Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



27 Haziran 2012 Çarşamba

Bağdaş Kurarak Yemenin Yasaklığı


Bağdaş Kurarak Yemenin Yasaklığı


Ebu Muaz Seyfullah Erdoğmuş

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in Yemekte Oturuş Şekli




Abdullah b. Busr radıyallahu anh’den:

أَهْدَيْتُ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ شَاةً، فَجَثَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى رُكْبَتَيْهِ، يَأْكُلُ، فَقَالَ أَعْرَابِيٌّ: مَا هَذِهِ الْجِلْسَةُ؟ فَقَالَ: «إِنَّ اللَّهَ جَعَلَنِي عَبْدًا كَرِيمًا، وَلَمْ يَجْعَلْنِي جَبَّارًا عَنِيدًا»

“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e koyun eti hediye ettim. Dizleri üzerine oturup yedi. Bir bedevi: “Bu oturuş da nedir?” dedi. Buyurdu ki: “Şüphesiz Allah beni kerim bir kul kıldı. Zorba ve inatçı kılmadı.” İbn Mace (3263) el-Elbani sahih dedi.

Ubey b. Kab radıyallahu anh’den:

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يجثو على رُكْبَتَيْهِ وَكَانَ لَا يتكىء

“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem iki dizi üzerine oturur, bağdaş kurmazdı.” İbn Hibban (12/487) Ziyau’l-Makdisi el-Muhtare (4/40, 43) Ebu’ş-Şeyh, Ahlaku’n-Nebi (588) Mehamili, Emali (454) hasendir.

Ebu Cuhayfe radıyallahu anh’den “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

لاَ آكُلُ مُتَّكِئًا

Ben dayanarak/bağdaş kurarak yemem.” Buhari (5398)

Abdullah b. Amr radıyallahu anhuma’dan:

مَا رُئِيَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَأْكُلُ مُتَّكِئًا قَطُّ

 “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in dayanarak/bağdaş kurarak yediği hiç görülmemiştir…” İbn Mace (244) el-Elbani sahih dedi.

Enes radıyallahu anh’den;

لَمْ يَأْكُلِ النَّبِيُّ - صلى الله عليه وسلم - عَلَى خِوَانٍ حَتَّى مَاتَ وفي روايةٍ: مَا أعلمه أَكَلَ عَلَى سُكْرُجَةٍ قَطُّ، قِيلَ لِقَتَادَةَ: فَعَلامَ كَانُوا يَأْكُلُونَ. قَالَ: عَلَى (الشقر)

“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ölünceye kadar hıvan (masa) üzerinde yemedi.” Diğer rivayette: “Sükürrüce (nihale ve tahta sofra) üzerinde yediğini hiç bilmem”. Katade’ye: “Ne üzerinde yerlerdi?” diye sorulunca: “Deriden yer sofrası üzerinde yerdi” dedi.” Buhari (5386, 6450)

İbni Abbas radıyallahu anhuma’dan;

كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَجْلِسُ عَلَى الْأَرْضِ، وَيَأْكُلُ عَلَى الْأَرْضِ

“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, yere, toprağın üzerine oturur ve yerde yemek yerdi.” Begavi Şerhus-Sunne (1/277) İbn Ebi’d-Dunya Tevazu (111) Ebu’ş-Şeyh Ahlaku’n-Nebi (128, 615) Taberani (12/67) Elbani Sahihu’l-Cami (4915)

Bağdaş Kurarak Yemekten Yasaklanması


Ebud Derda radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:

لا تأكل متكئا ولا على غربال

Dayanarak/bağdaş kurarak ve kalbur (sofra altlığı) üzerinde yemek yeme” buyurdu. Hasendir. Taberani Evsat (1/14) İbn Asakir Tarih (45/408) İbni Şahin en-Nasih ve’l-Mensuh (s.475 no:634) Taberani Musnedu’ş-Şamiyyin (1/405) Heysemi: “Ravileri güvenilirdir” dedi. Mecmau’z-Zevaid (5/24) Bkz: el-Elbani es-Sahiha (3122)

Hadis Şârihleri ve Lügat Âlimlerinin Açıklamaları


Mustafa el-Buga Buhari ta’likinde şu notu düştü:  “Muttekien: ayaklar üzerine oturarak doğrulmak ve yerleşmektir. Bir yanına ve ayaklara meyletmektir de denildi.”

Muhammed Fuad Abdulbaki İbn Mace ta’likinde şöyle dedi:  “Mutteki: bağdaş kurarak, yerleşerek oturmaktır.  Yahut ayaklar üzerine dayanıp doğrularak oturmaktır. Ya da sırtını bir şeye dayamak veya ellerinden birini yere dayamaktır. Bütün bunlar yemede talep edilen edebe aykırıdır. Bazısı kibirlilerin fiilidir. Bazısı çok yiyenlerin fiilidir.”

Hattabi Mealimu’s-Sunen’de (4/242) şöyle diyor: “Ben dayanarak yemem” hadisindeki “muttekien:dayanma” kelimesini avamın çoğunluğu, bir tarafa meyledip yaslanmak zannediyorlar. Halbuki hadisin anlamı böyle değildir.  Buradaki “mutteki” kelimesi ancak altındaki ayaklarına dayanmaktır. Ayaklarına dayanarak oturup doğrulana mutteki denir… Anlamı şudur: yemek yediğim zaman çok ve çeşitli yemek isteyenler gibi ayaklara ve yastığa dayanarak oturmam. Lakin hafif otururum ve az yerim. Böylece oturuşum tedirgin şekildedir.”

Firuzabadi Kamusu’l-Muhit’te (s.71) şöyle der: “İttika: dayanarak oturmak. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ben dayanarak yemem” buyurmuştur. Yani: yerleşmiş halde, bağdaş kurarak ve benzerleri gibi çok yemeye sebep olan oturuş şekilleridir. Bilakis bağdaş kurmadan ve yerleşmeden, tedirgin oturmak gerekir.  Avam ve ilim talebelerinin zannettikleri gibi dayanmak ile kastedilen; bir tarafa yaslanmak değildir."

Aliyyu’l-Kari, Mirkatu’l-Mefatih’te (2/30) şöyle der: “el-Ebheri dedi ki: Mutteki; ayaklar üzerine dayanıp yerleşerek oturandır. Avam mutteki kelimesini ancak bir tarafına yaslanan şeklinde bilir. Şüphe yok ki ittika lügatte âm ve hâs olan sözleri kapsar. Bu yüzden el-Kamus sahibi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in: “Ben dayanarak yemem” hadisini: yerleşerek oturmak, bağdaş kurmak ve benzerleri gibi çok yemeye sebep olan oturuş şekilleridir diye açıklamıştır. Bilakis bağdaş kurmadan ve yerleşmeden, tedirgin oturmak gerekir.  Avam ve ilim talebelerinin zannettikleri gibi dayanmak ile kastedilen; bir tarafa yaslanmak değildir. Bilinmektedir ki, bir tarafa meylederek oturmak kibirden kaynaklanır ve burada kişinin kendisini tutmaya güç yetiremeyeceği çok yemeye işaret vardır.”

Tacu’l-Arus’ta (s.260) şöyle denir: “İttika: dayanarak oturmaktır. Ancak yemek yerken dayanmak hakkında söylenir. Zira kavim, yemeğe dayanarak oturuyordu. Ümmet bundan yasaklanmıştır.  Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ben kul gibi yerim” buyurmuştur. Diğer hadiste: “Dayanarak yemem” buyurdu.  Yani yerleşmek ve bağdaş kurmak gibi çok yemeye sebep olan şekillerde oturarak yemem demektir. Arapçada mutteki:  ayaklarına dayanarak doğrulup oturan herkes hakkında kullanılır. Hatta hadisin anlamı, İbnu’l-Esir’in dediği gibi: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in oturuşu kalkmak üzereymiş gibi tedirgin idi. çok yemek isteyenler gibi bağdaş kurmaz ve yerleşmezdi.  Hadiste kastedilen, avam ve talebelerin zannettikleri gibi,  bir tarafa dayanarak yemek değildir. İttika kelimesini bir tarafa meyletmek şeklinde açıklayan kimse, tıbba göre yorumlamaktadır. Zira böyle oturuş yemeğin kolay geçişini engeller ve bazen eziyet verir.”

Şeyh Abdulmuhsin el-Abbad’ın Ebu Davud Şerhinde Bu Konuyla İlgili Fetvaları:


İçerken Dayanmanın hükmü


Soru: Dayanarak yeme hakkındaki yasak, içmeyi de kapsar mı?

Cevap: Görünen o ki, kapsar. Kişi, yanına yaslanarak veya bağdaş kurarak içemez. Zira ikisinin hükmü birdir. Bağdaş kurarak yemek çok yemeye ve içmeye sebep olur ki, bu büyüklenen kibirlilerin oturuşudur.

Dayanarak yemem hadisinin şerhi


İttika: kişinin bir tarafına dayanmasıdır. Ebu Bekre radıyallahu anh’in yalan şahitlik hakkındaki kıssasında “Dayanıyordu, sonra oturdu” şeklinde geçer. Yani otururken dayanıyordu, halini değiştirdi demektir. İttika bir şeye dayanarak olur. Dediler ki: ittika sadece yeme esnasında bir tarafa meyletmek değildir. Bağdaş kurarak oturmak da böyledir. Bu da ittika/dayanmadır. Zira mide böyle bir durumda daha fazla yemeye sebep olur. Kişi ancak tedirgin şekilde veya sol ayağı üzerine, sağ ayağını dikerek oturur ki, dayanarak ve bağdaş kurarak oturmasın.  

Yeme Esnasında Yasaklanan Bağdaş Kurma Şekli


Soru: Bağdaş kurmada yumuşak mindere dayanılması şart mıdır? Yeryüzüne dayanılarak oturulduğunda bağdaş kurma olmaz mı?

Cevap: Bağdaş kurma, çok yemek isteyenlerin oturuşudur. Yumuşak mindere bağdaş kurulduğu zaman yerleşmiş olur ve hareket etmeye ihtiyaç kalmaz. Lakin yumuşak minder üzerine olmasa dahi bağdaş kurmak yeme hacmini artırır. Bu şekil, çok yemeye sebep olur.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)