Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

8 Eylül 2026 Salı

Müslümanlar Arasındaki Bağların Kuvvetlendirilmesi - 5 -

 

Kötü Sözlerin Nakledilmesine Engel Olmak

Gönül genişliği ve kalp selameti isteyen kimse, birinin başka biri hakkında konuşmasını dinlememeli, böyle bir konuşmaya iltifat etmemelidir. Bu tür konuşmalar yapanların geneli iyi akledemeyen ve sabit olmayan şeyler konuşan kimselerdir.

Seleften birisi bu tür konuşmalar yapan kimseleri şöyle nitelemiştir: “Bir iyilik gördükleri zaman onu gizlerler, kötülük gördükleri zaman onu hemen yayarlar, bilmedikleri konularda da yalan söylerler.”

Bunlar ancak düşmanların halleridir ve fitne ehlinin özellikleridir. Laf taşıyan kimse hasta bir adamdır, aklı hayallerle, kalbi kötü zanlarla doludur. İnsanlar onun katında kaş göz işaretleriyle ve hakaretlerle küçümsenen konumdadır. Onun nazarında insanlar ancak ayıpları konuşulacak kimselerdir.

İmam Şafii rahimehullah şöyle demiştir: “Dillerinizi kötü söz konuşmaktan koruduğunuz gibi kulaklarınızı da kötü söz işitmekten uzak tutun. Çünkü dinleyen, konuşana ortaktır. Sefih kimse kabındaki en pis şeyi çıkarıp sizin kaplarınıza boşaltmayı gözler.”

Laf taşıyan kimse kötü sözleri nakletmekle fitne için bir merdiven olur, kardeşliklerin saflığını bozar. Buna engel olunmazsa onun günahı ve bozgunculuğuna ortak olunmuş olunur.

İmam Şafii şöyle der: “Taşınan sözü kabul etmek, laf taşımaktan daha zararlıdır. Çünkü laf taşımak delalet iken, onu kabul etmek icazet (izin) demektir. Bir şeye delalet eden, onu kabul edip izin veren gibidir.”

İbn Mes’ud radıyallahu anh’den: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Bekr ve Ömer radıyallahu anhuma ile mescide girdi, Bir de baktılar ki İbn Mes’ud namaz kılıyor ve Nisa suresini okumakta. Yüzüncü ayete geldiğinde İbn Mes’ud radıyallahu anh kıyam halinde namazda iken dua etmeye başladı. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

İstekte bulun, sana verilecek, istekte bulun, sana verilecek.” Sonra dedi ki:

Kim Kur’ân’ı nazil olduğu şekilde okumak isterse İbn Ummi Abd’in (İbn Mes’ud radıyallahu anh’ın) kıraatiyle okusun.” Sabah olunca Ebu Bekr radıyallahu anh İbn Mes’ud radıyallahu anh’ı müjdelemek için gitti ve ona dedi ki: “Dün akşam duanda ne istedin?” O da dedi ki:

“Allah’ım! Senden tereddütsüz bir iman, tükenmeyen nimetler ve kalıcılık cennetinin en yükseğinde Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ile arkadaşlık isterim” dedim.” Sonra Ömer radıyallahu anh geldi, ona denildi ki: “Ebu Bekr senden önce davrandı.” O da dedi ki:

“Allah Ebu Bekr’e rahmet etsin. Hangi hayra teşebbüs etsem mutlaka o beni geçmiştir.”[1]

Sahabenin, kardeşinin ulaştığı hayrı müjdelemek için çabasına bakın! Bu hakkı, doğruluğu ve hayrı nakletmek için çabalamadır. Bâtılı, günahı ve düşmanlığı nakletmek için değil!

Eğer nakledilen söz doğru olup bir ayıbı ortaya koyan, hürmeti kaldıran bir şey içeriyorsa bu, bozuk bir davranıştır. Eğer nakledilen söz yalan ise, iftira, yalan şahitlik ve Allah’a karşı harp açmaktır. Bu, tedavi edilmesi gereken nemime hastalığıdır. Tedavi edilemeyen organ, bedenin kalan kısımlarının selameti için kesilir.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kattat cennete giremez.”[2] Ve “Nemmam cennete giremeyecektir[3] buyurmuştur.

Kattat ve nemmam laf taşıyan kimse demektir.

Yine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Mü’min mü’minin aynasıdır. Mü’min, mü’minin kardeşidir. Onun açığını kapatır ve onu arkasından gözetir.”[4]

Bu kimseler Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şu tehdidinden sakınmazlar mı: “Ey dilleri iman edip kalpleri iman etmeyenler topluluğu! Müslümanların ayıplarını araştırmayın! Kim müslümanın ayıbını araştırırsa Allah da onun ayıbını ortaya koyar.”[5]

Evet, bu kimseler hastalardır. Mü’minlerin emiri Osman b. Affan radıyallahu anh’ı katledenler de böylesi hastalıklı zihniyette idiler. Osman radıyallahu anh’ın içtihadıyla yapmış olduğu bazı işleri hastalıklı akıllarıyla yorumladılar ve bu yorumları kabul eden zayıf kalpler için fitneye vesile oldular.

Osman b. Affan radıyallahu anh katledilince Huzeyfe b. el-Yeman radıyallahu anh minbere çıkıp şöyle hitap etti: “Allah’ın onu katledene ve ona sövenlere lanet et! Muhakkak ki biz onu eleştiriyorduk, o da bizi eleştiriyordu. Bunu fitne için merdiven yaptılar! Allah’ım! Onları ancak kılıçlarla öldür!”

Hataları fitne için merdiven kılmamak gerekir! Bizler, fitnelerin yayılmasına değil, kalplerin birleştirilmesine muhtacız. Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur:

إِنَّ الَّذِينَ يُحِبُّونَ أَن تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُون

İman edenler arasında çirkin şeylerin yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da ahirette de çetin bir ceza vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Nur 19)

Muhakkak ki laf tasıyan kimsenin önünde Allah Azze ve Celle’ye tevbe etmek dışında bütün kapılar kapalıdır! “Allah Teâlâ gece günah işleyenler için gündüz elini açar, ve gündüz günah işleyenler için geceleyin elini açar.”[6]

Sen de elini ancak hayır için aç, dilinle maruf olandan başkasını söyleme! Fudayl b. Iyad rahimehullah şöyle demiştir: “Bize göre yüksek mertebelere ancak cömertlik, gönül selameti ve müslümanlara samimiyet ile ulaşılır.”

Şiârın daima “Nezafet/temizlik” olsun. Kastedilen zahirdeki temizlik değil sadece. Bilakis iç temizliği! Gönlün ve düşüncelerin temizliği, dilin, elin ve azaların temizliği! İnsanlarla ilişkilerin ve tutulan yolun temizliği! Kalbin kinlerden ve kirlerden temizliği!

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem söven, müstehcen konuşan, lanet eden biri değildi! Azarladığı zaman şöyle derdi: “Ona ne oluyor! Alnı toprak olsun!”[7]

Müslüman, dilinden ve elinden selamette olunan kimsedir.[8]

Hem azaların temizliği, hem de kalbin şüphelerden ve şehvetlerden temizliğini kastediyoruz!

Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

إِنَّ اللهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِين

Doğrusu Allah çokça tevbe edenleri de sever, çokça temizlenenleri de sever.” (Bakara 222)

Bu temizlik için, müslümanlardan bir kimse hakkında konuşan kimseyi dinleme kapısını kapamak zorunludur. Böylece gönül huzurlu, kalp selim kalır, aramızda güzel zan ihya olur. Laf taşıyan kimse sana geldiği zaman de ki: “Allah’tan beni, seni ve onu bağışlamasını dile!” Sana eziyet verecek sözü dinlemekten yüz çevir. Çünkü o dikenli bir yoldur.

Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

 سَيُصِيبُ أُمَّتِي دَاءُ الْأُمَمِ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا دَاءُ الْأُمَمِ؟ قَالَ الْأَشَرُ وَالْبَطَرُ وَالتَّدَابُرُ وَالتَّنَافُسُ فِي الدُّنْيَا وَالتَّبَاغُضُ وَالْبُخْلُ حَتَّى يَكُونَ الْبَغِيُّ ثُمَّ يَكُونَ الْهَرْجُ

Ümmetime ümmetlerin hastalığı isabet edecek.” Dediler ki: “Ey Allah’ın rasulü! Ümmetlerin hastalığı nedir?” Buyurdu ki:

Kibir ve hakkı kabullenmeyip insanları hor görmektir, çoklukla övünmek, dünya için yarışmak, birbirine buğzetmek, birbirine hased etmektir. Bunun sonucunda taşkınlık, sonra cinayetler ortaya çıkar.”[9]

ez-Zubeyr b. el-Avvam radıyallahu anh’den: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

دَبَّ إِلَيْكُمْ ‌دَاءُ ‌الْأُمَمِ قَبْلَكُمُ الْحَسَدُ وَالْبَغْضَاءُ وَالْبَغْضَاءُ هِيَ الْحَالِقَةُ لَا أَقُولُ تَحْلِقُ الشَّعَرَ وَلَكِنَّهَا تَحْلِقُ الدِّينَ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَا تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلَا تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا أَلَا أُخْبِرُكُمْ بِمَا يُثَبِّتُ ذَاكَ لَكُمْ أَفْشُوا السَّلَامَ بَيْنَكُمْ

Sizden önceki ümmetlerin hastalığı sizin içinize girdi. Hased ve kin. Kinleşme: O tıraş edicidir, dini tıraş edicidir, saçı tıraş edici demiyorum! Nefsim elinde olana yemin olsun ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevinceye kadar da iman etmiş olmazsınız. Dikkat edin! Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi size bildireyim mi? Aranızda selamı yayın.”[10]

Ya hayır söyle, ya da sus! Kendi kusurlarınla meşgul ol! Seni ilgilendirmeyen şeyi terk et! Müslümanlar arasında husumetlerin, düşmanlıkların sebebi olmaktan sakın!

Ebu’d-Derda radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

ألا أخبركم بأفضل من درجة الصيام والصلاة والصدقة قالوا بلى قال صلاح ذات البين، فإنَّ فساد ذات البين هي الحالقة

Dikkat edin! Size namaz, oruç ve sadakadan üstün bir dereceyi haber vereyim mi?” Dediler ki: “Evet” Buyurdu ki:

Ara bulmaktır. Muhakkak ki ara bozmak (dini) traş edicidir!”[11]

İspiyonculuk ve laf taşıma sebebiyle birbirine darılan nice kardeş vardır! Gönlü geniş olduğu halde sevdiği kardeşlerinin arasına gelen nice kardeş vardır ki şeytan kin tohumlarını atar ve kalpleri bozar, öyle ki mescidi terk etmeye başlar ve şeytanın avanesinden olur!

Daima kardeşlerinle yakınlık sağladığın anları hatırla, ilim talebinde yardımlaşmanızı, ilim ve zikir meclislerine katılmada birbirinize destek olmanızı, birbirinize Allah’ı hatırlatmanızı, bunların seyyiatı hasenata çeviren vesileler olduğunu, bir cumadan diğer cumaya arada geçenlere keffaret olduğunu, bu büyük lütufa kardeşin vesilesiyle ulaşabildiğini, cemaatteki bereketleri hatırla ve bu faziletleri senden iyi bilen şeytanın seni bunlardan mahrum etmek için kurduğu tuzaklara karşı gaflet etmemen gerektiğini aklından çıkarma!

Tabiinin büyüklerinden Avn b. Abdillah b.Utbe b. Mes’ud rahimehullah şöyle demiştir: “Bir kimsenin insanların ayıpları konusunda dalmasının ancak kendi nefsi hakkında gaflet sebebiyle olduğunu düşünüyorum.”

رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلًّا لِّلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ

Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma! Rabimiz gerçekten sen Rauf’sun, Rahim’sin” derler.” (Haşr 10)



[1] Sahih. Ahmed (1/454) Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr (9/67)

[2] Sahih. Buhârî (6056) Muslim (105)

[3] Sahih. Muslim (105)

[4] Hasen. Ebû Dâvûd (4918) Buhârî Edebu’l-Mufred (239)

[5] Sahih. Ebû Dâvûd (4880) Ahmed (4/421)

[6] Sahih. Muslim (2759)

[7] Sahih. Buhârî (6301)

[8] Sahih. Buhârî (10) Muslim (41)

[9] Sahih ligayrihi. Taberani Evsat (9016) Hâkim (4/185) İbn Vaddah el-Bid’a (227) İbn Ebi’d-Dunya Zemmu’l-Bagy (2) İbn Ebi’d-Dunya el-Ukubat (261) Deylemi (3457) el-Elbani, es-Sahiha (680)

[10] Hasen. Tirmizi (2510) Ahmed (1/165, 167) Tayalisi (190)  Bezzar (6/192) Abd b. Humeyd (97) İbn Vaddah el-Bid’a (226)

[11] Sahih. Tirmizî (2590) Ebû Dâvûd (4919) Ahmed (6/444)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)