Bu konuda fakihler üç görüş üzerinde ihtilaf etmişlerdir:
Birinci görüş: Ayakta içmek kerahatsiz olarak caizdir. Bu,
Malikiler, Şafiiler ve Hanbelilerin cumhurunun görüşüdür. İmam Buhârî ve iki
görüşünden birinde Nevevi de bu hükmü benimsemişlerdir.[1]
İshak b. Mansur el-Kevsec, İmam Ahmed’e ayakta içmenin
hükmünü sorunca: “Bunda bir sakınca olmadığını umarım” demiş, İshak b. Rahuye
de: “(İmam Ahmed’in) dediği gibi” demiştir.
İmam Buhârî “Ayakta içmek” diye bab başlığı açmıştır.
Delili:
En-Nezzal b. Sabre rahimehullah’tan:
عَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ
أَنَّهُ صَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ قَعَدَ فِي حَوَائِجِ النَّاسِ فِي رَحَبَةِ
الكُوفَةِ حَتَّى حَضَرَتْ صَلاَةُ العَصْرِ ثُمَّ أُتِيَ بِمَاءٍ فَشَرِبَ
وَغَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ وَذَكَرَ رَأْسَهُ وَرِجْلَيْهِ ثُمَّ قَامَ
فَشَرِبَ فَضْلَهُ وَهُوَ قَائِمٌ ثُمَّ قَالَ إِنَّ نَاسًا يَكْرَهُونَ الشُّرْبَ
قِيَامًا وَإِنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَنَعَ مِثْلَ مَا
صَنَعْتُ
“Ali radiyallahu anh
öğle namazını kıldı. Sonra Kufe avlusunda insanların ihtiyaçları için ikindi
namazı vakti girene kadar oturdu. Sonra kendisine su getirildi. Ondan içti,
yüzünü, ellerini başını ve ayaklarını yıkadı. Sonra kalktı ve kalan suyu ayakta
içti. Sonra dedi ki:
“Muhakkak ki bazı insanlar ayakta içmeyi çirkin görüyorlar.
Şüphesiz Nebî sallallahu aleyhi ve sellem benim yaptığım gibi yapmıştır.”[2]
Muhammed b. Ali (el-Bakır) rahimehullah’tan: “Ali b.
el-Huseyn (Zeynu’l-âbidîn) rahimehullah dedi ki:
دَعَانِي أَبِي عَلِيٌّ بِوَضُوءٍ
فَقَرَّبْتُهُ لَهُ فَبَدَأَ فَغَسَلَ كَفَّيْهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ قَبْلَ أَنْ
يُدْخِلَهُمَا فِي وَضُوئِهِ ثُمَّ مَضْمَضَ ثَلَاثًا وَاسْتَنْثَرَ ثَلَاثًا
ثُمَّ غَسَلَ وَجْهَهُ
ثَلَاثَ مَرَّاتٍ ثُمَّ غَسَلَ يَدَهُ الْيُمْنَى إِلَى الْمِرْفَقِ ثَلَاثًا
ثُمَّ الْيُسْرَى كَذَلِكَ ثُمَّ مَسَحَ بِرَأْسِهِ مَسْحَةً وَاحِدَةً ثُمَّ
غَسَلَ رِجْلَهُ الْيُمْنَى إِلَى الْكَعْبَيْنِ ثَلَاثًا ثُمَّ الْيُسْرَى
كَذَلِكَ ثُمَّ قَامَ قَائِمًا فَقَالَ نَاوِلْنِي فَنَاوَلْتُهُ الْإِنَاءَ
الَّذِي فِيهِ فَضْلُ وَضُوئِهِ فَشَرِبَ مِنْ فَضْلِ وَضُوئِهِ قَائِمًا
فَعَجِبْتُ فَلَمَّا رَآنِي قَالَ لَا تَعْجَبْ فَإِنِّي رَأَيْتُ أَبَاكَ
النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَصْنَعُ مِثْلَ مَا رَأَيْتَنِي
صَنَعْتُ يَقُولُ لِوُضُوئِهِ هَذَا وَشَرِبِ فَضْلِ وَضُوئِهِ قَائِمًا
“Babam Ali radiyallahu anh benden abdest suyu istedi, ona
getirdim. Ellerini kabın içine sokmadan önce avucunu üç defa yıkayarak başladı.
Sonra üç defa ağzına, üç defa burnuna su verdi. Sonra üç defa yüzünü yıkadı.
Sonra sağ elini dirseğine kadar üç defa yıkadı. Sonra aynı şekilde sol elini
yıkadı. Sonra başını bir defa mesh etti. Sonra sağ ayağını üç defa aşık
kemiklerine kadar yıkadı. Sonra aynı şekilde sol ayağını yıkadı. Sonra ayağa
kalktı ve:
“Kabı bana ver” dedi. Ben de verdim. Kabın içinde
abdestinden artan su vardı. Onu ayakta içti. Buna hayret ettim. Benim bu halimi
görünce dedi ki:
“Şaşırma! Zira ben Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in bende
yaptığımı gördüğün şeyi yaptığını gördüm. Abdestinden artan suyu istedi ve onu
ayakta içti.”[3]
İbn Abbas radiyallahu anhuma’dan:
سَقَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ زَمْزَمَ فَشَرِبَ وَهُوَ قَائِمٌ
“Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’e zemzem verdim. Onu ayakta içti.”[4]
Abdullah b. Amr radiyallahu anhuma’dan:
رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَشْرَبُ قَائِمًا وَقَاعِدًا
“Nebî sallallahu
aleyhi ve sellem’i ayakta ve oturarak bir şey içerken gördüm.”[5]
Atâ rahimehullah’tan: “Aişe radiyallahu anha dedi ki:
رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَشْرَبُ قَائِمًا وَقَاعِدًا وَيُصَلِّي مُنْتَعِلًا
وَحَافِيًا وَيَنْصَرِفُ مِنَ الصَّلَاةِ عَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ يَسَارِهِ
“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i ayakta ve oturarak
içerken gördüm. Ayakkabıyla ve yalınayak namaz kılarken gördüm. Namazdan
sağından ve solundan ayrıldığını da gördüm.”[6]
Nafi rahimehullah’tan: “İbn Ömer radiyallahu anhuma dedi ki:
كُنَّا نَأْكُلُ وَنَحْنُ نَمْشِي
وَنَشْرَبُ وَنَحْنُ قِيَامٌ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ
“Biz Nebî sallallahu aleyhi ve sellem zamanında yürürken yer
ve ayakta iken içerdik.”[7]
Bezzar dedi ki: “Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in ayakta
içtiği birçok yoldan rivayet edilmiştir. İbn Ömer, Aişe, İmran b. Husayn,
Abdullah b. Amr, İbn Abbas, Umm Suleym, Abdullah b. Uneys ve başkaları (radıyallahu
anhum), Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in ayakta içtiğini rivayet etmişlerdir.”[8]
İkinci görüş: Ayakta içmek mekruhtur.
Bu, Hanefilerin, kendisinden bir rivayete göre İmam Ahmed’in
görüşüdür. Eş-Şa’bi, en-Nehai, et-Tahavi, İbn Teymiyye, İbnu’l-Kayyım, el-Aynî,
el-Mazerî, el-Hattabî ve en-Nevevi de bu hükmü benimsemişlerdir.
Adı geçen bu âlimlerin bazısına göre mekruh; terkinden
dolayı sevap kazanılan, meşru olan şeydir. Bazısına göre de terkinden dolayı
sevap kazanılmayan fakat sıhhî bir zarar korkusuyla yasaklanan şeydir.[9]
Nevevi Muslim şerhinde, bilerek veya unutarak ayakta içenin
kusmasının müstehap olduğunu zikretmiştir.
Delili:
Katade - Enes radıyallahu anh yoluyla:
أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم
زَجَرَ عَنِ الشُّرْبِ قَائِمًا
“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem kişinin ayakta içmesinden
sakındırdı.”[10]
Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi
ve sellem buyurdu ki: “Sizden biri ayakta içmesin. Unutarak ayakta içen kussun.”
Bunu da Muslim rivayet etmiştir.
Katade – Ebu İsa el-Esvari - Ebu Said el-Hudrî radiyallahu
anh yoluyla:
أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَهَى عَنِ الشُّرْبِ قَائِمًا
“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ayakta içmekten
yasakladı.”[11]
Üçüncü görüş: Ayakta içmek haramdır. Bu Zahirilerin
mezhebidir.
Delili: Az önce geçen yasak hadisidir.
Tercih:
İnşaallah doğruya yakın olan ayakta içmenin tenzihi
kerahatle caiz olmasıdır.
Muslim’in Ebu Hureyre
radıyallahu anh’den rivayet ettiği:
لَا يَشْرَبَنَّ أَحَدٌ مِنْكُمْ قَائِمًا،
فَمَنْ نَسِيَ فَلْيَسْتَقِئْ
“Sizden biriniz
ayakta içmesin. Kim unutarak (ayakta) içerse kussun”[12]
hadisinin isnadında Ömer b. Hamze zayıftır. "Kim ayakta içerse
kussun" lafzı münkerdir. Şeyh el-Elbani de bu
ziyadenin zayıf olduğunu söylemiştir.[13]
Ebu Hureyre radıyallahu
anh’den rivayetin mahfuz olan lafzı:
لَوْ يَعْلَمُ الَّذِي يَشْرَبُ وَهُوَ قَائِمٌ
مَا فِي بَطْنِهِ لَاسْتَقَاءَهُ
“Şayet ayakta içen
karnında ne olduğunu bilseydi kusmak isterdi” şeklindedir.[14]
Bu lafız hadisteki
yasaklığın kerahet için olduğuna delalet etmektedir. Diğer rivayette şu ziyade vardır:
فَبَلَغَ ذَلِكَ عَلِيًّا فَدَعَا بِمَاءٍ
فَشَرِبَ وَهُوَ قَائِمٌ
“Ebu Hureyre’nin bu
rivayeti Ali radıyallahu anh’e ulaşınca kalktı ve ayakta içti”[15]
Ebu Hureyre
radıyallahu anh’den gelen diğer bir rivayet şöyledir:
أن النبي صلى
الله عليه وسلم رَأَى رَجُلًا يَشْرَبُ قَائِمًا فَقَالَ أَتُحِبُّ أَنْ يَشْرَبَ
مَعَكَ الْهِرُّ؟ قَالَ لَا قَالَ فَقَدْ شَرِبَ مَعَكَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مِنْهُ
الشَّيْطَانُ
“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir
adamın ayakta içtiğini gördü ve ona:
“Seninle beraber
kedinin içmesinden hoşlanır mıydın?” dedi. Adam: “Hayır” dedi. Rasulullah
sallallahu aleyhi ve sellem:
“Ondan daha şerlisi
olan şeytan seninle beraber içmiştir” buyurdu.[16]
Bu rivayet, yasaklığın
ayakta içmekten dolayı değil de, sanki Allah’ın adı anılmadan içilmesi
sebebiyle olduğunu düşündürmektedir. Zira Allah adı anılmadan yenilen ve içilen
şeylerde şeytan ortak olur.
Enes radıyallahu anh
hadisine gelince iki illeti vardır. Birincisi, Katade’nin bunu bazen Enes radıyallahu
anh’den mevkuf olarak, bazen de merfu olarak rivayet etmek suretiyle ızdırap
yapmasıdır. İkincisi de Enes radıyallahu anh’ın bizzat, Rasulullah sallallahu
aleyhi ve sellem’in ayakta içtiğini rivayet etmiş olmasıdır:
Abdulkerim el-Cezeri -
el-Bera İbn bt. Enes - Enes radıyallahu anh yoluyla ve el-Evzai – İbn Şihab –
Enes radıyallahu anh yoluyla:
أَنَّ
النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم شَرِبَ وهو قائمٌ
“Nebî sallallahu
aleyhi ve sellem ayakta iken içti.”[17]
İmam Malik, yasak hadisini zayıf görenlerdendir. İbn Ruşd dedi
ki: “Malik, ayakta içmekte sakınca görmezdi. Zira ona göre bu konudaki yasak
sahih olarak gelmemiştir. Allah en iyi bilendir. Muvatta’da kişinin ayakta
içmesi diye başlık açmış ve bu başlık altında Ömer b. el-Hattab, Osman b.
Affan, Ali b. Ebi Talib, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. ez-Zubeyr radıyallahu
anhum’un ayakta içtiklerini rivayet etmiş, Aişe ve Sa’d b. Ebi Vakkas radıyallahu
anhuma’nın kişinin ayakta içmesinde sakınca görmediklerini rivayet etmiştir.”[18]
Yine İmam Buhârî de bu konudaki yasak hadisini zayıf
görmüştür. Nitekim ayakta içmek başlığı altında yasak hadislerini zikretmemiş,
sadece cevaz hadislerini zikretmiştir. Onun yasak hadislerini bu babda
zikretmemiş olması, ona göre sahih olmadıklarını göstermektedir.
Kadı Iyad dedi ki: “Ne Malik, Muvatta’ına ne de Buhârî Sahih’ine
ayakta içmekten yasaklayan hadisleri almışlardır. Bilakis bunun cevazını
gösteren hadisleri ve eserleri almışlardır. Çünkü onlara göre yasaklayan
hadisler sahih olarak gelmemiştir. Allah en iyi bilendir.”[19]
El-Bacî dedi ki: “Buna göre, fakihlerden bir cemaat ayakta
içmeyi caiz görmüşler, bir topluluk da bu konuda gelen tartışmalı hadislerden
dolayı mekruh görmüşlerdir. Bu konudaki yasağı Muslim Sahih’inde rivayet etmiş
olsa da, Buhârî bu hadislerden hiçbirini rivayet etmemiştir. Bunlardan birisi,
İbn Ebi Arube’nin, Katade’den, onun da Enes radıyallahu anh’den rivayet ettiği:
“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem kişinin ayakta içmesini yasakladı” hadisidir.
Katade dedi ki: “Biz: “Peki ya ayakta yemek” diye sorduk. Dedi ki: “O daha kötü
veya daha pistir.” Katade’den rivayete Hişam ed-Dustuvai mutabaat etmiştir.
Ancak bu rivayette Katade üzerinde ızdırap vardır. Sahabeden imamlara muhalif
olan bu meselede, ittifakla sahih hadise aykırı olup ızdıraplı olan bu rivayete
dayanılamaz.”[20]
İbn Abdilber dedi ki: “Malik, bu babda Ömer, Ali, Osman, Sa’d,
Aişe ve İbnu’z-Zubeyr radıyallahu anhum’den ayakta içmekte sakınca görmediklerini,
onların kerahete dair bir şey işitmediklerini zikretmiştir. Allah en iyi
bilendir. Ona (Malik’e) göre yasaklayan bir şey sahih olarak gelmemiştir. Mubah
kılan rivayetler ise O’na göre sahihtir. Bu yüzden kitabının bu babında yalnızca
mubah kılan hadisleri zikretmiştir. Alimlerin çoğuna göre de durum budur.”[21]
Şüphe: Buhârî’nin bir hadisi Sahih’ine almamış olması
o hadisin O’na göre zayıf olduğunu göstermez. Nitekim kendisi birçok sahih
hadisi Sahih’ine alamadığını tasrih etmiştir.
Cevap: Bu, aslı sahih olan hadisler hakkındadır. Ancak
hadis, bir babın aslı ile ilgili ise ve Buhârî onu Sahih’ine almamışsa onu
zayıf görmüş demektir.
Ez-Zeylaî, namazda Besmeleyi sesli okumakla ilgili hadisler
hakkında şöyle demiştir: “Şöyle denilerek itiraz edillemez: “O ikisi (Buhârî
ve Muslim) Sahihlerine bütün sahih hadisleri almış değillerdir.” Yani Buhârî
ve Muslim Besmeleyi sesli okumaya dair hadisler sahih olmalarına rağmen terk
etmişlerdir denilemez. Bunu ancak düşük veya kibirli bir kimse söyler. Zira besmeleyi
sesli okumak en meşhur meselelerden ve fıkhın ayak kaydıran konularındandır. Bu
konuda çokça münazaralar yapılmış ve musanneflerde ele alınmıştır. Buhârî, Ebu
Hanife’nin sünneti reddettiği konuları iyice takip etmiş ve bu konuda hadis
zikretmiş ve “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle diyor, bazı insanlar
ise şöyle diyor” diyerek Ebu Hanife’nin görüşüne itiraz etmiştir. Onun hadise
muhalefet ettiği konuları araştırmıştır. Peki nasıl oluyor da Besmeleyi sesli
okumak hakkındaki hadisleri almamış? Hâlbuki Buhâri kitabının başında “Namazın
imandan oluşu” diye başlık açmış, sonra babın hadislerini zikretmiş ve amellerin
imandan olmadığını söyleyen Ebu Hanife’yi reddetmeyi amaçlamıştır! Bu
fakihlerden çoğunun dahi gözden kaçırdığı meselelerdendir. Besmeleyi açıktan
okuma meselesi ise insanların avamının dahi bildikleri bir meseledir. Bunu
atlaması mümkün değildir. Ben Allah’a yemin ederim ki, şayet Buhârî Besmeleyi
açıktan okumaya dair kendisinin sıhhat şartına uygun bir hadis bulsaydı kitabında
bunu mutlaka zikrederdi.”[22]
İbn Abdilber dedi ki: “Buhârî ve Muslim asıllardan bir asla
dair hadisi terk etmek konusunda ittifak ederlerse, onun sahih bir tariki
yoktur, varsa da o illetli bir hadistir.”
Hakim, zahirinde sahih görünen hadisler hakkında dedi ki: “Bu
gibi hadislerin isnadları sahih olarak görülse de iki imamın; Buhârî ve Muslim’in
kitaplarında tahriç edilmemişse, bu hadisin illetinin araştırılması, marifet
ehlinin müzakeresi ile illetinin ortaya çıkarılması gerekir.”[23]
Geriye Ebu Said
el-Hudrî radıyallahu anh hadisi kalıyor. Ali b. el-Medini bu rivayetin
isnadında Ebu İsa el-Esvari’nin meçhul olduğunu söylemiş, İmam Ahmed de: “Ebu
İsa el-Esvari’den Katade’den başka rivayette bulunan kimse olduğunu bilmiyorum”
demiştir. Lakin Ebu İsa’dan Sabit el-Bunani ve Asım el-Ahvel de rivayette
bulunmuş, Taberani ve İbn Hibban onun sika bir tabii olduğunu, Bezzar da “meşhur”
olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca hadis, Ebu Nadra yoluyla da Ebu Said
el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edilmiştir. Böylece bu Ebu Said el-Hudrî
hadisini illetli görenlerin gerekçesi ortadan kalkmıştır.
Sonuç:
Âlimlerin görüşlerinden kuvvetli olanı, ayakta
içmenin tenzihî kerahetle birlikte caiz olmasıdır. Bundan sakındırmanın sebebi
sıhhîdir. Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ve ashabının ayakta
içtikleri sabit olmuştur. Allah en iyi bilendir.
[1]
Bkz.; Haşiyetu’l-Adevi (2/466) en-Necmu’l-Vehhac (7/390) Keşşafu’l-Kına (5/177)
[2]
Sahih. Buhârî (5616, 5615)
[3]
Sahih. Nesâî (95) Ziyau’l-Makdisi el-Muhtare (2/52) Abdurrazzak (1/40)
İbnu’l-Mukri Erbaun (21) el-Elbani Sahihu Suneni’n-Nesâî (93) Mukbil b. Hadi
Camiu’s-Sahih (136, 724, 735, 4026)
[4]
Sahih. Buhârî (1637) Muslim (2027)
[5]
Hasen. Tirmizî (1883) Ahmed (2/174, 206) Abdurrazzak (2/569)
[6]
Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Taberânî Mu'cemu'l-Evsat
(1213) İbn Sa’d (1/481) Beyhakî (2/431)
[7]
Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Ebu’l-Abbas İbn Muhriz
Marifetu’r-Rical (978) Abd b. Humeyd (783) Ahmed (2/12, 108) İbn Mâce (3301)
Tirmizî (1880) Buhârî Tarih (1/165) Tayalisi (1904) İbn Hibbân (12/141) Hennad
Zühd (812) el-Esram Nasihu’l-Hadis (s.227) İbn Şahin Nasihu’l-Hadis (573) Hatib
Tarih (8/195) Hatib Taliyu’t-Telhis (100) Ebu’l-Hasen es-Sukkeri Fevaid (89)
Ebu Tahir el-Muhallis el-Muhallisiyyat (1755) Tahavi Şerhu Meani’l-Asar (4/274)
Beyhakî (7/283)
[8]
Musnedu’l-Bezzar (3/31)
[9]
Bkz.: Haşiyetu İbn Abidin (1/129)
[10]
Muslim (2024)
[11]
Sahih. Muslim (2025)
[12]
Münker. Muslim (2026)
[13]
Bkz.: es-Sahiha (1/174 no: 175)
[14] İbn Hibban (12/142) Ahmed (2/283) Bezzar
(14/353, 16/137) Bkz.: el-Elbani, es-Sahiha (176)
[15]
Sahih. Ma’mer Cami (183)Tahavi Şerhu Müşkili’l-Asar (3/18)
[16]
Sahih. Ahmed (2/301) Beyhaki Şuab
(5/108) Bezzar (5/303) el-Elbani sahih demiştir. Bkz.: es-Sahiha (1/174)
[17]
Sahih. Ebu Ya’la (3650) Esram Nasihu’l-Hadis Ve Mensuhih (s.229) Ebû Nuaym
Hilyetu'l-Evliyâ (6/146) Tarihu İsbehan (1/217) Ebu Avane (6658) Begavi Şerhu’s-Sunne
(6/5) Ebu’ş-Şeyh Ahlaku’n-Nebi (665, 669) Mehamili Emali (382) Ebu’l-Fadl ez-Zuhri
Hadisih (495) Temmam Fevaid (158) İbn Adiy el-Kamil (1/203) İbn Asakir Tarih
(58/16)
[18]
İbn Ruşd el-Beyan ve’t-Tahsil (18/189)
[19]
Kadı Iyad İkmalu’l-Mu’lim (6/491)
[20]
El-Baci el-Munteka Şerhu’l-Muvatta (7/237)
[21]
El-İstizkar (8/355)
[22]
Nasbu’r-Raye (1/355)
[23]
Hakim Marifetu Ulumi’l-Hadis (s.60)