Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

18 Ocak 2026 Pazar

Cennetliklerin Ve Cehennemliklerin Şu An Cennette veya Cehennemde Olması Hakkında

 Akide dersinde Cennet ve Cehennemin yaratılmış olup şu an mevcut olduğu akidesini açıklarken Cennetliklerin şu an cennette ve cehennemliklerin de şu an cehennemde olduğu hususuna da vurgu yaptım. Bu açıklamamı ilk defa duymuş olanlar tafsilat talep ettiler.

Kelamcıların yorumlarının etkisi sebebiyle bu akide esasının açıklamasını günümüzdeki akide kitaplarında neredeyse göremezsiniz. Çünkü Kur’ân ve sünnette mazi sigasıyla cennette veya cehennemde olduğu bildirilen kimselere dair nasları büyük çoğunluk akılları ve re’yleriyle te’vil ederek bu üslubun pekiştirmek için mazi kalıpta kullanıldığını iddia etmektedirler.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in miracda cennetlikleri ve cehennemlikleri görmesini de çeşitli şekillerde sağa sola sündürmeye çalışmaktadırlar.

Hâlbuki zaman kavramı dünya hayatını yaşamakta olan bizler için geçerlidir. Dünyada da zaman gece ve gündüzün birbirini takip etmesiyle tespit edilmektedir. Allah katında ve cennet ile cehennem hakkında ise bu durum söz konusu değildir. Zaman döngüsü içinde yaşayan insan aklının zamansız bir mekânı kavraması beklenemez.

Lakin nedense kelamcılar ve onların etkisinde kalan pekçok kimse cennet ve cehennem hakkındaki nasları dünyevi zaman döngüsüyle endeksleyerek düşünmeye çalıştıkları için söz konusu te’villere kendilerini zorluyorlar!

Şimdi bahsettiğim söz konusu yorumların geçersizliğini açıkça ortaya koyan Yasin Suresi 20-27. Ayetlerini okuyalım ve düşünelim:

وَجَاءَ مِنْ أَقْصَى الْمَدِينَةِ رَجُلٌ يَسْعَى قَالَ يَاقَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَلِينَ اتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْأَلُكُمْ أَجْرًا وَهُمْ مُهْتَدُونَ وَمَا لِيَ لَا أَعْبُدُ الَّذِي فَطَرَنِي وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ أَأَتَّخِذُ مِنْ دُونِهِ آلِهَةً إِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمَنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنِّي شَفَاعَتُهُمْ شَيْئًا وَلَا يُنْقِذُونِ إِنِّي إِذًا لَفِي ضَلَالٍ مُبِينٍ إِنِّي آمَنْتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِ قِيلَ ادْخُلِ الْجَنَّةَ قَالَ يَالَيْتَ قَوْمِي يَعْلَمُونَ بِمَا غَفَرَ لِي رَبِّي وَجَعَلَنِي مِنَ الْمُكْرَمِينَ

20) Derken şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. “Ey kavmim! Bu elçilere uyunuz!” dedi.

21) “Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir.”

22) “Bana ne olmuş ki, beni yaratana ibadet etmeyecekmişim! Halbuki hepiniz O'na döndürüleceksiniz.”

23) “O'nun dışında ilahlar mı edineyim? O Rahmân, eğer bana bir zarar dilerse onların şefâati bana hiçbir fayda vermez ve beni kurtaramazlar.”

24) “İşte o zaman ben apaçık bir sapıklığın içine gömülmüş olurum.”

25) “Şüphesiz ben, rabbinize iman ettim, beni dinleyin.”

26) Ona: “Cennete gir” denilince: “Keşke kavmim bilseydi!” dedi.

27) “Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını.”

Evet bu ayetlerde anlatılan kişiye – ki o Habib en-Neccar’dır – kendisine: “Cennete gir” denildiği ve onun da: “Keşke kavmim bilseydi” dediği anlatılmaktadır. Yani Habib en-Neccar şu an cennettedir.

Mucahid b. Cebr rahimehullah ayet hakkında dedi ki: “Cennet kendisine vacip olunca ve kendisine verilen karşılığı görünce: “Keşke kavmim bilse idi” dedi.” Taberî Tefsiri (19/425, 426)

Katade rahimehullah dedi ki: “Bize anlatıldığına göre bu zatın ismi Habib idi. O bir mağarada rabbine ibadet ediyordu. O elçileri işittiği zaman onlara doğru yönelip geldi. Onlara:

“Bu davetinize karşılık ücret istiyor musunuz?” diye sordu. Onlar da: “Hayır” dediler. O zaman dedi ki:

Ey kavmim! Sizden ücret istemeyen bu elçilere uyunuz…” Bunun üzerine kavmi kendisini taşlayınca: “Ey rabbim! Kavmime hidayet ver! Onlar bilmiyorlar” dedi. Kavmi, Habib’i öldürünceye kadar taşladı. Cennete girdiği zaman ise:

Keşke kavmim bilseydi…” dedi. Allah’tan kavmine kendisinin gördüğü ikramı ve onların üzerinde bulundukları durumu bildirmesini istedi.” Abdurrazzak Tefsir (3/141) Taberî Tefsiri (19/421, 423, 425, 427)

Selefin tefsirde imamlarından olan bu iki âlim tabiî de Habib en-Neccar’ın Cennet’e girdirilmiş olduğunu açıkça ifade etmişlerdir.

Kıyamet günü kabirlerden kalkışın, ruhların cesetlerine girmesinin, sonra hesap, mizan, sırat gibi berzah hallerinin bize göre gelecek zamanda gerçekleşecek olması ise dünya hayatını yaşayan bizler için gelecek zamandır. Allah katında, cennet ve cehennemde ise geçmiş zaman, gelecek zaman kavramları söz konusu değildir. Dolayısıyla bu konuda gelen Kur’an ve sünnet naslarına geldiği gibi iman etmemiz, dünyevi kayıtlar altında olan beşeri akıllarda bu hadiseleri te’vil etmekten kaçınmamız gerekir.

Bu açıklamalardan sonra şu gibi hadislere te’vil etmeden iman etmek gerekir:

Abdurrahman b. Avf radiyallahu anh dedi ki: “Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

عَشْرَةٌ فِي الْجَنَّةِ: أبُو بَكْر فِي الْجَنَّةِ، وَعُمَرُ فِي الْجَنَّةِ، وَعُثْمَانُ فِي الْجَنَّةِ، وَعَلِيٌّ فِي الْجَنَّةِ، وَ الزُّبَيْرُ فِي الْجَنَّةِ، وَطَلْحَةُ فِي الْجَنَّةِ، وَابْنُ عَوْف فِي الْجَنَّةِ،وَسَعْدٌ فِي الْجَنَّة وَسَعِيدٌ فِي الْجَنَّةِ وَأبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ فِي الْجَنَّةِ 

On kişi cennettedir. Ebu Bekr cennettedir. Ömer (b. elHattab) cennettedir. Osman (b. Affan) cennettedir. Ali (b. Ebi Talib) cennettedir. Ez-Zubeyr (b. el-Avvam) cennettedir. Talha (b. Ubeydillah) cenettedir. (Abdurrahman) İbn Avf cennettedir. Sa’d (b. Malik Ebi Vakkas) cennettedir. Said (b. Zeyd b. Amr b. Nufeyl) cennettedir ve Ebu Ubeyde b. el-Cerrah cennettedir.” Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Rafii, et-Tedvin (2/380) İbn Hibbân (15/463) Hâkim (3/498) Ziyau’l-Makdisi el-Muhtare (3/102) Ahmed (1/193) Tirmizî (3747) Nesâî Sunenu'l-Kubrâ (8194) Ebû Ya'lâ (2/147) İbn Ebi Asım el-Ahad ve’l-Mesani (232) el-Esbehani Siyeru’s-Selefi’s-Salihin (s.254) Dimyati Mu’cem (29) İbnu’l-Esir Usdu’l-Gabe (937) Nesefi el-Kand Fi Ahbari Semerkand (221)

Enes b. Malik radiyallahu anh’den: “Siyahî bir adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve dedi ki:

“Ey Allah’ın rasulü! Ben siyah, kötü kokulu, çirkin yüzlü bir kimseyim. Malım da yoktur. Eğer şu kimselerle öldürülünceye kadar savaşırsam ben nerede olurum?” Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

«فِي الْجَنَّةِ» فَقَاتَلَ حَتَّى قُتِلَ، فَأَتَاهُ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: «قَدْ بَيَّضَ اللَّهُ وَجْهَكَ، وَطَيَّبَ رِيحَكَ، وَأَكْثَرَ مَالَكَ» وَقَالَ لِهَذَا أَوْ لِغَيْرِهِ: «لَقَدْ رَأَيْتُ زَوْجَتَهُ مِنَ الْحُورِ الْعِينِ، نَازَعَتْهُ جُبَّةً لَهُ مِنْ صُوفٍ، تَدْخُلُ بَيْنَهُ وَبَيْنَ جُبَّتِهِ»

Cennette olursun” buyurdu. Bunun üzerine adam öldürülünceye kadar savaştı. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem onun yanına geldi ve buyurdu ki:

Allah yüzünü beyazlaştırdı, kokunu güzelleştirdi ve malını çoğalttı.” Bu kişi için veya bir başkası için şöyle buyurdu:

Onun Huri’l-İyn’den olan eşini gördüm. Kendisinin yünden olan cübbesinden çekti ve onunla cübbesinin arasına girdi.” Muslim'in şartına göre sahih. Hâkim (2/103)

Bu hadis “Naslarda cennetlik veya cehennemlik olduğu belirtilen kimseler için pekiştirme babından mazi kip kullanılmıştır” şeklinde yorumlayan kelamcıları açıkça reddetmektedir.

Ebû Hureyre radıyallahu anh’den: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

رَأَيْتُ عَمْرَو بْنَ عَامِرٍ الْخُزَاعِيَّ يَجُرُّ قُصْبَهُ فِي النَّارِ، وَكَانَ أَوَّلَ مَنْ سَيَّبَ السُّيُوبَ

Amr b. Âmir b. Luhay el-Huzâî’yi cehennemde bağırsaklarını sürüklerken gördüm. O ilk sâibe yapan kimse idi. Sahih. Buhârî (3521) Muslim (2856)

Aişe radiyallahu anha’dan: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

لا تَسُبُّوا وَرَقَةَ، فَإِنِّي رَأَيْتُ لَهُ جَنَّةً، أَوْ جَنَّتَيْنِ

Varaka’ya sövmeyin. Zira ben onun bir veya iki cenneti olduğunu gördüm.”  Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Ebu Said el-Eşecc, Cüz (120) Hâkim (2/666) Bezzar (Keşfu’l-Estar 2750) Deylemi (7297) Darekutni el-İlel (3495) Rafii et-Tedvin (3/198) İbn Asakir Tarih (63/24)

Enes b. Mâlik radıyallahu anh’den:

أَنَّ رَجُلًا قَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، أَيْنَ أَبِي؟ قَالَ: «فِي النَّارِ»، فَلَمَّا قَفَّى دَعَاهُ، فَقَالَ: «إِنَّ أَبِي وَأَبَاكَ فِي النَّارِ»

“Bir adam: “Ey Allah’ın rasulü! Babam nerede?” dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:

Cehennemde” buyurdu. Adam arkasını dönüp giderken onu çağırdı ve:

Muhakkak ki benim babam da, senin baban da ateştedir” buyurdu. Sahih. Muslim (203)

Ömer b. el-Hattab radiyallahu anh’den:

لَمَّا كَانَ يَوْمُ خَيْبَرَ، أَقْبَلَ نَفَرٌ مِنْ صَحَابَةِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالُوا: فُلَانٌ شَهِيدٌ، فُلَانٌ شَهِيدٌ، حَتَّى مَرُّوا عَلَى رَجُلٍ، فَقَالُوا: فُلَانٌ شَهِيدٌ، فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «كَلَّا، إِنِّي رَأَيْتُهُ فِي النَّارِ فِي بُرْدَةٍ غَلَّهَا أَوْ عَبَاءَةٍ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يَا ابْنَ الْخَطَّابِ، اذْهَبْ فَنَادِ فِي النَّاسِ، أَنَّهُ لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ إِلَّا الْمُؤْمِنُونَ» قَالَ: فَخَرَجْتُ فَنَادَيْتُ: أَلَا إِنَّهُ لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ إِلَّا الْمُؤْمِنُونَ

“Hayber günü Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in sahabesinden bir topluluk geldiler ve:

“Falan şehittir, filan şehittir” dediler. Ta ki bir adamı daha zikredip: “Falan şehittir” dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

Hayır! Ben onu ganimetten aşırdığı bir hırka ile cehennemde gördüm.” Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Ey İbnu’l-Hattab! Git ve insanlar mü’minlerden başkasının cennete giremeyeceğini seslen.” Bunun üzerine çıktım ve şöyle seslendim:

“Dikkat edin! Müminlerden başkası cennete giremeyecektir.” Sahih. Muslim (114)

İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan: “Nebî sallallahu aleyhi ve sellem İsra gecesinde Beytu’l-Makdis’e götürüldü. Aynı gece geri döndü ve ashabına bu gidişini, bu gidişinin alametlerini ve kervanlarını anlattı. Bazıları:

“Biz Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in dediklerine inanmıyoruz” dediler ve kâfir olarak mürted oldular. Allah onların boyunlarını Ebu Cehil ile beraber vurdu. Ebu Cehl:

“Muhammed bizi zakkumla korkutmaktadır. Hurma ve tereyağı getirin de zıkkımlanalım” dedi. Sonra Deccal’i rüyada değil de, gerçek olarak gördü. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem o gece İsa, Musa ve İbrahim aleyhimu's-selâm’ı gördü. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e Deccal sorulunca şöyle buyurdu:

رَأَيْتُهُ فَيْلَمَانِيًّا أَقْمَرَ هِجَانًا إِحْدَى عَيْنَيْهِ قَائِمَةٌ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ كَأَنَّ شَعْرَهُ أَغْصَانُ شَجَرَةٍ وَرَأَيْتُ عِيسَى شَابًّا أَبْيَضَ جَعْدَ الرَّأْسِ حَدِيدَ الْبَصَرِ مُبَطَّنَ الْخَلْقِ وَرَأَيْتُ مُوسَى أَسْحَمَ آدَمَ كَثِيرَ الشَّعْرِ شَدِيدَ الْخَلْقِ وَرَأَيْتُ إِبْرَاهِيمَ فَلَا أَنْظُرُ إِلَى إِرْبٍ مِنْ آرَابِهِ إِلَّا نَظَرْتُ إِلَيْهِ كَأَنَّهُ صَاحِبُكُمْ قَالَ وَقَالَ لِي جِبْرِيلُ سَلِّمْ عَلَى أَبِيكَ فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ

Ben onu çok büyük ve beyaz biri olarak gördüm. Onun iki gözünden biri yoktu. O (tek gözü) inciden bir yıldız gibiydi. Saçları ise ağaç dalları gibiydi. Orada İsa aleyhi's-selâm’ı gördüm. O beyaz tenli, kıvırcık saçlı, keskin bakışlı, yaratılıştan göbeksiz, genç biriydi. Musa aleyhi's-selâm’ı da esmer ve siyah tenli biri olarak gördüm. O saçları gür ve yaratılışı çetindi. Sonra İbrahim aleyhi's-selâm’a baktım. Onun neresine baktımsa sanki kendime bakmış gibiydim. Yani bu arkadaşınız gibiydi. Cibril:

“Babana selam ver” dedi, ben de ona selam verdim.” Sahih. Ahmed (1/473) Ebû Ya'lâ (2720)

Burada zikrettiklerim dışında Mi’rac gecesi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gösterilen cennet ve cehennem halkına dair hadisler, cesedinin yakılmasını vasiyet eden adamın kıssası gibi dünyevi zaman kayıtları ile yorumlanmaması gereken birçok naslar vardır. Mesela cesedinin yakılmasını vasiyet eden adam ile ilgili rivayet metinlerinden biri şu şekildedir:

Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

قَالَ رَجُلٌ لَمْ يَعْمَلْ حَسَنَةً قَطُّ، لِأَهْلِهِ: إِذَا مَاتَ فَحَرِّقُوهُ، ثُمَّ اذْرُوا نِصْفَهُ فِي الْبَرِّ وَنِصْفَهُ فِي الْبَحْرِ، فَوَاللهِ لَئِنْ قَدَرَ اللهُ عَلَيْهِ لَيُعَذِّبَنَّهُ عَذَابًا لَا يُعَذِّبُهُ أَحَدًا مِنَ الْعَالَمِينَ، فَلَمَّا مَاتَ الرَّجُلُ فَعَلُوا مَا أَمَرَهُمْ، فَأَمَرَ اللهُ الْبَرَّ فَجَمَعَ مَا فِيهِ، وَأَمَرَ الْبَحْرَ فَجَمَعَ مَا فِيهِ، ثُمَّ قَالَ: لِمَ فَعَلْتَ هَذَا؟ قَالَ: مِنْ خَشْيَتِكَ، يَا رَبِّ وَأَنْتَ أَعْلَمُ، فَغَفَرَ اللهُ لَهُ

Hayatında hiçbir iyilik yapmamış olan adamın biri, ailesine kendisi öldükten sonra bedeninin yakılıp küllerinin yarısını karaya, yarısını da denize savrulmasını vasiyet etti. Allah'a yemin ederim ki, eğer onu ele geçirmeye kadir olursa, ona âlemlerden hiçbirine etmediği bir şekilde azab edecektir. Adam ölünce ailesi vasiyetini tuttu. Bunun üzerine Allah karalara emretti, adamın külleri derhal toplandı, aynı şekilde denizlere de emretti, denizde bulunanlar da toplandı. Sonra da adama: 

“Bunu niçin yaptın?” diye sordu. Adam: 

“Sen daha iyi bilirsin, ama senden korkumdan yaptım!” diye cevap verince adamı affetti.” Sahih. Muslim (2756) Malik Muvatta (165/52)

Bazıları da bu tür nasları, mü’minlerin ruhlarının cennette, kafirlerin ruhlarının cehennemde olup, kıyamet gününde bu ruhların bedenlerine dönecek olması ile açıklarlar. Zira şu hadis sabit olmuştur:

Ka’b b. Mâlik radiyallahu anh’den: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

إِنَّمَا نَسَمَةُ الْمُسْلِمِ طَيْرٌ يَعْلُقُ بِشَجَرِ الْجَنَّةِ حَتَّى يُرْجِعَهُ اللهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى إِلَى جَسَدِهِ يَوْمَ يَبْعَثُهُ

Müslümanın ruhu, kıyamet gününde Allah Tebarek ve Teâlâ onu bedenine döndürünceye kadar cennette bir ağaca asılı olan bir kuştur. Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Ahmed (3/455) İbn Hibbân (10/515) Nesâî (2073) Malik Muvatta (1/240) Taberânî (19/64) Humeydi (873) Abd b. Humeyd (376) İbn Mâce (4271) Ebu Nuaym Marife (5813)

Bu nassın mefhumu muhalefeti delalet eder ki; kâfirlerin ruhları da cehennemdedir.

Şayet zikrettiğim naslar bu şekilde açıklanırsa, bu durumda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in cennette ve cehennemde görmüş olduğu kimseler, oların ruhlarına ait bir tür misallerdir. 

Fakat zikredilen bu hadis dünya hayatı bitmiş olan kimselerin ruhları hakındadır. Henüz ölmemiş kimseler hakkında değildir.  Yukarıda zikrettiğim ayetler ve hadislerde geçenler ise henüz kıyamet, hesap, mizan gibi berzah ahvali vaki olmamışken meydana gelen akibetleri anlatmaktadır. 

Her halukarda bu konudaki nasları eksik beşeri akıllarla inkâr etmeksizin ve dünyevi zaman kavramına uydurmaya çalışmaksızın vahye teslim olmamız gerekmektedir.

Zamanımızdaki bazı şeyhlerin “Şu an cennette ve cehennemde hiçbir beşer yoktur” şeklindeki sözleri bize gayb olan bir âlem hakkında ilimsizce konuşmaktır ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in cennet yahut cehennemde gördüğü kimselere dair hadisleri bâtıl tevillerle reddetme manasını taşımaktadır!

Doğrusunu Allah bilir.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)