Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

26 Haziran 2026 Cuma

Bid’at Ehline Karşı Sertlik Övülen Bir Ahlâktır!

İbnu’l-Cevzi, İmam Ahmed b. Hanbel rahimehullah hakkında şöyle demiştir:

“İmam Ebu Abdillah Ahmed b. Hanbel, sünnete sıkı tutunması ve bid’atten yasaklamasının şiddetinden dolayı, kendilerinden sünnete aykırı şeyler sadır olan hayırlı kimseler hakkında eleştirilerde bulunmuştur. Onun bu sözleri din için nasihate yorumlanır.”[1]

Lakin zaman değişmiş, bid’at ehline karşı şiddet ancak küçük bir azınlık tarafından ortaya konulmaya ve zamane halkı tarafından bu tutum ayıplanır hale gelmiştir!

Şayet ilim ehli bu bid’atlere şiddetle karşı çıksalardaı bid’atler kök salamaz, beldelerimiz ve halkları sünnet ile ma’mur olurlardı.

İbnu’l-Kayyım rahimehullah şöyle demiştir: “Rasullerin ümmetleriyle hallerini düşünen kimse onların Allah Teâlâ ile karşılaşıncaya kadar ümmetlerine şiddetle karşı çıktıklarını, kendilerine iman edenlere de, muhaliflere şiddetle karşı çıkmayı vasiyet ettiklerini bulur. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem münkere karşı çıkmanın üç şeklinden de uzak olan kimsenin imandan hardal tanesi kadar nasibi olmadığını haber vermiştir. İyiliği emir ve kötülüğü yasaklamada çok şiddet gösterir, hatta:

إن الناس إذا تركوه أوشك أن يعمهم الله بعقاب من عنده

“İnsanlar bunu terk edince: “Allah Azze ve Celle kendi katından onların hepsini kuşatacak bir ceza verir” buyurmuştur.

Bunu terk etmenin hayırlıların duasının kabulüne mani olacağını ve kötülerin tasallutunu gerektireceğini haber vermiştir. Yine bunun terkinin kalpler ile yüzler arasında muhalefet meydana getireceğini, Allah’ın İsrailoğullarına lanet ettiği gibi, lanetini indirmesine sebep olacağını haber verir.”[2]

Sahabe radıyallahu anhum, bid’ate ve ehline karşı şiddetle karşı durmuşlar, bid’at ehlinden uzaklaşmışlardır. Onların siyretlerini düşünen bunu açıkça görür ve haberlerini anlar.

İbnu’l-Kayyım rahimehullah şöyle demiştir: “İbn Abbas radıyallahu anhuma Kaderiyye’ye karşı çok şiddetli davranırdı. O’nun ashabı da böyleydiler.”[3]

İşte Ömer b. el-Hattab radıyallahu anh, Sabig b. İsl’in Kur’ân’daki muteşabihleri sorgulaması üzerine onun başına vurmuştur!

Suleyman b. Yesar rahimehullah’tan:

أنّ رجلاً من بني غنيم يقال له صَبيغ بن عِسْل قدم المدينة وكانت عنده كتب فجعل يسأل عن متشابه القرآن فبلغ ذلك عمر فبعث إليه وقد أعدّ له عراجين النخيل فلما دخل عليه جلس قال من أنت؟ قال أنا عبد الله صَبيغ قال عمر وأنا عبد الله عمر وأومأ عليه فجعل يضربه بتلك العراجين فما زال يضربه حتى شجّه وجعل الدم يسيل على وجهه فقـال حسبك يا أمير المؤمنين فقد والله ذهب الذي أجد في رأسـي

“Ganim oğullarından Sabig b. İsl denilen bir adam Medine’ye geldi. Onun yanında kitaplar vardı. Kur’ân’ın muteşabihleri hakkında sorular sormaya başladı. Bu durum Ömer radıyallahu anh’e ulaşınca onu çağırttı. Hurma çubukları da hazırladı. Adam yanına gelip oturunca:

“Sen kimsin?” dedi. O da: “Ben Allah’ın kulu Sabig’im” dedi. Ömer radıyallahu anh de hazırladığı hurma çubuklarıyla vurarak:

“Ben de Allah’ın kulu Ömer’im” dedi. Adamın başını yaralayıp kan yüzüne akıncaya kadar ona vurdu.” Adam dedi ki:

“Yeter ey mü’minlerin emiri! Allah kafamdakileri giderdi!”[4]

Yahya b. Ya’mer rahimehullah’tan:

قُلْتُ لِابْنِ عُمَرَ إِنَّ عِنْدَنَا رِجَالًا بِالْعِرَاقِ يَقُولُونَ إِنْ شَاءُوا عَمِلُوا وَإِنْ شَاءُوا لَمْ يَعْمَلُوا وَإِنْ شَاءُوا دَخَلُوا الْجَنَّةَ وَإِنْ شَاءُوا دَخَلُوا النَّارَ وَإِنْ شَاءُوا وَإِنْ شَاءُوا فَقَالَ إِنِّي مِنْهُمْ بَرِيءٌ وَإِنَّهُمْ مِنِّي بَرَاءٌ

“İbn Ömer radıyallahu anhuma’ya dedim ki:  “Bizim yanımızda Irak’ta bazı kimseler var ki, şöyle diyorlar: “Kullar isterlerse amel ederler, isterlerse amel etmezler. Dilerlerse cennete girerler, dilerlerse cehenemme girerler. Dilerlerse şunu, dilerlerse şunu yaparlar” İbn Ömer radıyallahu anhuma dedi ki:

“Ben onlardan berîyim, onlar da benden berîdirler.”[5]

Semura b. Cundub radıyallahu anh Haricilere karşı şiddetli davranır, onlar da kendisine dil uzatırlardı.[6]

Sahabenin bid’at ehline karşı muamelelerine dair rivayetler çoktur. Zikredilenler yalnızca birkaç örnektir.

İmam Bilal b. Ebi Burde (vefatı 120) rahimehullah da böyleydi. İbn Asakir, isnadıyla Mucahid rahimehullah’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

وكـان بلال بن أبي بردة شديداً على أهل البدع

“Bilal b. Ebi Burde rahimehullah bid’at ehline karşı şiddetli idi.”[7]

Kadı Şerik b. Abdillah en-Nehaî el-Kufî rahimehullah (vefatı 177 h.) hakkında Muaviye b. Salih el-Eşarî şöyle demiştir:

سألت أحمد بن حنبل عن شريك فقال كان عاقلاً صدوقاً محدثاً وكان شديداً على أهل الريب والبدع

“Ahmed b. Hanbel rahimehullah’a, Şerik’i sordum. Dedi ki: “Akıl sahibi, dürüst, muhaddis isi. Şüphe ve bid’at ehline karşı şiddetli idi.”[8]

Şerik b. Abdillah rahimehullah şöyle derdi:

لئن يكون في كل قبيلة حمار أحب إلي مـن أن يكـون فيهـا رجـل مـن أصحــاب أبـي فــلان رجل كان مبتدعاً

“Her kabilede bir eşeğin bulunması benim için aralarında bid’atçi olan Ebu Fulan (Ebu Hanife) ashabından birinin bulunmasından sevimlidir.”[9]

İmam Abdurrahman b. Hurmuz el-A’rac (vefatı 117 h.) ve İmam Abdurrahman b. el-Kasım (v.126 h.) rahimehumallah da böyle idiler. İmam Malik rahimehullah onlar hakkında şöyle demiştir:

كان ابن هرمز قليل الكلام وكان يشدّ على أهل البدع، وكان أعلم الناس بما اختلفوا فيه مــن ذلك وكــذا كان عبد الرحمن بن القاسم

“İbn Hurmuz az konuşurdu. Bid’at ehline karşı şiddetli idi. İhtilaf ettikleri konularda insanların en bilgilisi idi. Abdurrahman b. el-Kasım da böyleydi.”[10]

Ebu’s-Salt Abdusselam b. Salih el-Herevî, İbrahim b. Tahman (v.163 hc.) rahimehullah hakkında şöyle demiştir:

كان شديداً على الجهميّة

“Cehmiyye’ye karşı şiddetli idi.”[11]

İşte hicret yurdunun imamı Malik b. Enes rahimehullah (v.179 h.) şöyle diyor:

لا تسلم على أهل الأهواء ولا تجالسهم إلا أن تغلظ عليهم ولا يعاد مريضهم ولا تحـدث عنهم الأحاديث

“Hevâ (bid’at) ehline selam verilmez, onları kötülemek dışında onların meclislerine katılınmaz, hastaları ziyaret edilmez ve onlardan hadis rivayet edilmez.”[12]

Yine şöyle demiştir:

لا تجالس القدري ولا تكلمه إلا أن تجلس إليه، فتغلظ عليه لقوله{لا تجد قوماً يؤمنون بالله واليوم الآخر يوادّون من حادّ الله ورسوله} فلا توادّوهم

“Kaderî ile oturma! Onunla konuşma! Ancak o senin meclisine gelirse ona ağır konuş. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiç bir kavmin, Allah’a ve rasûlüne muhalefet eden kimselere, babaları, oğulları, kardeşleri veya aşiretleri olsa bile sevgi beslediklerini göremezsin” (Mucadele 22) Onlara sevgi gösterilmez!”[13]

İşte imam Muhammed b. İdris eş-Şafii rahimehullah (v.204 h.), onun hakkında Beyhakî şöyle demiştir:

وكان الشافعي رضي الله عنه شديداً على أهل الإلحاد وأهل البدع مجاهراً ببغضهم وهجرهم

“Şafii radıyallahu anh ihad ve bid’at ehline karşı şiddetli idi. Onlara karşı buğzunu açıkça ortaya koyar ve onlara hecr (dargınlık) uygulardı.”[14]

İşte şeyh Ömer b. Harun el-Belhî (v.194 h.) rahimehullah, Ebu Bekr Ahmed b. Huseyn, Ebu Abdillah el-Hafız’ın şöyle dediğini naklediyor:

عمر بن هارون البلخي أبو حفص الثقفي مولاهم كان من أهل السنّة ومن الذابين عن أهلها وقال أبو رجاء قتيبة بن سعيد كان عمر بن هارون شديداً على المرجئة وكان يذكر مساوئهم وبلاياهم

“Ebu Hafs Ömer b. Harun el-Belhî es-Sekafi, sünneti ve ehlini savunan sünnet ehlinden idi. Ebu Reca Kuteybe b. Said rahimehullah dedi ki: “Ömer b. Harun, Mürcie’ye karşı şiddetli idi. Onların kötülüklerini ve belalarını anlatırdı.”[15]

İşte İmam Şafii’nin ashabından İmam Ebu Ya’kub Yusuf b. Yahya el-Buveytî rahimehullah (v.231) onun biyografisinden şöyle denilmiştir:

إنّه كان شديداً على أهل البدع

“Muhakkak ki o bid’at ehline karşı şiddetli idi.”[16]

İişte İmam Ebu İshak İbrahim b. Muhammed el-Fezari rahimehullah (v.185) Onun hakkında el-İclî şöyle demiştir:

كان ثقة صاحب سنّة صالحاً هو الذي أدب أهل الثغر وعلمهـم السنّة وكان يأمر وينهى وإذا دخل الثغر رجل مبتدع أخرجه وكان كثير الحديث له فقه وقال أبو مسهر قدم أبو إسحاق الفزاري دمشق فاجتمع الناس يسمعون منه فقال أُخرج إلى الناس فقل لهم من كان يرى القدر فلا يحضر مجلسنا ومن كان يرى رأي فلان فلا يحضر مجلسنا فخرجت فأخبرتهم

“Sika (güvenilir) idi, sünnet ehli, salih bir kimseydi. Kale ahalisini eğitmiş ve onlara sünneti öğretmiştir. İyiliği emreder, kötülüğü yasaklardı. Kaleye bid’atçi bir adam girdiği zaman onu kovardı. Çok hadis rivayeti vardı ve fakih idi. Ebu Mushir dedi ki: “Ebu İshak el-Fezari Dımeşk’e gelince insanlar onu dinlemek için toplandılar. O dedi ki: “Çık ve insanlara de ki: “Kim Kaderiyye görüşünde ise meclisimize katılmasın. Kim falanın görüşünde ise meclisimize katılmasın.” Bunun üzerine ben de çıktım ve bunu onlara haber verdim.”[17]

Zehebî rahimehullah, Sahnun diye meşhur olan, Mudevvene sahibi Magrib fakihi allame Ebu Said Abdusselam b. Habib et-Tenuhi el-Kayravani el-Maliki rahimehullah (v.240) hakkında şöyle demiştir: “Ebu Bekr Abdullah b. Muhammed el-Maliki’nin Tarihu Kayravan kitabında şöyle okudum: “Ebu’l-Arab dedi ki:

اجتمعتْ في سحنون خلال قلّما اجتمعتْ في غيره الفقه البارع والورع الصادق والصرامة في الحق والزهادة في الدنيا والتخشن في الملبس والمطعم والسماحة كان ربما وصل إخوانه بالثلاثين ديناراً وكان لا يقبل من أحد شيئاً ولم يكن يهاب سلطاناً في الـحق شديـداً على أهل البدع انتشرت إمامته وأجمعوا على فضله

 “Sahnun, başkalarında bir araya gelmeyen şu hasletleri kendinde bir araya getirmişti: Derin fıkıh, samimi verâ, hak hususunda sertlik, dünyadan zahidlik, giyimde ve yiyecekte kabalık ve hoşgörü. Bazen kardeşlerine otuz dinar verir, kimseden bir şey kabul etmezdi. Hak hususunda yöneticiden korkmazdı. Bid’at ehline karşı şiddetli idi. İmamlığı yayıldı ve fazileti hususunda söz birliği edildi.”[18]

İşte Abdullah b. Ebi Hassân el-Yahsubi rahimehullah (v.226), İbn Ferhun onun biyografisinde şöyle demiştir:

وكان جواداً مفوهاً قوياً على المناظرة ذاباً عن السنّة متبعاً لمذهب مالك شديداً على أهل البدع

“Cömert, açık sözlü, münazarada kuvvetli idi. Malik’in mezhebine tabi olmakla beraber sünneti savunurdu. Bid’at ehline karşı şiddetli idi.”[19]

Aynı şekilde İmam Osman b. Said ed-Dârimî rahimehullah (v.280) da böyleydi. İbn Hibban şöyle demiştir:

كان الدارمي من الحفاظ المتقنين وأهـل الورع في الدين ممن حفظ وجمع وتفقه وصنّف وحدّث وأظهر السنّة ببلده ودعا إليها وذبّ عن حريمها وقمع مخالفها قال الذهبي كان لهجاً بالسنّة بصيراً بالمناظرة جذعاً في أعين المبتدعة

“Dârimî sağlam hafızlardan idi. Dinde vera ehlinden idi. Ezberleyip derlemeler yaptı, fıkıh öğrendi ve tasniflerde bulundu, hadis rivayet etti. Beldesinde sünneti ortaya koydu ve ona davet etti. Onun harimini savundu ve muhaliflerinden intikam aldı.” Zehebi dedi ki: “Sünnet ile konuşurdu, münazarada basiretli idi. Bid’atçilerin gözlerine saplanan bir ağaç kökü idi.”[20]

Kadı İsmail b. İshak (v.282) rahimehullah’ın biyografisinde şöyle denilir:

وكان شديداً على أهل البدع يرى استتابتهم

“Bid’at ehline karşı şiddetli idi. Onlara istitabe uygulanması görüşündeydi.”[21]

Sahnun’un öğrencilerinden İmam Ebu Yusuf Cebele b. Hamud es-Sadefî (v.299) rahimehullah hakkında Kadı Iyad rahimehullah şöyle demiştir:

ذِكر شدته على أهل البدع ومجنبته إياهم وقوته في ذات الله عز وجل كان رحمه الله شديداً في ذلك لا يداري فيه أحداً ولم يكن أحد أكثر مجاهدة منه للروافض وشيعهم فنجاه الله منهم

“Bid’at ehline karşı şiddetli davranması ve onlardan uzaklaşması, Allah Azze ve Celle’nin zatı hususunda kuvveti anlatılır. Allah ona rahmet etsin, bu konuda şiddetli idi. Kimse karşısında duramazdı, kimse Rafizilere ve Şia’ya karşı onun kadar mücadele edemezdi. Allah onu onlardan kurtarmıştır.”[22]

Ebu Ca’fer Muhammed b. el-Abbas b. Eyyub el-Ahram (v.301) rahimehullah’ın biyografisinde şöyle denilmiştir:

وكان متعصباً للسنّة غليظاً على أهل البدع

“Sünnete çok bağlı ve bid’at ehline karşı çok sertti.”[23]

Asrındaki Ehl-i Sünnet’in imamı Ebu Muhammed el-Huseyn b. Ali b. Halef el-Berbeharî (v.329) rahimehullah hakkında Zehebi şöyle demiştir:

كان قوالاً بالحق داعيةً إلى الأثر لا يخاف في الله لومة لائم

“Hakkı söyler, sünnete davet eder, Allah için hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazdı.”[24]

İbn Kesir de onun hakkında şöyle demiştir:

العالم الزاهد الفقيه الحنبلي الواعظ صاحب المروزي وسهلاً التستري ... وكان شديداً على أهل البدع والمعاصي وكان كبير القدر تعظمه الخاصة والعامة

“Alim, zahid, Hanbeli fakihi, vaiz. El-Mervezi ve Sehl et-Tusteri’nin arkadaşı idi… Bid’at ve isyan ehline karşı şiddetli idi. Özel ve genel herkes katında büyük değeri ve saygınlığı vardı.”[25]

İbn Receb de el-Berbehari hakkında şöyle demiştir:

شيخ الطائفة في وقته ومتقدّمها في الإنكار على أهل البدع والمباينة لهم باليد أو اللسان

“Vaktinde taifenin şeyhi idi. Bid’at ehline el ve dil ile karşı çıkma ve onlardan ayrışma hususunda önde gelenlerden idi.”[26]

El-Berbehari rahimehullah’ın din konusunda birçok mucahedeleri ve makamları vardı. Muhalifleri yöneticiyi onun aleyhine kışkırtıyorlardı.[27]

El-Berbehari rahimehullah bid’at ehli hakkında şöyle derdi:

مثل أصحاب البدع مثل العقارب يدفنون رؤوسهم وأبدانهم في التراب ويخرجون أذنابهم فإذا تمكّنوا لدغوا وكذلك أهل البدع هم مختفون بين الناس فإذا تمكّنوا بلغوا ما يريدون

“Bid’at sahiplerinin misali akreplerin misali gibidir. Başlarını ve bedenlerini toprağa gömüp kuyruklarını çıkarırlar. İmkân buldukları zaman sokarlar. Bid’at ehli de böyledirler. İnsanlar arasında kendilerini gizlerler. İmkân buldukları zaman da istediklerine ulaşırlar.”[28]

Ehl-i Sünnet’in Bid’at ehline karşı muamelesinin en parlak örneklerinden birisi de muhaddis imam Ebu Ca’fer Ahmed b. Avnillah b. Hudeyr el-Endelusi el-Kurtubî (v.378) rahimehullah’ın biyografisinde zikredilen şu sözlerdir: “Ebu Abdillah Muhammed b. Ahmed b. Muferric rahimehullah şöyle demiştir:

كان أبو جعفر أحمد بن عون الله محتسباً على أهل البدع غليظاً عليهم مذّلاً لهم طالباً لمساوئهم مسارعاً في مضارّهم شديد الوطأة عليهم مشرّداً لهم إذا تمكن منهم غير مبقٍ عليهم وكان كل من كان منهم خافياً منه على نفسـه متوقياً لا يداهن أحداً منهم على حال ولا يسالمه وإن عثر على منكر وشهد عليه عنده بانحرافٍ عن السنّة نابذه وفضحه وأعلن بذكره والبراءة منه وعيّره بذكر السوء في المحافل وأغرى به حتى يهلـكـه أو ينـزع عن قبيح مذهبـه وسـوء معتقده ولم يزل دؤوباً علـى هـذا جـاهـداً فيـه ابتغـاء وجـه الله إلى أن لقي الله  U

“Ebu Ca’fer Ahmed b. Avnillah rahimehullah bid’at ehline karşı muhtesib (güvenlik görevlisi) gibiydi. Onların kötülüklerini ortaya koymak için onlara karşı ağır sözler söyler, rezil ederdi. Onlara karşı imkân buldukça şiddetli zarar vermeden bırakmazdı. Bid’at ehlinden olan herkes, onun kendisi aleyhinde konuşmasından korkardı. Ona yağcılık yapan kurtulamazdı. Bir münker görürse veya onun yanında sünnetten sapıldığına şahitlik edilirse o kimseyi rezil eder, onu açıkça kınar ve ondan beraetini (uzak olduğunu) anlatırdı. Heryerde onu kötü şekilde zikrederek ayıplardı. O kimse ölünceye veya çirkin akidesinden dönünceye kadar onun aleyhinde bu şekilde mucahede etmeye devam eder ve bununla Allah Azze ve Celle’nin huzuruna çıkıncaya kadar O'nun vechini (rızasını) arardı.”[29]

Ebu Amr Bekr b. Ca’fer b. Rahib el-Muezzin (v.380) rahimehullah’ın biyografisinde şöyle denilmiştir: “Ca’fer b. Muhammed el-Mu’tez, Tarihu Nesef’te onun hakkında şöyle demiştir:

وكان رحمه الله قارئـاً آنــاء الليـل والنهار شديداً على أهل البدع

“Allah ona rahmet etsin, gece gündüz Kur’ân okurdu, bid’at ehline karşı da şiddetli idi.”[30]

İmam Esed b. el-Furat rahimehullah da böyleydi. Esedu’s-Sunne lakabıyla meşhur Esed b. Musa rahimehullah’ın Esed b. el-Furat rahimehullah’a yazdığı mektupta şöyle geçer:

اعْلَمْ أَيْ أَخِي أَنَّمَا حَمَلَنِي عَلَى الْكِتَابِ إِلَيْكَ مَا ذَكَرَ أَهْلُ بِلَادِكَ مِنْ صَالِحِ مَا أَعْطَاكَ اللَّهُ مِنْ إِنْصَافِكَ النَّاسَ وَحُسْنِ حَالِكَ مِمَّا أَظْهَرْتَ مِنَ السُّنَّةِ وَعَيْبِكَ لِأَهْلِ الْبِدْعَةِ وَكَثْرَةِ ذِكْرِكَ لَهُمْ وَطَعْنِكَ عَلَيْهِمْ فَقَمَعَهُمُ اللَّهُ بِكَ وَشَدَّ بِكَ ظَهْرَ أَهْلِ السُّنَّةِ وَقَوَّاكَ عَلَيْهِمْ بِإِظْهَارِ عَيْبِهِمْ وَالطَّعْنِ عَلَيْهِمْ فَأَذَلَّهُمُ اللَّهُ بِذَلِكَ وَصَارُوا بِبِدْعَتِهِمْ مُسْتَتِرِينَ فَأَبْشِرْ أَيْ أَخِي بِثَوَابِ ذَلِكَ وَاعْتَدَّ بِهِ أَفْضَلَ حَسَنَاتِكَ مِنَ الصَّلَاةِ وَالصِّيَامِ وَالْحَجِّ وَالْجِهَادِ وَأَيْنَ تَقَعُ هَذِهِ الْأَعْمَالُ مِنْ إِقَامَةِ كِتَابِ اللَّهِ وَإِحْيَاءِ سُنَّةِ رَسُولِهِ؟ وَذُكِرَ أَيْضًا أَنَّ لِلَّهِ عِنْدَ كُلِّ بِدْعَةٍ كِيدَ بِهَا الْإِسْلَامُ وَلِيًّا لِلَّهِ يَذُبُّ عَنْهَا وَيَنْطِقُ بِعَلَامَاتِهَافَاغْتَنِمْ ذَلِكَ وَادْعُ إِلَى السُّنَّةِ حَتَّى يَكُونَ لَكَ فِي ذَلِكَ أُلْفَةٌ وَجَمَاعَةٌ يَقُومُونَ مَقَامَكَ إِنْ حَدَثَ بِكَ حَدَثٌ فَيَكُونُونَ أَئِمَّةً بَعْدَكَ فَيَكُونُ لَكَ ثَوَابُ ذَلِكَ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ كَمَا جَاءَ الْأَثَرُ فَاعْمَلْ عَلَى بَصِيرَةٍ وَنِيَّةٍ وَحِسْبَةٍ فَيَرُدَّ اللَّهُ بِكَ الْمُبْتَدِعَ الْمَفْتُونَ الزَّائِغَ الْحَائِرَ فَتَكُونَ خَلَفًا مِنْ نَبِيِّكَ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَإِنَّكَ لَنْ تَلْقَى اللَّهَ بِعَمَلٍ يُشْبِهُهُ وَإِيَاكَ أَنْ يَكُونَ لَكَ مِنْ أَهْلِ الْبِدَعِ أَخٌ أَوْ جَلِيسٌ أَوْ صَاحِبٌ وَقَدْ وَقَعَتِ اللَّعْنَةُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى أَهْلِ الْبِدَعِ وَأَنَّ اللَّهَ لَا يَقْبَلُ مِنْهُمْ صَرْفًا وَلَا عَدْلًا وَلَا فَرِيضَةً وَلَا تَطَوُّعًا وَكُلَّمَا ازْدَادُوا اجْتِهَادًا وَصَوْمًا وَصَلَاةً ازْدَادُوا مِنَ اللَّهِ بُعْدًا فَارْفُضْ مَجَالِسَهُمْ وَأَذِلَّهُمْ وَأَبْعِدْهُمْ كَمَا أَبْعَدَهُمُ اللَّهُ وَأَذَلَّهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَئِمَّةُ الْهُدَى بَعْدَهُ

““Bil ki, ey kardeşim! Beni sana bu mektubu yazmaya iten sebep, Allah’ın lütfuyla insanlara karşı insaflı tutumun, sünnetten ortaya çıkaran güzel halin, bid’at ehlini ayıplaman, onları çokça anlatman ve onları eleştirmen sebebiyle beldendeki halkının senin aleyhinde konuşmalarıdır. Oysa Allah, senin vesilenle onlardan intikam almış, senin vesilenle Ehl-i Sünnet’in sırtını sağlamlaştırmış, bid’atçilerin kusurunu dökmende ve eleştirmende seni kuvvetlendirmiştir. Böylece Allah onları alçalttı, bid’atlerini gizlemek zorunda kaldılar. Ey kardeşim, bunun sevabıyla sevin! Bu işi, namaz, oruç, hac ve cihad gibi amellerin arasında en üstün iyiliğin say. Bütün bu ameller, Allah’ın Kitabını ayağa kaldırmak ve rasulünün sünnetini ihya etmenin yanında nerede kalır?... Yine, “Muhakkak ki İslâm’a tuzak olarak kurulan her bid’at karşısında Allah’ın dostlarından hakkı savunan ve onun alametlerini konuşan bir velisi mutlaka vardır” denilmiştir… Bunu da ganimet bil! Sünnet’e davet etmeye öyle devam et ki, bu konuda samimi dostların olsun, başına bir iş geldiğinde yerine geçecek bir cemaat oluşsun. Tâ ki senden sonra imamlar olsunlar. Rivâyette geldiği gibi, kıyamet gününe kadar bunun sevabı sana da yazılmaya devam etsin. Nitekim rivâyette geldiği gibi basiret, (hâlis) niyet ve hisbet (karşılığını Allah’tan umarak) amel et ki Allah seninle fitneye düşmüş bid’atçiyi ve yoldan çıkmış zalimi reddetsin. Böylece nebine halef olursun. Zira sen Allah ile karşılaştığında O’nun ameline benzer bir amel ile karşılaşmış olursun. Seni bid’at ehlinden bir kardeş, bir dost veya bir arkadaş edinmekten sakındırırım… Bid’at ehline karşı Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den lânet varid olmuştur. Allah onların ne farzını ne nafilesini kabul eder. Onlar oruçla, namazla çabalarını artırdıkça Allah’tan uzaklıkları artar. Onların meclislerinden uzak dur. Onları aşağıla ve Allah’ın uzaklaştırdığı gibi sen de uzaklaştır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ve ondan sonra hidâyet imamlarının aşağıladıkları gibi sen de onları aşağıla.”[31]

Yahya b. Sellam rahimehullah şöyle demiştir:

حدّث أسد يوماً بحديث الرؤية وسليمان الفراء المعتزلي في آخر المجلس فأنكر الرؤية فسمعه أسد فقام إليه وجمع بين طوقيه ولحيته واستقبله بنعله فضربه حتى أدماه وطرده من مجلسه

“Esed (b. el-Furat) rahimehullah bir gün rü’yet (Allah’ın kıyamet gününde görülmesi) hadisini rivayet etti. Suleyman el-Ferrâ el-Mu’tezilî meclisin arka tarafındaydı. Rü’yeti inkar etti. Esed rahimehullah bunu işitince ona doğru kalktı, ayakkabılarıyla onun üzerine yürüyüp kanatıncaya kadar vurdu ve meclisinden kovdu.”[32]

İbnu’s-Susencirdî diye meşhur Ebu’l-Huseyn Ahmed b. Abdillah b. el-Hıdır b. Mesrur el-Muaddil (v.402) rahimehullah hakkında Hatib el-Bağdadi şöyle demiştir:

وكان ثقة مأموناً ديناً مستوراً حسن الاعتقاد شديداً في السنة

“Sika, sağlam, dindar, güzel itikad sahibi idi. Sünnet konusunda şiddetli idi.”[33]

İbn Rızkuye diye meşhur Ebu’l-Hasen Muhammed b. Ahmed b. Muhammed el-Bezzaz (v.412) rahimehullah hakkında Hatib şöyle demiştir:

وكان ثقة صدوقاً كثير السمـاع والكتـابة حسن الاعتقـاد جميـل المذهب مديماً لتلاوة القرآن شديداً على أهل البدع

“Sika, dürüst idi. Çok hadis dinledi ve yazdı. Güzel bir itikad, iyi bir mezhebi vardı. Kur’ân tilavetine devam ederdi. Bid’at ehline karşı şiddetli idi.”[34]

İbnu’n-Nakib diye meşhur Ebu’l-Kasım Ubeydullah b. el-Huseyn el-Haffaf (v.415) rahimehullah hakkında Hatib şöyle demiştir:

كتبت عنه وكان شديداً في السنّة

“Ondan hadis yazdım. Sünnet konusunda şiddetli idi.”[35]

Kurtuba halkının âlimi Ebu Ömer Ahmed b. Muhammed el-Meafiri el-Endelusi et-Talemenkî (v.429) rahimehullah hakkında Zehebî şöyle demiştir:

وكان فاضلاً شديداً في السنّة قال خلف ابن بشكوال كـان سيفاً مجرداً على أهـل الأهواء والبدع قامعاً لهم غيوراً على الشريعة شديداً في ذات الله

“Fazilet sahibi ve sünnet konusunda şiddetli idi. Halef İbn Beşkuval şöyle demiştir: “Hevâ ve bid’at ehline karşı sıyrılmış bir kılıç idi. Din gayretiyle onlardan intikam alırdı. Allah’ın zatı konusunda şiddetli idi.”[36]

Endülüs’ün müsnid şeyhi Ebu’l-Âs Hakem b. Muhammed b. Hakem el-Cuzamî el-Kurtubî (v.447) rahimehullah hakkında Zehebi şöyle demiştir:

قال الغساني كان رجلاً صالحاً ثقة مسنداً صلباً في السنّة مشدّداً على أهل البدع عفيفاً ورعاً صبوراً على القلِّ رافضاً للدنيا مهيناً لأهلها

“el-Gassanî dedi ki: “Salih bir kimseydi, Sika bir musnid idi. Sünnet konusunda sert, bid’at ehline karşı şiddetli idi. İffetli ve verâ sahibiydi. Azlığa sabreder, dünyaya karşı zahid davranır, dünya ehline değer vermezdi.”[37] 

Ebu Mansur Abdulmelik b. Muhammed b. Yusuf el-Bağdadî (v.460) rahimehullah hakkında Hatib şöyle demiştir:

كان أوحد وقته في فعل الخير ودوام الصدقة والإفضال على العلماء والنصر لأهل السنّة والقمع لأهل البدع

“Vaktinin biriciği idi. Hayırlar işler, sadaka vermeye ve alimlere yardıma devam ederdi. Sünnet ehline destek olur, bid’at ehlinden intikam alırdı.”[38]

İbn Kesir de onun hakkında şöyle demiştir:

كان أوحد زمانه بالأمر بالمعروف والنهي عن المنكر والمبادرة إلى فعل الخيرات واصطناع الأيادي عند أهلها من أهل السنّة، مع شدّة القيام على أهل البدع ولعنهم

“İyiliği emretme ve kötülüğü yasaklama konusunda zamanının biriciği idi. Hayır işlerine koşturur, sünnet ehline iyilikler yapar, bununla beraber bid’at ehline karşı şiddetli davranır ve onları lanetlerdi.”[39]

Şerif Ebu Ca’fer Abdulhalık b. Ebi Musa el-Haşimi el-Hanbeli (v.470) rahimehullah hakkında Ebu’l-Huseyn el-Ferrâ şöyle demiştir:

لزمته خمس سنين وكان إذا بلغه منكر عَظُم عليه جداً وكان شديداً على المبتدعة لم تزل كلمته عالية عليهم وأصحابه يقمعونهم ولا يردّهم أحد وكان عفيفاً نزهاً

“Beş sene onun yanından ayrılmadım. Ona bir münker ulaştığı zaman bunu çok önemserdi. Bid’atçilere karşı şiddetli davranırdı. Bid’at ve bid’atçiler hakkında ağır sözler söylemeye devam eder, kimse onları reddedemezken, O onlardan intikam alırdı. İffetli ve seçkin bir kimseydi.”[40]

Abdurrahman b. Muhammed b. Mende (v.470) rahimehullah hakkında el-Ferrâ şöyle demiştir:

وكان شديداً على أهل البدع مبايناً لهم

“Bid’at ehline karşı şiddetli idi ve onlardan ayrışırdı.”[41]

İbnu’l-Benna diye meşhur Ebu Ali el-Hasen b. Ahmed (v.491) rahimehullah hakkında el-Ferra şöyle demiştir:

وكان أديباً شديداً على أهل الأهواء

“Edip idi, hevâ ehline karşı şiddetli idi.”[42]

Kadı Ebu Ali Ya’kub b. İbrahim el-Berzînî (v.486) rahimehullah hakkında el-Ferrâ şöyle demiştir:

وكان متشدداً في السنة

“Sünnet konusunda şiddetli idi.”[43]

Şeyhulislam Ebu İsmail Abdullah b. Muhammed el-Ensari el-Herevî (v.481) rahimehullah hakkında er-Rahavî şöyle demiştir:

وكان شيخ الإسلام مشهوراً في الآفاق بالحنبليّة والشدّة في السنّة

“Hanbeliler katında heryerde meşhur şeyhulislam didi. Sünnet konusunda şiddetli idi.”[44]

İbn Receb, onun hakkında şöyle demiştir:

كان سيّداً عظيماً وإماماً عارفاً وعابداً زاهداً ذا أحوال ومقامات وكرامات ومجاهدات كثير السهر بالليل شديد القيام في نصر السنّة والذبّ عنها والقمع لمن خالفها وجرى له بسبب ذلك محنٌ عظيمة وكان شديد الانتصار والتعظيم لمذهب أحمد

“Büyük bir efendi, arif bir imam, zahid bir abid, haller, makamlar, kerametler ve mucahedeler sahibi idi. Geceleri çokça sabaha kadar değerlendirirdi. Sünneti destekleme ve savunma, ona muhalefet edenlerden intikam alma konusunda şiddetli idi. Bu yüzden büyük belalara uğradı. Ahmed’in mezhebini destekleme ve tazim konusunda da şiddetli idi.”[45]

Zehebi, Şeyhulislam el-Herevî hakkında şöyle demiştir:

وكان هذا الرجل سيفاً مسلولاً على المتكلمين له صولة وهيبة واستيلاء على النفوس ببلده يعظّمونه ويغالون فيه ويبذلون أرواحهم فيما يأمر به كان عندهم أطوع وأرفع من السلطان بكثير وكان طوداً راسياً  في السنّة لا يتزلزل ولا يلين …

“Bu adam kelamcılara karşı sıyrılmış bir kılıç idi. Beldesi hakının gönüllerinde onun bir savleti ve heybeti vardı. Ona saygı gösterirler, bu konuda onun emrettiği şeylere ruhlarını feda ederlerdi. Onların katında yöneticiden dahi daha çok itaat edilen bir konumu vardı. Sünnet konusunda öyle köklü bir sağlam duruşu vardı ki ne sarsılır, ne de gevşerdi…”[46]

Yine Zehebi, onun hakkında şöyle demiştir:

كان سيفاً مسلولاً على المخالفين وجذعاً في أعين المتكلمين وطوداً في السنّة لا يتزلزل

“Muhaliflere karşı sıyrılmış bir kılıç idi. Kelamcıların gözüne batmış bir odun parçası idi. Sünnet konusunda sarsılmaz bir sağlamlığı vardı...” Yine şöyle demiştir:

كان جذعاً في أعين المبتدعة وسيفاً على الجهميّة

“Bid’atçilerin gözlerine batmış bir odun parçası ve Cehmiyye’ye karşı bir kılıç idi.”[47]

İbnu’l-Cevzî de onun hakkında şöyle demiştir:

وكان كثير السهر بالليل وحدّث وصنّف وكان شديداً على أهل البدع قوياً في نصرة السنّة

“Geceleri çokça ihya ederdi, hadis rivayet etmiş ve tasnifler yapmıştır. Bid’at ehline karşı şiddetli idi ve sünneti kuvvetle desteklerdi.”[48]

Şeyhulislam el-Herevi rahimehullah şöyle demiştir:

عُرضت على السيف خـمس مرّات لا يقال لي ارْجع عن مذهبك لكن اسكتْ عمن خالفك فأقول لا أسكت

“Beş defa ölüme arz edildim. Bana “Mezhebinden dön” denilmedi. Lakin: “Sana muhalefet edenlere ses çıkarma” denildi. Ben de: “Susmam” diyorum.”[49]

Endulus’teki kurrâlar şeyhi Ebu Muhammed Abdullah b. Sehl el-Ensarî el-Mukri (v.485) rahimehullah’ın biyografisinde şöyle denilmiştir:

أنه كان إمام وقته في فنّه وبعد صيته وكان شديداً على أهل البدع قوّالاً بالحق مهيباً امتحن وغرّب

“Kendi ilim dalında vaktinin imamı idi. Bid’at ehline karşı şiddetli idi, heybetiyle hakkı söylerdi. Belaya uğratıldı ve sürgün edildi.”[50]

İmam Ebu’l-Muzaffer Mansur b. Abdilcebbar et-Temimi es-Sem’ânî (v.489) rahimehullah hakkında Zehebi şöyle demiştir:

صنّف كتاب الاصطلام وكتاب البرهان وله الأمالي في الحديـث تعصّب لأهل الحديث والسنّة والجماعة وكان شوكاً في أعين المخالفين وحجة لأهل السنّة

“el-Istılam ve el-Burhan kitaplarını tasnif etti. Onun el-Emali Fi’l-Hadis kitabı vardır. Hadis, sünnet ve cemaat ehline sıkı bağlı idi. Muhaliflerinin gözüne batmış bir diken idi ve sünnet ehlinin hücceti idi.”[51]

Ebu Abdillah Muhammed b. Ferac (v.497) rahimehullah’ın biyografisinde İbn Ferhun şöyle demiştir:

وكان شيخاً فاضلاً فصيحاً وكان قوالاً بالحق شديداً على أهل البدع

“Fazilet sahibi ve fasih bir şeyh idi. Hakkı söylerdi ve bid’at ehline karşı şiddetli idi.”[52]

Ahmed b. İbrahim b. ez-Zubeyr es-Sekafi (v. 780) rahimehullah’ın biyografisinde İbn Ferhun şöyle demiştir:

صلباً في الحق شديداً على أهل البدع ملازماً للسنّة

“Hak konusunda sert, bid’at ehline karşı şiddetli idi ve sünnetten ayrılmazdı.”[53]

Mucahid imam, muhaddis fakih şeyhulislam Ahmed b. Abdilhalim b. Abdisselam İbn Teymiyye el-Harranî (v.728) rahimehullah hakkında allame Muhammed b. Ahmed b. Abdilhadi şöyle demiştir:

قامع المبتدعين

“Bid’atçilerin engelleyicisi idi.”[54]

Yine İbn Abdilhadi, İbn Teymiyye rahimehullah hakkında şöyle demiştir:

وكان رحمه الله سيفاً مسلولاً على المخالفين وشجىً في حلوق أهل الأهواء المبتدعين

“Allah ona rahmet etsin, muhaliflere karşı sıyrılmış bir kılıç idi. Heva ehli bid’atçilerin boyunlarına inerdi.”[55]

Muhammed b. İbrahim b. el-Vânî el-Muezzin, İbn Teymiyye hakkında şöyle demiştir:

قامع البدعة ناصـر السنّـة

“Bid’atin engelleyicisi ve sünnetin destekçisi idi.”[56]

Şeyh Kemaluddin İbni’z-Zemelkanî, İbn Teymiyye hakkında şöyle demiştir:

ناصر السنّة قامع البدعة حجة الله على عباده في عصـره رادُّ أهلِ الزيـغ والعنـاد وقـال أيضـاً قامع المبتدعين محيي السنّة

“Sünnetin destekçisi ve bid’atin engelleyicisi, asrında Allah’ın kulları üzerindeki hücceti idi. Sapıklık ve inat ehlini reddederdi.” Yine şöyle dedi: “Bid’atçilerin engelleyicisi ve sünneti ihya edicisi.”[57]

Hafız İbn Hacer, İbn Teymiyye hakkında şöyle demiştir:

ومن أعجب العجب أن هذا الرجل كان أعظم الناس قياماً على أهل البدع من الروافض والحلوليّة والإتحادية وتصانيفه في ذلك كثيرة شهيرة وفتاويه فيهم لا تدخل الحصر

“Bu adamın Rafiziler, Hulul ve ittihadçılar gibi bid’at ehline karşı en büyük reddiye veren kimse olması, bu konudaki çok ve meşhur tasnifleri, onlar hakkında sınırlanamayacak kadar çok fetvaları şaşırtıcıdır.”[58]

Bedruddin el-Aynî, İbn Teymiyye hakkında şöyle demiştir:

السيف الصارم على المبتدعة

“Bid’atçilere karşı keskin bir kılıç idi.”[59]

Selef rahimehumullah, sünneti savunan sünnet ehline dil uzatmayı bid’at ve sapıklık ehlinin alameti olarak görüyorlardı.

İşte önder imam, şeyhulislam Ebu Seleme Hammad b. Seleme el-Basrî rahimehullah! (vefatı:167 hicri) Zehebi, onun biyografisinde şöyle demiştir: “Şeyhulislam (Ebu İsmail el-Ensari) el-Faruk ktiabında şöyle demiştir: Ahmed b. Hanbel rahimehullah dedi ki:

إِذَا رَأَيْتَ الرَّجُلَ يَغْمِزُ حَمَّادَ بْنَ سَلَمَةَ فَاتَّهِمْهُ عَلَى الإِسْلامِ فَإِنَّهُ كَانَ شَدِيدًا عَلَى الْمُبْتَدِعَةِ

“Bir adamın Hammad b. Seleme hakkında imada bulunduğunu görürsen onu müslümanlığı konusunda itham et! Çünkü Hammad rahimehullah bid’atçilere karşı şiddetli biriydi.”[60]

İbn Hibban dedi ki: “Onu kötüleyenler ancak bir Mu’tezilî veya bir Cehmî idi. Çünkü o sahih sünnetleri ortaya koyuyordu.”[61]

Ebu Zur’a rahimehullah şöyle demiştir:

إذا رأيت الكوفي يطعن على سفيان الثوري وزائدة فلا تشك أنّه رافضي وإذا رأيت الشامي يطعن على مكحول والأوزاعي فلا تشك أنّه ناصبي وإذا رأيت الخراساني يطعن على عبد الله بن المبارك فلا تشك أنّه مرجئ واعلم أنّ هذه الطوائف كلها مجمعة على بغض أحمد بن حنبل؛ لأنّه ما من أحد إلا وفي قلبه منه سهم لا بُرْء له

“Kufe’li birinin Sufyan es-Sevrî’ye ve Zaide’ye dil uzattığını görürsen onun Rafizi olduğundan şüphe etme! Şam’lı birinin Mekhul ve el-Evzai’ye dil uzattığını görürsen onun bir Nasibî olduğundan şüphe etme! Horasan’lı birinin Abdullah b. el-Mubarek’e dil uzattığını görürsen onun bir Mürciî olduğundan şüphe etme! Bil ki bu taifelerin hepsi Ahmed b. Hanbel’e buğzetme konusunda birleşmişlerdir. Çünkü onlardan hiçbir kimse yoktur ki kalbinde ondan aldığı bir yara olmasın.”[62]

Nuaym b. Hammad rahimehullah şöyle demiştir:

إذا رأيت العراقي يتكلم في أحمد بن حنبل فاتّهمه في دينه وإذا رأيت البصري يتكلم في وهب بن جرير فاتّهمه في دينه وإذا رأيت الخراساني يتكلم في إسحاق بن راهويه فاتّهمه في دينه

“Irak’lı birinin Ahmed b. Hanbel’i eleştirdiğini görürsen onu dini konusunda itham et! Basra’lı birinin Vehb b. Cerir’i eleştirdiğini görürsen onu dini konusunda itham et! Hıorasan’lı birinin İshak b. Rahuye’yi eleştirdiğini görürsen onu dini konusunda itham et!”[63]

Ebu Ca’fer Muhammed b. Harun el-Fellas rahimehullah şöyle demiştir:

إذا رأيت الرجل يقع في أحمد بن حنبل فاعلم أنَّه مبتدع ضالّ

“Bir adamın Ahmed b. Hanbel’e dil uzattığını görürsen bil ki o sapık bir bid’atçidir.”[64]

Ebu Hâtim er-Razî rahimehullah şöyle demiştir:

إذا رأيت الرّازي وغيره يبغض أبا زرعة فاعلـم أنَّـــه  مبتدع

“Raz’lı veya başka birinin Ebu Zur’a’ya buğzettiğini görürsen bil ki o bir bid’atçidir.”[65]

Yine Ebu Hatim er-Razi rahimehullah şöyle demiştir:

علامة أهل البدع الوقيعة في أهل الأثر

“Bid’at ehlinin alameti, Eser (hadis) ehline dil uzatmalarıdır.”[66]

İmam Ebu Osman es-Sâbûnî rahimehullah şöyle demiştir:

وعلامات البدع على أهلها بادية ظاهرة وأظهر آياتهم وعلاماتهم شدة معاداتهم لحملة أخبار النبي r واحتقارهم واستخفافهم بهم

“Bid’atlerin, sahipleri üzerinde ortaya çıkan açık alametleri vardır. En bariz alametleri, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in haberlerini yüklenenlere düşmanlık etmeleri, onları hakir görmeleri ve hafife almalarıdır.”[67]

Es-Sefarinî rahimehullah şöyle demiştir:

ولسنا بصدد ذكر مناقب أهل الحديث فإنَّ مناقبهم شهيرة ومآثرهم كثيرة وفضائلهم غزيرة فمن انتقصهم فهو خسيس ناقص ومن أبغضهم فهو من حزب إبليس ناكص

“Burada Hadis Ehli’nin üstünlüklerini sayacak değiliz. Zira onların menkibeleri, üstünlük ve faziletleri meşhurdur. Kim onları eksiltmeye çalışırsa kendisi eksiktir. Onlara buğzeden İblis’in taraftarlarındandır.”[68]

Selef imamlarından bu nakiller, Ehl-i Sünnet’in bid’at ehline karşı nasıl bir muamelede bulunduğunu, bid’at ehline karşı sert olmanın övgüye layık olduğunu ortaya koymaktadır.

Selefîliğin bu özelliğini sünnet ehlinden bir kimsenin eleştirmesi düşünülebilir mi? Şayet miskinin biri, Ehl-i Sünnet’in bid’at ehlini kahretmeye yönelik bu tavrını eleştirmeye kalkarsa ancak başlarında sahabenin geldiği selef imamlarının menhecini eleştirmiş olmaz mı?

Sünnet ehli olduğunu iddia edenler şu halde Allah’tan sakınsınlar da sünneti hakkıyla savunanları yalnız bırakıp karşılarına geçmeye kalkmasınlar!

Bu şekilde davranarak birçok gençleri ifsad etmekte, “bid’at ehline merhamet” adı altında, Sünnet ehlinin bid’at ehlini kahreden reddiyelerini çirkin göstermeye çalışmaktadırlar!

Yukarıda görüldüğü üzere Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in asrından zamanımıza gelinceye kadar her dönemde sünnet ehli imamlar, bid’at ehline karşı sert bir üslup takınmışlar, onlara karşı ağır ifadeler kullanarak zelil etmişlerdir.

Lakin bid’at ehline karşı gevşek davranma ahlâksızlığını ve insanlara şirin görünmek için yağcı münafıklığı, olması gereken üstün ahlak ve “güzel üslup” şeklinde lanse ederek deccallik yapıyorlar!

İyi bilinmelidir ki fitnelerden kurtuluşun yegâne yolu ancak ümmetin salih selefinin menhecine sıkı sarılmaktır. Muasırların gevşemiş ve yavşamış bozuk üslupları, helak edici fitnelere daldırır. Allah’a dost olup O’nun desteğini kazanan bir kula bütün dünya karşı çıksa tasa edecek bir şey yoktur. Lakin Allah’ın düşmanlarına yakınlaşarak bütün insanları memnun etmeye çalışan, Allah’tan hiçbir yardım göremez.

Bu makaleyi İbnu’l-Kayyım rahimehullah’ın şu sözleriyle tamamlıyorum:

“Şeytanın tuzaklarının türlerinden birisi de şudur: Kulu güzel huy ve güler yüzle türlü günahlara davet eder. Kul ondan ancak ona asık surat göstermesi ve yüz çevirmesiyle kurtulabilir. Düşman ona güzel davranır ve güler yüzle karşılar, güzel sözler konuşur. Kul da bunlara aldanır ve bu tuzaktan kurtulmayı başaramaz. Düşman ihtiyacını elde edene kadar bu şekilde davranmaya devam eder. Böylece kula tuzağını güzel ahlâk ve güler yüz suretinde kurarak ona giriş yapar. İşte bundan dolayı kalplerin tabipleri, bid’at ehlinden yüz çevirmeyi, onlara selam vermemeyi, onlara güleryüz göstermemeyi ve onları ancak asık suratla karşılamayı vasiyet etmişlerdir.”[69]



[1] İbnu’l-Cevzi Menakibu’l-İmam Ahmed (s.253)

[2] Medaricu’s-Salikin (3/123)

[3] Şifau’l-Alil (s.60)

[4] El-Lalekai İtikadu Ehli’s-Sunne (3/635, 636)

[5] Hasen mevkuf. İbn Batta el-İbane (2/644, 4/153) İbn Bişran Emali (1157) Acurri eş-Şeria (207) Ahmed (2/107) Mervezi Tazimu Kadri’s-Salat (371) Bkz.: Sahihu Muslim (8)

[6] İbn Hacer el-İsabe (3/130)

[7] İbn Asakir Tebyinu Kizbi’l-Mufteri (s.89)

[8] Siyeru A’lami’n-Nubela (8/209) bkz.: İbn Hacer et-Takrib (s.436)

[9] İbn Batta el-İbane (2/469)

[10] Ez-Zevavi, Menakibu Malik (s.152)

[11] Siyeru A’lami’n-Nubela (7/380)

[12] İbn Ebi Zeyd el-Kayravai el-Cami (s.125)

[13] Şatıbi el-İ’tisam (1/131)

[14] Beyhakî Menakibu’ş-Şafii (1/469)

[15] İbn Asakir Tarihu Dimeşk (45/365)

[16] İbn Asakir Tebyinu Kizbi’l-Mufteri (s.348)

[17] Siyeru A’lami’n-Nubela (8/474-475)

[18] Siyeru A’lam (12/69)

[19] İbn Ferhun ed-Dibacu’l-Muzehheb (s.134)

[20] Siyeru A’lam (13/322)

[21] İbn Ferhun ed-Dibacu’l-Muzehheb (s.94)

[22] Tertibu’l-Medarik (4/375-376)

[23] Ebu’ş-Şeyh el-İsbehani Tabakatu’l-Muhaddisin (3/447)

[24] Siyeru A’lam (15/90)

[25] El-Bidaye ve’n-Nihaye (11/213)

[26] Tabakatu’l-Hanabile (2/18) el-Menhecu’l-Ahmed (2/26)

[27] El-Menhecu’l-Ahmed (2/37)

[28] Tabakatu’l-Hanabile (2/44)

[29] İbn Asakir Tarihu Dımeşk (5/118)

[30] İbn Nukta et-Takyid (1/264)

[31] Sahih. İbn Vaddah el-Bid’a (7)

[32] Kadı Iyad Tertibu’l-Medarik (3/301-302)

[33] Tarihu Bağdad (4/237)

[34] Tarihu Bağdad (1/351)

[35] Tarihu Bağdad (10/382-383)

[36] Zehebi Tezkiratu’l-Huffaz (3/1098-1099) Siyeru A’lam (17/568)

[37] Siyeru A’lam (17/659-660)

[38] Siyeru A’lam (18/333)

[39] El-Bidaye ve’n-Nihaye (12/103)

[40] İbn Ebi Ya’la Tabakatu’l-Hanabile (1/538) Siyeru A’lam (18/547)

[41] Tabakatu’l-Hanabile (2/242)

[42] Tabakatu’l-Hanabile (2/243)

[43] Tabakatu’l-Hanabile (2/246)

[44] Zeylu Tabakati’l-Hanabile (3/57)

[45] Zeylu’t-Tabakat (3/60-61)

[46] Siyeru A’lam (18/509)

[47] El-İber (2/343)

[48] El-Muntazam (16/278)

[49] Siyeru A’lam (18/509)

[50] Zehebi Ma’rifetu Kurrai’l-Kibar (1/463) İbn Hacer Lisanu’l-Mizan (3/298)

[51] Siyeru A’lam (19/116)

[52] Ed-Dibacu’l-Muzehheb (s.275)

[53] Ed-Dibacu’l-Muzehheb (s.42)

[54] İbn Nasır er-Reddu’l-Vafir (s.65)

[55] El-Ukudu’d-Durriye (s.7)

[56] Er-Reddu’l-Vafir (s.75)

[57] Er-Reddu’l-Vafir (s.108-109)

[58] Er-Reddu’l-Vafir (s.248)

[59] Er-Reddu’l-Vafir (s.262, 284)

[60] Siyeru A’lam (7/450) Bkz.: Beyhakî el-Hilafiyyat (2/50) İbn Adiy el-Kamil (4/289)

[61] Siyeru A’lam (7/449)

[62] Tabakatu’l-Hanabile (1/199-200)

[63] Hatib Tarih (6/348) İbn Asakir Tarih (8/132)

[64] İbn Ebî Hâtim El-Cerh ve’t-Ta’dil (1/308-309) İbn Asakir Tarih (5/294)

[65] Hatib Tarih (10/329) İbn Asakir Tarih (38/31)

[66] El-Lalekai İtikad (1/179)

[67] Akidetu’s-Selef (101)

[68] Levaihu’l-Envar (2/355)

[69] İbnu’l-Kayyım İgasetu’l-Lehfan (1/140)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)