Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

1 Şubat 2026 Pazar

Yatsı Namazı Kılan Cemaate Uyan Kişinin Akşam Namazını Kılması

 Kişi akşam namazını kılmamış olup yatsı namazı kılmakta olan cemaate uyarak namaz kılarsa namazı ne şekilde kılacağı hususunda ihtilaf edilmiştir. Kimisi üçüncü rekatte oturup cemaatin yatsıyı tamamlamasını bekler ve onlarla birlikte selam verir demiştir ki, bunu korku namazına kıyaslayarak söylemişlerdir, şaz bir görüştür.

Şeyh Mukbil gibi diğer bazı âlimler de, cemaatle birlikte dört nafileye niyet ederek kılar, sonra akşam namazını, sonra da yatsı namazını kılar demişlerdir. Bu görüş de İbn Ömer radıyallahu anhuma, ez-Zuhri rahimehullah ve seleften birçoklarından nakledilmiştir.

İmam Şafii, bir rivayette İmam Ahmed, Hanbelilerden bir grup, İbn Teymiyye, dedei Mecd İbn Teymiyye ve el-Elbani gibi bazı âlimler, üçüncü rekatte imamdan ayrılmaya niyet edip oturur ve selam vererek namazdan ayrılır demiştir.

Nevevi rahimehullah şöyle demiştir: “Kişi öğle namazı kılan imamın arkasında sabah namazına niyet ederse namazı tamam olur. Dilerse imam selam verene kadar teşehhüdde oturup bekler ve imamla birlikte selam verir ki, en üstünü budur. Dilerse de imamdan ayrılmaya niyet eder ve selam verir. Bir mazeret sebebiyle İmamdan ayrılması yüzünden namazının batıl olmayacağı hususunda bir ihtilaf yoktur. Şekil olarak da doğruya en yakını budur.”[1]

Nastan ve selefin uygulamasından, mazeret sebebiyle namazda imamdan ayrılmaya delil şu şekildedir:

Enes b. Malik radiyallahu anh dedi ki:

كَانَ مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ يَؤُمُّ قَوْمَهُ فَدَخَلَ حَرَامٌ وَهُوَ يُرِيدُ أَنْ يُسْقَى نَخْلُهُ فَدَخَلَ الْمَسْجِدَ لِيُصَلِّي مَعَ الْقَوْمِ فَلَمَّا رَأَى مُعَاذًا يُطَوِّلُ تَجَوَّزَ فِي صَلاتِهِ وَلَحِقَ بِنَخْلِهِ يَسْقِيهِ فَلَمَّا قَضَى مُعَاذٌ الصَّلاةَ قِيلَ لَهُ إِنَّ حَرَامًا دَخَلَ الْمَسْجِدَ فَلَمَّا رَآَكَ طَوَّلْتَ تَجَوَّزَ فِي صَلاتِهِ وَلَحِقَ بِنَخْلِهِ يَسْقِيهِ قَالَ إِنَّهُ لَمُنَافِقٌ أَتَعَجَّلُ عَنِ الصَّلاةِ مِنْ أَجْلِ سَقْي نَخْلِهِ؟ قَالَ فَجَاءَ حَرَامٌ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم َ وَمُعَاذٌ عِنْدَهُ فَقَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ إِنِّي أَرَدْتُ أَنْ أَسْقِيَ نَخْلا لِي فَدَخَلْتُ الْمَسْجِدَ لأُصَلِّيَ مَعَ الْقَوْمِ فَلَمَّا طَوَّلَ تَجَوَّزْتُ فِي صَلاتِي وَلَحِقْتُ بِنَخْلِي أَسْقِيهِ فَزَعَمَ أَنِّي مُنَافِقٌ فَأَقْبَلَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم َ عَلَى مُعَاذٍ فَقَالَ أَفَتَّانٌ أَنْتَ؟ أَفَتَّانٌ أَنْتَ؟ لا تُطَوِّلْ بِهِمْ! اقْرَأْ بِسَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى وَالشَّمْس وَضُحَاهَا وَنَحْوهمَا

“Muaz b. Cebel radiyallahu anh kavmine imamlık yapıyordu. Haram radiyallahu anh, o hurma bahçesini sulamak istiyordu. Cemaatle namaz kılmak için Mescide girdi. Muaz radiyallahu anh’ın namazı uzattığını görünce namazını çabukça kılıp bahçesini sulamaya gitti. Muaz radiyallahu anh namazı bitirince ona:

“Haram mescide girdi, senin namazı uzattığını görünce namazı hızlıca kılıp bahçesini sulamaya gitti” denildi. Muaz radiyallahu anh dedi ki:

“Şüphesiz o bir münafıktır. Bahçesini sulamayı namaza tercih mi ediyor?” Bunun üzerine Haram radiyallahu anh Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi, Muaz radiyallahu anh da yanındaydı. Dedi ki:

“Ey Allah’ın nebisi! Ben hurma bahçemi sulamak istiyordum. Mescide cemaatle namaz kılmak için girdim. Namazı uzatınca ben çabukça kılıp bahçemi sulamaya gittim. O da benim münafık olduğumu iddia etti.” Nebî sallallahu aleyhi ve sellem Muaz radiyallahu anh’e döndü ve:

Sen fitneci misin? Sen fitneci misin? Onlara namazı uzatma! A’lâ, Şems ve benzer sureleri oku.[2]

Abdullah b. Burayde rahimehullah’tan: “Burayde radiyallahu anh dedi ki:

إِنَّ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ صَلَّى بِأَصْحَابِهِ صَلاةَ الْعِشَاءِ فَقَرَأَ {اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ} فَصَلَّى رَجُلٌ وَانْصَرَفَ فَقَالَ مُعَاذٌ قَوْلا شَدِيدًا فَأَتَى رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيه وَسَلَّم يَشْكُو أَنَّهُ كَانَ فِي نَخْلٍ لَهُ يَعْمَلُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيه وَسَلَّم اقْرَأْ فِيهِمَا بِـ {وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا} وَنَحْوِهَا مِنَ السُّوَرِ

“Muaz b. Cebel radiyallahu anh arkadaşlarına yatsı namazını kıldırıyordu. Kamer suresini okuyarak kıldırdı. Bir adam namazdan ayrıldı. Muaz radiyallahu anh ona şiddetli sözler söyledi. Adam da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek şikâyet etti ve kendisinin hurmaları sulama işinde çalıştığını söyledi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (Muaz radiyallahu anh’e) buyurdu ki:

Şems suresi ve benzeri sureleri oku.”[3]

Bu hadiste Muaz radıyallahu anh’ın arkasında namaz kılan Haram radıyallahu anh, imamdan ayrılarak namazı tamamlamış, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onun bu yaptığına karşı çıkmamış, namazının geçersiz olduğunu söylememiştir.

Böylece bu hadiste imama uyan kimsenin bir mazeret sebebiyle namazda imamdan ayrılmasının meşru olduğuna delalet vardır.

Yine İbn Mes’ud radıyallahu anh, Osman radıyallahu anh’ın Mina’da namazı dört kıldırmasını eleştirdiği zaman, tabiinden ravi ona: “İkinci rekatten sonra selam verip ayrılsaydın” demiş, İbn Mes’ud radıyallahu anh, bu fiilin meşru olmadığını söylememiş, bilakis siyasi bir fitneye sebep olması endişesiyle “İhtilaf şerdir” diyerek cevap vermiştir.

Abdurrazzak, Ma’mer’den, o da Katade ve Atâ el-Horasanî rahimehumallah’tan rivayet ediyor:

«أَنَّ أَبَا الدَّرْدَاءِ انْتَهَى إِلَى أَهْلِ حِمْصٍ، وَهُمْ يُصَلُّونَ الْعِشَاءَ، وَهُوَ يَظُنُّ أَنَّهَا الْمَغْرِبُ، فَلَمَّا سَلَّمَ الْإِمَامُ قَامَ فَصَلَّى رَكْعَةً أُخْرَى، ‌فَاعْتَدَّ ‌بثَلَاثِ ‌الْمَغْرِبِ ‌وَجَعَلَ ‌الرَّكْعَتَيْنِ تَطَوُّعًا، ثُمَّ صَلَّى الْعِشَاءَ بَعْدَ ذَلِكَ

“Ebu’d-Derda radıyallahu anh Humus halkına gittiğinde yatsı namazını kılıyorlardı. Ebu’d-Derda radıyallahu anh ise onların akşamı kıldıklarını zannediyordu. İmam selam verince Ebu’d-Derda radıyallahu anh kalktı ve bir rekat daha kıldı. Üç rekatı akşam namazı saydı önceki iki rekati de nafile saydı. Sonra yatsı namazını kıldı.”[4]

Taberî dedi ki: bana Ya’kub b. İbrahim tahdis etti, dedi ki: bize İbn Uleyye tahdis etti, dedi ki: bize Davud (b. Ebi Hind) haber verdi, o Ata el-Horasani’den rivayet etti. Yine Said, Katade’den rivayet etti:

أَن أَبَا الدَّرْدَاء انْتهى إِلَى السَّجْدَة، وهم يصلونَ، فصلى مَعَهم، ‌وَهُوَ ‌يرى ‌أَنَّهَا ‌الْمغرب، فَإِذا هِيَ الْعشَاء، فَقَامَ فصلى رَكْعَة، فَجعل ثَلَاثًا الْمغرب، وثنتين بعْدهَا

“Ebu’d-Derda radıyallahu anh secdeye gittiğinde cemaat yatsı namazı kılıyordu, o ise onların akşamı kıldıklarını sanıyordu. Yatsı namazı kıldıklarını görünce kalkıp bir rekât daha kıldı, üç rekati akşam, iki rekati de nafile kıldı.”[5]

Abdullah b. Ahmed dedi ki: “Babam (Ahmed b. Hanbel’e); Hammad b. Zeyd’in Davud’dan, onun da Ata’dan rivayet ettiği şu haberi sordum:

أَنَّ أَبَا الدَّرْدَاءِ ‌صَلَّى ‌الْمَغْرِبَ ‌أَرْبَعًا ‌ثُمَّ ‌صَلَّى ‌رَكْعَةً ثُمَّ قَالَ ثَلاثٌ وَاثْنَتَانِ قَالَ أَبِي يَعْنِي عَطَاءً الْخُرَاسَانِيَّ

“Ebu’d-Derda radıyallahu anh akşamı dört rekat kıldı, sonra bir rekat daha kıldı, sonra dedi ki: “Üç (rekati akşam namazı) ve iki rekat (nafiledir)” Babam dedi ki: “Buradaki Atâ, el-Horasanî’dir.”[6]

Bu rivayetin Katade ve Ata el-Horasani’ye ulaşan isnadı sahihtir. Katade rahimehullah Ebu’d-Derda radıyallahu anh’e yetişmemiştir. Ata el-Horasani rahimehullah’ın da Ebu’d-Derda radıyallahu anh’den rivayetinin mürsel olduğu söylenmiştir.

Her halukarda tabiinin fakih ve âlimlerinden olan Katade ve Atâ el-Horasani’ye kadar isnadı sahih olduğundan en azından tabiinden selef indinde bu şekilde namazın ve namaz içinde niyeti değiştirmenin meşru görüldüğünü ifade etmektedir. 

Allah en iyi bilendir.



[1] El-Mecmu (4/143)

[2] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Hatib el-Bağdadi el-Esmau’l-Mubheme Fi Ebnai’l-Muhkeme (1/51) Ziyau’l-Makdisi el-Muhtare (6/280) Ahmed (3/124) Nesâî Sunenu'l-Kubrâ (11674) Bezzar (13/58) Mukbil b. Hadi Camiu’s-Sahih (1026)

[3] Muslim'in şartına göre sahih. Bezzar (10/297) Ahmed (5/355) el-Elbani el-İrva (295) Mukbil b. Hadi Camiu’s-Sahih (952, 4399)

[4] Abdurrazzak Musannef (2/7 no:2264)

[5] Taberî Tehzibu’l-Asar (391)

[6] El-İlel ve Marifetu’r-Rical (692)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)