Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



19 Şubat 2014 Çarşamba

Ebu Hureyre radıyallahu anh'e Kimler Dil Uzatır?


Ebu Bekr b. Yahya, (Hafız Muhammed b. İshak b. Huzeyme) dedi ki: “Ebu Hureyre radıyallahu anh hakkında O’nun haberlerini reddetmek için konuşan kimseler ancak Allah’ın kalplerini körelttiği ve buna bağlı olarak haberlerin manalarını anlamayan kimselerdir. Böyle olan bir kimse ya Muattıl (Allah’ın isim ve sıfatlarını iptal eden) Cehmiyye’den birisidir ki, küfrün kendisi olan mezheplerine aykırı gördükleri rivayetini  bu Cehmî kişi işitince bu defa Ebu Hureyre radıyallahu anh’e sövüp saymaya koyulur. Allah Teâlâ’nın kendisini uzak tuttuğu hallerle O’na iftirada bulunurlar. Bundan maksatları ise çobanların ve sıradan kimselerin gözlerini boyayarak güya, O’nun rivayetleri ile bir delilin ispat edilemeyeceğini göstermeye kalkışırlar.
Ya da O’nun rivayetlerini redden kişi bir Haricî’dir. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmetine karşı kılıç çekebileceği görüşünde olmakla birlikte hiçbir halifeye, hiçbir imama itaati de doğru bulmaz. Sapıklığın ta kendisi olan mezheplerine aykırı olan ve Ebu Hureyre radıyallahu anh’ın Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den naklettiği rivayetlerini işittikleri vakit, O’nun rivayetlerini herhangi bir delil ile de çürütmenin çaresini bulamayacak olursa sığınacağı yer Ebu Hureyre radıyallahu anh’e dil uzatıp O’nu tenkit etmek olur.
Yahut bu kişi İslam’dan ve Müslümanlardan uzaklaşmış (İtizal etmiş/Mutezile) Allah Azze ve Celle’nin kullar tarafından kazanılmadan önce takdir edip kazaya bağlamış olduğu geçmişteki kaderlere uyan müslümanları tekfir eden, Kaderiye’den bir kimsedir. Böyle bir kimse Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den kaderin sabit olduğuna dair rivayet etmiş olduğu haberleri gördüğü takdirde küfür ve şirkin ta kendisi olan görüşünün doğruluğunu ortaya koymak için hiçbir delil bulamaz. Böyle bir kimsenin kendince bütün delili Ebu Hureyre radıyallahu anh’ın naklettiği rivayetleri delil getirmenin caiz olamayacağını iddia etmekten ibarettir.
Yahut Ebu Hureyre radıyallahu anh’ın rivayetlerini reddeden kimse güya fıkıhla uğraşan ve onu asıl öğreneceği kaynaklardan başka yerde arayan cahil bir kimsedir. Bu kişi, herhangi bir delil ve belgeye dayanmadan sadece bir taklit olmak üzere mezhebini seçip, haberlerini takip ettiği kimsenin mezhebine aykırı hususlarda Ebu Hureyre radıyallahu anh’ın rivayetlerini işitecek olursa, Ebu Hureyre radıyallahu anh hakkında konuşmaya başlar ve kendi mezhebine muhalif olan rivayetlerini çürütmeye kalkışır. Onun rivayetleri kendi mezhebine uygun düştüğü takdirde yine O’nun rivayetleriyle O’na muhalefete delil gösterir.
Bu fırkaların bazıları Ebu Hureyre radıyallahu anh’ın anlamını kavrayamadıkları bazı rivayetlerini reddetmişlerdir…”[1]
İmam İbn Huzeyme’nin sözünü ettiği bu kimselerin çoğunluğu sapıklığa düşmekle meşhur olmuşlardır. Onların sapıklıkta oldukları da ümmete gizli değildir. Ancak son olarak sözünü ettiği Fukaha kılığına girmiş cahil kişi – ki o Ebu Hanife’dir – müstesna. Sonra bu kişi  böbürlenerek kıyasa aykırı olduğu gerekçesiyle Ebu Hureyre radıyallahu anh’ın sözünü reddetmeye kalkışır. Nitekim Fıkıh Usulü ilmine müntesip bazı kimseler bunu zikrederler. Bu gibilerin görüşleri katıksız bir sapıklıktır. Ayrıca İmam Zehebi’nin bu gibi kimselere cevabını Siyeru A’lami’n-Nubela’da[2] görebilirsiniz.



[1] Sahih maktu. Hakim, el-Mustedrek (3/586)
[2] Siyeru A’lam (2/620-621)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)