Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

2 Eylül 2026 Çarşamba

İtikâf Ahkâmı - Ebu Muâz el-Çubukâbâdî -1 -

Takdim

Şüphesiz hamd yalnız Allah'adır. O'na hamd eder, O'ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerlerinden, amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah'ın hidayet verdiğini kimse saptıramaz. O'nun saptırdığını da kimse doğru yola iletemez. Şehadet ederim ki, Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O, bir ve tektir, O'nun ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed Allah'ın kulu ve Rasûlüdür.

“Ey iman edenler! Allah'tan nasıl korkmak gerekirse öyle korkun ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.” (Al-i İmran; 102)

"Ey insanlar! Sizi tek bir candan yaratan ve ondan da eşini var eden, her ikisinden birçok erkek ve kadın türeten Rabbinizden korkun. Kendisi adına birbirinizden dileklerde bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık bağlarını kesmekten de sakının. Şüphesiz Allah üzerinizde tam bir gözetleyicidir." (en-Nisâ; 1)

“Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve dosdoğru söz söyleyin. O da amellerinizi lehinize olmak üzere düzeltsin, günahlarınızı da mağfiret etsin. Kim Allah'a ve Rasûlüne itaat ederse büyük bir kurtuluşla kurtulmuş olur.” (el-Ahzâb; 70-71)

Bundan sonra, Şüphesiz sözlerin en güzeli Allah’ın Kelam’ı, yolların en hayırlısı Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem’in yoludur. İşlerin en kötüsü sonradan çıkarılanlarıdır. Her sonradan çıkarılan şey bid’attir ve her bid’at sapıklıktır. Her sapıklık ta ateştedir.

Daha önce Ali b. Hasen el-Halebî’nin itikâf konusundaki bir risalesinin tercümesini internet ortamında paylaşmıştım. Sonradan bu konuyu detaylı incelediğimde Ali el-Halebi’nin risalesinde bazı ilmî hatalar yapmış olduğunu fark ettim ve itikâf konusunu yeniden tahkik ederek itikâf ibadetinin manası, delilleri, hükümleri, şartları, yasakları ve mubahlarını inceledim, bu konularla ilgili seleften sabit olan bazı nakilleri aktardım.

İtikâfın ancak Mescidu’l-Haram, Mescidu’n-Nebevî ve Mescidu’l-Aksa olmak üzere üç mescidde meşru olduğu, her ne kadar çoğunluk üç mescid dışında itikâfı meşru görmüş olsalar da bu üç mescid dışındaki mescidlerde itikâfın meşru oluşuna dair sahih ve sarih bir delil bulunmadığı da bu çalışmada sunulacak delillerle ortaya konacaktır inşaallah.

“Şeriat sahibinin sözü dışında dinde kimsenin sözü hüccet değildir.  Dinin delillerinin desteklemediği her sözün reddedilmesi gerekir.”[1] Allah Azze ve Celle’den bu çalışmayı itikâf konusunun sahih sünnete ve selefin menhecine göre anlaşılmasında vesile kılmasını dilerim.

Ebu Muaz Seyfullah el-Çubukâbâdî

2016/1448 - Ankara

İTİKÂF AHKÂMI

İtikâfın Anlamı

Lugavî manası: İkamettir. Kişi bir yere yerleştiği zaman “akefe bil’mekâni” (mekâna yerleşti) denilir. El-Ma’kuf ise: hapsedilmiş demektir.[2]

Şer’î anlamı: Özel bir şahsın özel bir sıfatla, yakınlık vesilesi olarak mescidde kalmasıdır.”[3]

Hafız İbn-i Receb şöyle der: “İtikâfın anlamı ve hakikati; yaratıcıya olan görevi sürdürmek için, yaratılmışlardan alakayı kesmektir. Ne kadar Allah’ı tanıma, O’nun sevgisi, O’na yakınlık güçlenirse, sahibinin her hal üzere tamamen Yüce Allah’a yönelmesine sebep olur.”[4]

İtikâfın Delilleri

Kur’an’dan Delili: 

Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur:

وَلَا تُبَاشِرُوهُنَّ وَأَنْتُمْ عَاكِفُونَ فِي الْمَسَاجِدِ

“Mescidlerde itikâfa çekilmiş olduğunuz sürece kadınlara yaklaşmayın.” (Bakara-187)

Sünnetten Delili:

Ebu Said radiyallahu anh’den:

اعْتَكَفَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي الْمَسْجِدِ فَسَمِعَهُمْ يَجْهَرُونَ بِالْقِرَاءَةِ فَكَشَفَ السِّتْرَ وَقَالَ أَلَا إِنَّ كُلَّكُمْ مُنَاجٍ رَبَّهُ فَلَا يُؤْذِيَنَّ بَعْضُكُمْ بَعْضًا وَلَا يَرْفَعْ بَعْضُكُمْ عَلَى بَعْضٍ فِي الْقِرَاءَةِ أَوْ قَالَ فِي الصَّلَاةِ

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem mescidde itikâfa çekildi ve kıraatte seslerini yükseltenleri işitti. Bunun üzerine perdeyi açarak şöyle buyurdu:

“Dikkat edin! Her biriniz rabbine münacaat etmektedir. Birbirinize eziyet vermeyin. Kıraatte (veya namazda dedi) seslerinizi birbirinizin üzerine çıkarmayın.”[5]

Aişe radiyallahu anha’dan:

كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا دَخَلَ العَشْرُ شَدَّ مِئْزَرَهُ وَأَحْيَا لَيْلَهُ وَأَيْقَظَ أَهْلَهُ

“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem Ramazanın son on gecesi başladığı zaman izarını bağlar, geceyi ihyâ eder, ailesini de uyandırırdı.”[6]

İcma’dan Delili:

Bu konuda icmayı İbn Munzir ve ondan nakledip ikrar ederek İbn Kudame el-Makdisi zikretmiştir.[7]

İtikâfın Hükmü

  Şeriat tarafından teşvik edilmiş (mendup) olup, adak yapıldığı zaman vacip olur.[8]

Aişe radiyallahu anha’dan: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

مَنْ نَذَرَ أَنْ يُطِيعَ اللَّهَ فَلْيُطِعْهُ وَمَنْ نَذَرَ أَنْ يَعْصِيَهُ فَلاَ يَعْصِهِ

“Kim Allah’a itaat etmeyi adamışsa itaat etsin. Kim de O’na isyan etmeyi adamışsa isyan etmesin.”[9]

İbn Ömer radiyallahu anhuma’dan:

أَنَّ عُمَرَ سَأَلَ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ كُنْتُ نَذَرْتُ فِي الجَاهِلِيَّةِ أَنْ أَعْتَكِفَ لَيْلَةً فِي المَسْجِدِ الحَرَامِ قَالَ فَأَوْفِ بِنَذْرِكَ

“Ömer radiyallahu anh Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e şöyle sordu: “Cahiliyye’de Mescidu’l-Haram’da bir gece itikâf yapmayı adamıştım.” Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

“Adağını yerine getir.”[10]

Kişinin Ana Babası Adına İtikâf Adağını Yerine Getirmesi

Avn b. Abdillah b. Utbe rahimehullah’tan:

أَنَّ امْرَأَةً نَذَرَتْ أَنْ تَعْتَكِفَ عَشَرَةَ أَيَّامٍ فَمَاتَتْ فَلَمْ تَعْتَكِفْ فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ لِابْنِهَا اعْتَكِفْ عَنْ أُمِّكَ

“Bir kadın on gün itikâf yapmayı adamıştı ve itikâf yapamadan öldü. İbn Abbas radıyallahu anhuma onun oğluna:

“Annesin adına itikâf yap” dedi.”[11]

Kadınların İtikâf Yapmalarının Hükmü

Aişe radiyallahu anha’dan:

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَعْتَكِفُ العَشْرَ الأَوَاخِرَ مِنْ رَمَضَانَ حَتَّى تَوَفَّاهُ اللَّهُ ثُمَّ اعْتَكَفَ أَزْوَاجُهُ مِنْ بَعْدِهِ

“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem Allah kendisini vefat ettirinceye kadar Ramazan ayının son on gecesinde itikâf yapardı. Kendisinden sonra da hanımları itikâf yaptılar.”[12]

Şüphe yok ki, kadının itikâfa girmesi; velisinin (bekârsa babasının, evliyse kocasının) izniyle olması, fitneden ve erkeklerle karışmaktan güvende olmalarıyla kayıtlıdır. Fıkhi bir kaide: “Zararları def etmek, faydaları kazanmaktan öncedir.”[13]

İtikâfın Vakti

Humeyd rahimehullah’tan: “Enes radiyallahu anh dedi ki:

كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا كَانَ مُقِيمًا اعْتَكَفَ الْعَشْرَ الأَوَاخِرَ مِنْ رَمَضَانَ وَإِذَا سَافَرَ اعْتَكَفَ مِنَ الْعَامِ الْمُقْبِلِ عِشْرِينَ

“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem mukîm iken Ramazan’ın son on gününde itikâfa girerdi. Yolcu olduğu zaman ise gelecek yılın son yirmi gününde itikâfa girerdi.”[14]

Ubeyy b. Ka’b radiyallahu anh’den:

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَعْتَكِفُ الْعَشْرَ الْأَوَاخِرَ مِنْ رَمَضَانَ فَسَافَرَ عَامًا فَلَمْ يَعْتَكِفْ فَلَمَّا كَانَ مِنْ قَابِلٍ اعْتَكَفَ عِشْرِينَ يَوْمًا

“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem Ramazan’ın son on gününde itikâfa girerdi. Bir sene yolculuğa çıktı ve itikâfa giremedi. Sonraki sene yirmi gece itikâfa girdi.”[15]

Ebu Hureyre radiyallahu anh’den:

كَانَ يَعْرِضُ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ القُرْآنَ كُلَّ عَامٍ مَرَّةً فَعَرَضَ عَلَيْهِ مَرَّتَيْنِ فِي العَامِ الَّذِي قُبِضَ فِيهِ وَكَانَ يَعْتَكِفُ كُلَّ عَامٍ عَشْرًا فَاعْتَكَفَ عِشْرِينَ فِي العَامِ الَّذِي قُبِضَ فِيهِ

“Kur’ân Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e her sene bir defa arz edilirdi. Vefât edeceği sene iki defa arz edildi. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem her sene on gün itikâfa girerdi. Vefât ettiği sene yirmi gün itikâfa girdi.”[16]

Aişe radiyallahu anha’dan:

كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَعْتَكِفُ فِي العَشْرِ الأَوَاخِرِ مِنْ رَمَضَانَ فَكُنْتُ أَضْرِبُ لَهُ خِبَاءً فَيُصَلِّي الصُّبْحَ ثُمَّ يَدْخُلُهُ فَاسْتَأْذَنَتْ حَفْصَةُ عَائِشَةَ أَنْ تَضْرِبَ خِبَاءً فَأَذِنَتْ لَهَا فَضَرَبَتْ خِبَاءً فَلَمَّا رَأَتْهُ زَيْنَبُ ابْنَةُ جَحْشٍ ضَرَبَتْ خِبَاءً آخَرَ فَلَمَّا أَصْبَحَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَأَى الأَخْبِيَةَ فَقَالَ مَا هَذَا؟ فَأُخْبِرَ فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَلْبِرَّ تُرَوْنَ بِهِنَّ فَتَرَكَ الِاعْتِكَافَ ذَلِكَ الشَّهْرَ ثُمَّ اعْتَكَفَ عَشْرًا مِنْ شَوَّالٍ

“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem Ramazan ayının son on gününde itikâfa girerdi. Ben de ona çadır kurardım, sabah namazını kıldıktan sonra bu çadıra girerdi. Hafsa radiyallahu anha, Aişe radiyallahu anha’dan çadır kurmak için izin istedi, o da ona izin verdi. Bunun üzerine o da bir çadır kurdu. Zeyneb bt. Cahş radiyallahu anha bunu görünce o da bir çadır kurdu. Sabah olunca Nebî sallallahu aleyhi ve sellem çadırları gördü ve:

“Bunlar nedir?” buyurdu. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e bunu haber verince buyurdu ki:

“İyiliği bunda mı gördünüz?” Sonra o ay itikâfı terk etti ve Şevval ayında on gün itikâfa girdi.”[17]

Ebu Seleme rahimehullah’tan:

انْطَلَقْتُ إِلَى أَبِي سَعِيدٍ الخُدْرِيِّ فَقُلْتُ أَلاَ تَخْرُجُ بِنَا إِلَى النَّخْلِ نَتَحَدَّثُ، فَخَرَجَ فَقَالَ قُلْتُ حَدِّثْنِي مَا سَمِعْتَ مِنَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي لَيْلَةِ القَدْرِ قَالَ: اعْتَكَفَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَشْرَ الأُوَلِ مِنْ رَمَضَانَ وَاعْتَكَفْنَا مَعَهُ فَأَتَاهُ جِبْرِيلُ فَقَالَ إِنَّ الَّذِي تَطْلُبُ أَمَامَكَ فَاعْتَكَفَ العَشْرَ الأَوْسَطَ فَاعْتَكَفْنَا مَعَهُ فَأَتَاهُ جِبْرِيلُ فَقَالَ إِنَّ الَّذِي تَطْلُبُ أَمَامَكَ فَقَامَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَطِيبًا صَبِيحَةَ عِشْرِينَ مِنْ رَمَضَانَ فَقَالَ مَنْ كَانَ اعْتَكَفَ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَلْيَرْجِعْ فَإِنِّي أُرِيتُ لَيْلَةَ القَدْرِ وَإِنِّي نُسِّيتُهَا وَإِنَّهَا فِي العَشْرِ الأَوَاخِرِ فِي وِتْرٍ وَإِنِّي رَأَيْتُ كَأَنِّي أَسْجُدُ فِي طِينٍ وَمَاءٍ وَكَانَ سَقْفُ المَسْجِدِ جَرِيدَ النَّخْلِ وَمَا نَرَى فِي السَّمَاءِ شَيْئًا فَجَاءَتْ قَزَعَةٌ فَأُمْطِرْنَا فَصَلَّى بِنَا النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَتَّى رَأَيْتُ أَثَرَ الطِّينِ وَالمَاءِ عَلَى جَبْهَةِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَرْنَبَتِهِ تَصْدِيقَ رُؤْيَاهُ

“Ebu Said el-Hudrî radıyallahu anh’e gittim ve dedim ki: “Şu hurmalığa çıksak da konuşsak.” O da çıktı. Dedim ki: Bana Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den kadir gecesi hakkında işittiğin hadisi rivayet et.” Dedi ki:

“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ramazan’ın ilk on gününde itikâf yaptı, biz de onunla beraber itikâf yaptık. Cibril aleyhi's-selâm ona gelerek dedi ki: “Aradığın şey önündedir.” Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ayın ortasındaki on günde itikâfa girdi, biz de onunla beraber itikâf yaptık. Sonra Cibril aleyhi's-selâm ona gelerek dedi ki: “Aradığın şey önündedir.” Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem Ramazanın yirmisinin sabahında kalktı ve buyurdu ki:

“Kim Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber itikâf yapmışsa dönsün. Zira bana (rüyamda) Kadir gecesi gösterildi. Muhakkak ki bana o unutturuldu. Artık siz, onu son on gün içinde tek gecelerde arayın. Ben kendimi bir su ve çamura secde ederken gördüm.” Mescidin tavanı hurma çubuklarından idi. Semada bir şey görmüyorduk. Birden bulutlar geldi ve yağmura tutulduk. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem bize namaz kıldırdı. Rüyasının tasdiki olarak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yüzünde ve alnında su ve çamur izlerini gördük.”[18]

Bu hadisten dolayı itikâfın fecirden sonra başlaması ve aynı şekilde sonlandırılması müstehaptır.

İtikâfın Şartları

İlim ehline göre itikâfın şartları çoktur. Bunlardan sahih olanları şunlardır:

İslam: Kâfirin itikâfı geçerli değildir. Çünkü onda iman yoktur.[19]

Akıl ve Temyiz: Delinin ve benzerlerinin ve temyiz çağına gelmemiş çocuğun (itikâfı) geçersizdir. Çünkü ibadet ehlinden değillerdir. Kâfirin itikâfı gibi onların itikâfı da geçersizidir. Temyiz çağına gelmiş çocuğun itikâfı ise geçerlidir.[20]

İddet bekleyen kadın itikâfa giremez: Ebu’z-Zubeyr rahimehullah’tan:

سألتُ جابِرًا عن المُطَلَّقَةِ تَعتَكِفُ؟ قال لا ولا المُتَوَفَّى عَنها زَوجُها حَتَّى تَحِلَّ

“Cabir radıyallahu anh’e boşanmış kadının itikâfa girip giremeyeceğini sordum. Dedi ki: “Hayır. Kocası ölen kadın da iddeti bitene kadar giremez.”[21]

Niyet: İbn Rüşd der ki: “Niyete gelince, onun hakkında bir ihtilaf bilmiyorum.”[22]

Ya’lâ b. Umeyye rahimehullah dedi ki:

إِنِّي لَأَمْكُثُ فِي الْمَسْجِدِ السَّاعَةَ وَمَا أَمْكُثُ إِلَّا لِأَعْتَكِفَ

“Muhakkak ki ben mescidde (Mescidu’l-Haram’da) bir süre kalsam ancak itikâf yaparım.”[23]

Atâ b. Ebi Rabah rahimehullah dedi ki:

هُوَ اعْتِكَافٌ مَا مَكَثَ فِيهِ وَإِنْ جَلَسَ فِي الْمَسْجِدِ احْتِسَابَ الْخَيْرِ فَهُوَ مُعْتَكِفٌ وَإِلَّا فَلَا

“Kişi mescidde kaldığı sürece itikâftadır. Eğer mescidde hayrı umarak oturursa itikâfta sayılır. Aksi halde (buna niyet etmezse) itikâfta değildir.”[24]

İtikâfta Oruç Tutmak Şart mıdır?

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den oruçsuz olarak itikâf ettiği naklolunmamıştır. Allah Subhanehu da itikâfı ancak oruçla beraber zikretmiştir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de onu ancak oruçlu olarak yapmıştır. Ancaj Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den itikâf yapan kimseye oruç tutmayı şart koştuğuna dair bir delil gelmemiştir. Sahabeden bazıları orucu itikâfta gerekli görmüşlerdir. Bazıları da üç mescidin beldelerinde ikamet eden kimselerin oruç tutması gerektiği, o beldelerden olmayanların bu mescidlerde itikâf etmeleri halinde ise, kendileri şart koşmadıkça oruç tutmalarının gerekli olmadığını söylemişlerdir.

Ali radıyallahu anh şöyle dedi:

لَا اعْتِكَافَ إِلَّا بِصَوْمٍ

“Oruç olmadan itikâf olmaz.”[25]

İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan:

يَصُومُ الْمُجَاوِرُ الْمُعْتَكِفُ

“İtikâf yapan kimse oruç da tutar.”[26]

İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan:

الْمُعْتَكِفُ يَصُومُ

“İtikâf yapan oruç da tutar.”[27]

Aişe radıyallahu anha’dan:

مَنِ اعْتَكَفَ فَعَلَيْهِ الصَّوْمُ

“İtikâf yapanın oruç da tutması gerekir.”[28]

Atâ b. Ebi Rabah rahimehullah şöyle dedi:

مَنِ اعْتَكَفَ بِهَذَا الْمَسْجِدِ يَعْنِي الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ مِنْ أَهْلِ مَكَّةَ فَعَلَيْهِ الصَّوْمُ وَمَنِ اعْتَكَفَ مِنْ غَيْرِ أَهْلِ مَكَّةَ فَلَيْسَ عَلَيْهِ الصَّوْمُ إِلَّا أَنْ يَجْعَلَهَ عَلَى نَفْسِهِ كَذَلِكَ قَالَ ابْنُ عُمَرَ وَابْنُ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمْ

“Mescidu’l-Haram’da itikâf yapan Mekke’li bir kimsenin oruç da tutması gerekir. Mekke’li olmayan kimseye gelince, o kendisine bunu şart koşmamışsa oruç tutması gerekmez. İbn Ömer ve İbn Abbas radıyallahu anhum da böyle demişlerdir.”[29]

Abdulaziz b. Muhammed b. Ebi Suheyl rahimehullah dedi ki:

كَانَ عَلَى امْرَأَتِي اعْتِكَافُ ثَلَاثَةِ أَيَّامٍ فِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ فَسَأَلْتُ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ وَعِنْدَهُ ابْنُ شِهَابٍ قَالَ قُلْتُ عَلَيْهَا صِيَامٌ قَالَ ابْنُ شِهَابٍ لَا يَكُونُ اعْتِكَافٌ إِلَّا بِصِيَامٍ فَقَالَ لَهُ عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ أَعَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؟ قَالَ لَا قَالَ فَعَنْ أَبِي بَكْرٍ؟ قَالَ لَا؟ قَالَ فَعَنْ عُمَرَ؟ قَالَ لَا قَالَ فَعَنْ عُثْمَانَ؟ قَالَ لَا قَالَ عُمَرُ مَا أَرَى عَلَيْهَا صِيَامًا فَخَرَجْتُ فَوَجَدْتُ طَاوُسًا وَعَطَاءَ بْنَ أَبِي رَبَاحٍ فَسَأَلْتُهُمَا فَقَالَ طَاوُسٌ كَانَ ابْنُ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا لَا يَرَى عَلَيْهَا صِيَامًا إِلَّا أَنْ تَجْعَلَهُ عَلَى نَفْسِهَا قَالَ وَقَالَ عَطَاءٌ ذَلِكَ رَأْيِي

“Hanımımın üzerinde Mescidu’l-Haram’da üç gün itikâf borcu vardı. Bunu Ömer b. Abdilaziz rahimehullah’a sordum. Yanında İbn Şihab rahimehullah da vardı. Dedim ki: “Onun oruç tutması da gerekir mi?” İbn Şihab dedi ki:

“Oruç olmadan itikâf olmaz.” Ömer b. Abdilaziz rahimehullah ona dedi ki:

“Bu Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den mi?” O: “Hayır” dedi. Ömer b. Abdilaziz:

“Ebu Bekr radıyallahu anh’den mi?” O: “Hayır” dedi. Ömer b. Abdilaziz:

“Ömer radıyallahu anh’den mi?” dedi. O: “Hayır” dedi. Ömer b. Abdilaziz:

“Osman radıyallahu anh’den mi?” dedi. O: “Hayır” dedi. Ömer b. Abdilaziz rahimehullah dedi ki:

“Ben onun oruç tutmasını gerekli görmüyorum.” Bunun üzerine çıktım ve Tavus ve Atâ b. Ebi Rabah rahimehumallah ile karşılaştım. Onlara sorduğumda Tavus rahimehullah dedi ki:

“İbn Abbas radıyallahu anhuma kişi kendisine şart koşmadıkça orucu gerekli görmezdi.” Ata rahimehullah dedi ki: “Benim görüşüm de böyledir.”[30]

Şu rivayete gelince: ez-Zuhri - Urve rahimehullah yoluyla: “Aişe radiyallahu anha dedi ki:

السُّنَّةُ عَلَى الْمُعْتَكِفِ أَنْ لَا يَعُودَ مَرِيضًا وَلَا يَشْهَدَ جَنَازَةً وَلَا يَمَسَّ امْرَأَةً وَلَا يُبَاشِرَهَا وَلَا يَخْرُجَ لِحَاجَةٍ إِلَّا لِمَا لَا بُدَّ مِنْهُ وَلَا اعْتِكَافَ إِلَّا بِصَوْمٍ وَلَا اعْتِكَافَ إِلَّا فِي مَسْجِدٍ جَامِعٍ

“İtikâf yapana sünnet olan; hasta ziyareti yapmaması, cenazeye katılmaması, hanımıyla ilişkiye girmemesi ve ona dokunmaması, zorunlu olmadıkça ihtiyacı için çıkmamasıdır. İtikâf ancak oruçla olur ve itikâf ancak cemaat mescidinde olur.”[31]

Allame İbnu’t-Turkmani der ki: “Muhaddislerin mezhebi, Sahabe “Bu sünnettir” dediği zaman onun merfu’ hükmünde olduğudur.”[32]

Ancak Ebû Dâvûd dedi ki: “Abdurrahman b. İshak “Sünnettir dedi” kısmını söylemedi. O bunu Aişe radıyallahu anha’nın sözü kılmıştır.” Bu kısım sanki ez-Zuhri rahimehullah’ın sözüne benziyor. 

Beyhakî dedi ki: “Kuteybe b. Said ve Abdullah b. Yusuf, el-Leys’ten, o Akil’den, o da İbn Şihab’dan, Aişe radıyallahu anha’nın Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in itikâfını anlattığı kısmı rivayet ettiler, bu ziyadeleri zikretmediler. Bu cümleler İbn Şihab rahimehullah’a aittir. Nitekim bu cümlelerdeki ifadeleri Abdurrazzak ve başkaları, isnadlarıyla Urve b. Zubeyr’den[33] ve ez-Zuhri’den[34] maktu olarak rivayet etmişlerdir.

Netice olarak yukarıda Aişe radıyallahu anha’ya nispet edilerek zikredilen bu ifadeler, Aişe radıyallahu anha’nın Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in itikâfını anlattığı hadisin ardından ya Urve rahimehullah tarafından yahut ez-Zuhrî tarafından ifade edilmiş, bu ifadeler Aişe radıyallahu anha’ya ait zannedilmiştir.

İtikâfın Edepleri

Asım b. Damra rahimehullah’tan: Ali radıyallahu anh şöyle dedi:

مَنِ اعْتَكَفَ فَلَا يَرْفُثْ فِي الْحَدِيثِ وَلَا يُسَابَّ وَيَشْهَدُ الْجُمُعَةَ وَالْجِنَازَةَ وَلْيُوصِ أَهْلَهُ إِذَا كَانَتْ لَهُ حَاجَةٌ وَهُوَ قَائِمٌ وَلَا يَجْلِسْ عِنْدَهُمْ

“İtikâf yapan kimse cinsel içerikli sözler konuşamaz, sövemez. Cuma ve cenazeye katılır, ailesine vasiyette bulunabilir, bir ihtiyacı olduğunda görebilir ama onların yanında oturmaz.”[35]

İbn Cureyc rahimehullah’tan:

قُلْتُ لِعَطَاءٍ أَرَأَيْتَ إِنْ جَاءَ السُّوقَ يَنْظُرُ قَطُّ قَالَ أَكْرَهُ ذَلِكَ إِنَّمَا هُوَ الذِّكْرُ وَالْعِبَادَةُ

“Atâ rahimehullah’a dedim ki: “İtikâfta olan kimse çarşıya gidip bakabilir mi?” Dedi ki: “Bunu hoş görmem. İtikâf ancak zikir ve ibadettir.”[36]

İtikâf yapan kimseye gücünün yettiği nispette gece gündüz onunla donanması gereken edepler vardır. Bu edepler; vaktini namaz, Kur’an okumak, Yüce Allah’ı zikretmek, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e salat etmek ve ilim talebinde bulunmak (tefsir veya hadis veya şer’i ilimlere yönelik) ilim öğrenmek ve bunun dışında halis taatlerde bulunmak.

İtikâf yapan kimsenin her türlü malayani söz ve davranıştan kaçınması gerekir. Ve yine münakaşadan, tartışmadan, sövmekten ve ahlaksızlıktan kaçınması gerekir. Bunlar itikâfın dışında dahi gerekli oluyorsa, itikâfta bunun gerekli olması daha önceliklidir. Bunun hakkında varid olan bir nas olmadığı için bunlardan bir şey itikâfı iptal etmez.[37] Belki ecrini eksiltir ki bu kimseye gizli değildir.

İtikâf yapan, hayrın dışında konuşmaz. İhtiyacı için konuşmasında ve başkasıyla diyalog kurmasında bir sakınca yoktur.

Bu sayılanların hepsi itikâfın maksadı ve ruhu için gereklidir. Cahillerin itikâf yerini muhabbet ve ziyaretçilerin uğrak yeri haline getirmeleri, aralarında dolaşan sözlerle sohbetleri buna aykırıdır. Bunlar başka bir şey, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in itikâfı başka bir şeydir. Başarı Allah’tandır.”[38]

İtikâfın Yasakları

Cinsel İlişki:

İtikâfta cima’ yasaktır. Zira Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَلَا تُبَاشِرُوهُنَّ وَأَنْتُمْ عَاكِفُونَ فِي الْمَسَاجِدِ

“Mescidlerde itikâfa çekilmiş olduğunuz sürece kadınlara yaklaşmayın.” (Bakara-187) Ayet, İbn Cevzi’nin naklettiği gibi müfessirlerin cumhurunun sözüne göre “onlarla cima’ etmeyin” demektir.[39]

Şevkani şöyle demiştir: “Ümmetin icması kastedilenin cima’ olduğunu ispatlamaktadır.”[40]

Mucahid b. Cebr rahimehullah’tan: “İbn Abbas radiyallahu anhuma dedi ki:

إذَا جَامَعَ الْمُعْتَكِفُ أَبْطَلَ اعْتِكَافَهُ وَاسْتَأْنَفَ

“İtikâfta olan kimse cinsel ilişkide bulunursa itikâfı bâtıl olur, yeniden başlaması gerekir.”[41]

Bunun kefareti haber verilmemiştir. Eğer sünnette bununla alakalı bir haber varid olmuş olsaydı İbn Abbas radiyallahu anhuma mutlaka haber verirdi.

Eğer itikâf yapan biri kasten eşiyle cinsel ilişkiye girerse artık itikâfı geçersiz olmuş olur. Ancak eşiyle mübaşereti öpücükle veya dokunmakla veya onunla açık seçik müstehcen konuşmasıyla olursa, onunla cinsel ilişkiye girmezse, tüm bunlardan dolayı itikâfı geçersiz olmaz.[42]

İhtiyaç Haricinde Mescidden Çıkmak:

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in itikâfa girdiğindeki tutumu itikâf yerinde tek başına kalmak idi. Sadece ihtilamdan dolayı cünupluk isabet ettiğinde yıkanmak ve küçük ve büyük abdest gibi zaruri insani ihtiyaçları için evine girerdi. Çünkü mescidde yıkanabileceği veya hacetini giderebileceği bir yeri yoktu.

Yiyecek ve içecek (gibi) zaruri ihtiyaçlardan dolayı itikâf yerinin dışarısına seslenir. Çünkü orada onu (yiyecek içeceğini) ona getirecek kimse olmaz. Buna mecbur kalırsa ve eğer cenaze namazını kıldıracak veya yıkayacak kimse bulunmazsa, ölüyü yıkar ve cenaze namazını kıldırır.

Aişe radiyallahu anha’dan:

وَإِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَيُدْخِلُ عَلَيَّ رَأْسَهُ وَهُوَ فِي المَسْجِدِ فَأُرَجِّلُهُ وَكَانَ لاَ يَدْخُلُ البَيْتَ إِلَّا لِحَاجَةٍ إِذَا كَانَ مُعْتَكِفًا

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem mescidde olduğu halde başını bana doğru uzatır ben de onun saçlarını tarardım. İtikâfta iken ihtiyaç dışında eve girmezdi.”[43]

Şayet bunun dışındaki bir şeyden ötürü (mescidden) çıkış caiz olsa idi, mescidden özellikle başını çıkarmasına gerek yoktu. Eğer öyle olsa idi tamamen çıkar, başının saçını tarama ihtiyacını evinde yapardı.

İbn Cureyc rahimehullah’tan:

قُلْتُ لِعَطَاءٍ أَيَأْتِي الْمُجَاوِرُ الْمَجَالِسَ فِي الْمَسَاجِدِ؟ وَيَتَحَدَّثُ مَعَهُمْ؟ قَالَ نَعَمْ قُلْتُ أَرَأَيْتَ إِنْ كَانَ جِوَارُهُ فِي جَوْفِ الْمَسْجِدِ أَيَخْرُجُ إِنْ شَاءَ فَيَجْلِسُ فِي أَبْوَابِهِ؟ قَالَ لَا يَخْرُجُ إِلَّا لِحَاجَةٍ

“Atâ rahimehullah’a dedim ki: “Mucâvir (itikâfta olan kişi) mescidlerdeki meclislere katılıp onlarla konuşabilir mi?” O: “Evet” dedi. Dedim ki: “Şayet civârı (itikâfı) mescidin içindeyse mescidin kapılarında oturmak istediğinde çıkabilir mi?” Dedi ki: “İhtiyaç olmadıkça çıkmaz.”[44]

İmam İbn Hazm şöyle der: “İhtiyaç dışında, zaruret olmaksızın ve itaat etmesi emredilmeksizin veya bir göreve atanmadan mesciddeki itikâf yerinden çıkarsa ittifakla itikâfı geçersiz olmuştur.”[45]

İtikâfın Mübahları

İtikâfta Olan Kimseyi Eşinin Ziyaret Edip Konuşması

Ali b. el-Huseyn radiyallahu anhuma’dan: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımı Safiyye radiyallahu anha şöyle haber verdi:

أَنَّهَا جَاءَتْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ تَزُورُهُ فِي اعْتِكَافِهِ فِي المَسْجِدِ فِي العَشْرِ الأَوَاخِرِ مِنْ رَمَضَانَ فَتَحَدَّثَتْ عِنْدَهُ سَاعَةً ثُمَّ قَامَتْ تَنْقَلِبُ فَقَامَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَعَهَا يَقْلِبُهَا حَتَّى إِذَا بَلَغَتْ بَابَ المَسْجِدِ عِنْدَ بَابِ أُمِّ سَلَمَةَ مَرَّ رَجُلاَنِ مِنَ الأَنْصَارِ فَسَلَّمَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ لَهُمَا النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى رِسْلِكُمَا إِنَّمَا هِيَ صَفِيَّةُ بِنْتُ حُيَيٍّ فَقَالاَ سُبْحَانَ اللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَكَبُرَ عَلَيْهِمَا فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنَّ الشَّيْطَانَ يَبْلُغُ مِنَ الإِنْسَانِ مَبْلَغَ الدَّمِ وَإِنِّي خَشِيتُ أَنْ يَقْذِفَ فِي قُلُوبِكُمَا شَيْئًا

“O, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ramazan ayının son on gecesinde mescidde itikâfta iken ziyarete gitti ve bir müddet onunla konuştu. Sonra dönmek için kalktığında Nebî sallallahu aleyhi ve sellem de onunla beraber kalktı. Ümm Seleme’nin odasının oradaki Mescid kapısına geldiklerinde Ensar’dan iki adam geçti ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e selam verdiler. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem onlara buyurdu ki:

“Dikkat edin, yanımdaki Safiyye bt. Huyey’dir.” Onlar dediler ki: “Subhanallah ey Allah’ın rasulü!” Bu söz onların ağırına gitmişti. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

“Muhakkak ki şeytan insanda kanın ulaştığı yerlere ulaşır. Ben sizin kalplerinize bir şey atmasından korktum.”[46]

Mescidde Çadır Kurup İçinde İtikâfa Girmek

Aişe radiyallahu anha’dan:

كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَعْتَكِفُ فِي العَشْرِ الأَوَاخِرِ مِنْ رَمَضَانَ فَكُنْتُ أَضْرِبُ لَهُ خِبَاءً فَيُصَلِّي الصُّبْحَ ثُمَّ يَدْخُلُهُ فَاسْتَأْذَنَتْ حَفْصَةُ عَائِشَةَ أَنْ تَضْرِبَ خِبَاءً فَأَذِنَتْ لَهَا فَضَرَبَتْ خِبَاءً فَلَمَّا رَأَتْهُ زَيْنَبُ ابْنَةُ جَحْشٍ ضَرَبَتْ خِبَاءً آخَرَ فَلَمَّا أَصْبَحَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَأَى الأَخْبِيَةَ فَقَالَ مَا هَذَا؟ فَأُخْبِرَ فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَلْبِرَّ تُرَوْنَ بِهِنَّ فَتَرَكَ الِاعْتِكَافَ ذَلِكَ الشَّهْرَ ثُمَّ اعْتَكَفَ عَشْرًا مِنْ شَوَّالٍ

“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem Ramazan ayının son on gününde itikâfa girerdi. Ben de ona çadır kurardım, sabah namazını kıldıktan sonra bu çadıra girerdi. Hafsa radiyallahu anha, Aişe radiyallahu anha’dan çadır kurmak için izin istedi, o da ona izin verdi. Bunun üzerine o da bir çadır kurdu. Zeyneb bt. Cahş radiyallahu anha bunu görünce o da bir çadır kurdu. Sabah olunca Nebî sallallahu aleyhi ve sellem çadırları gördü ve:

“Bunlar nedir?” buyurdu. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e bunu haber verince buyurdu ki:

“İyiliği bunda mı gördünüz?” Sonra o ay itikâfı terk etti ve Şevval ayında on gün itikâfa girdi.”[47]

Şeddad b. el-Ezma’ rahimehullah’tan:

اعْتَكَفَ رَجُلٌ فِي الْمَسْجِدِ فِي خَيْمَةٍ لَهُ فَحَصَبَهُ النَّاسُ قَالَ فَأَرْسَلَنِي الرَّجُلُ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ فَجَاءَ عَبْدُ اللَّهِ فَطَرَدَ النَّاسَ وَحَسَّنَ ذَلِكَ

“Bir adam mescidde kendi çadırında itikâfa girdi. İnsanlar da onu taşladılar. Adam beni Abdullah b. Mes’ud radıyallahu anh’e gönderdi. Abdullah radıyallahu anh gelince insanları kovdu ve bunu (çadırda itikâfı) güzel gördü.”[48]

Atâ rahimehullah’tan:

كَانَ ابْنُ عُمَرَ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَعْتَكِفَ ضَرَبَ خِبَاءً أَوْ فُسْطَاطًا فَقَضَى فِيهِ حَاجَتَهُ وَلَا يَأْتِي أَهْلَهُ وَلَا يَدْخُلُ سَقْفًا

“İbn Ömer radıyallahu anhuma itikâf yapmak istediği zaman bir çadır kurar, ihtiyacını orada görür, ailesinin yanına gitmez ve bir çatı altına girmezdi.”[49]

İhtiyaç İçin Mescidden Çıkmak

Amra bt. Abdirrahman rahimehallah’tan:

كَانَتْ عَائِشَةُ فِي اعْتِكَافِهَا إِذَا خَرَجَتْ إِلَى بَيْتِهَا لِحَاجَتِهَا تَمُرُّ بِالْمَرِيضِ فَتَسْأَلُ عَنْهَ وَهِيَ مُجْتَازَةٌ لَا تَقِفُ عَلَيْهِ

“Aişe radıyallahu anha itikâfta iken bir ihtiyacı için evine çıktığında hastaya uğrar ve onun durumunu sorardı. Ancak geçerken uğrar, yanında durmazdı.”[50]

Ammar b. Abdillah b. Yesar, babasından rivayet ediyor:

أَعْطَى عَلِيٌّ جَعْدَةَ بْنَ هُبَيْرَةَ سِتَّ مِائَةِ دِرْهَمٍ أَعَانَهُ بِهَا فِي ثَمَنِ خَادِمٍ فَلَقِيَهُ فَقَالَ هَلِ ابْتَعْتَ الْخَادِمَ؟ فَقَالَ إِنِّي مُعْتَكِفٌ فَقَالَ وَمَا عَلَيْكَ لَوْ خَرَجْتَ إِلَى السُّوقِ فَابْتَعْتَهَا؟

“Ca’de b. Hubeyre radıyallahu anh bana altı yüz dirhem verdi, bununla hizmetçi/köle almam için yardım etmek istedi. Onunla karşılaştığımda: “Hizmetçi satın aldın mı?” dedi. Ben: “İtikâftayım” dedim. O dedi ki: “Çarşıya çıksan ve köle satın alsan sana bir şey gerekmez.”[51]

Mescid İçindeyken İtikâf Yapan Kimsenin Borcunu Ödemesi veya Dünya İşleri İçin Ailesine Tavsiyede Bulunması

Atâ b. Ebi Rabah rahimehullah dedi ki:

لَا بَأْسَ أَنْ يُخَاصِمَ الْمُعْتَكِفُ إِلَى أَمِيرٍ فِي الْمَسْجِدِ أَوْ يَتَجَازَى غَرِيمًا أَوْ يُوصِيَ أَهْلَهُ فِي صَنِيعِهِمْ وَصَلَاحِ مَعِيشَتِهِمْ وَيَكْتُبَ كِتَابًا فِي حَاجَتِهِ

“İtikâf yapmakta olan kimsenin mesciddeyken yöneticiye davasını sunmasında veya borcunu ödemesinde sakınca yoktur. Yine ailesine yapacakları iş ve geçimlerinin ıslahı konusunda tavsiyede bulunabilir, ihtiyacı konusunda mektup yazabilir.”[52]

Mescidin İçinde Abdest Almak

Ebu’l-Âliye (Rufey b. Mihran er-Riyahî) rahimehullah, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in hizmetçisinden şöyle dediğini rivayet etti:

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَتَوَضَّأُ فِي الْمَسْجِدِ

“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem mescidin içinde abdest alırdı.”[53]

İtikâf Yapanın Mescid İçinde Yemek Yemesi

Kutbe b. Malik rahimehullah’tan:

أَنَّ عُمَرَ رَأَى قَوْمًا اعْتَكَفُوا فِي الْمَسْجِدِ وَقَدْ سُتِرُوا فَأَنْكَرَهُ وَقَالَ مَا هَذَا؟ قَالُوا إِنَّمَا نَسْتُرُهُ عَلَى طَعَامِنَا قَالَ فَاسْتُرُوهُ فَإِذَا طَعِمْتُمْ فَاهْتِكُوهُ

“Ömer radıyallahu anh mescidde itikâfa çekilmiş ve örtünmüş bir kavim gördü, onlara karşı çıkarak: “Bu da nedir?” dedi. Dediler ki: “Sadece yemeklerimizi örtüyoruz.” Ömer radıyallahu anh dedi ki:

“Örtün, yemeğinizi yediğinizde örtüyü kaldırın.”[54]

İstihâzeli Kadının İtikâf Yapması

Aişe radiyallahu anha dedi ki:

اعْتَكَفَتْ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ امْرَأَةٌ مِنْ أَزْوَاجِهِ مُسْتَحَاضَةٌ فَكَانَتْ تَرَى الحُمْرَةَ وَالصُّفْرَةَ فَرُبَّمَا وَضَعْنَا الطَّسْتَ تَحْتَهَا وَهِيَ تُصَلِّي

“Hanımlarından biri Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber itikâf yaptı. Kadın (özür kanamasından dolayı) kırmızı ve sarı akıntı görüyor, bazen altına bir tas koyup namazını kılıyordu.”[55]

İtikâfta İken Hayız Olan Kadın Ne Yapar?

Atâ b. Ebi Rabah ve Amr b. Dinar rahimehumallah dediler ki:

إِذَا حَاضَتْ وَهِيَ مُعْتَكِفَةٌ رَجَعَتْ إِلَى بَيْتِهَا فَإِذَا طَهُرَتْ فَلْتَرْجِعْ إِلَى جِوَارِهَا

“İtikâf yapmakta olan kadın hayız olursa evine döner, temizlendiğinde itikâfına devam eder.”[56] 



[1] Reşid Rıza Fetava (2/503)

[2] İbn Faris, Hilyetu’l-Fukaha (110) bkz.: Camiu’l-Usul (1/337) el-Misbahu’l-Munir (2/424)

[3] Nevevi, Şerhu Muslim (8/66) Ragıb el-İsfehani, el-Mufredat (343) İbnu’l-Iraki, Tarhu’t-Tesrib (2/166)

[4] Letaifu’l-Maarif (s.203)

[5] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Ebû Dâvûd (1332) İbn Huzeyme (1162) Ahmed (3/94) Hâkim (1/455) Nesâî Sunenu'l-Kubrâ (8038) Hatib Tarih (13/175) İbnu’l-Munzir el-Evsat (2584) Abd b. Humeyd (883) Abdurrazzak (2/498) Beyhaki (3/11) el-Elbani es-Sahiha (4/134) Mukbil b. Hadi Sahihu’l-Musned Mimma Leyse Fi’s-Sahihayn (419)

[6] Sahih. Buhârî (2024) Muslim (1174-75)

[7] İbnu’l-Munzir el-İcma (s.47) İbn Kudame, el-Mugni (3/183)

[8] Bidayetu’l-Muctehid (1/426)

[9] Sahih. Buhârî (6696)

[10] Sahih. Buhârî (2032) Muslim (1656)

[11] Sahih mevkuf. İbn Ebî Şeybe (3/109) İbn Hazm el-Muhalla (8/28) İbn Hacer Tagliku’t-Ta’lik (5/204)

[12] Sahih. Buhârî (2026) Muslim (1172)

[13] el-Elbani, Kıyamu Ramadan (s.30 ilk baskı.)

[14] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Ziyau’l-Makdisi el-Muhtare (5/301) Ahmed (3/104) Hâkim (1/605) İbn Hibbân (8/422) İbn Huzeyme (2226-2227) Tirmizî (803) Beyhaki (4/314) el-Elbani es-Sahiha (1410)

[15] Muslim'in şartına göre sahih: Tayalisi (553) Ebû Dâvûd (2463) İbn Hibbân (8/422) Hâkim (1/605) İbn Huzeyme (2225) Ziyau’l-Makdisi el-Muhtare (4/45) Ahmed (5/141) İbn Mâce (1770) Nesâî Sunenu'l-Kubrâ (3344) Abd b. Humeyd (181) Şeceri Emali (1470) Beyhaki (4/314) Mukbil b. Hadi Sahihu’l-Musned Mimma Leyse Fi’s-Sahihayn (2)

[16] Sahih. Buhârî (4998, 2044)

[17] Sahih. Buhârî (2033, 2029) Muslim (1173)

[18] Sahih. Buhârî (669, 813, 2018) Muslim (1167)

[19] El-Behuti, Keşşafu’l-Kına (2/347)

[20] Eş-Şirazi, el-Muhezzeb (6/475- şerhi)

[21] Hasen mevkuf. Beyhakî (4/324) Tahavî Şerhu Meâni'l-Asar (3/79)

[22] Bidayetu’l-Müctehid (1/430) Şevkani, Seylu’l-Cerrar (2/134)

[23] Sahih mevkuf. Abdurrazzak (8006) Fakihi Ahbaru Mekke (2/150) İbn Ebî Şeybe (2/336) İbn Hazm el-Muhalla (5/180)

[24] Sahih maktu. Abdurrazzak (8007)

[25] Sahih mevkuf. İbn Ebî Şeybe (2/333, 334) İbnu’l-Mukri Mu’cem (958)

[26] Sahih mevkuf. Fesevi Ma’rife (3/110) Abdurrazzak (8034-8036) İbn Ebî Şeybe (2/333, 334) Beyhakî (9/181) İbn Asakir Tarih (21/264)

[27] Sahih mevkuf. Beyhakî (9/181)

[28] Sahih mevkuf. Abdurrazzak (8037) İbn Ebî Şeybe (2/333) Beyhakî (9/181)

[29] Sahih mevkuf. Fakihi Ahbaru Mekke (1333)

[30] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Dârimî (164) Said b. Mansur’dan naklen: İbn Hazm el-Muhalla (5/181)

[31] Mudrec. Ebû Dâvûd (2473) Darekutni (2/201) İbn Hazm el-Muhalla (5/184) Beyhakî (4/321) el-Elbani İrvau’l-Galil (966)

[32] Cevheru’n-Naki (4/317)

[33] Sahih maktu. Abdurrazzak (8010, 8041, 8054)

[34] Sahih maktu. Abdurrazzak (8017, 8038, 8039, 8051, 8052)

[35] Hasen mevkuf. Abdurrazzak (8049) İbn Ebî Şeybe (2/334) Darekutni (2383) İbn Hazm el-Muhalla (5/189)

[36] Sahih maktu. Abdurrazzak (8087)

[37] Ez-Zuhayli, Fıkhu’l-İslami (2/715-717)

[38] İbn Kayyım Zadu’l-Mead (2/90)

[39] Zadu’l-Mesir (1/193)

[40] Seylu’l-Cerrar (2/136) Bkz.: İbn Hazm, Meratibu’l-İcma (48)

[41] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. İbn Ebî Şeybe (2/504, 3/496) Abdurrazzak (4/363) el-Elbani İrvau’l-Galil (976)

[42] Muhammed Şakra, İrşadu’s-Sari İla İbadeti’l-Bari (3/100)

[43] Sahih. Buhârî (2029, 295) Muslim (297)

[44] Sahih maktu. Abdurrazzak (8076)

[45] Merâtibu’l-İcma (s.48)

[46] Sahih. Buhârî (2035) Muslim (2175)

[47] Sahih. Buhârî (2033, 2029) Muslim (1173)

[48] Sahih mevkuf. Abdurrazzak (8015) İbn Ebî Şeybe (2/337) Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr (9/302)

[49] Sahih mevkuf. İbn Ebî Şeybe (2/336)

[50] Sahih mevkuf. Abdurrazzak (8055, 8056, 8062) Muslim (297) Malik (1/312) İbn Ebî Şeybe (2/334) Nesâî Sunenu'l-Kubrâ (3371) Ebû Dâvûd (2472)

[51] Sahih mevkuf. Abdurrazzak (8074) İbn Ebî Şeybe (2/339)

[52] Sahih maktu. Abdurrazzak (8070, 8088)

[53] Buhârî'nin şartına göre sahih. Musedded b. Muserhed’in Musned’inden naklen: Busayri İthaf (1030) Ebû Ya'lâ’nın Musned’inden naklen: İbn Hacer Metalibu’l-Aliye (117) Busayri İthaf (564) Ahmed (5/364) İbn Ebî Şeybe (1/41) Mukbil b. Hadi Sahihu’l-Musned (1526)

[54] Sahih mevkuf. İbn Ebî Şeybe (2/336)

[55] Sahih. Buhârî (2037, 309)

[56] Sahih maktu. Abdurrazzak (8098)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)