandemi ilanları ile insanları ve ülkeleri kilitleyemeyecek, aşı yalanına da kimse inanmayacaktır. Bu gerçekte, başta susturulan ve kamuoyunun önüne çıkartılmayan bilim insanları ve  “üst akıl” dediğimiz sapkınlar tarafında bütün ayrıntısı ile biliniyor.

Neden bizleri, böyle yalan ve korku ile idare ediyorlar?

Eğer bu, “üst akılı” taşıyan küresel sapkınlar gerçekleri anlatırlarsa korku ortadan kalkar, düşman yaratamazlar, insanları, toplumları, inançları bölemezler, ekonomik büyümeleri duraksar, teknolojik gelişmeleri yavaşlar, sanayi tesisleri rekabet edemez, kontrollerinde olan ilaç ve silah sanayii ise kar edemez kapanır, kurdukları uluslararası  kuruluşlara kimse itibar etmez, mali piyasaları karşılığı olmayan para ve borsadaki kağıtlar  ile idare edemezler, atom bombası atamazlar, insanları öldüremez ve çocukların kanını içemezlerdi.

Bunların hepsini ve dahasını kendi gerçeklerini göstermemek üzere, sürekli İspanyol Gribi’nde olduğu gibi, uydurdukları yalanları kalkan yaparak yaşamlarını devam ettiriyorlar.

Not: İlgili çalışmada yüzlerce kaynak taraması yapılarak özet çıkartıldığından dolayı belirtilmeyen alıntıların kaynakları belirtilmemiştir.

(*) Elektrifikasyon : Elektrik enerjisini endüstri, ulaşım ve gündelik yaşama uygulama, elektrik enerjisini her alanda kullanılır duruma getirme.

(**) Toksik : Hücreler ve yaşayan dokulara kimyasal, biyokimyasal ya da radyoaktif nitelikte zarar veren her türlü maddeye verilen isim olan toksik, öldürücü etkisi ile biliniyor.  

(***) Virülans; Bir mikrobun patojenliği, yani onun hastalığa neden olma yeteneğidir.

(****) Harmonik; Yarı iletken elemanların tabiatı gereği ve sanayide kullanılan bazı nonlineer yüklerin (transformatör, ark fırınları v.b.) etkisiyle, akım ve gerilim dalga biçimleri, periyodik olmakla birlikte sinüsoidal dalga ile frekans ve genliği farklı diğer sinüsoidal dalgaların toplamından meydana gelmektedir. Temel dalga dışındaki sinüsoidal dalgalara harmonik denir.

(*****) https://www.kuvvetvekondisyon.com/mikrodalga-firinlar/2/

Mikrodalga fırınların zararları ile ilgili değişik araştırmalar yapılmıştır. Dr. Hans Ulnich Hertel ile arkadaşlarının 1991 yılında İsviçre de yaptığı araştırmadan çıkan sonuçlara göre, mikrodalga fırından çıkan yiyecekleri tüketen insanların kanlarında belirgin değişiklikler olduğu tespit edilmiştir. Hemoglobin seviyeleri düşmüş. Toplam beyaz hücreler ile kolesterol seviyeleri yükselmiştir. Ayrıca lenfositler de düşmüştür. Ayrıca kandaki enerji ile ilgili değişimleri tespit edebilmek için ışık yayan bakteriler kullanılmıştır. Mikrodalgada işlem görmüş yiyecek tüketiminden sonra ki deneklerden elde edilen kan serumuyla karşılaşan bakterilerin yaydığı ışınlarda belirgin artış gözlemlenmiştir.

Rusya da yapılan mikrodalga araştırmaları sonucu mikrodalga hastalığı tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları doğrultusunda 1976 yılında mikrodalga fırınların kullanımı devlet tarafından yasaklanmıştır. Mikrodalga hastalığının ilk belirtileri düşük kan basıncı ve düşük nabızdır. Daha sonra sempatik sinir sisteminin kronik olarak uyarılmasıyla beraber yüksek kan basıncı ortaya çıkar. Bunu takip eden süreçte baş ağrısı, baş dönmesi, huzursuzluk, endişe, uykusuzluk, mide ağrısı, göz ağrısı, sinirsel gerilim, konsantrasyon bozukluğu ve ayrıca apandisit, katarakt, üreme organlarıyla ilgili sorunlar ve de kanser türleri görülür.

Bunların yanı sıra; kronik semptonlardan sonra adrenalin fazlalığı, koroner damarların bloke olması ve kalp krizleri ortaya çıkar. Ayrıca lenfatik sorunlar yaratarak, bedenin ihtiyacı olan gücün azalmasına yol açmaktadır. Bunlarla beraber sindirim sisteminde daha fazla sorun, idrar ve dışkılama sisteminde bozulmalar meydana gelmektedir.

Mikrodalga fırınlar o kadar yüksek radyasyon yayar ki, bırakın pişen yemeği yemeyi; çalışırken mutfakta bulunmanız bile çok çok zararlıdır. Mikrodalga fırının çok çalıştığı mutfakta bulunmak da yukarıda yazılan zararlara maruz kalma riskinizi arttırır.

Bunların hiç biri kulağa hoş gelmiyor öyle değil mi? Ayrıca insanı fazlasıyla ürkütüyor. Hepimizin bildiği gibi, sağlık paha biçilmez bir hazinedir. lütfen mikrodalga fırınları almayın, varsa da eliniz titremeden atın, kimseye de vermeyin.

(******) Elektromanyetik aşırı duyarlılık: Wi-Fi olan alanlarda baş ağrısı, mide bulantısı, uykusuzluk, yorgunluk.

(*******) Heart Math; Optimum stres direnci ve zihinsel performans için beyninizi ve kalbinizi senkronize etmenize yardımcı olan bir stres yönetimi sistemidir. Kalp atışınızı normalde yalnızca belirli meditasyon veya yoga ile mümkün olan seviyelere optimize etmeniz için sizi eğitir.

Kaynaklar

Prof. Dr. Selim ŞEKER, 5G Nesnlerin İnterneti ve Sağlığımız.

Yrd. Doç. Dr. Alpaslan TÜRKKAN (Editör), Yazarlar Prof. Dr. Osman ÇEREZCİ, Zerrin KARTAL Çevre Mühendisi,  Prof. Dr. Kayıhan PALA, Mayıs 2012 ELEKTROMANYETİK ALAN VE SAĞLIK ETKİLERİ,

Arthur Firstenberg, The Invisible Rainbow, A History of Elektricity and Life

https://www.cia.gov/library/readingroom/document/cia-rdp88b01125r000300120005-6

https://www.baltimoresun.com/news/bs-xpm-1993-12-13-1993347167-story.html

https://www.gatesnotes.com/Books/The-Great-Influenza

https://www.nytimes.com/2020/03/09/health/coronavirus-is-very-different-from-the-spanish-flu-of-1918-heres-how.html?searchResultPosition=15

https://www.nytimes.com/1997/03/21/us/genetic-material-of-virus-from-1918-flu-is-found.html?searchResultPosition=27

https://www.nytimes.com/2020/03/17/opinion/coronavirus-1918-spanish-flu.html?searchResultPosition=2

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-52473039

https://tr.euronews.com/2020/03/19/netfilx-ve-bill-gates-de-ongormustu-covid-19-salgini-kimi-sasirtti

https://www.cdc.gov/flu/pandemic-resources/reconstruction-1918-virus.htm

http://www.wabiz.org/Home/news/pressneedstobeheldaccountableforhurtingpeople/conspire-corona-or-5g/rf/other/on-corona-the-media-and-propaganda/rampant-lies-fake-cures-of-spanish-flu

https://kikasworld.com/2020/03/20/dr-thomas-cowan-corona-virusu-ve-5g-baglantisi/

https://www.radiationhealthrisks.com/scientific-studies/ 

 https://www.saferemr.com/2017/09/5G-moratorium12.html

https://www.saferemr.com/2017/09/

https://www.theeducationmagazine.com/education-now/severe-connection-5g-coronavirus/

https://curiosity.lib.harvard.edu/contagion/feature/spanish-influenza-in-north-america-1918-1919

Onları Artık Yüzlerindeki Maskelerden Tanıyorsun!

 

Bismillah.

İşte böyle; çünkü gerçekten onlar, Allah’ı gazaplandıran şeye uydular ve O’nu razı edecek şeyleri çirkin karşıladılar; bundan dolayı amellerini boşa çıkardı. Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah’ın kinlerini hiç çıkarmayacağını mı sandılar? Eğer biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. And olsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Şüphesiz Allah, amellerinizi bilir.” (Muhammed 28-30)

Tezgahını yaymış ve geri planda kimlerin revaç gösterdiğini sıkı takip eden Deccal ve askerleri önce yüz kitabı anlamına gelen Facebook adlı ağını attı, sonra bunu öte dünya anlamına gelen Metaverse adıyla değiştirerek sanal dinini açıkça ilan etti. Facebook belasına müptela olup terk edemeyenler Deccalin bu sahte cennet ve sahte cehennem içeren dinine tabi olmaktan da kendilerini kurtaramıyorlar.

Yüz kitabı! Yani face book! Ne kadar ilginç değil mi? Korona komplosu ve deccalin kullarının yüzlerine maskeler geçirivermesi! Her gün yenisi deşifre olan hakikatlere “komplo teorisi” diyen budala zihniyet, hurafe oluşu apaçık ortada olan komplolara nasıl geliverdi? Çünkü yüz kitabına tabi olanlara yüzler tanımlandı, kalpler boşaltıldı, cennet ve cehennem algıları dünya odaklı hale getirildi. Artık onların görünen yüzleri, gözleri, kulakları var ama hakkı göremezler, işitemezler, kalpleri “like” için kullanılan emojiden ibaret! İdrak edemezler! Kendilerine kul olanları “köpek gibi aşılayacağız” diye açık açık ilan ettiler, Deccale kul olmuş kitleler kendi istekleriyle – onların deyimiyle - “köpek gibi” gidip aşı oldular! Sosyal hayatı tamamen ortadan kaldıran, insanları evlerine hapseden, dolayısıyla dinlerinin şiarlarından da uzaklaştıran bu toplu hipnoz, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in: “Hastalık bulaşması yoktur” diye defalarca ilan ettiği ve bize mütevatir yollarla gelen hadisinde açıkça reddedilen bir batıl inanç üzerinden kurgulanmıştır! 

Nitekim deniliyor ki, radyo icat edildiğinde insanların radyoya fazla ilgisi yoktu. İspanyol gribi diye bir yalan uyduruldu, hastalığın bulaştığına ve öldürdüğüne inandırılarak insanlar korkutuldu, panik atak sebebiyle insanlar öldüler, maske ve mesafeye mecbur edildi, evlerinde kalıp radyo dinlemek zorunda kaldılar. Bu sayede de istedikleri algı operasyonunu yapabildiler. Şimdi yeni ve kapsamlı komplonun adı Great Reset! Vasıtası: Meta Verse!

Şayet müslüman olduğunu zannettiğin o kitleler müslüman olsaydı Deccal’in böyle ucuz komploları tutmazdı! Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in “Hastalık bulaşması yoktur” hadisi mütevatirdir, yani her müslüman mutlaka işitmiştir yahut okumuştur, bütün hadis kitaplarında vardır, işitmiş olmak zorundadır. Yahut kendini müslüman sandığı halde İslam ile, İslam’ın öğretileri ile hiçbir alakası olmayan bir hayat tarzı seçtiğinden ayet, hadis işitemeyeceği ortamlarda münafıkça yaşamaktadır!

Bu hadisi işittiği halde, hadise teviller yapmış olan âlimler duvarını aşıp da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sözünü, sonrakilerin yorumlarıyla rendelenmemiş, saf haliyle tedebbür etmeyi akletmemiş kimselerden de olabilir! İblisin “Scientism” yani bilimcilik diye bir din kurduğunu, bu dinin mensuplarının İblis’in Allah’ın indirdiği dine karşı savaşmak amacıyla teorilerle karmaşık hale getirdiği zırvaları “Bilim” diye sunmaya çalıştıklarını da bilmiyor olabilir! Sonra da “Din ile Bilim çelişmez” sözünü asıl edinip, Allah’ın rasulüyle gönderdiği hakikatleri, İblis’in “Bilim” diye pazarlamaya çalıştığı şeylerle tartmaya, ya dinin getirdiklerini inkâr etmeye yahut daha kötüsü ve sinsi olanı: hak ile bâtılı sentezlemeye kalkar!

Evet en tehlikeli kâfirler bu sonuncu kısımdakilerdir! İman ve müslümanlık iddiasında bulundukları halde İslam’ın öğretileri içerisine bâtılı sokuşturanlar! Yoksa en büyük İslam şiarı olan cemaatle namaz nasıl yasaklanabilirdi? Sonra formu değiştirtilerek maskeli ve mesafeli uyduruk bir namaz şekline nasıl getirilebilirdi? Ebu Said Yarbuzi denen zındık da bu işe çanak tutanlardandı ve mürtet olarak geberdi gitti! Hem de yanında birçok kimsenin dinden çıkmasına vesile oldu!

Hakka karşı en pis kibir yapanlar bu sınıftır! Hadiste geldiği gibi:  Ebu Hureyre radiyallahu anh'den:

أَنَّ رَجُلا أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم َ وَكَانَ رَجُلا جَمِيلا فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي رَجُلٌ حُبِّبَ إِلَيَّ الْجَمَالَ وَأُعْطِيتُ مِنْهُ مَا تَرَى حَتَّى مَا أُحِبُّ أَنْ يَفُوقَنِي أَحَدٌ إِمَّا قَالَ بِشِرَاكِ نَعْلِي وَإِمَّا قَالَ بِشَسَعِ نَعْلِي أَفَمِنَ الْكِبْرِ ذَلِكَ؟ قَالَ لا وَلَكِنَّ الْكِبْرَ مَنْ بَطَرَ الْحَقَّ وَغَمَصَ النَّاسَ

“Yakışıklı bir adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'e gelip dedi ki: “Ey Allah'ın rasulü! Ben kendisine güzellik sevdirilen bir adamım. Gördüğün gibi ondan bana da verilmiştir. Hatta bu konuda bir kimsenin benden üstün olmasını, ayakkabımın bağını bile geçmesini istemiyorum. Bu kibirden midir?” Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle cevap verdi:

Hayır, fakat kibir, hakkı inkâr eden ve insanları küçük gören kimsenin yaptığıdır.”[1] Bu hadisin İbn Mes’ud radiyallahu anh’den gelen varyantında böyle bir kibrin sahibini cennete girmekten alıkoyduğu vurgulanmaktadır. Hakkı getiren insanları küçümsediği için hakkı inkar etmek!

Güya müşterinin biri kitapçıda bir hadis kitabını almak ister, sonra bakar ki tercüme veya telif eden olan Ebu Muaz’ın adını görür ve der ki: “Bu maske takmaya şirk diyen adam değil mi! Onun kitabını almam!” Çirkin tabiatlı bir kimsenin daha hakka ulaşıp da onu manipüle etmesine mani olmakta benim adımı vesile kılan Allah’a hamd olsun!

Lakin buradaki manipülasyonda dikkat edilecek kısım şurası: “Maske takmaya şirk diyen adam!” Tevhide davet iddiasında bulunan bu zihniyet sahipleri, mutlaka Muhammed b. Abdilvehhab’ın Kitabu’t-Tevhid’ini okudular, hatta şerhlerini de dersler yaptılar!

Acaba Huzeyfe radiyallahu anh’den gelen bir rivayet gördükleri zaman: “Bir adamın koluna bağladığı bir ipe şirk diyen bu adamın rivayetlerini kabul etmem” mi diyor?

Yahut İbn Mes’ud radiyallahu anh’den gelen bir rivayet gördükleri zaman: “Ağrının dindirilmesi için bağlanmış bir ip hakkında: “Abdullah ve ailesi şirkten beridir” diyen bir adamın rivayetini kabul etmem” mi diyor?

Hatta daha da ileri giderek zayıflık için tedbir amacıyla bileğine bir bilezik takmış olan kimseye: “Şayet bu halde ölseydin kurtulamazdın” diyen, boynunda asılı bir şey bulunan bir adamın biatini kabul etmeyerek “O boynunda olduğu sürece o bir müşriktir” diyen “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sözlerini kabul edemem” mi diyor?!

Halleri bunları söylese de, dilleri açık açık bu sözleri diyemez, ama Ebu Muaz hakkında söyleseler ne gam? Keşke karşı çıktıkları yalnızca Ebu Muaz olsa da, kendileri vahye tabi olarak kurtulmuş olsalar..

Ebu Muaz; dünya düz ve dönmüyor diyen, Ebu Hanife’ye dil uzatan, hastalık bulaşması kuruntusuyla maske takmaya şirk diyen bir adam olduğu için itibarsızlaştırmaya çalıştığınız bir adam olsa dahi ona bu sözleri söyleten delilleri ve hakikatleri gizlemeye gücünüz yetmeyecek.

Devlet dairelerine, şuralara buralara girebilmek için maske takmakta devam edeceksiniz! 

Yani diyeceksiniz ki: “Müşrikler putlarına atla deve kurban etmemizi isteseydi bu şirki koşmazdık ama sinek kurban edebiliriz, çünkü maddi külfeti yok!” 

Yahut “Aşı olmamızı isterlerse olmayız çünkü bu öldürebilir, sakat bırakabilir, ama maske takmakta ne var canım?” Öyle mi facebook cemaati?!



[1] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Hatibu’l-Bagdadi el-Esmau’l-Mubheme (5/369) Ebû Dâvûd (4092) Buhârî Edebu’l-Mufred (556) Hâkim (4/201) İbn Hibbân (12/281) Beyhaki Şuab (5/161) el-Elbani es-Sahiha (4/168) Mukbil b. Hadi Sahihu’l-Musned (1299)

6 Ocak 2022 Perşembe

Sunenu Ebi Davud’un Matbu Nüshasından Düşmüş Olan Hadisler

 Daha önce Ebû Dâvûd’un Sünen’inin matbu olmayan rivayet nüshalarında geçen namazın sonundaki selamda her iki tarafa selamda da “ve berakatuh” ziyadesinin sabit olduğuna dair tahkiki yayınlamıştım. Burada çeşitli kaynaklarda Ebû Dâvûd’un Sünen’ine nispet edildiği halde matbu nüshadan düşmüş olan diğer bazı rivayetlerin tahkikini sunacağım.

1- Mizzî rahimehullah Tehzibu’l-Kemal’de (24/147) Kesir b. Kalîb’in hal tercemesinde şöyle demiştir: “Ebu Davud onun bir hadisini rivayet etmiştir” sonra Mizzi, kendi isnadıyla bu hadisi şöylece rivayet etmiştir: Kesir (b. Kalib) el-A’rac es-Sadefî rahimehullah dedi ki:

سَمِعْتُ أَبَا فَاطِمَةَ وهُوَ مَعَنَا بِذِي الصَّوَارِي يَقُولُ قال رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَا أَبَا فَاطِمَةَ أَكْثِرْ مِنَ السُّجُودِ فَإِنَّهُ لَيَسَ مِنْ مُسْلِمٍ يَسْجُدُ لِلَّهِ سَجْدَةً إِلا رَفَعَهُ اللَّهُ بِهَا دَرَجَةً

“Zu’s-Savari’de bizimle beraber olan Ebu Fatıma radiyallahu anh’ı şöyle derken işittim: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

Ey Ebu Fatıma! Secdeleri artır. Zira Allah için bir secde yapan hiçbir Müslüman yoktur ki Allah bununla onun bir derecesini yükseltmiş olmasın.”[1]

Mizzi bu rivayetin ardından dedi ki: “Bu hadisi ancak Ebu’t-Tayyib b. el-Uşnani’nin tek başına Ebu Davud’dan rivayeti olarak bulduk…” Yine Mizzi Tuhfetu’l-Eşraf’ta (9/240) bu hadisi zikredip: “Ebû Dâvûd salat bölümünde rivayet etti” demiştir. Ancak bu rivayet Ebû Dâvûd’un Süneninin matbu nüshasında yoktur.

2- Mizzî Tuhfetu’l-Eşraf’ta (4/423) Ebu Davud’un ilim kitabında şu hadisi rivayet ettiğini zikretmiştir:

مَنْ قَالَ فِي الْقُرْآنِ بِغَيْرِ عِلْمٍ فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ

Kim Kur’ân hakkında ilimsiz olarak konuşursa cehennemde oturacağı yeri hazırlasın.”[2] Mizzi dedi ki: “Ebû Dâvûd bunu İlim’de Musedded – Ebu Avane – Abdula’la – Said b. Cubeyr – İbn Abbas radiyallahu anhuma yoluyla merfu olarak rivayet etti…”

İbn Kesir de Tefsir’inde (Huveyni tahkiki 1/123) “Bu hadisi Ebû Dâvûd Musedded – Ebu Avane – Abdula’la yoluyla merfuan rivayet etti” dedi. El-Huveyni dedi ki: “Bu hadis Ebû Dâvûd’un Süneninin elimizdeki nüshalarında mevcut değildir. Çünkü bu el-Lu’luî’nin rivayetidir. İbnu’l-Abd’in rivayetinde de yer aldığını Iraki Tahricu’l-İhya’da (1/37) ve ez-Zubeydi el-İthaf’ta (4/526) zikretmiştir. İbnu’l-Abd; Sunenu Ebi Davud’un ravilerinden biri olan Ali b. el-Hasen b. el-Abd el-Ensari’dir.”

3- Tuhfetu’l-Eşraf’ta (8030) şöyle zikredilir:

أن ابن عمر كَانَ  يَضَعُ يَدَيْهِ قَبْلَ رُكْبَتَيْهِ زاد ابن يحيى في حديثه: وكان رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَفْعَلُ ذَلِكَ.

“İbn Ömer radiyallahu anhuma secde ettiği zaman ellerini dizlerinden önce yere koyardı.” İbn Yahya rivayetinde: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de böyle yapardı”[3] ziyadesi vardır. Bunu Ebû Dâvûd salat bölümünde sika bir şeyh olan İshak Ebu Yakub ve Muhammed b. Yahya – Esbag yoluyla rivayet etti. Ebû Dâvûd dedi ki: “Abdulaziz, Ubeydullah’tan münker hadisler rivayet etti.” 

İshak Ebu Yakub; İbn Ebi İsrail’dir. Bu hadis Sunenu Ebi Davud’un İbnu’l-Abd rivayetinde olup, Ebu’l-Kasım’ın Sünen rivayetinde mevcut değildir.  

4- Hafız Abdurrahim el-Irakî el-Mustahrac Ale’l-Mustedrek’te (s.95) beşinci meclis olarak kendi isnadıyla İbn Abbas radiyallahu anhuma’dan şu hadisi rivayet etti:

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَلْتَفِتُ فِي صَلَاتِهِ يَمِينًا وَشِمَالًا وَلَا يَلْوِي عُنُقَهُ خَلْفَ ظَهْرِهِ

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namazda sağa ve sola bakar, boynunu sırtının arkasına çevirmezdi.”[4] Sonra dedi ki: “Bu hadis hasendir…. Ebu’t-Tayyib el-Uşnani’nin (Sunenu Ebi Davud) rivayetinde; Ebû Dâvûd – Ahmed b. Muhammed b. Sabit el-Mervezi – el-Fadl b. Musa yoluyla tahric etti. Bunu Mizzi el-Atraf’ta zikretti. El-Lu’luî ve İbn Dase’nin (Sunenu Ebi Davud) rivayetlerinde mevcut değildir. Yine İbnu’l-Uşnani’nin rivayetinde; Hennad – Veki – Abdullah b. Said – bir adam - İkrime – Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şeklinde mürsel olarak yer almıştır. Bu daha doğrudur. İbn Hibbân Sahih’inde Muhammed b. İshak b. Huzeyme – el-Huseyn b. Hureys yoluyla rivayet etmiştir…”

5- İbn Abdilberr et-Temhid’de (8/278) Abdullah b. Muhammed – Muhammed b. Bekr (İbn Dâse) – Ebû Dâvûd – el-Hasen b. Ali el-Vasiti – Huşeym – Abdullah b. Abdirrahman b. Ka’b el-Ensari – babası – dedesi yoluyla şöyle rivayet etti:

أَنَّهُ كَانَ عِنْدَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ فَقَرَأَ رَجُلٌ مِنْ بَعْدِ مَا رَأَوُا الْآيَاتِ لَيَسْجُنَّهُ عَتَّى حِينٍ (فَقَالَ عُمَرُ مَنْ أَقْرَأَكَهَا قَالَ أَقْرَأَنِيهَا ابْنُ مَسْعُودٍ فَقَالَ لَهُ عُمَرُ حَتَّى حِينٍ) وَكَتَبَ إِلَى ابْنِ مَسْعُودٍ أَمَّا بَعْدُ فَإِنَّ اللَّهَ أَنْزَلَ الْقُرْآنَ بِلِسَانِ قُرَيْشٍ فَإِذَا أتاك كتابي هذا فأقرىء النَّاسَ بِلُغَةِ قُرَيْشٍ وَلَا تُقْرِئْهُمْ بِلُغَةِ هُذَيْلٍ والسلام

“Ka’b radiyallahu anh, Ömer b. el-Hattab radiyallahu anh’ın yanında idi. Bir adam (Yusuf suresi 35. âyetini) ; “Leyescunnehu attâ hîn” şeklinde okudu. Bunun üzerine Ömer radiyallahu anh: “Kim bu şekilde okuttu?” dedi. O da: “Bana İbn Mes’ud radiyallahu anh okuttu dedi.” Ömer radiyallahu anh ona: “Hattâ hîn” şeklindedir” dedi ve İbn Mes’ud radiyallahu anh’e şöyle yazdı: “Bundan sonra. Muhakkak ki Allah Kur’ân’ı Kureyş lisanıyla indirdi. Bu mektubum sana ulaşınca insanları Kureyş lügatine göre okut. Onlara Huzeyl lugatiyle okutma. Vesselam.”[5]

Ebu Şame Murşidu’l-Veciz’de (s.101) dedi ki: “İbn Abdilberr et-Temhid’de uzunca rivayet ederek: “Sünenu Ebi Davud’da, Ömer radiyallahu anh’ın İbn Mes’ud radiyallahu anh’e yazdığı mektubu zikretmiştir…”

Bu rivayet Ebû Dâvûd’un matbu nüshasında yoktur. İbn Abdilberr ise Sunenu Ebi Davud ravilerinden biri olan İbn Dase yoluyla rivayet etmiştir.



[1] Sahih. Ebû Dâvûd’a nispetle: Mizzi Tehzibu’l-Kemal (24/147) Ahmed (3/428) Buhârî Tarih (7/206) Abdullah b. el-Mubarek Musned (69) Abdullah b. el-Mubarek ez-Zuhd (1296) Mervezi Tazimu Kadri’s-Salat (291) Dulabi el-Kuna ve’l-Esma (284) İbn Bişran Emali (1628) Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr (22/323) İbn Abdilhakem Futuhu Mısr (s.136, 342) İbn Yunus Tarih (1/407) el-Elbani es-Sahiha (1519)

[2] Muslim'in şartına göre sahih. Vahidî el-Vesit (4) Vahidî’nin isnadı; Leys b. Ebi Suleym – el-Hasen – Said b. Cubeyr – İbn Abbas radiyallahu anhuma şeklindedir.

* Abdula’lâ b. Amir es-Sa’lebi – Said b. Cubeyr – İbn Abbas radiyallahu anhuma yoluyla: “Kim Kur’an’ı şahsi görüşüyle tefsir ederse…” lafzıyla: Taberî Tefsir (1/72) Tirmizî (2950) Ahmed (1/233, 269, 323) Nesâî Sunenu'l-Kubrâ (8085) Bezzar (11/61, 288) Taberânî (12/35) Ebû Ya'lâ (4/228) Mustagfiri Fadailu’l-Kur’ân (306) Tahavî Şerhu Muşkili'l-Âsâr (392) İbn Hazm el-İhkam (6/210) İbn Hazm el-Muhalla (3/202) Beyhakî Şuab (2/423) İb Asakir Tarih (51/94) İbn Hacer el-Ucab Fi Beyani’l-Esbab (s.51) el-Iraki Tahricu’l-İhya (1/61)

* Atâ – İbn Abbas radiyallahu anhuma yoluyla “Kim Kur’ân’ı re’yi ile tefsir ederse…” lafzıyla: İbn Hibbân es-Sikat (8/368)

* Yine bu lafızla Leys b. Ebi Suleym – Bekr b. Şihab – Said b. Cubeyr - İbn Abbas radiyallahu anhuma yoluyla: Taberî Tefsir (17/2)

[3] Muslim'in şartına göre sahih. İbn Huzeyme (627) Tahavi Şerhu Meani’l-Asar (1/254) Darekutni (1/344) Hâkim (1/348) İbnu’l-Munzir el-Evsat (1430) Beyhaki (2/100) Hazimî el-İtibar (s.77) el-Elbani İrvau’l-Galil (2/77) Buhârî muallak olarak zikretmiştir. Bu isnadda Esbag b. el-Ferac Buhârî ricalindendir. Ona; Muhriz b. Seleme ve Abdullah b. Vehb mutabaat etmişlerdir

[4] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Tirmizî (587) Ahmed (1/275, 306) Nesâî Sunenu'l-Kubrâ (529, 1124) İbn Huzeyme (485, 871) İbn Hibbân (6/67) Hâkim (1/362, 387) Ziyau’l-Makdisi el-Muhtare (11/298) Begavi Şerhu’s-Sunne (737) Taberânî (11/223) Beyhakî (2/14)

[5] Zayıf. Ebu Bekr el-Enbari İzahu’l-Vakf ve’l-İbtida (6) Hatib Tarih (3/306) Ömer b. Şebbe Tarihu’l-Medine (2/711, 3/1010) Ebu Cafer Muhammed b. Sa’dan en-Nahvi el-Vakf ve’l-İbtida (s.69) İbn Abdilber et-Temhid (8/278) Makrizi İmtau’l-Esma (4/265) isnadında Abdullah b. Abdirrahman b. Ka’b meçhuldür.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)