Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

12 Haziran 2026 Cuma

Sekülerleşenler ve Sosyal Medya Fenomenleri Ümmetin En Şerlileridir

 Gazali rahimehullah, İhyâu Ulumi’d-Din kitabında kaynak ve isnad belirtmeden şöyle bir hadis zikretmiştir:

سَيَأْتِي بَعْدَكُمْ قَوْمٌ يَأْكُلُونَ أَطَايِبَ الدُّنْيَا وَأَلْوَانَهَا ويركبون فره الْخَيل وَأَلْوَانَهَا وَيَنْكِحُونَ أَجْمَلَ النِّسَاءِ وَأَلْوَانَهَا وَيَلْبَسُونَ أَلْيَنَ الثِّيَاب وَأَلْوَانَهَا لهم بطون من القليل لا تشبع وأنفس بالكثير لا تقنع عاكفون على الدنيا يغدون ويروحون إليها اتخذوها آلهة من دون إلههم ورباً دون ربهم إلى أمرها ينتهون ولهواهم يتبعون فعزيمة من محمد بن عبد الله لمن أدركه ذلك الزمان من عقب عقبكم وخلف خلفكم أن لا يسلم عليهم ولا يعود مرضاهم ولا يتبع جنائزهم ولا يوقر كبيرهم فمن فعل ذلك فقد أعان على هدم الإسلام

 Sizden sonra bir topluluk gelecek, dünyanın güzelliklerini ve çeşitli nimetlerini yiyecekler, at yavrularına ve çeşitli bineklere binecekler, en güzel ve çeşitli kadınlarla nikâhlanacaklar, en ince ve türlü elbiseler giyecekler. Onların azla doymayan karınları, çokla tatmin olmayan nefisleri vardır. Dünya için sabah akşam çabalarlar ve onu ilahlardan bir ilah edinirler, emirleri ve yasakları için onu rablerden bir rab edinirler. Hevalarına tabi olurlar. Abdullah oğlu Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’den bir azimet olsun ki, sizden sonrakilerden o zamana yetişen onlara selam vermesin, hastalarını ziyaret etmesin, cenazelerine katılmasın, büyüklerine saygı göstermesin. Kim bunları yaparsa İslam’ın yıkılmasına destek vermiş olur.”[1]

İhya tahrici yapanlar bu hadisi bu şekliyle bulamadıklarını ifade etmişlerdir. Lakin görünen o ki, Gazali başka yerlerde yaptığı gibi, burada da birkaç hadisin metinlerini bir araya getirerek zikretmiştir.

Bu hadisin asılları şu şekildedir:

Helal Haram Demeden Bütün Gayeleri Dünya Nimetleri Olan ve Sözü Süsleyip Edebiyat Parçalayarak Konuşanlar

Ebu Umame radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

سَيَكُونُ رِجَالٌ مِنْ أُمَّتِي يَأْكُلُونَ أَلْوَانَ الطَّعَامِ وَيَشْرَبُونَ أَلْوَانَ الشَّرَابِ وَيُلْبِسُونَ أَلْوَانَ الثِّيَابِ وَيَتَشَدَّقُونَ فِي الْكَلَامِ فَأُولَئِكَ شِرَارُ أُمَّتِي

Ümmetimden bazı adamlar olacak, türlü yiyecekler yiyecek, türlü içecekler içecekler, türlü elbiseler giyecekler, konuşmada edebiyat parçalayacaklar. İşte onlar ümmetimin şerlileridirler.”[2]

Abdullah b. Ca’fer radıyallahu anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

شِرارُ أُمَّتي قوم وُلِدُوا في النَّعيمِ وَغُذُّوْا بِهِ يأْكُلونَ مِنَ الطعام ألْواناً ويلبسون من الثياب ألوانًا ويركبون من الدواب ألوانًا ويتشَدَّقونَ في الكَلامِ

Ümmetimin şerlileri nimetler içinde doğan, onlarla beslenen, türlü yiyecekler yiyen, türlü elbiseler giyen, türlü bineklere binen ve konuşmada edebiyat parçalayanlardır.”[3]

Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

إِنَّ مِنْ شِرَارِ أُمَّتِي الَّذِينَ غُذُّوا بِالنَّعِيمِ وَنَبَتَ عَلَيْهِ أَجْسَامُهُمْ

Muhakkak ki nimetlerle beslenip bedenleri bununla şişirenlere ümmetimin şerlilerindendir.”[4]

Aişe radıyallahu anha’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

شِرَارُ أُمَّتِي الَّذِينَ غَدَوْا فِي النَّعِيمِ  الَّذِينَ يَتَقَلَّبُونَ فِي أَلْوَانِ الطَّعَامِ وَالثِّيَابِ الثَّرْثَارُونَ الشَّدَّاقُونَ بِالْكَلَامِ وَخِيَارُ أُمَّتِي الَّذِينَ إِذَا أَسَاءُوا اسْتَغْفِرُوا وَإِذَا أَحْسَنُوا اسْتَبْشَرُوا وَإِذَا سَافَرُوا قَصَرُوا وَأَفْطَرُوا

Ümmetimin şerlileri nimetler içinde beslenen, türlü yiyecekler ve elbiseler değiştiren, konuşmada edebiyat parçalayan kimselerdir. Ümmetimin hayırlıları ise kötülük işlediklerinde bağışlanma dileyen, iyilik işlediklerinde sevinen, yolculuk ettiklerinde namazı kısaltan ve iftar edenlerdir.”[5]

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kızı Fatıma radıyallahu anha’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

شِرَارُ أُمَّتِي الَّذِينَ غُذُّوا بِالنِّعَمِ يَأْكُلُونَ أَلْوَانَ الطَّعَامِ وَيَلْبَسُونَ أَلْوَانَ الثِّيَابِ وَيَتَشَدَّقُونَ فِي الْكَلَامِ

Ümmetimin şerlileri nimetlerle beslenip türlü yiyecekler yiyen ve türlü elbiseler giyen, konuşmada edebiyat parçalayanlardır.”[6]

Urve b. Ruveym el-Lahmî rahimehullah’tan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

خِيَارُ أُمَّتِي الَّذِينَ يَشْهَدُونَ أَنْ لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ إِذَا أَحْسَنُوا اسْتَبْشَرُوا وَإِذَا أَسَاءُوا اسْتَغْفَرُوا وَشِرَارُ أُمَّتِي الَّذِينَ وُلِدُوا فِي النَّعِيمِ وَغُذُّوا بِهِ وَإِنَّمَا يَهُمُّهُمْ أَلْوَانُ الطَّعَامِ وَالثِّيَابِ وَيَتَشَدَّقُونَ فِي الْكَلامِ

 Ümmetimin hayırlıları Allah’tan başka ibadete layık hak ilah olmadığına ve benim Allah’ın rasulü olduğuma şahitlik eden, iyilik işledikleri zaman sevinen, kötülük işledikleri zaman bağışlanma dileyenlerdir. Ümmetimin şerlileri ise nimetler içinde doğan, onunla gıdalanan bir topluluktur ki bütün gayeleri çeşitli elbiseler giymek, türlü yemekler yemektir ve konuşmada edebiyat parçalarlar.”[7]

İsmail b. Rafi el-Medeni rahimehullah’tan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

شِرَارُ أُمَّتِي قَوْمٌ وُلِدُوا فِي النَّعِيمِ وَغُذُّوا فِيهِ هِمَّتُهُمْ أَلْوَانُ الثِّيَابِ وَأَلْوَانُ الطَّعَامِ وَيَتَشَدَّقُونَ فِي الْكَلَامِ

Ümmetimin şerlileri nimetler içinde doğan, onunla gıdalanan bir topluluktur ki bütün gayeleri çeşitli elbiseler giymek, türlü yemekler yemektir ve konuşmada edebiyat parçalarlar..[8]

Bekr b. Sevade rahimehullah’tan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

سَيَكُونُ نَشْوٌ مِنْ أُمَّتِي يُولَدُونَ فِي النَّعِيمِ وَيَغْذُونَ بِهِ هِمَّتُهُمْ أَلْوَانُ الطَّعَامِ وَأَلْوَانُ الثِّيَابِ يَتَشَدَّقُونَ بِالْقَوْلِ أُولَئِكَ شِرَارُ أُمَّتِي

Ümmetimde nimetler içinde doğup nimetler içinde beslenerek yetişen kimseler olacak. Onların bütün gayeleri türlü yiyecekler yemek ve çeşitli elbiseler giymektir. Onlar konuşmada edebiyat parçalarlar. İşte onlar ümmetimin şerlileridir.”[9]

Ali radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

شِرَارُ أُمَّتِي أَوَّلُ مَنْ يُسَاقُ إلَى النَّارِ الْأَقْمَاعُ مِنْ أُمَّتِي الَّذِينَ إذَا أَكَلُوا لَمْ يَشْبَعُوا وَإِذَا جَمَعُوا لَمْ يَسْتَغْنُوا

Ümmetimin cehenneme ilk sevk edilecek olan şerlileri, ümmetimden yedikleri zaman doymayan, mal taoplamakla kanaat etmeyen akma’ (huni) kimselerdir.”[10]

Enes radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

أول من يقرع بَاب الْجنَّة مِنْ أُمَّتِي فقراؤهم وَأكْثر أهل الْجنَّة ضُعَفَاؤُهُمْ وَأول مَنْ يُسَاقُ إِلَى النَّار مِنْ أُمَّتِي يَوْم الْقِيَامَة الأقماع الَّذِينَ إذَا أَكَلُوا لَمْ يَشْبَعُوا وَإِذا جمعُوا استغنوا إِنَّمَا همتهم الدُّنْيَا

Ümmetimden cennetin kapısını ilk çalacak olan kimseler ümmetimin fakirleridir. Cennet halkının çoğunluğu ümmetin zayıflarıdır. Cehenneme ümmetimden ilk sevk edilecek kimse kıyamet gününde akma (huni) olan kimselerdir ki, bunlar yediklerinde doymazlar, mal yığıp da kanaat etmezler. Onların bütün gayeleri dünyadır.”[11]

Özellikleri sayılan sekülerleşmiş bu kimseler aynı zamanda Mürcieleşen ve Kaderi yalanlayan kimselerdir:

Ali b. Ebi Talib radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Umame el-Bâhilî radıyallahu anh’e şöyle buyurdu:

 لاَ تُجَالِسْ قَدَرِيّا وَلاَ مُرْجِئًا ولا خَارِجِيًا إِنَّهُمْ يَكْفِئُونَ الدِّينَ كمَا يُكْفَأُ الإِناءُ ويَغْلُونَ كمَا غَلَتِ اليَهُودُ والنَّصَارَى وَلِكُلِّ أُمَّةٍ مَجُوسٌ وَمَجُوسُ هَذ الأَمَّةِ القدريَّةُ فَلاَ تُصَافِحُوهُمْ وَلاَ تُنَاكِحُوهُمْ وَلاَ تُصَلُّوا خَلْفَهُمْ وَإنْ مَرِضُوا فَلاَ تَعُودُوهُمْ وَإِنْ مَاتُوا فَلاَ تُشيِّعُوهم ألاَ إِنَّهُمْ يُمْسَخُونَ قِرَدَةً وَخَنَازيرَ وَلَوْلاَ مَا وَعَدَنِى ربِّى أَنْ لاَ يَكُونَ فِى أُمَّتِى خَسْفٌ لَخُسِفَ بهِمْ فِى الْحيَاةِ الدُّنْيا

Kaderîyle, Mürciîyle ve Haricîyle konuşma! Zira onlar kapların ters çevrilmesi gibi dini ters çevirirler. Yahudi ve Hristiyanların aşırılık ettikleri gibi aşırılık ederler. Her ümmetin Mecusileri vardır. Bu ümmetin Mecusileri de Kaderiyye’dir. Onlarla musafaha etmeyin, nikâhlanmayın, arkalarında namaz kılmayın. Hasta olurlarsa ziyaret etmeyin. Öldüklerinde cenazelerine katılmayın. Dikkat edin. Muhakkak ki onlar maymun ve domuzlara dönüşeceklerdir. Şayet rabbimin bana ümmetimde yere batırılma olmayacağına dair vaadi olmasaydı elbette onlar dünya hayatında yere batırılırlardı.”[12]

Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

يَكُونُونَ قَدَرِيَّةٌ ثُمَّ يَكُونُونَ زَنَادِقَةً ثُمَّ يَكُونُونَ مَجُوسًا وَإِنَّ لِكُلِّ أُمَّةٍ مجُوسًا وَإِنَّ مَجُوسَ أُمَّتِي الْمُكَذِّبُ بِالْقَدَرِ فَإِنْ مَرِضُوا فَلَا تَعُودُوهُمْ وَإِنْ مَاتُوا فَلَا تَتَّبِعُوا لَهُمْ جِنَازَةً

Önce Kaderî olurlar, sonra zındıklar olurlar, sonra da Mecûsiler olurlar. Muhakkak ki her ümmetin bir Mecusiliği vardır. Şüphesiz ümmetimin Mecusileri kaderi yalanlayanlardır. Onlar hastalandıkları zaman ziyaret etmeyin, öldüklerinde cenazelerini takip etmeyin.”[13]

Huzeyfe radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

لِكُلِّ أُمَّةٍ مَجُوسٌ وَمَجُوسُ هَذِهِ الْأُمَّةِ الَّذِينَ يَقُولُونَ لَا قَدَرَ فَإِنْ مَرِضُوا فَلَا تَعُودُوهُمْ وَإِنْ مَاتُوا فَلَا تَشْهَدُوهُمْ وَهُمْ شِيعَةُ الدَّجَّالِ وَحَقٌّ عَلَى اللَّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى أَنْ يَحْشُرَهُمْ مَعَهُ

Her ümmetin bir Mecusiliği vardır. Bu ümmetin Mecusileri de: “Kader yok” diyenlerdir. Onlar hastalandıkları zaman ziyaret etmeyin, öldüklerinde cenazelerine katılmayın. Onlar Deccal’in taraftarlarıdır. Allah Tebarek ve Teâlâ’nın onları Deccal ile beraber haşretmesi bir haktır.[14]

İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

يَجِيءُ قَوْمٌ يَقُولُونَ لَا قَدَرَ ثُمَّ يَخْرُجُونَ مِنْهُ إِلَى الزَّنْدَقَةِ فَإِذَا لَقِيتُمُوهُمْ فَلَا تُسَلِّمُوا عَلَيْهِمْ وَإِنْ مَرِضُوا فَلَا تَعُودُوهُمْ وَإِنْ مَاتُوا فَلَا تُشَيِّعُوهُمْ فَإِنَّهُمْ شِيعَةُ الدَّجَّالِ وَمَجُوسُ هَذِهِ الْأُمَّةِ حَقَّ عَلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ أَنْ يُلْحِقَهُمْ بِهِمْ فِي النَّارِ

Bir topluluk gelecek: “Kader yok” diyecekler. Sonra bu görüşten zındıklığa çıkarlar. Onlarla karşılaştığınızda selam vermeyin, hastalandıklarında ziyaret etmeyin, öldüklerinde cenazelerine katılmayın. Zira onlar Deccal’in taraftarlarıdırlar ve bu ümmetin Mecusileridirler. Allah’ın onları cehennemde Deccal’e katması bir haktır.”[15]

Cabir b. Abdillah radıyallahu anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

لِكُلِّ أُمَّةٍ مَجُوسٌ وَمَجُوسُ هَذِهِ الأُمَّةِ الْقَدَرِيَّةُ إِنْ مَرِضُوا فَلا تَعُودُوهُمْ وَإِنْ مَاتُوا فَلا تَشْهَدُوهُمْ وَإِنْ خَطَبُوا فَلا تُزَوِّجُوهُمْ

Her ümmetin Mecusileri vardır. Bu ümmetin Mecusileri de Kaderiyyedir. Onlar hastalandıklarında ziyaret etmeyin, öldüklerinde cenazelerine katılmayın, kız istediklerinde onları evlendirmeyin.”[16]

Sehl b. Sa’d radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

لِكُلِّ أُمَّةٍ مَجُوسٌ وَمَجُوسُ أُمَّتِي الْقَدَرِيَّةُ فَإِنْ مَرِضُوا فَلَا تَعُودُوهُمْ وَإِنْ مَاتُوا فَلَا تَشْهَدُوهُمْ

Her ümmetin Mecusileri vardır. Bu ümmetin Mecusileri Kaderiyye’dir. Hastalandıklarında onları ziyaret etmeyin, öldüklerinde cenazelerine katılmayın.”[17]

Bid’at Ehine Sevgi Gösteren, Destek Olan İslam’ın Yıkılmasına Yardım Etmiş Olur

Aişe radiyallahu anha’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

مَنْ وَقَّرَ صَاحِبَ بِدْعَةٍ فَقَدْ أَعَانَ عَلَى هَدْمِ الْإِسْلَامِ

Kim bir bid’at sahibine saygı gösterirse İslam’ın yıkılmasına yardım etmiş olur.”[18]

Muaz b. Cebel radiyallahu anh’den: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

مَنْ مَشَى إِلَى صَاحِبِ بِدْعَةٍ لِيُوَقِّرَهُ فَقَدْ أَعَانَ عَلَى هَدْمِ الإِسْلامِ

Kim kendisine saygı olarak bir bid’at sahibine giderse İslam’ın yıkılmasına yardım etmiş olur.”[19]

Hammad b. Zeyd rahimehullah’tan: “Ubeydullah b. Ebi Yezid rahimehullah dedi ki:

رَآنِي ابْن عَبَّاس وَأَنا أكلم رجلا من الْقَدَرِيَّة فَقَالَ من وقر صَاحب بِدعَة فَقَدْ أَعَانَ عَلَى هَدْمِ الإِسْلامِ قلتُ يَا أَبَا الْعَبَّاس كَيفَ يوقره قَالَ تكيه وتبدؤه بِالسَّلَامِ

“İbn Abbas radiyallahu anhuma beni Kaderiyye’den biriyle konuşurken gördü ve dedi ki: “Kim bir bid’at sahibine saygı gösterirse İslam’ın yıkılmasına yardım etmiş olur.” Dedim ki: “Ey Ebu’l-Abbas! Ona saygı göstermek nasıl olur?” Dedi ki: “Onunla konuşman ve selam vermendir.”[20]

İbn Ömer radiyallahu anhuma’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

مَنْ أَعْرَضَ عَنْ صَاحِبِ بِدْعَةٍ بُغْضًا لَهُ في الله مَلَأَ اللَّهُ قَلْبَهُ أَمْنًا وَإِيمَانًا وَمَنِ شهر بصَاحِب بِدْعَةٍ آمَنَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْفَزَعِ الْأَكْبَرِ وَمَنْ أهان صَاحِبِ بِدْعَةٍ رَفَعَهُ اللَّهُ فِي الْجَنَّةِ مِائَةَ دَرَجَةٍ وَمَنْ سَلَّمَ عَلَى صَاحِبِ بِدْعَةٍ أَوْ لَقِيَهُ بِالْبِشْرِ أَوِ اسْتَقْبَلَهُ بِمَا يَسُرُّهُ فَقَدِ اسْتَخَفَ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ عَلَى مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

Kim bir bid’at sahibinden Allah için buğzederek yüz çevirirse (diğer rivayette: “Kim bir bid’at sahibini korkutursa” şeklindedir) Allah onun kalbini emniyetle (diğer rivayette: “bereketle” şeklindedir) ve imanla doldurur. Kim bir bid’at sahibini açıklarsa (diğer rivayette: “Kim bir bid’at sahibi inkâr ederse”, bir diğer rivayette: “Kim bir bid’at sahibinden yasaklarsa” şeklindedir) Allah onu büyük korku gününde güvende kılar. Kim bir bid’at sahibini aşağılarsa (diğer rivayette; “Kim bir bidât sahibinin aleyhinde yardım ederse” şeklindedir) Allah onun cennette yüz derecesini (diğer rivayette “bir derecesini”) yükseltir. Kim bir bid’at sahibine selam verirse yahut onu güler yüzle karşılarsa veya onu sevindirecek şekilde ona yönelirse (diğer rivayette: “Bid’at sahibine yumuşak davranıp ona ikramda bulunur ve güler yüzle karşılarsa”, diğer bir rivayette: “Güler yüzle onu rahatlatırsa” şeklindedir) Allah’ın Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e indirdiğini hafife almış olur.”[21]



[1] Gazali İhya (3/120)

[2] Hasen ligayrihi. Taberânî Musnedu'ş-Şamiyyîn (1458) Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr (8/107) Taberânî Mu'cemu'l-Evsat (2351) Temmam Fevaid (1683) Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (6/90) Şeceri Emali (2257-58) Deylemi (8728) el-Elbani Sahihu’t-Tergib (2088, 2148) es-Sahiha (1891)

[3] Hasen ligayrihi. Hakim (3/657) Taberânî Mu'cemu'l-Evsat (7761) el-Elbani Sahihu’t-Tergib (2149)

[4] Hasen ligayrihi. Bezzar (16/243) İbn Ebi Ömer el-Adeni’nin Musnedin’den naklen İbn Hacer Metalibu’l-Aliye (3166) Şeceri Emali (2323) İbn Asakir Tarih (43/311)

[5] Hasen. Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (7/318)

[6] Hasen. İbn Ebi'd-Dunyâ Zemmu’l-Gıybe (12) İbn Ebi'd-Dunyâ el-Cû’ (173) İbn Ebi'd-Dunyâ es-Samt (150) Abenusî Meşyeha (86) Herevi Zemmu’l-Kelam (105) Beyhakî Şuab (5281) İbn Adiy el-Kamil (7/4) Darekutni el-İlel (3936) İbn Asakir Tarih (27/366)

[7] Mürsel. Abdulgani el-Makdisi Ahadisu’l-Cemailî (24) İbnu’l-Mubarek Zühd (758) Hennad Zühd (692) Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (6/120) Muafa b. İmran Zühd (177) Veki Zühd (168)

[8] Mürsel. Muafa b. İmran Zühd (178)

[9] Mürsel. Ahmed Zühd (2166)

[10] Temmam’ın Cuz’u Hadisihi An Ali kitabından naklen Suyuti Cem’ul-Cevami (13409)

[11] Deylemi (34)

[12] Hasen. Es-Silefi’nin İntihabu Hadisi’l-Ferra kitabından naklen: Suyuti Cem’u’l-Cevami (1108)

[13] Hasen ligayrihi. İbn Bişran Emali (496) Ebu’l-Hasen el-Kazvini Emali (49)

[14] Hasen. Bezzar (7/338) İbn Batta el-İbane (4/98) Ebu Davud (4692) Ahmed (2/86) Tayalisi (435) İbn Bişran Emali (392) Mehamili Emali (63) Acurri eş-Şeria (35) Abdullah b. Ahmed es-Sunne (959)

[15] Hasen. Haskefî Musnedu Ebi Hanife (17-18, 21) el-Harisi Musnedu Ebi Hanife (147, 148, 1228) Hevarizmi Camiu’l-Mesanidi Ebi Hanife (1/143, 155) İbn Bişran Emali (192) Suyuti el-Leali (1/239) Ebu Hanife zayıftır

[16] Hasen ligayrihi. Ebu Said en-Nakkaş Emali (51) İbn Fil Cüz (16) Suyuti el-Leali (1/239)

[17] Hasen ligayrihi. el-Lalekai İtikad (1150-51) Ebu Amr es-Semerkandi Fevaid (50) el-Âbenusî Meşyeha (29, 49) Ebu Bekr ez-Zubeyri Fevaid (35) Hatib Tarih (14/113) İbn Neccar Zeylu Tarihi Bağdad (3/63)

[18] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Acurri eş-Şeria (2039-40) Taberânî Evsat (7/35) Herevi Zemmu’l-Kelam (938) Darekutni el-Mu’telef ve’l-Muhtelef (3/147) Ebu Osman el-Buhayrî el-Fevaidu’l-Muhrice (78) İbn Asakir Tarih (14/4, 6, 26/456, 48/348) İbnu’l-Muberred Cem’ul-Cuyuş (41)

* Abdullah b. Busr radiyallahu anh’den munkatı isnadla: Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (5/218)

* İbn Abbas radiyallahu anhuma’dan: İbn Adiy el-Kamil (2/65)

* Hasen el-Basri rahimehullah’tan mürsel olarak: İbnu’l-A’rabi Mu’cem (1958)

* Urve b. ez-Zubeyr rahimehullah’tan mürsel olarak: İbn Vaddah el-Bid’a (119)

* İbrahim b. Meysere rahimehullah’tan mürsel olarak: Herevi Zemmu’l-Kelam (941) Beyhakî Şuab (7/61)

[19] Hasen. Taberânî (20/96) Taberânî Musnedu’ş-Şamiyyin (413) Heysem b. Kuleyb eş-Şaşî Musned (1402) Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (6/97) Herevî Zemmu’l-Kelam (939) İbn Asakir Tarih (29/320) İbn Abdilhadi Cem’ul-Cuyuş (42)

[20] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Ebu Nasr es-Secezi’nin el-İbane kitabından naklen: Suyuti Lealiyu’l-Masnua (1/232)

[21] Sahih ligayrihi. Hatib Tarih (10/263) Hatib, Muvazzahu Evham (288) Hadisu Ebi’l-Fadl ez-Zuhri (no:147) Kudaî Musnedu Şihab (537) Herevi Zemmu’l-Kelam (4/168 no: 949) Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (8/199, 200) İbn Ebi’l-Muberred, Cem’u Cuyuşi’d-Desakir Ala İbn Asakir (no: 46) Deylemi (5779) Ebu’l-Kasım ez-Zencani el-Munteka Min Fevaid (59) İbn Asakir Tarih (54/199)

1. Rivayet Yolu: Hatib, Ebu Nuaym, Ebu’l-Fadl ez-Zuhri, Herevî ve İbn Ebi’l-Muberred bunu; el-Huseyn b. Halid - Abdulaziz b. Ebi Ravvad – Nafi – İbn Ömer yoluyla rivayet ettiler. el-Huseyn b. Halid Ebu Cuneyd hakkında İbn Main: “Sika değil” dedi. İbn Adiy: “Hadislerinin geneli zayıf veya meçhul kimselerdendir” demiştir. Abdulaziz b. Ebi Ravvad; sikadır. Onun hakkında cerh sabit olmamıştır.

2. Rivayet Yolu: Ebu Nuaym, Abdulgaffar b. el-Hasen b. Dinar - Suleyman el-Havvas ve İbrahim b. Edhem’in arkadaşı olan; Muhammed b. Mansur ez-Zahid - Abdulaziz b. Ebi Ravvad – Nafi – İbn Ömer radıyallahu anhuma yoluyla rivayet etmiştir. Abdulgaffar b. el-Hasen hakkında Ebu Hâtim: “sakınca yok” demiştir. Muhammed b. Mansur’un cerh ve ta’dili hakkında malumat bulamadım.

3. Rivayet Yolu: Kudaî; Musnedu Şihab’da: Ebu Hazim Abdulgaffar b. el-Hasen b. Dinar – Abdulaziz b. Ebi Ravvad – Nafi – İbn Ömer radiyallahu anhuma yoluyla mutabisini zikretmiştir. Abdulgaffar b. el-Hasen bu rivayette Abdulaziz b. Ebi Ravvad’dan işittiğini tasrih etmiştir.

4. Rivayet Yolu: Ebu Nasr es-Secezi el-İbane’de; İshak b. Rahuye - Abdulmecid b. Abdilaziz b. Ebi Ravvad – babası – Nafi İbn Ömer radiyallahu anhuma yoluyla rivayet etmiştir. Bkz.: İbn Arrak, Tenzihu’ş-Şeria (1/314) Suyuti, Lealiu’l-Masnua (1/230) Abdulmecid b. Abdilaziz sika, saduktur, hafızası bakımından eleştirilmiştir. Rivayeti takviye için elverişlidir.

5. Rivayet Yolu: Ebu’l-Kasım ez-Zencani ve İbn Asakir; Ebu Hazim Abdulgaffar b. el-Hasen b. Dinar - Muhammed b. Mansur - Abdulaziz b. Muhammed ed-Deraverdi – Nafi – İbn Ömer radıyallahu anhuma isnadıyla rivayet etmişlerdir. Abdulaziz b. Muhammed ed-Deraverdî saduk olup hafızası bakımından eleştirilmiştir. Muhammed b. Mansur’un cerh ve tadiline dair bilgi bulunmadığı daha önce geçmişti.

Netice: Rivayet yollarının bir araya gelmesi ile hadis “sahih ligayrihi”dir.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)