Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Neşidler

Neşidler: Okuyan: Ebu Ali / Sözler: Ebu Muaz

Ders Programı (Yeni Program)

* Çarşamba Dâru's-Sunne Mescidinde
Saat: 19:00 Arapça
Saat: 20:30 Sahîh Tefsîr

* Cumartesi Dâru's-Sunne Mescid'inde
Saat: 19:00 Kur'ân Kıraati ve Tecvid
Saat: 20:30 Bizden Olmayanlar Şerhi
Riyâzu's-Sâlihîn Şerhi



7 Şubat 2016 Pazar

Şeyh Mukbil Rahimehullah'ın İttiba Tevhidine Daveti

Şeyh Abdulhamid el-Hacurî hafazahullah, Şeyh Mukbil rahimehullah’ın biyografisini yazdığı eserinde, “Tevhidu’l-Mutabaat” başlığı altında şöyle demiştir:
“Allah, halkı yaratmış onlara kendisine itaat etmelerini emretmiş, isyan etmelerinden yasaklamış, insanlara gönderdiği rasuller vasıtasıyla onlara yolu açıklamış ve aydınlatmıştır: “İnsanlara Allah’a karşı rasullerden sonra gerekçesi kalmasın diye müjdeleyen ve uyaran rasuller” (Nisa 165)
Her ümmete; Allah’a ibadet edin, taguttan kaçının diye bir rasul gönderdik.” (Nahl 36)
Onlar da Allah’ın farz kıldığı şeyi yerine getirmişler ve dini tebliğ etmişlerdir. Allah onların hepsine salat etsin. Sonra dinde bid’atler ve ayrılmalar meydana gelmiştir. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şu hadisinde bundan sakındırmıştır: “Bu ümmet yetmiş üç fırkaya ayrılacak, biri dışında hepsi ateşte olacaktır.”
Şeyh Mukbil rahimehullah geldiğinde ayrılık ve parçalanma son haddine ulaşmıştı. O, Allah’ın kendisine vacip kıldığı davet, öğretim ve te’lifi yapmış, İslam’a mensup birçok kimsenin zayi ettiği bu tevhide yoğunlaşmıştır. Bu; Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e ittiba tevhididir. Bilindiği gibi ittiba tevhidi, amellerin kabulünde şarttır. Herhangi bir amelin kabul edilmesi için, o amelin Allah’a halis kılınması ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ittiba edilerek işlenmesi şarttır.
İttiba; Allah’ın yolu sayılır. Nitekim Abdullah b. Mes’ud radiyallahu anh’ın rivayet ettiği hadiste; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir çizgi çizmiş, sonra bu çizginin yanına başka çizgiler çizmiştir. Sonra ilk çizgi için: “Bu Allah’ın yoludur” deyip ona davet etmiş, diğer çizgiler için de “Bunlar, her biri şeytanın davet ettiği yollardır” buyurmuş ve şu ayeti okumuştur: “Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur, ona uyun, yollara uymayın. Yoksa sizi O’nun yolundan ayırır.” (En’am 153)
Allah Teâlâ’yı sevmenin alameti ve Allah’ın günahları bağışlamasının sebebi ittiba tevhididir. Zira Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Al-i İmran 31)
Bu aynı zamanda cennete girme sebeplerindendir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Yüz çevirenler dışında bütün ümmetim cennete girer.” Dediler ki: “Yüz çeviren kimdir ey Allah’ın rasulü?” Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bana itaat eden cennete girer, bana isyan eden de yüz çevirmiştir.” Bunu Buhârî, Ebu Hureyre radiyallahu anh’den rivayet etmiştir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ittiba, ibadetlerde kolaylıktır. Nitekim Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Size emrettiğim şeyleri gücünüz yettiği kadarıyla yerine getirin.” Buhârî ve Muslim Ebu Hureyre radiyallahu anh’den rivayet etmişlerdir.
Bunu emreden ayet ve hadisler pek çokltur. Bu aktarılanlar yalnızca tembih içindir.
Yine Allah Azze ve Celle, Şeyh Mukbil vesilesiyle ittiba yolunu ihya etmiş, taklit ve bid’atçilik yolunu söndürmüştür. Şeyh Mukbil rahimehullah, İcabetu’s-Sail kitabında (327) şöyle demiştir:
“Taklid rasullere ittiba yolundan ümmetleri alıkoyan şeydir. Yine taklid, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmetinden birçok kimseyi de, Kitap ve sünnetten alıkoymuştur.”  

3 Şubat 2016 Çarşamba

Ayakta Ayakkabı Giymek - Şeyh Mukbil


Şeyh Mukbil rahimehullah şöyle dedi: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kişinin ayakta ayakkabı giymesini yasaklamıştır” Nitekim bunu Ebu Hureyre (İbn Mâce 3401) ve İbn Ömer (İbn Mâce 3618) radiyallahu anhum rivayet etmişlerdir. Bu irşad maksatlı bir yasaklamadır. Bir kimsenin oturarak ayakkabı giydiğini ve yasağı buna yorumladığını görürsek onu aşırılık ve şiddetle niteleyemeyiz. Ama benim görüşüm bu yasağın dünyevi maslahatla ilgili bir yönlendirme olduğu şeklindedir.”

Keşfu’l-Lisam (s.388)

Bunlardan Birinin Yanında Oturma - Şeyh Mukbil


Şeyh Mukbil rahimehullah dedi ki: “Taassup, ayyaşlık ve casusluk hastalıklarından birine müptela olan kimseler hakında sana bunlardan hiçbirinin yanında oturmamanı tavsiye ederim.”

Keşfu’l-Lisam (s.385)

 

Sakalını Kesenin Sünnîliği - Şeyh Mukbil


Soru: “Kişi sunneti seviyor lakin sakalını traş ediyor, hüküm nedir?

Şeyh Mukbil rahimehullah’ın cevabı: “Sakalı kesmek masiyettir. Asi ise fasıktır. Eğer sünneti seviyorsa onu (ehl-i) sünnetin dışına çıkaramayız. Lakin onun sünniliği sınırdadır. Bununla beraber o hizipçilerden çok çok daha iyidir.

Keşfu’l-Lisam (s.384)

Suretlerin Zaruret Olanı ve Olmayanı - Şeyh Mukbil


Soru: Medreselerdeki öğrencilere şart koşulan resimler zaruret sınırına ulaşır mı?

Şeyh Mukbil rahimehullah şöyle cevap verdi: “Doğrusu bu zaruret sınırında değildir. Çünkü zaruret kişinin canı hakkında korkulan şeydir. Muasır alimlerden medrese öğrencilerinin suretlerini mubah görenler var. O İbn Useymindir. Yine el-Liheydan da fotoğraf suretini mubah görüyor. Lakin ben onları hükümet alimi sayıyorum.

Şeyh el-Elbani Adabu’z-Zifaf’ta katilin tespiti ve okullar için surete ruhsat zikreder.

Şeyh Mukbil dedi ki: Bu konuda buna aldırmak gerekmez. İlim öğrenmede Buhari ve Zehebi resime ihtiyaç mı duydular? Melekler içinde köpek ve suret bulunan bir eve girmezler. Yine bu yapılırsa çocukllarımızı lanete arz etmiş oluruz. Ama kimlik gibi belgeler zarurete girer. Bu seninle Allah arasındadır.” (Yani Allah dilerse affeder, dilerse bundan sorumlu tutar)

Keşfu’l-Lisam (s.383)

Dâru'l-İslam ve Dâru'l-Küfrün Durumları Hakkında - Şeyh Mukbil


Şeyh Mukbil rahimehullah diyar ve durumları hakkında şöyle dedi:

1- Daru’l-İslam: Komunistlerin hükmü altında olsa bile halkının çoğu müslüman olan ülke dâru’l-İslam’dır. Orada öldürmek ve savaşmak haramdır.

2- Daru’l-Harb: Müslümanlarla İslam’ın düşmanları arasında savaş bulunan yerdir.

3- Daru’l-Küfür:  Eğer anlaşma varsa onlara hıyanet etmek caiz değildir.

Keşfu’l-Lisam (s.377-78)

Şeyh Yahya el-Hacuri Hakkında - Şeyh Mukbil


Şeyh Mukbil rahimehullah Şeyh Yahya el-Hacurî hafazahullah hakkında şöyle dedi: “O şu an İbnu’l-Carud’un el-Munteka’sını şerh ediyor. Allah biliyor ya onun şerhi bana göre Hafız (İbn Hacer)’in şerhinden daha güzeldir. Bunun sebebi Şeyh Yahya’nın Hafızdan daha alim olması değildir. Hafız İbn Hacer hepimizden daha bilgilidir. Ancak Şeyh Yahya hiçbir hadis bırakmadan her hadisi açıklıyor. Şeyh Yahya hadise tam bir şerh getiriyor. İmamların sözlerini kitaplarından naklediyor. Allah’tan Ebu Abdirrahman’a (Yahya el-Hacuri’ye) bererket vermesini, İslam’ı ve müslümanları ondan faydalandırmasını dilerim. Lakin bir risale çıkardığında bu onun hadis, lügat ve fıkıhtaki derinliğine şahit olmaktadır.”

Keşfu’l-Lisam (s.362)

Şeyh el-Elbani Hakkında - Şeyh Mukbil


Şeyh Mukbil rahimehullah, Şeyh el-Elbani rahimehullah hakkında şöyle dedi: “Onun büyük bir heybeti vardı. Hatta Halid el-Muezzin, şeyhe “İhtiyaçlarınızı giderme hususunda gizlilikten yardım alın” hadisi hususunda reddiye verince kitabı matbaaya arz etti, bastırtamadı. Sadece Mektebetu’r-Ruşd, kitabın kapağına mektebenin logosunun konmaması şartıyla bastı.

Yine bid’atçiler de ondan korkardı. Ben size soruyorum: Şeyh Abdulaziz b. Abdillah b. Baz ve Şeyh el-Elbani gibi bid’atçilerin kendisinden korktuğu başka kim var?

Onların bu iki şeyhten hoşlanmayışları alemdeki etkilerinin göstergesidir. Lakin Selefi’lik bu iki şeyhin vefatı ile yok olacak değildir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Ümmetimden hak üzere savaşarak galip gelen bir taife kıyamet gününe kadar eksik olmayacak, İsa b. Meryem aleyhi's-selâm nüzul edecek, emirleri ona: “Gel bize namazı kıldır” diyecek, o da: “Hayır, Allah’ın bu ümmete ikramı olarak siz birbirinize imam kılındınız” diyecektir.” Buhârî ve Muslim rivayet etmişlerdir. (Abdulhamid el-Hacuri dedi ki Bunu Muslim (156) Cabir radiyallahu anh’den rivayet etmiştir.)

Ama onların benzerinin mevcud olduğunu bilmiyorum. Allah’a hamd olsun kendisinde anlayış ve ilim bulunanlar bid’atçilere reddiye vermektedir. Önemli olan; bu iki şeyhin vefatı ile sünnet ehlinin ümitsizliğe düşmemeleridir. Zira Allah dinini koruyucudur.

Bu zamanda o iki şeyhin benzeri yoktur. Allah ikisine de rahmet etsin. (Şeyh el-Elbani rahimehullah 21 Cemadiye’s-Sani 1420 Cumartesi günü ikindi vakti vefat etmiştir.)

Ebu Abdirrahman Mukbil b. Hadi el-Vadiî rahimehullah dedi ki: “Kendileriyle sadece birkaç oturumumuz olmuşsa da biz kendimizi onların öğrencilerinden sayarız. Onlar ehl-i sünnetin iki imamıdırlar.” (Tarih: 24 Cemadiye’s-Sani 1420)

Keşfu’l-Lisam (s.336-337)

Şeyh b. Baz hakkında - Şeyh Mukbil


Şeyh Mukbil b. Hadi rahimehullah şöyle demiştir: “Davet, ziyaretçilere ve mektuplara cevap verme, misafirleri ağırlama, bid’at ehlinden sakındırma ve onlara reddiye verme hususunda Şeyh b. Baz’ın benzeri yoktu. Yöneticiler de ondan korkarlardı. Bazen çirkin buldmadıkları şeyler görürsünüz. Nitekim bana Haliç’ten bir kardeş anlattı. Kral Fehd tarafından kadınların askere alınması kararı çıkınca Şeyh İbn Baz’a bu karar evrağı verilmiş. O da alıp Kral Fehd’e gidip öğüt vermiş. Kral Fehd kalkıp: “Vallahi bilmiyordum” demiş ve kararnameyi yırtmış.

Yine davet, fıkıh ve akide konularında da muasırları arasında onun benzeri yoktu.”

Şeyh Mukbil rahimehullah, Şeyh b. Baz’ın hal tercemesinde de şöyle dedi: “Bu zamanda davetçileri karşılama, ilmi yayma ve yöneticilere sabretme konusunda ondan sabırlı kimse bulunamaz.”   
Keşfu'l-Lisam (s336)

Demokrasiyle Amel Eden Zalim Yöneticileri Savunanlar - Şeyh Mukbil


Şeyh Mukbil rahimehullah şöyle dedi:

“Ahmed (3/321) Cabir b. Abdillah radiyallahu anhuma’dan rivayet ediyor: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ka’b b. Ucre’ye şöyle buyurdu: “Seni sefihlerin yöneticiliğinden Allah’a sığındırırım!” Ka’b radiyallahu anh dedi ki:

“Sefihlerin yöneticiliği nedir?” Şöyle buyurdu:

Benden sonra yolumu takip etmeyen ve sünnetimi sünnet edinmeyen yöneticiler olur. Onların yalanlarını tasdik eden ve zulümlerinde onlara yardımcı olanlar, işte onlar var ya, benden değillerdir, ben de onlardan değilim. Havzıma onlar gelemz. Kim de onların yalanlarını tasdiklemez ve zulümlerinde yardım etmezse işte onlar bendendir, ben de onlardanım. Onlar havzıma gelebilirler. Ey Ka’b b. Ucra! Oruç bir kalkandır, sadaka hataları söndürür. Namaz yakınlıktır. (Veya burhandır dedi) Ey Ka’b b. Ucra! Muhakkak ki haramdan beslenen et cennete giremez. Ona layık olan cehennemdir. Ey Ka’b b. Ucra! İnsanlar sabah çıkar, nefsini satın alır ve azad eder, kimi de nefsini satar ve  onu telef eder.”

Şeyh Mukbil rahimehullah dedi ki: “Burada durumu bu özelliklere uyan yöneticilerden sakındırma vardır. Bazı kimseler demokratların amelesi olan zalim yöneticileri savunma hususunda kendilerini kandırıyorlar!”

Keşfu’l-Lisam (s.332)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente vahdeke la şerîke leke estağfiruke ve etûbu ileyk" (İbn Bişrân Emâlî, 291, Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)

Cevâmiu'l-Kelîm Programı