Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



3 Mart 2016 Perşembe

Re'y İle İçtihad Mecbur Kalınan Leş Hükmündedir

Ebu Şame el-Makdisi rahimehullah şöyle demiştir: “(Görüşle) içtihad etmeye ancak yöneticilerle ilgili hükümlerde mecbur kalınır. Hâkim (yönetici ve kadı) dışında kimsenin içtihat etmesiyle ilgili bir delil gelmemiştir. Muaz radiyallahu anh’den gelen;
“Allah’ın kitabında bulamazsam rasulünün sünnetine bakarım, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetinde de bulamazsam görüşümle içtihad ederim”[1] sözüne gelince, Muaz radiyallahu anh hâkim idi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in:
Hakkında bir şey indirilmemiş konularda aranızda görüşümle hükmedeceğim[2] hadisine gelince, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hâkim (yönetici) idi.
Yine Allah Teâlâ’nın: “Davud ve Suleyman tarla hakkında hükmettiklerinde…” (Enbiya 78) kavline gelince, her ikisi de yönetici idiler. İçtihat leş hükmündedir.
Sa’lebî ve Şafiî dediler ki; “Kişi leşi ancak ölecek duruma geldiğinde yiyebilir.”[3] Hâkim olmayan kişinin görüşü ile içtihat etmesi, evinde oturan kişinin: “Falanın zaruret halinde leş yemesi caiz oluyorsa bana da caizdir” demesi gibidir.
Yine kişinin müçtehidin görüşüyle delil getirmesi caiz değildir. Çünkü müçtehit hata da edebilir, isabet de edebilir. Bir şeyde hata ve isabet ihtimali bulunuyorsa onun terk edilmesi daha uygundur. Bu tıpkı şüpheli yiyecekleri terk etmenin daha evlâ olması gibidir.”[4]


[1] Münker. Tayalisi (1452) Ahmed (5/230, 242) Ebû Dâvûd (3593) Tirmizî (1328) Dârimî (1/6) İbn Sa’d (2/347, 584) Ukayli ed-Duafa (76-77) hepsi de; Şu’be – Ebu’l-Avn – Muhammed b. Abdillah es-Sekafi – el-Haris b. Amr – Mugire b. Şube’nin kardeşi – Muaz radiyallahu anh’ın ashabı – Muaz radiyallahu anh yoluyla rivayet ettiler.
* Ahmed (5/236) Ebû Dâvûd (3592) Tirmizî (1327); Şu’be – Ebu’l-Avn – el-Haris b. Amr – Muaz radiyallahu anh’ın ashabı yoluyla, Muaz radiyallahu anh’ı zikretmeksizin rivayet ettiler. El-Haris b. Amr meçhuldür. Bkz.: Mizanu’l-İtidal (1/349) et-Takrib (1/143) Buhari Tarihu’l-Kebir’de (1/277) dedi ki: “Bu sahih değildir, bu mürsel yoldan başkasıyla da bilinmemektedir.” Bkz.: Telhisu’l-Habir (4/182-183) el-Elbani Silsiletu’l-Ahadisi’z-Zaife (881)
[2] Zayıf. Ebû Dâvûd (3585) Darekutni (4580) İbn Katan Beyanu’l-Vehm (4/520) isnadında Usame b. Zeyd el-Leysi zayıftır.
[3] Bkz.: İ’lamu’l-Muvakki’in (2/284)
[4] Ebu Şame el-Makdisi, el-Muhtasaru’l-Muemmel (s.38-39)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)