Bâtıl tek ölçüde olmadığı gibi, hatâ da tek ölçüde değildir. Yine hak da tek ölçüde değildir. Bilakis dereceler ve farklar söz konusudur.
Özellikle Eşarilik mezhebi te’vil ve Allah Teâlâ’nın
sıfatları konusunda sahabe ve tabiinin anlayışıyla uyuşmaz. Bununla beraber
Eşarilik, Mu’tezile’den daha ehvendir. Hatta ilk Eşariler, sonraki Eşarilerden
daha ehvendirler. El-Cuveynî, el-Gazali gibi fakih Eşarilerin mezhebi, er-Razi,
el-Bacurî gibi felsefeci Eşarilerin mezhebinden daha ehvendir. Aralarında
farklar bulunsa da hepsi de hata üzerindedir.
Belli bir fırkaya bir veya iki görüşünde muvafakat eden
herkes o fırkanın mensuplarından sayılmaz! Böyle saymak ancak cahil ve sapık
bid’atçilerin metodudur.
Mesela el-Hasen el-Basrî rahimehullah rüşvet alan kadıyı
tekfir konusunda Haricilere muvafık idi. Fakat kimse onu Hariciliğe nispet
etmemiştir. Bilakis o Ehl-i Sünnet’in önde gelen imamlarındandır!
Buradan hareketle zamanımızın Haddadilerinden Muhammed b.
Şemsuddin ve ona muvafakat eden ed-Dımeşkî gibiler genç yaşları, bozuk
hülyaları ile sapık Ruveybidadan sayılırlar. Zira en-Nevevi ve İbn Hacer’i bazı
sıfatları te’vil konusunda Eşarilere uyum göstermelerinden ötürü bidatçi
sayıyor veya tekfir ediyorlar! Halbuki bu durum onların Eşari fırkasından
olduklarını göstermez. Bilakis zatın tevili meselesinde hata etmişlerdir.
Nitekim Eşarilik mezhebi yalnız sıfatların tevili ile sınırlı değildir. Bilakis
Eşarilerin akidenin birçok konusunda bid’at olan görüşleri vardır. Haberi
vahidleri hüccet saymamak, vaciplerin ilki meselesi, imanın tesmiyesi, aklın
nakle öncelenmesi, kader mefhumu, hüsun kubuh meselesi gibi konularda Nevevi ve
İbn Hacer, Eşarilere muvafakat etmemişlerdir! Eşarilerin ve Maturidilerin
görüşlerini benimsememişlerdir!
Mesela vaciplerin ilki meselesinde Nevevi rahimehullah,
Eşarilerin söylediği gibi ilk vacibin nazar (düşünme ve araştırma) olduğunu
söylememiş, ilk vacibin La ilahe illallah sözü olduğunu açıkça ifade etmiştir!
Eşarilerin bir fırka olarak temayüz ettikleri en önemli
mesele olan İman konusunda Nevevi, imanın söz ve amel olduğunu, artıp
eksildiğini, amelin imanın müsemmasına dahil olduğunu söylemiştir. Şöyle
demiştir: “Daha önce imanın kemalinin amellerle, tamamlanmasının ise taatlerle
olduğunu açıklamıştık. Taatlere devam etmek ve bu şubeleri eklemek tasdikin
kapsamındadır ve onun delilleridir…” (Şerhu Sahihi Muslim 4/2)
Yine ahad hadislerin hüccet olduğunu ifade etmiştir. Halbuki
ahad hadisleri hüccet kabul etmemek Eşariliğin rükünlerinden bir diğeridir!
Şatıbî rahimehullah, el-İ’tisam’da, bir fırkanın mensubu
olmanın, o fırkanın takipçilerinin üzerinde birleştikleri esasları benimsemekle,
sonra da kendisini o fırkaya nispet etmekle söz konusu olacağını, o fırkanın
küllî esaslarına muvafakat etmedikçe o fırkanın müsemmasına girmenin söz konusu
olmayacağını açıklamıştır. Fırkalardan birinin temel esaslarından birine muvafakat
etti diye kişi o fırkadan olmaz. Nitekim İbn Teymiyye, ameli imanın müsemmasına
dahil etmeyen Hanefileri, “Mürcie ve Cehmiyye’ye bulaşan şüphe ona da
bulaşmıştır” diye niteler. Şüphe girmiş olması ise kişiyi o fırkanın
mensuplarından kılmaz.
Ama Hadddadî köpeklerinin yaydıkları şeyler, sünnet imamlarını,
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hadisinin muhafızlarını oryantalistlerden
de önce çirkin göstermektedir. Sonra meşhur günahkar ruveybida zuhur etmiştir!
Bunların başında da sapık ve saptırıcı olan el-Halifî gelmektedir! Bunların yaşları
genç, hülyaları bozuktur. Fikir ve felsefe yığınlarını yüklenmişlerdir ve hadisin
sancağını yüklenip yükselten, ümmetin yüceltmek ve saygı göstermek konusunda
söz birliği ettikleri imamlara karşı bu bozuk fikirleriyle hükmetmeye
kalkıyorlar! Hatası olmayan tek bir âlim gösterebilirler mi?
Havlayan köpekler, İslam’ın ve müslümanların öne geçirdiği
en-Nevevi ve İbn Hacer gibi büyük alimlere karşı tekfirle cüret ediyorlar!
Allah onlara lanet etsin!
Haddadiler, bütün Eşarileri tek kalemde tekfir eden,
kendilerine muhalefet edenleri Cehmilikle itham eden, günümümüzün türedi
Haricileridir!
Hakikatte Eşariler üç kısımdır:
1. kısım: Er-Razi gibi kelamcı Eşarilerin görüşlerinin küfür
olduğunda şüphe yoktur. Onlardan bu görüşler üzere ölenler İslam’dan başka bir
din üzere ölmüş olurlar. Bununla beraber er-Razi’nin tevbe ettiği nakledilir.
2. kısım: el-Cuveyni, el-Gazali gibi fakih Eşarilerin
görüşleri bid’at olarak nitelenir ve onlar bazı metotlarında kelamcıların
yolunu izlediklerinden bid’atçi sayılırlar. Lakin tekfir edilmezler.
3. kısım: Kendilerine bazı sıfatlar konusunda Eşarilerin
şüphesi girmiş olan en-Nevevi, İbn Hacer gibiler düşüncede hata etmişlerdir,
lakin bidatçilikle nitelenmezler ve tekfir edilmezler.
El-Halifi gibi günümüzün sapık Haddadileri ise Eşarileri
tekfir etmeyi zorunlu gösteriyorlar! Bu sapığa “şeyh” diyerek kuyruğuna tutunan
cahil gençler ise – ki bunların başında Muhammed Şemsuddin aleyhilla’ne gelir –
Müslümanların bütün sorunlarını, kafir yöneticileri, dinin ahkamının
aşağılanmasını bir kenara bırakmışlar, bütün dertleri Nevevi ve İbn Hacer’i
tekfir etmek olmuştur!