Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



22 Aralık 2017 Cuma

Bid'atçiliğe Hükmetme İle Tekfirin Ayrımı, Abdullah Azzam'ın Durumu


Soru: “İnsanlardan birisi bana senin Abdullah Azzam’ı tekfir ettiğini söyledi. Bu söz doğru mudur, cevabın nedir?

Şeyh Mukbil b. Hadi rahimehullah’ın cevabı: “Tekfire gelince Ehl-i sünnet bundan insanların en uzak olanıdır. Lakin ben onun bid’atçi olduğunu söyledim. Bunu da onun: “Namazı Afgan’lıların kıldığı gibi kılın” dediği bana ulaştığı zaman söyledim ve dedim ki: “Böyle bir söz, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetine önem vermeyen bir kimsenin sözüdür.” Bu çerçevede ona yüklendim. Lakin Ehl-i Sünnet, müslümanları tekfir etmez. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
Kim kardeşine: “Ey kâfir” derse, o kişi dediği gibi değilse bu söz kendisine döner” buyurmuştur.
Ben, tebdî (bid’atçi sayma) ile tekfîr (kâfir sayma) arasında ayrım yapmadığı için bu sözün sahibinin durumuna üzüldüm. Cehaletin bu boyuta varmasına üzüldüm!
Sonra da onlar Allah’a davet edenlerin insanlara meseleyi karışık gösterdiğini iddia ediyorlar! Ben onun (Abdullah Azzam’ın) bid’atçi olduğunu söylüyorum! Yine onun sünnete önem vermeyen birisi olduğunu söylüyorum. Çünkü o koyu bir hizipçidir!
Ama tekfire gelince, hayır! Ben, az önce bahsettiğim gibi, onda bulunan bid’ate rağmen, Allah ona rahmet etsin diyorum.”

Kaynak: Mukbil b. Hadi, Kam’u’l-Muânid, 2/324

Tercüme: Ebu Muaz

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)