Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

5 Nisan 2026 Pazar

Ayakta Yemenin ve İçmenin Hükmü

 Bu konuda fakihler üç görüş üzerinde ihtilaf etmişlerdir:

Birinci görüş: Ayakta içmek kerahatsiz olarak caizdir. Bu, Malikiler, Şafiiler ve Hanbelilerin cumhurunun görüşüdür. İmam Buhârî ve iki görüşünden birinde Nevevi de bu hükmü benimsemişlerdir.[1]

İshak b. Mansur el-Kevsec, İmam Ahmed’e ayakta içmenin hükmünü sorunca: “Bunda bir sakınca olmadığını umarım” demiş, İshak b. Rahuye de: “(İmam Ahmed’in) dediği gibi” demiştir.

İmam Buhârî “Ayakta içmek” diye bab başlığı açmıştır.

Delili:

En-Nezzal b. Sabre rahimehullah’tan:

عَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّهُ صَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ قَعَدَ فِي حَوَائِجِ النَّاسِ فِي رَحَبَةِ الكُوفَةِ حَتَّى حَضَرَتْ صَلاَةُ العَصْرِ ثُمَّ أُتِيَ بِمَاءٍ فَشَرِبَ وَغَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ وَذَكَرَ رَأْسَهُ وَرِجْلَيْهِ ثُمَّ قَامَ فَشَرِبَ فَضْلَهُ وَهُوَ قَائِمٌ ثُمَّ قَالَ إِنَّ نَاسًا يَكْرَهُونَ الشُّرْبَ قِيَامًا وَإِنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَنَعَ مِثْلَ مَا صَنَعْتُ

 “Ali radiyallahu anh öğle namazını kıldı. Sonra Kufe avlusunda insanların ihtiyaçları için ikindi namazı vakti girene kadar oturdu. Sonra kendisine su getirildi. Ondan içti, yüzünü, ellerini başını ve ayaklarını yıkadı. Sonra kalktı ve kalan suyu ayakta içti. Sonra dedi ki:

“Muhakkak ki bazı insanlar ayakta içmeyi çirkin görüyorlar. Şüphesiz Nebî sallallahu aleyhi ve sellem benim yaptığım gibi yapmıştır.”[2]

Muhammed b. Ali (el-Bakır) rahimehullah’tan: “Ali b. el-Huseyn (Zeynu’l-âbidîn) rahimehullah dedi ki:

دَعَانِي أَبِي عَلِيٌّ بِوَضُوءٍ فَقَرَّبْتُهُ لَهُ فَبَدَأَ فَغَسَلَ كَفَّيْهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ قَبْلَ أَنْ يُدْخِلَهُمَا فِي وَضُوئِهِ ثُمَّ مَضْمَضَ ثَلَاثًا وَاسْتَنْثَرَ ثَلَاثًا ثُمَّ غَسَلَ وَجْهَهُ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ ثُمَّ غَسَلَ يَدَهُ الْيُمْنَى إِلَى الْمِرْفَقِ ثَلَاثًا ثُمَّ الْيُسْرَى كَذَلِكَ ثُمَّ مَسَحَ بِرَأْسِهِ مَسْحَةً وَاحِدَةً ثُمَّ غَسَلَ رِجْلَهُ الْيُمْنَى إِلَى الْكَعْبَيْنِ ثَلَاثًا ثُمَّ الْيُسْرَى كَذَلِكَ ثُمَّ قَامَ قَائِمًا فَقَالَ نَاوِلْنِي فَنَاوَلْتُهُ الْإِنَاءَ الَّذِي فِيهِ فَضْلُ وَضُوئِهِ فَشَرِبَ مِنْ فَضْلِ وَضُوئِهِ قَائِمًا فَعَجِبْتُ فَلَمَّا رَآنِي قَالَ لَا تَعْجَبْ فَإِنِّي رَأَيْتُ أَبَاكَ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَصْنَعُ مِثْلَ مَا رَأَيْتَنِي صَنَعْتُ يَقُولُ لِوُضُوئِهِ هَذَا وَشَرِبِ فَضْلِ وَضُوئِهِ قَائِمًا

“Babam Ali radiyallahu anh benden abdest suyu istedi, ona getirdim. Ellerini kabın içine sokmadan önce avucunu üç defa yıkayarak başladı. Sonra üç defa ağzına, üç defa burnuna su verdi. Sonra üç defa yüzünü yıkadı. Sonra sağ elini dirseğine kadar üç defa yıkadı. Sonra aynı şekilde sol elini yıkadı. Sonra başını bir defa mesh etti. Sonra sağ ayağını üç defa aşık kemiklerine kadar yıkadı. Sonra aynı şekilde sol ayağını yıkadı. Sonra ayağa kalktı ve:

“Kabı bana ver” dedi. Ben de verdim. Kabın içinde abdestinden artan su vardı. Onu ayakta içti. Buna hayret ettim. Benim bu halimi görünce dedi ki:

“Şaşırma! Zira ben Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in bende yaptığımı gördüğün şeyi yaptığını gördüm. Abdestinden artan suyu istedi ve onu ayakta içti.”[3]

İbn Abbas radiyallahu anhuma’dan:

سَقَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ زَمْزَمَ فَشَرِبَ وَهُوَ قَائِمٌ

 “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e zemzem verdim. Onu ayakta içti.”[4]

Abdullah b. Amr radiyallahu anhuma’dan:

رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَشْرَبُ قَائِمًا وَقَاعِدًا

 “Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’i ayakta ve oturarak bir şey içerken gördüm.”[5]

Atâ rahimehullah’tan: “Aişe radiyallahu anha dedi ki:

رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَشْرَبُ قَائِمًا وَقَاعِدًا وَيُصَلِّي مُنْتَعِلًا وَحَافِيًا وَيَنْصَرِفُ مِنَ الصَّلَاةِ عَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ يَسَارِهِ

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i ayakta ve oturarak içerken gördüm. Ayakkabıyla ve yalınayak namaz kılarken gördüm. Namazdan sağından ve solundan ayrıldığını da gördüm.”[6]

Nafi rahimehullah’tan: “İbn Ömer radiyallahu anhuma dedi ki:

كُنَّا نَأْكُلُ وَنَحْنُ نَمْشِي وَنَشْرَبُ وَنَحْنُ قِيَامٌ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

“Biz Nebî sallallahu aleyhi ve sellem zamanında yürürken yer ve ayakta iken içerdik.”[7]

Bezzar dedi ki: “Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in ayakta içtiği birçok yoldan rivayet edilmiştir. İbn Ömer, Aişe, İmran b. Husayn, Abdullah b. Amr, İbn Abbas, Umm Suleym, Abdullah b. Uneys ve başkaları (radıyallahu anhum), Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in ayakta içtiğini rivayet etmişlerdir.”[8]

İkinci görüş: Ayakta içmek mekruhtur.

Bu, Hanefilerin, kendisinden bir rivayete göre İmam Ahmed’in görüşüdür. Eş-Şa’bi, en-Nehai, et-Tahavi, İbn Teymiyye, İbnu’l-Kayyım, el-Aynî, el-Mazerî, el-Hattabî ve en-Nevevi de bu hükmü benimsemişlerdir.

Adı geçen bu âlimlerin bazısına göre mekruh; terkinden dolayı sevap kazanılan, meşru olan şeydir. Bazısına göre de terkinden dolayı sevap kazanılmayan fakat sıhhî bir zarar korkusuyla yasaklanan şeydir.[9]  

Nevevi Muslim şerhinde, bilerek veya unutarak ayakta içenin kusmasının müstehap olduğunu zikretmiştir.

Delili:

Katade - Enes radıyallahu anh yoluyla:

أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم زَجَرَ ‌عَنِ ‌الشُّرْبِ ‌قَائِمًا

“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem kişinin ayakta içmesinden sakındırdı.”[10]

Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Sizden biri ayakta içmesin. Unutarak ayakta içen kussun.” Bunu da Muslim rivayet etmiştir.

Katade – Ebu İsa el-Esvari - Ebu Said el-Hudrî radiyallahu anh yoluyla:

أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَهَى عَنِ الشُّرْبِ قَائِمًا

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ayakta içmekten yasakladı.”[11]

Üçüncü görüş: Ayakta içmek haramdır. Bu Zahirilerin mezhebidir.

Delili: Az önce geçen yasak hadisidir.

Tercih:

İnşaallah doğruya yakın olan ayakta içmenin tenzihi kerahatle caiz olmasıdır.

Muslim’in Ebu Hureyre radıyallahu anh’den rivayet ettiği:

لَا يَشْرَبَنَّ أَحَدٌ مِنْكُمْ قَائِمًا، فَمَنْ نَسِيَ فَلْيَسْتَقِئْ

Sizden biriniz ayakta içmesinKim unutarak (ayakta) içerse kussun[12] hadisinin isnadında Ömer b. Hamze zayıftır. "Kim ayakta içerse kussun" lafzı münkerdir.  Şeyh el-Elbani de bu ziyadenin zayıf olduğunu söylemiştir.[13]

Ebu Hureyre radıyallahu anh’den rivayetin mahfuz olan lafzı:

لَوْ يَعْلَمُ الَّذِي يَشْرَبُ وَهُوَ قَائِمٌ مَا فِي بَطْنِهِ لَاسْتَقَاءَهُ

Şayet ayakta içen karnında ne olduğunu bilseydi kusmak isterdi” şeklindedir.[14]

Bu lafız hadisteki yasaklığın kerahet için olduğuna delalet etmektedir. Diğer rivayette şu ziyade vardır:

فَبَلَغَ ذَلِكَ عَلِيًّا فَدَعَا بِمَاءٍ فَشَرِبَ وَهُوَ قَائِمٌ

“Ebu Hureyre’nin bu rivayeti Ali radıyallahu anh’e ulaşınca kalktı ve ayakta içti”[15]

Ebu Hureyre radıyallahu anh’den gelen diğer bir rivayet şöyledir:

أن النبي صلى الله عليه وسلم رَأَى رَجُلًا يَشْرَبُ قَائِمًا فَقَالَ أَتُحِبُّ أَنْ يَشْرَبَ مَعَكَ الْهِرُّ؟ قَالَ لَا قَالَ فَقَدْ شَرِبَ مَعَكَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مِنْهُ الشَّيْطَانُ

 “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir adamın ayakta içtiğini gördü ve ona:

Seninle beraber kedinin içmesinden hoşlanır mıydın?” dedi. Adam: “Hayır” dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:

Ondan daha şerlisi olan şeytan seninle beraber içmiştir” buyurdu.[16]

Bu rivayet, yasaklığın ayakta içmekten dolayı değil de, sanki Allah’ın adı anılmadan içilmesi sebebiyle olduğunu düşündürmektedir. Zira Allah adı anılmadan yenilen ve içilen şeylerde şeytan ortak olur.

Enes radıyallahu anh hadisine gelince iki illeti vardır. Birincisi, Katade’nin bunu bazen Enes radıyallahu anh’den mevkuf olarak, bazen de merfu olarak rivayet etmek suretiyle ızdırap yapmasıdır. İkincisi de Enes radıyallahu anh’ın bizzat, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ayakta içtiğini rivayet etmiş olmasıdır:

Abdulkerim el-Cezeri - el-Bera İbn bt. Enes - Enes radıyallahu anh yoluyla ve el-Evzai – İbn Şihab – Enes radıyallahu anh yoluyla:

أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ‌شَرِبَ وهو قائمٌ

“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ayakta iken içti.”[17]

İmam Malik, yasak hadisini zayıf görenlerdendir. İbn Ruşd dedi ki: “Malik, ayakta içmekte sakınca görmezdi. Zira ona göre bu konudaki yasak sahih olarak gelmemiştir. Allah en iyi bilendir. Muvatta’da kişinin ayakta içmesi diye başlık açmış ve bu başlık altında Ömer b. el-Hattab, Osman b. Affan, Ali b. Ebi Talib, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. ez-Zubeyr radıyallahu anhum’un ayakta içtiklerini rivayet etmiş, Aişe ve Sa’d b. Ebi Vakkas radıyallahu anhuma’nın kişinin ayakta içmesinde sakınca görmediklerini rivayet etmiştir.”[18]

Yine İmam Buhârî de bu konudaki yasak hadisini zayıf görmüştür. Nitekim ayakta içmek başlığı altında yasak hadislerini zikretmemiş, sadece cevaz hadislerini zikretmiştir. Onun yasak hadislerini bu babda zikretmemiş olması, ona göre sahih olmadıklarını göstermektedir.

Kadı Iyad dedi ki: “Ne Malik, Muvatta’ına ne de Buhârî Sahih’ine ayakta içmekten yasaklayan hadisleri almışlardır. Bilakis bunun cevazını gösteren hadisleri ve eserleri almışlardır. Çünkü onlara göre yasaklayan hadisler sahih olarak gelmemiştir. Allah en iyi bilendir.”[19]

El-Bacî dedi ki: “Buna göre, fakihlerden bir cemaat ayakta içmeyi caiz görmüşler, bir topluluk da bu konuda gelen tartışmalı hadislerden dolayı mekruh görmüşlerdir. Bu konudaki yasağı Muslim Sahih’inde rivayet etmiş olsa da, Buhârî bu hadislerden hiçbirini rivayet etmemiştir. Bunlardan birisi, İbn Ebi Arube’nin, Katade’den, onun da Enes radıyallahu anh’den rivayet ettiği: “Nebî sallallahu aleyhi ve sellem kişinin ayakta içmesini yasakladı” hadisidir. Katade dedi ki: “Biz: “Peki ya ayakta yemek” diye sorduk. Dedi ki: “O daha kötü veya daha pistir.” Katade’den rivayete Hişam ed-Dustuvai mutabaat etmiştir. Ancak bu rivayette Katade üzerinde ızdırap vardır. Sahabeden imamlara muhalif olan bu meselede, ittifakla sahih hadise aykırı olup ızdıraplı olan bu rivayete dayanılamaz.”[20]

İbn Abdilber dedi ki: “Malik, bu babda Ömer, Ali, Osman, Sa’d, Aişe ve İbnu’z-Zubeyr radıyallahu anhum’den ayakta içmekte sakınca görmediklerini, onların kerahete dair bir şey işitmediklerini zikretmiştir. Allah en iyi bilendir. Ona (Malik’e) göre yasaklayan bir şey sahih olarak gelmemiştir. Mubah kılan rivayetler ise O’na göre sahihtir. Bu yüzden kitabının bu babında yalnızca mubah kılan hadisleri zikretmiştir. Alimlerin çoğuna göre de durum budur.”[21]

Şüphe: Buhârî’nin bir hadisi Sahih’ine almamış olması o hadisin O’na göre zayıf olduğunu göstermez. Nitekim kendisi birçok sahih hadisi Sahih’ine alamadığını tasrih etmiştir.

Cevap: Bu, aslı sahih olan hadisler hakkındadır. Ancak hadis, bir babın aslı ile ilgili ise ve Buhârî onu Sahih’ine almamışsa onu zayıf görmüş demektir.

Ez-Zeylaî, namazda Besmeleyi sesli okumakla ilgili hadisler hakkında şöyle demiştir: “Şöyle denilerek itiraz edillemez: “O ikisi (Buhârî ve Muslim) Sahihlerine bütün sahih hadisleri almış değillerdir.” Yani Buhârî ve Muslim Besmeleyi sesli okumaya dair hadisler sahih olmalarına rağmen terk etmişlerdir denilemez. Bunu ancak düşük veya kibirli bir kimse söyler. Zira besmeleyi sesli okumak en meşhur meselelerden ve fıkhın ayak kaydıran konularındandır. Bu konuda çokça münazaralar yapılmış ve musanneflerde ele alınmıştır. Buhârî, Ebu Hanife’nin sünneti reddettiği konuları iyice takip etmiş ve bu konuda hadis zikretmiş ve “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle diyor, bazı insanlar ise şöyle diyor” diyerek Ebu Hanife’nin görüşüne itiraz etmiştir. Onun hadise muhalefet ettiği konuları araştırmıştır. Peki nasıl oluyor da Besmeleyi sesli okumak hakkındaki hadisleri almamış? Hâlbuki Buhâri kitabının başında “Namazın imandan oluşu” diye başlık açmış, sonra babın hadislerini zikretmiş ve amellerin imandan olmadığını söyleyen Ebu Hanife’yi reddetmeyi amaçlamıştır! Bu fakihlerden çoğunun dahi gözden kaçırdığı meselelerdendir. Besmeleyi açıktan okuma meselesi ise insanların avamının dahi bildikleri bir meseledir. Bunu atlaması mümkün değildir. Ben Allah’a yemin ederim ki, şayet Buhârî Besmeleyi açıktan okumaya dair kendisinin sıhhat şartına uygun bir hadis bulsaydı kitabında bunu mutlaka zikrederdi.”[22]

İbn Abdilber dedi ki: “Buhârî ve Muslim asıllardan bir asla dair hadisi terk etmek konusunda ittifak ederlerse, onun sahih bir tariki yoktur, varsa da o illetli bir hadistir.”

Hakim, zahirinde sahih görünen hadisler hakkında dedi ki: “Bu gibi hadislerin isnadları sahih olarak görülse de iki imamın; Buhârî ve Muslim’in kitaplarında tahriç edilmemişse, bu hadisin illetinin araştırılması, marifet ehlinin müzakeresi ile illetinin ortaya çıkarılması gerekir.”[23]

Geriye Ebu Said el-Hudrî radıyallahu anh hadisi kalıyor. Ali b. el-Medini bu rivayetin isnadında Ebu İsa el-Esvari’nin meçhul olduğunu söylemiş, İmam Ahmed de: “Ebu İsa el-Esvari’den Katade’den başka rivayette bulunan kimse olduğunu bilmiyorum” demiştir. Lakin Ebu İsa’dan Sabit el-Bunani ve Asım el-Ahvel de rivayette bulunmuş, Taberani ve İbn Hibban onun sika bir tabii olduğunu, Bezzar da “meşhur” olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca hadis, Ebu Nadra yoluyla da Ebu Said el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edilmiştir. Böylece bu Ebu Said el-Hudrî hadisini illetli görenlerin gerekçesi ortadan kalkmıştır.

Sonuç

Âlimlerin görüşlerinden kuvvetli olanı, ayakta içmenin tenzihî kerahetle birlikte caiz olmasıdır. Bundan sakındırmanın sebebi sıhhîdir. Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ve ashabının ayakta içtikleri sabit olmuştur. Allah en iyi bilendir.



[1] Bkz.; Haşiyetu’l-Adevi (2/466) en-Necmu’l-Vehhac (7/390) Keşşafu’l-Kına (5/177)

[2] Sahih. Buhârî (5616, 5615)

[3] Sahih. Nesâî (95) Ziyau’l-Makdisi el-Muhtare (2/52) Abdurrazzak (1/40) İbnu’l-Mukri Erbaun (21) el-Elbani Sahihu Suneni’n-Nesâî (93) Mukbil b. Hadi Camiu’s-Sahih (136, 724, 735, 4026)

[4] Sahih. Buhârî (1637) Muslim (2027)

[5] Hasen. Tirmizî (1883) Ahmed (2/174, 206) Abdurrazzak (2/569)

[6] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Taberânî Mu'cemu'l-Evsat (1213) İbn Sa’d (1/481) Beyhakî (2/431)

[7] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Ebu’l-Abbas İbn Muhriz Marifetu’r-Rical (978) Abd b. Humeyd (783) Ahmed (2/12, 108) İbn Mâce (3301) Tirmizî (1880) Buhârî Tarih (1/165) Tayalisi (1904) İbn Hibbân (12/141) Hennad Zühd (812) el-Esram Nasihu’l-Hadis (s.227) İbn Şahin Nasihu’l-Hadis (573) Hatib Tarih (8/195) Hatib Taliyu’t-Telhis (100) Ebu’l-Hasen es-Sukkeri Fevaid (89) Ebu Tahir el-Muhallis el-Muhallisiyyat (1755) Tahavi Şerhu Meani’l-Asar (4/274) Beyhakî (7/283)

[8] Musnedu’l-Bezzar (3/31)

[9] Bkz.: Haşiyetu İbn Abidin (1/129)

[10] Muslim (2024)

[11] Sahih. Muslim (2025)

[12] Münker. Muslim (2026)

[13] Bkz.: es-Sahiha (1/174 no: 175)

[14] İbn Hibban (12/142) Ahmed (2/283) Bezzar (14/353, 16/137) Bkz.: el-Elbani, es-Sahiha (176)

[15] Sahih. Ma’mer Cami (183)Tahavi Şerhu Müşkili’l-Asar (3/18)

[16] Sahih. Ahmed (2/301) Beyhaki Şuab (5/108) Bezzar (5/303) el-Elbani sahih demiştir. Bkz.: es-Sahiha (1/174)

[17] Sahih. Ebu Ya’la (3650) Esram Nasihu’l-Hadis Ve Mensuhih (s.229) Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (6/146) Tarihu İsbehan (1/217) Ebu Avane (6658) Begavi Şerhu’s-Sunne (6/5) Ebu’ş-Şeyh Ahlaku’n-Nebi (665, 669) Mehamili Emali (382) Ebu’l-Fadl ez-Zuhri Hadisih (495) Temmam Fevaid (158) İbn Adiy el-Kamil (1/203) İbn Asakir Tarih (58/16)

[18] İbn Ruşd el-Beyan ve’t-Tahsil (18/189)

[19] Kadı Iyad İkmalu’l-Mu’lim (6/491)

[20] El-Baci el-Munteka Şerhu’l-Muvatta (7/237)

[21] El-İstizkar (8/355)

[22] Nasbu’r-Raye (1/355)

[23] Hakim Marifetu Ulumi’l-Hadis (s.60)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)