Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

13 Mart 2026 Cuma

Havlayan Köpeklere Bir Hoşt

 “Al Bi Kitap Eline” adında Haricî köpeklerinden birine ait bir kanal varmış, aleyhimde gelişigüzel iftiralar atıp dururlarmış. Tıpkı kesik kılçıklar kanalı gibi anlayışı kıt, İslamî ahlaktan zerre kadar nasipsiz, “çamur at, tutmasa da izi kalsın” mantığıyla ağızlarına ne gelmişse konuşmuşlar. Ne Mürcieliğim kalmış ne Cehmiyyeliğim! Fırkalar ve görüşleri hakkında kopkoyu cehalet dizboyu!

Tagutların savunucusuymuşun, çocukların okula gönderilmesine karşı çıkanı Haricilikle itham ediyormuşum, tagutun mahkemesiyle tehdit ediyormuşum, korona zamanı maske takanları ve safları ayıranları tekfir ediyormuşum, Allah’ın indirdiği ile hükmetmemenin küfür olmadığını iddia ediyormuşum, Allah’a söven ve Kur’an’ı ayaklar altında çiğneyenin kafir olmadığını söylüyormuşum vs. daha neler neler!

İftira atarken bile kendi kendilerine çelişiyorlar ama hiçbir şeyi anlayamacak kadar mallar! Tıpkı Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Haricileri nitelediği gibi!

Yıllardır web sayfamda yazdıklarım, sesli ders kayıtlarında söylediklerim ortadadır. Hiçbir aklı başında şahıs tagutları savunduğuma dair en ufak bir delil ortaya koyamaz. Çocukların okula gönderilmesi hususunda nasıl bir tavır içinde olduğumuzu da bilenler bilir. Lakin Harici köpekleri çocukları okula gönderenleri tekfir etmiyor olmamızdan dolayı kuduruyor! Evet, İslam iddia eden hiç kimseyi, şirk işlese de, küfür işlese de, şartlar yerine gelmeden ve maniler ortadan kalkmadan tekfir etmem. Harici köpekleri kudurtsa da, bu Ehl-i Sünnet’in menhecidir. Dolayısıyla maske takmak, namazda safları ayırmak gibi bâtıl amellerde bulunan muayyen şahıslar hakkında da tutumum budur! Lakin fiilin hükmü ile fâilin hükmü hakkındaki ayrımı Harici köpekleri asla kabul etmezler ve hevâlarına uymaz! Hevalarını ilah edinen köpekler!

“Maskesiz sokağa çıkmak haramdır” ve “Safların arasına mesafe koymak vaciptir” gibi hüküm uyduranların, cemaatle namazları yasaklayanların, Allah’ın indirdiğinden başkasıyla hükmetmenin, dinden çıkaran büyük küfür türünden bir küfür olduğunu açıklamamdan dolayı beni maske takan herkesi tekfir etmekle suçluyorlar, sonra da “Allah’ın indirdiğinden başkasıyla hükmetmenin küfür olmadığını” söylediğimi iddia ediyorlar! Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!!

Taşları bağlamışlar, köpekleri salmışlar! Benim sormam gereken hesabı, durumu aleyhime çevirerek lanse etmeleri asıl deccallik değil mi? Yıllardır Allah’ın indirdiğinden başkasıyla hükmetmek iddiasıyla önünüze geleni tekfir ediyorsunuz, söyleyin bakalım, maske takmayı vacip saymak, safların arasına mesafeyi şart koşmak, Allah’ın indrdiği bir hüküm müdür, yoksa tagut şeytanın hükmü müdür?

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem namazda ağzı örtmeyi yasaklamıyor mu? Safları ayırana beddua etmiyor mu? Şeytanın saflar arasına boşluk koymak istediğini açıklamıyor mu? Hastalığı bahane etmenin bu konuda yeri olmadığını “Hastalık bulaşması diye bir şey yoktur” buyurarak reddetmiyor mu? Ey İblis’in kulları Harici köpekler!

Allah’a ve rasulüne muhakeme olmaktan büsbütün yüz çevirmiş halinizle bir de utanmadan bana tagutu savunma iftirası mı atıyorsunuz! Gırtlaklarınıza kadar batmış olduğunuz rezilliklerinize gözlerimizi ve kulaklarımızı tıkadık diye kendinizi haklı mı zannediyosunuz? Akılsız ahmaklar! Kendi gerizekalılıklarınızı bana delilik suçlamasında bulunarak mı örtmeye çalışıyorsunuz?

Gelelim tagutun mahkemesi meselesine… 

Müslümanları her türlü zulme maruz bırakıp adaleti aramaktan alıkoymak için şeytanın yani gerçek tagutun en büyük tuzaklarından birisi, “Tagutun mahkemesi” söylemiyle, haklarını talep etmekten alıkoymaktır bu! Bu sloganlarla zulme yol vermek asıl taguta muhakemenin ta kendisidir!

Taguta muhakeme olmak demek, Allah ve rasulünün hükmünü terk edip, buna aykırı hükümlere başvurmaktır! Mahkemeden Allah ve rasulünün hükmü olan adaleti talep etmek taguta muhakeme midir?

Allah ve rasulünün hükmüne göre şahsıma ait bir hakkın icrasını, bunu uygulama yetkisi olan makamlardan talep etmem taguta muhakeme midir ey beyinsizler!

Allah ve rasulünün bana vermedikleri bir hakkı mı mahkemeden talep ediyorum ki buna taguta muhakeme denilebilsin?

Allah ve rasulünün hükmünden başkasını talep ettiğimi nereden çıkarıyorsunuz? Mahkeme bana ait bir hakkı tespit ve talep ettiğinde Allah’ın ve rasulünün hükmüne aykırı bir hükümde mi bulunmuş oluyor ki buna tagutun mahkemesi denilsin?  

Müfessirler imamı İbn Cerir et-Taberi Yusuf suresi 42. Ayetin tefsirinde şöyle diyor: “Yusuf aleyhi's-selâm, rüyasının tabiriyle zindandan kurtulacağını bildiği arkadaşına: “Efendinin yanında benden bahset” diyerek, kralın katında kendisinin uğradığı zulmü, haksız olarak hapsedilmiş olduğunu anlatmasını istedi…” (Camiu’l-Beyan 7/257, bkz:; Kurtubi Tefsiri 9/200)

İbn Kesir de ayetin tefsirinde şöyle demiştir: “Yûsuf aleyhi's-selâm, kurtulacağını sandığı kralın şarapçısına diğeri asıla­cağını hissetmesin diye ondan gizli olarak - yine de en doğrusunu Al­lah bilir - şöyle dedi: “Efendinin yanında beni an.” Benim hikâyemi efendin olan kralın yanında an. Ancak kendisine tavsiye edilen bu ki­şi, efendisinin yanında Yûsuf'u ve onun hikâyesini anmayı unut­tu. Bu, Allah'ın peygamberinin hapisten kurtulmaması için şeytânın yapmış olduğu hileler cümlesindendir.  “Fakat şeytân onu efendisine anmayı unutturdu” âyetindeki zamirin, hapisten kurtulana âit oldu­ğu açıklaması doğrudur. Mücâhid, Muhammed b. İshâk ve birçokları böyle söylemiştir. Zamirin Yûsuf aleyhi's-selâm’a râci olduğu da söy­lenmiştir. İbn Cerîr bu görüşü İbn Abbâs, Mücâhid, İkrime ve başka­larından rivayet etmiştir…”

Yusuf aleyhi's-selâm, kafir kralın hükmüne müracaat ederek haksızlığın giderilmesini talep etti diye taguta mı muhakeme oldu?

Habeşistan’a hicret eden sahabe, o sırada Hristiyan olan Habeş kralının adaletine başvurduklarında taguta mı muhakeme olmuşlardı? Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem “Muhakkak Habeş diyarında kimseye zulmetmeyen bir kral vardır…” buyurarak yönlendirmişti! Bu kıssa içerisinde müşriklerin gönderdiği ekibin şikayeti üzerine o sırada müslüman olmamış olan Habeş kralının huzuruna çağırılan Ca’fer b. Ebi Talib ve beraberindekiler: “Biz kafir bir krala muhakeme olmayız” diyerek itiraz mı ettiler?

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir müşrik olan Mut’im b. Adiy’in emanı altına girerek, tagutun hükmüne mi müraacat etmiş oldu?

Ebu Bekr radıyallahu anh, bir müşrik olan İbnu’d-Dugunne’nin emanına girerek ve onun şartlarını kabul ederek taguta mı muhakeme olmuş oldu?

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, müşriklerin Hılfu’l-Fudul heyetine dahil olmakla tagutun hükmüne mi müracaat etmişti?

Siyer kitaplarından işaret ettiğim kıssaların detayları incelenebilir.

Haricilerin taguta muhakeme konusunda hak ile bâtılı birbirine karıştırıp herşeyi karmaşık hale getirmelerine web sayfamda defaatle yazılar yayınlayarak cevap vermiştim. Merak edenler sitede arama yapıp bakabilirler. Lakin hevalarına tapan Hariciler bakmazlar, baksalar da görmezler, görseler de anlamazlar, onlar hayvanlar gibidir, belki daha da aşağılıktırlar.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)