Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Neşidler

Neşidler: Okuyan: Ebu Ali Sözler: Ebu Muaz Neşidler 2: Okuyan: Ebu Sumeyra Sözler: Ebu Muaz

Ders Programı

* Çarşamba Akşamları Saat: 20:00 Ankara Daru's-Sunne Mescid'inde Bizden Olmayanlar Şerhi (İnspeak'te canlı olarak yayınlanmaktadır)

* Cumartesi Saat: 17:00 ile 21:00 arası Ankara Daru's-Sunne Mescid'inde Kıraat, Tecvid, Hadis Usûlü ve "Sahih Tefsir" dersi

* Pazar Akşamları Saat: 20:00 Riyazu's-Sâlihîn Şerhi İnspeak'te canlı olarak yayınlanmaktadır

* İnspeak'te Daru's-Sunne odasında eski sohbet kayıtları her gün gündüzleri yayınlanmaktadır

12 Ocak 2015 Pazartesi

Yöneticilere Karşı Cihad Olur mu? - Şeyh Mukbil b. Hâdî


Soru: Neden bizler özellikle Alah’ın delilleriyle indirdiği hükümlerle hükmetmeyen yöneticilere karşı cihad ilan etmiyoruz?

Karşı Çıktığımız Hizipçilik Nedir? Şeyh Mukbil b. Hadi


Soru: Bazı hizipçiler bizim hizipçiliği ve anlamını bilmemekle suçluyor. Bize göre hizipçinin, bir meselede bile olsa bize muhalif olan herkes olduğunu söyleyerek suçluyorlar. Bizim muhaliflerimize güzel muamele yapmadığımızı söylüyor ve bizden hizipçiliği tarif etmemizi istiyorlar. Ey faziletli şeyh! Bize bir şahsın hizipçi olduğuna nasıl hükmedilebileceğini açıklar mısınız? Hizipçilik nedir ve hizipçi kimdir? Kınanan hizipçiliğin şartları nelerdir? Allah size hayırlı karşılık versin.

Bayramınız Mubarek Olsun Sözü Bid'at midir? - Şeyh Mukbil b. Hadi


Soru: Naslarda kutlamalarda meşhur olan “Bayramınız mübarek olsun” “her zaman hayırda olun” “Allah bizden ve sizden kabul etsin” gibi sözler gelmiş midir?
Şeyh Mukbil b. Hadi’nin cevabı: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den bu konuda gelen bir şey bilmiyorum. Bu sözlerde bir sakınca yoktur. Bunların bid’at veya haram olduğunu söylemek doğru değildir.”
Kaynak: Fadaih ve Nasaih (s.87)
Tercüme: Ebu Muaz

Suret Bulunan Para Taşımak Zarurettir - Şeyh Mukbil b. Hâdî


 ﻭﺣﻤﻞ ﺍﻟﺼﻮﺭ ﻣﺤﺮّﻡ ﻓﻲ ﺟﻤﻴﻊ ﺍﻷﻭﻗﺎﺕ ﻟﻜﻦ ﻟﻢ ﻳﻘﻞ ﺍﻟﻨّﺒﻲّ - ﺻﻠّﻰ ﺍﻟﻠﻪ ﻋﻠﻴﻪ ﻭﻋﻠﻰ ﺁﻟﻪ ﻭﺳﻠّﻢ - ﻣﻦ ﺻﻠّﻰ ﻭﻓﻲ ﻣﺨﺒﺎﻩ ﺻﻮﺭﺓ ﻓﺼﻼﺗﻪ ﺑﺎﻃﻠﺔ  ﺛﻢّ ﺣﻤﻠﻬﺎ ﺃﻳﻀﺎ ﻳﻌﺘﺒﺮ ﺿﺮﻭﺭSoru: İnsanların geneli ceplerinde, üzerinde canlı sureti bulunan paralar olduğu halde namaz kılıyorlar. Bu şekilde namaz caiz midir?
Şeyh Mukbil b. Hadi rahimehullah’ın cevabı: Namaz sahihtir. Canlı sureti taşımak her vakit haramdır. Lakin Nebî sallallahu aleyhi ve sellem: “Cebinde suret bulunanın namazı batıldır” buyurmamıştır. Hem bu paraları taşımak zaruretten sayılır. Çünkü iş (yönetim) ehli olmayanlara verilmiştir ve insanlar üzerinde suret bulunan paraları taşımaya mecbur edilmiştir. Bu paraları taşımak zaruretten sayılır.”

Bayram Namazını Musallada Kılmak ve Bayramda Yeni Elbise Giymek


Soru: Bayram namazının musalla’da kılınması farz mı, müstehap mıdır? Yine bayramda yeni ve güzel elbise  giymenin hükmü nedir?
Şeyh Mukbil b. Hadi rahimehullah’ın cevabı: Bayram namazının musallada kılınmasına gelince, daha önce sorulmuştu. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem buna devam ettiği için farzdır. Yine namazgahta kubbe veya tavan olabilir. Yağmur veya başka bir zorunluluk olmadıkça mescidde kılınmamalıdır.
Yeni elbise giyme ve bakımlı olmaya gelince, bu güzel bir şeydir. Zira Ömer radıyallahu anh bir adamda ibrişimli (iyi cinsten ipekli) bir elbise görünce: “Ey  Allah’ın rasulü! Onu satın alsan da elçiler geldiğinde ve bayram gününde giysen olmaz mı?” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Bu elbiseyi ancak nasipsizler giyer” buyurdu. Bu hadis, bayram gününde ipekli olmaması halinde yeni ve güzel elbise giymeye delildir.  Yine erkekler altın da kullanmamalıdır. Allah yardımcımız olsun.”
Ta’z gençlerinin soruları adlı kasetten.
Tercüme: Ebu Muaz

8 Ocak 2015 Perşembe

Yeni Çıkan Kitaplar

Ebu Muaz el-Çubukâbâdî
Kur'ân ve Sahih Sünnete Göre Abdest ve Namaz Ahkâmı
Ebu Muaz el-Çubukâbâdî
ciltli, şamua kağıt 535 Sayfa

Bizden Olmayanlar
Ebû Muâz el-Çubukâbâdî
ciltli, şamua kağıt 875 sayfa
Sipariş için buraya tıklayın

6 Ocak 2015 Salı

Yöneticilerle İmtihan Edilen Ümmet Ne Yapmalı?


Hasen el-Basrî rahimehullah dedi ki:

لَوْ أَنَّ النَّاسَ إِذَا ابْتُلُوا مِنْ قِبَلِ سُلْطَانِهِمْ بِشَيْءٍ دَعُوا اللَّهَ أَوْشَكَ اللَّهُ أَنْ يَرْفَعَ عَنْهُمْ، وَلَكِنَّهُمْ فَزِعُوا إِلَى السَّيْفِ فُوُكِلُوا إِلَيْهِ وَاللَّهِ مَا جَاءُوا بِيَوْمٍ خَيْرٍ قَطُّ، ثُمَّ قَرَأَ: وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ الْحُسْنَى عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ بِمَا صَبَرُوا وَدَمَّرْنَا مَا كَانَ يَصْنَعُ فِرْعَوْنُ وَقَوْمُهُ وَمَا كَانُوا يَعْرِشُونَ


“İnsanlar yöneticileri tarafından bir şeyle ibtila edilirlerse Allah’a dua ettikleri zaman Allah’ın bu belayı kaldırması yakındır. Lakin onlar kılıca sarılırlarsa kendi hallerine bırakılırlar. Vallahi onlar asla hayır görmezler.” Sonra şu ayeti okudu: "Rabbinin İsrailoğullarına olan o güzel vaadi sabrettikleri için tamamlandı. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını ve yükselttiklerini harap ettik” (A'raf 137)

İsnadı hasendir. İbn Ebî Hâtim Tefsir (8897) Ebu Abdillah ed-Dani, Silsiletu’l-Asari’s-Sahiha (551) Suyuti, el-İklil (s.131)




4 Ocak 2015 Pazar

Namazın Terkinin Küfür Oluşundaki İcma Hakkında Şüphenin Giderilmesi


Mürcie’ye uyum gösteren bazı gevşek kimselerin namazın terkinin küfür olmadığını ispat için yayınladıkları bazı risalelerde, Bişr b. El-Mufaddal’ın Said b. Iyas el-Cerîrî’den rivayetinin zayıf sayılmaya çalışıldığı ile ilgili soru sorulması üzerine, bu şüpheye şu cevabı vermem gerekli oldu:
 İbn Hibban dedi ki: “Said b. Iyas el-Cerirî vefatından üç sene önce ihtilata uğradı fakat ihtilatı fahiş olmamıştır. Bu yüzden onu es-Sikat’ta zikrediyorum”
Abdullah b. Ahmed dedi ki: “Babam dedi ki: İbn Uleyye’ye “el-Ceriri ihtilata uğradı mı?” dedim. Dedi ki: “Hayır, sadece yaşlandı ve hassaslaştı.”
El-İclî dedi ki: “Basralı’dır. Sikadır. Ömrünün sonlarında ihtilata uğradı. İhtilatından sonra rivayet edenler; Yezid b. Harun, İbnu’l-Mubarek, İbn Ebi Adiy, gibi küçükler (etbau’t-tabiinin küçükleri) ihtilatından sonra rivayet etmişlerdir. Ondan sahih olarak rivayet edenlerden; Hammad b. Seleme, es-Sevri, Şu’be, İbn Uleyye ve Abdula’la O’ndan işitmesi en sahih olanlardır. Bunlar ihtilatından sekiz sene önce rivayet etmişlerdir.”
Ebu Ubeyd el-Acurri de: “Ceriri’den en çok rivayet eden İsmail b. Uleyye’dir. Eyyub’a (es-Sahtiyani) yetişen herkesin Ceriri’den işitmesi ceyyiddir” demiştir.
Ceriri 144 yılında vefat etmiştir.
Derim ki: Bişr b. Mufaddal etbaut’tabiin’in orta tabakasındandır. Buhari ve Muslim; Bişr b. El-Mufaddal’In el-Ceriri’den rivayetiyle hüccet getirmiştir. Bkz.: Buhari, No: 2654, 6273, 6919 Muslim no: 913
Şeyh el-Elbani, Bişr – Ceriri yoluyla gelen rivayetlere sahih demiştir. Bkz.: Ebû Dâvûd no: 1195 Tirmizî 1901, 2301, 2622, 3019
Tirmizi’nin 2622 no’lu rivayeti namazın terkinin küfür olduğunda sahabenin icma ettiğine dair mevzubahis olan rivayettir. İbn Hacer de Tahricu’l-Keşşaf’ta (1/204) bu rivayetin Buhari ve Muslim’in şartlarına göre sahih olduğunu ikrar etmiştir.
Şuayb el-Arnaut da Ebû Dâvûd’un 1195 no’lu hadisi hakkında: “İsnadı sahih. Çünkü Bişr b. Mufaddal Said b. İyas el-Ceriri’den ihtilatından önce işitmiştir” demiştir. Bu aynı zamanda Muslim’in 913 nolu rivayetidir.
Nitekim Burhanuddin el-Halebi’nin el-İgtibat kitabına ta’lik düşen Alauddin Ali Rida, Buhari ve Muslim’in rivayet etmiş olmalarını, Bişr’in el-Ceriri’den ihtilatından önce işitmiş olmasının delili olarak zikretmiştir. (s.127 no:39)
Allah en iyi bilendir.
Ebu Muaz.

3 Ocak 2015 Cumartesi

Bâtıl, Hak Suretinde Gelir, Lakin Hak Bâtıl Suretinde Gelmez



Bâtılı Hak Suretine Sokup İsmini Değiştirmeleri Bâtıl Ehlinin Batıllarını Sunma Vesilelerindendir.
Şeyh Muhammed Bazemul
Tercüme: Ebu Muaz
Riba’yı (faide) diye isimlendirmeleri, miting ve ayaklanmaları; iyiliği emir ve kötülüğü yasaklama olarak isimlendirmeleri, Mudahene’yi (yağcılığı); şer’î siyaset diye isimlendirmeleri gibi.
İbnu’l-Kayyım rahimehullah İgasetu’l-Lehfan’da (2/80-82) şöyle demiştir: “Batıl hileler; dinî akidleri faydasız, boş şeyler haline getirmiştir. Zira bu hileleri yapan kimse, bu hükümlerin koyulma sebeplerini kastetmez. Hatta onun bu hükümlerin hakikatini kastetmekle asla alakası olmaz. Onun amacı sadece yasaklanmış olan şeye ulaşmaktır. Böylece hileleri, yasaklanan kötülükleri işleyebilmek için bir örtü ve kendisiyle gizlenebileceği bir kalkan edinir. Böylece dini değiştirerek bu yasağın kapsamından çıkarır.
Nitekim Cehmîler yaptıkları ta’tile (Allah’ın isim ve sıfatlarını iptal etmeye); “tenzih” adını vermişlerdir.
Münafıklar, nifakın adını değiştirerek; ihsân (iyilik), uyumluluk, akıl ve geçim adını vermişlerdir.
Zalimler ve facirler zulüm ve düşmanlığın adını değiştirerek; siyaset ve suçluları cezalandırmak adını vermişlerdir.
Vergiciler ve haraççılar verginin/haracın adını değiştirip; mücahidlere yardım, cephelere destek ve kaleleri imar adını vermişlerdir.
Rafıziler ilhadın, küfrün,  Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hizbi, dostları ve yardımcıları olan sahabelere sövmenin adını değiştirerek; Ehli Beyt sevgisi adını, onlara taassup etmeye de; onlara dostluk adını vermişlerdir.
İbahîler ve tasavvufa nispet edilen fasıklar, bidatlerinin ve şatahatlarının adını değiştirerek; fakr, zühd, haller, marifetler, muhabbetullah ve benzer adlar vermişlerdir.
İttihatçılar (vahdeti vücutçular) en büyük küfür ve sapmanın adını değiştirerek; tevhid adını vermişlerdir. Varlık birdir, iki değildir, o da sadece Allah’tır, yaratıcı ve yaratılan diye iki ayrı varlık yoktur, rab ve kul diye bir şey yoktur, bilakis bütün varlık tek bir şeydir, o da rabbin hakikatidir” demişlerdir.
Kaderîler; Allah Teâlâ’nın bütün varlıklar, onların zatları ve fiilleri üzerindeki kapsamlı kudretini inkar etmenin adını değiştirerek adalet adını vermişler, şöyle demişlerdir; “Şayet rab, kullarının bütün fiillerini takdir etmiş olsaydı, onlara zulmetmiş olurdu” Böylece kaderi yalanlamalarına “adalet” adını vermişlerdir.
Cehmî’ler Allah Subahnehu’nun sıfatlarının kemâlini inkar etmeye “tevhid” adını vermişler ve şöyle demişlerdir: “Şayet Allah Subhanehu’nun işitme, göre, kudret, hayat, irade, kelam sıfatları olsaydı, O tek olmaz, birçok ilahlar olurdu”(!)
Şehvetlerine uyan fasıklar, günah ve isyanlarının adını değiştirerek; ümit, Allah Teâlâ’ya güzel zanda bulunmak, O’nun affetmeyeceği şeklinde kötü zanda bulunmamak adını vermişler ve şöyle demişlerdir: “İsyan ve şehvetlerden uzaklaşmak Allah Teâlâ’nın affediciliğine karşı kötü zan beslemektir. O’na cömertlik, kerem ve affediciliğin zıddını nispet etmektir.”
Hariciler yöneticilerle vuruşma ve onlara karşı ayaklanmanın adını değiştirerek; iyiliği emretme ve kötülüğü yasaklama (ya da bugün dedikleri gibi: cihad) adını vermişlerdir.
Bid’at sahiplerinin hepsi bid’atlerinin adını değiştirerek bid’atlerine göre farklı isimler vermişlerdir.
Müşrikler şirklerinin adını değiştirerek; “Allah için tazim, Allah’a yakınlaşmak için vesile ve şefaatçiler edinme” adını vermişler, edindikleri ilahların kendilerini Allah’a yaklaştırdığını iddia etmişlerdir.
Her bâtıl sahibi bâtılını revaca getirebilmek için ona hak olan isimler vermiştir.
Maksat; haram hilelerin ve tuzakların ehli, bâtıl olan unsurları meşru olan isimler altında sunmaktadır. Böylece hakikatleri ve maksatları yerinde olmaksızın bâtıllar icra edilmektedir.”

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente vahdeke la şerîke leke estağfiruke ve etûbu ileyk" (İbn Bişrân Emâlî, 291, Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)

Cevâmiu'l-Kelîm Programı