Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

10 Ağustos 2017 Perşembe

Seferde Namazı Kısaltmak Farz Değil, Ruhsattır

Seferde Namazı Kısaltmak Farz Değil, Ruhsattır
Ebu Muaz Seyfullah el-Çubukâbâdî

Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Seferde Dört Rekât Kıldığına Dair Rivayetler

1- el-Mugira b. Ziyad – Atâ b. Ebi Rabah – Aişe radiyallahu anha yoluyla:

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يُتِمُّ الصَّلَاةَ فِي السَّفَرِ وَيَقْصُرُ وَيَصُومُ وَيُفْطِرُ وَيُؤَخِّرُ الظُّهْرَ وَيُعَجِّلُ الْعَصْرَ وَيُؤَخِّرُ الْمَغْرِبَ وَيُعَجِّلُ الْعِشَاءَ

 “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem seferde namazı bazen tam kılar, bazen kısaltırdı, bazen oruç tutar, bazen tutmazdı. Öğleyi geciktirir, ikindiyi öne alırdı ve akşamı geciktirir, yatsıyı öne alırdı.”[1]

Saduk ve hadisleri hasen olan el-Mugira b. Ziyad dışındaki ravileri sikadırlar. Lakin Mugira bazı münker rivayetlerde (tek kaldığı rivayetlerde) bulunmuştur. Nitekim İmam Ahmed rahimehullah bu hadisi onun münker rivayetlerinden saymıştır.

Abdullah b. Ahmed, el-Mesail’de (s.107) ona bu hadisin sıhhatini sorunca şöyle demiştir: “Onun (yani Mugira’nın) münker hadisleri vardır.” Böylece bu hadisi de münker gördü.”

Ancak el-Mugira b. Ziyad tek kalmamış, ona Ömer b. Said, Talha b. Amr ve Delhem b. Salih el-Kindî mutabaat etmişlerdir:

2- Said b. Muhammed b. Sevvab – Ebu Asım – Ömer b. Said – Ata b. Ebi Rabah – Aişe radiyallahu anha youyla:

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَقْصُرُ فِي الصَّلَاةِ وَيُتِمُّ وَيُفْطِرُ وَيَصُومُ

“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem seferde namazı bazen kısaltır, bazen tamamlardı. Bazen oruç tutmaz, bazen tutardı.”[2]

El-Elbani, dedi ki: “İbn Sevvab dışında bütün ravileri güvenilirdir. İbn Sevvab’ın hal tercemesini sadece Tarihu Bağdad’da[3], cerh ve ta’dil zikredilmeksizin buldum. O meçhulu’l-hâldir. Gönül bu hadisin sahih olduğuna tatmin olmaz.”[4]

Lakin İbn Hibban İbn Sevvab’ı tevsik etmiş ve: “Mustakimu’l-hadis” demiştir.[5] Darekutni ve Beyhakî de bu isnadın sahih olduğunu söylemişlerdir. İbn Hacer, bu isnad hakkında dedi ki: “Ravileri güvenilirdir. İbn Hibban’ın tevsiki, bu iki imamın hadisi sahih saymalarını sağlamlaştırmıştır.”[6]

İbn Hacer’in bu isnadı tevsik etmesi, açıkça anlaşılacağı üzere; İbn Sevvab’ı güvenilir gördüğünü gösterir. Ravi meçhulu’l-hal olduğunda, onun bu durumu muteber bir imamın tevsiki ile ortadan kalkar. İbn Sevvab’a gelince, İbn Hibban’ın sarih bir şekilde tevsik etmesi, Darekutni’nin onun hadisini sahih sayması, Beyhakî’nin ona tabi olması ve Hafız İbn Hacer’in isnaddaki ravilerin tümünü sika diye nitelemesi sebebiyle meçhullüğü ortadan kalkmıştır.

3- Ubeydullah b. Musa – Delhem b. Salih el-Kindî – Atâ – Aişe radıyallahu anha yoluyla, Aişe radıyallahu anha şöyle demiştir:

كُنَّا نُصَلِّي مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا خَرَجْنَا إِلَى مَكَّةَ أَرْبَعًا حَتَّى نَرْجِعَ

“Biz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber Mekke’ye çıktığımızda dönünceye kadar dört rekât kılardık.”[7]

Delhem b. Salih el-Kindî hakkında Yahya b. Main: “Zayıf” dedi. Ebû Dâvûd: “Onda bir sakınca yok” dedi. Ebu Hatim: “O bana Bukeyr b. Amir’den ve İsa b. el-Museyyeb’den daha sevimlidir” dedi. İbn Hibban dedi ki: “Cidden münkeru’l-hadistir. Sika kimselerden sağlam kimselerin rivayetine benzemeyen rivayetlerde tek kalmıştır.”[8] Bu tarik şahit ve mutabaata elverişlidir.

4- Talha b. Amr – Atâ – Aişe radıyallahu anha yoluyla: Aişe radıyallahu anha dedi ki:

كُلُّ ذَلِكَ قَد فعَلَ رسولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَد أتَمَّ وقَصَرَ وصامَ وأَفطَرَ في السَّفَرِ

“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bunların hepsini yapmıştır. Seferde namazı tam kıldığı da, kısalttığı da olmuştur. Bazen oruç tutmuş, bazen tutmamıştır.”[9]

Bu çok zayıf bir mutabaattır. Zira Ahmed b. Hanbel ve Nesâî, Talha b. Amr hakkında: “Metruku’l-hadis” demişlerdir. İbn Hibban ise: “Sika kimselerden onların rivayeti olmayan şeyler rivayet ederdi. Taaccub için olması dışında ondan hadis yazmak ve rivayet etmek helal olmaz” demiştir.[10]

Özetle: Bu hadis, bu isnadlar ile hasen derecesinden aşağı düşmez. Lakin bunun (seferde namazları dört rekat kılma fiilinin) Aişe radiyallahu anha’dan mevkuf olarak rivayetinin daha sahih gelmiş olması buna muaraza etmektedir:

Aişe Radıyallahu Anha’nın Seferde Dört Rekât Kılması

Ömer b. Zerr el-Murhibî ise Mugira ve Talha’ya muhalefet ederek bu hadiste anlatılanı Aişe radiyallahu anha’nın kendi fiili (mevkuf) olarak şu şekilde rivayet etmiştir:

1- Ömer b. Zer el-Murhibi dedi ki: Ata b. Ebi Rabah bize haber verip dedi ki:

إِنَّ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا كَانَتْ تُصَلِّي في السَّفَرِ المَكتوبَةَ أربَعًا

“Aişe radiyallahu anha seferde iken farz namazları dört rekât olarak kılardı.”[11]

El-Elbani, dedi ki: “Ömer b. Zer’in rivayeti daha evladır ve bu, seferde namazı tamamlamanın Aişe radiyallahu anha’dan mevkuf, kendi fiili olduğunu göstermektedir. Zaten bu husus, Aişe radiyallahu anha’dan Sahihayn’da ve başka eserlerde başka rivayet yollarıyla da sabit olmuştur. Merfu olarak rivayeti ise sahih bir yoldan sabit olmamıştır.”[12]

2- Ali b. Mushir ve Şerik - Hişam – babası (Urve b. ez-Zubeyr) – Aişe radıyallahu anha yoluyla:

أَنَّهَا كَانَتْ تُصَلِّي الْمَكْتُوبَةَ فِي السَّفَرِ أَرْبَعًا وَلَا تَرَاهُ وَاجِبًا عَلَى أَحَدٍ

“Aişe radıyallahu anha yolculukta farz namazı dört rekât kılıyor ve bunu kimseye vacip görmüyordu.”[13]

3- Ma’mer – ez-Zuhrî – Urve – Aişe radıyallahu anha yoluyla:

كَانَتْ تَصُومُ فِي السَّفَرِ وَتُصَلِّي أَرْبَعًا أَوْ قَالَ وَتُتِمُّ

“Aişe radıyallahu anha seferde oruç tutuyor ve namazı dört rekât (veya tam olarak dedi) kılıyordu.”[14]

4- Hişam – Urve – Aişe radıyallahu anha yoluyla:

أَنَّهَا كَانَتْ تُتِمُّ الصَّلَاةَ فِي السَّفَرِ

“Aişe radıyallahu anha seferde namazları tam kılıyordu.”[15]

Denildi ki: Aişe radiyallahu anha’dan bu rivayetler daha sahihtir. Bu durumda Said b. Muhammed b. Sevvab’ın rivayeti illetli duruma düşer. Çünkü Aişe radiyallahu anha, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yolculukta namazı bazen tam kıldığını bilseydi, Osman radiyallahu anh’ın tevil ettiği gibi te’vil etmezdi:

5- Ez-Zuhrî, Urve rahimehullah’tan rivayet ediyor: Aişe radıyallahu anha dedi ki:

الصَّلاَةُ أَوَّلُ مَا فُرِضَتْ رَكْعَتَيْنِ فَأُقِرَّتْ صَلاَةُ السَّفَرِ وَأُتِمَّتْ صَلاَةُ الحَضَرِ قَالَ الزُّهْرِيُّ فَقُلْتُ لِعُرْوَةَ مَا بَالُ عَائِشَةَ تُتِمُّ؟ قَالَ تَأَوَّلَتْ مَا تَأَوَّلَ عُثْمَانُ

“Namazlar ikişer rekât olarak farz kılındı ve seferde bu şekilde kaldı.  Hazarda dört rekâte tamamlandı.” Zührî rahimehullah dedi ki: “Urve’ye dedim ki: “Aişe radıyallahu anha namazı neden tam kılardı?” Urve rahimehullah dedi ki:  “O da Osman radiyallahu anh’ın te'vîl ettiği gibi te’vil etti.”[16]

Hafız İbn Kayyım rahimehullah, şöyle demiştir: “Âişe radiyallahu anha adına da mazeret olarak, onun, mü'minlerin annesi duru­munda olması ve bu sebeple konakladığı yerin onun vatanı olacağı göste­rilmişse de bu gösterilen mazeret çürüktür. Çünkü Nebî sallallahu aleyhi ve sellem de mü'minlerin babasıdır; hanımlarının anneliği, O'nun babalığının bir da­lıdır. O, bu sebepten dolayı namazını tam kılmış değildir.” Sonra İbn Kayyım şöyle devam etti:

“Ancak Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatından sonra Aişe radiyallahu anha da, Osman radiyallahu anh gibi namazı tam kıldı. Her ikisi de bir te'vîl yolu tutmuştur. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem yolculukta sürekli olarak namazı kısaltırdı. Ravilerden biri iki hadisi bir hadis kılmış, hadisin aslı:  “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kısaltır, Aişe radiyallahu anh ise tamamlardı” şeklinde iken ravilenden biri hata ederek: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bazen kısaltır, bazen tamamlardı” şeklinde rivayet etmiştir. Delil, onların (sahabenin Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den) rivayetidir; yoksa onlardan birinin, başka­larının muhalefeti yanında yaptığı yorum delil olmaz. En iyi bilen Allah'tır.”[17]

Derim ki: İbn Kayyım’ın ravilerden birinin lafızda hata etmiş olabileceği şeklinde zikrettiği ihtimale bir mahal olmadığı yukarıda ilgili rivayetleri zikrettiğimde ortaya çıkmıştır. Aişe radıyallahu anha’nın te’vili konusuna gelince:

Ebu Ubeyd rahimehullah şöyle demiştir: “Osman radıyallahu anh’ın Mina’da namazı tam kılmasıyla ilgili üç yorum vardır. Birincisi: Mekke’de aile edinmişti. İkincisi: O, “Ben halifeyim, nerede olsam o benim işimdir” dedi. Üçüncüsü: Ona bir bedevinin kendisiyle beraber namazı iki rekât kılınca namazın farzının iki rekât olduğunu zannettiği ve evine dönünde bütün yıl namazları ikişer rekât kıldığı ulaştı. Bunun üzerine Osman radıyallahu anh namazları tam kılmaya başladı. Aişe radıyallahu anha’ya gelince, o şöyle te’vil etti: Kendisi mü’minlerin annesiydi, nerede olsa mukim olduğu haldeki gibi ailesinin yanındaymış gibi görüyordu. O namazları seferde tam kılmayı kimseye vacip görmüyordu.”[18]

Derim ki: Urve rahimehullah’ın Aişe radıyallahu anha’nın te’vilde bulunarak seferde namazları tam kıldığını söylemesine dayanarak Ebu Ubeyd’in yaptığı bu açıklamalar tamamen zandan ibarettir. Aişe radıyallahu anha’nın te’vili, seferde namazı iki rek’at kılmayı, yolculuk meşakkati ile ilişkilendirmesi hakkındadır. Urve rahimehullah’ın, te’vil ile kastettiği budur. Nitekim bunu açıklayan rivayetler şu şekildedir:

6- Hişâm b. Urve, babası Urve – Aişe radıyallahu anha yoluyla şöyle rivayet eder:

أنَّها كانَت تُصَلِّى في السَّفَرِ أربَعًا فقُلتُ لَها لَو صَلَّيتِ رَكعَتَينِ؟ فقالَت يا ابنَ أُختِى إنَّه لا يَشُقُّ عَلَيَّ

“Âişe radiyallahu anha, yolculukta namazı dört rekât kılardı. Ona: “İki rekât kılsana” dedim. O da cevaben: “Ey yeğenim!  Bana zor gelecek değil ya!” dedi.”[19]

7- Ebu Asım İmran b. Muhammed el-Ensari - Abdulkebir b. Abdilmecid – Muhammed b. Abdillah b. Muhammed b. Abdirrahman b. Ebi Bekr es-Sıddık – babası yoluyla:

سَمِعْتُ عَائِشَةَ تَقُولُ فِي السَّفَرِ أَتِمُّوا صَلَاتَكُمْ فَقَالُوا إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُصَلِّي فِي السَّفَرِ رَكْعَتَيْنِ؟ فَقَالَتْ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ فِي حَرْبٍ وَكَانَ يَخَافُ هَلْ تَخَافُونَ أَنْتُمْ؟

“Aişe radıyallahu anha’nın seferde iken: “Namazı tamamlayın” dediğini işittim. Dediler ki: “Muhakkak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem seferde iki rekât kılardı.” Aişe radıyallahu anha dedi ki: “Muhakkak ki Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem savaşta idi ve korku halindeydi. Siz korku halinde misiniz?”[20]

El-Elbani bu hadisin isnadındaki Ebu Asım İmran b. Muhammed’i İbn Hibban dışında kimsenin tevsik etmediğini iddia ederek rivayetin münker, hatta bâtıl olduğunu söylemiştir.[21] Lakin Mesleme, Ebu Asım hakkında: “Sakınca yok” demiştir.[22] Diğer ravileri Buhârî ricalidir.

Aişe radıyallahu anha’nın bu şekildeki te’vili kabul edilemez. Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabı korku olmadığı halde yolculuklarda namazları kısaltmışlardır. Bu yüzden Aişe radıyallahu anha’nın bu te’vili kabul görmemiştir:

8- İbn Vaddah – Duhaym – İbn Vehb – İbn Lehia – Bukeyr b. el-Eşec rahimehullah yoluyla:

أَنَّ رَجُلًا قَالَ لِلْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ عَجَبًا مِنْ عَائِشَةَ كَيْفَ كَانَتْ تُصَلِّي فِي السَّفَرِ أَرْبَعَةً وَرَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ؟ فَقَالَ يَا ابْنَ أَخِي عَلَيْكَ بِسُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَيْثُ وَجْدَتْهَا فَإِنَّ مِنَ النَّاسِ مَنْ لَا يُعَابُ

“Bir adam, el-Kasım b. Muhammed rahimehullah’a dedi ki: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem seferde namazları iki rek’at kılarken, Aişe radıyallahu anha’nın nasıl olup da dört rekât kıldığına hayret!” O da dedi ki: “Ey yeğenim! Sana düşen nerede bulsan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetine uymaktır. Muhakkak ki bazı insanlar ayıplanmazlar.”[23]

Aişe radıyallahu anha bazen yolculukta namazı iki rekât olarak da kılmıştır:

9- Sufyan – Hişam b. Urve – babası Urve – Aişe radıyallahu anha yoluyla:

أَنَّ عَائِشَةَ كَانَتْ تُصَلِّي فِي السَّفَرِ رَكْعَتَيْنِ

“Aişe radıyallahu anha seferde iki rekât kılardı.”[24]

Aişe Radıyallahu Anha’nın Fiilini Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Onaylaması

Diğer taraftan, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den, Aişe radiyallahu anha’nın bu yaptığını ikrar ettiği de sabit olmuştur:

el-Alâ b. Züheyr - Abdurrahman b. el-Esved rahimehullah (bir tarikte de Abdurrahman b. Esved – Babası yoluyla) rivayet edilmiştir:

عَنْ عَائِشَةَ أَنَّهَا اعْتَمَرَتْ مَعَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنَ الْمَدِينَةِ إِلَى مَكَّةِ حَتَّى إِذَا قَدِمَتْ مَكَّةَ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي قَصَرْتَ وَأَتْمَمْتُ وَأَفْطَرْتَ وَصُمْتُ قَالَ أَحْسَنْتِ يَا عَائِشَةُ وَمَا عَابَ عَلَيَّ

“Aişe radiyallahu anha Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber umre için Medine’den Mekke’ye gitti. Mekke’ye geldiklerinde Aişe radiyallahu anha dedi ki: “Ey Allah'ın Rasûlü! Anam, babam sana feda olsun! Sen namazı kısalttın, ben tam kıldım, sen oruç tutmadın, ben tuttum. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

İyi etmişsin, ey Âişe” Bundan dolayı beni ayıplamadı.”[25]

İbn Hazm da taassup göstererek ravilerinden el-A’la b. Zuheyr’in meçhul olduğunu iddia etmiştir.

Hafız Abdulhak el-İşbilî rahimehullah onun bu sözünü şöyle reddetmiştir: “Bu hadis sahihtir. Sika’nın sikadan nakliyle gelmiş olup bütün ravileri sikadır. Her biri diğerinden işitmiştir. İbn Hazm’ın “Bu hadiste hayır yoktur” sözü kendisinin rivayetler konusundaki cehaletidir. El-A’la’nın meçhul olduğunu söylemesi galattır. Bilakis o meşhur bir sikadır. Meşhur kimseler ondan rivayette bulunmuş, İbn Main onun sika olduğunu söylemiştir.”[26]

Bu hadise karşı itiraz edenler “münker” demişler, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Ramazanda umre yaptığının belirtilmesi sebebiyle lafzında münkerlik var” diye iddia etmişlerdir. Bu umreye Ramazan’da çıkıldığına dair ifade, Darekutni’nin rivayetinde hadisin tariklerinden birinde gelmiştir ve bunda hata vardır. Yukarıda zikrettiğim sahih isnadla gelen rivayette “Ramazan umresi” ifadesi bulunmamaktadır.

Bununla beraber, Ebu Hatim İbn Hibban şöyle demiştir: “İbn Ömer radıyallahu anhuma’nın: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem biri Receb ayında olmak üzere dört umre yaptı” sözü hayırlı, sağlam ve faziletli birinin de işittiği veya şahit olduğu sünnetlerden bazılarını unutabileceğine en açık delillerdendir. Çünkü dediği gibi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sadece dört umre yapmıştır. Ancak bunlardan birincisi Hudeybiye’den bir yıl sonra Kaza Umresi olarak bilinen umredir ve Ramazan ayında yapılmıştır. İkincisi Mekke’nin fethinde yaptığı umredir ki bu fetih Ramazan ayında gerçekleşmiştir...”[27]

Ancak İbn Hibban’dan başkası Umretu’l-Kaza’nın Ramazan ayında olduğunu söylememiştir. Meşhur olan bunun Zi’l-Ka’de ayında olduğudur. Hafız İbn Hacer şöyle demiştir: “Ramazan’da” sözü, yola çıkış itibariyle olabilir. Bununla kastedilen de Mekke Fethi zamanı olur. Zira o Ramazan’da olmuştu. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem o sene Zilkade ayında Cir’ane’den umreye girmişti.”[28]

İbn Kayyım, İbn Teymiyye’nin yaptığı şu yorumunu aktarır: “Şeyhulislâm İbn Teymiye'nin şöyle dediğini işittim: “Bu (seferde namazı tam kılmasına dair) hadis, Aişe radıyallahu anha'ya atfedilen bir yalandır. Âişe radıyallahu anha, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve diğer sahabîlerin kılma­sının aksine namaz kılacak biri değildi. Onların kısalttıklarını görsün, sonra kalkıp sebepsiz yere tek başına namazı tam kılsın! Nasıl olur?! Oysa “Na­maz ikişer rekât farz kılınmıştı. Yolculuk namazı olduğu gibi bırakıldı da, ikamet halindeki namaza ilâve edildi." diyen odur. O halde Allah'ın farz ettiğine ilâve edip Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve arkadaşlarına muhalefet etmesi nasıl düşünülebilir? Şayet Nebî sallallahu aleyhi ve sellem onun davranışını güzel bulmuş ve bunu tasvîb etmişse o halde yoruma gerek kalmaz. Bu takdirde onun namazı tam kılmasını yoruma bağlamak doğru olmaz. İbn Ömer haber vermektedir ki:  “Yolculukta ne Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ne Ebu Bekr, ne de Ömer radiyallahu anhuma iki rekâttan fazla kıldırırdı.” Onların kısalttıklarını gördüğü halde mü'minlerin annesi Âişe radiyallahu anha'nın onlara muhalefeti düşünü­lebilir mi?

İbn Kayyım’ın İbn Teymiyye’den naklettiği bu yorumların bir değeri yoktur! Aişe radıyallahu anha’dan sahih isnadları yukarıda aktardım. Aişe radiyallahu anha’nın namazların iki rekât farz kılındığı, sonra dörde çıkarılıp seferde iki rekât kaldığı ile ilgili sözü ile bu fiili arasında da aykırılık yoktur. Zira seferde dileyen kimseye ruhsat olarak iki rekât olarak kalmıştır. Dileyen de bazen tam kılar.

Nitekim seferde namazı tam kılma fiili Aişe radıyallahu anha dışında, Sa’d b. Ebi Vakkas radıyallahu anh’den ve tabiinden de sabit olmuştur:

10- Said b. Yahya (b. Said el-Umevî) – babası – İbn Cureyc rahimehullah yoluyla:

قُلْتُ لِعَطَاءٍ أَيُّ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يُتِمُّ الصَّلَاةَ فِي السَّفَرِ؟ قَالَ عَائِشَةُ وَسَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ

“Atâ rahimehullah’a: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından kimler seferde namazı kılıyordu?” dedim. Dedi ki: “Aişe ve Sa’d b. Ebi Vakkas radıyallahu anhuma.”[29]

11- İbn Curayc rahimehullah’tan: Atâ rahimehullah dedi ki:

لَا أَعْلَمُ أَحَدًا مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يُوفِي الصَّلَاةَ فِي السَّفَرِ إِلَّا سَعْدَ بْنَ أَبِي وَقَّاصٍ قَالَ وَكَانَتْ عَائِشَةُ تُوُفِي الصَّلَاةَ فِي السَّفَرِ وَتَصُومُ قَالَ وَسَافَرَ سَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ فِي نَفَرٍ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَوْفَى سَعْدٌ الصَّلَاةَ وَصَامَ وَقَصَرَ الْقَوْمُ وَأَفْطَرُوا فَقَالُوا لِسَعْدٍ كَيْفَ يُفْطِرُونَ وَيَقْصُرُونَ وَأَنْتَ تُتِمُّهَا وَتَصُومُ؟ قَالَ دُونَكُمْ أَمْرَكُمْ؛ فَإِنِّي أَعْلَمُ بِشَأْنِي قَالَ: فَلَمْ يُحَرِّمْهُ عَلَيْهِمْ سَعْدٌ وَلَمْ يَنْهَهُمْ عَنْهُ

“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından seferde namazı tam kılan Sa’d b. Ebi Vakkas radıyallahu anh’den başkasını bilmiyorum. Aişe radıyallahu anha da seferde namazı tam kılar ve oruç tutardı. Sa’d b. Ebi Vakkas radıyallahu anh Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından bir toplulukla yolculuğa çıktı, Sa’d radıyallahu anh namazı tam kıldı ve oruç tuttu. Cemaat ise namazı kısalttılar ve oruç tutmadılar. Sa’d radıyallahu anh’e dediler ki:“Sen namazı tam kıldığın ve oruç tuttuğun halde onlar nasıl kısalttılar ve oruç tutmadılar?” Sa’d radıyallahu anh dedi ki: “Kendi işinize bakın. Zira ben kendi durumumu daha iyi biliyorum.” Sa’d radıyallahu anh onlara bunu haram kılmadı ve bundan yasaklamadı.”[30]

12- İsrail – Ebu İshak – Ebu Leyla el-Kindî rahimehullah yoluyla:

أقبَلَ سَلمانُ في اثنَىْ عَشَرَ راكِبًا مِن أصحابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فحَضَرَتِ الصَّلاةُ فقالوا تَقَدَّمْ يا أبا عبدِ اللَّهِ قال إنا لا نَؤُمُّكُم ولا نَنكِحُ نِساءَكُم إنَّ اللَّهَ هَدانا بكُم قال فتَقَدَّمَ رَجُلٌ مِنَ القَومِ فصَلَّى بهِم أربَعًا قال فقالَ سَلمانُ ما لَنا وللمُرَبَّعَة؟ ! إنَّما كان يَكفينا نِصفُ المُرَبَّعَةِ ونَحنُ إلَى الرُّخصَةِ أحوَجُ

“Selman radıyallahu anh Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından on iki kişiyle çıkmıştı. Namaz vakti gelince dediler ki: “Öne geç ey Ebu Abdillah!” Selman radıyallahu anh dedi ki: “Biz size imam olmayız, kadınlarınızı nikâhlamayız (yani acem olanlar arap olanları nikâhlamaz). Muhakkak ki Allah bizi sizin vesilenizle hidayet etti.” Bunun üzerine onlardan biri öne geçip namazı dört rekât olarak kıldırdı. Selman radıyallahu anh dedi ki: “Neden dört rekât kılıyoruz ki? Bize dördün yarısı yteter. Bu ruhsata ihtiyacımız var.”[31]

Böylece Selman radıyallahu anh bu sahabilerin huzurunda namazı kısaltmanın ruhsat olduğunu açıklamıştır.

13- Abdullah b. Reca – İmran b. Zeyd et-Tağlebî – Zeyd el-Ammî – Enes b. Malik radıyallahu anh yoluyla: Dedi ki:

إنّا مَعاشِرَ أصحابِ رسولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كُنّا نُسافِرُ فمِنّا الصّائمُ ومِنّا المُفطِرُ ومِنّا المُتِمُّ ومِنّا المُقصِرُ فلَم يَعِبِ الصّائمُ على المُفطِرِ ولا المُفطِرُ على الصّائمِ ولا المُقصِرُ على المُتِمِّ ولا المُتِمُّ على المُقصِرِ

“Biz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabı olarak yolculuğa çıktığımızda kimimiz oruç tutar, kimimiz tutmazdı, kimimiz namazı tam kılar, kimimiz kısaltırdı. Oruç tutan tutmayanı, tutmayan tutanı kınamazdı. Namazı kısaltan tam kılanı, tam kılan da kısaltanı kınamazdı.”[32]

14- Asım el-Ahvel rahimehullah’tan: “Ebu Kılabe rahimehullah dedi ki:

إِنْ صَلَّيْتَ فِي السَّفَرِ رَكْعَتَيْنِ فَالسُّنَّةُ وَإِنْ صَلَّيْتَ أَرْبَعًا فَالسُّنَّةُ

“Seferde namazı iki rekât kılsan da sünnettir, dört rekât kılsan da sünnettir.”[33]

15-  Habîb b. eş-Şehîd rahimehullah’tan: “Meymun b. Mihran rahimehullah, Said b. el-Museyyeb rahimehullah'a seferde namazı sorunca dedi ki:

إِنْ شِئْتَ رَكْعَتَيْنِ وَإِنْ شِئْتَ فَأَرْبَعٌ

 “Dilersen iki rekât, dilersen dört rekât kılarsın.”[34] 

16- İbn Cureyc rahimehullah’tan: Atâ rahimehullah’a seferde namazı kısaltmak mı yoksa tam kılmak mı sana daha sevimlidir?” diye sordum. Dedi ki:

قَصْرُهَا وَكُلُّ ذَلِكَ قَدْ فَعَلَ الصَّالِحُونَ وَالْأَخْيَارُ

“Kısaltılması daha sevimlidir. Her birini de salihler ve hayırlı kimseler yapmışlardır.”[35]

Sonuç

 Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in seferde namazı tam kıldığı da, kısalttığı da sabit olmuştur. Aişe radiyallahu anha’nın tam kılmasını ikrar ettiğine dair hadisin isnadı sahihtir. Hadis sabit olduktan sonra hiçkimsenin buna aykırı re’yinin bir kıymeti yoktur.

Buna göre bazen kişi seferde namazı tam kılabilir. Nitekim İbn Ömer radiyallahu anhuma’nın bir millik mesafede namazı kısalttığı sabit olmuş, buna rağmen bir milden daha uzak bir mesafeye gittiği başka bir yolculuğunda namazı kısaltmamıştır.

Burada tahkik edilen durum, bazı sahabelerin seferde namazı kısaltmayı farz değil, ruhsat olarak görmelerinin Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tarafından onaylandığını, seferde namazı kısaltmanın azimet ve farz olduğu görüşünde olan Ebu Hanife, Hanbeliler, İbn Hazm ve Zahirî’lerin isabet etmediğini göstermektedir. Allah en iyi bilendir.


[1] Hasen ligayrihi. İbn Ebî Şeybe (2/206) Tahavi Şerhu Meani’l-Asar (1/415) Bezzar (Keşfu’l-Estar 1/329) Darekutni (2/189) Beyhakî (3/141-142) İbn Abdilber el-İstizkar (7945) Musedded ve Ebu Ya’lâ’dan naklen; İbn Hacer, Metalibu’l-Aliye (no:727) Busayri İthaf (1581)

[2] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Şafii, el-Umm (1/183) Şafii Musned (1/114, 182) Darekutni (2/189) Haris b. Ebi Usame Musned (192) Beyhakî (3/142) Beyhakî Marife (6066) İbnu’l-Cevzi et-Tahkik (1/153) El-Elbani İrvau’l-Galil (3/7)

[3] Tarihu Bağdad (9/49)

[4] el-İrva (3/6)

[5] es-Sikat (8/272)

[6] ed-Diraye (214)

[7] Hasen ligayrihi. Beyhakî Sunen (3/142) İbn Adiy el-Kamil (3/976)

[8] Bkz.: İbn Hacer Tehzibu’t-Tehzib (3/213)

[9] Çok zayıf. İmam Şafii, el-Umm (1/183) Şafii Musned (1/114) Begavi Şerhu’s-Sunne (4/166) Darekutni (2/189) Beyhaki (3/142)

[10] Bkz.: et-Tehzib (5/23) et-Takrib (283, 3030)

[11] Sahih. Beyhaki (3/142) Beyhakî dedi ki: “Ömer b. Zer Kufe’lidir, sikadır.”

[12] el-İrva (3/6)

[13] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. İbnu’l-Ca’d Musned (2300) Tahavi Şerhu Muşkili’l-Asar (4897)

[14] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Abdurrazzak (2/560) İbnu’l-Munzir el-Evsat (2239)

[15] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Abdurrazzak (2/561) İbn Ebî Şeybe (2/206)

[16] Sahih. Buhârî (1090) Muslim (685)

[17] Zadu’l-Mead (1/465)

[18] Ebu Ubeyd en-Nasih ve’l-Mensuh (s.26)

[19] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Beyhakî (3/143) Ebu Bekr en-Nisaburi Ziyadat Ala Kitabi’l-Muzeni (88) el-Elbani ed-Daife (9/157)

[20] Buhârî'nin şartına göre sahih. Taberî Tehzibu’l-Asar (740) Taberî Tefsir (7/409)

[21] Ed-Daife (4141)

[22] Kasım b. Kutlubuga es-Sikat (8524)

[23] Sahih. İbn Abdilber Camiu Beyani’l-İlm (2374) et-Temhid (16/310) İbn Hazm el-İhkam (6/291)

[24] Hasen. Taberî Tefsir (7/410)

[25] Sahih. Nesâî (1456) Tahavî Şerhu Muşkili'l-Âsâr (4258-59) Ebu Bekr en-Nisaburi Ziyadat Ala Kitabi’l-Muzeni (84) Dârekutnî (2/188) Beyhakî (3/142) Beyhakî el-Hilafiyyat (2647) Beyhaki dedi ki: “Senedi sahihtir”. Darekutni “Bu isnad hasendir, muttasıldır” demiştir. Abdurrahman b. Esved’in Aişe radiyallahu anha’dan işittiği sabit olmuştur. Bkz. Nasbur-Râye (2/191)

[26] Bkz.: İbn Mulakkin, Bedru’l-Munir (4/528)

[27] Sahihu İbn Hibban (9/261, 3945 no’lu rivayetin açıklamasında)

[28] Fethu’l-Bari (3/603)

[29] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Taberî Tefsir (7/410) Tahavî Şerhu Meâni'l-Asar (2477)

[30] Munkatı. Abdurrazzak (2/560) İbn Abdilber et-Temhid (11/179)

[31] Sahih. Abdurrazzak (2/520, 6/153) Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr (6/217) Tahavî Şerhu Meâni'l-Asar (1/419) Said b. Mansur (593) Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (1/189) Beyhakî (3/145) İbn Asakir (21/438)

[32] Zayıf. Beyhakî (3/145) et-Tahkik Fi Ahadisi’l-Hilaf (1/494) Zeyd el-Ammî zayıftır. Onu sadece Hasen b. Sufyan tevsik etmiştir.

[33] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. İbn Abdilber el-İstizkar (2/226) İbn Ebi Şeybe (2/206) bk. Abdurrazzak (2/561)

[34] Muslim'in şartına göre sahih. İbn Ebi Şeybe (2/207)

[35] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Abdurrazzak (2/560)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)