Bu konuda fakihler üç görüş üzerinde ihtilaf etmişlerdir:
Birinci görüş: Ayakta içmek kerahatsiz olarak caizdir.
Bu, Malikiler, Şafiiler ve Hanbelilerin cumhurunun
görüşüdür. İmam Buhârî ve iki görüşünden birinde Nevevi de bu hükmü benimsemişlerdir.[1]
İshak b. Mansur el-Kevsec, İmam Ahmed’e ayakta içmenin
hükmünü sorunca: “Bunda bir sakınca olmadığını umarım” demiş, İshak b. Rahuye
de: “(İmam Ahmed’in) dediği gibi” demiştir.
İmam Buhârî “Ayakta içmek” diye bab başlığı açmıştır.
Delilleri
1- En-Nezzal b. Sabre rahimehullah’tan:
عَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ
أَنَّهُ صَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ قَعَدَ فِي حَوَائِجِ النَّاسِ فِي رَحَبَةِ
الكُوفَةِ حَتَّى حَضَرَتْ صَلاَةُ العَصْرِ ثُمَّ أُتِيَ بِمَاءٍ فَشَرِبَ
وَغَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ وَذَكَرَ رَأْسَهُ وَرِجْلَيْهِ ثُمَّ قَامَ
فَشَرِبَ فَضْلَهُ وَهُوَ قَائِمٌ ثُمَّ قَالَ إِنَّ نَاسًا يَكْرَهُونَ الشُّرْبَ
قِيَامًا وَإِنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَنَعَ مِثْلَ مَا
صَنَعْتُ
“Ali radiyallahu anh
öğle namazını kıldı. Sonra Kufe avlusunda insanların ihtiyaçları için ikindi
namazı vakti girene kadar oturdu. Sonra kendisine su getirildi. Ondan içti,
yüzünü, ellerini başını ve ayaklarını yıkadı. Sonra kalktı ve kalan suyu ayakta
içti. Sonra dedi ki:
“Muhakkak ki bazı insanlar ayakta içmeyi çirkin görüyorlar.
Şüphesiz Nebî sallallahu aleyhi ve sellem benim yaptığım gibi yapmıştır.”[2]
2- Zadan rahimehullah’tan:
أَنَّ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ شَرِبَ
قَائِمًا فَنَظَرَ إِلَيْهِ النَّاسُ كَأَنَّهُمْ أَنْكَرُوهُ فَقَالَ: مَا
تَنْظُرُونَ؟ إِنْ أَشْرَبْ قَائِمًا فَقَدْ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه
وسلم يَشْرَبُ قَائِمًا وَإِنْ أَشْرَبْ قَاعِدًا فَقَدْ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى
الله عليه وسلم يَشْرَبُ قَاعِدًا
“Ali b. Ebi Talib radıyallahu anh ayakta içti. İnsanlar
karşı çıkar gibi baktılar. Ali radıyallahu anh dedi ki:
“Ne bakıyorsunuz? Ayakta içmişsem Nebî sallallahu aleyhi ve
sellem’i de ayakta içerken görmüşümdür. Oturarak içmişsem Nebî sallallahu
aleyhi ve sellem’i de oturarak içerken görmüşümdür.”[3]
3- Muhammed b. Ali (el-Bakır) rahimehullah’tan: “Ali b.
el-Huseyn (Zeynu’l-âbidîn) rahimehullah dedi ki:
دَعَانِي أَبِي عَلِيٌّ بِوَضُوءٍ
فَقَرَّبْتُهُ لَهُ فَبَدَأَ فَغَسَلَ كَفَّيْهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ قَبْلَ أَنْ
يُدْخِلَهُمَا فِي وَضُوئِهِ ثُمَّ مَضْمَضَ ثَلَاثًا وَاسْتَنْثَرَ ثَلَاثًا
ثُمَّ غَسَلَ وَجْهَهُ
ثَلَاثَ مَرَّاتٍ ثُمَّ غَسَلَ يَدَهُ الْيُمْنَى إِلَى الْمِرْفَقِ ثَلَاثًا
ثُمَّ الْيُسْرَى كَذَلِكَ ثُمَّ مَسَحَ بِرَأْسِهِ مَسْحَةً وَاحِدَةً ثُمَّ
غَسَلَ رِجْلَهُ الْيُمْنَى إِلَى الْكَعْبَيْنِ ثَلَاثًا ثُمَّ الْيُسْرَى
كَذَلِكَ ثُمَّ قَامَ قَائِمًا فَقَالَ نَاوِلْنِي فَنَاوَلْتُهُ الْإِنَاءَ
الَّذِي فِيهِ فَضْلُ وَضُوئِهِ فَشَرِبَ مِنْ فَضْلِ وَضُوئِهِ قَائِمًا
فَعَجِبْتُ فَلَمَّا رَآنِي قَالَ لَا تَعْجَبْ فَإِنِّي رَأَيْتُ أَبَاكَ
النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَصْنَعُ مِثْلَ مَا رَأَيْتَنِي
صَنَعْتُ يَقُولُ لِوُضُوئِهِ هَذَا وَشَرِبِ فَضْلِ وَضُوئِهِ قَائِمًا
“Babam Ali radiyallahu anh benden abdest suyu istedi, ona
getirdim. Ellerini kabın içine sokmadan önce avucunu üç defa yıkayarak başladı.
Sonra üç defa ağzına, üç defa burnuna su verdi. Sonra üç defa yüzünü yıkadı.
Sonra sağ elini dirseğine kadar üç defa yıkadı. Sonra aynı şekilde sol elini
yıkadı. Sonra başını bir defa mesh etti. Sonra sağ ayağını üç defa aşık
kemiklerine kadar yıkadı. Sonra aynı şekilde sol ayağını yıkadı. Sonra ayağa
kalktı ve:
“Kabı bana ver” dedi. Ben de verdim. Kabın içinde
abdestinden artan su vardı. Onu ayakta içti. Buna hayret ettim. Benim bu halimi
görünce dedi ki:
“Şaşırma! Zira ben Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in bende
yaptığımı gördüğün şeyi yaptığını gördüm. Abdestinden artan suyu istedi ve onu
ayakta içti.”[4]
4- İbn Abbas radiyallahu anhuma’dan:
سَقَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ زَمْزَمَ فَشَرِبَ وَهُوَ قَائِمٌ
“Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem’e zemzem verdim. Onu ayakta içti.”[5]
5- İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan:
رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم
يَشْرَبُ وَهُوَ قَائِمٌ
“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’i ayakta içerken gördüm.”[6]
6- Sa’d b. Ebi Vakkas radıyallahu anh’den:
أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم
كَانَ يَشْرَبُ قَائِمًا
“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ayakta içerdi.”[7]
7- Umm Suleym radıyallahu anha’dan:
أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم
شَرِبَ وَهُوَ قَائِمٌ مِنْ قِرْبَةٍ
“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir kırbadan ayakta
içti.”[8]
8- Enes radıyallahu anh – annesi Umm Suleym radıyallahu anha
yoluyla:
أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم
دَخَلَ عَلَيْهَا وَفِي بَيْتِهَا قِرْبَةٌ مُعَلَّقَةٌ فَشَرِبَ مِنَ الْقِرْبَةِ
قَائِمًا
“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Umm Suleym radıyallahu
anha’nın evine geldi, evinde asılı bir kırba vardı ve ayakta o kırbadan içti.”[9]
9- Enes radıyallahu anh’den:
أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم شَرِبَ
مِنْ قِرْبَةٍ مُعَلَّقَةٍ وَهُوَ قَائِمٌ
“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem asılı bir kırbadan ayakta
içti.”[10]
10- Abdulkerim el-Cezeri
- el-Bera İbn bt. Enes - Enes radıyallahu anh yoluyla ve el-Evzai – İbn Şihab –
Enes radıyallahu anh yoluyla:
أَنَّ
النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم شَرِبَ وهو قائمٌ
“Nebî sallallahu
aleyhi ve sellem ayakta iken içti.”[11]
11- Abdullah b. Amr radiyallahu anhuma’dan:
رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَشْرَبُ قَائِمًا وَقَاعِدًا
“Nebî sallallahu
aleyhi ve sellem’i ayakta ve oturarak bir şey içerken gördüm.”[12]
12- Atâ rahimehullah’tan: “Aişe radiyallahu anha dedi ki:
رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَشْرَبُ قَائِمًا وَقَاعِدًا وَيُصَلِّي مُنْتَعِلًا
وَحَافِيًا وَيَنْصَرِفُ مِنَ الصَّلَاةِ عَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ يَسَارِهِ
“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i ayakta ve oturarak
içerken gördüm. Ayakkabıyla ve yalınayak namaz kılarken gördüm. Namazdan
sağından ve solundan ayrıldığını da gördüm.”[13]
13- Nafi rahimehullah’tan: “İbn Ömer radiyallahu anhuma dedi
ki:
كُنَّا نَأْكُلُ وَنَحْنُ نَمْشِي
وَنَشْرَبُ وَنَحْنُ قِيَامٌ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ
“Biz Nebî sallallahu aleyhi ve sellem zamanında yürürken yer
ve ayakta iken içerdik.”[14]
Bezzar dedi ki: “Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in ayakta
içtiği birçok yoldan rivayet edilmiştir. İbn Ömer, Aişe, İmran b. Husayn,
Abdullah b. Amr, İbn Abbas, Umm Suleym, Abdullah b. Uneys ve başkaları
(radıyallahu anhum), Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in ayakta içtiğini
rivayet etmişlerdir.”[15]
İkinci görüş: Ayakta içmek mekruhtur.
Bu, Hanefilerin, kendisinden bir rivayete göre İmam Ahmed’in
görüşüdür. Eş-Şa’bi, en-Nehai, et-Tahavi, İbn Teymiyye, İbnu’l-Kayyım, el-Aynî,
el-Mazerî, el-Hattabî ve en-Nevevi de bu hükmü benimsemişlerdir.
Adı geçen bu âlimlerin bazısına göre mekruh; terkinden
dolayı sevap kazanılan, meşru olan şeydir. Bazısına göre de terkinden dolayı
sevap kazanılmayan fakat sıhhî bir zarar korkusuyla yasaklanan şeydir.[16]
Nevevi Muslim şerhinde, bilerek veya unutarak ayakta içenin
kusmasının müstehap olduğunu zikretmiştir.
Delilleri:
1- Katade - Enes radıyallahu anh yoluyla:
أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم
زَجَرَ عَنِ الشُّرْبِ قَائِمًا
“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem kişinin ayakta içmesinden
sakındırdı.”[17]
Enes radıyallahu anh
hadisinin iki illeti vardır. Birincisi, Katade’nin bunu bazen Enes radıyallahu
anh’den mevkuf olarak, bazen de merfu olarak rivayet etmek suretiyle ızdırap
yapmasıdır. İkincisi de Enes radıyallahu anh’ın bizzat, Rasulullah sallallahu
aleyhi ve sellem’in ayakta içtiğini rivayet etmiş olmasıdır:
2- Katade – Ebu İsa el-Esvari - Ebu Said el-Hudrî
radiyallahu anh yoluyla:
أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَهَى عَنِ الشُّرْبِ قَائِمًا
“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ayakta içmekten
yasakladı.”[18]
Ali b. el-Medini bu
rivayetin isnadında Ebu İsa el-Esvari’nin meçhul olduğunu söylemiş, İmam Ahmed
de: “Ebu İsa el-Esvari’den Katade’den başka rivayette bulunan kimse olduğunu
bilmiyorum” demiştir. Lakin Ebu İsa’dan Sabit el-Bunani ve Asım el-Ahvel de
rivayette bulunmuş, Taberani ve İbn Hibban onun sika bir tabii olduğunu, Bezzar
da “meşhur” olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca hadis, Ebu Nadra yoluyla da Ebu
Said el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edilmiştir. Böylece Ebu Said el-Hudrî
hadisini illetli görenlerin gerekçesi ortadan kalkmıştır.
3- Katade – Ebu Muslim el-Cuzamî - El-Carud b. el-Muallâ radıyallahu
anh yoluyla:
أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم
زَجَرَ عَنِ الشُّرْبِ قَائِمًا
“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ayakta içmekten
sakındırdı.”[19]
4- Ebu Hureyre
radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
لَا يَشْرَبَنَّ أَحَدٌ مِنْكُمْ قَائِمًا،
فَمَنْ نَسِيَ فَلْيَسْتَقِئْ
“Sizden biriniz
ayakta içmesin. Kim unutarak (ayakta) içerse kussun”[20]
Bu hadisin isnadında
Ömer b. Hamze zayıftır. "Kim ayakta içerse kussun" lafzı
münkerdir. Şeyh el-Elbani de bu ziyadenin zayıf olduğunu
söylemiştir.[21]
Ebu Hureyre
radıyallahu anh’den rivayetin mahfuz olan lafzı şu şekildedir:
لَوْ يَعْلَمُ الَّذِي يَشْرَبُ وَهُوَ قَائِمٌ
مَا فِي بَطْنِهِ لَاسْتَقَاءَهُ
“Şayet ayakta içen
karnında ne olduğunu bilseydi kusmak isterdi”.[22]
Bu lafız hadisteki
yasaklığın kerahet için olduğuna delalet etmektedir. Diğer rivayette şu ziyade
vardır:
فَبَلَغَ ذَلِكَ عَلِيًّا فَدَعَا بِمَاءٍ
فَشَرِبَ وَهُوَ قَائِمٌ
“Ebu Hureyre’nin bu
rivayeti Ali radıyallahu anh’e ulaşınca kalktı ve ayakta içti”[23]
5- Ebu Hureyre
radıyallahu anh’den gelen diğer bir rivayet şöyledir:
أن النبي صلى
الله عليه وسلم رَأَى رَجُلًا يَشْرَبُ قَائِمًا فَقَالَ أَتُحِبُّ أَنْ يَشْرَبَ
مَعَكَ الْهِرُّ؟ قَالَ لَا قَالَ فَقَدْ شَرِبَ مَعَكَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مِنْهُ
الشَّيْطَانُ
“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir
adamın ayakta içtiğini gördü ve ona:
“Seninle beraber
kedinin içmesinden hoşlanır mıydın?” dedi. Adam: “Hayır” dedi. Rasulullah
sallallahu aleyhi ve sellem:
“Ondan daha şerlisi
olan şeytan seninle beraber içmiştir” buyurdu.[24]
Bu rivayet, yasaklığın
ayakta içmekten dolayı değil de, sanki Allah’ın adı anılmadan içilmesi
sebebiyle olduğunu düşündürmektedir. Zira Allah adı anılmadan yenilen ve içilen
şeylerde şeytan ortak olur.
6- Eş-Şa’bi rahimehullah şöyle demiştir:
إِنَّمَا أَكْرَهَ الشُّرْبَ قَائِمًا
لِأَنَّهُ دَاءٌ
“Ayakta içmeyi ancak hastalığa sebep olduğu için kerih görürüm.”[25]
İmam Malik, yasak hadisini zayıf görenlerdendir. İbn Ruşd
dedi ki: “Malik, ayakta içmekte sakınca görmezdi. Zira ona göre bu konudaki
yasak sahih olarak gelmemiştir. Allah en iyi bilendir. Muvatta’da kişinin
ayakta içmesi diye başlık açmış ve bu başlık altında Ömer b. el-Hattab, Osman
b. Affan, Ali b. Ebi Talib, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. ez-Zubeyr radıyallahu
anhum’un ayakta içtiklerini rivayet etmiş, Aişe ve Sa’d b. Ebi Vakkas
radıyallahu anhuma’nın kişinin ayakta içmesinde sakınca görmediklerini rivayet
etmiştir.”[26]
Yine İmam Buhârî de bu konudaki yasak hadisini zayıf
görmüştür. Nitekim ayakta içmek başlığı altında yasak hadislerini zikretmemiş,
sadece cevaz hadislerini zikretmiştir. Onun yasak hadislerini bu babda
zikretmemiş olması, ona göre sahih olmadıklarını göstermektedir.
Kadı Iyad dedi ki: “Ne Malik, Muvatta’ına ne de Buhârî
Sahih’ine ayakta içmekten yasaklayan hadisleri almışlardır. Bilakis bunun
cevazını gösteren hadisleri ve eserleri almışlardır. Çünkü onlara göre
yasaklayan hadisler sahih olarak gelmemiştir. Allah en iyi bilendir.”[27]
El-Bacî dedi ki: “Buna göre, fakihlerden bir cemaat ayakta
içmeyi caiz görmüşler, bir topluluk da bu konuda gelen tartışmalı hadislerden
dolayı mekruh görmüşlerdir. Bu konudaki yasağı Muslim Sahih’inde rivayet etmiş
olsa da, Buhârî bu hadislerden hiçbirini rivayet etmemiştir. Bunlardan birisi,
İbn Ebi Arube’nin, Katade’den, onun da Enes radıyallahu anh’den rivayet ettiği:
“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem kişinin ayakta içmesini yasakladı” hadisidir.
Katade dedi ki: “Biz: “Peki ya ayakta yemek” diye sorduk. Dedi ki: “O daha kötü
veya daha pistir.” Katade’den rivayete Hişam ed-Dustuvai mutabaat etmiştir.
Ancak bu rivayette Katade üzerinde ızdırap vardır. Sahabeden imamlara muhalif
olan bu meselede, ittifakla sahih hadise aykırı olup ızdıraplı olan bu rivayete
dayanılamaz.”[28]
İbn Abdilber dedi ki: “Malik, bu babda Ömer, Ali, Osman,
Sa’d, Aişe ve İbnu’z-Zubeyr radıyallahu anhum’den ayakta içmekte sakınca
görmediklerini, onların kerahete dair bir şey işitmediklerini zikretmiştir.
Allah en iyi bilendir. Ona (Malik’e) göre yasaklayan bir şey sahih olarak
gelmemiştir. Mubah kılan rivayetler ise O’na göre sahihtir. Bu yüzden kitabının
bu babında yalnızca mubah kılan hadisleri zikretmiştir. Alimlerin çoğuna göre de
durum budur.”[29]
Şüphe: Buhârî’nin bir hadisi Sahih’ine almamış olması
o hadisin O’na göre zayıf olduğunu göstermez. Nitekim kendisi birçok sahih
hadisi Sahih’ine alamadığını tasrih etmiştir.
Cevap: Bu, aslı sahih olan hadisler hakkındadır.
Ancak hadis, bir babın aslı ile ilgili ise ve Buhârî onu Sahih’ine almamışsa
onu zayıf görmüş demektir.
Ez-Zeylaî, namazda Besmeleyi sesli okumakla ilgili hadisler
hakkında şöyle demiştir: “Şöyle denilerek itiraz edillemez: “O ikisi (Buhârî
ve Muslim) Sahihlerine bütün sahih hadisleri almış değillerdir.” Yani
Buhârî ve Muslim Besmeleyi sesli okumaya dair hadisler sahih olmalarına rağmen
terk etmişlerdir denilemez. Bunu ancak düşük veya kibirli bir kimse söyler.
Zira besmeleyi sesli okumak en meşhur meselelerden ve fıkhın ayak kaydıran
konularındandır. Bu konuda çokça münazaralar yapılmış ve musanneflerde ele
alınmıştır. Buhârî, Ebu Hanife’nin sünneti reddettiği konuları iyice takip
etmiş ve bu konuda hadis zikretmiş ve “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle diyor, bazı insanlar ise şöyle diyor” diyerek Ebu Hanife’nin görüşüne
itiraz etmiştir. Onun hadise muhalefet ettiği konuları araştırmıştır. Peki
nasıl oluyor da Besmeleyi sesli okumak hakkındaki hadisleri almamış? Hâlbuki
Buhâri kitabının başında “Namazın imandan oluşu” diye başlık açmış, sonra babın
hadislerini zikretmiş ve amellerin imandan olmadığını söyleyen Ebu Hanife’yi
reddetmeyi amaçlamıştır! Bu fakihlerden çoğunun dahi gözden kaçırdığı
meselelerdendir. Besmeleyi açıktan okuma meselesi ise insanların avamının dahi
bildikleri bir meseledir. Bunu atlaması mümkün değildir. Ben Allah’a yemin
ederim ki, şayet Buhârî Besmeleyi açıktan okumaya dair kendisinin sıhhat
şartına uygun bir hadis bulsaydı kitabında bunu mutlaka zikrederdi.”[30]
İbn Abdilber dedi ki: “Buhârî ve Muslim asıllardan bir asla
dair hadisi terk etmek konusunda ittifak ederlerse, onun sahih bir tariki
yoktur, varsa da o illetli bir hadistir.”
Hakim, zahirinde sahih görünen hadisler hakkında dedi ki:
“Bu gibi hadislerin isnadları sahih olarak görülse de iki imamın; Buhârî ve
Muslim’in kitaplarında tahriç edilmemişse, bu hadisin illetinin araştırılması,
marifet ehlinin müzakeresi ile illetinin ortaya çıkarılması gerekir.”[31]
Üçüncü görüş: Ayakta içmek haramdır.
Bu Zahirilerin mezhebidir.
Delili:
Az önce geçen yasak hadisleridir. Lakin Rasulullah
sallallahu aleyhi ve sellem’in ayakta içtiği sabit olmuştur. Şayet bu fiil
haramsa Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den sadır olmaması gerekirdi.
İbn Hazm da cevaz hadislerinin, yasak hadisleriyle nesh
edildiğini iddia etmiştir.[32]
Zira aslolan bunun caiz olmasıdır, yasak ise şer’i hükmün takrir edilmesidir. Cevazın
yasaktan sonra geldiğini iddia edenin delil getirmesi gerekir.
Hafız İbn Abdilber bu iddiaya reddiye vererek şöyle
demiştir: “Çelişkisiz bir yasak varid olana kadar asıl olan mubahlıktır. Rivayetler
birbiriyle çelişince bu dava düşer ve asıl sabit kalır ki, o da emir veya yasak
sahih olarak sabit olana kadar bunun mubah olmasıdır. Başarı Allah’tandır.”[33]
İlim ehlinden kimisi de yasak hadislerini genel, cevaz
hadislerini ise özel kabul etmiştir. Yani ayakta içmek Nebî sallallahu aleyhi
ve sellem’e özel olarak caizdir demiştir. Bu tahsis iddiası batıldır. Zira
tahsis ancak bir delil ile sabit olur. Bu konuda dayanılacak bir delil yoktur.
Allame İbn Şahin de İbn Hazm’ın nesh iddiasını ve tahsis
iddiasını reddederek şöyle demiştir:
“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in ve ashabının ayakta
içtikleri sahih olarak gelmiştir. Ayakta içmenin mubah olması, yasak ile nesh
edilmiş olmaktan doğruya daha yakındır. Zira şayet yasak sabit olsaydı veya
daha sonra varid olmuş olsaydı Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabı
ayakta içmezlerdi. Şayet cevaz Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e özel olsaydı,
ashabı için bunu caiz görmezdi. Zira onlar bunu Rasulullah sallallahu aleyhi ve
sellem’in zamanında yapıyorlardı. Bu durum, yasağın nesh edilmiş olmasını daha
kuvvetli kılmaktadır. Allah en iyi bilendir.[34]
Her halukarda nesih iddiası da, tahsis iddiası da batıldır.
Sonuç:
İlim ehlinden kimisi cevaz hadislerini yasak hadislerinden
daha sağlam görmüştür ki bu itiraz edilemeyecek bir hakikattir. Kimisi yasak hadislerinin,
cevaz hadisleriyle nesh edildiğini söylemiştir. Fakat nesh iddiası tartışılır.
Çünkü hangisinin tarih bakımından daha sonra varid olduğu tespit
edilememektedir. Dolayısıyla bu konuda kesin bir şey söylenemez
Âlimlerin görüşlerinden kuvvetli olanı, ayakta içmenin tenzihî
kerahetle birlikte caiz olmasıdır. Bundan sakındırmanın sebebi sıhhîdir. Zira
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ve ashabının ayakta içtikleri sabit
olmuştur. Allah en iyi bilendir.
Bu meselede iki tür rivayetlerin aralarını bulmak, tercihe
gitmekten önceliklidir. Bu rivayetlerin arası da, yasağın tenzihen mekruhluğa,
cevaz hadislerinin ise bu fiilin caiz olduğunu beyana yorumlanarak bulunur.
Yani Nebî sallallahu aleyhi ve sellem önce bunu yasaklamış, sonra ümmetine bu
fiilin caiz olduğunu beyan etmek için bizzat yapmıştır. Amr b. Şuayb’ın
babasından, onun da dedesi Abdullah b. Amr radıyallahu anhuma’dan rivayetinde
bu durum açıktır:
“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i ayakta içerken de,
oturarak içerken de gördüm.”
Böylece bu iki delilden meşhur kaideyi öğreniyoruz: Her iki
delil ile de amel etmek, delillerden birini ihmal etmekten önceliklidir. Cem
(rivayetlerin aralarını bulmak), tercihe gitmekten önceliklidir. Böylece Rasulullah
sallallahu aleyhi ve sellem’den sabit olan hiçbir sabit hadis gözardı edilmemiş
olur. El-Hattabi ve İbn Battal da bu yolu tutmuşlardır. İbn Hacer bu cem yolunu
nakletmiş ve şöyle demiştir: “Bu tutulacak en güzel yol ve itirazdan en uzak olan
şıktır. Allah en iyi bilendir.”[35]
[1]
Bkz.; Haşiyetu’l-Adevi (2/466) en-Necmu’l-Vehhac (7/390) Keşşafu’l-Kına (5/177)
[2]
Sahih. Buhârî (5616, 5615)
[3]
Sahih. Ahmed (795, 1128) Bezzar (3/54)
[4]
Sahih. Nesâî (95) Ziyau’l-Makdisi el-Muhtare (2/52) Abdurrazzak (1/40)
İbnu’l-Mukri Erbaun (21) el-Elbani Sahihu Suneni’n-Nesâî (93) Mukbil b. Hadi
Camiu’s-Sahih (136, 724, 735, 4026)
[5]
Sahih. Buhârî (1637) Muslim (2027)
[6]
Sahih. Tahavî Şerhu Meani'l-Âsâr (6845) Buhârî (5617)
[7]
Zayıf. Tirmizî Şemail (215) Tahavî Şerhu Meâni'l-Asar (6848) Bezzar
(1205) Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr (1/147) İsnadında İshak b. Muhammed el-Feravi zayıftır.
[8]
Sahih. Ahmed (12188) Tahavî Şerhu Meâni'l-Asar (6852) Tahavî Şerhu
Muşkili'l-Âsâr (2110) Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr (25/307) Tirmizî Şemail (215)
[9]
Sahih. Ahmed (27185) Tahavî Şerhu Meâni'l-Asar (6853)
[10]
Sahih. Tahavî Şerhu Meâni'l-Asar (6854) Tahavî Şerhu Muşkili'l-Âsâr
(2111) Taberânî Mu'cemu'l-Evsat (658)
[11]
Sahih. Ebu Ya’la (3650) Esram Nasihu’l-Hadis Ve Mensuhih (s.229) Ebû
Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (6/146) Tarihu İsbehan (1/217) Ebu Avane (6658) Begavi
Şerhu’s-Sunne (6/5) Ebu’ş-Şeyh Ahlaku’n-Nebi (665, 669) Mehamili Emali (382)
Ebu’l-Fadl ez-Zuhri Hadisih (495) Temmam Fevaid (158) İbn Adiy el-Kamil (1/203)
İbn Asakir Tarih (58/16)
[12]
Hasen. Tirmizî (1883) Ahmed (2/174, 206) Abdurrazzak (2/569)
[13]
Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Taberânî Mu'cemu'l-Evsat
(1213) İbn Sa’d (1/481) Beyhakî (2/431)
[14]
Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Ebu’l-Abbas İbn Muhriz
Marifetu’r-Rical (978) Abd b. Humeyd (783) Ahmed (2/12, 108) İbn Mâce (3301)
Tirmizî (1880) Buhârî Tarih (1/165) Tayalisi (1904) İbn Hibbân (12/141) Hennad
Zühd (812) el-Esram Nasihu’l-Hadis (s.227) İbn Şahin Nasihu’l-Hadis (573) Hatib
Tarih (8/195) Hatib Taliyu’t-Telhis (100) Ebu’l-Hasen es-Sukkeri Fevaid (89)
Ebu Tahir el-Muhallis el-Muhallisiyyat (1755) Tahavi Şerhu Meani’l-Asar (4/274)
Beyhakî (7/283)
[15]
Musnedu’l-Bezzar (3/31)
[16]
Bkz.: Haşiyetu İbn Abidin (1/129)
[17]
Muslim (2024)
[18]
Sahih. Muslim (2025)
[19]
Hasen. Tirmizî (1881) Tahavi Şerhu Meani’l-Asar (6830-32) Tahavî Şerhu
Muşkili'l-Âsâr (2093) Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr (2/267) Bezzar (10/253)
[20]
Münker. Muslim (2026)
[21]
Bkz.: es-Sahiha (1/174 no: 175)
[22] İbn Hibban (12/142) Ahmed (2/283) Bezzar
(14/353, 16/137) Bkz.: el-Elbani, es-Sahiha (176)
[23]
Sahih. Ma’mer Cami (183)Tahavi Şerhu Müşkili’l-Asar (3/18)
[24]
Sahih. Ahmed (2/301) Beyhaki Şuab
(5/108) Bezzar (5/303) el-Elbani sahih demiştir. Bkz.: es-Sahiha (1/174)
[25]
Sahih maktu. Tahavî Şerhu Meâni'l-Asar (6855)
[26]
İbn Ruşd el-Beyan ve’t-Tahsil (18/189)
[27]
Kadı Iyad İkmalu’l-Mu’lim (6/491)
[28]
El-Baci el-Munteka Şerhu’l-Muvatta (7/237)
[29]
El-İstizkar (8/355)
[30]
Nasbu’r-Raye (1/355)
[31]
Hakim Marifetu Ulumi’l-Hadis (s.60)
[32]
Bkz.: İbn Hacer Fethu’l-Bari (10/84)
[33]
El-İstizkar (8/356)
[34]
İbn Şahin en-Nasih ve’l-Mensuh (1/433-434)
[35]
Fethu’l-Bari (10/84)