Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Başlıkları görmek için resme tıklayın

Allah'ın Azabından Kurtuluş İçin Zorunlu İki Tevhid

Allah'ın Azabından Kurtuluş İçin Zorunlu İki Tevhid
1- Rasulü Gönderenin Birlenmesi 2- Tabi Olmada Rasulün Birlenmesi (İttiba Tevhidi)

Duâ

Duâ
"Allah'ım! Bize, günahla aramıza engel olacak kadar korkundan hisse ver. Bizi cennetine ulaştıracak kadar taatini nasib eyle. Dünya musibetlerini hafifletecek yakîn ver. Allah'ım! Bizi yaşattığın müddetçe kulaklarımızdan ve gözlerimizden faydalandır; ölümümüze kadar da onları devamlı kıl. Bize zulmedenlerden öcümüzü sen al. Bize düşmanlık edenlere karşı bize yardım et. Bizi dinimiz konusunda musibete uğratma. Dünyayı en büyük endişemiz ve gayemiz kılma. Bize acımayanları üzerimize musallat etme!" (Allahumme âmîn) Tirmizi (3502) Şeyh Elbani "Hasen" demiştir Sahihu't-Tirmizi (2783)

28 Eylül 2014 Pazar

28 Eylül Pazar Akşamı Görülen 4 Günlük Hilal

28.09.2014 Tarihinde Saat: 18:40'ta Ankara'da görülen 4 günlük Hilal Kurban bayramının pazar günü olduğunu kesinleştirdi.
 

 

27 Eylül 2014 Cumartesi

Düz Dünya görüntüleri


helyum gazı doldurularak uçurulan bir balona bağlı kameranın kaydettiği 100.000 fit (30480 metre) yukarıdan düz dünya görüntüleri

Buraya tıklayarak izleyebilirsiniz

 

25 Eylül'de Zilhicce hilali görüldü

 
25 Eylül saat: 21:15'te Fransa'nın Tulun şehrinde Zilhicce hilali görülmüştür. 26 Eylül Cuma günü Zilhicce'nin 1. günüdür.
Kurban Bayramının 1. günü: 5 Ekim Pazar günüdür

24 Eylül 2014 Çarşamba

Sünnete Karşı Dikkafalılık Eden Despotlardan Dolayı Bir Kez Daha Uyarı!


Bismillah!

Günümüzde tarım müdürlükleri tarafından hayvanların kulaklarına küpe takılmaktadır. Şüphesiz bu şeytanın saptırmalarının galip gelmesi sebebiyledir. Allah Teâlâ Şeytanın şöyle dediğini haber vermiştir:

وَلَأُضِلَّنَّهُمْ وَلَأُمَنِّيَنَّهُمْ وَلَآمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ آذَانَ الْأَنْعَامِ وَلَآمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللَّهِ وَمَنْ يَتَّخِذِ الشَّيْطَانَ وَلِيًّا مِنْ دُونِ اللَّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُبِينًا

Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah’ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim. Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.” (Nisâ’ 119)

‘Alî radıyallahu anh anlatıyor:

أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ نَسْتَشْرِفَ العَيْنَ وَالأُذُنَ، وَأَنْ لَا نُضَحِّيَ بِمُقَابَلَةٍ، وَلَا مُدَابَرَةٍ، وَلَا شَرْقَاءَ، وَلَا خَرْقَاءَ

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, (kurbanlık olarak keseceğimiz hayvanın) göz ve kulaklarına dikkat etmemizi: ‘Kulağı önden delinmişi veya arkadan delinmişi veya ortadan yarılmışı veya yuvarlak delinmişi kurban yapmamamızı’ emretti.”[1]

Şüphesiz bu ifade yasak içeren bir emirdir. Lakin maalesef mezheplere mensup alimlerden bir çok kimse herhangi bir delilleri olmaksızın yasağı da içeren bu emri nebevî’yi mekruhluğa hamletmişlerdir!

‘Alî radıyallahu anh hadisi, hayvanın kulağına her türlü müdahalede o hayvanın kurbanlık (akika ve adak dâhil) olamayacağı hususunda açıktır. İnsanların çoğunluğu bu nebevî hadise muhalefet ederek böyle bir hayvanın kurban olabileceğini söylemektedirler. Şüphesiz bu açıkça sünnete muhalefettir!

Allah rasulü sallallahu aleyhi ve sellem kulağına müdahalede bulunulmuş hayvanların kurban edilmesini yasaklarken, kelamcı edalarla “Bu yasak putlara adanan hayvanlar hakkında idi” sözü gibi delilsiz ve tuhaf yorumlar yapanlar, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetine muhalefet kapısı açmaktadırlar.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sözü karşısında böyle sözleri – kime ait olursa olsun - ancak helaya atarız! Nitekim İmam Şa’bî rahimehullah, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in hadislerine şahsi görüşleriye itiraz eden böyle kimseler hakkında: “Şunların Allah rasulünden naklettiklerini alın, kendi görüşlerini ise helaya atın” derdi.

Yine bir takım sapık kimseler – özellikle dernekçiler - : “Küpesiz hayvan bulmak zor, küpeli hayvanı kurban etmek zarurettir” şeklindeki şeytanî vesveseleriyle Allah’ın kullarını, Allah’ın Rasulüyle gönderdiği dinden saptırmaktadırlar. Bu eyyamcı tagutların sünnete verdikleri zarar az değildir.
Nitekim hevâları ve görüşleriyle din koymakta, fıtır sadakasının parayla çıkarılmasını da aynı şeytanî düşüncelerle meşru saymaktadırlar.
Bilakis Müslümanların tarım ve hayvancılık bakanlığı başta olmak üzere yetkili kurumlara itirazlarını çoğaltmaları,  hayvanların kulaklarına küpe vurulmasının inancımızla ilgili birçok ibadetlerimizi engellediğine dair uyarı yapmaları, bu uygulama yerine kulakların dağlanması gibi meşru yöntemleri uygulamalarının tavsiye edilmesi gerekir. Lakin dikkat edin! Asıl engel ilgili makamlar değil, "Kitap, sünnet" dedikleri halde hevalarına göre hareket edebilmek için sünnete karşı her türlü muhalefet kapısını açmaya hazır olan yalamalardır!  

Kulağına müdahalede bulunulmuş hayvanların kurban edilmesi yasaklanmıştır.

Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: “O’nun (Rasulün) emrine muhalefet edenler, başlarına bir belânın gelmesinden yahut acı bir azaba uğramaktan sakınsınlar.” (Nur 63)

Pek çok konuda akıl oyunlarıyla Rasul sallallâhu aleyhi ve sellem’e muhalefet etmeyi kendilerine yol edinenler bir de “selefi” olduklarını iddia ediyorlar ya! Suratlarına tükürmek gerekir.

İmam Ahmed b. Hanbel şöyle demiştir:

لَا تُجْزِئُ الْأُضْحِيَّةُ بِأَعْضَبِ الْقَرْنِ وَالْأُذُنِ؛ لِهَذَا الْحَدِيثِ

“Bu hadisten dolayı boynuzu ve kulağı kesik hayvan, kurban olarak geçerli olmaz.”[2]

uyarı: Boynuzun da zikredildiği rivayet zayıftır. Lakin İmam Ahmed’in bu sözünü aktarmamın sebebi, hadisteki lafzın zahirinden dışarı çıkaran bir delil olmaması sebebiyle O’nun böyle kurbanların geçerli olmayacağı hükmünü ikrar etmesidir.-

İmam Ahmed’in bu sözünü nakleden İbn Kesir, aynı yerde kurban edilmeye mani olan diğer kusurları da saydıktan sonra, “hadisin açık ifadesiyle, bu kusurları taşıyan hayvanın kurban edilmesi geçersiz olur” demiştir.

Ebu Cafer et-Tahavî şöyle demiştir: “İşte bu rivayetlerde kulağı önden ya da arkadan kesilmiş kurbanlığın kurban edilmesi yasaklanmaktadır. Eğer kulak önden kesilmişse buna “mukabele”, alt tarafından kesilmişse ona “mudabere” denilir… İşte bununla, kulakları ne şekilde kesilmiş olursa olsun, böyle bir hayvanın kurban edilmesi bize yasaklanmış ve ihmal etmemiz caiz olmayan bir husus sabit olmuştur… Ali radıyallahu anh hadisi sabit olup nesh edildiği bilinmemektedir…”[3]

Kurtubi Nisa suresi 118-119. Ayetinin tefsirinde şöyle demiştir: “Bu gibi uygulamalar şeytanın işi ve onun etkisinden ortaya çıktığı için “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bizlere, (kurban edeceğimiz hayvanların) gözlerini, kulakları­nı iyice tetkik etmemizi ve bir gözü kör, kulağının bir tarafı kesilmiş, kula­ğının arka kısmı kesik, kulağı delinmiş ve kulağı yarılmış davarları kurban etmememizi emretmiştir. Bunu, Ebû Dâvûd, Ali'den rivayet etmiştir. Ali dedi ki; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bi­ze "... emretti" diyerek hadisi zikretti. Âlimlerden bir topluluğa göre kulaktaki kusura dikkat edilmesi gerekir.”[4]

Kurtubi, bu cümlelerden sonra mezhep âlimlerinin delilsiz yorumlarla bu yasağı nasıl tevil ettiklerini nakleder ki, hadisin açık ifadesinden sonra bu yorumlar bizi bağlamaz.

Hulasa: Kulağına müdahalede bulunulmuş kurbanlık, ne kurban olarak, ne adak olarak ve ne de akika olarak yerine gelmez.

Hadisin Sıhhati Hakkında Birinci İtiraz:

Hadisin isnadındaki raviler güvenilirdir. Ancak Darekutnî, Ebû İshâk’ın Şureyh b. Numân’dan işitmediğini, bunu İbn Eşva’ yoluyla Şureyh’ten rivayet ettiğini söyleyerek illetlendirmiştir.[5]

Cevap:

Bu durum, hadisin sıhhatine zarar vermez. Bilakis isnadı kuvvetlendirir. Zira Sa‘îd b. ‘Amr b. Eşva sikadır. Böylece Ebu İshak’ın Şureyh b. Numan’dan işitip işitmediğine dair tedlis şüphesi ortadan kalkar.

Ziyâ’u’l-Makdisî, Tirmizî, İbn Cerîr et-Taberî, İbn Hibbân, Hâkim ve Zehebî’nin de dedikleri gibi hadisin isnadı sahihtir.

İbn Hazm rivayet yollarını zikrettikten sonra “Haber sahih olarak sabit olmuştur” demiştir.[6]

Şu‘ayb el-Arnâ’ut Musned tahkikinde hasen demiştir.

İkinci İtiraz:

Şeyh Elbânî, Ebû İshâk’ın ihtilata uğraması ve Şureyh b. Numan’ın meçhule yakın olması sebebiyle zayıf saymıştır.

Cevap:

Şeyh el-Elbanî, Sahihu Suneni Nesai’de “Kulaklarına ve gözlerine iyice dikkat etmemizi emretti” kısmının sahih olduğunu söylemiştir. İrvau’l-Galil’de ise rivayet yollarının toplamı ile sahih demiştir.[7]

Ebû İshâk es-Sebiî’ye gelince, güvenilir bir ravi olup bunu kendisinden on bir farklı ravi rivayet etmiştir. Bu raviler:

1- Ziyad b. Hayseme[8]: sikadır.

2- İsrail b. Yunus[9]: Ebu İshak’ın ashabından en sağlam olanıdır.

3- Kays b. Rebî[10]: Saduktur. Ebu İshak’ın, bu hadisi Said b. Eşva’dan, onun da Şureyh b. Numan’dan işittiği bu tarik ile sabit olmuştır.

4- Zuheyr b. Muaviye[11]: Ebu İshak’tan ihtilata uğramasından sonra da rivayet etmiştir. sikadır.

5- Ebû Bekr b. Ayyâş[12]: saduktur.

6- ‘Alî b. Sâlih[13]: sikadır.

7- Şureyk b. ‘Abdillâh[14]: Saduktur, hıfzı kötüdür.

8- Zekeriya b. Ebi Zaide[15]: Ebu İshak’tan ihtilata uğramasından sonra da işitmiştir. Sikadır.

9- Yunus b. Ebi İshak[16]: saduktur.

10- Hudeyc b. Muaviye[17]: saduktur.

11- el-Cerrah b. Dahhak[18]: saduktur. Ebu İshak’ın bu hadisi Said b. Eşva’dan, onun da Şureyh b. Numan’dan işittiği bu tarik ile de sabit olmuştur.

Nitekim İsrail b. Yunus, Zuheyr b. Muaviye ve Zekeriya b. Ebi Zaide’nin Ebû İshâk’tan rivayetlerinin en sağlam rivayetler olduğu belirtilmiş, Buhârî ve Müslim İsrail yoluyla Ebû İshâk’tan rivayette bulunmuşlardır.[19]

Yine Sufyan es-Sevrî bunu; Said b.Eşva – Şureyh b. Numan – Ali radıyallahu anh yoluyla rivayet etmiştir. Şureyh b. Nu’man şöyle demiştir:

كنت عند علي فسأله رجل عن الأضحية فقال لا مدابرة ولا مقابلة ولا شرقاء سليمة العين والأذن

“Ali radıyallahu anh’ın yanında idim. Birisi ona kurbanlık hakkında sordu. Ali radıyallahu anh dedi ki: “Kulağı arkadan veya önden delinmişi, ortadan yarılmışı kurban olmaz. Gözü ve kulakları sağlam olmalıdır.”[20]

Burada rivayet mevkuf gelmiş, Darekutni de mevkuf olmasını tercih etmiştir. İbn Ebi Hatim ise, Cerrah b. Dahhak – Ebu İshak – Said b. Eşva – Şureyh – Ali radıyallahu anh yoluyla merfu rivayetini tercih etmiştir.[21] Şureyh b. Numan hakkında Ebu İshak es-Sebiî ve ondan ikrar ile; İbn Hacer: “saduk” demişlerdir.

Şeyh el-Elbani de Daifu Ebi Davud’da mevkuf olarak sahih olduğunu kabul etmiştir.

Hadisin merfu oluşunun şahitlerine gelince:

1- Ebu Mesud el-Ensari radıyallahu anh dedi ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

لا يضحى بمقابلة و لا مدابرة و لا شرقاء و لا خرقاء و سلم العين و الأذن

Kulağı önden delinmiş, arkadan delinmiş, ortadan yarılmış ve yuvarlak delinmiş olan, gözü ve kulağı sağlam olmayan hayvanı kurban kesmeyin[22]

2- Ali radıyallahu anh’den:

أمرنا رسول الله صلى الله عليه و سلم أن نستشرف العين والأذن

“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize kurbanlık hayvanların gözlerini ve kulaklarını iyice kontrol etmemiz emretti.”[23]

 3- Huzeyfe radıyallahu anh’den:

أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - أَنْ نَسْتَشْرِفَ الْعَيْنَ، وَالْأُذُنَ

“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize (kurbanlık hayvanların) gözlerini ve kulaklarını iyice kontrol etmemiz emretti”[24]

4- İbn Mesud radıyallahu anh’den:

أمَرَنا رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَستشرِفَ العينَ والأُذنَ في الأَضاحي

“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize kurbanlık hayvanların gözlerini ve kulaklarını iyice kontrol etmemiz emretti”[25]
Kurbanda Ortaklık Hakkında Bir Önemli Uyarı Daha
Geçtiğimiz yıllarda bazı arkadaşların iki sığıra 14 kişi veya 3 sığıra 21 ortak olarak kurban kestiklerine ve ortaya çıkan etleri 14 kişiye veya 21 kişiye paylaştırdıklarına şahit olduk. Şüphesiz böyle bir uygulama bid'attir. Zira bu şekilde hareket edildiğinde her bir hayvana 14 yahut 21 kişi ortak olmuş olur. Bilakis her bir sığır için en fazla 7 kişi, ayrı ayrı olarak ortak olmak gerekir. Sünnetteki uygulama böyledir. 




[1] Sahih. Ahmed (1/83, 101, 127, 129, 137, 150); Tirmizî (1498); Ebû Dâvud (2804-2806); Nesâ‘î (4372-74); İbn Mâce (3142); Dârimî (1952); Ziyâ’u’l-Makdisî, el-Muhtare (2/113-116 no: 487-488); Hâkim (4/249); İbnu’l-Cârud, el-Muntekâ (906); Beyhakî (9/275); Darekutnî, el-‘İlel (3/239) Darekutni el-Mu’telef ve’l-Muhtelef (2/49).
[2] İbn Kesir Tefsiri (5/422)
[3] Tahavi, Şerhu Meani’l-Asar (6193-6198 nolu rivayetlerin açıklaması. Tercümesinde: no:6057-6060, cilt 6 s.361)
[4] Kurtubi (5/390)
[5] Darekutni el-İlel (3/238)
[6] el-Muhallâ (7/359-360)
[7] İrvau’l-Galil (4/364)
[8] Nesai (4375) Tahavi Şerhu Meani’l-Asar (6193) Ziya (2/115)
[9] Hakim (4/249) Ziya (2/115) Beyhaki (9/275) Darimi (2/106) Buhari Tarih (4/230)
[10] Ziya (2/116) Hakim (4/249) Veki Ahbaru’l-Kudat (3/13)
[11] Ahmed (1/108, 149) Ebu Davud (2804) Nesai (4373) Ziyau’l-Makdisi (2/113) Tahavi Şerhu Meani’l-Asar (6194) Nesai Sunenu’l-Kubra (4463) Beyhaki (9/275)
[12] Ahmed (1/80) Nesai (4374) Nesai Sunenu’l-Kubra (4464) İbn Mace (3142) Ziya el-Makdisi (2/114) İbnu’l-Carud (906)
[13] Ahmed (1/128) Ziya (2/115)
[14] Tirmizi (1498) Ziya (2/115)
[15] Nesai (4372) Nesai Sunenu’l-Kubra (4462) Ziya (2/115)
[16] Ziya (2/115)
[17] Ziya (2/115)
[18] Ziya (2/116) Darekutni el-İlel (2/239)
[19] Bkz. el-İgtibat bi-men Rumiye mine’r-Ruvvat bi’l-İhtilat (1/273).
[20] Sahih mevkuf. Darekutni el-İlel (3/239) Ziya (2/116) Buhari Tarih (4/229)
[21] İbn Ebi Hatim el-İlel (1606)
[22] Hasen ligayrihi. Taberani (17/243) isnadında Abdulgaffar b. Kasım zayıftır.
[23] Sahih. Nesai (4376) Tirmizi (1503) İbn Mace (3143) Tayalisi (160) İbn Huzeyme (2915) Hakim (1/641, 4/250) İbn Hibban (13/243) Ahmed (1/152) el-Elbani Sahihu İbn Huzeyme tahkikinde: “Hasen, sahih” demiştir.
[24] Sahih ligayrihi. Bezzar (7/333)
[25] Sahih ligayrihi. Musannefatu İsmail es-Saffar (528) Ebu Ubeyde, babası ibn Mesud radıyallahu anh’den işitmemiştir.

23 Eylül 2014 Salı

İmam Ebu'l-Hasen el-Kercî el-Kassâb'ın (v.360) Kıyas Hakkındaki Sözlerinden


İmam Ebu’l-Hasen el-Kercî, Nuketu’l-Kur’ân’da (2/90) şöyle demiştir: “O halde (ey mü'minler!), eğer Allah'a ibadet ediyorsanız, O'nun helâl ve temiz olarak size verdiği rızıktan yiyin ve Allah'ın nimetine şükredin. O size sadece ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkasının adına kesilenleri haram kılmıştır. Her kim (ölüm korkusuyla) yemek zorunda kalırsa saldırmadan ve aşırı gitmeden (bunlardan yiyebilir); şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir. Dillerinizin yalan vasfetmesi dolayısıyla 'şu helâldir; bu da haramdır" demeyin; aksi halde Allah'a iftira etmiş olursunuz. Allah'a iftira edenler ise, asla felah bulmazlar. Onlar için (dünyada) az bir menfâat (âhirette de) acı bir azâb vardır.” (Nahl 114-117)

Bu ayetlerde Allah’ın anlamaya muvaffak kıldığı, zorlama ve inadı bir tarafa bırakan, helal ve haram kılmada nefsinin kıyastan aldığı tada itibar etmeyen kimseler için kıyasın batıl oluşuna dair hüccet açıktır.

Bu ayet Allah’ın helal kıldığı bütün rızıklara teşvikle başlamakta, bunun üzerimizde bir nimet olduğunu haber vermekte ve şükretmemizi emretmektedir. Sonra haram kısmına geçmekte ve şöyle buyrulmaktadır: “O size sadece ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkasının adına kesilenleri haram kılmıştır.” Bunun dışında kalan her şey rızık, helal ve tayyibe dahil olup, şükretmemiz gereken nimetlerden sayılmıştır. Ayrıma ibtida olarak değil, ancak önceki kısımdan istisna anlamında gidilmiştir. Allah Azze ve Celle bununla da yetinmemiş, peşinden şöyle buyurmuştur: “Dillerinizin yalan vasfetmesi dolayısıyla 'şu helâldir; bu da haramdır" demeyin; aksi halde Allah'a iftira etmiş olursunuz. Allah'a iftira edenler ise, asla felah bulmazlar. Onlar için (dünyada) az bir menfâat (âhirette de) acı bir azâb vardır.”

Kendisine itaat edilmesi farz kılınmış olan, helal ve haram kılması ancak Allah Azze ve Celle’nin emriyle olan Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem dışında, insanlardan hiç kimsenin helal ve tayyib rızık cümlesinden istisna edilen bu dört şeye ekleme yapma hakkı yoktur. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yırtıcı hayvanlardan azı dişi olanları, kuşlardan pençeli olanları ve ismen sayılı olan bazı şeyleri haram kılmıştır. Yine zinakârın kazancını, köpek ücretini, hayvan çiftleştirme ücretini haram kılmış, güvenilir kimselerin rivayetleriyle gelen hadislerinde bazı alış verişleri yasaklamıştır. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den nas olarak bulduğumuz her şey bu dört maddeye katılır. Hakkında nas bulunmayan şeyin haram kılınması kişilerin görüşleridir. İyice düşünen ve ayetin inceliklerine dalanlara göre ayetin hükmüyle bunlar iftiradır."
Tercüme: Ebu Muaz

6 Eylül 2014 Cumartesi

Haricilere Mücahid Diyen Fitneci Sapık Kuytul’a ve Taraftarlarına İhtar!

Müslüman gençleri saptırmak için en çok havlayan cehennem köpekleri gibi provakasyon yapan biri olan, seminerlerinin çoğunu kendini övüp egosunu tatmin etmekle tamamlayan riyakâr Alpaslan Kuytul, Beşar Esed’i tekfir etmekle yetinmiyor, Suriye’deki fitneyi Suud gibi diğer Müslüman ülkelerinde de arzu eder bir tarzda Suud tagutunu da tekfir ediyor, Suudlular Suriye’de savaşacağına kendi krallarıyla savaşsın diyor!

’Mescidu'l-Haram'da Okunan Ezandaki Bidat Hüccet Değildir


Bilindiği üzere Ezan'da teganni yapmak (adaletsiz uzatmalar ve ses dalgalandırmalar) asrımızda yaygınlaşmış olan çirkin bid'atlerdendir. Nitekim Abdurrazzak Musannef’inde Yahya el-Bekkâ’dan şöyle rivayet etmiştir: “İbn Ömer radıyallahu anhuma’nın birisine şöyle dediğini gördüm: “Muhakkak ki ben sana Allah için buğzediyorum.” Sonra arkadaşlarına dedi ki: “Çünkü bu ezanında teganni ediyor ve bundan dolayı ücret alıyor.”

4 Eylül 2014 Perşembe

Neşidler

video

Söz: Ebu Muaz
Okuyan: Ebu Ali
Söz: Ebu Muaz
Okuyan: Ebu Ali
Söz: Ebu Muaz
Okuan: Ebu Ali
Söz: Ebu Muaz
Okuyan: Ebu Ali

30 Ağustos 2014 Cumartesi

Bölücü kimdir?

Bu ümmeti bölen ve saflarını ayıran;
* Zamanımızın yaltakçı ve kaypak ricaline yakın olabilmek adına sizi bu ümmetin salih selefinin yolundan ayıranlardır. Evet, asıl bölücüler bu ümmetin evveli ile sonrakilerinin arasını bölenlerdir!
*Onlar; üzerinde icma edilmiş olan velâ (yani; kitap ve sünnete salih selefin menheci üzerine sarılanlara dostluk etmek, onlara yakın olmak, onları yardımsız bırakmamak) ve berâ (kafir, fasık ve bid'atçilere düşmanlık edip onlardan uzaklaşmak, onlarla oturmamak) esaslarını iptal etmektedirler. 
*Onlar; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ashabı, tabiin ve onlara güzellikle uyan imamların üzerinde bulundukları bu yolu "Haricilik" veya "tekfircilik" olarak lanse eden, kalpleri haktan kaymış kimselerdir.
* Onlar; bid'at ehlinin reddedilmesi ve aşağılanmasını "gıybet" zannederler, onlara merhamet eder, reddedilmelerine ve aşağılanmalarına katlanamaz ve itiraz ederler! Fakat sünnet ehlini gıybet edip, şereflerini parçalamaktan hiç çekinmezler!
*  Onlar; türlü sahtekârlık, iki yüzlülük ve çirkeflikleri açıkça sergileyen bid'at ehline karşı olmadık hüsn-ü zanlar besleyip "bakalım anladılar mı?" kuruntularına sarılan, lakin sünnet ehline karşı suizanlarda bulunup onlardan uzaklaşanlardır.
* Onlar; kendi aleyhlerinde olan nasları kendileri lehine zanneden, anlayıştan mahrum edilmiş kimselerdir. "Müslüman, Müslümanın kardeşidir, onu yardımsız bırakmaz, ona sırt dönmez...." gibi nasları kendileri lehine delil zanneder ve bu hadisleri bid'at ve sapıklık ehli için değerlendirirler, lakin sünnet ehline karşı asla bu türden hadisler akıllarına gelmez.
* Onlar; kitap ve sünneti anlamada selefin yolunu esas alan ilim ehli ile beraber, delillerle hareket etmeyi "taassup" olarak niteleyen, emredilmiş olan; hak üzerindeki ittifaktan rahatsızlık duyan, fakat cahilleri ve hevâlarını önder edinmekten geri durmayan ve ihtilafı seven kimselerdir.
* Onlar; hak hevâlarına uygun düşünce ayakta alkışlayan, hevâlarına uymadığında ise yerden yere vurup taşlayan kimselerdir. 
* İnsanların en hayırlıları Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in asrında yaşayanlar, sonra onlardan sonra gelenler ve sonra onlardan sonrakilerdir! O salih selef ile aramızı açanlar bölücülerin ta kendileridir!
Bu asrın insan suretindeki şeytan kalpli, yüze karşı sözleri baldan tatlı, gıyabdaki özleri ise baldıran zehri olan insanlarından geri durmak; Allah ile, rasulü ile, bu ümmetin salih selefi ile bağları koparmamaktır!
Bir koltuğa iki karpuz sığmaz! Kişi ya salih selefin menhecinde yürüyenlerle birlik olur yahut da kaypak gevşemecilerle! İkisinin arasında bir yol tutmak isteyenler ise münafıkların yolunu takip edenlerdir. 

Bid'atçiye Selam Vermek, O'na Sevgi Beslemektir!


İmam Ahmed b. Hanbel rahimehullah şöyle demiştir:
 (إذا سلم الرجل على المبتدع فهو يحبه قال النبي صلى الله عليه وسلم : ألا أدلكم على ما إذا فعلتموه تحاببتم؟ أفشوا السلام بينكم)
"Bir kimse bid'atçiye selam veriyorsa onu seviyor demektir. Zira Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Dikkat edin! Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi size göstereyim mi? Aranızda selamı yayın."
(el-Âdâbu'ş-Şer'iyye 1/233)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente vahdeke la şerîke leke estağfiruke ve etûbu ileyk" (İbn Bişrân Emâlî, 291, Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)

Kitaplar

Cevâmiu'l-Kelîm Programı