Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı

Pazartesi
Saat 20:00 Sahih Tefsir Şerhi (Youtube kanalından canlı yayınlanmaktadır)

Çarşamba
Saat 20:00 ez-Zeberced Şerhi (Youtube kanalından canlı yayınlanmaktadır)
Saat 21:30 Hadis Usulü 1. Seviye (Mustalah İlmi - Muderris: Ebu Leylâ)

Cumartesi
Saat: 19:00 Hadis Usulü 4. Seviye (İlmi Meseleleri Tahkikte Hadis Ehlinin Menheci)
Saat: 20:30 el-Albaniyyât Şerhi


12 Eylül 2010 Pazar

Ramazan orucunu tutan, ardından Ramazan'dan sonra namazı bırakan kimse

Ramazan ayında Ramazan orucu tutmaya ve sadece namaz kılmaya gayret eden, fakat Ramazan ayı biter bitmez namazı bırakan bir kimsenin orucu geçerli olur mu?


Hamd, yalnızca Allah'adır.

Namaz, İslâm'ın rükünlerinden birisidir.

Namaz, Kelime-i şehâdetten sonra İslâm'ın en önemli rüknüdür.

Namaz, her insanın yerine getirmesi gereken farzlardandır.

Her kim, namazın farziyetini inkâr ederek veya hafife alarak veyahut da tembellikten dolayı onu kılmazsa, kâfir olur.

Ramazan ayında oruç tutan ve sadece Ramazan ayında namaz kılanlara gelince, bu davranış, Allah Teâlâ'yı aldatmaktır. Ramazan'dan başka bir zamanda Allah Teâlâ'yı bilmeyen ve hatırlamayan bir topluluk, ne kötü bir topluluktur. Ramazan dışında namazı bıraktıklarından dolayı onların orucu geçerli olmaz ve onlar, âlimlerin iki görüşünden en doğru olanına göre namazın farziyetini inkâr etmiş olmasalar bile, dînden çıkaran bir küfür işlemişlerdir.

Nitekim Bureyde el-Eslemî'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( اَلْعَهْدُ الَّذيِ بَيْـنَناَ وَبَيْـنَهُمُ الصَّلاَةُ، فَمَنْ تَرَكَهاَ فَقَدْ كَفَرَ )) [ رواه مسلم وأحمد والترمذي والنسائي وابن ماجه بإسناد صحيح ]

"Bizimle onlar (münâfıklar) arasındaki sözleşme, namazdır.Her kim, namazı terk ederse, kâfir olur." (İmam Ahmed; hadis no: 22428. Tirmizî; hadis no: 2621. Nesâî; hadis no: 431. İbn-i Mâce; hadis no: 1079. Hadis sahihtir.)

Muaz b. Cebel'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- yine şöyle buyurmuştur:



(( رَأْسُ الأَمْرِ الإِسْلامُ، وَعَمُودُهُ الصَّلاةُ، وَذِرْوَةُ سَنَامِهِ الْجِهَادُ فيِ سَبِيلِ اللهِ.)) [ رواه الترمذي بسند صحيح ]

"İşin (dînin) başı; İslâm'dır (kelime-i şehâdettir). Onu (ayakta tuta)n direği; namazdır ve onun en yüksek noktası (zirvesi); Allah yolunda savaştır." (Tirmizî, sahih bir isnadla rivâyet etmiştir. Hadis no: 2616)

Câbir b. Abdullah'tan -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:


(( بَيْنَ الرَّجُلِ وَ بَيْنَ الْكُفْرِ وَالشِّرْكِ تَرْكُ الصَّلاَةِ.)) [ رواه مسلم ]

"Kişi ile küfür ve şirk arasındaki sınır; namazın terkidir." (Müslim; hadis no: 82)

Bu anlamdaki hadisler, pek çoktur.

Başarı, Allah Teâlâ'dandır.
İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi Fetvâları; c: 10, s: 140

1 Eylül 2010 Çarşamba

Ey Bînamaz! Düşün bakalım tuttuğun oruç senden yana mı?

Malumdur ki namazın terki kişiyi dinden çıkaran bir küfürdür. Allah rasulü sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabı (Allah hepsinden razı olsun) namazın terkinin küfür olduğunda icma etmişlerdir. salih seleften sonra hak yoldan sapanlar namazın terkinin değil de, inkarının küfür olduğunu iddiasında bulunarak Ehli Sünnetin ana caddesinden ayrılmışlardır. Günümüzün hoca kılığında arzı endam eden şaklabanları da "Namazın terki üç mezhebe göre küfür değildir" gibi sözlerle "Namazın terki küfürdür" buyuran Allah rasulünün yolunun terk edilmesi gerektiğini tavsiye etmektedirler! Allah ve rasulünün yolunun önüne mezhepleri geçirmeye çalışan, Dört mezhebin de hak olduğunu - hatta ebu hanife mezhebinin dahi hak olduğunu(!) - iddia eden dalkavuklara Allah layıkıyla muamele etsin! (Amin)
Namazı terk edenin ne orucu, ne haccı, ne zekatı, ne sadakası, ne selamı, ne cihadı hiçbir ameli kabul olmaz. Oruç tutmayı arzu edenler bunu gerçekten Allah'ın kabul etmesi için tutmak istiyorlarsa namaz ile Allah Azze ve Celle'nin huzurunda eğilmek secde etmek zorundadırlar.
Namaz kılmadığın halde tuttuğun oruçları insanlar kabul edebilirler, hatta laik demokratik gayri islami devletin resmi kurumu olan Diyanet'in sinek kaydı traşlı, kadın mı erkek mi, gâvur mu müslüman mı belirsiz, gravatlı papyonlu hoca(!)ları ile ilahıyatçı(!)  olarak özel yetiştirilmiş sünnet düşmanı, dili fasih kalbi kekeme şarlatanları da kabul edebilirler. Ama Alemlerin rabbi olan Allah böyle bir oruca MÜNAFIK ORUCU der bilesin! Çünkü sen namazı terk etmekle seni dinden çıkaran küfrü kalbinle benimsediğin halde, insanlara "senin de müslüman olduğun" zannını vermek için oruç tutmaktasın!
Allah için söyle, Namaz mı kılmak zor?
Yoksa insanların "Terbiyesize bak mübarek gün oruç yiyor" demesine katlanmak daha zor olduğu için mi tutuyorsun orucunu? 
Eğer cennet ve cehennem'in insanların elinde değil, yalnız Allah'ın hükmünde olduğuna - hatta cennet ve cehennemin varlığına - gerçekten iman etseydin, Allah'ın asla affetmeyeceği "NAMAZI TERK" fiilini işlemekle birlikte insanların asla affetmeyeceği "Orucu Terk" fiilerinden herbirinin değerini gerektiği yere koyar, önce namazı terk cürmünü işlemez, sonra da namaz kılmadığın halde sahtekarca oruç tutma cürmünü işlemezdin!
Yok eğer "namaz kılmayanlar da oruç tutabilir" diyen, tribünlerden atılan fıstıklarla beslenen politikacılara aldandıysan, bundan sonra gözünün önüne bak, gözünün önünde yalnızca Allah'ın kitabı ve Rasulünün sünneti olsun!

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)