Zahirîlik, eğer bir mezheb olsaydı, beşinci mezheb değil,
ilk mezheb olurdu. Günümüzde “Zahirilik”le nitelenen kimselerin menheci,
ümmetin selefinin, müçtehitlerin, hadis ehlinin ve günümüze kadar taasubu reddedip,
taklidi terk eden herkesin üzerinde bulunduğu yoldur. Şeyh Mukbil rahimehullah’ın
“Her müslümana zahiri olmasını öğütleriz” derken kastettiği mana da budur.
Duâ
3 Eylül 2012 Pazartesi
2 Eylül 2012 Pazar
Şeyh Mukbil'in Kıyas Hakkındaki Fetvalarından
Soru 157: “Kıyası inkar eden dinin üçte birini yok sayar” diyen
kimsenin sözü doğru mudur?
29 Ağustos 2012 Çarşamba
3 Ağustos 2012 Cuma
Hilali Tespitte Hesaba Dayananların Reddi
Bismillah
Ramazan ayının ve
bayramın tesbitinin hilalin görülmesiyle olacağında, bu konuda hesaplara itibar
edilmeyeceğinde müslümanlar icma etmiştir.[1]
Ramazan ayı adil bir kimse tarafından hilalin görülmesi veya Şaban ayının günlerinin otuzu tamamlaması ile tesbit edilir.
Ramazan ayı adil bir kimse tarafından hilalin görülmesi veya Şaban ayının günlerinin otuzu tamamlaması ile tesbit edilir.
Muasır Mu'tezile'den Abdulaziz Bayındır, müslümanların icma ettiği bu esasa aykırı hareket ederek, "Eskiden ümmet hesap bilmiyordu, şimdi biz hesap bildiğimize göre, hilalin doğuşunda hesaba dayanabiliriz" diyor. Dünyanın döndüğüne inanacak kadar zembereği kaymış birinin hesabına ne kadar itibar edilebilir, ayrı bir konu. lakin meselemize gelecek olursak özetle şöyle deriz:
İbn Ömer radıyallahu
anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
إِنَّا أُمَّةٌ أُمِّيَّةٌ، لَا نَكْتُبُ
وَلَا نَحْسُبُ، الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا» وَعَقَدَ الْإِبْهَامَ فِي
الثَّالِثَةِ «وَالشَّهْرُ هَكَذَا، وَهَكَذَا، وَهَكَذَا» يَعْنِي تَمَامَ ثَلَاثِينَ
“‘Biz
ümmî bir ümmetiz, ne yazarız ne de hesap ederiz. Ay, şöyle şöyledir’ dedi.
‘Yani bir defasında yirmi dokuz, bir defasında otuz gösterdi’ denmiştir.”[2]
Bu hadis, hesaba dayanılamayacağı hususunda açık bir nastır.
Zira “Biz ümmi bir ümmetiz” sözü, yasaklama içermekte, kendisine tabi olan
ümmetin ramazan ayını tespitte hesap yapmayacağını, kim de hesap yaparsa bu
meselede ümmetten olmadığını haber vermektedir. Hatta o kimse müminlerin
yolundan başkasına tabi olmuş, dinden olmayan bir iş yapmıştır. Böylece bu iş
haram olmaktadır.
Şüphe: “Hadisin anlamı, hesaba itibar edilmemesini değil,
hesap bilgisinin olmadığını gösteriyor. Zira “Biz yazmayız” deniliyor. Burada yazıya
itibar etmeyiz demek değildir. “Yazmayız” sözü, yazı bilmeyiz demektir. Yani bu
arapların işi değildir, yoksa yazıya itibar edilmeyeceği değildir”
Cevap iki açıdan olacaktır:
Birincisi: “Yazmayız” sözü, hilalin doğuşuna ve
hareketlerine delalet etmesi için ayın günlerini yazmayı iptal etmekle
alakalıdır. Mutlak olarak yazmayı yasaklamak kastedilmemiştir. Çünkü cümlenin
devamı maksadı açıklamaktadır. Bu da: “Ay bazen otuz gün, bazen yirmi dokuz
gündür” sözüdür. Bu da gösteriyor ki, kastedilen mana; hilalin tespiti için
yazıya ve hesaba ihtiyaç duymayız demektir. Zira ay bazen yirmi dokuz, bazen
otuz olduğu için hilalin görülmesi de farklı olacaktır.
İkincisi: Burada bilginin nefyedilmesi kastedilmemiştir. Zira
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, okuryazarı bol olan bir topluluğa
gönderilmişti. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in de Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali,
Zeyd ve Muaviye radıyallahu anhum gibi birçok kâtipleri vardı. Yine onların
arasında hesabı bilen, feraiz hesapları yapan kimseler vardı. Bu da gösteriyor
ki, kastedilen o ümmetin hesap ve yazı bilmeyen topluluk olması değil, hilalin
tespitinde yazı ve hesaba dayanmayı yasaklamaktır. Allah en iyi bilendir.
31 Temmuz 2012 Salı
Fecir Vakti Hakkında Gelenler
Fecir Vakti Hakkında İbn Ebi Şeybe’nin Rivayetlerinin Tahkiki
Ebu Muaz el-Çubukâbâdî
Fecr Hakkında Hâlâ şüphede olan horoz edinsin...
Fecir vakti hakkında hala şüphe eden veya fecrin tam doğduğu vakti tayin edemiyorum diyen varsa, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şu hadisine uyarak horoz sesine kulak versin:
"Horoza sövmeyiniz, zira o namaza çağırır" diğer rivayette: "Namaza uyandırır" diğer lafzında: "Namaz vaktinde seslenir" şeklindedir. (Bkz.: İbn Hibban 13/37, Ebu Davud 5101, Ahmed 4/115, 5/192 Humeydi 814, Abd b. Humeyd 278, Taberani 5/240, 10/16, Deylemi 7293)
Fecri her gözleyişimde tam doğuş vaktinde mutlaka horoz sesini de bizzat işittim. nitekim İbn Hacer Fethu'l-Bari'de (6/353) bu hadis hakkında şöyle der: "Süregelen âdet, horozun fecrin doğuşunda ve zeval vaktinde ötmesidir. Allah onu bu fıtrat üzerinde yaratmıştır"
Kemaluddin ed-Dumeyrî, Hayatu'l-Hayevan'da (1/348) şöyle der: "Horozun güzel hasletlerinden birisi de geceleyin vakti çok iyi tayin etmesidir. Her gece için sesini birkaç devreye ayarlar. Devreler arasındaki zamanı çok iyi ayarlar. Geceler ister uzun olsun, isterse kısa, imsaktan önce bir miktar, imsaktan sonra da bir miktar öter ve ötüşleri birbiri ardıncadır." Sonra ed-Dumeyri, Kadı Ebu'l-Huseyn, el-Mutevellî ve er-Rafii'den namaz vakitlerinin tayini için horoza itimat etmenin cevazını ve bunun tecrübe edilmiş olduğunu nakleder.
Muhibbuddin et-Taberî rivayet ediyor: "Sahabeler yolculuğa çıktıkları zaman namaz vakitlerini bilmek için yanlarında horoz götürürlerdi."
Kemaluddin ed-Dumeyrî, Hayatu'l-Hayevan'da (1/348) şöyle der: "Horozun güzel hasletlerinden birisi de geceleyin vakti çok iyi tayin etmesidir. Her gece için sesini birkaç devreye ayarlar. Devreler arasındaki zamanı çok iyi ayarlar. Geceler ister uzun olsun, isterse kısa, imsaktan önce bir miktar, imsaktan sonra da bir miktar öter ve ötüşleri birbiri ardıncadır." Sonra ed-Dumeyri, Kadı Ebu'l-Huseyn, el-Mutevellî ve er-Rafii'den namaz vakitlerinin tayini için horoza itimat etmenin cevazını ve bunun tecrübe edilmiş olduğunu nakleder.
Muhibbuddin et-Taberî rivayet ediyor: "Sahabeler yolculuğa çıktıkları zaman namaz vakitlerini bilmek için yanlarında horoz götürürlerdi."
Fecr-i Kazib'in Görüntüsü
Fecri Sadık'ın Görüntüsü:
18 Temmuz 2012 Çarşamba
Kıyası Delil Sayan Kardavi'ye Elbani'nin Reddiyesi
Şeyh el-Elbani rahimehullah, el-Kardavi denen habise reddiyesinde şöyle demiştir:
el-Elbanî'nin el-Kardavî'ye kıyası delil getirmesi hakkında reddiyesi (dinlemek için linke tıklayın)
Tercümesi:
el-Elbanî'nin el-Kardavî'ye kıyası delil getirmesi hakkında reddiyesi (dinlemek için linke tıklayın)
Tercümesi:
“Kardavi’nin kendisi diyor ki: “Deliller; kitap,
sünnet, icma ve kıyastır.” Halbuki kıyas kesin bir delil değildir. Çünkü o bir
içtihattır. İçtihat ise, sahih hadiste belirtildiği gibi; hata da edebilir,
isabet de edebilir. Lakin o (Kardavi) bu mırıltıyı getiriyor, çünkü kurtulmak ve birçok
dini hükümleri helal saymak için kesin bir delil bulamıyor…”
2 Temmuz 2012 Pazartesi
Kola ve Gazozlardaki Alkol Hakkında
Bismillah.
Birçok kardeşimiz, kola ve gazoz türü içeceklerde alkol tespit edildiğine dair haberi nakletmem üzerine, özellikle gazoz şirketlerinin mazeret olarak öne sürdükleri "bazı meyve ve sebzelerde de doğal olarak etil alkol bulunuyor" olması sebebiyle sorular iletmektedirler.
Birçok kardeşimiz, kola ve gazoz türü içeceklerde alkol tespit edildiğine dair haberi nakletmem üzerine, özellikle gazoz şirketlerinin mazeret olarak öne sürdükleri "bazı meyve ve sebzelerde de doğal olarak etil alkol bulunuyor" olması sebebiyle sorular iletmektedirler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)