Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir. Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Sahihu Muslim no: 867)
Allah'ım! Bize, günahla aramıza engel olacak kadar korkundan hisse ver. Bizi cennetine ulaştıracak kadar taatini nasib eyle. Dünya musibetlerini hafifletecek yakîn ver. Allah'ım! Bizi yaşattığın müddetçe kulaklarımızdan ve gözlerimizden faydalandır; ölümümüze kadar da onları devamlı kıl. Bize zulmedenlerden öcümüzü sen al. Bize düşmanlık edenlere karşı bize yardım et. Bizi dinimiz konusunda musibete uğratma. Dünyayı en büyük endişemiz ve gayemiz kılma. Bize acımayanları üzerimize musallat etme!" (Allahumme âmîn) Tirmizi (3502) Şeyh Elbani "Hasen" demiştir Sahihu't-Tirmizi (2783)

Başlıkları görmek için resme tıklayın

Daru's-Sunne Dersanesi Satışı Yapılan Kitaplar

Ey İnsanlar Seti: 50 Tl.

Daru's-Sunne Kitap Seti: 40 Tl.

Sipariş için:
E-Mail: Darussunne@hotmail.com
Tel: 0 535 925 15 97


* Davete Karıştırılan Video Bid'ati Sona Erinceye Kadar Bu Fitneyle Mücadele Etmek Farzdır!
Buraya tıklayın...

! ! "Selefî hoca(!) olarak arzı endam edip de suretlerini sitelerine koyanlar!!
Birileri sizin putunuzu görüp de taparsa - sufilerin şeyhlerinin resimlerine rabıta yaptıkları gibi - ve yarın Allah size: "Bunlara siz mi dediniz: "Allah ile beraber bize de kulluk edin?!" diye, ne cevap vereceksiniz? Yoksa bunu uzak mı görüyorsunuz? Unutmayın ki tevhid kelimesini dahi ne için söylediklerini bilmeyen topluluklar gelecektir. Tevhidden bu kadar habersiz kalacak toplumlara miras olarak suretlerinizi mi bırakmak istiyorsunuz? Hali hazırda Allah ve rasulünün haram kıldığı suretlerin helal sayılmasına sebep olmuyor musunuz? Sizi rab edinenler hakkında sorulduğunuzda ne cevap vereceksiniz? Bu büyük günahı açıktan işlemekle dinde şahitlik vasfınızı kaybettiğinizin farkında mısınız? Yoksa sizin de mi Allah'ın haramlarını size helalleştiren, rab edindiğiniz hoca(!)larınız var?!! Her bakımdan kâmil, eksiksiz İslam dininin davetine apaçık haram olan bir unsuru katarak büyük bir bid'at çıkardınız! Berrak kaynakları bulandırdınız. Ya bu işten tevbe edin ya da Allah bu dini sizlerin kirinden temizleyecektir.

Daru's-Sunne Dersanesi Düzenli Dersler

Her Pazar akşamı Türkiye saati ile 21:00-22:00 saatleri arasında internet üzerinde canlı olarak, Akide, Hadis Usulü ve Tarihi, Tezkiye (Hadis Şerhleri) ve Menhec konularında düzenli dersler başlayacaktır.
Dersler inşaallah 05.02.2012 Pazar günü saat 21:00'de başlayacaktır.
Akide Dersleri: Ebû Said Muhammed el-Yarbûzî
Menhec Dersleri: Ebû Umer Soner Bilgili
Hadis Usûlü ve Tarihi: Ebû Huzeyfe Mes'ûd Körpe
Tezkiye (Hadis Şerhleri): Ebû Muâz Seyfullah el-Çubukâbâdî
Katılmak isteyenlerin bu tarihe kadar bulundukları muhitte tecvid ile Kur’an okumayı öğrenmiş olmaları şart koşulacaktır. Zira Kur’an okumasını bilmeyen bir müslümanın başka ilimleri öğrenmeye çalışması lüzumsuz bir gayrettir.
Derslere, programı aksatmamak şartıyla katılmak isteyenlerin
darussunne@hotmail.com adresine
isim, soy isim, doğum tarihi, ikamet ettiği yer ve öğrenim durumunu bildiren bir e-mail ile başvuru yapmaları gerekmektedir.

Ders programı ve detaylı bilgiler, değerlendirilen başvurulardan sonra ilgililerin e-mail adresine iletilecektir.

12 Eylül 2010 Pazar

Ramazan orucunu tutan, ardından Ramazan'dan sonra namazı bırakan kimse

Ramazan ayında Ramazan orucu tutmaya ve sadece namaz kılmaya gayret eden, fakat Ramazan ayı biter bitmez namazı bırakan bir kimsenin orucu geçerli olur mu?


Hamd, yalnızca Allah'adır.

Namaz, İslâm'ın rükünlerinden birisidir.

Namaz, Kelime-i şehâdetten sonra İslâm'ın en önemli rüknüdür.

Namaz, her insanın yerine getirmesi gereken farzlardandır.

Her kim, namazın farziyetini inkâr ederek veya hafife alarak veyahut da tembellikten dolayı onu kılmazsa, kâfir olur.

Ramazan ayında oruç tutan ve sadece Ramazan ayında namaz kılanlara gelince, bu davranış, Allah Teâlâ'yı aldatmaktır. Ramazan'dan başka bir zamanda Allah Teâlâ'yı bilmeyen ve hatırlamayan bir topluluk, ne kötü bir topluluktur. Ramazan dışında namazı bıraktıklarından dolayı onların orucu geçerli olmaz ve onlar, âlimlerin iki görüşünden en doğru olanına göre namazın farziyetini inkâr etmiş olmasalar bile, dînden çıkaran bir küfür işlemişlerdir.

Nitekim Bureyde el-Eslemî'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( اَلْعَهْدُ الَّذيِ بَيْـنَناَ وَبَيْـنَهُمُ الصَّلاَةُ، فَمَنْ تَرَكَهاَ فَقَدْ كَفَرَ )) [ رواه مسلم وأحمد والترمذي والنسائي وابن ماجه بإسناد صحيح ]

"Bizimle onlar (münâfıklar) arasındaki sözleşme, namazdır.Her kim, namazı terk ederse, kâfir olur." (İmam Ahmed; hadis no: 22428. Tirmizî; hadis no: 2621. Nesâî; hadis no: 431. İbn-i Mâce; hadis no: 1079. Hadis sahihtir.)

Muaz b. Cebel'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- yine şöyle buyurmuştur:



(( رَأْسُ الأَمْرِ الإِسْلامُ، وَعَمُودُهُ الصَّلاةُ، وَذِرْوَةُ سَنَامِهِ الْجِهَادُ فيِ سَبِيلِ اللهِ.)) [ رواه الترمذي بسند صحيح ]

"İşin (dînin) başı; İslâm'dır (kelime-i şehâdettir). Onu (ayakta tuta)n direği; namazdır ve onun en yüksek noktası (zirvesi); Allah yolunda savaştır." (Tirmizî, sahih bir isnadla rivâyet etmiştir. Hadis no: 2616)

Câbir b. Abdullah'tan -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:


(( بَيْنَ الرَّجُلِ وَ بَيْنَ الْكُفْرِ وَالشِّرْكِ تَرْكُ الصَّلاَةِ.)) [ رواه مسلم ]

"Kişi ile küfür ve şirk arasındaki sınır; namazın terkidir." (Müslim; hadis no: 82)

Bu anlamdaki hadisler, pek çoktur.

Başarı, Allah Teâlâ'dandır.
İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi Fetvâları; c: 10, s: 140

7 Eylül 2010 Salı

Gece ve gündüzü sürekli olan ülkelerde namaz nasıl kılınmalı ve oruç nasıl tutulmalıdır?

Yaz mevsiminde karanlığın bastırmadığı (gecenin olmadığı) ülkelerde müslümanlar akşam ve yatsı namazlarını nasıl kılmalıdırlar?

Ramazan ayı yaz mevsimine denk geldiği zaman müslümanlar ne yapmalıdırlar ve oruçlarını nasıl tutmalıdırlar?

Hamd, Allah'a mahsustur.

Suudi Arabistan Büyük Âlimler Kurulu ile İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi'nden bu meselede bizim zikrettiğimiz şeye benzer (2769) nolu bir fetvâ yayınlanmıştır.

Sorunun metni şöyledir:

Hamd, yalnızca Allah'adır. Salât ve selâm, kendisinden sonra kıyâmete kadar peygamber gelmeyecek olan Muhammed'e olsun.

Hollanda Öğrenciler Birliği'nden gelen, İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi'nin saygıdeğer genel başkanına, oradan da Büyük Âlimler Kurulu genel sekreterliğinden komitemize havâle edilen fetvâyı İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi'nin gözden geçirmiştir.

Sorunun metni:

"Akşam, yatsı ve sabah namazlarını nasıl kılmamız gerektiği, yine Ramazan ayının ilk gününü ve mübârek Ramazan bayramının ilk gününü nasıl tayin etmemiz gerektiği konusunda gerekli olan fetvâ ile bizi bilgilendirmenizi siz saygıdeğer hocamızdan lütfetmenizi dileriz.Çünkü doğu Avrupa ve kuzey kutbuna yakın olan ülkelerde güneşin doğuş ve batış hareketi doğudaki İslâm ülkelerinden farklılık arz etmektedir.Bu konudaki sebep ise; ufuktaki kızıllık ve beyazlığın batış vaktinden doğmaktadır.Dikkat edilirse yaz mevsiminde ufuktaki beyazlık öyle uzundur ki neredeyse gecenin tamamına kadar sürmekte, dolayısıyla yatsı vaktini ve aynı şekilde sabahın (fecrin) doğuş vaktini tayin etmek gerçekten zorlaşmaktadır.

Cevabı:

Ülkenize benzer durumdaki ülkelerdeki namaz vakitlerinin tayini ile Ramazan ayında her günün sabah vaktinin başlangıç ve bitişinin tayininin beyanı konusundaki karar, Suudi Arabistan Büyük Âlimler Kurulu tarafından açıklanmıştır.

Kararın içeriği şöyledir:

Suudi Arabistan Büyük Âlimler Kurulu, mütâlaa, araştırma ve karşılıklı tartışmadan sonra şuna karar vermiştir:

Birincisi:

Güneşin doğuşu ile batışı nedeniyle gecenin gündüzden farklı olduğu, yazın gündüzün uzun, kışın ise gündüzün kısa olduğu ülkelerde yaşayan kimsenin, beş vakit namazları dînen bilinen vakitlerinde kılması gerekir.

Çünkü Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( أَقِمِ الصَّلاَةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ إِلَى غَسَقِ اللَّيْلِ وَقُرْآنَ الْفَجْرِ إِنَّ قُرْآنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُوداً )) [ سورة الإسراء الآية :78 ]

"Gündüzleyin güneşin zevâlinden gece karanlığı bastırıncaya kadar namaz kıl. Sabah namazını da kıl (ve kıraatını uzun tut). Zirâ sabah namazında okunan Kur’an, şâhitlidir (gece ve gündüz melekleri bu namazda hazır bulunurlar)."(İsrâ Sûresi: 78)

Başka bir âyette şöyle buyurmuştur:

((... إِنَّ الصَّلاَةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَاباً مَوْقُوتاً ))[ سورة النساء من الآية :103 ]

"...Çünkü namaz, belli vakitlerde mü’minlere farz kılınmıştır."Nisâ Sûresi: 103

Yine, Bureyde’den -Allah ondan râzı olsun- sâbit olduğuna göre, o şöyle demiştir:

(( أَنَّ رَجُلًا سَأَلَهُ عَنْ وَقْتِ الصَّلَاةِ، فَقَالَ لَهُ: صَلِّ مَعَنَا هَذَيْنِ - يَعْنِي الْيَوْمَيْنِ- فَلَمَّا زَالَتِ الشَّمْسُ أَمَرَ بِلَالًا فَأَذَّنَ، ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ الظُّهْرَ، ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ بَيْضَاءُ نَقِيَّةٌ، ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ الْمَغْرِبَ حِينَ غَابَتِ الشَّمْسُ، ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ الْعِشَاءَ حِينَ غَابَ الشَّفَقُ، ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ الْفَجْرَ حِينَ طَلَعَ الْفَجْرُ، فَلَمَّا أَنْ كَانَ الْيَوْمُ الثَّانِي أَمَرَهُ فَأَبْرَدَ بِالظُّهْرِ، فَأَبْرَدَ بِهَا فَأَنْعَمَ أَنْ يُبْرِدَ بِهَا وَصَلَّى الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ، أَخَّرَهَا فَوْقَ الَّذِي كَانَ وَصَلَّى الْمَغْرِبَ قَبْلَ أَنْ يَغِيبَ الشَّفَقُ، وَصَلَّى الْعِشَاءَ بَعْدَمَا ذَهَبَ ثُلُثُ اللَّيْلِ، وَصَلَّى الْفَجْرَ فَأَسْفَرَ بِهَا، ثُمَّ قَالَ: أَيْنَ السَّائِلُ عَنْ وَقْتِ الصَّلَاةِ؟ فَقَالَ الرَّجُلُ أَنَا يَا رَسُولَ اللهِ. قَالَ: وَقْتُ صَلَاتِكُمْ بَيْنَ مَا رَأَيْتُمْ.)) [ رواه البخاري ومسلم ]

"Adamın birisi Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’e namazların vakti hakkında sordu. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ona:

- İki gün boyunca bizimle birlikte namaz kıl, dedi.

Güneş zevâl vaktini aşınca, Bilâl’e -Allah ondan râzı olsun- ezân okuyup kâmet getirmesini emretti. Ardından öğle namazını kıldı. Sonra güneş ışınları parlak ve berrak bir halde iken ezân okuyup kâmet getirmesini emretti. Ardından ikindi namazını kıldı. Sonra güneş batınca ezân okuyup kâmet getirmesini emretti. Ardından akşam namazını kıldı. Ufukta bulunan kızıllık iyice kaybolduktan sonra ezân okuyup kâmet getirmesini emretti. Ardından yatsı namazını kıldı. Sonra ilk fecir doğarken ezân okuyup kâmet getirmesini emretti. Ardından sabah namazını kıldı. İkinci gün olunca güneşin sıcaklığı azalıncaya kadar öğle namazını geciktirdi. Herkes böyle yapsa ne güzel olur. İkindi namazını ise önceki vaktinden sonraya erteleyip güneş yüksekte iken kıldı.Akşam namazını güneş battıktan sonra ufuktaki kızıllık kaybolmadan önce kıldı.Yatsı namazını ise gecenin üçte birlik bölümü geçtikten sonra kıldı. Sabah namazını da ortalık iyice ağarınca kıldı. Daha sonra:

Namazın vaktini soran nerede? diye sordu.

Adam:

-Benim yâ Rasûlallah, dedi.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

-Namazlarınızın vakti, bu gördüklerinizin arasındaki vakitlerdedir." (Buhârî ve Müslim)

Yine, Abdullah b. Amr b. Âs’tan -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

(( وَقْتُ الظُّهْرِ إِذَا زَالَتِ الشَّمْسُ، وَكَانَ ظِلُّ الرَّجُلِ كَطُولِهِ مَا لَمْ يَحْضُرِ الْعَصْرُ، وَوَقْتُ الْعَصْرِ مَا لَمْ تَصْفَرَّ الشَّمْسُ، وَوَقْتُ صَلاَةِ الْمَغْرِبِ مَا لَمْ يَغِبِ الشَّفَقُ، وَوَقْتُ صَلاَةِ الْعِشَاءِ إِلىَ نِصْفِ اللَّيْلِ اْلأَوْسَطِ، وَوَقْتُ صَلاَةِ الصُّبْحِ مِنْ طُلُوعِ الْفَجْرِ مَا لَمْ تَطْلُعِ الشَّمْسُ، فَإِذَا طَلَعَتِ الشَّمْسُ، فَأَمْسِكْ عَنِ الصَّلاَةِ، فَإِنَّهَا تَطْلُعُ بَيْنَ قَرْنَيْ شَيْطَانٍ.)) [ رواه مسلم ]

"Öğle namazının vakti; güneş zevâli aştıktan sonra ve bir kimsenin gölgesinin boyu, kendi boyuna eşit olduktan ikindi namazı vaktine kadar olan vakittir.İkindi namazının vakti; güneş sararmaya başlayıncaya kadar olan vakittir.Akşam namazının vakti; ufuktaki kızıllık kayboluncaya kadar olan vakittir.Yatsı namazının vakti; gece yarısına kadar olan vakittir. Sabah namazının vakti ise; fecrin doğuşundan güneş doğuncaya kadar olan vakittir.Güneş doğduğunda namaz kılmayı bırak. Çünkü güneş, şeytanın iki boynuzu arasından doğar." (Müslim)

Bu hadislerin dışında beş vakit namazın vakitlerini sözlü ve fiili olarak tayin eden hadisler de vardır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in açıkladığı ve namaz vakitlerini birbirinden ayırt eden alâmetler oldukça, bu hadisler gündüz ve gecenin uzun veya kısa olmasının önemli olmadığını gösterir.

Bunlar, namaz vakitlerinin tayini hakkındadır. Ramazan ayında tuttukları orucun vaktinin tayinine gelince, oruç tutmaları kendilerine farz kılınan kimselerin bulundukları ülkelerde gece ve gündüz süresinin toplamı 24 saat ise ve gündüz, geceden ayırt edilebiliyorsa, fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar yeme ve içme gibi orucu bozan şeyleri her gün bırakmaları gerekir. Geceleri kısa olsa bile yeme, içme ve eşleriyle cinsi münasebette bulunmak onlara helâldir.Çünkü İslâm dîni, bütün ülkelerde yaşayan insanlar için geneldir.

Nitekim Allah Teâlâ oruç hakkında şöyle buyurmuştur:

(( وَكُلُواْ وَاشْرَبُواْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ ثُمَّ أَتِمُّواْ الصِّيَامَ إِلَى الَّليْلِ...)) [ سورة البقرة من الآية :187 ]

"Sabahın aydınlığı, gecenin karanlığından ayırt edilinceye kadar yiyin ve için. Sonra da (güneşin batışı ile gecenin başlangıcı olan) akşama kadar orucu tamamlayın."(Bakara Sûresi: 187)

Kim, gündüzün uzunluğundan dolayı veya gündüzün uzun olacağını gösteren belirtilerle, denemeyle, güvenilir ve uzman bir doktorun kendisine haber vermesiyle, oruç tuttuğu takdirde helâk olacağını (öleceğini) veya şiddetli bir hastalığa neden olacağını veya hastalığını arttıracağını veyahut da hastalığının iyileşmesini geciktireceğine kanaat getirirerek oruç tutmaya gücü yetmezse, orucu tutmayabilir.Tutamadığı günler sayısınca da tutma imkânı bulduğu başka bir ayda orucunu kaza eder.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( ... فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضاً أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ ...)) [ سورة البقرة من الآية: 185 ]

"O halde sizden kim Ramazan ayını idrak ederse, onda oruç tutsun. Kim de onda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin." (Bakara Sûresi: 187)

Yine şöyle buyurmuştur:


(( ... لاَ يُكَلِّفُ اللهُ نَفْساً إِلاَّ وُسْعَهَا...)) [ سورة البقرة من الآية :286 ]


"Allah, bir kimseye gücünün üzerinde yük yüklemez." (Bakara Sûresi: 286)

Yine şöyle buyurmuştur:


((... وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ...)) [ سورة الحج من الآية :78 ]

"Allah, din konusunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi." (Hac Sûresi: 78)

İkincisi:

Yazın güneşin hiç batmadığı veya kışın güneşin hiç doğmadığı ya da gündüzün 6 ay, gecenin de 6 ay sürdüğü ettiği ülkelerde yaşayan kimselerin, kendilerine en yakın olan ve farz namaz vakitleri belli olan ülkelerin vakitlerine dayanarak namaz vakitlerini kendileri takdir edip 24 saatlik süre içerisinde beş vakit namazlarını kılmaları gerekir.

Nitekim İsra ve Miraç hadisinde sâbit olduğuna göre, Allah Teâlâ bu ümmete gece ve gündüz olmak üzere her gün 50 vakit namazı farz kıldığı zaman, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Rabbinden bu elli vaktin azaltılmasını istemiş, sonunda Allah Teâlâ ona şöyle buyurmuştur:


((يَا مُحَمَّدُ! إِنَّهُنَّ خَمْسُ صَلَوَاتٍ كُلَّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ لِكُلِّ صَلاَةٍ عَشَرَ فَذَلِكَ خَمْسُونَ صَلاَةً ...))

"Ey Muhammed! Bu namazlar, her biri on sevap değerinde olan gerçekte elli vakit eden beş vakit namazdır."

Yine, Talha b. Ubeydullah’dan -Allah ondan râzı olsun- sabit olduğuna göre, o şöyle demiştir:

(( جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ أَهْلِ نَجْدٍ ثَائِرُ الرَّأْسِ نَسْمَعُ دَوِيَّ صَوْتِهِ وَلَا نَفْقَهُ مَا يَقُولُ حَتَّى دَنَا مِنْ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَإِذَا هُوَ يَسْأَلُ عَنِ الْإِسْلَامِ، فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: خَمْسُ صَلَوَاتٍ فِي الْيَوْمِ وَاللَّيْلَةِ، فَقَالَ: هَلْ عَلَيَّ غَيْرُهُنَّ؟ قَالَ: لَا، إِلَّا أَنْ تَطَّوَّعَ...)) [ رواه مسلم ]

"Başı toz içerisinde kalmış Necd'li bir adam Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldi. Sesinin uğultusunu işitiyor, ancak ne dediğini anlayamıyorduk. Ta ki Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına yaklaştı ve bİr de ne görelim ona İslâm’dan soruyordu.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle buyurdu:

-Gündüz ve gece olmak üzere günde beş vakit namaz kılmandır.

Adam:

-Beş vakit namazların dışında yapmam gereken başka bir şey var mı? diye sorunca, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle buyurdu:

-Hayır. Ancak istersen nâfile namaz kılabilirsin." (Müslim)

Yine, Enes b. Malik’ten -Allah ondan râzı olsun- sabit olduğuna göre, o şöyle demiştir:

(( نُهِينَا أَنْ نَسْأَلَ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ شَيْءٍ، فَكَانَ يُعْجِبُنَا أَنْ يَجِيءَ الرَّجُلُ مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ الْعَاقِلُ فَيَسْأَلَهُ وَنَحْنُ نَسْمَعُ، فَجَاءَ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ فَقَالَ: يَا مُحَمَّدُ! أَتَانَا رَسُولُكَ فَزَعَمَ لَنَا أَنَّكَ تَزْعُمُ أَنَّ اللهَ أَرْسَلَكَ؟ قَالَ: صَدَقَ. قَالَ: فَمَنْ خَلَقَ السَّمَاءَ؟ قَالَ: اللهُ. قَالَ: فَمَنْ خَلَقَ الْأَرْضَ؟ قَالَ: اللهُ. قَالَ: فَمَنْ نَصَبَ هَذِهِ الْجِبَالَ، وَجَعَلَ فِيهَا مَا جَعَلَ؟ قَالَ: اللهُ. قَالَ: فَبِالَّذِي خَلَقَ السَّمَاءَ وَخَلَقَ الْأَرْضَ وَنَصَبَ هَذِهِ الْجِبَالَ، آللهُ أَرْسَلَكَ؟ قَالَ: نَعَمْ. قَالَ: وَزَعَمَ رَسُولُكَ أَنَّ عَلَيْنَا خَمْسَ صَلَوَاتٍ فِي يَوْمِنَا وَلَيْلَتِنَا؟ قَالَ: صَدَقَ. قَالَ: فَبِالَّذِي أَرْسَلَكَ آللهُ أَمَرَكَ بِهَذَا؟ قَالَ: نَعَمْ قَالَ: وَزَعَمَ رَسُولُكَ أَنَّ عَلَيْنَا زَكَاةً فِي أَمْوَالِنَا؟ قَالَ: صَدَقَ. قَالَ: فَبِالَّذِي أَرْسَلَكَ آللهُ أَمَرَكَ بِهَذَا؟ قَالَ: نَعَمْ. قَالَ: وَزَعَمَ رَسُولُكَ أَنَّ عَلَيْنَا صَوْمَ شَهْرِ رَمَضَانَ فِي سَنَتِنَا؟ قَالَ: صَدَقَ. قَالَ: فَبِالَّذِي أَرْسَلَكَ آللهُ أَمَرَكَ بِهَذَا؟ قَالَ: نَعَمْ. قَالَ: وَزَعَمَ رَسُولُكَ أَنَّ عَلَيْنَا حَجَّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًا؟ قَالَ: صَدَقَ. قَالَ: ثُمَّ وَلَّى، قَالَ: وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لَا أَزِيدُ عَلَيْهِنَّ وَلَا أَنْقُصُ مِنْهُنَّ. فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَئِنْ صَدَقَ لَيَدْخُلَنَّ الْجَنَّةَ.)) [ رواه مسلم ]

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bir şey sormaktan yasaklanmıştık.Çöl ahalisinden (bedevîlerden) akıllı bir kimsenin gelip Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bir şeyler sorması bizim de onu dinlememiz hoşumuza giderdi.

Bir gün çöl ahalisinden bir adam geldi ve:

− Ey Muhammed! Senin elçin bize geldi ve senin, Allah'ın seni elçi (rasûl) olarak gönderdiğini söylediğini bize haber verdi? dedi.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

− Doğru söylemiştir, buyurdu.

Adam:

− Semâyı kim yarattı? dedi.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

− Allah, buyurdu.

Adam:

−Yeri kim yarattı? dedi.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

− Allah, buyurdu.

Adam:

− Yeryüzündeki bu dağları kim dikti? dedi.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

− Allah, buyurdu.

Adam:

− Yeryüzündeki faydalı şeyleri kim yarattı? dedi.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

− Allah, dedi.

Adam:

− Gökleri ve arzı yaratan, orada dağları yükselten Allah adına yemin ederim ki, seni gerçekten Allah mı gönderdi (elçi olarak görevlendirdi?) dedi.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

− Evet, dedi.

Adam:

− Elçin, her gün ve gecede üzerimize beş vakit namazın farz olduğunu söyledi? dedi.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

− Doğru söylemiştir, buyurdu.

Adam:

−Seni elçi olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, bunu sana gerçekten Allah mı emretti? dedi.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

− Evet, buyurdu.

Adam:

− Elçin, bizim mallarımızdan üzerimize zekâtın farz olduğunu söyledi? dedi.

Rasulullah-sallallahu aleyhi ve sellem-:

− Doğru söylemiştir, buyurdu.

Adam:

− Seni elçi olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, bunu sana gerçekten Allah mı emretti? dedi.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

− Evet, buyurdu.

Adam:
− Elçin, her sene Ramazan ayında üzerimize orucun farz olduğunu söyledi? dedi.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

− Doğru söylemiştir, buyurdu.

Adam:

− Seni elçi olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, bunu sana gerçekten Allah mı emretti? dedi.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

− Evet, buyurdu.

Adam:

− Elçin, yoluna gücü yetene Kâbe'yi hac etmenin üzerimize farz olduğunu söyledi? dedi.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

− Doğru söylemiştir, buyurdu.

Adam:

− Seni elçi olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, bunu sana gerçekten Allah mı emretti? dedi.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

− Evet, buyurdu.

Adam:

− Seni hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki, bunlara bir şey eklemeyeceğim; bunlardan hiçbir şeyi de eksiltmeyeceğim, dedi.

Arkasını dönüp gidince, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

− Eğer doğru söylüyorsa, mutlaka cennete girecektir." (Müslim)

Yine, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Mesih Deccal hakkında ashâbına konuştuğu sâbittir.

Nitekim sahâbe -Allah onlardan râzı olsun-:

(( يَا رَسُولَ اللهِ! وَمَا لَبْثُهُ فِي الْأَرْضِ؟ قَالَ: أَرْبَعُونَ يَوْمًا يَوْمٌ كَسَنَةٍ، وَيَوْمٌ كَشَهْرٍ، وَيَوْمٌ كَجُمُعَةٍ، وَسَائِرُ أَيَّامِهِ كَأَيَّامِكُمْ، قُلْنَا: يَا رَسُولَ اللهِ! فَذَلِكَ الْيَوْمُ الَّذِي كَسَنَةٍ أَتَكْفِينَا فِيهِ صَلَاةُ يَوْمٍ؟ قَالَ: لَا اقْدُرُوا لَهُ قَدْرَهُ...)) [ رواه مسلم ]

"(Mesih Deccâl) yeryüzünde ne kadar süre kalacaktır" diye sordular.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

- O kırk günün bir günü bir seneye, bir günü bir aya, bir günü bir Cuma'ya (bir haftaya), diğer kalan günleri ise sizin günlerinize denk olacak kadar süre yeryüzünde kalacaktır.

Sahâbe -Allah onlardan râzı olsun-:

- Ey Allah’ın elçisi! Bir günü bir seneye denk olan günde, bir günlük namaz kılsak yeterli midir? diye sordular.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

-Hayır.Namazın vaktini, (diğer günlerdeki vakit gibi) takdir edin." (Müslim)

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- süresi bir seneye denk olan bir günde, beş vakit namazı yeterli görmemiştir. Aksine her 24 saatlik süre için beş vakit namaz kılmaları gerektiğini ve yaşadıkları ülkelerde o günkü zaman farkını göz önünde bulundurarak normal günlerde kıldıkları namazları o günün süresine taksim etmelerini emretmiştir.

Bu nedenle soruda geçen ülkelerde yaşayan müslümanların, namaz vakitlerini gece ve gündüz sûreleri 24 saatlik süre içinde birbirinden farklı olan ve namaz vakitleri dînen belli olan en yakın ülkenin namaz vakitlerine göre ayarlamaları gerekir.

Aynı şekilde Ramazan orucunu da böyle tutmaları gerekir. Daha önce geçen Mesih Deccâl hadisinde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in o günde namaz vakitlerini nasıl ayarlamaları gerektiğini ashâbına öğrettiği gibi, yukarıda zikredilen ülkelerde yaşayanlar da, Ramazan orucunun başlangıç ve bitişini,imsak ve iftar vaktinin başlangıcını, her gün fecrin doğuşu ile güneşin batışını, kendilerine en yakın olan ve gece ile gündüz süreleri 24 saatlik süre içerisinde belli olan ülkenin vakitlerine göre tayin etmeleri gerekir. Çünkü bu konuda namaz ile oruç arasında hiçbir fark yoktur.

Başarı, Allah Teâlâ'dandır.

Allah Teâlâ, Peygamberimiz Muhammed’e, âile halkına ve ashâbına salat ve selam eylesin. İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi


İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi Fetvâları; c: 6, s: 130-136

4 Eylül 2010 Cumartesi

Niyetin Önemi/Aliyyu'l-Karî

Niyetin Önemi
Te'lif: Ali el-Kârî
Tahkik: Meşhur b. Hasen Al-u Selman
Terceme: Ebu Umer Soner Bilgili, Ebu Muaz Seyfullah Erdoğmuş

1 Eylül 2010 Çarşamba

Ey Bînamaz! Düşün bakalım tuttuğun oruç senden yana mı?

Malumdur ki namazın terki kişiyi dinden çıkaran bir küfürdür. Allah rasulü sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabı (Allah hepsinden razı olsun) namazın terkinin küfür olduğunda icma etmişlerdir. salih seleften sonra hak yoldan sapanlar namazın terkinin değil de, inkarının küfür olduğunu iddiasında bulunarak Ehli Sünnetin ana caddesinden ayrılmışlardır. Günümüzün hoca kılığında arzı endam eden şaklabanları da "Namazın terki üç mezhebe göre küfür değildir" gibi sözlerle "Namazın terki küfürdür" buyuran Allah rasulünün yolunun terk edilmesi gerektiğini tavsiye etmektedirler! Allah ve rasulünün yolunun önüne mezhepleri geçirmeye çalışan, Dört mezhebin de hak olduğunu - hatta ebu hanife mezhebinin dahi hak olduğunu(!) - iddia eden dalkavuklara Allah layıkıyla muamele etsin! (Amin)
Namazı terk edenin ne orucu, ne haccı, ne zekatı, ne sadakası, ne selamı, ne cihadı hiçbir ameli kabul olmaz. Oruç tutmayı arzu edenler bunu gerçekten Allah'ın kabul etmesi için tutmak istiyorlarsa namaz ile Allah Azze ve Celle'nin huzurunda eğilmek secde etmek zorundadırlar.
Namaz kılmadığın halde tuttuğun oruçları insanlar kabul edebilirler, hatta laik demokratik gayri islami devletin resmi kurumu olan Diyanet'in sinek kaydı traşlı, kadın mı erkek mi, gâvur mu müslüman mı belirsiz, gravatlı papyonlu hoca(!)ları ile ilahıyatçı(!)  olarak özel yetiştirilmiş sünnet düşmanı, dili fasih kalbi kekeme şarlatanları da kabul edebilirler. Ama Alemlerin rabbi olan Allah böyle bir oruca MÜNAFIK ORUCU der bilesin! Çünkü sen namazı terk etmekle seni dinden çıkaran küfrü kalbinle benimsediğin halde, insanlara "senin de müslüman olduğun" zannını vermek için oruç tutmaktasın!
Allah için söyle, Namaz mı kılmak zor?
Yoksa insanların "Terbiyesize bak mübarek gün oruç yiyor" demesine katlanmak daha zor olduğu için mi tutuyorsun orucunu? 
Eğer cennet ve cehennem'in insanların elinde değil, yalnız Allah'ın hükmünde olduğuna - hatta cennet ve cehennemin varlığına - gerçekten iman etseydin, Allah'ın asla affetmeyeceği "NAMAZI TERK" fiilini işlemekle birlikte insanların asla affetmeyeceği "Orucu Terk" fiilerinden herbirinin değerini gerektiği yere koyar, önce namazı terk cürmünü işlemez, sonra da namaz kılmadığın halde sahtekarca oruç tutma cürmünü işlemezdin!
Yok eğer "namaz kılmayanlar da oruç tutabilir" diyen, tribünlerden atılan fıstıklarla beslenen politikacılara aldandıysan, bundan sonra gözünün önüne bak, gözünün önünde yalnızca Allah'ın kitabı ve Rasulünün sünneti olsun!

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente vahdeke la şerîke leke estağfiruke ve etûbu ileyk" (İbn Bişrân Emâlî, 291, Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)
pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" name="obj1" width="468" height="60" /> Cevâmiu'l-Kelim Programı Ücretsiz