SONUÇLAR
1- Saç ve sakalları siyah
renk ile boyamaktan dolayı tehdit içeren rivayetler Nebî sallallahu aleyhi ve
sellem’den sahih ve illetsiz bir yoldan sabit olmamıştır. Sabit olan tarikin
ise açıklaması yapılmış ve bu hadisin haramlık ifade etmediği, ahir zamanda
ortaya çıkacak bir kavmin alametini bildirdiği ifade edilmiştir.
2- Ebu Kuhafe
radıyallahu anh kıssasının sahih yollarla sabit olan rivayetlerinde “Siyahtan
kaçının” ziyadesi geçmemektedir, bu ziyade şüpheli tariklerle gelmiştir.
Bu ziyadeyi sikalardan
yalnızca Muhammed b. Seleme el-Harranî rivayet etmiş, onun dışındaki sika
raviler ise bu ziyade olmaksızın rivayet etmişlerdir. Bunu sikanın ziyadesi
kabul edenler bu ibareyi sahih görmüşlerdir. Bununla beraber, bu ziyade,
şarihler tarafından umumî bir yasaklık değil, Ebu Kuhafe’nin durumuyla ilgili
olarak tenzihî bir sakındırma olarak ele alınmıştır. Çünkü Rasulullah
sallallahu aleyhi ve sellem’in siyahlık sağlayan kına ve ketem ile boyanmayı
tavsiyesi gibi hadisler, rivayetlerin arasını bu şekilde cem etmeye mecbur
bırakmıştır.
3- Ağarmış saç ve
sakalları boyamak suretiyle kâfirlere muhalefet emri mutlak olarak sabit olmuş,
bu hususta siyah boyadan kaçınma emrine dair ziyade ise sahih ve illetsiz bir
yoldan sabit olmamıştır.
İhtiyaç anında beyanın
te’hiri caiz olmadığından, saç ve sakalın boyanması emredilirken, siyahtan
kaçınma uyarısının sabit olmaması, mutlak olarak siyaha boyamanın da cevazını
gerektirir.
4- Siyah boyanın
şeytanın boyası olduğuna dair ifadeler sabit olmamıştır.
5- Kına ve ketem, koyu
renk vererek siyahlaştıran boyalar olmasına rağmen hem Rasulullah sallallahu
aleyhi ve sellem ve ashabı tarafından kullanılmış hem de tavsiye edilmiştir.
Bunun caiz oluşunda ittifak vardır. Bazı ilim ehli, siyah renkten sakındıran
rivayetlerden dolayı kına ve ketem ile boyanmak ile saf siyah boya arasında
fark gözetmişlerdir. Lakin böyle bir ayrım yapmanın sahih ve sarih bir
gerekçesi yoktur.
6- Siyah renk veren
vesme (çivit) ile boyanmaktan sakınma hususunda tabiin’den bazılarından
rivayetler sabit olmuştur. Onlar, ya aldatma söz konusu olması ihtimalinden
dolayı ya da akları değiştirmeden bırakmayı tercih ettiklerinden yahut da ahir
zamanda alametleri siyaha boyanmak olan kötü bir kavme benzememe düşüncesiyle
bunu kerih görmüşlerdir.
Bununla birlikte
sahabe, tabiin ve sonraki ilim ehlinden vesme, hem kına ve ketem gibi siyah
renk veren boyalarla, hem sarı ve kırmızı renklerde boyandıkları, bunda sakınca
görmedikleri sabit olmuştur.
Nitekim Rasulullah
sallallahu aleyhi ve sellem, akları boyamadan bırakmayı dinlerinin bir gereği
gören Kitap Ehline muhalefet için boyamayı emretmiştir.
Lakin Ali radıyallahu
anh başta olmak üzere, sahabeden ve tabiinden birçok kimse akları olduğu gibi
bırakmayı tercih etmişlerdir. Bu da, selefin, boyama emrini vacip olarak
değerlendirmediklerini veya bu konuda muhayyer bırakan bir delile
dayandıklarını gösteriyor.
Usulde bilindiği üzere
bir emrin veya yasağın sebebi nasta açıklanmışsa, bu sebebin mahiyetine göre
emir vaciplikten müstehaplığa, yasak da haramlıktan mekruhluğa hamledilir.
Burada da ağarmış saç ve sakallarını boyamadan bırakan selefin böyle bir
yorumda bulunmuş olmaları muhtemeldir.
Hülasa:
Ağaran saç ve sakalları boyamak müstehaptır,
teşvik edilmiştir. Bu boyanın kına ve ketem ile yapılması müstehaptır, teşvilk
edilmiştir. Bu hususlarda ilim ehlinin ittifakı vardır. Saf siyah renk veren
vesme gibi boyalar hakkında ihtilaf edilmiştir. Nebî sallallahu aleyhi ve
sellem’in Ebu Kuhafe’nin saç ve sakalının boyanmasında siyahtan kaçınılmasına
dair emri, sika bir ravi olan Muhammed b. Seleme el-Harrani’nin tek kaldığı bir
rivayettir. Diğer sikalar ise bu ziyadeyi rivayet etmemişlerdir.
Bu ziyadeyi sabit
gören ilim ehli siyah renkle boyamayı mekruh görmüşlerdir. Bu sebeple ihtiyat
gereği olarak saf siyah renkle boyamaktan kaçınmak gerekir. Bununla beraber sahabe
ve tabiinden birçok kimse saf siyahla da boyanmışlardır. Bunun haram olduğuna
dair sahih ve sarih bir nas sabit olmamıştır. Ebu Kuhafe radıyallahu anh
hadisinde gelen “Siyahtan kaçının” ziyadesi ise bu durumda yaşlı kimselerin
genç görünmeye çalışmalarının mekruh olmasına yorumlanır. Şayet bu aldatma
maksadıyla yapılırsa haram olduğunda şüphe yoktur.
Ahir zamanda güvercin kursakları
gibi siyahla boyanan bir kavmin cennetin kokusunu dahi alamayacakları haber verilmiştir.
Bu hadiste de siyaha boyanmanın haramlığı sarih değildir. Zira siyahla boyanmak
ahir zamanda değil, ashabın zamanından beri mevcut olan bir durumdur. Şu halde kastedilen
başka bir şeydir. Onlar hakkında güvercin kursakları gibi şeklinde yapılan benzetme,
sakallarının yan taraflarını traş ederek top sakal bırakan, bu suretle kafirlere
benzeyen, kibir ve böbürlenmek için de siyaha boyayan bir kavim oldukları, sadece
siyaha boyanmalarından dolayı değil, başka bir takım akidevî ve amelî bozuklukları
sebebiyle cennetin kokusundan dahi mahrum edilecekleri anlaşılmaktadır.
Rasulullah sallallahu
aleyhi ve sellem onların görünürdeki alametlerini haber vermiş, fakat akidelerinin
hakikatini açıklamamıştır. Mücerret olarak böyle bir alametin haber verilmesi, sakalları
siyaha boyamanın bizatihi haram olduğuna delalet etmez. Nitekim Hariciler’in alametinin
traş olduğu, kendileriyle savaşılacak bir kavmin ayakkabılarının kıldan oluşu gibi,
aslen mubah olan bir takım alametler de diğer bazı hadislerde haber verilmiştir.
Bu gibi hadislerden bu
fiillerin haramlığına istidlalde bulunmak isabetli değildir. Lakin kınanan bir kavme
şeklen benzememek için bundan sakınmak en ihtiyatlı yoldur.