Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



23 Ekim 2016 Pazar

Kadının İki Gözünü Açıkta Bırakmasının Hükmü

Kadının İki Gözünü Açıkta Bırakmasının Hükmü
Ebu Muaz el-Çubukâbâdî
Bismillah
İbn Abbas[1] radiyallahu anhuma ve Ubeyde es-Selmani[2] radiyallahu anh’ın Ahzab 59. Ayetinin tefsirine dair hicab tariflerinde kadının yalnızca tek gözünü açıkta bırakacağı ifade edilmektedir. Bu sebeple bazı kardeşlerimizin zihinlerinde kadının iki gözünü açıkta bırakması hakkında şüphe meydana gelmektedir. Hatta Suud’da Şeyh Mutlak diye birinin, kadının peçe takmasının yeterli olmayıp gözlerini de örtmesi gerektiğine dair bir fetva verdiği haberi de internette dolaşmaktadır.
Hakikat şu ki, kadının iki gözünü de açıkta bırakabileceğine dair deliller sabit olmuştur.
Bunlardan birisi ihramda kadınlara nikap (peçe) ve eldivenin yasaklanması hakkındaki hadistir.
İbn Ömer radiyallahu anhuma’dan:
نَهَى النِّسَاءَ فِي إِحْرَامِهِنَّ عَنِ القُفَّازَيْنِ وَالنِّقَابِ، وَمَا مَسَّ الْوَرْسُ وَالزَّعْفَرَانُ مِنَ الثِّيَابِ
Rasulullah aleyhissalatu vesselam ihramlı iken kadınlara şunları yasakladı; iki eldiven, peçe (nikab), vers ya da zaferan ile boyanmış giysi…"[3]
Muaze el-Adeviyye dedi ki: Aişe radiyallahu anha’ya kadının ihramda ne giyeceğini sordum. O da bana şöyle cevap verdi:
لاَ تَنْتَقِبُ, وَلاَ تَلْثِمُ, وَتَسْدُلُ الثَّوْبَ عَلَى وَجْهِهَا
“Yüzünü nikab ile örtmez ve lisam (ağzını kapatan örtü) da örtmez. Fakat elbisenin bir ucunu yüzünün üstünden sarkıtır.”[4]
Bu hadisler, sahabe hanımlarının ihram dışında nikap ve eldiven kullandıklarına delalet etmektedir.
Nikap kelimesini lugat âlimi Ebu Ubeyd Kasım b. Sellam, Garibu’l-Hadis’te iki gözü açıkta bırakan bir örtü olarak tarif etmektedir.[5]
İsmail b. Ebi Halid, kızkardeşi ve annesinden naklediyor: O ikisi, Aişe radiyallahu anha’nın yanına girdiklerinde, onun üzerinde siyah peçe (himar) olduğunu görmüşler. Ona:
 “İhramda olan kadın yüzünü örtebilir mi?” denildiğinde başörtüsünü (himarını) göğsünden başına doğru kaldırarak:
“Bunda sakınca yoktur” dedi.”[6]
İbn Hacer ise “Himar ve nikap; gözlerin altından, burun üzerinden itibaren örtülen örtüdür” der.[7]
Yüzü ve başı komple örten örtü için ise “قناع” tabiri kullanılmaktadır.
İkinci bir delil Ebu Hureyre radiyallahu anh’den: “Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in yanındaydım. Bir adam ona geldi ve Ensar’dan bir kadınla evleneceğini söyledi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu:
أَنَظَرْتَ إِلَيْهَا قَالَ لَا قَالَ فَاذْهَبْ فَانْظُرْ إِلَيْهَا فَإِنَّ فِي أَعْيُنِ الْأَنْصَارِ شَيْئًا
Ona baktın mı?”
“Hayır” dedi. Buyurdu ki:
Git ona bak. Zira Ensar’ın gözlerinde bir şey vardır.”[8]
Bu hadis, nikâhlama talebi için kadının gözlerine bakmanın cevazını, dolayısıyle kadınların yabancılara karşı gözlerinin avret olmadığını ifade etmektedir.
Üçüncü delil: Subey’a bt. Haris radiyallahu anha’nın iki gözünün sürmeli olduğundan bahseden rivayet, asr-ı saadette kadınların iki gözlerini açıkta bıraktıklarını ifade etmektedir.
Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe’den:
أَرْسَلَ مَرْوَانُ عَبْدَ اللهِ بْنَ عُتْبَةَ إِلَى سُبَيْعَةَ بِنْتِ الْحَارِثِ يَسْأَلُهَا عَمَّا أَفْتَاهَا بِهِ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا كَانَتْ تَحْتَ سَعْدِ ابْنِ خَوْلَةَ فَتُوُفِّيَ عَنْهَا فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ وَكَانَ بَدْرِيًّا فَوَضَعَتْ حَمْلَهَا قَبْلَ أَنْ تَنْقَضِيَ أَرْبَعَةُ أَشْهُرٍ وَعَشْرٌ مِنْ وَفَاتِهِ فَلَقِيَهَا أَبُو السَّنَابِلِ يَعْنِي ابْنَ بَعْكَكٍ حِينَ تَعَلَّتْ مِنْ نِفَاسِهَا وَقَدْ اكْتَحَلَتْ فَقَالَ لَهَا: ارْبَعِي عَلَى نَفْسِكِ - أَوْ نَحْوَ هَذَا - لَعَلَّكِ تُرِيدِينَ النِّكَاحَ إِنَّهَا أَرْبَعَةُ أَشْهُرٍ وَعَشْرٌ مِنْ وَفَاةِ زَوْجِكِ قَالَتْ: فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَذَكَرْتُ لَهُ مَا قَالَ  أَبُو السَّنَابِلِ بْنُ بَعْكَكٍ، فَقَالَ لَهَا النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: " قَدْ حَلَلْتِ حِينَ وَضَعْتِ حَمْلَكِ
“Mervan, Abdullah b. Utbe’yi Subey’a bt. El-Haris’e Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kendisine verdiği fetvayı sormak üzere gönderdi. O da şöyle haber verdi:
“Kendisi Sad b. Havle’nin nikâhında iken Veda haccında kocası vefat etti. O Bedir ashabından idi. Subey’a, kocasının vefatından sonra dört ay on gün dolmadan önce doğum yaptı. Loğusalığı esnasında, Ebu’s-Senabil b. Ba’kek ile karşılaştı. Subey’a gözlerine sürme çekmişti. Ebu’s-Senabil ona dedi ki:
“Kendine acı (veya buna benzer bir şey söyledi). Galiba evlenmek istiyorsun, lakin kocanın vefatından sonra dört ay on gün iddet beklemelisin.” Subey’a dedi ki:
“Ben Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e gittim ve Ebu’s-Senabil’in söylediklerini anlattım. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
Doğum yaptığın anda evlenmen helal olmuştur.”[9]
Bu hadis açıkça delalet etmektedir ki, Subey’a radiyallahu anha iddetinin bitmesinden dolayı gözlerine sürme çekmiş ve Ebu’s-Senabil onu, gözlerinde sürme olduğunu gördüğünden dolayı, iddet dönemi yasaklarına muhalefet ettiğini düşünerek ikaz etmiştir.
İddet bekleyen kadının sürme, boya, kına gibi ziynetlerden yasaklanması malumdur.
Beyhaki ve Taberi, İbn Abbas radiyallahu anhuma’dan: “illa ma zahara minha/ancak kendiliğinden görünen kısım müstesna” (Nur 31) kavlini; sürme ve yüzük diye açıkladığını rivayet etmişlerdir.[10]
Mucahid[11] ve Katade[12] rahimehumallah da aynı husus belirtmişlerdir. Şa’bi ise; “Kendiliğinden görünen müstesna kavliyle; sürme ve elbise kastedilmektedir” demiştir.”[13] İbn Mes’ud radiyallahu anh’den de aynı manada rivayet edilmiştir.[14] Netice olarak; sürmenin görünmesi zorunlu olarak iki gözün görünmesini gerektirir.
Allah en iyi bilendir.


[1] Hasen mevkûf. Taberi (19/181) İbn Ebi Hatim (10/3153) İbn Kesir (6/481) Tefsiru’l-Begavi (6/376)
[2] Sahih mevkûf. Taberi (19/181) İbn Ebi Hatim (10/3154) Cessas (3/458) Suyuti  Durru’l-Mensur (8/209) İbn Kesir Tefsir (6/482) Begavi Tefsir (6/376)
[3] Sahih. Malik (730) Buhari (3/146) Muslim (2012) Ebu Davud (1827) Tirmizi (763) Nesai (2616) İbn  Mace (2920) Ahmed (4252) Darimi (1730)
[4] Sahih. Beyhaki (5/47) İbn Hazm el-Muhalla (7/91) el-Elbani İrvau’l-Galil (1023)
[5] Garibu’l-Hadis (4/463)
[6] Sahih. Musedded’den naklen: İbn Hacer Metalibu’l-Aliye (1194)
[7] Bkz.: Fethu’l-Bari (4/53 Daru’l-Marife baskısı)
[8] Hasen. Muslim (1424) Nesâî (3234) İsnadında Yezid b. Keysan saduktur, hata eder.
* Nesâî Sunenu'l-Kubrâ’da (3/273) bunu; Ebu Bekr el-Mervezi – Ahmed b. Menî’ - Ali b. Haşim – Yezid b. Keysan – Ebu Hazim – Cabir radiyallahu anh isnadıyla rivayet etmiştir. Ebu Hureyre radiyallahu anh yerine Cabir radiyallahu anh’ın zikredilmesi vehimdir. Bu hatanın saduk bir ravi olan Ali b. Haşim’den kaynaklı olması ağır basmaktadır.
[9] Sahih. Ahmed (6/432) Abdurrazzak (11722) Taberânî (24/295)
[10] Hasen. Taberî (17/258) İbn Vehb Tefsir (no:19) Taberî ve İbn Vehb’in isnadlarında Muslim el-A’ver el-Mellaî zayıftır. Beyhaki ise aynısını hasen bir isnad ile rivayet etmiştir: Sunenu’l-Kubra (no:3216)
[11] Zayıf. Taberî (17/260) Taberî’nin isnadında inkıta vardır. Başka bir tarikten: İbn Ebî Hâtim (no: 15228) bunun isnadında Abdullah b. Kabisa mestur’dur.
[12] Sahih. Taberî (17/259)
[13] Sahih. İbn Ebî Şeybe (3/383)
[14] Sahih. İbn Ebi Şeybe (4/284) Tefsiru Abdirrezzak (4/495) İbn Ebi’d-Dunya el-İyal (404) Tahavi Şerhu Maani’l-Asar (4/332) Taberi (17/256, 264) Taberani (9/228) İbn Katan İhkâmu’n-Nazar (s136) İbn Habib Gaye ve  Nihaye (s.215) el-Elbani el-Hicab (s.41) el-Elbani isnadının sahih olduğunu söylemiştir.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)