Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 ez-Zeria Şerhi
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 el-Albaniyyât Şerhi
Saat 20:00 Sahih Tefsir Şerhi

30 Nisan 2010 Cuma

Hiç Ölmeyecek Gibi Dünya İçin Çalışılır mı?

Hiç Ölmeyecek Gibi Dünya İçin Çalışılır mı?


Ebu Muaz Seyfullah Erdoğmuş

بســـــم الله الرحمن الرحيم

Şüphesiz Hamd, Allah içindir. O'na hamd eder, O'ndan hidayet ve bağışlanma dileriz. Nefislerimizin şerrinden, kötü amellerimizden Allah Teala'ya sığınırız. Şüphesiz Allah'ın hidayet eylediğini saptıracak, O'nun saptırdığını da hidayete ulaştıracak yoktur. Allah'tan başka İlah olmadığına, O'nun birliğine ve ortağı olmadığına, Muhammed (Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem)'in O'nun kulu ve Rasulü olduğuna şehadet ederim.

Bundan sonra;

Muhakkak ki; sözlerin en doğrusu Allah'ın Kitabı, yolların en hayırlısı Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem'in yoludur. İşlerin şerlisi sonradan ortaya çıkarılanlardır. Her sonradan çıkan şey; bid'at, her bid'at; dalalet (sapıklık) ve her dalalet de ateştedir.

Dillerde hadis olarak dolaşan şu söz meşhur olmuştur:

اعمل لِدُنْيَاكَ كَأَنَّكَ تَعِيشُ أَبَدًا ، وَاعْمَلْ لِآخِرَتِكَ كَأَنَّكَ تَمُوتُ غَدًا

“Sonsuza kadar yaşayacak gibi dünyan için amel et, yarın ölecekmiş gibi de ahiretin için amel et”

Bunu İbn Kuteybe Garibu’l-Hadis’te (1/81) İbn Kuteybe Edebu’l-Katib (s.61) İbn Kuteybe Uyunu’l-Ahbar (1/103) Haris b. Ebi Usame Müsned’inde (1079) Ubeydullah b. Ayzar yoluyla İbn Amr radıyallahu anhuma’nın kendi sözü olarak nakletmiştir. Ancak İbn Kuteybe’nin rivayetinin isnadında kopukluk vardır.

Haris’in rivayetinde Ubeydullah b. Ayzar ile İbn Amr arasında ismi belirtilmeyen bir ravi zikredilmiştir. Bkz.: el-Elbanî ed-Daife (1/20-21) Busayri İthaf (7265) İbn Hacer Metalibu’l-Aliye (3256)

Eş-Şecerî ise el-Emali’de (1/386) Ubeydullah b. El-Ayzar – İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan tarikiyle mevkuf olarak “…dünyan için amel et” lafzıyla rivayet etmiştir. İsnadına Hammad b. Zeyd leyyin/gevşek bir ravidir. Ayrıca Ebu’l-Ayna zayıftır.

İbn Ebi’d-Dunya Islahu’l-Mal’da (48) Abdullah b. El-Ayzar – İbn Ömer radıyallahu anhuma yoluyla “…dünyan için ek/kazan” lafzıyla mevkuf olarak rivayet etmiştir. İsnadında inkıta vardır. Ravilerinden Ebu Bekr el-Kuleybî’nin adı Abbad b. Suheyb’dir. İbnu’l-Kayserani Zehiratu’l-Huffaz’da (4/2360) onun zayıf bir ravi olduğunu belirtmiştir.

Bu söz hakkında iki türlü yanlış bilgilenme söz konusudur:

Birincisi, bu sözü Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem söylemediği halde O’na nispet edilmesi, hadis olarak yaygınlaştırılmasıdır.

İkincisi ise sözde kastedilenin – özellikle ‘amel et’ kelimesinin ‘çalış’ şeklinde terceme edilmesi sebebiyle – yanlış anlaşılmasıdır. Aşağıda açıklayacağım üzere bu sözü anlam olarak destekleyen sahih rivayetler vardır. Ancak bu söz dünya için çalışmaya teşvik değil, amel etmede ölçülü davranmak hakkındadır. Zira hiç ölmeyeceğini düşünen bir insan birkaç gün sonra bıkıp terk edeceği amel yerine, az da olsa devam edebileceği şekilde amel etmeyi tercih eder.

Haris’in Müsned’indeki lafzı: “Ebedi yaşayacakmışsın gibi dünyan için kazan” şeklindedir.

İbn Ebi’d-Dünya ve İbn Kuteybe’nin rivayetinde ise “dünyan için ek/işle” şeklindedir. Ancak bu rivayetler yukarıda açıklandığı gibi zayıf yollarla gelmiştir.

Bu hadis diğer bir zayıf isnad ile İbn Amr radıyallahu anhuma’dan şu şekilde gelmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

إِنَّ هَذَا الدِّينَ مَتِينٌ ، فَأَوْغِلْ فِيهِ بِرِفْقٍ ، وَلاَ تُبَغِّضْ إِلَى نَفْسِكَ عِبَادَةَ رَبِّكَ ، فَإِنَّ الْمُنْبَتَّ لاَ سَفَرًا قَطَعَ ، وَلاَ ظَهْرًا أَبْقَى ، فَاعْمَلْ عَمَلَ امْرِئٍ يَظُنُّ أَنْ لَنْ يَمُوتَ أَبَدًا ، وَاحْذَرْ حَذَرًا تَخْشَى أَنْ تَمُوتَ غَدًا

“Şüphesiz bu din sağlamdır. Onda yumuşaklık ile ilerlenebilir. Nefsini Rabbine ibadetten soğutma! Çıkılan yolculuğu kesme ve sana apaçık belireni terk etme. Hiç ölmeyeceğini sanan kimsenin ameli gibi amel işle. Yarın öleceğinden endişe eden kimse gibi (ölümden korkarak) kötülüklerden kaçın.”

Bunu Beyhaki Sünen (3/19) Şuabu’l-İman (3/402) rivayet etmiştir. İsnadında Ömer b. Abdilaziz’in azatlısı meçhul bir rivaidir. Ayrıca Leys’in katibi Ebu Salih zayıftır. Bunu İbn Asakir Tarihu Dımaşk’te (31/266) İbnu’l-Mubarek – İbn Aclan – İbn Amr radıyallahu anhuma tarikiyle rivayet etmiştir. İbn Aclan ile İbn Amr arasında inkıta vardır. Bkz.: İbn Mubarek Zühd (1334)

Aynısını Cabir radıyallahu anh’den: Bezzar (74) Kudai (715) Ebu’ş-Şeyh Emsal (229) Hakim Ma’rife (s.95) Beyhaki (3/18) rivayet ettiler. İsnadında Ebu Ukayl Yahya b. Mutevekkil vardır. Bu ravi zayıftır. Bkz: Tehzibu’t-Tehzib (11/271) Daifu’l-Cami (2022)

Muhammed b. El-Munkedir’den mürsel olarak aynısını: Vekî Zühd (228) Mervezi Zevaidu’z-Zuhd Li İbn Mubarek (1178) ravileri güvenilirdir. İbnu’l-Munkedir bunu bir seferinde Cabir radıyallahu anh’den, bir seferinde de Aişe radıyallahu anha’dan rivayet etmiştir. Aişe radıyallahu anha’dan rivayeti Beyhaki Şuab’da (3/401) nakletmiştir. Şuayb el-Arnaut, Ahmed’in müsnedinin tahkikinde mevsul olarak rivayetinin sahih olmadığını belirtmiştir. Ayrıca bkz.: Elbani ed-Daife (2480)

Enes radıyallahu anh’den gelen merfu bir rivayet ise şöyledir:

إِنَّ هَذَا الدِّينَ مَتِينٌ، فَأَوْغِلُوا فِيهِ بِرِفْقٍ

“Şüphesiz bu din sağlamdır. Onda yumuşaklıkla ilerleyin” Hadis hasendir. Bunu Ahmed (3/198, 199) ve Ziyau’l-Makdisi el-Muhtare (2115) rivayet etmiştir. Bkz.: Sahihu’l-Cami (2246)

Ebu Hureyre radıyallahu anh’den gelen diğer bir zayıf rivayet de şu şekildedir:

أصلحوا دنياكم واعملوا لآخرتكم كأنكم تموتون غدا

“Dünya işlerinizi düzene sokunuz ve yarın ölecekmiş gibi ahiretiniz için amel ediniz.” Bunu Kudai (717) ve Deylemi (334) rivayet etmiştir. İsnadında Süleyman b. Erkam adlı ravi metruk’tur. Ayrıca Mikdam b. Davud zayıf, İsa b. Vakıd meçhuldür. Bkz.: Elbani Daifu’l-Cami (892) ed-Daife (874) İbn Hacer Muhtasaru’d-Deylemi’de (1/27) Enes radıyallahu anh’den rivayet etmiş ve bu rivayetin meçhul olduğunu belirtmiştir.

Görüldüğü gibi bu sözde kastedilen dünya için çalışmaya bir teşvik içermemektedir. Bilakis başlanmış bir ibadetin bırakılması hoş olmadığından ahiret amelinde ölçülü olunması ikaz edilmektedir. Zira dünyada sonsuz kalacağını zanneden bir kimse, birkaç gün sonra usanacağı bir amele başlamaz ya da onda ölçülü davranır.

Aişe radıyallahu anha’dan: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

اكْلَفُوا مِنَ الْعَمَلِ مَا تُطِيقُونَ فَإِنَّ اللَّهَ لاَ يَمَلُّ حَتَّى تَمَلُّوا وَإِنَّ أَحَبَّ الْعَمَلِ إِلَى اللَّهِ أَدْوَمُهُ وَإِنْ قَلَّ

“Amellerden takatiniz yettiği kadarını yüklenin. Zira siz usanıp bıkmadıkça, Allah Azze ve Celle de bıkmaz. Amellerin Allah’a en sevimli olanı, az da olsa devamlı olanıdır” Bunu Ebu Davud (1368) Nesai (762) Ahmed (6/40, 61, 125, 165) Elbani Sahihu’l-Cami (1228) rivayet etmişlerdir.

Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

إِنَّ هَذَا الدِّينَ يُسْرٌ ، وَلَنْ يُشَادَّ هَذَا الدِّينَ أَحَدٌ إِلاَّ غَلَبَهُ ، فَسَدِّدُوا وَقَارِبُوا ، وَأَبْشِرُوا وَاسْتَعِينُوا بِالْغُدْوَةِ وَالرَّوْحَةِ ، وَشَىْءٍ مِنَ الدُّلْجَةِ

“Şüphesiz bu din kolaydır. Kim dini zorlaştırmaya kalkarsa muhakkak yenik düşer. Doğruluktan ayrılmayın. Yaklaştırın, müjdeleyin, sabah çıkarken, akşam dönerken ve gece erkenden de sefere çıkarken Allah’tan yardım isteyin.” Bunu Buhari (39) Buhari Tarihu’l-Kebir (7/31) Nesai (8/122) Beyhaki (3/18) Kudai (627) rivayet etmişlerdir.

عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ : دَخَلَ نَبِىُّ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- الْمَسْجِدَ فَإِذَا حَبْلٌ مَمْدُودٌ بَيْنَ سَارِيَتَيْنِ ، فَقَالَ : مَا هَذَا؟ . قَالُوا : هَذَا الْحَبْلُ لِزَيْنَبَ تُصَلِّى ، فَإِذَا فَتَرَتْ تَعَلَّقَتْ بِهِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- :حُلُّوهُ ، لِيُصَلِّى أَحَدُكُمْ نَشَاطِهِ ، فَإِذَا فَتَرَ فَلْيَقْعُدْ

Enes b. Malik radıyallahu anh’den: “Nebi sallallahu aleyhi ve sellem mescide girdiğinde iki direk arasında uzatılmış bir ip gördü ve:

“Bu Nedir?” diye sordu. Dediler ki:

“Bu ip Zeyneb’e aittir. Namaz kılarken yorulduğunda buna tutunur” Bunun üzerine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Onu çözünüz. Biriniz dinç zamanında namaz kılsın, yorulduğunda otursun.” Bunu Buhari (1150) Beyhaki (3/18) İbn Mace (1371) Nesai (1643) rivayet ettiler.

Allah Azze ve Celle’nin şu ayetleriyle konuya noktayı koyalım:

فَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا وَمَا لَهُ فِي الْآخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ

“İnsanlardan öylesi vardır ki ‘Rabbimiz! Bize nasibimizi dünyada ver’ der. Böyle bir kimse için ahirette hiçbir nasip yoktur.” (Bakara 200)

أَتَبْنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ آيَةً تَعْبَثُونَ وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَ

“Siz, her yüksek yere bir köşk yapıp abesle mi uğraşıyorsunuz? Sanki dünyada ebedî kalacakmışsınız gibi binalar ediniyorsunuz?” (Şuara 128, 129)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)