Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



23 Ekim 2012 Salı

İmama Rükuda Yetişen Hakkında Sorular

Soru:
Değerli kardeş. Rukuya yetişenin durumuyla alakalı daha önceki açıklamaları ve ihtilafları okudum. Rukuda yetişsem de fatiha(kıraat) olmadığı için o rekati saymıyorum. Fakat;  “ … Ebu Hureyre radıyallahu anh'den: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Biz secdede iken Namaza gelirseniz siz de secde edin ama onu bir şey saymayın. Kim rekata yetişirse, muhakkak ki namaza yetişmiş olur.” (Ebu Davud (2/893) Beyhaki (2/89) el-Albani Silsiletü’s-Sahiha (1188) “Hasen” der. Bu rivayet Tacettin Hoca'nın adresinden alıntıladım.

1-) Kim rekata yetişirse kısmı doğru bir meallendirme midir? Doğrusu, “kim rukuya yetişirse değil mi?”
2-) Bu hadise Hasen hükmü verilirse “Fatihasız namaz olmaz” hadisini tahsis etmez mi?
(Aşağıdaki sorular hadis hasen ise cevaplayınız. Değilse zaten gerek kalmıyor.)
3-) "Secdeyi saymayın" dedikten sonra "Rukuyu saymayın" dememiş olması mezheblerin delilini kuvvetlendirmez mi?
4-) Selamdan önce namaza yetişen zaten cemaate yetişmiş kabul ediliyor dolayısıyla “rukuya yetişen namaza yetişmiş” açıklaması yerine “rekata yetişmiştir” diye açıklamak daha doğru olmaz mı?
Cevap:
1- Öncelikle hadisin mahfuz olan metnini ve doğru tercemesini aktarayım: Şeyh el-Elbanî es-Sahiha’da (1188) mahfuz olan metni şöylece nakleder:
إذا وجدتم الإمام ساجدا فاسجدوا أو راكعا فاركعوا أو قائما فقوموا ولا تعدوا بالسجود إذا لم تدركوا الركعة
"İmamı secde eder vaziyette bulursanız secde edin, veya rükuda bulursanız rüku edin yahut kıyamda bulursanız, kıyam edin, lakin rekate yetişmemişseniz secdeleri de saymayın." Hadisin sahih ve muttasıl isnadla gelen metni bu şekildedir.
Ebu Davud ve Beyhaki’nin rivayetinde ise:
وَلَا تَعْتَدُّوا بِالسُّجُودِ إِذَا لَمْ يَكُنْ مَعَهُ الرُّكُوعُ
"Beraberinde rüku olmayan secdeleri saymayınız" şeklinde gelmiştir.
Bu lafız sahih değildir. Zira Abdulaziz b. Rufey bunu "an raculin" şeklinde mübhem bir kişiden diyerek nakletmiştir. Şeyh el-Elbani ed-Daife'de (4656) bu tarikle bu lafzın zayıf olduğunu açıklamıştır.
Abdurrazzak'ın (2/281) Sevrî yoluyla sevk ettiği rivayet hadisin vurud sebebini de zikretmektedir:
عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ رُفَيْعٍ، عَنْ شَيْخٍ، لِلْأَنْصَارِ قَالَ: دَخَلَ رَجُلٌ الْمَسْجِدَ وَالنَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي الصَّلَاةِ، فَسَمِعَ خَفْقَ نَعْلَيْهِ، فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ: «عَلَى أَيِّ حَالٍ وَجَدْتَنَا؟» قَالَ: سُجُودًا، فَسَجَدْتُ، قَالَ: «كَذَلِكَ فَافْعَلُوا، وَلَا تَعْتَدُّوا بِالسُّجُودِ، إِلَّا أَنْ تُدْرِكُوا الرَّكْعَةَ، وَإِذَا وَجَدْتُمُ الْإِمَامَ قَائِمًا فَقُومُوا، أَوْ قَاعِدًا فَاقْعُدُوا، أَوْ رَاكِعًا فَارْكَعُوا، أَوْ سَاجِدًا فَاسْجُدُوا، أَوْ جَالِسًا فَاجْلِسُوا»
Abdulaziz b. Rufey, Ensar'dan bir şeyhten rivayet ediyor: "Bir adam Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in mescidinde namaza girdi. Ayak seslerini Nebi sallallahu aleyhi ve sellem işitti. Namaz bittiğinde dedi ki: "Bize hangi durumda yetiştin?" Adam: "Secdelerde yetiştim ve secde ettim" dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Böyle yapın. Eğer rekate yetişmemişseniz secdeleri de saymayın. İmama kıyamda yetişirseniz kıyam edin, otururken yetişirseniz oturun, rükuda yetişirseniz rüku edin. Secdede yetişirseniz secde edin, celsede yetişirseniz celse yapın."
Derim ki; bu isnad hasen-sahihtir. Abdulaziz b. Rufey tabiindendir ve "Ensar'dan bir şeyh" sözü, ismi belirtilmeyen ravinin sahabeden olduğunu göstermektedir. Sahabenin isminin mübhem bırakılması hadisin sıhhatine zarar vermez.
Ebu Davud ve Beyhaki'nin rivayetinde mübhem olan ravinin ise sahabeden mi yoksa tabiinden mi olduğuna dair tasrih bulunmadığından zayıftır.
Diğer taraftan, İshak b. Mansur'un Mesailu Ahmed ve İshak adlı risalesinde (1/127) Abdulaziz b. Rufey, sahabeden olan bu ravinin ismini "(Abdullah) b. Mugaffel el-Muzeni olarak tasrih etmiştir ki, bu rivayette de rüku değil, "rekate yetişmeyen" lafzıyla zikretmiştir.
Yani Abdulaziz b. Rufey’den gelen başka tariklerde bu ismi tasrih ettiğinin bilinmesi, sahabenin ismini tasrih etmeyen sonraki ravilerden birinin hıfzındaki probleme işaret eder. Böylece sahabenin ismini tasrih edenin hıfzının kemalinden dolayı, tasrih bulunan ravinin rivayeti mahfuz kabul edilir. İşte bu mahfuz olan rivayette rüku değil, “rek’ate yetişmemek” zikredilmektedir.
Ebu Davud'un, Ebu Hureyre radıyallahu anh'den: "Rükuya yetişen rekate yetişmiştir" lafzıyla rivayeti ise münkerdir. Bunun isnadında Yahya b. Ebi Suleyman el-Medini zayıf olup, Buhari onun hakkında "münkeru'l-hadis" demiştir. Nitekim bu hadisin lafzı Sahihaynde: “Namazdan bir rekate yetişen o namaza yetişmiştir” şeklinde mahfuz olup, Yahya el-Medini bu metne muhalif rivayette bulunmuştur. Beyhaki de bu lafzın zayıflığına işaret etmiştir.
2- Hadisin mahfuz olan metni iyi düşünülürse şu neticeye varırız: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Fatiha'yı da içeren tam rek'ate yetişmedikçe, yetişilen kısımda yapılan secdeleri de yok saymamızı emretmiştir. Yani bu hadiste emredilen şey, imama hangi halde yetişirsek yetişelim, ona tabi olmamızdır. Dolayısıyla yetişmediğimiz kısımları da tamamlamamız emredilmektedir. Fatiha okuyacak kadar imamın kıyam haline yetişmemişsek o rekati yok sayarız demektir. “Fatihasız namaz yoktur” hadisinin tahsisi söz konusu değildir.
3- “Rükuyu saymayın” denilmemiş olması mezhepleri kuvvetlendirmez. Zira hadiste “rükuya yetişmemişseniz” denilmemiş, “rekate yetişmemişseniz"” denilmiştir. Malum olduğu üzere secdeler de, rüku da rekatin ancak cüzleridir. Dolayısıyla burada küll olan rek’ate işaret için, rekatin rüku ve secde gibi cüzlerinden yalnız bir cüzü olan secdelerin zikri ile yetinilmiş, rekatin tamamı yerine gelmedikçe onun geçerli olmayacağı vurgulanmıştır. Üstelik Abdurrazzak'ın rivayetinde hadisin sebebi vurudu da gelmiştir. Namaza sonradan katılan kişi, secde halinde yetiştiği için secdelerin zikriyle yetinilmiştir. Hadisin söylenme maksadı, imama hangi halde yetişilmişse, o halde tabi olmanın emredilmesidir.
4- Bu soruda gelen şüphe de, hadisin doğru tercümesiyle zail olmuştur inşaallah. Hadiste cemaate yetişmiş sayılma meselesi zikredilmemiş, namaza yetişmek zikredilmiştir. Buhari, Muslim ve diğerlerinin Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: “Kim namazdan bir rekate yetişmişse o namaza yetişmiştir” lafzıyla rivayetlerinde, "rekate yetişmek" zikredilmiş olmakla beraber, maksat; güneşin batmasından önce ikindi namazı veya güneşin doğmasından önce sabah namazını yetiştirmek, yahut Cuma namazının bir rekatine yetişenin o namaza yetişmiş olması hakkındadır. Nitekim gerek Buhari ve Muslim'in, gerekse diğer muhaddislerin eserlerinde bu husus açıkça belirtilmiştir. Hatta Tirmizi Sünen’inde Cuma namazının bir rekatine yetişenin iki rekat kılacağına, rükuda yetişen kimsenin ise o namazı dört rekat olarak tamamlayacağına dair ilim ehlinin kavillerini zikreder.
Allah en doğrusunu bilendir.
* Abdullah Tekhafızoğlu'nun uyarısı üzerine son cümlede Tirmizi'nin Sunen'inden hafızamdan naklettiğim kısımda yaptığım nakil hatasını düzeltiyorum: doğrusu şu şekilde olacak: "Tirmizi, Sünen'inde Cuma namazının bir rekatine yetişenin iki rekat kılacağına, teşehhüd oturuşunda yetişenin ise o namazı dört rekat olarak tamamlayacağına dair...."
Ebû Muâz

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)