Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



29 Ocak 2016 Cuma

Bid’at Ehline Karşı Sertlik Övülür mü, Kötülenir mi?


(Ubeyd el-Cabirî’nin “Selefî Menhece Karşı Temeyyu’ (Gevşeme) Cinayeti” adlı kitabında İmam Ahmed rahimehullah’ın sözüne, Şeyh Mukbil’in öğrencilerinden Şeyh Abdullatif b. Ahmed el-Kurdî’nin düştüğü notun tercümesidir)

Tercüme: Ebu Muaz

Bu eseri Zehebî, Siyeru A’lami’n-Nubelâ’da (7/450) şu şekilde zikreder: “İmam Ahmed b. Hanbel rahimehullah dedi ki:
Bir kimsenin Hammad b. Seleme hakkında kaş göz ettiğini görürsen onu müslümanlığı hakkında itham et. Zira O bid’atçilere karşı şedid (sert) idi.”

Bid’atçilere karşı sertlik övüldüğüne göre bu, müslümanları bölücü değildir. Yine bazı hizipçi ve bid’atçilerin iddia ettikleri gibi bu müslümanları gıybet de değildir. Bid’atçiler, Ehl-i Sünnetten olan Selefî bir âlim veya davetçinin insanları bid’at ehlinin önderlerinden ve sapıklık davetçilerinden sakındırdığını görünce ondan işittiği şeyleri halk arasında çirkin göstererek iki bâtıl iddia ile suçlarlar:

Birinci suçlama:  “Bu müslümanların gıybetini yapmaktır.”

Bazıları facirlik edip yalan ve iftira ederek sapıklığında bocalamaya devam ediyor ve onların, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in: “İslam ehliyle savaşır, put ehlini bırakırlar” hadisinde nitelediği haricilerden olduğunu iddia ediyorlar. Bu özelliği selefiler hakkında kullanıyorlar.
Diyorlar ki: “Selefiler Laikleri ve ilhad ehlini bırakıp davetçileri eleştiriyorlar
Vallahi bu zulümdür, yalandır, iftiradır. Bu doğru değildir. Ehl-i Sünnet alimleri ve davetçileri ister ilhad, nifak ve laiklik ehli olsun, ister bid’at, hizipçilik ve hurafe ehli olsun, bütün sapıklık davetçilerinden sakındırmaktadırlar. Ondan da sakındırırlar, şundan da sakındırırlar. Her biri için uygun mekan ve zamana göre hareket ederler. Ama putperestleri eleştirmeyi bıraktıkları iddiasına gelince, onları bırakmış değillerdir. Bilakis put ehlinden de sakındırırlar. Bu yüzden bu vasıf Ehl-i Sünnet hakkında tatbik edilemez. Bu özellik ancak Haricilere aittir. Sünnet ehli ise asla müslümanlara karşı savaşmaz. Bid’atçilerin hatalarına, sapmalarına, bid’atlerine ve şirklerine reddiye vermek onu öldürmek değil, bilakis bu hem ona hem müslümanlara hayat vermektir. Bu aynı zamanda müslümanlar için bir yardımdır. Bu birinci itham idi.

İkinci suçlama: “Selefiler müslümanların saflarını bölüyorlar”

Diyorlar ki: “Bu eleştirileri bırakın, vakit falan ve filandan sakındırma veya onları eleştirme vakti değildir. Bu zaman; söz birliği etmemiz ve tek safta toplanmamız gereken bir zamandır

Deriz ki: Tevhid ehlinin söz birliği etmeleriyse evet, sünnet ehlinin söz birliği etmesi ise evet. Ama sadece Allah’a dua edenlerle, Allah’a şirk koşanların söz birliği kastediliyorsa, bu iki ayrı sözdür, nasıl bir araya gelir? Hayır ve asla!
Tevhid ehli ile şirk ve hurafe ehli tek saf olabilir mi? Kesinlikle hayır! Çünkü hurafeciler, bid’atçiler ve hizipçilerin Ehl-i Sünnet ile biraraya gelmeleri kuvveti, rahatı ve saadeti değil ancak başarısızlığı artırır.
Müslümanlar, şirk ehli, kabirciler, hurafeciler, aşırılar ve tekfirciler ile asla yardım göremezler. Söylediklerimizin delili yaşanan gerçeklerdir. Hariciler ve aşırılar İslam ve Müslümanlar için yıkım ve bozgunlardan başka ne getirdiler? Şeyhulislam İbn Teymiyye rahimehullah’ın dediği gibi; “Ne İslam’a yardım ettiler ne de düşmanları kırdılar! Ne dini uyguladılar ne de dünyayı bıraktılar!”

Öyleyse her iki suçlama da bâtıldır. Biz bid’atçiden sakındırdığımızda bizi gıybet etmekle itham ediyorlar. Bu gıybet değil, nasihattir.
İkinci suçlama olan; müslümanların arasında bölücülük iddiasına gelince; hayır vallahi bu bölücük değil, tayyib (iyi) ile habisi (kötüyü) ayırmaktır.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Allah, kötüyü iyiden ayırmadan, mü'minleri üzerinde bulunduğunuz şu hal üzere bırakacak değildir.” (Al-i İmran 179) Bu temyiz (ayrım) kaçınılmazdır.

Allah’a hamd, rasulüne salat ve selam olsun.”

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)