1- İstiğfar İbadetlerin En Faziletlisi ve Kullara En Faydalısıdır
Allah Azze ve Celle bir çok ayette istiğfarı (bağışlanma
dilemeyi) emretmiştir. Şöyle buyurmuştur:
وَاسْتَغْفِرُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ
رَحِيم
“Allah’tan bağışlanma dileyin. Muhakkak ki Allah Gafûrdur
(çok bağışlayıcıdır) ve Rahîm (pek merhametli)’dir.” (Muzzemmil 20)
وَاسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوا
إِلَيْهِ
“Rabbinizden bağışlanma dileyin sonra O’na tevbe edin.”
(Hud 90)
Allah Azze ve Celle, nebisi sallallahu aleyhi ve sellem’e
bağışlanma dilemesini emretmiştir ki bu aynı zamanda ümmetine de emirdir. Şöyle
buyurmuştur:
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ
إِنَّهُ كَانَ تَوَّاباً
“Hemen rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan bağışlanma dile. Çünkü O,
tevbeleri çok kabul edendir.” (Nasr 3)
2- Günahların Bağışlanması
İstiğfar (bağışlanma
dilemek) tevbe manasında olsa da, eğer tevbenin şartları yerine gelmişse
istiğfarın günahlara keffaret olması umulur. Allah Subhanehu şöyle buyurmuştur:
وَمَنْ يَعْمَل سُوءًا أَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُ
ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللَّهَ يَجِدِ اللَّهَ غَفُورًا رَحِيمًا
“Her kim bir kötülük işler veya nefsine
zulmeder de sonra Allah’tan bağışlanma dilerse Allah’ı Ğafur ve Rahim bulur.” (Nisa 110)
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
مَنْ قَالَ أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ الَّذِي
لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْحَيَّ الْقَيُّومَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ غُفِرَ لَهُ وَإِنْ
كَانَ قَدْ فَرَّ مِنَ الزَّحْفِ
“Kendisinden başka ibadete layık hak ilah olmayan Allah’tan
bağışlanma dilerim. O el-Hayy ve el-Kayyum’dur. O’na tevbe ederim” diyen kimse,
savaştan kaçmış olsa dahi bağışlanır.”[1]
Şöyle denilmiştir: “Israr edilmesi halinde küçük günah
yoktur, istiğfar edilmesi halinde büyük günah yoktur.” Kastedilen, burada
istiğfarın (bağışlanma dilemenin) tevbe manasında olmasıdır.[2]
Zira Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً أَوْ
ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللَّهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ وَمَنْ يَغْفِرُ
الذُّنُوبَ إِلَّا اللَّهُ وَلَمْ يُصِرُّوا عَلَى مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ* أُولَئِكَ
جَزَاؤُهُمْ مَغْفِرَةٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَجَنَّاتٌ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ
خَالِدِينَ فِيهَا وَنِعْمَ أَجْرُ الْعَامِلِينَ
“Onlar, çirkin bir iş yaptıklarında veya nefislerine
zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp günahları için bağışlanma dilerler.
Günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir? Ayrıca onlar yaptıklarında bile
bile ısrar etmezler. İşte onlar var ya, onların mükâfatı Rablerinden bağışlanma
ve içinde kalıcı oldukları altından nehirler akan Cennetlerdir; amel işleyenlerin
mükâfatı ne güzeldir!” (Al-i İmran 135-136)
وَاسْتَغْفِرِ اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ
غَفُورًا رَحِيمًا
“Allah’tan bağışlanma dileyin. Muhakkak ki Allah
Gafurdur, Rahîmdir.” (Nisa 106)
Eğer istiğfar (bağışlanma dilemek), tevbe tahakkuk etmeksizin
Allah’a muhtaçlık ve inkisar vechiyle olursa, fakihler bu konuda ihtilaf
etmişlerdir.
Şafiiler dediler ki: “Muhakkak ki bu büyük günahlara değil
de küçük günahlara keffaret olur.”
Malikîler ve Hanbeliler dediler ki: “Büyük ya da küçük fark
etmeksizin günahların bağışlanmasına sebep olur.” Bu husus bazı Hanefi
kitaplarında da açıkça ifade edilmektedir.[3]
Zira Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
الاِسْتِغْفَارُ مِمْحَاةٌ لِلذُّنُوبِ
“İstiğfar (bağışlanma dilemek) günahları silicidir.”[4]
3- Güzel Rızıklar
Allah bu ümmete istiğfarı ve tevbeyi emretmiş, onlara güzel
nimetler, geçim bolluğu, malların artması, aile ve çocukların ıslahı ve onların
itaatkâr kılınmalarını vaad etmiş, muhalefet edip isyan etmeleri halinde onları
dünya ve ahiretin büyük azabı ile tehdit etmiştir. Allah Azze ve Celle şöyle
buyurmuştur:
وَأَنِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوا
إِلَيْهِ يُمَتِّعْكُمْ مَتَاعًا حَسَنًا إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى وَيُؤْتِ كُلَّ ذِي
فَضْلٍ فَضْلَهُ وَإِنْ تَوَلَّوْا فَإِنِّي أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ كَبِيرٍ
“Bir de rabbinizden mağfiret (bağışlanma) dileyin; sonra
O’na tevbe edin. O da sizi,
adı konulmuş bir vakte kadar güzel bir meta ile faydalandırsın ve her fazilet
sahibine kendi lütfunu versin. Eğer yüz çevirirseniz muhakkak ben sizin için
büyük bir günün azabından korkarım.” (Hud 3)
4- Bereketli Yağmurun İnmesi ve Kuvvetin Artması
Günahlardan ayrılmakla beraber bağışlanma dilemek, bolluk ve
berekete, rızkın artmasına, izzet ve kuvvetin artmasına bir sebeptir. Allah Teâlâ
şöyle buyurmuştur:
وَيَا قَوْمِ اسْتَغْفِرُواْ رَبَّكُمْ ثُمَّ
تُوبُواْ إِلَيْهِ يُرْسِلِ السَّمَاء عَلَيْكُم مِّدْرَارًا وَيَزِدْكُمْ قُوَّةً
إِلَى قُوَّتِكُمْ وَلاَ تَتَوَلَّوْاْ مُجْرِمِينَ
“Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tevbe edin ki,
üzerinize gökten bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Suçlu olarak
yüz çevirmeyin.” (Hud 52)
5- Duaların Kabul Görmesi
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
وَإِلَى ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَالِحًا قَالَ
يَا قَوْمِ اعْبُدُواْ اللّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ هُوَ أَنشَأَكُم مِّنَ
الأَرْضِ وَاسْتَعْمَرَكُمْ فِيهَا فَاسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ إِنَّ
رَبِّي قَرِيبٌ مُّجِيبٌ
“Semud’a da kardeşleri Salih’i (gönderdik).
Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet edin, sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. O,
sizi yerden yaratıp sizi orada bir ömür boyu yaşattı. O halde O’ndan bağışlanma
dileyin. Sonra O’na tevbe edin. Şüphesiz ki rabbim yakındır, kabul edendir.” (Hud 61)
6- Merhamet ve Sevgi
Şuayb aleyhi's-selâm kavmini şirk ve ilhad ile beraber en
kötü ahlaklar üzerinde görmüş, onlara bu sapıklıkları terk etmeleri için çokça
nasihat etmiş, rablerinin pek merhametli ve kullarını seven olduğunu, salih
kullarından razı olduğunu, niyetlerini ihlasa kavuşturup O’na tevbe etmeleri
halinde geçmiş kötülüklerini örtecek olduğunu müjdelemiştir:
وَاسْتَغْفِرُواْ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُواْ
إِلَيْهِ إِنَّ رَبِّي رَحِيمٌ وَدُودٌ
“Rabbinizden bağışlanma dileyin ve sonra O’na tevbe edin. Gerçekten benim
rabbim Rahîm’dir, Vedûd’dur.” (Hud 90)
7- İstiğfar, Allah’a Davet
Edenlerin Azığıdır
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
َاصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ وَاسْتَغْفِرْ
لِذَنبِكَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ بِالْعَشِيِّ وَالْإِبْكَارِ
“Şimdi sen sabret.
Çünkü Allah'ın vâadi gerçektir. Günahın için bağışlanma dile. Akşam sabah
rabbini hamd ile tesbîh et.”
(Mu’min/Gafir 55)
8- İstiğfar Nimetleri Çeker, Belaları
Def Eder
Allah’tan bağışlanma
dilemek, bereketli yağmurların inmesine, mallarla, oğullarla, bitkilerle,
ağaçlarla, suların artmasıyla yardımın gelmesine bir sebeptir. Allah Teâlâ,
nebisi Nuh aleyhi's-selâm’ın dili üzerinden şöyle buyurmuştur:
ثُمَّ إِنِّي أَعْلَنْتُ لَهُمْ وَأَسْرَرْتُ
لَهُمْ إِسْرَارًا * فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ إِنَّهُ كَانَ غَفَّارًا * يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ
مِدْرَارًا * وَيُمْدِدْكُمْ بِأَمْوَالٍ وَبَنِينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ
لَكُمْ أَنْهَارًا
“Arkasından:
’Rabbinizden bağışlanma dileyin; çünkü O, gerçekten çok bağışlayandır’ dedim. “Böylece,
göğü üzerinize peşpeşe indirir. Mallarla, oğullarla size yardım eder, size
bahçeler verir ve sizin için nehirler var eder.” (Nuh 10-12)
Nuh aleyhi's-selâm
kavminin duydularını harekete geçirmek, kalplerinde imanı yenilemek, onlara
isabet eden kıtlığın ve kuraklığın gitmesi, zürriyetten mahrumiyetin kalkması
için onlara istiğfarı emretmiştir. Zira güzel yaşamın öncelikli yolu kalplerin
imandan kuraklığının giderilmesi, gönülün korku, tefekkür ve ibret alma ile
diriltilmesidir. Muhakkak ki kalplerin ve akılların kuraklığı, tarlaların kuraklığından
daha zararlıdır. Hatta kuraklığın asıl sebebi budur.
Bu ayetler aynı
şekilde günahlardan bağışlanma dilemenin; bereketli yağmurların inmesine,
mallarla, oğullarla, bitkilerle, ağaçlarla, suların bolluğuyla yardımın
gelmesine bir sebep olduğunu açıklıyor. Bu da günahların bir ümmette
yaygınlaşması halinde belalara, helake, kıtlığa, kuraklığa sebep olduğunu göstermektedir.
Bu yüzden Allah, insanlara nebileri vasıtasıyla geçmiş topluluklardan ibret
almalarını ve günahları terk etmelerini, kendilerinin muhtaç oldukları; “Allah’ın
bağışlamasını” talep etmelerini emrediyor. Ta ki O’nun rahmetine kavuşsunlar ve
gazabından uzaklaşsınlar.
9- Cezalandırılmaya ve Musibetlerin
İnmesine Mani Olur
İstiğfar, belaların ve
musibetlerin önünde engel olur, kişiye gelecek olan kıtlık, tufan, açlık, öldürücü
vebalar gibi ilahî cezaları kaldırır, ferdin ve toplumun güvenliğini sağlar.
Ebu Musa radıyallahu
anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
أَنْزَلَ اللَّهُ عَلَىَّ أَمَانَيْنِ لأُمَّتِى
{وَمَا كَانَ اللّهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَأَنتَ فِيهِمْ وَمَا كَانَ اللّهُ مُعَذِّبَهُمْ
وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ}
إِذَا مَضَيْتُ تَرَكْتُ فِيهِمْ الاِسْتِغْفَارَ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ
“Allah ümmetime güvence olarak şu ayeti
indirmiştir: “Hâlbuki sen aralarındayken Allah onlara azap edecek değildir ve onlar
bağışlanma dilemekte iken de Allah onlara azap edecek değildir.” (Enfal 33) Ben ayrılsam da kıyamet gününe
kadar aralarında istiğfarı (bağışlanma dilemeyi) bıraktım.”[5]
10- İstiğfar Tedavi Edici Bir İlaçtır
İstiğfar, zor durumda kalanın sığınağı, Allah’ın rızasına
ulaşmanın bir kapısı ve O’nun gazabından korunmanın esasıdır. Bu, kulun Allah
ile karşılaşacağı günde amel defterini istigfar ile dolu bulduğunda sevinmesinin
bir sebebidir.
Abdullah b. ez-Zubeyr radiyallahu anhuma’dan: “Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
مَنْ
أَحَبَّ أَنْ تَسُرَّهُ صَحِيفَتُهُ فَلْيُكْثِرْ فِيهَا مِنَ الِاسْتِغْفَارِ
“Amel
defterinin kendisini sevindirmesini isteyen istiğfarı (bağışlanma dilemeyi)
çoğaltsın.”[6]
İstiğfarı çoğaltan kişi temiz, arınmış, sevinçli,
sorgulancağı bir günahı olmaksızın mutlu bir şekilde diriltilir, amel defterini
sağıyla alır ve onu istiğfar ile dolu bularak sevinci artar.
11- Sorunlar Aciz Bıraktığında İstiğfara Kaçılır
İbnu’l-Kayyım rahimehullah şöyle demiştir: “Şeyhulislam İbn
Teymiyye rahimehullah’ı meseleler aciz bıraktığı ve zorlandığı zaman her şeyi
bıraktığına, Allah’a tevbe ve istiğfara yöneldiğine, Allah’tan yardım
istediğine ve O’na sığındığına, doğrunun O’nun katından indirilmesini, rahmet
hazinelerinin açılmasını istediğine şahitlik ederim. Bunu yaptıktan sonra fazla
geçmeden ilahî yardım peşpeşe gelir, ilahî açılımlar yanında olurdu.
Hangisinden dilerse oradan girerdi.”[7]
12- Gönüllerin Genişlemesine Sebeptir,
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
إِنَّهُ لَيُغَانُ عَلَى قَلْبِى حَتَّى أَسْتَغْفِرَ
اللَّهَ مِائَةَ مَرَّةٍ
“Muhakkak ki kalbime bir perde geir de Allah’tan yüz defa
bağışlanma dilerim.”[8]
13- Güzel Ahlâk ve İnsanlara Karşı Nezaket Sebebidir
Huzeyfe radıyallahu anh’den:
كَانَ فِى لِسَانِى ذَرَبٌ عَلَى أَهْلِى
لَمْ أَعْدُهُ إِلَى غَيْرِهِ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِلنَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ
أَيْنَ أَنْتَ مِنَ الاِسْتِغْفَارِ يَا حُذَيْفَةُ إِنِّى لأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ كُلَّ
يَوْمٍ مِائَةَ مَرَّةٍ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ
“Benim dilimde aileme karşı bir kırıcılık vardı ve
başkalarına karşı böyle değildim. Bunu Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e
anlattım. Buyurdu ki:
“İstiğfar (bağışlanma dilemek) ne güne duruyor ey
Huzeyfe! Muhakkak ki ben Allah’a her gün yüz defa istiğfar ediyorum ve O’na
tevbe ediyorum.”[9]
14- Günahların Bağışlanmasına ve Kötülüklerin Örtülmesine Sebeptir
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُواْ فَاحِشَةً أَوْ
ظَلَمُواْ أَنْفُسَهُمْ ذَكَرُواْ اللّهَ فَاسْتَغْفَرُواْ لِذُنُوبِهِمْ وَمَن يَغْفِرُ
الذُّنُوبَ إِلاَّ اللّهُ وَلَمْ يُصِرُّواْ عَلَى مَا فَعَلُواْ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
“Onlar, çirkin bir iş yaptıklarında veya nefislerine
zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp günahları için bağışlanma dilerler.
Günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir? Ayrıca onlar yaptıklarında bile
bile ısrar etmezler.” (Al-i İmran 135)
وَمَن يَعْمَلْ سُوءًا أَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُ
ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللّهَ يَجِدِ اللّهَ غَفُورًا رَّحِيمًا
“Her kim bir kötülük işler veya nefsine zulmeder de sonra Allah’tan
bağışlanma dilerse Allah’ı Ğafur ve Rahim bulur.” (Nisa
110)
Kudsî hadiste Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
يَا عِبَادِى إِنَّكُمْ تُخْطِئُونَ بِاللَّيْلِ
وَالنَّهَارِ وَأَنَا أَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا فَاسْتَغْفِرُونِى أَغْفِرْ لَكُمْ
“Ey kullarım! Muhakkak ki sizler gece gündüz günah
işliyorsunuz, ben de bütün günahları bağışlıyorum. Benden bağışlanma dileyin ki
sizi bağışlayayım.”[10]
Ebu Zer radıyallahu anh’den: Nebî sallallahu aleyhi ve
sellem rabbi Azze ve Celle’den rivayetle şöyle buyurduğunu söyledi:
يَا ابْنَ آدَمَ إِنَّكَ مَا دَعَوْتَنِى
وَرَجَوْتَنِى فَإِنِّى سَأَغْفِرُ لَكَ عَلَى مَا كَانَ فِيكَ وَلَوْ لَقِيتَنِى بِقُرَابِ
الأَرْضِ خَطَايَا لَلَقِيتُكَ بِقُرَابِهَا مَغْفِرَةً وَلَو عَمِلْتَ مِنَ الْخَطَايَا
حَتَّى تَبْلُغَ عَنَانَ السَّمَاءِ مَا لَمْ تُشْرِكْ بِى شَيْئاً ثُمَّ اسْتَغْفَرْتَنِى
لَغَفَرْتُ لَكَ ثُمَّ لاَ أُبَالِى
“Ey Ademoğlu! Muhakkak ki sen bana dua ettin, benden
umdun. Muhakkak ki ben de sende olanları bağışlıyorum. Şayet yeryüzü dolusunca
günahla huzuruma gelsen ben de seni o kadar bağışlama ile karşılarım. Bana bir
şeyi şirk koşmadığın takdirde, göğün bulutlarına varıncaya kadar günah işlemiş
olsan, sonra benden bağışlanma dilesen hiç umursamadan seni bağışlarım.”[11]
Ali b. Ebi Talib radiyallahu anh’den: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdu:
أَلَا
أُعَلِّمُكَ كَلِمَاتٍ تَقُولُهَا لَوْ كَانَتْ عَلَيْكَ مِنَ الذُّنُوبِ كَذَرِّ النَّمْلِ
لَغَفَرَهَا اللَّهُ لَكَ مَعَ أَنَّهُ مَغْفُورٌ لَكَ تَقُولُ اللَّهُمَّ عَمِلْتُ
سُوءًا وَظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا
أَنْتَ
“Söylediğin
zaman günahların karınca sürüsü kadar olsa dahi Allah’ın seni bağışlayacağı
sözleri sana öğreteyim mi? Şöyle söyle: “Allah’ım! Kötülük işledim ve nefsime
zulmettim. Beni bağışla. Zira günahları senden başka bağışlayacak yoktur.”[12]
15- İstiğfar Gönülden Kibir Duygusunu Giderir
Kişinin kendisini beğenmesi ve amelleriyle gururlanması
kusurluluk hissi meydana getirir. Bu kusurluluk hissini müslüman, Allah için
daha fazla amel etmekle savar ve mizanında ağır gelecek iyilikleri artar.
Yine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in bize öğrettiği
gibi, her namazın ardından istiğfar edilmesinin hikmeti düşünüldüğü zaman, müslümanın
namazı ve ibadeti sebebiyle ucuba kapılmaması gerektiği anlaşılır. Nitekim bazı
bedeviler müslüman olmalarını Allah’a ve rasulüne karşı başa kakıyorlardı.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
يَمُنُّونَ عَلَيْكَ أَنْ أَسْلَمُواْ قُل
لاَّ تَمُنُّواْ عَلَىَّ إِسْلَامَكُمْ بَلِ اللَّهُ يَمُنُّ عَلَيْكُمْ أَنْ هَداكُمْ
لِلإِيمَانِ إِنُ كُنتُمْ صَادِقِينَ
“Müslüman oldular diye sana minnet etmektedirler. De ki: “Müslümanlığınızı
bana karşı minnet etmeyin. Tam tersine sizi imana yönelttiği için Allah size
minnet etmektedir. Eğer doğru sözlüler iseniz.” (Hucurat 17)
Muhakkak ki başından sonuna kadar kullar için istiğfar
zorunluluktur. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
يَا أَيُّهَا النَّاسُ تُوبُوا إِلَى رَبِّكُمْ
فَإِنِّى أَتُوبُ إِلَيْهِ فِى الْيَوْمِ مِائَةَ مَرَّةٍ
“Ey insanlar! Rabbinize tevbe edin. Muhakkak ki ben her
gün O’na yüz defa tevbe ediyorum.”[13]
Bir rivayette şu şekildedir:
وَاللَّهِ
إِنِّى لأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ
فِى الْيَوْمِ أَكْثَرَ مِنْ سَبْعِينَ مَرَّةً
“Vallahi ben Allah’a günde yetmiş defadan fazla istiğfar
ediyor ve O’na tevbe ediyorum.”[14]
Bir rivayette de şu şekildedir:
اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِى خَطِيئَتِى وَجَهْلِى
وَإِسْرَافِى فِى أَمْرِى،وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّى،اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِى
هَزْلِى وَجِدِّى وَخَطَاىَ وَعَمْدِى،وَكُلُّ ذَلِكَ عِنْدِى
“Allah’ım! Benim günahımı, bilgisizliğimi, işimdeki
aşırılığımı ve benden iyi bildiğin kusurlarımı bağışla. Allah’ım! Şakayla,
ciddi olarak, hata ile ve kasten işlediklerimi de bağışla. Bütün bunlar bende
vardır.”[15]
16- İnsanlardan Belaların Kaldırılması
Allah Teâlâ nebisi Yunus aleyhi's-selâm hakkında şöyle
buyurmuştur:
فَلَوْلاَ أَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبّحِينَ
لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِ إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ
“Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar
diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.” (Saffat 143-144)
17-
İstiğfar Kalplerin Temizlenmesine Bir Sebeptir
Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
إِنَّ الْمُؤْمِنَ إِذَا أَذْنَبَ كَانَتْ
نُكْتَةٌ سَوْدَاءُ فِى قَلْبِهِ فَإِنْ تَابَ وَنَزَعَ وَاسْتَغْفَرَ صُقِلَ قَلْبُهُ
وَإِنْ زَادَ زَادَتْ حَتَّى يَعْلُوَ قَلْبَهُ ذَاكَ الرَّيْنُ الَّذِى ذَكَرَ اللَّهُ
عَزَّ وَجَلَّ فِى الْقُرْآنِ {كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَى قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا يَكْسِبُونَ}
“Muhakkak ki mü’min bir günah işlediği zaman kalbinde
siyah bir nokta oluşur. Eğer tevbe ederse kalkar. İstiğfar kalbini parlatır. Eğer
günahı artırırsa siyahlık kalbini kaplayıncaya kadar artar. İşte bu Allah Azze
ve Celle’nin Kur’ân’da zikrettiği reyn (pas)tır: “Hayır;
kazandıkları, kalpleri üzerinde pas tutturmuştur.”
(Mutaffifin 14)”[16]
18- Hüzün, Gam ve Kederin Gitmesi
İstiğfar ile günahlar iyiliklere dönüşür, rahmet iner,
afetler kalkar, semaların kapıları açılır, sıkıntılar giderilir, kalpler
temizlenir, kalpler Allamu’l-Guyub’a bağlanır, kederler kalkar, tasalar gider,
mallarda bereket kazanılır, ümitler gerçekleşir, rızıklar ve nimetler artar. Öyle
ki İbn Abbas radıyallahu anhuma’nın rivayet ettiği hadiste geçtiği gibi, bağışlanma
dileyen kişi bunların kaynağını, nereden nasıl geldiğini bilemez.
İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan: Nebî sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdu:
مَنْ أَكْثَرَ الِاسْتِغْفَارَ جَعَلَ اللَّهُ
لَهُ مِنْ كُلِّ هَمٍّ فَرَجًا وَمِنْ كُلِّ ضِيقٍ مَخْرَجًا وَرَزَقَهُ مِنْ حَيْثُ
لَا يَحْتَسِبُ
“Kim istiğfarı (bağışlanma dilemeyi) çoğaltırsa Allah ona
her hüzünden bir kurtuluş ve her sıkıntıdan bir çıkış kılar ve onu ummadığı
yerden rızıklandırır.”[17]
19- İstiğfar, Allah’ın el-Gaffar Sıfatının İkrarıdır
Ebû Hureyre radıyallahu
anh’den: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:
إِنَّ عَبْدًا أَصَابَ ذَنْبًا -وَرُبَّمَا
قَالَ أَذْنَبَ ذَنْبًا -فَقَالَ رَبِّ أَذْنَبْتُ - وَرُبَّمَا قَالَ أَصَبْتُ -
فَاغْفِرْ لِي فَقَالَ رَبُّهُ أَعَلِمَ عَبْدِي أَنَّ لَهُ رَبًّا يَغْفِرُ
الذَّنْبَ وَيَأْخُذُ بِهِ؟ غَفَرْتُ لِعَبْدِي ثُمَّ مَكَثَ مَا شَاءَ اللَّهُ
ثُمَّ أَصَابَ ذَنْبًا أَوْ أَذْنَبَ ذَنْبًا فَقَالَ رَبِّ أَذْنَبْتُ -أَوْ
أَصَبْتُ - آخَرَ فَاغْفِرْهُ؟ فَقَالَ أَعَلِمَ عَبْدِي أَنَّ لَهُ رَبًّا
يَغْفِرُ الذَّنْبَ وَيَأْخُذُ بِهِ؟ غَفَرْتُ لِعَبْدِي ثُمَّ مَكَثَ مَا شَاءَ
اللَّهُ ثُمَّ أَذْنَبَ ذَنْبًا وَرُبَّمَا قَالَ أَصَابَ ذَنْبًا قَالَ قَالَ
رَبِّ أَصَبْتُ - أَوْ قَالَ أَذْنَبْتُ - آخَرَ فَاغْفِرْهُ لِي فَقَالَ أَعَلِمَ
عَبْدِي أَنَّ لَهُ رَبًّا يَغْفِرُ الذَّنْبَ وَيَأْخُذُ بِهِ؟ غَفَرْتُ
لِعَبْدِي ثَلاَثًا فَلْيَعْمَلْ مَا شَاءَ
“Bir kula (bilmeden)
bir günah isabet edip veyahut bir günah işleyip de: “Ya Rabbi! Ben bir günah
işledim. Yahut bilmeyerek ben bir günaha duçar oldum, kusuruma af ve mağfiret
et.” diye (günahını itiraf ve) niyaz ederse, o kulun Rabbi: “Demek ki kulum,
(dilediği zaman) günahını affedecek ve (dilediği zaman da) cezalandıracak bir
Rabbi olduğunu bildi. Öyleyse Ben de kulumu mağfiret ettim” diye buyurur. Sonra bu kul Allah’ın dilediği zamana kadar (günah işlemeden) yaşar. Sonra
bir günaha daha duçar olur veya bir günah daha işler ve: “Ya Rabbi! Ben
(bilerek) bir günah daha işledim veya (bilmeyerek) bir günaha duçar oldum. Kusurumu
af ve mağfiret et” diye niyaz ederse, o kulun Rabbi: “Demek ki kulum,
kendisinin günahını bağışlayacak veya kendisini cezalandıracak bir Rabbi
bulunduğunu gereği gibi bildi, öyleyse Ben de bu kulumu mağfiret ettim.” diye
buyurur. Sonra bu kul Allah’ın dilediği zamana kadar (günahsız) yaşar. Sonra
(yine) bir günaha duçar olup veya bir günah işlese ve: “Ya Rabbi! Ben bir günah
işledim veya bir günaha duçar oldum, kusurumu bağışla” diye Allahu Teâlâ’ya yalvarsa,
o kulun Rabbi: “Demek ki, kulum günahını affedecek veya (kendisini)
cezalandıracak bir Rabbi olduğunu bildi. Ben de kendisini üç defa bağışladım.
Artık (kul günah işlediğinde tevbe etmesini bilen) bu kulum istediği işi
yapsın” diye buyurdu.”[18]
20-
İstiğfar Kulun, Rabbini İkrarıdır
Şeddad b. Evs radiyallahu anh’den: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:
سَيِّدُ الِاسْتِغْفَارِ أَنْ تَقُولَ اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي
لاَ إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ
مَا اسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ
وَأَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا
أَنْتَ قَالَ وَمَنْ قَالَهَا مِنَ النَّهَارِ مُوقِنًا بِهَا فَمَاتَ مِنْ يَوْمِهِ
قَبْلَ أَنْ يُمْسِيَ فَهُوَ مِنْ أَهْلِ الجَنَّةِ وَمَنْ قَالَهَا مِنَ اللَّيْلِ
وَهُوَ مُوقِنٌ بِهَا فَمَاتَ قَبْلَ أَنْ يُصْبِحَ فَهُوَ مِنْ أَهْلِ الجَنَّةِ
“Seyyidu’l-istiğfar (bağışlanma dilemenin efendisi) şöyle demendir: “Allah’ım!
Sen rabbimsin. Senden başka ibadete layık hak ilah yoktur. Beni yarattın ve ben
senin kulunum. Gücüm yettiğince senin ahdin ve vaadin üzereyim. Yaptığımın
şerrinden sana sığınırım. Bana verdiğin nimetleri minnetle anarım.
Günâhımı itirâf ederim. Beni bağışla! Zira günahları senden başka bağışlayacak
yoktur.” Kim bunu gündüz kesin inançla söylerse ve akşama ermeden o gün ölürse
Cennet’liklerden olur. Kim kesin bir inançla geceleyin söyler de sabah olmadan
ölürse Cennet’liklerden olur.”[19]
[1]
Sahih. Ebû Dâvûd (1517) İbn Ebî Şeybe
(10/300 no: 10063)
[2]
Mirkatu’l-Mefatih (3/66, 77) İbn Abidin (5/352) Tahavi Ala Meraki’l-Felah
(1/172) Futuhatu’r-Rabbaniye (7/282) Medaricu’s-Salikin (1/290, 308) İbn Hacer
el-Heytemi ez-Zevacir (1/9) İbn Hacer el-Askalani Fethu’l-Bari (11/81) İbn
Teymiyye Fetava (10/655, 15/41)
[3]
Bkz.: İbn Abidin (1/288) Mirkatu’l-Mefatih (3/81) İbn Teymiyye Fetava (10/655)
Medaricu’s-Salikin (1/290)
[4]
Çok zayıf. Deylemi Musnedu’l-Firdevs’te
Huzeyfe b. el-Yeman radıyallahu anh’den rivayet etmiştir. Bkz.: el-Elbani
Silsiletu’l-Ahadisi’z-Zaife (2287)
[5]
Sahih ligayrihi. Tirmizî (3362)
[6]
Sahih. Taberânî Mu'cemu'l-Evsat (839)
Taberani ed-Dua (1787) Ziyâu'l-Makdisî el-Muhtâre (3/84) Beyhakî Şuab (1/440)
İbn Hacer Emaliyu’l-Mutlaka (s.250) el-Elbani es-Sahiha (2299)
* Abdullah b. Busr radıyallahu anh’den sahih isnadla: İbn Mâce (3818) Nesâî
Sunenu'l-Kubrâ (10289) Bezzar (8/433) Taberânî ed-Dua (1789) Ebû Nuaym
Hilyetu'l-Evliyâ (10/395) Beyhakî Şuab (1/440) İbn Hacer Emaliyu’l-Mutlaka
(s.249) el-Elbani Sahihu’l-Cami (3930) Mukbil b. Hadi Camiu’s-Sahih (1654,
4147)
* Ebu’d-Derda radıyallahu anh Muslim'in şartına göre sahih isnadla mevkuf
olarak: el-Esbehani et-Tergib (223)
[7]
İ’lamul-Muvakki’in (4/172)
[8]
Sahih. Ahmed (18326)
[9]
Sahih ligayrihi. Ahmed (24045)
[10]
Sahih. Muslim (2577)
[11]
Sahih ligayrihi. Ahmed (22125)
[12]
Muslim'in şartına göre sahih. Ebu
Muhammed el-Hallal el-Mecalisu’l-Aşera (76) Nebil Saduddin el-Cerrar el-İma
(4477)
[13]
Sahih. Ahmed (18324)
[14]
Sahih. Buhârî (6307)
[15]
Sahih. Buhârî (6399)
[16]
Sahih. Ahmed (8172)
[17]
Zayıf. Ahmed (1/248) İbn Mace (3819) Ebû
Dâvûd (1518) Nesâî Sunenu'l-Kubrâ (10290) Hâkim (4/291) Taberânî
Mu'cemu'l-Kebîr (10/282) Beyhakî Şuab (645) Mervezi Muhtasaru Kiyami’l-Leyl
(88) İbn Bişran Emali (1605) İsnadında el-Hakem b. Mus’ab’da meçhullük vardır.
[18]
Sahih. Buhârî (7507) Muslim (2758)
[19]
Sahih. Buhârî (6306)