Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Sosyal Medyada “Ebu Muaz” Künyesini Kullananlar Hakkında Uyarı

Facebook, İnstagram, Twitter gibi sosyal medya programlarında “Ebu Muaz” künyesini kullanan veya “Darussunne” adıyla Facebook yayını yapa...

4 Şubat 2014 Salı

Namazdan Sonra Sesli Tekbir Getirmek Sünnet midir?



Bu mesele ile ilgili olarak daha önce Sahih İlmihal adlı çalışmamda namazlardan sonra sesli olarak tekbir getirmenin Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in zamanında terk edilmiş bir uygulama olduğunu açıklamıştım. Bu açıklamada da İbn Abbas radıyallahu anhuma'nın sözünün bizzat kendisini delil getirmiştim. Zira İbn Abbas radıyallahu anhuma sanki çocukluk zamanındaki bir uygulamayı anlatır gibi bir ifadeyle "Namazın bittiğini sesli zikirden anlar idik" şeklinde geçmiş zaman kalıbında bir ifade kullanmaktadır. Halbuki İbn Abbas radıyallahu anhuma buluga ermesinden sonra da Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber namaz kılmış olmasına rağmen, daha eskiden şahit olduğu bir vakıayı anlatmaktadır. Bu meselede Şeyh el-Elbani rahimehullah'ın da fetvalarında bu konuyla ilgili açıklama gördüm, aşağıda tercemesini aktarıyorum: 

Soru: Buhârî’de İbn Abbas radıyallahu anhuma’nın şöyle dediği geçmektedir: “Biz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in namazı bitirdiğini tekbirden anlardık” Bunun anlamı nedir? Bunun anlamı, beş vakit namazın arkasından zikirleri sesli olarak yapmanın mubah olduğu mudur? (Fetava’l-İmarat 18)

Cevap: Bizim bu hadis hakkındaki görüşümüz, İmam Şafii rahimehullah’ın el-Umm kitabında söylediği gibi; Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in namazların arkasındaki bu zikirleri sesli yapmasının sebebi ashabına namazın arkasında söylenecek meşru zikirleri öğretmektir.
Allame el-Aynî, Umdetu’l-Kârî Şerhu Sahihi’l-Buharî” kitabında bu hadisin bizzat kendisinin namazın arkasında tekbiri sesli yapmanın devam etmediğine açık bir işaret olduğunu söylemiştir. Çünkü İbn Abbas radıyallahu anhuma şöyle diyor: “Biz, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında böyle anlardık…”
Burada bu amelin devam etmediğine işaret vardır. Bu husus, Kitap ve sünnette bütün zikirlerde sesi kısmanın teşvik edilmesi hakkındaki genel hareket noktasına uygundur.
Bundan dolayı İmam Malik’in Muvatta’da, Ebu Davud’un Sünen’inde ve diğer eserlerde sahih isnad ile gelen Ebu Said el-Hudrî radıyallahu anh hadisinde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem mescidde bazı sesler işitmiş ve perdeyi açarak şöyle buyurmuştur:

أَلَا إِنَّ كُلَّكُمْ مُنَاجٍ رَبَّهُ، فَلَا يَرْفَعْ بَعْضُكُمْ عَلَى بَعْضٍ فِي الْقِرَاءَةِ

Dikkat edin! Hepiniz de rabbine yalvarmaktasınız. Kıraatte sesinizi birbiriniz üzerine çıkarmayın.” Begavî ve başkaları: “Mu’minlere eziyet vermeyin” ziyadesiyle rivayet etmişlerdir.[1]
Buharî ve Muslim, Sahih’lerinde, Ebû Mûsâ el-Eşarî radıyallahu anh’den şöyle rivayet etmişlerdir: “Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte yolculukta kafileler halinde idik. Yokuş çıkarken seslerimizi tekbir ile yükseltirdik. Vadiden inerken de seslerimizi tesbih ile yükseltirdik. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

يَا أَيُّهَا النَّاسُ ارْبَعُوا عَلَى أَنْفُسِكُمْ، فَإِنَّكُمْ لاَ تَدْعُونَ أَصَمَّ وَلاَ غَائِبًا، إِنَّهُ مَعَكُمْ إِنَّهُ سَمِيعٌ قَرِيبٌ

Ey insanlar! Kendi nefislerinize acıyın! Zira sizler sağıra veya gâib/uzakta olana seslenmiyorsunuz! Şüphesiz O sizinledir ve muhakkak ki O işitendir, yakındır.”[2]
Bu sahrada bile böyleyken ya mescidde nasıl olur?!!

Soru: Namaz bittikten sonra zikirde sesi yükseltmenin hükmü nedir? (Fetava’l-Medine 12)

Cevap: Buharî ve Muslim’in Sahih’lerinde İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan şöyle dediği gelmiştir: “Bizler Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in zamanında namazın bittiğini zikirde sesin yükseltilmesinden anlardık.”
Lakin bazı âlimler İbn Abbas radıyallahu anhuma’nın “anlardık” sözünü dikkatle değerlendirerek “kunnâ” lafzının, bu amelin devam etmediğine işaret ettiğini söylemişlerdir.
İmam Şafii, el-Umm’de şöyle demiştir: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem zikirde sesi ta’lîm/öğretmek için yükseltmiştir. Bu uygulama öğretim için olduğuna göre, doğal olarak buna devam edilmemiştir. Bu bana Şeyhulislam İbn Teymiyye’nin söylediği şu sözü hatırlattı: İmamın, namazda kıraati sessiz yapılması sünnet olanları öğretmek için sesini yükseltmesi caizdir.
Nitekim Buhari ve Muslim, Ebu Katade el-Ensarî radıyallahu anh’den şöyle rivayet etmişlerdir: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem bazen öğle ve ikindi namazlarında kıraati işittirirdi.”[3]
Ömer b. el-Hattab radıyallahu anh bu sünneti, İmam Şafii’nin işaret ettiği şekilde almıştır. Nitekim Ömer radıyallahu anh’den sahih isnad ile sabit olmuştur ki, O, öğretmek için istiftah (namaza başlangıç) duasını sesli okurdu.
İmam Şafii, İbn Teymiyye ve başkalarının bu hadisi ta’lim/öğretme amaçlı olmasına yorumlamalarında ihmal ettikleri husus: dinde zikrin gizli olmasının sabit oluşudur. Bu ifade bir hadiste de gelmiştir ancak isnadı zayıftır. Fakat anlamı doğrudur. Birçok hadislerde sesi yükseltmemeye teşvik gelmiştir. Buharî ve Muslim, Ebû Mûsâ el-Eşarî radıyallahu anh’den rivayet ediyor: “Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte yolculukta kafileler halinde idik. Yokuş çıkarken seslerimizi tekbir ile yükseltirdik. Vadiden inerken de seslerimizi tesbih ile yükseltirdik. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

يَا أَيُّهَا النَّاسُ ارْبَعُوا عَلَى أَنْفُسِكُمْ، فَإِنَّكُمْ لاَ تَدْعُونَ أَصَمَّ وَلاَ غَائِبًا، إِنَّهُ مَعَكُمْ إِنَّهُ سَمِيعٌ قَرِيبٌ

Ey insanlar! Kendi nefislerinize acıyın! Zira sizler sağıra veya gâib/uzakta olana seslenmiyorsunuz! Şüphesiz O sizinledir ve muhakkak ki O işitendir, yakındır.”[4]
Bu sahrada, kimsenin birbirini rahatsız etmeyecekleri ortamda böyle olmuştu! Peki ya mescidde sesler yükseltildiğinde Kur’ân okuyanların ve namaz kılanların vb. rahatsız olmaları halinde nasıl olur?
Bu illet sebebiyle açık bir yasak da gelmiştir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

أَلَا إِنَّ كُلَّكُمْ مُنَاجٍ رَبَّهُ، فَلَا يَرْفَعْ بَعْضُكُمْ عَلَى بَعْضٍ فِي الْقِرَاءَةِ

Dikkat edin! Hepiniz de rabbine yalvarmaktasınız. Kıraatte sesinizi birbiriniz üzerine çıkarmayın.” Begavî ve başkaları kuvvetli bir isnad ile: “Mu’minlere eziyet vermeyin” ziyadesiyle rivayet etmişlerdir.[5]



[1] Muvatta (1/80) Ebu Davud (1332)
[2] Buhari (2992) Muslim (2704)
[3] Buhari (1/247) Muslim (1/333)
[4] Buhari (2992) Muslim (2704)
[5] Muvatta (1/80) Ebu Davud (1332)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)