Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
وَمَا أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِنْ
رَسُولٍ إِلَّا نُوحِي إِلَيْهِ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدُونِ
“Senden önce hiçbir rasûl göndermedik ki ona: “Benden
başka ibadete layık hak ilâh yoktur; şu halde bana kulluk edin” diye vahyetmiş
olmayalım.” (Enbiya 25)
وَإِلَى
عَادٍ أَخَاهُمْ هُودًا قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ
إِلَهٍ غَيْرُهُ
“Âd’a da kardeşleri Hûd’u (gönderdik). Dedi
ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet edin, sizin O’ndan başka ilahınız yoktur! Halâ
sakınmayacak mısınız?” (A’raf 65)
وَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ لَا إِلَهَ
إِلَّا هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ
“İlahınız tek bir ilahtır. O’ndan başka ibadete layık bir ilah yoktur.
Rahman’dır, Rahim’dir.” (Bakara 163)
La ilahe illallah sözünün anlamı: Allah’tan başka ibadete layık hak ilah yoktur demektir. Bu sözün “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur” şeklinde tercümesi eksiktir ve doğru anlaşılmasına manidir.
“La” cinsinin
nefyedicisidir. “ilah” ismidir. Bunun haberi mahzuf olup, takdiri “hak
ilah”tır. (Yani la ilahe illallah sözü; Allah’tan başka hak ilah yoktur
anlamındadır.) İlah kelimesi, “elehe, ye’lehu, ilaheten” kökünden gelmiş olup
“abede, ya’budu, ibadeten” anlamındadır.[1]
“el-İlah”
kelimesinin anlamı; itaat edilen, kalplerin muhabbet, tazim, boyun eğme, korku
ve diğer ibadet çeşitleriyle ilahlaştırdığı ma’bud demektir.
“Allah” ismi,
Rab Teâlâ’nın mukaddes özel ismidir. Sadece Allah Subhanehu ve Teâlâ hakkında
kullanılabilir. Bu ismin aslı “ilah” kelimesinden gelmiştir. Hemze
hazfedilmiştir ve onun yerine marife alameti olan “el” takısı gelmiştir.[2]
Bu yüce kelime,
iki ana rüknü kapsamaktadır:
Birincisi:
Nefiy, yani Allah Teâlâ’dan başka her şeyin ilahlığını reddetmek. Buna “La
ilahe” kelimesi delalet eder. Bu, Allah Teâlâ’dan başka ibadete layık kimse
olmasını nefyetmektedir.
İkincisi:
İspat, yani Allah Teâlâ’nın ilahlığını ispat etmek. Buna “İllallah” kelimesi
delalet eder. Bu, yalnızca Allah Teâlâ’nın ibadete hak sahibi olup ortağı
olmadığını ispat etmektedir.[3]
Allah Azze ve
Celle yalnız başına ibadete mustehak olandır. Zira o yaratandır, rızık
verendir, malik’tir, bütün işleri idare edendir. Bütün kulların O’nun
kendilerine olan büyük nimetlerine şükür olarak O’nu ibadette birlemeleri
gerekir.
Nitekim aşağıda
nakledileceği üzere eski ve yeni ulema bu şekilde açıklamışlardır.
Müfessirler imamı İbn Cerir et-Taberî rahimehullah
şöyle demiştir: “Buyuruyor ki: Sıfatları bu şekilde olan Allah’tan başka kendisine
ibadetin caiz olduğu ve ulûhiyete layık olan hak bir ma’bud yoktur. Ey
insanlar! Dini, taati O’na halis kılarak, O’nu ulûhiyetinde birleyerek dua/ibadet
edin. Ona ibadette başkasını, bir veseni veya sanemi ortak koşmayın, O’a denk
edinmeyin.”[4]
Yine İmam Taberî, “Bil ki;
gerçekten Allah’tan başka ibadete layık hak ilah yoktur.” (Muhammed 19) ayetinin tefsirinde şöyle demiştir:
“Allah Teâlâ nebisi Muhammed sallallahu aleyhi
ve sellem’e hitaben buyuruyor ki: Ey Muhammed! Mahlukâtı yaratan, herşeyin sahibi
olan, kendisi dışındaki herşeyi rububiyetine boyun eğdiren Allah’tan başka ibadete
layık olan, uluhiyete layık olan, mahlukatın kendisine ibadet etmesinin caiz
olduğu bir şey yoktur.”[5]
El-Bikâî, Muhammed 19. Âyetinin tefsirinde şöyle
demiştir: “Yani en büyük Melik’ten başka hak mabud yoktur. Zira bu bilgi, kıyamet
gününün korkularından kurtaracak olan en büyük hatırlatmadır. Bu ancak faydalı
olduğunda bir ilim olur. Bu ilim de ancak boyun eğme ve gerekleriyle amel söz
konusu olduğunda faydalı olur. Aksi halde o bir cehaletten ibaret kalır.”[6]
İbn Hubeyre şöyle demiştir: “La ilahe illallah
dediğin zaman bu sözünde Allah’ın dışında bir ilah olmadığını ifade etmiş
oluyorsun. Bu da Allah subhenehu’yu birlemeni gerektirir… Bu kelimenin tagutu
inkar edip Allah’a iman etmeyi kapsadığını bilmelisin. Zira ilahlığı nefyettiğinde
bunu yalnız Allah subhanehu için vacip kılıyorsun. Böylece tagutu inkar etmiş
ve Allah’a iman etmiş olursun.”[7]
El-İzz b. Abdisselam şöyle demiştir: “Tevhid
kelimesi, vacip ve haram kılan mükellefiyete delalet eder. Zira bunun anlamı:
Allah’tan başka hak mabud yoktur demektir. İbadet ise tam bir zillet ve boyun
eğme ile itaat etmektir.”[8]
El-Karafî ezan ve tevhide şehadet şekli hakkında
şöyle demiştir: “el-İlah: ma’bud/ibadet edilen demektir. Tevhid kelimesinde
mabudu nefyetmek ile nasıl olursa olsun putlar, yıldızlar gibi mabudların
varlığını nefyetmek kastedilmez. Bilakis bu sözün takdiri şöyledir: Allah’tan
başka ibadete layık olan bir mabud yoktur. Her kim bu özelliği kastetmezse onun
teşehhüdü bir yalandan ibaret olur.”[9]
İbn Teymiyye şöyle demiştir: “Allah’ın,
rasulleriyle gönderdiği tevhid, hiçbir şeyi ortak koşmadan yalnız Allah’a
ibadet edilmesidir. Bu, la ilahe illallah şehadetinin manasıdır. Bu yüzden tevhid,
söz, itikad, irade ve kastı içerir.”[10]
Ez-Zerkeşî şöyle demiştir: “La ilahe illallah
sözü nefiy ve isbatı kapsayan bir sigadır. İlahlığın Allah Teâlâ’ya has
kılınmasına delalet eder. Zira nefiy ile isbatın bir araya geldiği siga,
sınırlamanın en etkili ifadesidir. Bu Allah Teâlâ’nın tevhidinin ispatı
hususunda başka bir lafza gerek olmadan, bu şerefli sözün yetmesiyle zaruri ilim
sabit olmuştur.”[11]
İbn Receb şöyle demiştir: “Kulun: “La ilahe
illallah” sözü, Allah’tan başka bir ilah olmamasını gerektirir. İlah ise isyan
edilmeden itaat edilen, kendisine heybet, saygı, sevgi, korku, ümit duyulan,
kendisine tevekkül edilen, istekte bulunulan, dua edilen demektir. Bütün
bunlara layık olan yalnız Allah Azze ve Celle’dir. Kim bir mahlûku bu sayılan
ilahluk özelliklerinden bir şey hususunda Allah’a ortak koşarsa, bu onun “La
ilahe illallah” sözündeki samimiyetine bir leke ve tevhidiyle bir çelişkidir…”[12]
Suyuti şöyle demiştir: “Kendisinden başka ilah
olmayan Allah” sözünün anlamı, gerçek mabud olararak ed-Daim ve diri olan’dan
başkası yoktur demektir.”[13]
İbn Hacer el-Heytemi, Nevevi’nin sözlerini
şerhinde şöyle demiştir: “Şehadet ederim ki: yani bilir ve açıklarım ki, “Tek
olan Allah’tan başka ilah yoktur” Yani Allah’tan başka gerçek mabud/ibadete
layık olan yoktur demektir.”[14]
Yemen allamesi
müçtehit imam Muhammed b. İsmail es-San’ani şöyle demiştir: “La ilahe
illallah’ın manası; ibadet ve ilahlıkta Allah’ı birlemek ve O’ndan başka
kendisine ibadet edilenlerden uzaklaşmaktır.”[15]
El-Behutî, el-Hicavi’nin sözlerini şerhinde
şöyle demiştir: “Şehadet ederim ki” yani bilirim ki: “Yalnız Allah’tan başka
ilah yoktur” yani gerçek mabud/ibadete layık olan yoktur.”[16]
Muhammed b. Abdilvehhab şöyle demiştir: “Bunun
manası; Allah’tan başka hak mabud yok demektir. La ilahe sözü Allah’ın dışında
ibadet edilen her şeyi nefyeder. İllallah sözü ibadetinde bir ortak koşmadan
yalnız Allah’a kulluk etmeyi ispat eder. Nitekim mülkünde O’nun ortağı yoktur.”[17]
Muhammed b. Ali b. Garib şöyle demiştir: “Kıble
ehli; İslam ehli olanlardır. İslam ise yalnız Allah’a boyun eğerek teslim
olmak, O’nun dışındaki tüm ilahları terk etmektir. Bu, la ilahe illallahu
vahdehu la şerike leh sözünün manasını gerçekleştirmek ve bunda samimi
olmaktır. Kim Allah’a boyun eğerek teslim olduğu gibi başkasına da bu manada teslim
olursa o bir müşriktir. Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. İslam
sözü, teslim olup boyun eğmeyi ve bunda samimi olmayı gerektirir.”[18]
Suleyman b. Abdillah Âlu’ş-Şeyh şöyle demiştir: “La
ilahe illallah’ın manası: tek ilahtan başka hak ma’bud (ibadete layık olan)
yoktur demektir. O da bir ve ortağı olmayan Allah’tır… La ilahe illallah; Allah’a
ibadet edip onun dışındakilere kulluğu
terk etmektir ki, bu tagutu inkar ve Allah’a iman demektir. Bu yüce kelime,
Allah’ın dışındakilerin ilah olmadığını ifade eder. Zira Allah’tan başkasının ilahlığı
batılların en batılıdır. Başka bir ilah kabul etmek, karanlıkların en karanlığıdır.
Allah’tan başkası ibadete hak sahibi değildir, O’ndan başkası ilahlığa layık
değildir.”[19]
Abdurrahman b. Hasen Âlu’ş-Şeyh şöyle demiştir: “La
ilahe illallah sözü, ne olursa olsun Allah Teâlâ dışındaki herşeyin ilahlığını
nefyetmek ve yalnız Allah’ın ilahlığını ispat etmektir. Bu rasullerin davet
ettiği tevhiddir. Kur’ân, başından sonuna kadar buna delalet eder…”[20]
El-Ma’sumî el-Hucendî şöyle demiştir: “La ilahe
illallah sözünün anlamı; Allah’tan başka hak ma’bud (ibadete layık olan) yok
demektir. Zira ilah; itaat edilen mabud demektir. İlah; ibadet edilmeyi hak
eden demektir…”[21]
İbn Baz şöyle demiştir: “Şehadetin manası;
diliyle ve kalbiyle Allah’tan başka hak ma’bud olmadığına şahitlik etmektir.
Diliyle şahitlik eder ve kalbiyle de Allah’tan başka ilah olmadığına yani Allah’tan
başka hak ma’bud olmadığına iman eder. Zira insanların Allah’ın dışında ibadet
ettikleri putlar, ölüler, ağaçlar, taşlar, melekler ve başka şeylerin hepsi
bâtıldır…”[22]
İbn Useymin şöyle demiştir: “La ilahe illlallah
şehadetinin manası: insanın diliyle ve kalbiyle Allah Azze ve Celle’den başka
hak ma’bud olmadığını, Allah’ın dışında ibadet edilen herşeyin batıl olduğunu bilmesidir.
Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir.
O'nun dışında dua ettikleri ise bâtılın ta kendisidir.” (Hac 62)”[23]
[1]
Bkz.: Taberi ve İbn Kesir tefsirlerinde besmele tefsiri. Tayyibi el-Mişkat
Şerhi (1/98) Zerkeşi Risaletu Ma’na La İlahe İllallah (s.73-111) Kamusu’l-Muhit
ve es-Sıhah “Elihe” maddesi.
[2]
bkz: el-Makrizi et-Tevhid (s.18-24) İbn Receb Tahkiku Kelimeti’l-İhlas (s.23,
25, 30) Fethu’l-Mecid (s.73-76 ve 124-126) Tefsiru’ş-Şevkani (1/18)
[3]
El-Kevaşifu’l-Celiyye (s.35) bkz.: el-Usulu’s-Selase (s.15) Kurretu Uyun (s.13)
[4]
Tefsiru’t-Taberî (20/357)
[5]
Tefsiru’t-Taberî (21/208)
[6]
El-Bikai Nazmu’d-Durer (7/164)
[7]
İbn Hubeyre’den naklen: Suleyman b. Abdillah Teysiru Azizi’l-Hamid (s.53)
[8]
El-İmam Fi Beyani Edilleti’l-Ahkam (s.168)
[9]
Ez-Zehira (2/57)
[10]
Beyanu Telbisi’l-Cehmiyye (4/623)
[11]
Ma’na La İlahe İllallah (s.83)
[12]
Kelimetu’l-İhlas (s.23)
[13]
Tefsiru’l-Celaleyn (s.56)
[14]
El-Fethu’l-Mubin Fi Şerhi’l-Erbain (s.82)
[15]
Tathiru’l-İtikad (s.18)
[16]
Keşşafu’l-Kına (1/14)
[17]
Selasetu’l-Usul (s.14)
[18]
Et-Tavdih An Tevhidi’l-Hallak (s.89)
[19]
Teysiru’l-Azizi’l-Hamid (s.52)
[20]
Fethu’l-Mecid (s.38)
[21]
Miftahu’l-Cenneti La İlahe İllallah (s.59)
[22]
Fetava Nurun Ale’d-Derb (1/49)
[23]
Mecmuu Fetava İbn Useymin (7/223)