Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 ez-Zeria Şerhi
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 el-Albaniyyât Şerhi
Saat 20:00 Sahih Tefsir Şerhi
(Dersler Youtube kanalından canlı yayınlanmaktadır)
https://www.youtube.com/channel/UCC_Lmx060zjKmHNfEBTIbWw



17 Haziran 2013 Pazartesi

Kıyası Terk Etmek İmandandır

Allah Teala şöyle buyurmuştur: "Hayır, Rabbin hakkı için onların arasında çıkan ihtilaflı işlerden seni hakem tayin edip verdiğin hükme gönül hoşluğuyla teslim olup uymadıkça iman etmiş olmazlar" (Nisa 65)

10 Haziran 2013 Pazartesi

"Ayakta İçen Kussun" Hadisi Sahih mi?

Mezhep Taklitçileri ve İki Eşeğin Kıssası


Bir tüccarın iki eşeği varmış. Günlerden bir gün bunlardan birine tuz, diğerine tencere yüklemiş ve yola çıkmışlar. Yolun yarısında tuz yüklü olan eşek heybesindeki yükün daha çok ve boş tencerelerden daha ağır olduğu için mazlum olduğunu düşünmüş. Yükü daha az ve daha hafif olan tencere yüklü eşeğe gıbta etmiş. Tuz yüklü olan eşek sıcaktan ve yükünün ağırlığından bunaldığı için yol kenarında bulunan bir göle girmiş. Suyu gören tuz da eridiğinden eşek sanki yeniden doğmuş gibi hissetmiş ve dinç bir şekilde çıkmış. Tencere yüklü olan eşek arkadaşının dinç bir şekilde çıktığını görünce onun gibi olmak için girmiş suya. Tencereler suyla dolmuş. Sudan çıktığında sırtında suyla dolmuş olan tencerelerin ağırlığından çatlayacak gibi olmuş.

Bu kıssa ilk merhalelerinde bulunan ilim talebelerinin haline uygundur. Kıssanın hissesi açıktır: İlim talebesi başkasını taklid etmemelidir. Bilakis kendi içtihadıyla amel etmeli, başkasını taklidle yetinmemelidir. Aksi halde tencere yüklü eşeğin başına gelenler onun da başına gelir.
Nasların ensarı olanlar için bu kıssada tencere yüklü eşeğin yaptığı gibi yapmama hissesi vardır. Aksi halde "tuz yüklü eşekteki dinçliğin illetinin su olduğunu" düşünen tencere yüklü eşeğin yaptığı gibi, kıyas yaparsak sakıncaya düşeriz.

5 Haziran 2013 Çarşamba

Kadın-Erkek Karışık Okul Ve Üniversitelere Gitmek Caiz Değildir/Şeyh Mukbil


Soru: Müslüman bir öğrencinin üniversiteye gitmesi uygun mudur? Hepimiz biliyoruz ki orda genç kızlarla karışık bulunulmaktadır?

Cevap: Üniversiteye ve kadınlarla erkeklerin karışık olduğu okullara gitmek caiz değildir. Bu bir fitne sayılır. İlme kötülüktür, dine kötülüktür, gençlere kötülüktür, genç kızlara kötülüktür! Müslümanın, Allah kendisine bir yol ve çıkış nasip etmesine kadar bundan uzak durması gerekir. Allah yardım etsin. Nitekim bu hususu “Tahziru’d-Daris Min Fitneti’l-Medaris” adlı kasette açıkladık.

Link: http://www.muqbel.net/fatwa.php?fatwa_id=3035

Tercüme Ebu Muaz

Sütunlar Arasında Namaz Kılmanın Hükmü/Şeyh Mukbil


Soru: Sütunlar arasında namaz kılmanın hükmü nedir? Zaruret halinde bunun caiz olduğunu söyleyenin hükmü nedir?

Cevap: Cemaatle namazda bu mekruhtur. Enes radıyallahu anh: “Bunu mekruh görürlerdi” demiştir. Lakin mescid kalabalık ise inşaallah bunda sakınca yoktur. Kişi yalnız başına namaz kılıyorsa sütunlar arasında namaz kılmakta sakınca yoktur. Nitekim sahabeler namaz kılmak için sütunlara giderlerdi. Tek başına namaz kılanın sütuna doğru kılması ile sütunlar arasında kılması arasında fark yoktur. Buna bir engel de yoktur.

Link: http://www.muqbel.net/fatwa.php?fatwa_id=2967
Tercüme: Ebu Muaz

Hayızlı ve Cünübün Kur'an Okuması, Mescidde Durması/Şeyh Mukbil

Allame Şeyh Mukbil b. Hadi rahimehullah'ın Fetvası'ndan tercüme eden: Ebu Muaz el-Çubukâbâdî
Soru: Hayızlı kadının mushafa dokunması, cünübün Kur’ân okuması caiz midir? Hayızlı kadın mescidde durabilir mi?
Cevap: Buna bir mani bilmiyorum. “Kur’an’a ancak temiz dokunabilir” hadisi Muhammed b. Amr b. Hazm’’ın Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den mürsel bir rivayetidir. İnsanlar mürsel olarak rivayet ettiler. Hakim, - zekatla da ilgili bir rivayet olduğu için - Zekat kitabında bunu muttasıl olarak zikretmiştir. Buna karşı çıkarak dediler ki “Hadis Suleyman b. Erkam yoluyla gelmiştir ve O zayıftır. Nitekim ravilerden biri yanılmıştır. Bazıları: “Hasen b. Musa el-Kantari yanıldı” derken, bazısı başkası yanıldı demişlerdir. Bu yanılgı aradaki ravinin “Suleyman b. Davud el-Havlani” olduğunun söylenmesidir. Suleyman b. Davud el-Havlani ise Suleyman b. Erkam’dan daha iyi durumdadır. Doğrusu bu hadis zayıftır. Taberani’nin Mucemu’s-Sagir’inde de yine bundan başka, huccet derecesine ulaştırmayan bir yoldan gelmiştir.
Ben burada bir mani bilmiyorum. Hayızlı ve cünübün mushafa dokunması caizdir. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem (hayız olan) Aişe radıyallahu anha’ya: “Beyti tavaf etmek dışında hacının yaptığı her şeyi yap” demiştir. Hacı ise mushafa dokunur ve Kur’ân okur.
Soru: “Cünüp halde iken Kur’ân okur mu? Hayızlı mescidde durabilir mi?
Cevap: Cünüp iken Kur’ân okuma hakkında Ali b. Ebi Talib’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in cünüp olmadıkça Kur’ân okuduğu rivayeti vardır. Lakin bu Abdullah b. Selemetu’l-Muradî yoluyla gelmiştir. Onun hakkında öğrencisi Amr b. Murre şöyle demiştir: “Biz onun bazı rivayetini kabul bazısını reddederdik.” Ebu’l-Garib ona mutabaat etmiştir. Ebu’l-Garib meçhuldür veya meçhule benzemektedir. Sonra Ebu’l-Garib’in rivayetinde de ihtilaf vardır. Birinde merfu, diğerinde mevkuf olarak rivayet etmiştir. Tirmizi: “Hasen, sahih” demiş olsa da bu hadis hüccet derecesine ulaşmamıştır. Bilindiği gibi bu rivayet zayıf bir ravi olan Abdullah b. Seleme el-Muradî yoluyla gelmiştir. Kaldı ki Sahihu’l-Buhari’de İbn Abbas radıyallahu anhuma’nın hayızlının ve cünübün Kur’an okumasında sakınca görmediği rivayet edilmiştir. Yine burada hayızlı ve cünübün Kur’an okumasını yasaklayan bir delile ihtiyaç vardır.
Mushafa dokunmak hakkında şunu söylemeyi unuttum: Allah Teâlâ:
لا يَمَسُّهُ إِلا الْمُطَهَّرُونَ
“Ona temiz kılınmış olanlardan başkası dokunamaz” buyurmuştur. Bazıları bu ayeti mushafa; cünüplükten temiz ve abdestli olan kimseden başkasının dokunamayacağına delil getirmişlerdir. Halbuki burada İmam Malik’in Muvatta’ında söylediği gibi melekler kastedilmiştir. O şöyle demiştir: “Ona temiz kılınmışlardan başkası dokunamaz” ayetini Abese suresindeki şu ayetler tefsir eder:
كَلَّا إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ (11) فَمَنْ شَاءَ ذَكَرَهُ (12) فِي صُحُفٍ مُكَرَّمَةٍ (13) مَرْفُوعَةٍ مُطَهَّرَةٍ (14) بِأَيْدِي سَفَرَةٍ (15) كِرَامٍ بَرَرَةٍ (16)
Bir daha bundan sakın; zira Kur'an bir öğüttür. Dileyen o öğüdü alır. Bu öğüt, şerefli ve tertemiz elçiler eliyle yazılmış, şerefi büyük, yüce ve temiz sahifelerdedir” (Abese 11-16) Bunlar ise meleklerdir.”
Durum İmam Malik rahimehullah’ın dediği gibidir. Nitekim şuara suresinde şöyle buyrulur:
Kur'ân'ı şeytanlar indirmemiştir.  (Onu indirmek) onlara düşmez; zaten buna güçleri de yetmez. Onlar, (vahiy sırasında Kur'ân'ı) dinlemekten menolunmuşlardır.” (Şuara 210-212)
Hayızlı kadının mescidde durmasında da bir sakınca bilmiyorum. Nitekim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in mescidinde çadırı olan bir kadın vardı. O kadın da hayız olan kadınlardan idi. buna bir mani bilmiyorum. “Hayızlı ve cünübe mescidi helal kılmıyorum” hadisi ise zayıftır.

Şeyh Mukbil’in Mu’tezile Hakkında Fetvası



Soru: “Mu’tezile Kafir midir yoksa Bid’at ehli midir?

Cevap: Onlarda asıl olan bid’at ehli olmalarıdır. İçkiyi mubah sayan İbrahim en-Nazzam gibi Allah’ın haram kıldığını mubah sayanlardan ve Ebu’l-Huzeyl gibi dinde bilinmesi zorunlu olan şeyleri inkar eden reislerinden olmadıkça onlar genel olarak tekfir edilmezler. Onları bilmeyen diğer tâbîlerine gelince bunlar bid’at ehli sayılırlar.

Bkz.: Garetu’l-Eşrita (1/279)

Suud Bankaları ve Faizsiz Olduğu İddia Edilen Bankalar Hakkında Şeyh Mukbil’in Fetvası


Soru: “Suudi Arabistan, Pakistan ve Sudan’da mevcut olan İslami bankaların İslam’daki hükmü nedir? Bununla beraber Şeyh el-Elbani bunların faiz bankaları olduğu görüşündedir.
Şeyh Mukbil Rahimehullah’ın Cevabı: Mesele Şeyh el-Elbanî hafazahullahu teala’nın dediği gibidir. Zira onlar fazlalık alıyorlar ve: “Bu çalışanların işi karşılığıdır” diyorlar. Bu ise faiz bankalarından sayılır. Nitekim Sudan’a giden kardeşlerimiz Sudan’lıların faiz konusunda başka bir hile yaptıklarını ifade etmişlerdir. Bu, daha önce anlatılan şu hiledir: “Biz makine istiyoruz ve banka bunun için tacire yazıyor ve ona şöyle diyor: “Bunu banka üzerine on beş bine kaydettir ve müşteriye yirmi bin olarak yaz.” Bu tıpkı: efendim Alidir sözünü Ali efendimdir şeklinde söylemek gibidir.”

Bkz.: Kamu’l-Muânid (2/188)

Tercüme: Ebu Muaz

1 Haziran 2013 Cumartesi

Ağzını Topla Ahlaksız Abdullah Yolcu!

Gözlerimizi yumup kulaklarımızı tıkamaya çalışmamıza rağmen, inat edercesine "Selefilik" adını maske edinerek müslümanları aldatan sapık surûrî Abdullah Yolcu'nun her geçen gün yeni bir saptırması sanal aleme yayılmaktadır. Daha önce Ehl-i Sünnet alimleri tarafından akide ve amel bakımından red ve cerh edilmiş bir kişilik olmasına rağmen Usame b. Ladin'i savunan, onun hata eden bir müçtehit olduğuna dair sözlerini savunmak adına özrü kabahatinden beter yeni bir konuşmasını dinleme durumunda kaldım.
Daha önce bu siteden "konuştukça batıyorsun, sus bari adam sansınlar" diye üstü kapalı bir uyarı yapmıştım. Kendini icazetli allame diye takdim etmeye pek bir bayılan kibirli alim(!)imiz'den zu'munca subhaneke bile okumayı bilmemekle itham ettiği birinden nasihat dinlemesini beklemek belki bizim hatamızdır. Lakin bahsi geçen yeni konuşmasında, taklitçi olmakla övünme ve allamelik iddiasını bir araya getirebilen mahir hilebaz, kendisini haklı çıkarabilmek için Şeyh b. Baz, Şeyh Fevzan ve daha başkalarını hata etmiş olmakla, cihad fıkhını ve vakıayı bilmemekle, devlet baskısı gördüğünden yanlı fetva vermekle hatta onların Abdullah Yolcu hazretlerinin bildiğini bilmedikleri vs. vs. demediğini bırakmadı. Sonra bu yazıyı yazmadan edemeyeceğim bir haddini bilmezlik daha sergiledi ve son asrın müceddidlerinden Şeyh Mukbil b. Hadi el-Vadiî rahimehullaha habis hakaretlerde bulundu., "Osmanlıyı yıkan şeyh mukbil zihniyetidir!" "Şeyh Mukbil her şeye haram diyor!"
Senin faize helal dediğin gibi mi yapsaydı ahlaksız herif!
helali haram saymakla mı itham ediyorsun Şeyh Mukbil'i! Terbiyesiz haddini bilmez!
Daha önce Şeyh Elbani'nin İslam aleminde fitne çıkardığını söyleyip, bu sözüne karşı çıkılınca kıvırmaya, Elbani'nin öğrencisi olduğunu söylemeye, beraber avrupaya davete çıktığını iddia etmeye, Elbani'nin mezhep taklidine asla karşı çıkmadığına vs. türlü yalanlara başladın! Merak ediyorum, el-Elbani'nin fitne çıkardığını söylerken hangi sebeble bunu söylemiştin acaba!?
Şeyh Rebi hakkında "alim bile değildir" "alimler onu tezkiye etmemiştir" "İslama hizmeti yok, Bush'u bırakmış Seyyid Kutupla uğraşıyor" vs. cahilce sözler ediyor. O talebesi olduğunu iddia ettiğin el-Elbani'nin eserlerine ve Şeyh Rebi hakkında ne dediğine bir bak da, yalanın bari kuyruklu olmasın! 
Abdullah Yolcu denen habis! Sen Ehl-i Sünnet'in ve selefin ne menhecini ne de fehmini bilirsin! Anlamadığın menhec ve cahili olduğun din hakkında konuşuyorsun, sonra kendini çakma allame ilan ettin, şimdi de ilim ehlini karalamaya başladın! Guraba yayınları arasında yayınladığın "Alimlerin eti zehirlidir" kitabını bari oku. Korkarım yakında Allah belanı ibreti alem olarak verecek!  

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)