Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

25 Haziran 2026 Perşembe

La İlahe İllallah Sözünün Anlamı: "Allah’tan Başka Hak Ma’bud Yoktur"

 Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَمَا أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ إِلَّا نُوحِي إِلَيْهِ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدُونِ

Senden önce hiçbir rasûl göndermedik ki ona: “Benden başka ibadete layık hak ilâh yoktur; şu halde bana kulluk edin” diye vahyetmiş olmayalım.” (Enbiya 25)

وَإِلَى عَادٍ أَخَاهُمْ هُودًا قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ

Âd’a da kardeşleri Hûd’u (gönderdik). Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet edin, sizin O’ndan başka ilahınız yoktur! Halâ sakınmayacak mısınız? (A’raf 65)

وَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ

İlahınız tek bir ilahtır. O’ndan başka ibadete layık bir ilah yoktur. Rahman’dır, Rahim’dir.” (Bakara 163)

La ilahe illallah sözünün anlamı: Allah’tan başka ibadete layık hak ilah yoktur demektir. Bu sözün “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur” şeklinde tercümesi eksiktir ve doğru anlaşılmasına manidir.

“La” cinsinin nefyedicisidir. “ilah” ismidir. Bunun haberi mahzuf olup, takdiri “hak ilah”tır. (Yani la ilahe illallah sözü; Allah’tan başka hak ilah yoktur anlamındadır.) İlah kelimesi, “elehe, ye’lehu, ilaheten” kökünden gelmiş olup “abede, ya’budu, ibadeten” anlamındadır.[1]

“el-İlah” kelimesinin anlamı; itaat edilen, kalplerin muhabbet, tazim, boyun eğme, korku ve diğer ibadet çeşitleriyle ilahlaştırdığı ma’bud demektir.

“Allah” ismi, Rab Teâlâ’nın mukaddes özel ismidir. Sadece Allah Subhanehu ve Teâlâ hakkında kullanılabilir. Bu ismin aslı “ilah” kelimesinden gelmiştir. Hemze hazfedilmiştir ve onun yerine marife alameti olan “el” takısı gelmiştir.[2]

Bu yüce kelime, iki ana rüknü kapsamaktadır:

Birincisi: Nefiy, yani Allah Teâlâ’dan başka her şeyin ilahlığını reddetmek. Buna “La ilahe” kelimesi delalet eder. Bu, Allah Teâlâ’dan başka ibadete layık kimse olmasını nefyetmektedir.

İkincisi: İspat, yani Allah Teâlâ’nın ilahlığını ispat etmek. Buna “İllallah” kelimesi delalet eder. Bu, yalnızca Allah Teâlâ’nın ibadete hak sahibi olup ortağı olmadığını ispat etmektedir.[3]

Allah Azze ve Celle yalnız başına ibadete mustehak olandır. Zira o yaratandır, rızık verendir, malik’tir, bütün işleri idare edendir. Bütün kulların O’nun kendilerine olan büyük nimetlerine şükür olarak O’nu ibadette birlemeleri gerekir.

Nitekim aşağıda nakledileceği üzere eski ve yeni ulema bu şekilde açıklamışlardır.

Müfessirler imamı İbn Cerir et-Taberî rahimehullah şöyle demiştir: “Buyuruyor ki: Sıfatları bu şekilde olan Allah’tan başka kendisine ibadetin caiz olduğu ve ulûhiyete layık olan hak bir ma’bud yoktur. Ey insanlar! Dini, taati O’na halis kılarak, O’nu ulûhiyetinde birleyerek dua/ibadet edin. Ona ibadette başkasını, bir veseni veya sanemi ortak koşmayın, O’a denk edinmeyin.”[4]

Yine İmam Taberî, “Bil ki; gerçekten Allah’tan başka ibadete layık hak ilah yoktur.” (Muhammed 19) ayetinin tefsirinde şöyle demiştir:

“Allah Teâlâ nebisi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben buyuruyor ki: Ey Muhammed! Mahlukâtı yaratan, herşeyin sahibi olan, kendisi dışındaki herşeyi rububiyetine boyun eğdiren Allah’tan başka ibadete layık olan, uluhiyete layık olan, mahlukatın kendisine ibadet etmesinin caiz olduğu bir şey yoktur.”[5]

El-Bikâî, Muhammed 19. Âyetinin tefsirinde şöyle demiştir: “Yani en büyük Melik’ten başka hak mabud yoktur. Zira bu bilgi, kıyamet gününün korkularından kurtaracak olan en büyük hatırlatmadır. Bu ancak faydalı olduğunda bir ilim olur. Bu ilim de ancak boyun eğme ve gerekleriyle amel söz konusu olduğunda faydalı olur. Aksi halde o bir cehaletten ibaret kalır.”[6]

İbn Hubeyre şöyle demiştir: “La ilahe illallah dediğin zaman bu sözünde Allah’ın dışında bir ilah olmadığını ifade etmiş oluyorsun. Bu da Allah subhenehu’yu birlemeni gerektirir… Bu kelimenin tagutu inkar edip Allah’a iman etmeyi kapsadığını bilmelisin. Zira ilahlığı nefyettiğinde bunu yalnız Allah subhanehu için vacip kılıyorsun. Böylece tagutu inkar etmiş ve Allah’a iman etmiş olursun.”[7]

El-İzz b. Abdisselam şöyle demiştir: “Tevhid kelimesi, vacip ve haram kılan mükellefiyete delalet eder. Zira bunun anlamı: Allah’tan başka hak mabud yoktur demektir. İbadet ise tam bir zillet ve boyun eğme ile itaat etmektir.”[8]

El-Karafî ezan ve tevhide şehadet şekli hakkında şöyle demiştir: “el-İlah: ma’bud/ibadet edilen demektir. Tevhid kelimesinde mabudu nefyetmek ile nasıl olursa olsun putlar, yıldızlar gibi mabudların varlığını nefyetmek kastedilmez. Bilakis bu sözün takdiri şöyledir: Allah’tan başka ibadete layık olan bir mabud yoktur. Her kim bu özelliği kastetmezse onun teşehhüdü bir yalandan ibaret olur.”[9]  

İbn Teymiyye şöyle demiştir: “Allah’ın, rasulleriyle gönderdiği tevhid, hiçbir şeyi ortak koşmadan yalnız Allah’a ibadet edilmesidir. Bu, la ilahe illallah şehadetinin manasıdır. Bu yüzden tevhid, söz, itikad, irade ve kastı içerir.”[10]

Ez-Zerkeşî şöyle demiştir: “La ilahe illallah sözü nefiy ve isbatı kapsayan bir sigadır. İlahlığın Allah Teâlâ’ya has kılınmasına delalet eder. Zira nefiy ile isbatın bir araya geldiği siga, sınırlamanın en etkili ifadesidir. Bu Allah Teâlâ’nın tevhidinin ispatı hususunda başka bir lafza gerek olmadan, bu şerefli sözün yetmesiyle zaruri ilim sabit olmuştur.”[11]

İbn Receb şöyle demiştir: “Kulun: “La ilahe illallah” sözü, Allah’tan başka bir ilah olmamasını gerektirir. İlah ise isyan edilmeden itaat edilen, kendisine heybet, saygı, sevgi, korku, ümit duyulan, kendisine tevekkül edilen, istekte bulunulan, dua edilen demektir. Bütün bunlara layık olan yalnız Allah Azze ve Celle’dir. Kim bir mahlûku bu sayılan ilahluk özelliklerinden bir şey hususunda Allah’a ortak koşarsa, bu onun “La ilahe illallah” sözündeki samimiyetine bir leke ve tevhidiyle bir çelişkidir…”[12]

Suyuti şöyle demiştir: “Kendisinden başka ilah olmayan Allah” sözünün anlamı, gerçek mabud olararak ed-Daim ve diri olan’dan başkası yoktur demektir.”[13]

İbn Hacer el-Heytemi, Nevevi’nin sözlerini şerhinde şöyle demiştir: “Şehadet ederim ki: yani bilir ve açıklarım ki, “Tek olan Allah’tan başka ilah yoktur” Yani Allah’tan başka gerçek mabud/ibadete layık olan yoktur demektir.”[14]

Yemen allamesi müçtehit imam Muhammed b. İsmail es-San’ani şöyle demiştir: “La ilahe illallah’ın manası; ibadet ve ilahlıkta Allah’ı birlemek ve O’ndan başka kendisine ibadet edilenlerden uzaklaşmaktır.”[15]

El-Behutî, el-Hicavi’nin sözlerini şerhinde şöyle demiştir: “Şehadet ederim ki” yani bilirim ki: “Yalnız Allah’tan başka ilah yoktur” yani gerçek mabud/ibadete layık olan yoktur.”[16]

Muhammed b. Abdilvehhab şöyle demiştir: “Bunun manası; Allah’tan başka hak mabud yok demektir. La ilahe sözü Allah’ın dışında ibadet edilen her şeyi nefyeder. İllallah sözü ibadetinde bir ortak koşmadan yalnız Allah’a kulluk etmeyi ispat eder. Nitekim mülkünde O’nun ortağı yoktur.”[17]

Muhammed b. Ali b. Garib şöyle demiştir: “Kıble ehli; İslam ehli olanlardır. İslam ise yalnız Allah’a boyun eğerek teslim olmak, O’nun dışındaki tüm ilahları terk etmektir. Bu, la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh sözünün manasını gerçekleştirmek ve bunda samimi olmaktır. Kim Allah’a boyun eğerek teslim olduğu gibi başkasına da bu manada teslim olursa o bir müşriktir. Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. İslam sözü, teslim olup boyun eğmeyi ve bunda samimi olmayı gerektirir.”[18]

Suleyman b. Abdillah Âlu’ş-Şeyh şöyle demiştir: “La ilahe illallah’ın manası: tek ilahtan başka hak ma’bud (ibadete layık olan) yoktur demektir. O da bir ve ortağı olmayan Allah’tır… La ilahe illallah; Allah’a ibadet edip  onun dışındakilere kulluğu terk etmektir ki, bu tagutu inkar ve Allah’a iman demektir. Bu yüce kelime, Allah’ın dışındakilerin ilah olmadığını ifade eder. Zira Allah’tan başkasının ilahlığı batılların en batılıdır. Başka bir ilah kabul etmek, karanlıkların en karanlığıdır. Allah’tan başkası ibadete hak sahibi değildir, O’ndan başkası ilahlığa layık değildir.”[19]

Abdurrahman b. Hasen Âlu’ş-Şeyh şöyle demiştir: “La ilahe illallah sözü, ne olursa olsun Allah Teâlâ dışındaki herşeyin ilahlığını nefyetmek ve yalnız Allah’ın ilahlığını ispat etmektir. Bu rasullerin davet ettiği tevhiddir. Kur’ân, başından sonuna kadar buna delalet eder…”[20]

El-Ma’sumî el-Hucendî şöyle demiştir: “La ilahe illallah sözünün anlamı; Allah’tan başka hak ma’bud (ibadete layık olan) yok demektir. Zira ilah; itaat edilen mabud demektir. İlah; ibadet edilmeyi hak eden demektir…”[21]

İbn Baz şöyle demiştir: “Şehadetin manası; diliyle ve kalbiyle Allah’tan başka hak ma’bud olmadığına şahitlik etmektir. Diliyle şahitlik eder ve kalbiyle de Allah’tan başka ilah olmadığına yani Allah’tan başka hak ma’bud olmadığına iman eder. Zira insanların Allah’ın dışında ibadet ettikleri putlar, ölüler, ağaçlar, taşlar, melekler ve başka şeylerin hepsi bâtıldır…”[22]

İbn Useymin şöyle demiştir: “La ilahe illlallah şehadetinin manası: insanın diliyle ve kalbiyle Allah Azze ve Celle’den başka hak ma’bud olmadığını, Allah’ın dışında ibadet edilen herşeyin batıl olduğunu bilmesidir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O'nun dışında dua ettikleri ise bâtılın ta kendisidir.” (Hac 62)”[23]



[1] Bkz.: Taberi ve İbn Kesir tefsirlerinde besmele tefsiri. Tayyibi el-Mişkat Şerhi (1/98) Zerkeşi Risaletu Ma’na La İlahe İllallah (s.73-111) Kamusu’l-Muhit ve es-Sıhah “Elihe” maddesi.

[2] bkz: el-Makrizi et-Tevhid (s.18-24) İbn Receb Tahkiku Kelimeti’l-İhlas (s.23, 25, 30) Fethu’l-Mecid (s.73-76 ve 124-126) Tefsiru’ş-Şevkani (1/18)

[3] El-Kevaşifu’l-Celiyye (s.35) bkz.: el-Usulu’s-Selase (s.15) Kurretu Uyun (s.13)

[4] Tefsiru’t-Taberî (20/357)

[5] Tefsiru’t-Taberî (21/208)

[6] El-Bikai Nazmu’d-Durer (7/164)

[7] İbn Hubeyre’den naklen: Suleyman b. Abdillah Teysiru Azizi’l-Hamid (s.53)

[8] El-İmam Fi Beyani Edilleti’l-Ahkam (s.168)

[9] Ez-Zehira (2/57)

[10] Beyanu Telbisi’l-Cehmiyye (4/623)

[11] Ma’na La İlahe İllallah (s.83)

[12] Kelimetu’l-İhlas (s.23)

[13] Tefsiru’l-Celaleyn (s.56)

[14] El-Fethu’l-Mubin Fi Şerhi’l-Erbain (s.82)

[15] Tathiru’l-İtikad (s.18)

[16] Keşşafu’l-Kına (1/14)

[17] Selasetu’l-Usul (s.14)

[18] Et-Tavdih An Tevhidi’l-Hallak (s.89)

[19] Teysiru’l-Azizi’l-Hamid (s.52)

[20] Fethu’l-Mecid (s.38)

[21] Miftahu’l-Cenneti La İlahe İllallah (s.59)

[22] Fetava Nurun Ale’d-Derb (1/49)

[23] Mecmuu Fetava İbn Useymin (7/223)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)