Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

3 Ağustos 2021 Salı

Mesafeli Namazın Batıl Oluşuna Dair Fetvalar/Şeyh Yahya el-Hacurî

 

 Soru: Şu an veba korkusuyla özellikle Yemen’de bu durumun mevcut olduğu ilan edildikten sonra bazı mescidlerde her namaz kılanın diğeriyle arasında yaklaşık bir metre mesafe koyuyorlar. Bu uygulama doğru mudur ve bunu yapmak caiz midir?

Şeyh Yahya el-Hacurî’nin cevabı:

Böyle bir durumda imamın arkasında namazda kişiler arasında bir metre kadar mesafe olması halinde meşru saf tutma gerçekleşmez ve onlar imamlarının arkasında ferdî namaz kılmış olurlar. Sabit hadiste: “Safın arkasında ferdi namaz yoktur” buyrulmuştur. Kişinin safın arkasında tek başına namaz kılmasının sıhhati hakkında ihtilaf vardır. Tercih edilen görüş ise, zikredilen hadisten dolayı böyle bir namazın batıl olduğunudur. Alimlerin çoğunluğu da bu görüştedir.”

13 Ramazan 1441

Link: https://sh-yahia.net/show_fatawa_9300.html

 

 Soru: “Bazı mescidlerde namaz kılanlar arasında bir ya da iki metre mesafe koyuyorlar. Bunun hükmü nedir? Böyle bir durumda cemaatle mi namaz kılmalıyız, yoksa ferdî olarak mı kılmalıyız?

Şeyh Yahya el-Hacuri’nin cevabı:

Hamd Allah içindir. Salat ve selam Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in üzerine olsun. Bundan sonra:

İmam’ın arkasında bu şekilde saf oluşturmak bid’attir. Hadiste: “Kim emrimiz olmayan bir şey çıkarırsa o reddolunur” buyrulmuştur. Bu şekilde ne dinen, ne örfen ne de lugat olarak saf tutma meydana gelir! Saf tutmak ancak şu ayette geçen şekilde olabilir:

Tuğlaları birbirine kenetlenmiş binalar gibi saf olarak” (Saf 4) Hadiste de şöyle buyrulmuştur:

Meleklerin rableri katında saf tuttuğu gibi saf tutmaz mısınız? Safları tamamlayın ve birbirine kenetleyin.”

Meşru saf tutma meydana gelmediğine göre imamın arkasındaki herkes ferdî namaza durmuş olur. Böyle bir durumda da imamının arkasında tek başına namaza durmuş olur. Kişinin imam arkasında tek başına namaza durması halinde ise Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem o namazın iade edilmesini emretmiştir:

Namazını iade et! Safın arkasında tek başına namaz yoktur!” Bu sahih bir hadistir. Bunun bir benzeri de Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in namazı düzgün kılmayan kimseye şu sözüdür:

Dön namazını yeniden kıl, çünkü sen namaz kılmış olmadın.” Safın arkasında tek başına kılınan namazın sahih olmadığı hususunda bir çok alimler fetva vermişlerdir. Daimi Fetva Komisyonu da bunlardandır. (cild 8 sayfa 7)

Ya meşrû şekliyle cemaat namazı kılınır, ya da namazı ferdi olarak kılarlar. Ferdî olarak namaz kılmaları halinde namazları sahihtir ve cemaatle namazı meşru şekliyle eda etmekten engellenerek terk ettikleri için Allah huzurunda mazurdurlar. İnsanların bid’atleri ve delillere aykırı istihsanlarıyla namazın sıhhatini engelleyerek ferdî kılınır hale getirmeleri temize çekilemez! Bu durumda cemaat ecrinden mahrum kalsalar da, namazı sıhhatine mani olmayacak şekilde (Ferdi olarak) kılarlar.”

4 Şevval 1441

Link: https://sh-yahia.net/show_fatawa_9326.html

2 Ağustos 2021 Pazartesi

Kadın Uğursuz mudur?

 Hadis inkârcısı zındıklar, uğursuzluk üç şeydedir hadisinde kadının da zikredilmesinden dolayı sahih hadisi inkâr ediyorlar. Bu tamamen hadis inkârcılarının art niyetli, vahyin naslarını inkâr odaklı yorumlamaya çalışmalarından kaynaklanmakta ve burada kadına hakaret edildiği intibâı oluşturmaya çalışmaktadırlar.

İbn Ömer radiyallahu anhuma’dan: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

إِنْ كَانَ الشُّؤْمُ فِي شَيْءٍ فَفِي الدَّابَّةِ وَالْمَرْأَةِ وَالدَّارِ

Bir şeyde uğursuzluk olursa binekte, kadında ve evde olur.”[1]

Hadiste geçen “Şu’m (uğursuzluk)” kelimesi, yumn (bereket) kelimesinin zıddıdır. Cahiliyye inancı olan uğursuzluk ise “Tayr” kelimesiyle ifade edilendir.  Bu hadiste bütün kadınların değil bazı kadınların bereketsiz olduğuna işaret edilmiştir. Nitekim Sa’d radiyallahu anh’den gelen diğer hadiste Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

مِنْ سَعَادَة اِبْن آدَم ثَلَاثَة الْمَرْأَة الصَّالِحَة وَالْمَسْكَن الصَّالِح وَالْمَرْكَب الصَّالِح وَمِنْ شَقَاوَة اِبْن آدَم ثَلَاثَة الْمَرْأَة السُّوء وَالْمَسْكَن السُّوء وَالْمَرْكَب السُّوء

Üç şey âdemoğlunun saadetindendir: Saliha kadın, salih mesken ve salih binek. Üç şey de âdemoğlunun bahtsızlığındandır: kötü kadın, kötü mesken ve kötü binek.” Bunu Ahmed, İbn Hibbân ve Hâkim rivayet etmişlerdir. Hâkim’in rivayetinde lafzı şu şekildedir:

ثَلَاثَة مِنْ الشَّقَاء الْمَرْأَةُ تَرَاهَا فَتَسُوءُك وَتَحْمِلُ لِسَانَهَا عَلَيْك وَالدَّابَّةُ تَكُونُ قَطُوفًا فَإِنْ ضَرَبْتَهَا أَتْعَبَتْك وَإِنْ تَرَكْتَهَا لَمْ تَلْحَقْ أَصْحَابَك وَالدَّارُ تَكُونُ ضَيِّقَةً قَلِيلَةَ الْمَرَافِق

Üç şey nasipsizliktendir: sana kötülük eden, dilini senin aleyhinde uzatan kadın, ağır hareket eden, ona vurduğun zaman seni peşinden koşturan, saldığın zaman ise kafilene katılmayan binek, dar olup halkı az olan ev.”[2]

Taberani de Esma b. Umeys radiyallahu anha’dan şöyle rivayet etmiştir: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

إِنَّ مِنْ شَقَاءِ الْمَرْءِ فِي الدُّنْيَا ثَلَاثَةً سُوءَ الدَّارِ وَسُوءَ الْمَرْأَةِ وَسُوءَ الدَّابَّةِ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللهِ مَا سُوءُ الدَّارِ؟ قَالَ ضِيقُ سَاحَتِهَا وَخُبْثُ جِيرَانِهَا قِيلَ فَمَا سُوءُ الدَّابَّةِ؟ قَالَ مَنْعُهَا ظَهْرَهَا وَسُوءُ ضَلْعِهَا قِيلَ فَمَا سُوءُ الْمَرْأَةِ؟ قَالَ عُقْمُ رَحِمِهَا وَسُوءُ خُلُقِهَا

Muhakkak ki üç şey kişinin dünyadan nasipsizliğindendir: kötü ev, kötü kadın, kötü binek.” Esma radiyallahu anha dedi ki:

“Ey Allah’ın rasulü! Evin kötülüğü nedir?” Buyurdu ki:

Alanının dar olması ve komşularının kötü olmasıdır.” Denildi ki:“Bineğinin kötülüğü nedir?” Buyurdu ki:

Sırtına bindirmemesi ve kaburgalarının kötülüğüdür.” Denildi ki: “Kadının kötülüğü nedir?” Buyurdu ki:

Rahminin kısır olması ve ahlâkının kötü olmasıdır.”[3]

İbn Ömer radiyallahu anhuma’dan: “Nebî sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

الْبَرَكَةُ فِي ثَلاثٍ فِي الْفَرَسِ وَالْمَرْأَةِ وَالدَّارِ

Bereket üç şeydedir: atta, kadında ve evde” Bu hadisin bütün ravileri kendisine rivayet edene bu hadisin manasını sormuşlar, ilk olarak ez-Zuhrî, Salim b. Abdillah b. Ömer’e bu hadisin manasını sormuş, onun yaptığı açıklamayı her ravi, kendisinden sonraki raviye aktarmıştır. Salim b. Abillah rahimehullah Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den naklederek şöyle açıklamıştır:

إِذَا كَانَ الْفَرَسُ ضَرُوبًا فَهُوَ مَشْئُومٌ وَإِذَا كَانَتِ الْمَرْأَةُ قَدْ عَرَفَتْ زَوْجًا قَبْلَ زَوْجِهَا فَحَنَّتْ إِلَى الزَّوْجِ الأَوَّلِ فَهِيَ مَشْئُومَةٌ وَإِذَا كَانَتِ الدَّارُ بَعِيدَةً عَنِ الْمَسْجِدِ لا يُسْمَعُ فِيهَا الأَذَانُ فَهِيَ مَشْئُومَةٌ وَإِذَا كُنَّ بِغَيْرِ هذا الوصف فهن مباركات

At eğer hantal ise meş’umdur (uğursuz, bereketsizdir) Eğer kadın kocasından önce başka bir koca tanır ve ilk kocasına düşkün olursa o meş’ume (uğursuz, bereketsiz)dir. Eğer ev mescidden uzak olur, ezan işitilmezse o ev meş’ume (uğursuz, bereketsiz)dir. Bu vasıflarda olmayanlar ise mubarek (bereketli)dirler.”[4]

Görüldüğü gibi söz konusu hadiste kadına hakaret değil, kişinin nasipsizliğinden bahsedilmektedir. Lakin şahit olunduğu üzere ancak bir geri zekâlı hadis inkârcısı olabilir ve ancak hiçbir sözü doğru dürüst anlayamayan geri zekâlı bir hadis inkârcısı bu hadisten kadına hakaret edildiği çıkarımında bulunabilir!



[1] Buhârî (4806, 5421) Muslim (2225)

[2] Hasen Ahmed (1/168, 3/28, 407) İbn Hibban (9/340) Hakim (2/175) Ziyau’l-Makdisi el-Muhtare (3/241) Beyhaki Şuab (7/82)  Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr (1/19) Taberânî Mu'cemu'l-Evsat (1/163) Ebu Ubeyd İman (s.42) Bezzar (4/20, 26) Ebu Nuaym Hilye (8/388) Hatib (12/99) İbn Hacer Metalibu’l-Aliye (2020) et-Tergib vet-Terhib (4/201) Münziri der ki; “Ahmed sahih isnadla, rivayet etti”. Mişkat (1122) Elbani es-Sahiha (282) Sahihu’l-Cami (887, 3056)

[3] Zayıf. Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr (24/153) İbn Hacer Fethu’l-Bari (14/333) isnadında Ebu Ömer meçhuldür.

[4] Şehde bt. Ahmed el-Bağdadiye, el-Umde Mine’l-Fevaid (48) Ebu Bekr ed-Dekkak Cüz (el yazma no: 30) Dimyati’nin el-Hayl kitabından naklen: İbn Hacer Fethu’l-Bari (6/62) İbnu’d-Demamini Mesabihu’l-Cami (9/250)

Deccal'in Hileleri

 

قَالَ الطبراني رَحِمَهُ اللَّهِ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرٍو الْخَلَّالُ الْمَكِّيُّ ثنا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ الْعَدَنِيُّ ثنا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمٍ عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عُثْمَانَ بْنِ خُثَيْمٍ عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ يَزِيدَ، أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهُوَ بَيْنَ ظَهْرَانَيْ أَصْحَابِهِ يَقُولُ أُحَذِّرُكُمُ الْمَسِيحَ وَأُنْذِرُكُمُوهُ وَكُلُّ نَبِيٍّ قَدْ حَذَّرَ قَوْمَهُ وَهُوَ فِيكُمْ أَيَّتُهَا الْأُمَّةُ وسَأَحْكِي لَكُمْ مِنْ نَعْتِهِ مَا لَمْ يَحْكِ الْأَنْبِيَاءُ قَبْلِي لِقَوْمِهِمْ يَكُونُ قَبْلَ خُرُوجِهِ سِنُونَ خَمْسٌ جَدَبٌ حَتَّى يَهْلِكَ كُلُّ ذِي حَافِرٍ فَنَادَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللهِ فَبِمَ يَعِيشُ الْمُؤْمِنُونَ؟ قَالَ بِمَا يَعِيشُ بِهِ الْمَلَائِكَةُ ثُمَّ يَخْرُجُ وَهُوَ أَعْوَرٌ وَلَيْسَ اللهُ بِأَعْوَرَ وَبَيْنَ عَيْنَيْهِ كَافِرٌ يَقْرَؤُهُ كُلُّ مُؤْمِنٍ كَاتَبٍ وَغَيْرِ كَاتَبٍ أَكْثَرُ مِنْ يَتْبَعُهُ الْيَهُودُ وَالنِّسَاءُ وَالْأَعْرَابُ يَرَوْنَ السَّمَاءَ تُمْطِرُ وَهِيَ لَا تُمْطِرُ وَالْأَرْضَ تُنْبِتُ وَهِيَ لَا تُنْبِتُ وَيَقُولُ لِلْأَعْرَابِ مَا تَبْغُونَ مِنِّي؟ أَلَمْ أُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًا؟ وَأُحْيِي لَكُمْ أَنْعَامَكُمْ شَاخِصَةً دُرَاهَا، خَارِجَةً خَوَاصِرُهَا دَارَةً أَلْبَانِهَا؟ وَتُبْعَثُ مَعَهُ الشَّيَاطِينُ عَلَى صُورَةِ مَنْ قَدْ مَاتَ مِنَ الْآبَاءِ وَالْإِخْوَانِ وَالْمَعَارِفِ فَيَأْتِي أَحَدُهُمْ إِلَى أَبِيهِ أَوْ أَخِيهِ أَوْ ذَوِي رَحِمِهِ فَيَقُولُ أَلَسْتَ فُلَانًا؟ أَلَسْتَ تَعْرِفُنِي؟ هُوَ رَبُّكَ فَاتَّبِعْهُ يَعْمُرُ أَرْبَعِينَ سَنَةً السَّنَةَ الْأُولَى كَالشَّهْرِ وَالشَّهْرِ كَالْجُمُعَةِ وَالْجُمُعَةِ كَالْيَوْمِ وَالْيَوْمِ كَالسَّاعَةِ وَالسَّاعَةِ كَاحْتِرَاقِ السَّعَفَةِ فِي النَّارِ يَرِدُ كُلَّ مَنْهَلٍ إِلَّا الْمَسْجِدَيْنِ ثُمَّ قَامَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَتَوَضَّأُ فَسَمِعَ بُكَاءَ النَّاسِ وَشَهِيقَهُمْ فَرَجَعَ إِلَيْهِمْ فَقَامَ بَيْنَ أَظْهُرِهِمْ فَقَالَ أَبْشِرُوا فَإِنْ يَخْرُجْ وَأَنَا بَيْنَ أَظْهُرِكُمْ فَاللهُ كَافِيَكُمْ وَرَسُولُهُ وَإِنْ يَخْرُجْ بَعْدِي فَاللهُ خَلِيفَتِي عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ

Esma bt. Yezid radiyallahu anha'dan: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i ashabının arasında şöyle buyururken işittim:

Sizi Mesih Deccal hakkında uyarıyorum! Muhakkak ki her nebi kavmini ondan uyarmıştır. O sizin aranızdadır ey ümmet! Ben size onun benden önceki nebilerin anlatmadığı sıfatlarını anlatacağım. O çıkmadan önce beş sene kuraklık olacak. Öyle ki toynak sahibi hayvanların hepsi helak olacak.” Adamın biri seslendi ve şöyle dedi:

“Ey Allah'ın rasulü! Mü’minler ne ile yaşayacak?” Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Meleklerin kendisiyle yaşadığı şey ile (zikir ve tesbihlerle) yaşayacak. Sonra Deccal çıkacak, onun tek gözü kördür. Allah Azze ve Celle ise kör değildir. Deccal’in iki gözü arasında “kâfir” yazılıdır. Onu okuma yazma bilen ve bilmeyen her mü’min okuyacaktır. Ona tâbi olanların çoğunluğu Yahudiler, kadınlar ve bedevîlerdir. Gökyüzünü yağmur yağdırıyor olarak görürler ama o yağmıyordur. Yeri ekin bitirmiş görürler ama o ekin bitirmemiştir. Bedevilere diyecek ki:

“Benden ne istiyorsunuz? Size semadan peşpeşe yağmur göndermedim mi? Hayvanlarınızı size semizlemiş, kursakları dolu ve sütleri bol olarak diriltmedim mi?” Onunla beraber, bedevilerin ölmüş olan babaları, kardeşleri ve tanıdıklarının suretinde şeytanlar gönderilir, o da onlardan birinin babası, kardeşi veya akrabasının suretinde görünür ve der ki:

“Sen falan değil misin? Beni tanımıyor musun? O (Deccal) senin rabbindir, ona tabi ol!”  Deccal kırk sene kalır, ilk sene bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir haftda bir gün gibi, bir gün bir saat gibi, bir saat de bir yaprağın yanması kadar süre olur. İki mescid dışında bütün su kaynaklarına ulaşır.” Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kalktı, abdest aldı. İnsanların ağlayıp sızlanmaları işitildi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara döndü, aralarında kalkıp şöyle buyurdu:

Müjdelenin! Muhakkak ki o ben sizin aranızda iken çıkarsa Allah ve rasulü size yeter. Eğer bende sonra çıkacak olursa Allah her müslümana halifemdir.”[1]

Faideler:

1- Deccal bu ümmet arasından çıkacaktır.

2- Deccal'in hileleri başlamış ve taşeronları eliyle; pandemi yalanları, 5g, ID2020, iklim projeleri, HAARP, orman yangınları, twitter, facebook, tiktok, instagram, youtube, devlet başkanları, gıda ve tohum projeleri, genetiğiyle oynanmış hayvanlar vb. şeklinde devam etmektedir. Bedenen zuhuru ise güneşin batıdan doğmasından sonra olacaktır.

3- Deccal'in taşeronları olan paganistlerin gıdalar, hayvanlar ve bitkilere yaptıkları operasyonların yanısıra meydana gelecek kıtlık zamanlarında mü'minler Allah Azze ve Celle'yi tesbih ve zikir ederek yaşayacaklardır.

4- Deccal zuhur ettiğinde onun alnında yazılı olan "Kafir" yazısını hükmî müslümanlar değil, okuma bilsin ya da bilmesin, yalnızca gerçekten sahih iman ile Allah'a ve rasulüne iman etmiş ve tabi olmuş olan mü'minler okuyabileceklerdir.

5- Deccal hariciler arasında zuhur edecek, önce peygamberlik iddia edecek, sonra Allah olduğunu iddia edecek, onun yanında şeytanlar görevli olacak, değişik suretlerde görünerek Deccal'e destek olacaklardır.

6- Deccale çoğunlukla Yahudiler, hislerine akıl ve delillerden daha çok itibar eden kadınlar ve vahyin delillerine ittiba'yı arkalarına atmış bedeviler tabi olacaklardır. Bedevilik çöllerde yaşamakla alakalı bir durum değildir, ilim ve sünnetten uzak yaşayan herkes bedevidir.

7- Deccal'in sahte ve bereketsiz yağmurlar yağdırması, günümüzde üzerinde çalıştıkları sahte yağmurlar, sahte hologramik görüntü şovları, sahte uzaylı saldırısı projesi gibi çalışmaları düşündürmektedir.

Allah en iyi bilendir.

Deccal konusunda ayrıntılı bilgi için Kıyametin Üç Büyük Alameti adlı çalışmama bakılabilir.



[1] Muslim'in şartına göre hasen. Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr (24/169) Abdullah b. Ahmed es-Sunne (994)

Din Düşmanlarının Saldırılarına Karşı Virdler

 

Es-Seyfu’l-Bettar Alâ Aduvvi’d-Dini Min Sahihi’s-Sunneti’n-Nebiyyi’l-Muhtâr

Din Düşmanlarının Saldırılarına Karşı Virdler

Ebu Muaz Seyfullah el-Çubukâbadî


Hutbetu’l-Hâce

بسم الله الرحمن الرحيم

Şüphesiz hamd yalnız Allah'adır. O'na hamd eder, O'ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerlerinden, amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah'ın hidayet verdiğini kimse saptıramaz. O'nun saptırdığını da kimse doğru yola iletemez. Şehadet ederim ki, Allah'tan başka ibadete layık hak ilâh yoktur. O, bir ve tektir, O'nun ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed Allah'ın kulu ve Rasûlüdür.

Ey iman edenler! Allah'tan nasıl korkmak gerekirse öyle korkun ve siz ancak Müslümanlar olarak ölünüz.” (Al-i İmran; 102)

Ey insanlar! Sizi tek bir candan yaratan ve ondan da eşini var eden, her ikisinden birçok erkek ve kadın türeten Rabbinizden korkun. Kendisi adına birbirinizden dileklerde bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık bağlarını kesmekten de sakının. Şüphesiz Allah üzerinizde tam bir gözetleyicidir.” (en-Nisâ; 1),

Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve dosdoğru söz söyleyin. O da amellerinizi lehinize olmak üzere düzeltsin, günahlarınızı da mağfiret etsin. Kim Allah'a ve Rasûlüne itaat ederse büyük bir kurtuluşla kurtulmuş olur.” (el-Ahzâb; 70-71)

Bundan sonra, Şüphesiz sözlerin en güzeli Allah’ın Kelam’ı, yolların en hayırlısı Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem’in yoludur. İşlerin en kötüsü sonradan çıkarılanlarıdır. Her sonradan çıkarılan şey bid’attir ve her bid’at sapıklıktır. Her sapıklık da ateştedir.

Son günlerde paganist kâfirler, cahiliyyenin “bulaşıcı hastalık” hurafesini hortalatarak pandemi yalanlarıyla İslâm ehlinden de birçok kimseyi aldatmış ve kendi saflarına katmışlar, maske, mesafe, aşı gibi küfrî dayatmalarını yoğunlaştırarak iman ehline hayatı zorlaştırmışlardır. Kâfirlerin dünyayı kuşatan bu hilelerine karşı Allah’tan yardım istemekten başka bir yol bırakmamışlardır.

Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler! Bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çokça zikredin ki kurtulasınız!” (Enfal 45)

Bu yüzden ben de, kahir ekseriyeti kâfirleşen dünya halkı arasında oldukça küçük bir azınlık kalan müslüman kardeşlerimin, günlük olarak vird edinip okumaları, böylece Allah Azze ve Celle’den yardım talep etmeleri için bu risaleyi hazırladım ve adını da “es-Seyfu’l-Bettar Ala Aduvvi’d-Dini Min Sahihi’s-Sunneti’n-Nebiyyi’l-Muhtâr” (Seçilmiş Nebi’nin sahih sünnetinden, din düşmanlarına karşı keskin kılıç) koydum.

Bu zamanlar, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in haber verdiği gibi, ancak boğulmak üzere olan kimsenin yaptığı dua gibi dua edenlerin kurtulabilecekleri zamanlardandır. Allah Azze ve Celle’den bu vird kitabını, mü’minlerin kurtuluşuna vesile kılmasını dilerim.


 

Kâfirlere Karşı Allah’tan Yardım İstemek

 ( رَبَّنَا لا تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلا تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْراً كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلا تُحَمِّلْنَا مَا لا طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا أَنْتَ مَوْلانَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ )

Rabbimiz, unutur veya yanılırsak bizi sorumlu tutma! Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Rabbimiz, gücümüzün yetmeyeceği şeyi bize taşıtma! Bizden affet, bizi bağışla, bize merhamet et! Sen bizim mevlâmızsın, kafirler topluluğuna karşı bize yardım et!..” (Bakara 286)[1]

 ( رَبّنا انْصُرْنا عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِدِينَ )

Rabbimiz! Şu fesatçılar topluluğuna karşı bize yardım et!” (Ankebut 30. Ayetinden iktibas)

رَبَّنَا أعنّا ولا تُعِنْ عَلَينا وانصُرْنا ولا تَنْصُرْ عَلَينا وامكُرْ لنا ولا تَمْكُرْ عَلَينا واهدنا ويَسِّر الهُدَى إلينا وانصُرْنا على من بَغَى عَلَينا

Rabbimiz bize yardım et, bize karşı onlara yardım etme! Bizi destekle, bize karşı onları destekleme! Bizim lehimize tuzak kur, aleyhimize tuzak kurma! Bizi hidayet et ve hidayeti bize kolaylaştır. Bize karşı taşkınlık edenlere karşı bize destek ol.”[2]

اللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ {مُجْرِىَ السَّحَابِ} سَرِيعَ الْحِسَابِ {هَازِمَ الأَحْزَابِ} اللَّهُمَّ اهْزِمِ الأَحْزَابَ اللَّهُمَّ اهْزِمْهُمْ وَزَلْزِلْهُمْ {وَانْصُرْنَا عَلَيْهِمْ}

Allah’ım! Kitabı indiren, bulutları yürüten, hesabı çabuk gören, grupları hezimete uğratansın, Allah’ım! Düşman gruplarını hezimete uğrat! Allah’ım! Onları hezimete uğrat, onlara zelzeleler ver, onlara karşı bize yardım et.”[3]

اللّهُمّ انْصُرْنا عَلَى مَنْ يَظْلِمُنا وخُذْ مِنْهُ بِثَأْرِنا

Allah’ım! Bize zulmedenlere karşı bize yardım et ve onlardan bizim intikamımızı sen al!”[4]

اللّهُمّ انْصُرْنا عَلَى عَدُوِّنا وَأَرِنا فيه ثَأْرِنا

Allah’ım düşmanlarımıza karşı bize destek ol ve bize bu konuda intikamını göster.”[5]

اللَّهُمَّ قَاتِلِ الْكَفَرَةَ الَّذِينَ يَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِكَ وَيُكَذِّبُونَ رُسُلَكَ ولا يؤمنون بوَعْدِكَ اللَّهُمَّ خالِفْ بين كلمتهم وأَلْقِ في قلوبِهِمُ الرعبَ وَاجْعَلْ عَلَيْهِمْ رِجْزَكَ وَعَذَابَكَ إِلَهَ الْحَقِّ اللَّهُمَّ قَاتِلْ الْكَفَرَةَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ

Allah’ım! Senin yolundan alıkoyan, rasullerini yalanlayan, vaadine inanmayan kâfirleri katlet! Allah’ım! Onların söz birliklerini dağıt, kalplerine korku at, cezalandırman ve azabını onların aleyhine kıl ey hak olan ilah! Allah’ım! Kendilerine kitap verilen kâfirleri öldür!”[6]

اللَّهُمَّ إِنِّي نعُوذُ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الْعَدُوِّ وَشَمَاتَةِ الْأَعْدَاءِ

 Allah’ım! Muhakkak ki bizler borcun galebesinden, düşmanların galip gelmesinden ve düşmanların dalga geçmelerinden sana sığınıyoruz!”[7]

اللَّهُمَّ إني أعُوذُ بِكَ أنْ أمُوتَ فِي سَبِيلِكَ مُدْبِراً

 Allah’ım! Muhakkak ki ben senin yolundan yüz çevirmiş olarak ölmekten sana sığınırım.”[8]

( رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْراً وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ)

Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımıza sebat ver ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!” (Bakara 250)

( رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ )

Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işlerimizdeki hatalarımızı bağışla, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler toplumuna karşı bize yardım et!” (Al-i İmran 147)

Düşmandan Korkulduğu Zaman Söylenecek Şeyler

 ( حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ )

Allah bize yeter, o ne güzel vekildir.” (Al-i İmran 173)

Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur:

 ( إِنَّمَا ذَلِكُمُ الشَّيْطَانُ يُخَوِّفُ أَوْلِيَاءَهُ فَلَا تَخَافُوهُمْ وَخَافُونِ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ)

İşte o şeytandır ki ancak kendi velilerini korkutur; eğer mü’min iseniz onlardan korkmayın, benden korkun!” (Al-i İmran 175)

Düşmanlar Tuzak Kurduğu Zaman Söylenecek Şeyler

 ( وَأُفَوِّضُ أَمْرِي إِلَى اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ )

Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını çok iyi görendir.” (Mu’min/Gafir 44)

Düşmanlar Öldürmek İstediği Zaman Söylenecek Şeyler

 ( رَبِّ نَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ )

Rabbim! Beni zalimler topluluğundan kurtar.” (Kasas 21)

Bir Yola Girince Söylenecek Şeyler

 ( عَسَى رَبِّي أَنْ يَهْدِيَنِي سَوَاءَ السَّبِيلِ )

Umarım, Rabbim beni doğru yola iletir” (Kasas 22)

Düşmanların Sayısı Çok, Müslümanların Sayısı Az Olduğu Zaman Söylenecek Şeyler

 ( رب إني مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ )

Rabbim! Muhakkak ki ben yenik düştüm, bana yardım et.” (Kamer 10)

Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur:

(كَمْ مِنْ فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةً بِإِذْنِ اللَّهِ وَاللَّهُ مَعَ الصَّابِرِينَ )

Nice az olan topluluk Allah’ın izniyle çok olan topluluğu yenmiştir; çünkü Allah sabredenlerle beraberdir!”” (Bakara 249)

 ( أَلا إِنَّ نَصْرَ اللَّهِ قَرِيبٌ )

Dikkat edin! Muhakkak ki Allah’ın yardımı yakındır.” (Bakara 214)

Düşman Topluluğu Görülünce Söylenecek Şeyler

 ( هَذَا مَا وَعَدَنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَصَدَقَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ )

Bu Allah’ın ve rasulünün bize vaad ettiğidir! Allah ve rasulü doğru söylemişlerdir.” (Ahzab 22)

Kâfirlere Karşı Müslümanların Şiarı

حم لَا يُنْصَرُونَ

Hâ Mîm, Onlar yardım görmezler!”[9]

Kâfirler Bir Ülkeye Musallat Oldukları Zaman Söylenecekler

 ( عَلَى اللَّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِكَ مِنَ الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ)

Biz yalnızca Allah’a tevekkül ettik. Rabbimiz, bizi zulmeden bir kavim için bir fitne kılma ve rahmetinle bizi o kâfirler topluluğundan kurtar.” (Yunus 85-86)

Düşmanla Karşı Karşıya Gelince Söylenecek Şeyler

اللّهُمَّ أَنْتَ عَضُدُنا وَأَنْتَ نَصيرُنا بِكَ نحولُ وَبِكَ نصولُ وَبِكَ نقاتِل

Allah’ım! Sen bizim destekçimizsin, sen bizim yardımcımızsın. Senin adınla hamle yapar, senin yardımınla saldırır ve senin adınla savaşırız.”[10]

Korku Anında ve Kâfirlerin Şerri Yaklaştığı Zaman Söylenecek Şeyler

لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ

 Allah’tan başka ibadete layık hak ilah yoktur.”[11]

Bir Topluluktan Korkulduğu Zaman Söylenecekler

اللّهُمَّ إِنا نَجْعَلُكَ في نُحورِهِم وَنَعوذُ بِكَ مِنْ شُرورِهمْ

Allahım! Senin, onların karşısına dikilmeni istiyoruz. Onların şerlerinden sana sığınıyoruz" [12]

Kâfirler Müslümanları Kuşatıp Öldürmek İstedikleri Zaman Söylenecekler

اللَّهُمَّ اِكْفِنَاهمْ بِمَا شِئْتَ

Allah’ım! Dilediğin şekilde bizim için onlara karşı kâfî gel.”[13]

Büyüklenen Kâfirlere Karşı Bedduâ

اللَّهُمَّ مَزِّقْهُم كُلّ مُمَزَّق

 Allah’ım! Onları paramparça et.”[14]

Kâfirler Müslümanları Allah Azze ve Celle’ye İtaatten Alı Koyunda Söylenecekler

مَلأَ اللَّهُ بُيُوتَهُمْ وَقُبُورَهُمْ نَاراً

Allah onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun!”[15]

Kâfirlerin Bölgesine Girince Söylenecekler

اللَّهُ أَكْبَرُ خَرِبَتْ [خَيْبَرُ] إِنَّا إِذَا نَزَلْنَا بِسَاحَةِ قَوْمٍ فَسَاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَرِينَ

Allah en büyüktür. (Hayber)[16] harab olsun! Muhakkak ki biz bir kavmin sahasına inersek uyarılanların sabahı ne kötü olur!”[17]

Müslümanlara Hakaret ve Eziyet Edenlere Beddua

اللَّهُمَّ سَلِّطْ عَلَيْهِ كَلْبًا مِنْ كِلَابِكَ

Allah’ım! Ona köpeklerinden bir köpeği musallat et.”[18]

اللَّهُمَّ عليك بـ[الكافرين] (ثلاثا) اللَّهُمَّ عليك بـ فلان وفلان

Allah’ım! Kâfirleri sana havale ediyorum. (Üç defa) Allah’ım falan ve filanı sana havale ediyorum. (Burada isimleri söylenir)”[19]

Kâfirler İlahlarıyla ve Dünyalarıyla Övündükleri Zaman Söylenecekler

اللَّهُ أَعْلَى وَأَجَلُّ اللَّهُ مَوْلاَنَا وَلاَ مَوْلَى لَكُمْ

Allah daha üstün ve daha yücedir. Allah bizim mevlâmızdır, sizin ise mevlânız yoktur.”[20]

Allah’tan Şehadet İstemek

اللَّهُمَّ ارْزُقْنِي شَهَادَةً فِي سَبِيلِكَ

Allah’ım! Beni senin yolunda şehit olmakla rızıklandır.”[21]

Düşmanla Karşılaşınca Allah’tan Yardım İstemek

اللَّهُمَّ آتنا مَا وَعَدْتَنا اللَّهُمَّ أَنْجِزْ لنا مَا وَعَدْتَنا اللَّهُمَّ إِنْ تَهْلِكْ هَذِهِ الْعِصَابَةُ مِنْ أَهْلِ الإِسْلاَمِ لاَ تُعْبَدْ في الأَرْضِ

Allah’ım! Bize vaad ettiğini bize ver! Allah’ım! Bize vaad ettiğini gerçekleştir. Allah’ım! Eğer İslam ehlinden bu grup helak olursa bu yerde sana ibadet edilmez.” (Kıbleye dönüp eller açılarak söylenir)[22]

Müslümanların Beldeleri Kuşatıldığı Zaman Söylenecekler

لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ و اللَّهُ أَكْبَرُ

Allah’tan başka ibadete layık hak ilah yoktur, Allah en büyüktür.”[23]

Esaret ve Sıkıntı Altındaki Müslümanlar İçin Duâ

 اللَّهُمَّ أَنْجِ فلان بن فلان اللَّهُمَّ أَنْجِ الْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اللَّهُمَّ اشْدُدْ وَطْأَتَكَ عَلَى الكافرين اللَّهُمَّ اجْعَلْهَا {عليهم} سِنِينَ كَسِنِي يُوسُفَ

Allah’ım! (Falan oğlu filanı)[24] kurtar. Allah’ım! Zayıf düşürülen mü’minleri kurtar. Allah’ım! Kâfirlere[25] şiddete uğrar ve onları ez. Allah’ım! Onlara Yusuf (aleyhi's-selâm)’ın kıtlık seneleri gibi kıtlık ver.”[26]


 

Yardım ve Desteğinden Dolayı Allah’a Övgü

Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur:

 (يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ جَاءَتْكُمْ جُنُودٌ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحاً وَجُنُوداً لَمْ تَرَوْهَا وَكَانَ اللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيراً)

Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın; hani size ordular saldırmıştı da, biz onlara karşı bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah ne yaptığınızı çok iyi görmekteydi.” (Ahzab 9)

 ( يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اذْكُرُواْ نِعْمَتَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ هَمَّ قَوْمٌ أَن يَبْسُطُواْ إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنكُمْ وَاتَّقُواْ اللّهَ وَعَلَى اللّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ )

Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani bir topluluk üzerinize ellerini uzatmayı kastetmişti de onların ellerini sizden çekmişti. Allah’tan sakının! Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.” (Maide 11)

لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ أَعَزَّ جُنْدَهُ ونَصَرَ عَبْدَهُ وَغَلَبَ الأَحْزَابَ وَحْدَهُ فَلاَ شيء بَعْدَهُ

Allah’tan başka ibadete layık hak ilah yoktur. O birdir! Ordusunu aziz kılmış, kulunu desteklemiş, tek başına gruplara galip gelmiştir. Ondan sonra bir şey yoktur.”[27]

إِنَّ اللَّهَ قَدْ كَفَى وَأَحْسَنَ

Muhakkak ki Allah en güzel şekilde kâfî gelmiştir.”[28]

اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ كُلُّهُ اللَّهُمَّ لاَ قَابِضَ لِمَا بَسَطْتَ وَ لاَ بَاسِطَ لِمَا قَبَضْتَ وَ لاَ هَادِيَ لِمَا أَضْلَلْتَ وَ لاَ مُضِلَّ لِمَنْ هَدَيْتَ وَ لاَ مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ وَ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ وَ لاَ مُقَرِّبَ لِمَا بَاعَدْتَ وَ لاَ مُبَاعِدَ لِمَا قَرَّبْتَ اللَّهُمَّ ابْسُطْ عَلَيْنَا مِنْ بَرَكَاتِكَ وَرَحْمَتِكَ وَفَضْلِكَ وَرِزْقِكَ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ النَّعِيمَ الْمُقِيمَ الَّذِي لاَ يَحُولُ وَ لاَ يَزُولُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ النَّعِيمَ يَوْمَ الْعَيْلَةِ وَالأَمْنَ يَوْمَ الْخَوْفِ اللَّهُمَّ إِنِّي عَائِذٌ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا أَعْطَيْتَنَا وَشَرِّ مَا مَنَعْتَ اللَّهُمَّ حَبِّبْ إِلَيْنَا الإِيمَانَ وَزَيِّنْهُ فِي قُلُوبِنَا وَكَرِّهْ إِلَيْنَا الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَ وَاجْعَلْنَا مِنْ الرَّاشِدِينَ اللَّهُمَّ تَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ وَأَحْيِنَا مُسْلِمِينَ وَأَلْحِقْنَا بِالصَّالِحِينَ غَيْرَ خَزَايَا وَ لاَ مَفْتُونِينَ اللَّهُمَّ قَاتِلْ الْكَفَرَةَ الَّذِينَ يُكَذِّبُونَ رُسُلَكَ وَيَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِكَ وَاجْعَلْ عَلَيْهِمْ رِجْزَكَ وَعَذَابَكَ اللَّهُمَّ قَاتِلْ الْكَفَرَةَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ إِلَهَ الْحَقِّ

Allah’ım! Hamdin tamamı sana aittir! Allah’ım! Senin genişlettiğini daraltacak yoktur. Senin daralttığını genişletecek yoktur. Senin saptırdığını hidayet edecek yoktur. Senin hidayet ettiğini saptıracak yoktur. Senin mani olduğuna verecek yoktur, senin verdiğine de mani olacak yoktur. Senin uzaklaştırdığını yakınlaştıracak yoktur, senin yakınlaştırdığını da uzaklaştıracak yoktur. Allah’ım! Bereketlerini, rahmetini, lütfunu ve rızkını üzerimize genişlet. Allah’ım! Senden değişmeyen ve yok olmayan kalıcı nimetleri istiyorum. Allah’ım! Senden yoksulluk gününde nimet, korku gününde güven istiyorum. Allah’ım! Bize verdiklerinin şerrinden ve bize vermediklerinin şerrinden sana sığınıyorum. Allah’ım! Bize imanı sevdir ve kalplerimizin zineti kıl. Küfrü, günahları ve isyanı bize sevdirme! Bizi doğru yola erişenlerden kıl. Allah’ım! Bizi müslümanlar olarak vefat ettir, bizi müslümanlar olarak yaşat ve bizi utanç söz konusu olmadan ve fitneye düşmeksizin salihler arasına kat. Allah’ım! Rasullerini yalanlayan ve senin yoluna engel olan kâfirleri katlet! Cezalandırmanı ve azabını onlar aleyhine kıl. Allah’ım! Kendilerine kitap verilen kâfirleri öldür!”[29]



[1] Bkz.: Sahihu Muslim (179, 129, 1339)

[2] Sahih. Ahmed (1/22) Ebû Dâvûd (1511, 5101) Nesâî Amelu’l-Yevm ve’l-Leyle (607) Tirmizî (3551) İbn Mâce (3830) İbn Hibbân (947-48) Hâkim (1/519-20) İbn Abbas radiyallahu anhuma’dan

[3] Sahih. Buhârî (2775, 3889, 6029, 7051) Muslim (1741-42) Abdullah b. Ebi Evfa radiyallahu anh’den.

[4] Hasen. Tirmizî (2783)

[5] Sahih. Buhârî Edebu’l-Mufred (650) Hâkim (1/704, 2/154)

[6] Sahih. Ahmed (3/424) Rifa’a b. Rafi ez-Zurakî radiyallahu anh’den. İbn Huzeyme (1100) Abdurrahman b. Abd el-Karî radiyallahu anh’den.

[7] Sahih. Ahmed (2/173) Nesâî (5475, 5487) Abdullah b. Amr radiyallahu anhuma’dan.

[8] Sahih. Ebû Dâvûd (1552-53) Nesâî (5531-32) Ahmed (3/427) İbn Ebi Asım el-Cihad (269) Hâkim (1948) Ebu’l-Yeser radiyallahu anh’den.

[9] Sahih. Ahmed (4/65, 377) Tirmizî (1682) Ebû Dâvûd (2597) Nesâî Amelu’l-Yevm ve’l-Leyle (617) İbnu’l-Carud (1063) Hâkim (2/107) İbn Sa’d Tabakat (2/72) Abdurrazzak (9467) İbn Ebî Şeybe (14/414) el-Muhelleb b. Ebi Sufra, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından birinden rivayet etmiştir.

[10] Sahih. Tirmizî (3584) Ahmed (3/184) İbn Hibbân (4761) Ebû Ya'lâ (2904, 2949, 3133) Ebu Avane (4/217, 514) Ebû Dâvûd (2632) Nesâî el-Amel (604) Ziyâu'l-Makdisî el-Muhtâre (2360-62) Enes b. Malik radiyallahu anh’den.

[11] Sahih. Buhârî (3168, 3405, 6650, 6716) Muslim (2880) Zeyneb bt. Cahş radiyallahu anha’dan.

[12] Sahih. Ebû Dâvûd (1537) İbn Hibbân (4765) Ahmed (4/414) Tayalisi (524) Hâkim (2/145) Ebu Musa el-Eşarî radiyallahu anh’den.

[13] Sahih. Muslim (3005) Suheyb radiyallahu anh’den.

[14] Sahih. Buhârî (64, 2781, 4162, 6836) Ebu Avane (4/271) İbn Abbas radiyallahu anhuma’dan.

[15] Sahih. Buhârî (5917, 4169, 3802, 2714) Muslim (627) Ali radiyallahu anh’den.

[16] Burada kâfirlerin şehrinin veya bölgesinin adı zikredilir ve bu dua eller kaldırılarak üç defa söylenir.

[17] Sahih. Buhârî (364, 585, 905, 2785, 2829, 3447, 3961, 3962, 3964) Muslim (1365) Enes b. Malik radiyallahu anh’den.

[18] Hasen. İbn Kanî Mu’cem (1188) Hâkim (3984) Ebu Akrab radiyallahu anh’den.

[19] Sahih. Buhârî (237, 498, 2776, 3014, 3641) Muslim (1794) İbn Mes’ud radiyallahu anh’den.

[20] Sahih. Buhârî (2874, 3817) Ebu Avane (4/323) el-Bera b. Azib radiyallahu anh’den.

[21] Sahih. Buhârî (1890) Malik (989) Ömer radiyallahu anh’den.

[22] Sahih. Muslim (1763) İbn Abbas radiyallahu anhuma’dan.

[23] Sahih. Muslim (2920) Ebu Hureyre radiyallahu anh’den.

[24] Burada kurtulması için dua edilen kimsenin ismi söylenir.

[25] Burada kafir gruplar zikredilebilir.

[26] Sahih. Buhârî (771, 2774, 4322, 5847, 6030) Muslim (675)

[27] Sahih. Buhârî (3888) Muslim (2724) Ebu Hureyre radiyallahu anh’den.

[28] Sahih. Muslim (4706) Enes radiyallahu anh’den.

[29] Sahih. Ahmed (3/424) Buhârî Edebu’l-Mufred (699) Hâkim (1868, 4308) Nesâî Sunenu'l-Kubrâ (6/156) Bezzar (3724) Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr (4549) Beyhakî el-İtikad (s.152) Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (10/127) İbn Ebi Asım es-Sunne (381) Rifa’a b. Rafi ez-Zurakî radiyallahu anh’den.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)