Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Başlıkları görmek için resme tıklayın

Allah'ın Azabından Kurtuluş İçin Zorunlu İki Tevhid

Allah'ın Azabından Kurtuluş İçin Zorunlu İki Tevhid
1- Rasulü Gönderenin Birlenmesi 2- Tabi Olmada Rasulün Birlenmesi (İttiba Tevhidi)

Duâ

Duâ
"Allah'ım! Bize, günahla aramıza engel olacak kadar korkundan hisse ver. Bizi cennetine ulaştıracak kadar taatini nasib eyle. Dünya musibetlerini hafifletecek yakîn ver. Allah'ım! Bizi yaşattığın müddetçe kulaklarımızdan ve gözlerimizden faydalandır; ölümümüze kadar da onları devamlı kıl. Bize zulmedenlerden öcümüzü sen al. Bize düşmanlık edenlere karşı bize yardım et. Bizi dinimiz konusunda musibete uğratma. Dünyayı en büyük endişemiz ve gayemiz kılma. Bize acımayanları üzerimize musallat etme!" (Allahumme âmîn) Tirmizi (3502) Şeyh Elbani "Hasen" demiştir Sahihu't-Tirmizi (2783)

21 Ekim 2014 Salı

İslam Ordusu mu, Deccal'in Ordusu mu?

Aralarından Deccal Çıkıncaya Kadar Hariciler Eksik Olmaz
Abdullah b. Ömer Radıyallahu anhumâ'dan, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Öyle genç bir cemâat türeyecek ki Kur'an okuyacaklar. Fakat okudukları Kur'an onların boğazlarının çemberlerinden öteye geçmeyecektir. Onlardan bir grup çıktıkça hemen kökleri kazınmalıdır.” İbn Ömer dedi ki: "Ben Rasûlulah Sallallahu Aleyhi ve Sel­lem'den: Onlardan bir grup çıktıkça hemen kökleri kazınmalıdır” fık­rasını 20 defadan fazla işittim." Râvî İbn Ömer bundan sonra Rasûlullah'ın buyurduğu hadisin son parçasını şöyle nakletti: Nihayet bu cemâatin sürdürdüğü hile ve aldatma esnasında veya onların askerleri arasında Deccal çıkıverecektir.” (Sahih. İbn Mace (174)
 
Hariciler Önce Halkı Tekfir Ederler,
 
Sonra Halifelik İddia Eder, Biat İsterler,
 
Sonra Hislere Tabi Olarak Delilsiz Söylentilere Uyarlar, 
 
Sonra Deccale Tabi Olurlar
 
 
Huzeyfe radıyallahu anh’den; Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Sizin için en çok şu kimseden korkarım; Üzerinde güzelliği görünene kadar Kuran’ı okuyan, İslam üzerinde bir gömlek iken Allah’ın dilediği zaman ondan sıyrılıp kılıcıyla komşusunun üzerine yürüyen ve onu şirk ile itham eden kişi.” Dedim ki; “Ey Allah’ın Rasulü! Hangisi şirke daha layık, itham edilen mi, yoksa itham eden mi?” buyurdu ki;
Hayır, bilakis itham eden şirke layıktır.” (Hasen. Bezzar (7/220) İbni Hibban (1/282) Tahavi Müşkilul Asar (Tuhfetul Ahyar- 71) Buhari Tarihul Kebir (4/301) İbni Kesir Tefsir (2/266) İbni Kesir Camiul Mesanid (3/300)
 
Muaz b. Cebel radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor; Ümmetim için en çok şu üçünden korkarım;
Birincisi; Kur’an’ı, onun ihtişamını görünceye kadar okuyan kimsedir. Allah onun üzerindeki İslam gömleğini soyar ve o da kılıcını kaldırıp komşusuna vurarak onu şirk ile itham eder.” Dediler ki;  “Ey Allah’ın Rasulü! Bu şirk ithamına hangisi layıktır?” buyurdu ki; “İtham eden layıktır.
 
İkincisi; Allah’ın kendisine yetki nasip ettiği kimsedir. Bu kimse der ki; “Bana itaat eden Allah’a itaat etmiş olur. Bana isyan eden de Allah’a isyan etmiş olur.” Hâlbuki yalan söylemektedir. Yaratıcıdan başka sığınılacak halife yoktur.
 
Üçüncüsü ise söylentilere dalan kimsedir. Bir söylenti bittiğinde ondan daha uzun sürenine dalar. Şayet Deccal’e yetişirse hemen ona tabi oluverir.” (Hasen. Taberani (20/88) Taberani Müsnedu Şamiyyin (2/254) Fesevi Ma’rife (2/358) Mecmau’z-Zevaid (5/228) Cem’ül Fevaid (6057) İbni Kesir Camiul Mesanid (11/480) İbni Ebi Asım Diyat (s.22) İbni Ebi Asım es-Sunne (1/24)
 
Deccal Şam-Irak Arasından Çıkar!
 
Nevvas b. Sem'an radıyallahu anh'den: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem bir sabah Deccâl'den o kadar çok bahsetti ki, onun hurmalığın içinde olduğunu sandık. O'na doğru gittiğimizde bizim hâlimizin far­kına varmış olacak ki bize sordu: “Neyiniz var?” Dedik ki: “Ey Allah'ın rasulü! Sabahleyin Deccâl'den o kadar çok bahsettin ki hatta biz onu hurmalığın içinde olduğunu sandık.” Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Benim sizin hakkınızda korktuğum Deccal’den başkadır. Zira ben sağ iken Deccâl çıkarsa ona karşı ben sizi savunurum. Eğer çıktığın­da ben yoksam, o zaman herkes kendisini sa­vunsun. Her bir müslüman hakkında Allah ona karsı müdafaa etmekte vekilimdir. O (Deccâl) kısa kıvırcık saçlı bir gözü olan bir delikanlıdır, tıpkı Abdu'l-Uzzâ b. Katan'a benziyor. Kim ona erişirse ona karşı Kehf sûresinin ilk ayetlerini okusun. O Şam ile Irak arasından çıkacak; sağa sola saldırıp azgınlaşacak. Ey Allah'ın kulları sebat edi­niz!” buyurdu..." (Sahih. Muslim 2937)
 
 

20 Ekim 2014 Pazartesi

Sigaraya Haram Demek Allah'a ve Rasulüne İftiradır!

Sigarayı Haram Sayan Sözde Fakihlerin Usul Hatası
Ebu Muaz el-Çubukâbâdî
 
Bismillah.
Takdim:
Kur’ân’ı Kerim’de ve sahih sünnette haram kılınan yiyecek ve içecekler incelendiğinde şu hakikatler ortaya çıkar:
a- Helal kılınanlar temiz olan şeylerdir, haram kılınanlar ise habis olan şeylerdir.
b- Helal; asıl olandır ve haram ondan istisna edilendir.
c- Helal olan bir şeyi haram kılmak caiz değildir.
d- Helal olan bir şeyi haram kılmak Allah’a ortak koşmak sayılır ve teşri konusunda Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın hakkına taşkınlıktır.

16 Ekim 2014 Perşembe

İki Secde Arasındaki Oturuşta İşaret

Soru: "Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn, "Namazın Kılınış Şekli" kasetinde iki secde arasındaki oturuşta -tamamen teşehhüde olduğu gibi- duâ ederken şehâdet parmağını kaldırıp hareket ettirmenin sünnet olduğunu belirtmiştir.
İlginç olanı, bildiğim kadarıyla değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn'den başkası bu görüşü söylememiştir. Hatta "eş-Şerhu'l-Mumti'" kitabında "Namazın Kılınış Şekli" bölümünde bile bu görüş yoktur. Buna göre bu görüşe göre amel (hareket) etmeli miyim
?"
 
Muhammed Salih el-Muneccid'in Cevabı:

Mikrofonsuz Okunan Ezanı İşitmeyen Namazı Nasıl Kılar?

Soru: Ben, yakında İngiltere'ye gideceğim ve orada bir hafta kalacağım. İkâmet ettiğim yere en yakın mescit 1.5 kilometre uzaklıktadır. Doğal olarak ben ezanı işitmeyeceğim. Çünkü

Duvarlara Ayet ve Hadis Yazılı Levhalar Asmanın Sakıncaları

Bazı müslümanların evlerini ziyâret ettiğimde, bunlardan birçoğunun duvarlarına, üzerinde Kur’an âyetlerinin ve Allah Teâlâ'nın güzel isimlerinin veya benzeri şeylerin yazılı olduğu tablolar astıklarını görüyorum. İslâm dîninin bu konudaki hükmü nedir?

Tegannîsiz Kıraatler

Şeyh Ebu Malik el-Cuheni:
Abese Suresi

Mutaffifin Suresi

İnşikak Suresi

Buruc Suresi

Tarık Suresi

Semir el-Beşirî:

Hucurat Suresi

Tegabun Suresi

 Şeyh Muhammed Nasıruddin el-Elbâni:

Yusuf Suresi

15 Ekim 2014 Çarşamba

Hadis Rivayet Ederken Sigara İçen Kimseden Rivayet Alınır mı?

Ebu Suleyman el-Cendî el-Eserî dedi ki: “Mısır diyarının, sufi ve mutaassıp bir eşari olan müftüsü Ali Cum’a’nın şöyle dediğini kulaklarımla işittim: “Şeyh Muhammed Yasin el-Fadanî sigara içerdi. Nargile çekerken Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in hadisini rivayet ederdi. Şeyh el-Fadanî Mekke’li alimlerden yetmiş kişiden sigara içtiklerini bize rivayet etti.” Ses kaydı elimde mevcut ve böyle diyor! Asrın hadis müsnid’i olan Şeyh Fadanî’den bu sabit olmuş mudur? Yoksa bu haber Ali Cum’a’nın yalancı biri olduğuna mı delalet eder? Eğer sabit ise böyle bir kimseden hadis rivayeti caiz midir?”
Şeyh Muhammed Ziyad Tekile şöyle cevap verdi: “Şeyh el-Fadanî rahimehullah Allah onu affetsin, Hicaz’lı şeyhlerin çoğu gibi nargileyi haram görmez ve içerdi. Yine Şam, Mısır ve başka yerlerin şeyhlerinin çoğu da yakın zamana kadar böyleydi. Sigara içmek aralarında yaygın idi ve haram görmezlerdi. En fazla mekruh görenler vardı. Belki de onlara sigaranın vücuda verdiği zararı, bugünkü alimler katında olduğu gibi netleşmemişti. Yine Yemen alimlerinin geneli kât kullanırlar. Allah’a hamd olsun bu mesele bu zamanda şeyhlerin ve ilim talebelerinin geneli katında açıklığa kavuşmuş, çirkin bir münker olarak görmeye başlamışlardır.
Değerli kardeşim! Şeyh Fadani’nin hadis rivayet ederken nargile içmesini yadırgamamalısın. Ben şeyhlerden birçok kimsenin nargile konusunda tesahulde bulunup kullandıklarını biliyorum. Bu mesele onların katında hadis rivayet ederken yeme ve içme gibidir. Ben Zebid’de 1420 yılında şeyhlerden birinin yanına girdim. Yanında nargile, sigara ve kât vardı. Bu şeyh’ten hadis almak ve o mecliste kalmak hoşuma gitmediği için hemen çıktım. Halbuki onun bu konuda ruhsat verdiğini biliyordum. Ben ise haram ve habis gördüğüm bu şeyden şiddetle tiksindim.
Ama bunu yapan kimseden rivayetin caiz olmasına gelince; masiyet, bid’atten hafiftir. Bid’atine davet etmeyen bid’atçiden rivayet dahi caizdir. Peki masiyetinde tevil sahibi olan, onu haram görmeyen ve mürüvveti zedeleyici görmeyen kimseden rivayet nasıl caiz olmasın? Şeyhlerimizden bu durumda olan kimselerden rivayeti terk edenler, böyle bir rivayeti haram gördüklerinden değil, veradan dolayı terk ediyorlardı. Bu genel bir konudur. Ama el-Fadanî rahimehullah’a gelince, Neylu’l-Emani adlı kitabımda onun hakkında özel olarak indimde bulunanları ve Şeyh Bedruddin el-Haseni’den bahsederken açıkladım. .."
Halid b. Ömer dedi ki: “El-Fadanî ve Ebu Turab ez-Zahirî veya başkaları gibi nargile kullanan şeyhler hakkında adalet; onların Allah’ın dini hakkındaki itikatlarına göre hükmetmemizdir. Bizim itikadımıza göre değil. Eğer mubah görüyorsa bu yüzden onu kötüleyemeyiz. Bilakis delillerle hatasına reddiye veririz. İnsanlara görüşünün isabetli olmadığını açıklarız. Onu helal gördüğü şeyden dolayı ayıplayamayız. Yine bid’at ehline buğz etmemiz ve onların bid’atlerinden ve hatalarından teberri etmemiz, onlara karşı adaletten bizi engellemez.”
* Sigaranın haram olduğunu veya zararlı olduğunu iddia edenlere ilgili risalemde cevap vermiş bulunuyorum.

Bid'atçi, Kendisine Uyulan Biriyse Ona Sükut Edilmez


Soru: Bid’atçiye merhamet etmek caiz midir?
Şeyh Ubeyd b. Abdillah el-Cabiri’nin cevabı: “Şayet bid’ati fısk türünden ise ona merhamet etmeye mani yoktur. Eğer ilim ile bilinen biriyse ona merhamet edilmez. İnsanlar arasında ilim ve fazilet sahibi olarak biliniyorsa yani insanlar onun görüşlerini takip ediyorsa ona merhamet edilmez, sükut edilmez. Müslümanların avamına gelince, onlara inkarda bulunmamakta mani yoktur.
İkinci olarak; Rafızilik, Cehmilik, vahdeti vücud, hulul gibi küfür olan bid’atleri varsa, bid’atleri üzere öldükleri takdirde onlar kâfirlerdir.
Bid’ati fısk türünden olanlar hakkında söylediğimizin delili Allah Teâlâ’nın şu kavlidir: “Şunu iyi bil ki Allah’tan başka ibadete layık hak ilah yoktur. Günahın için, mümin erkekler ve mümin kadınlar için bağışlanma dile.” (Muhammed 19)
Fasıklar; fıskları ister bid’at türünden olsun, ister süluk (gidişat) türünden olsun, bid’atleri yüzünden onlardan iman vasfı tamamen kalkmaz. Ancak imanın kemali kalkar.
Bu şekilde fısk olan bid’ati üzerine ölen kimse Allah’ın dilemesindedir. Allah dilerse azap eder, dilerse cehenneme koyar, Allah ile karşılaşıncaya kadar tevbe etmediği bid’atine karşılık azap eder, fakat o cehennemde ebedî kalmaz.

Suriye’deki Cehennem Köpekleri ve Selefîler’in Onlardan Berî Oldukları Hakkında Uyarı

Bazı kardeşlerimiz, hangi alimlerin Işid, Sururîyye, Nusra ve el-Kaide gibi harici örgütleri aleyhinde fetva verdiklerini sormaktadırlar. Daha önce sitemde bu konuyla ilgili bazı fetvaları tercüme etmiştim.
Aşağıda verdiğim linkte; Işid ile Nusra’nın aynı menhecin (hariciliğin) iki ayrı yüzü olduğunu;
Halid b. Abdirrahman b. Zeki, Ahmed b. Huseyn es-Sebi’î, Ahmed b. Ömer Bazemul, Muhammed b. Remzan el-Haciri, Adil b. Mansur el-Başa, Bedr b. Muhammed el-Bedr ve Zeyd b. Huleys ed-Devseri ortak açıklama ile beyan etmektedirler.
 
Tartusi, Makdisi, Ebu Katade, Muhammed Zeynelabidin es-Surur, Ebu Bekir el-Bağdadi, Usame b. Ladin gibi isimler Haricîlerdir.
Kalpleri kaymış bazı kimseler, bu harici örgütlere sempati duymakta, Müslümanlar arasında İslam düşmanlarının hesapları lehine dökülen kanları “cihad” diye nitelemektedirler. Bu hallerinden bir an evvel tevbe etmeleri gerekir. Zira bu, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in “yeryüzünün en şerlileri”, “okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacak olan”, “cehennem köpekleri” gibi sıfatlarla andığı şerli akideye sevgi beslemektir, Selefî akideye tuzak kuranlara destek vermektir ve Allah’a, rasulüne, sahabeye ve onlara güzelce tabi olanlara muhalefet etmektir.
Şeyh Abdurrahman Muhyiddin, şu linkte Işid’in Yahudi ve Masonlar tarafından kurulduğunu açıklamaktadır:
Şeyh Ubeyd el-Cabiri, şu linkte Işid’in Selefî bir örgüt olduğunu söyleyenin yalancı bir Allah düşmanı olduğunu açıklamaktadır:
Şeyh Suleyman er-Ruhayli, şu linkte Işid’e katılıp biat etmenin caiz olmadığını açıklamaktadır:
Şeyh Abdulmuhsin el-Abbad şu linkte Işid’in İslam Devleti olarak isimlendirilmesine reddiye vermektedir:
Işid, en-Nusra ve el-Kaide Haricilerini reddeden daha bir çok alimler vardır ve hepsini burada aktarmanın mümkün olmadığı kadar bol kayıtlar vardır.
Selefîler, adı geçen örgütlerden, onları övenlerden, sempati duyanlardan beridirler.  Bâtıl davetçilerine imkan hazırlayarak Müslümanların hakiki selefilik'ten saptırılmasına katkı sağlayan derneklerden de beridirler. 

14 Ekim 2014 Salı

Deccalin Su Gösterdiği Ateş, Ateş Gösterdiği Sudur, Muasırların Üslubu; Deccal'in Üslübudur


Sahih bir isnad ile Fudayl b. Iyad rahimehullah’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

لَأَنْ آكُلَ عِنْدَ الْيَهُودِيِّ وَالنَّصْرَانِيِّ أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْ أَنْ آكُلُ عِنْدَ صَاحِبِ بِدْعَةٍ فَإِنِّي إِذَا أَكَلْتُ عِنْدَهُمَا لَا يُقْتَدَى بِي وَإِذَا أَكَلْتُ عِنْدَ صَاحِبِ بِدْعَةٍ اقْتَدَى بِي النَّاسُ , أُحِبُ أَنْ يَكُونَ بَيْنِي وَبَيْنَ صَاحِبِ بِدْعَةٍ حِصْنٌ مِنْ حَدِيدٍ , وَعَمَلٌ قَلِيلٌ فِي سُنَّةٍ خَيْرٌ مِنْ عَمِلِ صَاحِبِ بِدْعَةٍ وَمَنْ جَلَسَ مَعَ صَاحِبِ بِدْعَةٍ لَمْ يُعْطَ الْحِكْمَةَ وَمَنْ جَلَسَ إِلَى صَاحِبِ بِدْعَةٍ فَاحْذَرْهُ , وَصَاحِبُ بِدْعَةٍ لَا تَأْمَنُهُ عَلَى دِينِكَ وَلَا تُشَاوَرْهُ فِي أَمْرِكَ وَلَا تَجْلِسْ إِلَيْهِ , فَمَنْ جَلَسَ إِلَيْهِ وَرَّثَهُ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ الْعَمَى وَإِذَا عَلِمَ اللهُ مِنْ رَجُلٍ أَنَّهُ مُبْغِضٌ لِصَاحِبِ بِدْعَةٍ رَجَوْتُ أَنْ يَغْفِرَ اللهُ لَهُ , وَإِنْ قَلَّ عَمَلُهُ فَإِنِّي أَرْجُو لَهُ , لِأَنَّ صَاحِبَ السُّنَّةِ يَعْرِضُ كُلَّ خَيْرٍ وَصَاحِبُ الْبِدْعَةِ لَا يَرْتَفِعُ لَهُ إِلَى اللهِ عَمَلٍ , وَإِنْ كَثُرَ عَمَلُهُ إِنَّ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ وَمَلَائِكَتَهُ يَطْلُبُونَ حِلَقَ الذِّكْرِ فَانْظُرُ مَعَ مَنْ يَكُونُ مَجْلِسُكَ لَا يَكُونُ مَعَ صَاحِبِ بِدْعَةٍ فَإِنَّ اللهَ تَعَالَى لَا يَنْظُرُ إِلَيْهِمْ , وَعَلَامَةُ النِّفَاقِ أَنْ يَقُومَ الرَّجُلُ وَيَقْعُدَ مَعَ صَاحِبِ بِدْعَةٍ. وَأَدْرَكْتُ خِيَارَ النَّاسِ كُلُّهُمْ أَصْحَابُ سُنَّةٍ وَهُمْ يَنْهَوْنَ عَنْ أَصْحَابِ الْبِدْعَةِ لَا تَجْلِسْ مَعَ صَاحِبِ بِدْعَةٍ أَحْبَطَ اللَّهُ عَمَلَهُ , وَأَخْرَجَ نُورَ الْإِسْلَامِ مِنْ قَلْبِهِ , وَإِذَا أَحَبَّ اللَّهُ عَبْدًا طَيَّبَ لَهُ مَطْعَمَهُ لَا تَجْلِسْ مَعَ صَاحِبِ بِدْعَةٍ؛ فَإِنِّي أَخَافُ أَنْ يُنَزِّلَ عَلَيْكَ اللَّعْنَةَ مَنْ أَتَاهُ رَجُلٌ فَشَاوَرَهُ فَدَلَّهُ عَلَى مُبْتَدَعٍ فَقَدْ غَشَّ الْإِسْلَامَ , وَاحْذَرُوا الدُّخُولَ عَلَى صَاحِبِ الْبِدَعِ؛ فَإِنَّهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ الْحَقِّ الْأَرْوَاحُ جُنُودٌ مُجَنَّدَةٌ , فَمَا تَعَارَفَ مِنْهَا ائْتَلَفَ , وَمَا تَنَاكَرَ مِنْهَا اخْتَلَفَ , وَلَا يُمْكِنُ أَنْ يَكُونَ صَاحِبُ سُنَّةٍ يُمَالِئُ صَاحِبَ بِدْعَةٍ إِلَّا مِنَ النِّفَاقِ

Şüphesiz Yahudi veya Hristiyanın yanında yemek yemem, bid’at sahibinin yanında yemek yememden daha iyidir. Zira ben eğer Yahudi veya Hristiyanın yanında yemek yersem kimse bana uymaz. Eğer bid’at sahibinin yanında yemek yersem insanlar bana uyarlar.
Benimle bid’at sahibi arasında demirden bir kale olmasını isterdim.
Sünnet ile az amel, bid’at sahibinin çok amelinden hayırlıdır. Kim bir bid’at sahibiyle oturursa ona hikmet verilmez.
Kim bir bid’at sahibiyle oturuyorsa, ondan da sakındırın. Bid’at sahibine dinin hakkında güvenemezsin. İşin hakkında da onunla istişare etme. Onun yanında oturma. Kim bid’at sahibiyle oturursa Allah Azze ve Celle ona körlük bulaştırır.
Allah bir kimsenin bid’at sahibine buğzettiğini bilirse, ameli az da olsa Allah’ın onu bağışlamasını umarım. Muhakkak ki ben ondan ümitliyim. Çünkü sünnet ehlinin her iyiliği arz edilir. Bid’at sahibinin ise ameli çok olsa da Allah’a bir ameli yükseltilmez.
Muhakkak ki Allah Azze ve Celle’nin zikir halkalarını arayan melekleri vardır. Kimin yanında oturduğuna dikkat et. Yanındaki bid’at sahibi olmasın! Zira Allah onlara bakmaz. Münafıklığın alameti, kişinin bid’at sahibi ile beraber oturmasıdır.
İnsanların hayırlılarına yetiştim, hepsi de sünnet ashabı idi ve bid’at ashabından sakındırıyorlardı.
Bid’at sahibiyle oturursan Allah amelini iptal eder ve İslam nurunu kalbinden çıkarır. Allah bir kulu sevdiği zaman yemeğini (yemek arkadaşlarını) güzelleştirir.
Bid’at sahibiyle oturma. Zira ben üzerine lanet inmesinden korkarım.
Kime bir kimse danışmak için gelir de, ona bid’atçi birini gösterirse İslam’ı aldatmış olur.
Bid’at sahibinin yanına girmekten sakının. Zira onlar haktan alıkoyarlar.
Ruhlar derli toplu askerler gibidir. Tanışan ruhlar anlaşır, tanışmayan ruhlar ise ihtilaf ederler. Sünnet ehli birinin bid’at sahibine meyletmesi mümkün değildir. Bunun sebebi ancak münafıklıktır.”
Sahih maktu. Ebu Nuaym Hilye (8/103-104) İbn Batta el-İbane (437-441)  el-Lalekai İtikad (261-267)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente vahdeke la şerîke leke estağfiruke ve etûbu ileyk" (İbn Bişrân Emâlî, 291, Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)

Kitaplar

Cevâmiu'l-Kelîm Programı